Bilmek istediğin her şeye ulaş

Çalışkan bir insanla tembel bir insan arasındaki fark hangi faktörlerden kaynaklanıyor olabilir? Bu durumu değiştirmek için ne yapılabilir?

Eğitimcileri ve davranış bilimcileri göreve davet ediyorum.Düzenle
Bence burada kelime anlamlarının tam olarak anlaşılmadığını düşünüyorum. Tembellik, İş görmeyi, çalışmayı sevmeyen, çaba göstermekten, sıkıntıdan kaçan (kimse), üşengeç. Çalışkan ise, Gayretli, çalışmayı seven, faal olarak tanımlanıyor. Açıklamalardan da belli olduğu gibi, bu biraz genetik birazda kişinin seçimlerinden kaynaklandığını düşünüyorum. Akşamları spor salonuna gitmeye üşeniyor fakat hafta sonu balığa sabahın 5'inde kalkıp gidebiliyorsan, bu senin tembel ya da çalışkan birisi olduğunu göstermemektedir. İlgi alanlarına göre tembel ya da çalışkanlık durumların olacaktır. İşini yeterince sevdiğin takdirde tembelliğin söz konusunu olacağını düşünmüyorum. Fakat burada şunun altını çizmek lazım... Sevmek için bilmek gerekir, bilmek içinde öğrenmek... Yani matematik konusunda tembel olmanın sebebi matematiği bilmemenden kaynaklanıyor. Soruları çerez gibi çözebilecek kadar eğitim aldığında, o kategoride çalışkan olarak adlandırılacaksın. Kısacası, tembellik ya da çalışkanlık arasında ki farkın kişinin ilgi alanlarından kaynaklandığını düşünüyorum.Tembel olduğunu düşündüğün konulara farklı açılardan bakarak, ilgi çekici bir hale getirebilirsen başarabileceğini biliyorum.
  • Paylaş
1

Bazarov, Teşekkür ederim güzel bir cevap olmuş. Bu söylediğini kimi olaylarda hissetmiştim. Yıllarca beni sabahları uyandıramayan annem tek bir alarmla uyanıp nasıl işe gittiğime çok şaşırmıştı örneğin :) Söylediğin gibi önemsediğin, sevdiğin bir şeyler olunca daha ciddi, özenle hareket edebiliyorsun. Galiba ben sevmediğim şeyleri yapmak zorunda kalıyorum da ondan bu durum :) Sorumluluklar artınca insan sıkılıp tembelliği tercih edebiliyor. Kendini motive etmeyi öğrenmek gerek.

Bence hedefsiz insanların motivasyonu eksik oluyor. Bu da tembelliğe yol açıyor. Bir eğitimci öğrencinin hedef belirlemesi, seçiminde ona yardımcı olmalı hatta hedefin peşinde koşarken yardımcı da olmalıdır.
  • Paylaş
6

Bazarov, Peki bir şekilde motivasyonları ölçebiliyor olsaydık, eşit motivasyona sahip insanların çalışkanlık düzeylerinin de mutlaka eşit olmasını bekler miydiniz?

Şaman, Olmayabilir, bazı insan daha zeki, daha hızlı ya da beceriklidir; yapması gereken işi daha kısa sürede bitirip kendine daha fazla zaman ayırmak isteyebilir.

Bazarov, Yani motivasyon dışındaki faktörler varsa bile pek öyle kolay değiştirilebilir, yönetilebilir şeyler değildir diyorsunuz. Olabilir..

Şaman, Bence motivasyon esas, o da hedefle mümkün olabiliyor. Şöyle söyleyeyim ben üniversitemin son sınıfını yıllar sonra tamamladım, dersler de değişmişti ve bana 1,5 senelik ders çıkardılar. Tek amacım vardı hemen okulu bitirmek. Ders aralarında, boş saatlerimde ya kütüphanede ya da kantinde sürekli ders çalışarak gerçekten de sürekli çok yüksek notlar alarak tek hamlede bitirdim. Hedef çok şeye bedel.

