Bilmek istediğin her şeye ulaş

Anne, baba, sevgililer günü gibi geleneklerin arkasındaki gerçeklik insani mi yoksa iktisadi mi?

Bence de gelenek değil, tamamen ticari amaçla uydurulan şeyler. Sevdiğim insanların sadece bu günlerde yüceltilmesi çok saçma... Bana göre kutlanması gereken tek şey var o da, kişinin doğum günü.
  • Paylaş
Bunlar gelenek değildir! Bana göre bunlar piyasayı canlandırma, tüketimi artırma politikalarıdır.
  • Paylaş
Bunların hiçbiri bizim geleneğimiz değildir. Hatta özellikle sevgililer günü tabir edilen Aziz Valentin Günü tamamen Katolik bir gelenektir. Hristiyan ülkelerinde de bu günler ticari bayram günlerine dönüşmüyor mu derseniz tabii ki kapitalizmin çok daha etkili olduğu o diyarlarda bu günler daha da ticari oluyor, reklam yoğunluğundan özellikle kadınların gözü dönüyor. Babalar günü oralarda da eğer duyulursa bir telefonla kutlanıyor, babanın aldığı tek hediye ise o gün özgürce diğer babalarla kafa çekmeye gitmek oluyor.
  • Paylaş
Yani özünde insanların sadakatle bağlı olduğu ailevi-manevi unsurların serbest piyasacılar için; "nasıl kâra çeviririz? " bakışının eseridir diyebiliriz. Her özel günde avmlerin çıldırması, ortalığı dekorlarla doldurması, cep telefonuna durmaksızın gelen X'ler günü kampanyası smsleri niçin? Tamam belki en başta, kökeninde bu niyet olmayabilir bu özel günler ortaya çıkarken yalnız şu an sermayeye hizmet eden piyasayı canlandıracak bir argüman olarak kullanıldığı kesin.

Son olarak ramazan ayında birdenbire müslüman olup reklamında iftar sofrasında kola ile oruç açtıran coca cola müslüman olmakta ne kadar samimi ise bu özel günlerle ilgili kampanyalar yürüten piyasacılar da o kadar samimi.
  • Paylaş
Tamamen duygusal.
  • Paylaş
Sevgiyi gösterme (hissettirme) yolunu hediye almak, özel günleri kutlamak olarak algılayan kişi için insani, sevgisini hissettirmekte problem yaşamayan kişi için ise iktisadidir.
Fakat bir de sevginizi göstermek istediğiniz insanın duruma bakışı da önemli. Hediye almadığında minicik de olsa bir seremoni gerçekleşmediğinde kendisini önemsiz, unutulmuş ya da sevilmeyen biri olarak görüyorsa karşınızdaki siz ne düşünürseniz düşünün ya da sevginizi hissettirme konusunda ne kadar usta olursanız olun sevdiğiniz için insani olan yöntemi seçmek durumundasınız... .
  • Paylaş
Bu tür özel günler özel anlamlar atfedilmiş durumlar sonucu ortaya çıkmıştır aslında. Bir insan sevdiği insana sadece bir gün gösterebilir mi sevgisini ilgisini verdiği değeri? Tabi ki hayır. Bu tür özel günlerde o kişiyi Anne, Baba, Sevgili gibi onore etmek amaçtır yani sen benim için 365 gün değerlisin ama bu özel günde aldığım maddi ve manevi değeri olan hediyeyle ve yaptığım organizyonla bunu sana ifade ediyorum demektir. İnsanları sosyal, kültürel, ekonomik ya da iş hayatındaki durumlarına göre 365 gün süremeyeceği için bu eylem çok abartmadan bu tür özel günlerde küçük süprizler yaparak aile, dost ve ikili ilişkileri taze tutabiliriz ama diğer 364 gün de de maddi olmasa bile manevi olarak o kişinin değerli oldğunu hissettirmeliyiz ki bu özel günleri bir anlamı olsun. Bir diğer husus da bu türk özel günleri kapitalist düzenin fırsata çevirme çabasıdır. Kapitalist düzen hiçbir zaman tatmin olman kazanç yaratan kar elde edebileceği alan arar ve bulduğu zaman sonuna kadar bu karı maksimize etmeye çalışır bu da duyguların sömürülmesi anlamına gelir. Bizim burada yapmamız gereken bilinçli bir müşteri ve akil bir davranıştır. Sonuç olarak bu tür özel günlerin ne kölesi olalım ne de gözardı edelim!...
  • Paylaş
Batıdan alınmış, bireyselleşmiş yaşam ürünü, iktisadi çevrelerin reklamını yaptığı gelenekler.
  • Paylaş
Bence , bir vicdan rahatlatma..

