Bilmek istediğin her şeye ulaş

Bugüne kadar Türkiye'de İngilizce eğitim ilkokuldan üniversiteye kadar sürekli verilir. Ama yine de genel olarak İngilizce'miz neden istediğimiz düzeyde olmaz?

Ben hem lise başlangıcında hem de üniversitede toplam 2 yıl İngilizce eğitimi almış biri olarak bir kaç şey yazayım.

İngilizce eğitimi bizim okullarımızda temel olarak "dil bilgisi (grammer) " aşamasına yoğunluklu yapılıyor. Esasen toplum olarak biraz da utangaç olduğumuzdan veya küçük yaşlardan itibaren "tanımadığın insanlarla konuşma" diye tembihlendiğimizden ötürü olsa gerek "konuşma" konusunda çok fazla eksiklik yaşıyoruz.

Meseleye biraz bu açıdan bakınca İngilizce eğitim almış ama sürekli olarak "pratik" eksikliği olduğundan şikayet eden çok fazla sayıda insan var.

Ben kendi adıma, İngilizce konuşmaları yüksek oranda anlayabiliyorum, metin okurken de çok zorlanmıyorum ancak iş konuşmaya geldiğinde "kelime eksikliği" ve "pratik eksikliği" nedeni ile zorlandığımı belirteyim :) Yaptığım iş biraz teknik bir iş olduğu için işimle ilgili teknik konularda İngilizce ile pek bir sorun yaşamadım.

İngilizce'yi geliştirmenin en iyi yolu bence temel eğitimi alırken daha da fazla konuşma becerisini geliştirmektir. Bu nedenle sizinle aynı eğitimi almış insanlar yurt dışında 6 ay kaldıklarında dönünce sizden daha akıcı ve takılmadan konuşabilirler.

Kısaca, kitaplardan oku oku nereye kadar azıcık da olsa İngilizce konuşmak gerek :)
  • Paylaş
3

Gökhan Biçer, ODTÜ'de eğitim alana kadar İngilizce'mde eksiklik olduğunun farkındaydım (şimdi hâlâ eksiklerim var) Anlatmak istediğime hemen geleyim. Bir dili bilmek başka bir şey, kullanmak başka bir şey. Sürücü kurslarındaki teorik derslerde öğrendikleriniz ile direksiyon eğitimi arasında öğrendikleriniz arasındaki farkı bilirsiniz. Hele bir de ehliyeti alıp gerçekten trafiğe çıktığınızda uçurumu daha fazla görürsünüz. Tabii ki baştaki eğitimler olmadan da trafiğe çıkılmaz. İşte dil öğreniminde ve dilin kullanımında da böyle bir benzetmeden yararlanabiliriz diye düşünüyorum.
Ben hâlâ birebir konuşmalarda sıkıntı çekiyorum. Çok sık konuştuğum insan olursa bunu aşabilirim diye düşünüyorum. Aslında sıkıntımı ilk farketmem, İngilizce bilen birisiyle ICQ'da sohbet ederken ortaya çıkmıştı. Kısa bir sürede karşıdaki kişiye cevap vermek gerçekten kolay olmuyordu.

Hakan Köse, Örneklendirmeler çok doğru bence de, katılıyorum..

Halil Uğur Adıgüzel, çünkü genelde okulda öğretilen ingilizce, dil öğretmek için değil insanların zihnini karıştırmak için gibi bir şey. o kadar gereksiz şey öğretiyorlar ki... Okulda öğrenilen ingilizcenin dışarıda konuşulan ile alakası yok. İnsanlara çok gereksiz şeyler öğretiliyor

Merhaba,

İlkokuldan üniversiteye kadar yaklaşık 10 bin saat İngilizce eğitimi verilmesine rağmen neden İngilizce'de hala çuvallıyoruz? Öncellikle sorunun cevabı çok yönlü olması itibariyle birkaç başlık altında incelemek en doğru olanı:

Öğretmen yetiştirme ile ilgili sebepler
Maalesef öğretmen yetiştiren kurumlar gereken kalite ve özeni gösterememekte ve öğretmenlik öğrencileri gereken şekilde uygulama dahi yapamadan mezun etmektedir.