Bazarov, Sanırım haklısınız. Yeterince motivasyon olduğunda insan hemen her şeyi başarabilir. Ama motivasyondan ziyade zorunluluklar itici faktörü oluşturduğunda tembellik gibi bir tutum ortaya çıkıyor.

Bahsettiğiniz radikal kararı alabildiğiniz için de tebrik ederim.

Şaman, Aslında zorunluluklar da motivasyon olabilir ama yaşa da bağlı tabii ki.

Çalışkan insan ileriyi her zaman aklından çıkarmayıp ve ileride güzel bir yerlerde olmak isteyen bi ikişiliktir . Ayrıca her şeyi araştırır öğrenir baya bilgili oldugu gözlemlenilen bir durumdur. Tembel insan ise beynini kullanmaya üşenen ve bazı şeyleri yapmakta güçlük çekip her zaman sonraya erteleyen bi kişiliktir böylelikle hiç bi zaman başarıyı yakalayaman , başarının tadını tadamayan bir kişiliktir. Bana sorsanız sen hangi kefede olmak isterdin diye ben tembel olan kişiliği seçerdim çünkü bilimsel bakarsan olaya biraz bu hayata bir kere gelicez ve bir kere yaşayacagız 40 yaşından sonrasını saymassak biz bu 40 yaşına kadar çalışmak araştırmak ve hep zorluklar çekerek geçirecektir. Ama tembel olan her zaman kafası rahattı ve ölye mutludur içinde bulundugu durumdan illaki bir gün oda bir yerlerde çalışkanlar kadar olmasada iyi bi meslek sahibi iyi bir tecrube sahibi olacaktır .
  • Paylaş
1

Bazarov, Üzgünüm ama ben burada sorularıma cevap bulamadım.

Aslında çalışkan insanın hayalleri vardır onu harekete geçiren. Şimdi bazıları diyor.benim hayallerim var ama çok tembelim harekete geçemiyorum.demekki hayallerine gerçekten inanmıyorsun. Düşünsene dünyanın en hızlı boksörü olacağına inanıyorsun.ama tabi bunun için çalışman gerektiğini biliyorsun ve çok çalışırsan da kesinlikle çok hızlı bir boksör olacaksın. Başka alternatif yok.Çalışırsan olacak.Bunu biliyorsunn.deli gibi çalışırsın. çünkü çalışınca olacak.

Ama buna inanmıyorsan tabi ki kesinlikle çalışmazsın. çalışınca olup olmayacağı muallakta ise çalışmanın sonunda ne olacağını tam kestiremiyorsak çalışmak o kadar da zevkli hale gelmeyebilir.Çünkü çalışınca ne olacağı belli değil.Bazen çalışıcaksın ama değişen bbişey yok gözle görülür.
aslında kar topunun büyümesi gibi bişey .kendini besleyen bir durum.

bazı şeyleri başardıkça ,onnun hazzını tattıkça daha da fazla çalışırsın.çalıştıkça daha fazla kazanırsın kazandıkça çalışma azmin gelir.çünkü biliyorsun ki çalıştıkça oluyor,kazanıyorsun.

Yani çalışan adamla çalışmayan adam arasındaki en büyük fark neden çalışması gerektiğini biliyor mu ?
Biliyorsa bundan daha da önemlisi çalışınca elde edebileceğine kesinlikle inanıyor mu ?
Zaten çalışınca olmayacağını düşünüyorsa , olmayacaksa çalışmaya gerek yok.

Zaten inananda çalışır.
inanan derken yüzeysel bir şekilde okunmamalı ama. inanmak üzerine düşünmek lazım.
  • Paylaş
1

Bazarov, Söylediklerini anlıyor ve katılıyorum. Ataletten kurtulmak, harekete geçmek için motivasyon gerçekten önemli.
Ama başka şeyler de varmış gibi geliyor bana. Kimi insan daha kolay beceriyor sanki konsantre olup, sıkı çalışmayı. O eksikleri öğrenip giderebilir miyiz onu merak ediyorum ben.