Klasik geleneksel aile yapılarında zaten yok böyle şeyler.

Modern algı diye dayatılan günümüz postmodern düzenin yansıması bunlar.

-Ya anne, baba biliyorsunuz bütün gün çalışıyorum zaten yorgun argın eve geliyorum , bir de siz sitem etmeyin aramıyorum yada gelmiyorum diye lütfen !

Bir sürü sebep sayarız bu cümleye dair . Fakat boştur.

Temelinde en yakın duygusal bağ kurulması gereken bir sürecin , salak saçma bahanelerle havaya uçurulup , yılda üç beş güne indirgenen kurgusu yatar. Anneler günü ! Babalar günü ! Peh..

Eşini aldatan adamın vicdan azabına benzeyen işaretler taşır.
Bir gece önce yaşanan şey çok ağırdır , hatta belki ilk defa yaşanılıyor diye ağırdır , zaman içinde yaşana yaşana (aldata aldata) bu ağırlık da kalmaz ; gene de ağırdır diyelim ; ertesi gün bayram değil seyran değil bir bakmışsınız öküz gözü kadar bir tektaşla çıkagelinmiş.

Kadın (eş) çoğunlukla bu duruma uyuz olsa da ; üzerine gitmez. Bilir ki eğer giderse karşılaşacağı gerçek yıkıcı olabilir. Sevinir. Sevinmiş gibi yapar..

-Aaaaa canım , nerden çıktı şimdi bu ? (Nerden çıktığını çok iyi bilir aslında)

***

Şu yukarıdaki sürecin , daha naif görünümlüsü de , bahsi geçen günlerdir zannımca.

-Oğluuummm !! Neden aramıyorsun , bak nerdeyse bir ay olacak uğramadın. Çok özledim !!

-Aman anne ya , amma duygusalsın , bak benim de bir evim var artık , yapma böyle lütfen ; ayda bi geliyoruz işte.

Burda bir parantez açmak lazım , genelde erkek anaları böyle serzenişlerde bulunur. Kimse kızmasın ama kız tarafı ana babayla gayet içli dışlıdır. Kadın ne yapar eder bir fırsat bulup kendi annesi ile bu duygusal travmayı ortadan kaldırır. Hiçbir şey yapamazsa , öğlen bir kahve içer , gene de bu noktalara gelinmesine izin vermezler.

Ve erkeğin ruhu bile duymaz.

Sanır ki , kendi ailesi ile kurulan mesafenin bir benzeri , diğer taraf ile de kuruludur. Neyse bu başka bir konu.

***
Sevgililer günü ise başlı başına bir facia.

En son şöyle bir örnek duydu bu kulaklar (metroda)

-Napıyosun sevgililer gününde ?
-Bilmiyorum ki , Batu ile takılırız sanırım. Aslında Mert çeşmeye gidelim dedi ama..

Bu marjinal bir örnek gibi gelebilir.
Ben de duyduğumda öyle düşünmüştüm.

Fakat birkaç yakın dostumla bu örneği paylaştığımda , ne yazık ki ilişki süreçlerinin artık aşırı dejenere olması sebebi ile bu vb vakalara çok rastlandığını , alternatifler arasından en doğru seçimin , duygusal olmaktan çıkıp , vaatedilen materyalist nicelik ölçüsünde belirlendiğini düşünmekteyiz.

Şu yazdıklarıma yüzde yüz yanılıyorsun diyerek çok güzel ve samimi örnekler verilmesini diliyorum.

Hatta bunu yürekten istiyorum.

Fakat ne yazık ki birden çok gözleme dayanan gerçekler bunlar. .

şimdilik. .
  • Paylaş
Gerçeklik kendiliğinden varolur, çoğunluk belirleyemez.
Yanıt ise iki taraf için de değişiyor: Arz ve talep.
  • Paylaş
Sonraki Soru
HESAP OLUŞTUR

İstatistikler

425 Görüntülenme11 Takipçi10 Yanıt