MEB ile ilgili sebepler
MEB'in sağlam stabil ve sürdürülebilir bir dil öğretim politikası olmaması, var olan politikaların ise köhneleşmiş olması.
  • Bakanlığın öğretim ortamlarına gereken desteği sunamaması
  • Ar-Ge çalışmalarına gerektiği kadar yer verilmemesi
  • Kurumların birbirinden habersizliği ve yenilenmeyen eğitim yaklaşımları
Örneğin, bir öğrencinin liseden mezun olduktan sonra MEB'e göre B2 seviyesinde yabancı dil bildiği kabul edilmektedir. Ne komiktir ki üniversiteden İngilizce Öğretmeni olarak mezun olan MEB öğretmen adayları da B2 olarak kabul edilmekte ve yeterli görülmektedir.
  • Paylaş
Bence eğitimde ki sorun şu sadece ezbere dayalı, her zaman için ingilizce'yi bir araç olarak, yani sınavları geçmek için çalışırız. Asıl olması gereken ise amaç olmasıdır, bunu öğrenciye aşılayabilmektir. Bir başka en büyük hata ise bize ingilizcenin her zaman aynı bölümlerinin gösterirler. Bu bölümlerde de dil ve anlatım kısmıdır. Soruyorum size Türkçenin dil ve anlatımını %100 bilen birisi var mı? Elbette çok çok azdır, ama konuşmaya geldiği zaman şakır şakır döktürüyoruz Türkçeyi. Gel gelelim ingilizceyi de bu zaman olayını aşıp, uygulamalı olarak ders işleyebilirsek, bence yapamayacağımız bir durum kalmaz. Örnek verecek olursak, bugün ilk okulu bile bitirmemiş büyüklerimiz Almanya, İngiltere, Rusya v. B. Ülkelere gidip sıfır dil ile sırf ihtiyaçtan dolayı maksimum 2 yıl süre ile nasıl oluyor da o Ülkenin dilini tamamen söküyorlarsa, bizimde bu bilinçle ingilizceye sarılmamız, ihtiyaç bilmemiz gerek... .
  • Paylaş
Problem bir; eski öğretmenlerin tamamen gramer odaklı gitmesi. Pratiğe önem vermemesi. Sizi temin edebilirim -en azından benim dönemimde mezun olan arkadaşlar için- çoğumuz sınıfta İngilizce konuşmaya önem verip pratiğe de yöneliyoruz, aynı yanlışları tekrarlamamaya çalışıyoruz.

Problem iki: MEB'in verdiği kitapların ya çok ağır ya da tuvalet kağıdı olması. Mesela ben 4. Sınıfta İngilizce öğrenmeye başladığım kitap ayarında bir kitap bugün çalıştığım kursta B1(Orta) seviye öğrenciye veriliyor. Bugün MEBin öğrencilerine verdiği kitaplara baktığımda ise işe yarar hiç bir şey göremiyorum. Kaynakçası yerine aldığı resimlerin linklerini koyan bir kitaba çöp der geçerim.

Problem üç: Sayısal, sözel, fen odaklı öğrencilerin "İngilizce ne işimize yarayacak yaaaaaaa. İşte sınavları geçelim gitsin. Sonra kursa gider öğreniriz. Neden İngilizce öğrenmek zorundayız? Onlar Türkçe öğrensinler. " gibi saçma sapan triplere girmesi. Emin olun ne ilkokulda ne üniversitede bir öğrenci "Hadi hocam öğrendik bu gramer kısmını biraz konuşup pratik yapalım. " demez. Kaldı ki öğretmeni dersi İngilizce anlatıyorsa çoğunluk ısrarla Türkçe cevap verir ve öğretmeni de Türkçe konuşmaya zorlar. Kendi eğitim hayatımdan bunun örneğini sürüsüyle veririm. Bizzat yabancı dil sınıfında okurken ve öğretmenimiz bize pratik yaptırsın diye sınıfta yırtınırken diğer arkadaşlarım "aman test çözelim, yazın kursa gider hallederiz. " diye diye hep bastırdılar çabamı.

