Bilmek istediğin her şeye ulaş

Aranızda hoca dayağı yiyen var mı? Bu konuda fikirleriniz nelerdir?

Benim neslimden olup da hoca dayağı yememiş olan yoktur sanırım. Sonuçta sıra dayağı diye bir şey de vardı. Mesela ders boş olduğunda hepimiz coşardık, bir müdür muavini gelip sıra dayağı atardı. Ön sırada oturan uslu gözlüklü ufak tefek kızlara hep acırdım aslında... Bazı erkek hocalar yumrukla döverdi, öyle bir tanesini lise birdeyken ben dövmüştüm sonunda. Aslında dersini iyi anlatan ve öğrencilere de iyi davranan hocaları da istismar etmezdik diye hatırlıyorum. Sanırım oldukça gereksiz bir şeydi dayak, tabii öğrenci açısından bakınca.
  • Paylaş
4

Cahit Ceylan, Hocayı nerede dövdün?

Şaman, Sayın profesörüm 1982 senesinden bahsediyorum. Şimdiki sistemde anlaşılan eğitim seviyesi düşmüş ama en azından liselerde dayak kalkmış.O zamanlar hocanın vurduğu yerde gül biter anlayışı ve sapık hocalar vardı. Devlet memuru olmak anca o geri zekalıların işiydi, kimse öğretmen olmak istemiyordu, olan da nadiren isteyerek öğretmen olmuş oluyordu. Zaten şimdi nasıldır bilmiyorum ama eğitim fakülteleri ÖSS listelerinin en altında yer alıyordu. Çoğu hiçbir yeri tutturamayan geri zekalı oralarda okuyordu.

Erdem Güvercin, şimdi şunu söylemek istiyorum sizin bahsettiğiniz kişi bir hoca olamaz zannedersem dağdaki bir çobanı hoca diye başınıza dikmişler aradaki yaş farkı itibariyle hocanın olgun davranıp sizin psikolojinizi bozmadan bir davranış şekli kullanması lazım eğer ama eğitim sistemi fabrika işçisi alır gibi öğretmen hoca vs atama yapıyor

Şaman, Ankara Yükseliş Koleji'nde ama önce o bana aparkatla girişti. Din hocaları arasında boksörlük modası vardı, bizimki de boksördü ama tüy siklet, ben de kocaman adamdım, zıpladı aparkatı geçirdi ben de refleks olarak sağlı sollu giriştim, beklemiyordu, ön sıranın üstüne yıktım bunu. Bütün sınıf coşmuştu. Ben bir hafta tart aldım o da okuldan istifa etti.

Herhalde ilk ve orta okul dönemlerinde yediğim dayağın toplamından fazlasını lisede yemişimdir.

Meslek lisesi mezunuyum. Haliyle hocalarımız da metal işleri ile alakalılardı. Bizim için dayak ciddi bir eğitim aracıydı mesela.

Dayak nedenlerine gelince:

- Atölyede eğe yaparken iş parçasının (dersin ödevi) gönyesini tutturamamışsın gel bakalım!
- Kaynak yaparken curufun kendiliğinden kalkması kaynağın kalitesini gösterir (bize öğretilen oydu), curuf kalkmazsa yine sopa!
- Yine kaynak yaparken elektrot istikhakından fazlasını kullanırsan ya da yetmez ise amanda aman sabahlar olmasın.
- Taş motorunun taşını kırarsan seni de kırarlar.
- Teknik resimde norm yazı stili kullanılır, yazamıyorsan yazdırırlar!
- Atölyede bütün işler ortaklaşa yapılır, hıyarın teki çıkar kendi işini yapmaz tüm sınıf sopa yer.
- Kumpasta değer okuyamamak idam cezasına eşdeğerdi. Kumpas elime almayalı uzun zaman olmuştur ama ölsem kumpas okumayı unutmam.
- Sanıldığının aksine sigara içerken yakalanmanın sonu dayak değildi. Zira neredeyse tüm okul sigara içiyordu.
-...

türünden nedenler aklımda kalmış. Bir de bizim hocalarımız fantastik bir şekilde eğe ile dövme meraklısıydılar.

Eğitim

Sopa yiyeceğiniz zaman yanınızda taşıdığınız eğeniz ile yerdiniz.