Hedefsizlik ve destek eksikliğinden.
  • Paylaş
1

Bazarov, ee espri nerde?

Tembelliğe neden olan bir çok faktör vardır. Bunlar dikkat dağınıklığı, erteleme alışkanlıkları yada hayat tarzındaki bazı şeyler olabilir. Örneğin vitamin/mineral eksikliği, spor yapmamak, çok alkol tüketmek, az uyumak veya bazı ilaçları kullanmak bir insanı diğerlerinden daha tembel hale getirir. Diğer bir açıdan da tiroid, anemi, uyku apnesi, obezite, diyabet, astigmat ve depresyon gibi hastalıklar da yorgunluğa sebep olduğundan insanları tembelleştirir. Bazı araştırmalara göre ise tembel olmada genetik sebeplerin de katkısı vardır. Bu durumu değiştirmek için sebebini öğrenmek gerek. Eğer biyolojik bir sebebi varsa tedavi olmak durumu kolaylaştıracaktır. Kişilikten kaynaklanan bir sebepse bu konuda bir yazı yazmıştım:

inploid.com/post/tembelligi-yenme-yolla...
  • Paylaş
4

Bazarov, İşte aradığım gibi bir cevap, çok teşekkür ederim. Bir öğretmen olarak da tebrik ederim.

Benim durumumun yukarıdaki yazılanlar kadar ciddi olduğunu düşünmüyorum açıkçası. Ama sürekli sorumluluklar alıp, hakkıyla yerine getir(e)miyor ve bundan duyduğum vicdan azabıyla kendimi kötü hissediyorum. Bununla başa çıkmak için de yöntemler geliştirmeliyim.

Bir de çalışma alışkanlığı meselesi var. Düzenli, zamanında çalışma özelliğim de zayıf. Bu konuda da tavsiyeleriniz var mı? Yine çok kötü değil durumum ama bu konuda başarılı insanları görünce imreniyorum benim neyim eksik acaba diyorum kendi kendime.

Ece Naz Sonat, Rica ederim. Aslında bahsettiğiniz durumu kendime çok yakın buldum. Ben de geçen hafta önemli bir konuşma yapacaktım son gün ezberledim ve o son gün boyunca büyük stres yaşadım. Aldığım sorumlulukları son ana kadar ertelerim genelde. Bu kişilikten kaynaklanıyor diye düşünüyorum. Ya da hayattaki diğer önceliklerden. Örneğin keyif alabileceğim başka bir şey yapma şansım varsa onu yaparım. Bence düzenli çalışma başarının vir koşulu değildir her zaman. Çok çeşitli işler yaptım, son gün stresi hariç bir sıkıntı yaşamadım. Umarım siz de yaşamazsınız. :) Durumu gerçekten değiştirmek istiyor musunuz yoksa sadece merak mı?

Bazarov, Değiştirmek, sevdiğim bazı özelliklerimden vazgeçmemi gerektirecekse istemem. Ama en azından biraz geliştirebilseydik iyiydi :) Bazen o bahsettiğiniz stres öyle birikiyor ki hayattan soğuyorum. Bundan sonra böyle yapmayacağım diyorum gel gelelim yine o konuma düşürüyorum kendimi. O nedenle sihirli tavsiyeler arıyorum şu an :)

Ece Naz Sonat, Keşke sihirli tavsiyelerim olsaydı... :) Umarım istediğiniz gibi olur herşey.

Davranış genetiğinde "damgalanmak" diye bir ifade var: Belki sizin de benzer bir tecrübeniz vardır. Kaz yavruları yumurtadan çıktıklarında anneleri gizlenir ve onun yerine belirli bir süre sizi görürlerse, muhtemelen sizi ebeveyn olarak kabul edecek ve peşinizden ayrılmayacaklardır. İşte bu durumun adıdır, damgalanmak. Özellikle gelişim çağlarında bireyin etrafında yer alan olgular, davranışlar üzerinde yoğun olarak etkilidir. Bunlar süreklilik arz ederse, "bir şeyi 40 kere söylersen olur" durumu oluşur ve kişi o hali iç aleminde normalleştirir ve benimser.