Yani demek istediğim biraz da şu; Anadolu Öğretmen Lisesi, Yabancı dil sınıfı mezunuyum. Gramer: yalayıp yuttum daha lise bitmeden. Sınavda da derece yaptım ama üniversiteye geldiğimde konuşamıyordum. Kaldı ki o dereceyle gelen arkadaşlarımdan bir iki tanesi (yurtdışına çıkmış veya özellikle kursa gitmiş olanlar) hariç sınıfta kimse adam gibi konuşamıyor, konuşmayı da bırakın listeninglerde bile sorun yaşıyordu. Ki öğretmenlerimiz de bu duruma olan şaşkınlıklarını "Siz lisede ne öğrendiniz? " diye sorarak dile getiriyorlardı. Ben üniversiteye kadar konuşmada B1(orta) seviyeyi geçememişken bir yıl içerisinde etrafımdaki ortamın ve tutumun değişmesiyle Advanced seviyeye geldim.

Ha iş biraz da kişide bitiyor. "Yok öğretmen Türkçe anlatsın anlamıyoruz. Gramere ne gerek var konuşalım. " Hayır efendim. Türkçe anlatırsa olmaz, gramer de gereklidir. Cümlenin başına sonuna ne getireceğini bilmeden sadece bir kalıp verdim diye gramersiz öğrenilmez o dil. Türkçe'yi öyle öğrenmedik çünkü Türkçe bizim anadilimiz, doğal olarak etrafımızda o kadar çok Türkçe duyunca beynimiz otomatikman gramer kurallarını yerine koymaya başladı. Eğer İngilizce dilimize benzeseydi bu durum belki İngilizce için de geçerli olurdu ama tamamen farklı bir dil ve kurallardan bahsediyoruz. Bu yüzden, evet, konuşma ağırlıklı derslerde bile dolaylı yoldan gramer kuralları verilir, verilmelidir.

Bir de bakınız: inploid.com/t/yurt-disina-gitmeden-ingi. . .
  • Paylaş
Tabikide okullarda öğretilen ingilizce şekli... Grammer... Bize öğretilen ingilizce ana dili ingilizce olanların günlük hayatta kullanmadıkları ingilizce. Bir bebeğe grammerle konuşmaya başlatamazsın. Eğer yabancı bir ülkeye gidip okulda öğretilen ingilizceyle konuşursan sana soruyorlar İngiliz edebiyatı mı okuyorsun yada Shakespeare mi okuyorsunuz diye. Grammerden kurtulup konuşa konuşa öğrenelim. Grammer son aşama olmalı...
  • Paylaş
Ben advanced seviyedeyim ve devlet okulunda okudum. Nasıl mı oldu? Şöyle: ilkokuldan sonra anadolu lisesini kazandım (benim dönemimde böyle oluyordu), hazırlık sınıfında 1 yıl haftada 24 saat İngilizce gördük, okulun zümre başkanı TED kolejinden emekli bir öğretmendi.
Bu konuda başarı sağlamış kurumları doğru düzgün incelese MEB, olayı çözer. Ama unutmayın bizim milli eğitimimizin amacı donanımlı öğrenciler yetiştirmek değildir, vakit öldürmektir genel anlamda. Ben sadece çok şanslıydım.
  • Paylaş
Burda nasıl öğretildiği ve öğretilmesi gerektiği sorunu ortaya çıkıyor. Gramer tabiki öğretilmeli ama bir yerden sonra konuşma öğretilmeli, her yıl aynı şeylerin gelişmişini görüyoruz ama hep gramer bu doğru bir öğretim tekniği değil.
  • Paylaş
90 teofl notuyla diskoda barda turist kıza yazıcam diye içinde shold, could, shell, will geçen cümleler kurmaya çalışırken elin oğlu gelir, " hey sexy baby dance part-time, disco disco" der hatunu götürür , inglizceden soğutur insanı. Sonra bu başlık inploidte açılır tabiiki. : -) : -) Raad olun dil dile değmeden dil öğrenilmez.
  • Paylaş
Ne kadar süre verildiğinin bir önemi yok. Önemli olan verilme şekli ve de içerik. Bunlar uygun olmadığı için istediğimiz seviyeyi yakalıyamıyoruz
  • Paylaş
Bunun temel nedeni bu platformda da sık sık göreceğiniz gibi Türkçe'nin öğrenilmiyor olmasıdır. Dil öğrenilirken önce bol bol tercüme edilir ki anadil yetersizse tercüme de düzgün olamaz dolayısıyla yabancı dil de düzgün öğrenilemez.