Hocaların metal meslek hocası olduklarını boşuna söylemedim, çoğunun elleri yastık, parmakları da dolma kıvamındaydı. Şahsi fikrimi sorduklarında (bazen insafa gelip dayak seklini sorabiliyorlardı) eğeyi tercih ederdim. (:

Dışarıdan çok olumsuz gözüküyor olabilir ama şimdi sorsalar yine meslek lisesinde okumayı tercih ederim.
  • Paylaş
Çok afedersiniz "İmam osurursa cemaat sıçar. " diye bir tabir vardır ya hani, onu buna uyarladığımızda insanların neden kavgaya meyilli olduklarını anlayabiliyorum. Eğitmen döverse, öğrencisi yarın bugün birini öldürür.

Ben öğretmen dayağı yemedim; ama yiyen arkadaşlarım olmuştu ve o görüntüleri görerek dayak yemiş kadar oldum. Bu yaşıma kadar öğretmenlere karşı antipati besledim istemsizce. Daha yeni yeni öğretmen arkadaşlarım olmaya başladıkça bu antipatiyi yavaş yavaş yok etmeye başlıyorum. Umarım yeni nesil öğretmenler daha bilinçli yetişmiştir.
  • Paylaş
Ben ilkokul 4-5 civarında yemiştim, ama bizim kendi sınıf öğretmenimizin olmadığı ve onun yerine başka bir öğretmenin baktığı bir gündü. Bütün parmaklarımızın ucunu dikey olarak birleştirtip öyle vurmuştu cetvelle. Hatırladığım kadarıyla 5-6 kişiydik bu dayağı yiyen ama sebebini gerçekten hiç hatırlamıyorum. Tabii bir de ben bu dayağı yediğimde velilerin öğretmenlere "Eti senin kemiği benim" dediği dönemlerdi... .
  • Paylaş
4

Hakan Köse, Aynen :) Bence dayak ile hiç bir şey çözülmez ama ceza vermek gerekir, elbette adil biçimde.. Zaten dayak konusu "cezasını kimse veremeyeceği için ben vereyim" olgusundan doğuyor biraz da bence.

Solsoledo, :) valla bu iyi mi kötü mü oldu bizim için bilemiyorum! Şimdi hoca çocuğun kulağını çekse ertesi gün youtube'da. Tabii insan düşünmeden edemiyor, şimdi bu çocuklar hiç mi dayağı hak etmiyorlar. :) Yoksa bir yaptırım olmadığından iyice cıvıtıyorlar mı (her şey bizim son dönem Türk dizilerindeki gibi mi?)...

Hakan Köse, Temsilen sadece sizin yanıtınızın altına yazdım..

Hakan Köse, Şöyle bir yorumlara bakınca ne kadar çok insan hoca dayağı yemiş ve hepsi de birbirinden ilginç hikayeler..

Ben de bir kere hoca dayağı yedim ve bana vuran hoca din dersi öğretmenimdi. O günden sonra din dersine ve öğretmenlerine karşı fikir savaşım resmiyet kazandı... .
  • Paylaş
3

Şaman, Hihihi, benim dövmek zorunda kaldığım hoca da din hocasıydı. O zamanlar din hocaları arasında boksörlük modası vardı ama benimki tüy sikletti :)

Belgi Saygı, Bizimki erkek öğrencileri kulaklarından tutup havaya kaldırırdı ki kendisi uzundu ve biz orta okuldaydık. Şimdinin 6-7-8'i. Çocuk aşağı inene kadar yüzüne allah ne verdiyse iki eliyle vururdu. İşkence gibi.

Şaman, Benimki aparkatla girişmişti :)

Hocalarla her zaman çok kötü anılarım olmuştur. Dayak yediğim de çok oldu. Lise dönemlerimde piercing ve dövmelerim yüzünden aşağılanıyordum. Karşılık verdiğimde de hocalar fiziksel şiddete başvuruyordu.
Şu dönemlerde öğretmen şiddeti biraz daha azalmış gibi sanıyordum ama geçen günlerde yaptığım bir araştırma beni dehşete soktu.
  • Paylaş
Şaman Bey'in bahsettiği sıra dayağı neslindenim:) Çoğuna itiraz etsem de orta okul sonuna kadar sıra dayağı çok yedim. İlk ve son özel dayağımı ilkokul birdeyken ve okulun başında yedim. Sebebi ise ilkokul öğretmenimin oku direktiflerine karşı koymamdı. Neden okumadığımı veya okuyamadığımı bilmiyorum. Öğretmenim beni temiz bir dövdükten sonra ''al şu kitabı oku bahçede'' dedi. Kocaman bahçede ezik bir şekilde oturup okudum ve ders zili çaldığın da sınıfta herkesin önünde okuttu. Sonra da; illa dayak mı yemen gerekiyor? Demişti. Annemden çok dayak yemiştim yaramazlıklarıdan dolayı ama yabancı birinden dayak yemek hemde bir sürü yeni tanıştığım arkadaşlarımın karşısında çok utandırmıştı. Okuyabildiğimi nerden anlamıştı hala bilmiyorum. Ama bana güzellikle yaklaşsaydı daha farklı olabilirdi diye düşünüyorum. Yıllar sonra öğretmenimin eşi kardeşimin matematik öğretmeni oldu. Kardeşim öğretmenini ziyarete gittiğinde kardeşimi görmüş, ismimi ve soy ismimi söyleyerek senin bir ablan var mı? Diye sormuş. O zaman da beni çok şaşırtmıştı. Çünkü aradan en az 15 yıl geçmişti. Öğretmenimle kötü bir başlangıç yapmıştık ama sonrasında sevmiştim. Korkusu sevgisini bastırsa da 5 yıllık emeğinin hakkını ödeyemem. İlkokulda en net hatırladığım hatıralarımdandır maalesef:(
  • Paylaş
Hocalarımız genelde organize bir şekilde döverlerdi bizi. Hocaların ortak kullanım sopası vardı adı Hamdi az dayağını yememişimdir. Düşünüyorum o günleri bir çoğunda hak etmiştik aslında. İşin en ilginç yanı dayak atsalar bile o hocalarımla hala görüşüyor olmam. :)
  • Paylaş
2