Pekçok kötü alışkanlığın üremesinde ve içselleştirilmesinde de bu gerçek yatar. Baştan anormal gibi görünen ne varsa, süreklilikle uygulanırsa zamanla normal olur. Kültürel değerlerin başkalarıyla ikame edilmesi, erozyonu da buna yakın bir etkiyle açıklanabilir.

Özetle; armut dibine düşer ve üzüm üzüme baka baka kararır. Dikkat etmenizi diliyorum; üzüm üzüme bakarak açılmıyor, kararıyor. Yani genellikle kötü olan etki, çevresel koşulların için sinmek yoluyla yayılmada daha başarılı oluyor. Yasaklar, yapılmaması gerekenler daha bir iştah ile karşılananlar oluyor, uygun şartlar altında.

Tembellik ya da çalışkanlık da bundan farklı şekillenen bir mizaç ürünü değil: Yetişmekte olan bir birey etrafında silikon vadileri, projeler, , novasyonun her türlüsünü görürse Steve Jobs olur, Bill Gates olur. Onaltıncı ve onyedinci yüzyıllarda Avrupa'da olduğu gibi bilim kiliselerin ta içine girdiyse elbette bu ibadethanelerin rahiplerinden, cemaatlerinden Galileo'lar, Mendel'ler çıkar.

Ama çocuk gözünü, insanların ömürlerini kahvehane köşelerinde ömür çürütürken, loto bayileri önünde kupon doldururken, pembe dizilerin bin türlüsünün karşısında uyuşurken, bir spor olarak değil bir fanatizm objesi olarak futbolla yatıp kalkarken, üretmeden kısa yoldan köşe dönenlerin, sözüm ona "sanatçı" diye değersiz ve topluma hiçbir değer katmayan şahsiyetlerin geçit töreni yaptığı bir ortamda açıyorsa elbette onlardan biri olması kuvvetle kaçınılmaz olur, Edison olup bir lamba uğruna, iki çubuk arasında denediği farklı türden binlerce teli üşenmeden değiştirecek kadar sabır ehli olacak değil ya.

Tembellerin ülkesinde işler genellikle rant üretimine dayalı sürer. Üretim, sanayi, kalkınma yerine usulsüz yollardan elde edilen ve zerre kadar elın teri içermeyen paralarla yeni rant öbeklerinin peşinde koşulur. Ranttan beslenen, nabız vuruşu bile değişmeyecek kadar kendini eforlu bir işe katmamış olanların sahip oldukları yaşam standartları genellikle kafasını patlatan bilim yolcularından, sanat ve zanaat ehlinden çok daha fazladır, böyle toplumlarda. Şüphesiz bu durumu da çok sık görünce, normal kabul etmeye başlar beynimiz, oysa alabildiğine anormal bir durumdur.

Ya siz? Ne kadar çalışkan olduğunuzu kaç kez söylesem, inanıp motive olur ve kendinize çalışkan muamelesi yapar, bir atom karıncaya dönüşürsünüz? Hayal değil, pekala olur, yeterki isteyin ve ortamınızı değiştirin.
  • Paylaş
Azim, gayret ve sabır...
  • Paylaş
3

Bazarov, Kusura bakma ama ben burada sorularıma cevap göremiyorum.

İlyas Ağlar, sorunlarını birilerinesormak zorunda degilsin herkes kendi fikrini sunar...cevabı sende ruhunda olan bi soruyu nasıl cevaplayayım

Bazarov, Bana bir uyarı geldi 'İlyas Ağlar soruna cevap verdi' diye o nedenle senden gerçek bir cevap bekliyorum yoksa elbette benim sorunlarıma senin cevap vermen gerekmiyor.