Yukarıdaki soruyu Türkçe açısından incelerseniz göreceksiniz ki ikinci cümle "ama" bağlacıyla başlamış. Dilimizde ya da herhangi bir dilde hiçbir cümle bağlaçların doğası gereği bağlaçla başlamaz. Bu soru bile İngilizce'nin neden öğrenilmediğini göstermek için çok güzel bir örnek teşkil ediyor.
  • Paylaş
6

Evin, Nasıl ya ? Türkçe'de yeterince bilmiyor muyuz diye mi? Tüm ülke mi?

Şaman, Tüm ülke İngilizce öğrenemiyor değil ki. Türkçe öğrenemeyenler ki zaten öncelikle anadil öğrenilebilmeli, yabancı dil de öğrenemiyor. Bu platformda çok sık gördüğüm üzere düzgün Türkçe bilmeyenlerin sayısı onu düzgün bilenlerden çok daha fazla. Burada size hakaret falan etmek istemedim. Sadece ben üç yabancı dil biliyorum ve İngilizce hariç kendi çabalarımla öğrendim. Dilin öğrenilme sürecini bildiğimi düşünüyorum. Hatta kolay dil öğrenebilmemin ana nedeni olarak da Türkçeyi iyi biliyor olmamı görüyorum.

Evin, Haklı olabilirsiniz emin değilim.Belki de öyledir.Çünkü ben Türkçe'yi ilkokula başlarken öğrendim.Kürtçe konuşuyorken bir anda ilkokul'da hem dil öğrenip hem okuma yazma hemde diğer dersleri öğrendim/k.

Şaman, Bakın problem zaten burada ortaya çıkmış. Kürtçeyi de okulda öğrenemediğiniz için tam öğrenememişsiniz. Aynı şekilde Türkçe de anadiliniz değil. Bu durumda İngilizce öğrenmekte zorlanacaksınızdır ama bu öğrenemezsiniz demek değildir. Sadece anadilinin içini dışını bilenlerden daha zor öğrenirsiniz ama sizin de bir avantajınız var; tam olmasa da iki dil bilerek yola çıkmışsınız. İki dil avantajı bence bir tanesini bile tam bilmeme dezavantajını eşitler. Gayret sarf ederseniz İngilizceyi de gayet güzel öğrenebilirsiniz hatta belki de anadilini tam bilenlerden daha da hızlı.

Evin, Evet haklısınız.İyi zaten ingilizcem.Sadece toplumda böyle bir genel yargı var ve ben sebebini merak ettim.Mantıklı da geldi sebep.Teşekkür ederim.

Şaman, Rica ederim :) Bırakın genel yargıyı, bizim millet çaba sarf etmek yerine suçu başkasına atmaya bayılır. Ben de İngilizceyi devlet okulunda öğrendim, ciddi hep 9-10 alırdım, çok inek olduğumdan değil Türkçeyi iyi bildiğimden ve yabancı dil öğrenmeyi sevdiğimden...