Fethi Ahmet Torun, bana ALLAH ne werdiyse dalarlardı ama ben bir of bile demezdim...

Zekiye , Bn hocanı yüzüne bile bakmazdm dövsedi bni

Matematik dersinde ödev yapmayınca grup halinde elimize yediğimiz cetveller haricinde dayak ile karşılaşmadım :)
  • Paylaş
Ortaokuldayken sıra dayağı yemişliğim vardır. Matematik öğretmenimiz aynı zamanda müdür yardımcısı idi. Boş derste azıttığımız için sınıfa elinde cetveli ile girdi ve herkesin parmaklarını birleştirmesini istedi. Her iki elin parmaklarına da cetvelle bir güzel vurduktan sonra nasihat edip sınıftan ayrıldı. Sonrasında sınıftaki herkesin parmakları kıpkırmızı idi tabii.
  • Paylaş
İlkokulda öğretmenimin bir sopası vardı bilmeyince vururdu anlarım ama bilince de vuruyordu psikolojik anlamda sıkıntılı biriydi tabi. Sobalı sınıftı bizim ki her gün başka bir öğrenci sobayı yakmakla görevliydi o gün de sıra bana gelmişti odunlar da yaştı sanırım yarım saat uğraştım yakamadım sonra hoca geldi falan derken bu bana bağırmaya başladı bir sobayı yakamıyorsun diye o yılların eskitemediği herkesin korkulu rüyası sopa benim elimde kırılmıştı elim çok acımıştı ama sopa kırıldı diye ben gülmeye başladım daha çok sinirlendi tabi geç yerine diye bağırdı o gün hem acıyı hemde mutluluğu bir arada yaşamıştım.
  • Paylaş
1

Osman Tüysüz, Vay kardeşim benim vay :)

Hatırlıyorum da hakaret mi edeyim yoksa dayak mı atayım diye seçenek sunan psikopat hocamız vardı. Birde hakaret etmemi istemezsiniz tokatdan daha çok acıtır diyordu. Sırası gelen de dayak seçeneğini kabul ediyordu... Birde ruh hastası hocamız vardı cadı diyorduk dayak fantazileri hiç bitmiyordu. Kitabın dibiyle kafaya ellere sırta vurma, karşılıklı tokat attırma vb... Neyse ki liseye geçtik de öğrenci muamelesi gördük Hatta ilkokuldan kalma dayak müptelası olmuş mazoşist öğrencilerde var lisede onlara bile şiddet uygulanmıyor. Önceden dayak atmayı hobi olarak gören öğretmenler varmış. Biz öğrenim olarak en iyi dönemi yaşıyoruz heralde.
  • Paylaş
Cidden komik soruymuş ☺ Sanırım buradaki yaş ortalaması çok düşük.

Ben çocukken, tamam şirin bir kızdım ama okula gitmeden önce (tabii orta okula kadar) her şeyi bildiğimden okulda hiç uslu durmazdım. Öğretmenlerimiz de o zamanlar iyice gemi azıya almış sadistlerdi. Düzgün maaş da almadıklarından bugünkünden de beter bir tayfa eğitim fakültesi okuyordu. Yani oralara talep hiç yoktu, her kolay yoldan üniversite bitirmiş olmak isteyen girip okuyabiliyordu. Dayak şu şekillerde olabiliyordu. Önce okula girerken kıyafet kontrolü oluyordu, etek çok kısa, çorap renkli, yaka kirli gibi nedenlerle bacağa, popoya bir ağaç dalı ya da çomakla vurulmasıyla kapıdaki sadistin o sabah sevişip sevişmemiş olmasına bağlı olarak sertliği değişen ilk sopa. Öğretmenine bağlı olarak sivri tırnakların kulak memesine küpe deliği açarcasına saplanması, kulağın çocuğu havaya kaldıracak kadar yukarı çekilmesi, avuç içine yuvarlak bir sopa ya da cetvelin yassı tarafıyla vurulması (bu insaflı olanıydı), avuç içine cetvelin keskin kenarıyla vurulması, elin parmaklarının yukarı doğru birleştirtilmesi (tuzluk denirdi) ve üstlerine cetvelin yassı tarafıyla vurulması, yüze atılan tokatlar ve saç tutamlarının koparılacak kadar çekilmesi şeklinde dayaklarımız çeşitlendiriliyordu. İşin ilginç tarafı halk tarafından zarif, ince vb bilinen kadınlar (bu durumda karılar) döverdi bizleri, erkek öğretmenler çok daha düzgün insanlar olurdu. Neyse ki artık bunlar yasaklandı Sadist sapık aynı sadist sapık ama artık çocukları koruyan yasalar var. Artık sadece aşağılayarak öğrencileri ruhen dövüyorlardır. Biz de bizim zamanımızda falaka olmamasına şükrediyorduk. Bir de sıra dayağı diye bir şey vardı ki zaten uslu cici bir kızken beni zıvanadan çıkartıp yaramazların arasına katılmamın da sebebi olmuştur. Öncesinde dayaktan korkardım ve uslu dururdum ama üç beş sıra dayağından sonra dayaktan korkum kalmamış ve eğlenceli tayfaya katılmıştım.
  • Paylaş
Sitedeki gençlerden biri olarak hoca dayağının çok da geride kalmadığını söyleyebilirim. Okumaya üşenenlere özet; uzun bir yazı olacak çünkü o beş sene yediğim dayağın etkisini 22 yaşıma gelip de tam olarak atabilmiş değilim.

98-99 döneminde okula başladığımda; uçarı, yaşıma göre(6) çok zeki, hiperaktif bir çocuktum. Babamın da emekli bir eğitimci olması dolayısıyla okula başladığımda okuma-yazmadan tut matematik işlemlerine, ufak tefek genel kültür bilgilerine kadar bilmediğim yoktu. Aslında 7. Yaşımda (sonraki sene) okula yazdırılacak iken, tamamen benim babama "Kuzenim okula gidiyor ben de gideceğim. " şeklinde baskı yapmam -başının etini yemem- sonucu okulların açılmasına bir gün kala -veya açıldığı gün tam hatırlayamadım- kaydoldum. Beni öğretmenime teslim ederken "Eti senin, kemiği benim. " diyen babam, muhtemelen okulda dayak yemek için bir sebebim olmadığını düşündüğünden bu kadar rahattı bence. (Bu arada babamdan da az tokat yememişimdir; ama Allah için çok çektirdim, inatçılıkta da kendisine çekince büyük kısmını hakettiğimden şikayetçi değilim. Olur öyle şeyler)

İlkokul öğretmenime görür görmez güvenip sevmiştim, ama daha birinci sınıftan dayak yemeye başladık tabii. Şimdiki anne babalar çocuklarının şımarıklıklarına bir bahane olarak gösteriyorlar hiperaktivite'yi ama benim durumumda; tamamen babamın bir eğitimci+baba olarak "Ben çocuğuma o ilaçları kullandırtmam, mala döndürüyor çocukları o ilaçlar. Bu yaşta çocuk tabii hareketli olur. " şeklinde düşünmesi ve bana da hep yapıcı bir yaklaşımla yaklaştığından bu konuda, farkında olduğum ve okulda dikkat etmem gerektiğini bildiğim bir konuydu. Öğretmenimden ilk tokadımı herhalde yan sıradan kalem veya silgi istemek için ayağa kalktığımda -ufacığım lan yetmiyor kolum işte uzanmaya- yedim. Daha sonra durduk yere aynı sebeplerle, konuştuğum için, parmak kaldırırken çok heveslendiğim için, soruyu bazen farkında olmadan cevapladığım için, derste ayakta dolaştığım için (külliyen yalan), el yazım kötü olduğu için, el yazısı yazmadığım için, bütün ilkokul yıllarımda beni hırpalayanları şikayet ettiğim üstüne bir de ağladığım için.... Onun için bunun için öyle böyle dayak yemedim. Ne kadar salakmışım ki öğretmenime bunlara rağmen sevgi duyuyordum. Yüzüm, ellerim kollarım, kulağım mı morarmadı. Babam direkt halimden anlardı zaten o gün dayak yediğimi; okula gidip "Ulan hasta etmeyin ne biçim eğitimcisiniz siz, küçücük çocuk dövülür mü? Hepinizi sürdürürüm, meslekten men ettiririm. " (yeni emekli başmüfettiş olduğundan, bağlantısı da yok değil) dediği için adamı Okul Aile Birliğinden çıkardılar, beni görmezden geldiler, sindirdiler. Aile Birliği çocukları el üzerinde tutuldu, ben yokmuşum gibi davranıldı. O okula aile olarak çok büyük destek, geliştirme yardımı yapabileceğimiz halde, babam gördüğüm muameleden şikayetçi olduğu için okulun başına bela addedildi.