'Büyük resme bakmak' ya da 'büyük resmi görmek' diye bir tabir vardır (belki de yabancıların tabiri bu, 'looking at the big picture' diye geçer İngilizce'de de)
Böyle bakarsak, eğitimi verilen bir çok ders, konu, anabilim dalı Türkiye'de, bireylerin okul sonrası yaşamlarında meyvesini vermiyor ya da iyi meyve vermiyor.
Düşünün, okullarda matematik dersi verilir, birey gerçek yaşamda matematik lafını duyunca çıldırır gibi olur.
Temel dilimiz Türkçe kesintisiz okutulur, bireyler Türkçe'yi doğru dürüst kullanamazlar.
İstediğiniz dersi sayın. Karşısınıza hep aynı cevaplar çıkacaktır toplumun genelini düşünürseniz.
  • Paylaş
Dersten çıkınca Türkçe konuşmazsak belki bu sorun düzelebilir : d
  • Paylaş
Bizim dil öğrenme becerimiz ile MEB'in ders verme becerisi arasında uçurum var.
Ders içeriğini tamamladıktan sonra diksiyonla pekiştirmek gerekirken, yabancı dil derslerimiz genelde hgep "kitap oku, kitap" olarak geçiyor.
Bu yüzden gerçekten güzel bir teoriye, pratikte çuvallayan bir diksiyona sahip oluyoruz.
  • Paylaş
Bu sorunu ben %50 eğitim sistemine %50 ise insanın kendisinde buluyorum . Eğitim sisteminin yanlışlığından uzun uzun bahsetmeye gerek yok zaten herkes kendinden bir şeyler söylese bile ortaya çıkar . Gel gelelim kendimize baktığımız zaman çoğu insan İngilizceyi ya da İngilizce dersleri hep günü kurtarmak amaçlı bakmışızdır. Sınavı geçim yeter modunda ilerlediğimizden dolayı anlık hafızamızda durur oldu İngilizce hep. Bu yüzden insan bence biraz kafasında bitirmeli İngilizceyi , kendini şartlandırmalı kesinlikle öğreneceğim demeli kendine ve usanmadan bıkmadan çabalayarak üzerine düşmeli İngilizcenin. Hazırlık okuyanlarda bilir ; orada da %90 ı yine o seneyi kurtarmak için çabalayıp durur , İngilizceyi öğrenmek için değil. Tanıdığım insanlardan ve kendimden bu yargıya vardım . Çünkü ne kadar istekli olup da İngilizcesini çok kısa zaman içerisinde geliştireni de gördüm , yıllarını İngilizceye verip de hala yerinde sayanı da. Demem o ki iş biraz da bizim ne kadar isteyip istemediğimiz de de bitiveriyor.
  • Paylaş
Kaliteli eğitim anlayışı yok ki.. .
  • Paylaş
3

Aleyna Torun, Okulumuza yeni bir ingilizce hocası geldi ve daha kelimelerin anlamlarını bilmiyor okuma parçalarının türkçe karşılığını bir deftere yazıp getiriyor eğer bizim başımız da böyle öğretmenler olursa 30 yılda öğretmeye calissalar yine de istenilen düzeye gelemeyiz. Köklü bi değişiklik yapılması gerekiyor eğitim sisteminde ve bunu uygulamaya geçirecek olacak öğretmenlerde...

Veysi Biçen, Bir de bu köklü değişiklikler Ortadoğu da olduğumuz sürece ve büyük devletin çıkarı var olduğu sürece zor gibi görünüyor:(

Okullarda öğretilen ingilizceyle hiçbirşey olmadığını biliyoruz :) şimdi ben sırf okulda öğrendiklerimle amerikaya gitsem öyle kalırım okulda bize günlük konuşma dilini yada sık kullanılan şeyleri öğretmek yerine gramerleri öğretiyorlar...
  • Paylaş
1

Alper Altuğ, İngilizce dışındaki derslerde de vasatın altındayız.Oturmuş bir eğitim sistemimiz sonsuza kadar olnayacak.

Benim düşüncem ezbercilik olduğundan dolayı İngilizce de yol kat edemiyoruz kuralları ezberleyip bir kaç sınavla olacak işler değil fakat bizler sınavlarla bi kaç ezberle dersi bitirip geçiyoruz konuşma yazma dinleme etkinlikleri bol olmalı İngilizce hikayeler okutulmalı ve ders saatleri buna yetecek şekilde planlanmalı. Yani kısaca eksiğimiz fazla bu şekilde İngilizce ögrenmemiz zor görünüyor.
  • Paylaş
1

Ferhat BULBUL, Çünkü milli eğitim sisteminde yabancı diller yalnızca dilbilgisi ve kelime bilgisi üzerine kurulu maalesef.Yazma,konuşma okuduğunu anlama yetilerini kazandırmaktan çok uzak.

Hâlâ bilmiyorsak sorun bizde değil: sorun, eğitim sistemimizin bize daha İngilizce'yi bilmediğimiz halde gramerden öğretmeye başlaması.
  • Paylaş
Dile ihtiyaç ve ilgi. Çocuk ingilizce sevmiyorsa ona zorla sevdiremezsin bu kadar basit.
  • Paylaş
Dil öğrenilebilecek en uygun yaşta matematik, fizik, kimya, edebiyat, biyoloji gibi derslere üniversite için daha çok zaman ayırdığımızdan ve gerekliliğini anlaşılamamasından ..
  • Paylaş
Sonraki Soru
HESAP OLUŞTUR

İstatistikler

915 Görüntülenme25 Takipçi20 Yanıt