Ortaokul ve lisede öyle dayak görmedim ama. Bilmiyorum, sadece sınıf öğretmenlerinde sık sık görülen bir durum olarak da genellemek istemiyorum zira pamuk gibi hocalar olduğunu da biliyorum kendi okulumda. Çocuktuk işte değiştirmedim sınıfımı. Ortaokul ve lisede bir fiske yememişimdir. Zaten hocalar da pek dayak yanlısı değillerdi. Ha ama nedir, mesela bir hocamız sınıfta dersi sabotaj etmeye çalışan biri varsa arkadaşın boş bulunduğu anda çat diye yapıştırırdı kafasına bir tane. Ya da ne bileyim, lisede disiplin kurallarını ısrarla çiğneyen -çok da rahattık hani AÖL olmamıza rağmen- biri varsa (Tuvaletlerde ısrarla sigara içmek, giyim kuşam kurallarına ısrarla uymamak, haylazlık, magandalık, ders dinlememe hepsi bir arada falan olacak tabi) normalde pamuk gibi ve sakinlik abidesi olan müdür yardımcımızın işi sinirli asabi fakat komik ve bir o kadar cana yakın müdürümüze bırakmayıp okulun üç katında yankılanacak efsane bir tokat indirdiği de olmuştur. Ama dediğim gibi, bir öğrencinin artık sınırları aşması ve öğretmenin dayanamayarak bir tokat atması başka şey, devamlı durduk yere dayak atılması bambaşka bir şey.

Sonra ne oldu; ben 5. Sınıftan itibaren silik sessiz bir tip oldum. Öyle ki ilk senelerimde emekli olmuş bir hoca beni daha dershanesinde gördüğünde bana "Bu çocuğa ne yaptılar okulda; sesi çıkmıyor, neşesinden eser kalmamış. " dedi. Çünkü okula karşı eski neşem kalmadı. Lisede dahi silikliğimden kurtulamadım. Öğretmenlerim derse katılmadığımdan şikayetçi olurlardı. Okumayı bırakmak isteyecek kadar depresyona girdim ergenliğe girdiğim dönem. Hiç kimse bir şey başaracağımı düşünmedi bu halim yüzünden. Bir kaç öğretmenimin desteğiyle üniversiteye kadar geldim desem yalan olmaz. Hâlâ asosyalim, hala çekingenim. Bir topluluğa girdiğimde insanlara çabuk kaynaşabiliyor olmama rağmen, ilk adımı atana kadar uzun süre beklerim. Ortaya fikir atabildiğim an grubun liderliğini bile alabilirim. Üniversitede ancak toplayabildim kendimi bir derece.

Şimdi bir öğretmenim. Öğrencilerime fiske vurmuyorum, zannetmiyorum ki kolay kolay böyle bir şey yapabileyim. Özellikle benim yediğim gibi çok afedersiniz ota b*ka dayak atılmasına şiddetle karşıyım. Zaman zaman çileden çıkarttıkları olmuyor mu, oluyor. Hatta açık ve net söyleyeceğim bazen okkalı bir tokadı hak ettiğini düşündüğüm çocuklar oluyor. Ama annesinin babasının vermediği terbiyeyi, evde atılmayan o bir tokadı, ben atacak değilim. Sınıftan çıkarırım, köşede bekletirim, enselerinden tutup müdürün yanına götürürüm, ailelerini ararım. Ama ne kadar hak etse de bir fiske vurmaya tenezzül etmem. Hem okulda dayak yiyecek, hem de öğretmenlerin zerre saygı görmediği bir dönemde öğretmen olacak kadar da bahtsız olmam cabası.
  • Paylaş
Ben özellikle lise hayatım boyunca ara ara dayak yedim. Hiç bir biçimde bir öğrencinin dayağı hak edecek bir şey yaptığını düşünmemekle birlikte, dayak ile hiç bir sorun çözülmez. Eğer ortada bir hata, suç varsa; o öğrencinin yasa ve yönetmelikler ile cezalandırılması gerekir.

Bence bu bildiğin sosyolojik bir konu ve toplumsal bir mesele. Eğitim sistemi dersek zaten içler acısı...
  • Paylaş
Ben dayak yemedim fakat günümüze bakarsak öğretmenlerin hiçbir özelliği kalmadi artık okullara gidin bakın liselere bakin özellikle her türlü şey var ve çoğu kişide dayak yemeyi hakediyor eğer öğretmen boyle davranışlarda bulunan öğrenciye vursa kulağını çekse diğer gün veli okulda öğretmeni şikayet ediyor önceden boyle değildi benim annemde öğretmen ve beni öğretmenlerime eti sizin kemiği benim diyerek emanet eder ve boyle olmasida gerekiyor .
  • Paylaş
Ben sıra dayağı yemedim ilkokuldayken sadece 2 kere tokat yemiştim hocalar haklı bence dayaktan anlıyolar
  • Paylaş
İlkokulda okulumuzun müdürü şerefsizin tekiydi, özellikle kız çocuklarını hiç acımadan döverdi. Bir keresinde hatırlıyorum andımız okunduktan sonra kız öğrencilerden birini kırmızı kurdelesi (kordela derdi kendisi) yok diye bütün okulun önünde dövmüştü. 82-83 yıllarından bahsediyorum bu arada.

Ortaokul ve lise yıllarında sıra dayakları normaldi zaten. Ortaokuldayken en sevdiğim arkadaşımla fen hocasından birer tokat yemiştik. Meslek lisesinde okumuştum, orada da beni sevmeyen bir hoca vardı, itip kakmayı çok severdi beni, bir kaç öğrenci daha vardı onlara da aynı muameleyi yapardı. Başka hocalar da başka öğrencilere aynısını yaparlardı. Sonuçta hepsi sorunluydu. Öğretmenlik vasıfları olmayan adamları öğretmen yaparsan olacağı budur.

Okullarda dayak devam ediyormuş bu arada, kursa gelen öğrencilerime sorup onlardan bilgi alıyorum. Kadın müzik öğretmenleri yine aynı psikopat tavırlarını koruyorlarmış :)

KPSS sınavında, öğretmenlik yapacak adama coğrafya sorusu sormaktan vazgeçin, önce ruh sağlığı yerinde mi diye bir kontrol edin. Bir sürü psikopatı, vasıfsız insanı öğretmen olarak istihdam ediyorsunuz. Buna özel okullar da dahil.
  • Paylaş
Hoca dayağı hiç yemedim ama meslek hayatımda öğrenci döven öğretmenler gördüm. İşin en ironik yanı dayağa-şiddete aileden alışmış olan öğrencilerin dövmeyen sövmeyen öğretmeni ciddiye almaması ve onu dinlememesi. Yıllar önce bir sınıfım vardı, canımlar cicimlerle mi seslenmedim, pastalar kekler mi almadım, ne yaptıysam yaramazlıklarından vazgeçiremedim. Bir gün isyan ediyorum onlara "benim dersimde hep yaramazsınız, ama x hocanın dersinde gıkınız çıkmıyor" diye. "Ama hocam siz iyi kalplisiniz x hoca ne biçim dövüyor biliyor musunuz? " dediler. :)
  • Paylaş
Dayak yemeyen öğrenci mi var. Hele ilk okulda hep dayak birşey yapmadığın zaman da dayak yiyordun çünkü sırayla herkesi dayaktan geçiriyorlardı. Evet dayak yedim hemde sayılmayacak kardar
  • Paylaş
Rahmetli ilkokul öğretmenim öyle bir dövmüştü ki, unutmam ne mümkün. Bugün tekrar bu konu geçince aklıma geldi ve iyiki öğretmenimdi, bugün onun öğrecisi olmakdan da gurur duydum diyebilirim.
  • Paylaş
Hoca dayağı deyince ben normal okullarda dayak yemedim. Sadece bir yaz kuran kursuna gitmiştim. 5 yanlışı olana falaka cezası vardı. Ondan sonra bir daha da gitmedim. Şimdiki görüşlerimde etkisi var mı bilmiyorum ama pek iyi bir yöntem olmadığı aşikar.
  • Paylaş
Tamama şiddete karşıyımdır ama ilkokul hocam vurmasa herhalde tokat yemesem herhalde bu kadar meraklı gözlem ve analiz etmeyi seven bir insan olamazdım şimdi eski anılar konusunda muhabbet eder iken bile aklımıza gelir güleriz.
  • Paylaş
İlkokuldan mezun olduğuma sevinmemin en önemli nedenlerinden biri o siyah önlüğü artık giymeyecek olmamdı. Büyüdüğümü bana ifade eden kravat, gömlek ve ceket giyerek başladığım orta okulun ilk günlerinde 85 kişilik sınıf kaosunda tanışmıştım nam-ı meşhur Kafa Kıran Ali Hocayla.
Nam-ı, 1.55 boyuyla size diz çöktürüp avuç içiyle çenenize vurmasından öne çıkıyordu.
Her yemek yemenizde veya konuşmanızda çene ağrısı nedeniyle Kafa Kıran ismi korku filmlerine taş çıkartır cinstendi ve karşılaşmamak için yol değiştirmenin ne demek olduğunu ilk o zaman anladım.

Gel zaman git zaman bir gün gazetede bir haber okuduk.
-Olaylarıyla meşhur ... Okulun öğretmeni ve müdür yardımcısı çuval içinde çıplak bir şekilde dereye atılmış bulundu.

İlginç sert zamanlardı.
  • Paylaş
Ben ymiştim bi defa hocaların böyle bi hakkı yok
  • Paylaş
Hemen hemen her gün hoca dayağı yerdim ama hala neden yediği mi anlamış değilim. Üstelik çok sakin bir çocuktum. : D (Tek eksiğim bana ilk okulu okuduğum süre boyunca okulun ne demek olduğunu ve neden okula gittiğimi öğretememişlerdi!)
  • Paylaş
Hocalarla alakalı hiç sıkıntım olmadı ama bir keresinde, lisede yeni kimya hocası bir bayan gelmişti. Kadın biraz yapılı, acayip de disiplinli idi ve çok enterasan bir tarzı vardı.
Kimya sınavı yaptı. Sınıfta geçer not alan 1 kişi vardı o da 45 :). Diğerlerini -ben dahil- ceza olarak kulaklarımıza o ojeli tırnaklarını batırıp çekmesini hala hatırlıyorum... :)
Ama zor da olsa o dersten geçmiştim... :))
  • Paylaş
Ülkemizde geçmişte çok daha fazla olan ancak hızla azalan öğretmen dayağı gerçeği büyük bir rezalettir. Küçük yavruların, böyle bir durumu kabullenmemesi ve karşılaştıklarında derhal şikayetçi olmaları gerektiği öğretilmelidir. Öğretmenin öğrencisine attığı dayak, kanunumuzdaki tanımıyla 'işkence' suçunu oluşturmaktadır ve yaptırımı çok ağırdır.
  • Paylaş
Bizimkiler muammed ali gibi sağlı sollu çalısıyodu ilk okuldayken. Bu konuda onların fikrini almak gerekiyo
acaba geceleri nasıl uyuyolar ?
  • Paylaş
Bizde cetvelle sıra dayağı vardı hocamız sevdiği öğrencilere yavaş sevmediklerine hızlı vururdu
  • Paylaş
1

Alperen, bi kere bi hoca vardı 120 kilo bi koydu anlatamam ya kafanı 45 derece sola yatır dedi azcık arkaya eg dedi bi koydu ama ne koyma

En son lise hayatında bir kere tokat yedim okadar. Örnek öğrenciydim ödül vermişlerdi :) kravatımı bir kere bile gevşetmemişimdir tüm arkadaşlarım nerdeyse pantolonlarına kadar indirirlerdi fakat ben sevmiyordum. Dışarıda puro içip elimde erotik gazetelerle dolaşırdım ya da okula çakırkeyf gelirdim ama hocalara çaktırmazdım. O yüzden sadece bir kere tokat yedim onda da hocaya arkadan hareket yapmıştım hoca fark etti :) Artık okullarda hocalar öğrencileri değil öğrenciler hocaları dövüyor. Bizzat şahidim. Eğitimde içler acısı. Müdür yardımcısına karne basmada yardım ediyordum 9. Sınıflardan bir sınıftaki herkesin(45 kişi falandı) bütün dersleri 0'dı.
  • Paylaş
Matematik hocası dersinden 98 alana kadar her sıra dayağında iştahla vururdu. Notlar yükselince şiddet de azaldı ama yinede yedik :)
  • Paylaş
2

Şaman, Hiç değilse hayırlı bir amacı varmış vicdansızın.

Köyde okurken yerdik, şehre gittik dayak durdu
  • Paylaş
Bir eğitimci olarak bu durumu onaylamam mümkün değil ancak bende çok bir tepki uyandırdığını da söyleyemem. Bizim lisede yurtta kalıp da dayak yemeden mezun olan öğrenci çok azdır nitekim ben de dayak yemiştim.

Garip şekilde bizim lisede dayak kanıksanmıştı. Belirli hocalar nöbet tuttuğunda yurttan kaçan, etüde girmeyen, girip de sessiz durmayan, akşam yatmayan, sabah kalkmayan adam dayak yerdi. Biz de benimsemiştik bu durumu. Çok az sayıda düzgün çocuk kurallara uyar ve dayak yemezdi, bir kısım dayağa göze alan, ki bunların sayısı hiç de az değil, yapacağını yapardı, bir de benim de dahil olduğum grup dayağa göze almadan ama yapacağından da geri kalmadan gerilim altında yaşamını sürdürürdü. İlginçti.

Zannediyorum bu durumda şiddete yatkın ya da alışkın bir çevrede yetişmemizin rolü büyüktür. Çünkü öğrenciler olarak kendi aramızda da çok kavga ederdik. Hoca dayağından çok çekinmeyen grubun üyeleri genellikle kavga etmekten de çekinmezdi. Herhalde şiddet bir çeşit iletişim yöntemi olarak benimseniyordu. Dönemcilik yapmak için, ağırlığını koymak için, kendini ezdirmemek için, arkadaşlar için, kızlar için, hemşeriler için, insanların hareketlerini sevmediğimiz için kavga ederdik. Yani düpedüz yabaniydik.

Lise bittiğinden beri kimseyle kavga etmemiş etmeye de yaklaşmamış biri olarak şaşkınlıkla hatırlıyorum o günleri. Şiddetin nasıl normalleştiğini anlayamıyorum bir türlü. Günlük hayatta yer yer yine şunu dövmek lazım, bunu bilmem napmak lazım dediğim ya da sinirlenip küfür ettiğim oluyor ancak şiddeti meşrulaştırmamaya özen gösteriyorum. Toplum olarak da şu veya bu sebeple insanların şiddet uygulamasına tolerans göstermemeliyiz diye düşünüyorum. İnsan olduğumuzu unutmamalıyız.
  • Paylaş
Dersten soğutur, ileriye dair önyargılar oluşturur. Misal sırf bu yüzden hakkımı helal etmediğim hocalarım var.
  • Paylaş
1

Ranya Boztaş, Oo kesin en çok ben yenlşimdir hep cok konusuyorum diye. Hoca beni rehber hocasına bile gonderdı

Bizim ilkokul öğretmenimiz yüzüğüyle vurudu kafamıza acısını hala unutmadım : D
  • Paylaş
Kafamızda çita kırmıştı hocamız. Hiç unutamadım.
  • Paylaş
Yemedim ama hoca adı üzerinde mertebe sahibi atabilir. Haksız yere dayak atmaz diye düşünüyorum...
  • Paylaş
Olur öyle şeyler. Öğrensin diye yapıyor hepsi :)
  • Paylaş
Yeni nesil bir öğretmen adayı olarak ilkokulda 5. Sınıfı bitirene kadar her allahın günü dayak yedim hatta yıllar sonra o dayağı atan hocama siz beni çok dovdunuz hocam dediğim de seni dovmeseydim adam olmazdin demişti gulmustum
  • Paylaş
7

Şaman, Hiç dayak atmayacak hoca olmanızı umuyordum amma kastırdınız ☺

Serhat Öztürk, Tabi ki hayır yazacaktim eksik yazmisim

Serhat Öztürk, Tabi ki böyle birşey kesinlikle öğrencinin hayatını her turlu etkiler ben güçlü bir insandım o dayaklardan hep ders alarak çıktım ama bunu başarabilecek öğrenci sayısı çok ama çok azdır ve de su da önemli her bir öğrenci pirlantidir hiçbiri hiçbir şekilde dayağı haketmiyor.

Şaman, Buradan sizin de öğrencilerinizin dayağı hak edebileceklerini düşündüğünüzü söyleyebilir miyiz?

Serhat Öztürk, Adam olmak konusunda değildi ama her bir dayagini hakkettim diyebilirim

Dilara, Ben de merak ettim, hoca dövmekte haklı mıydı sizce?

Şaman, Haklı mıydı yani?

Sonraki Soru
HESAP OLUŞTUR

İstatistikler

1817 Görüntülenme48 Takipçi41 Yanıt