Tembellerde bir tûr akıllıdırlar
  • Paylaş
1

Bazarov, Soruyla ilgisi ne bunun?

Bir tembel çok çalışarak bir dahiyi yenebilir... ...
  • Paylaş
13

Bazarov, Niye tembelliği yüceltme derdine giriyorsunuz anlamıyorum ki. Çok istiyorsan gir tamam beni bağlamaz da benim soruma cevap olmuyor bu.

Uchiha Itachi, Ne demek istediğini anladım galiba. İnsanların başlangıçta eşit olduklarını varsayarsak bu farkın nereden geldiğini rahatlıkla anlayabiliriz. Öncelikle iki insanın da yeteneklerinin benzer olduğunu varsayalım. Birincisinin sürekli olarak çalışıp bu yeteneğini geliştirirken diğerinin kendi yeteneğinin farkında olmaması veya bunu geliştirebilecek motivasyon veyahut bilincinde olmaması belli bir süre sonra ikisi arasındaki farkı ortaya koyacaktır. Yani zamanla birine çalışkan diğerine de tembel denilebilir. Bu yüzden dedim zaten: Bir tembel çok çalışarak bir dahiyi yenebilir.....

Bazarov, Biraz yaklaştık birbirimize evet :) Ben de sorumu yineleyeyim. Hani birisi geliştiriyor diğeri geliştirmiyor diyorsun ya. Bu geliştirme nasıl olur? Bir tembel bir dahiyi teorik olarak yenebilir evet ama pratikte tembelse tembeldir ve korkarım hiçbir zaman çalışkana yaklaşamayacaktır. Söylediğin gibi başlangıçta eşitsek, bu fark nasıl oluştu?

Şaman, Bilek güreşinde demek istiyorsunuz herhalde.

Uchiha Itachi, Olayı somutlaştırarak daha rahat anlayabiliriz. Mesela: İki kişininde satranç oyununa karşı yetenekleri olduklarını varsayalım. Bizim çalışkan dediğimiz kişi bu oyuna 5 yaşından itibaren ilgi göstersin. Diğeri de buna karşı olan yeteneğinin geç farkına varsın ve 15 yaşında satranç oynamaya başlasın ve bundan 5 yıl sonra aynı turnuvaya katıldıklarını düşünürsek herhalde 5 yaşında başlayan diğerine oranla daha yüksek derece elde edecektir.Tabi geç başlayanın başarısız olmuş ve hatta kendisini yetersiz görmüş olabilir. Eğer ki bu durumda çalışmayı bırakırsa elbette diğerine asla yetişemeyecektir. Gelelim aradaki farkın nasıl kapanabileceğine. Eğer yılmadan ve inatla çalışmalarına devam ederse kesinlikle kazanacağından eminim. Çünkü, bu işe erken başlayan bir süre sonra kendisinin en iyi olduğunu düşünmeye başladığı anda çalışmayı bırakacaktır bunun nedeni ise büyük ihtimalle kibir yüzünden olacaktır. Tabi ki bizim tembelin yetişebilmesi için çok çalışması gerek ancak bu tek başına yeterli gelmeyecektir. Eğitim sürecini çok zorlu yolları aşarak ancak istediği güce kavuşabilir. Bunun için de parolası vazgeçmekten vazgeçmek olmalı......

Şaman, Ama şimdi burada anlattığınız bir tembel ve bir de çalışkan ama aynı yeteneklere sahip iki kişi. Ancak tembel de dahiyse bir dahiyi yenebilir.

Uchiha Itachi, Her insanın bir yeteneği vardır. Önemli olan bunu bilmesi ve bu yönde hareket etmesidir. Eğer insan kendi yeteneğinin farkında değilse veya yanlış işlerde uğraşıyorsa aptal gibi görünmesine neden olur. Arada ki farklılık kişinin yeteneğinin farkında olup olması ile ilgilidir. Bu da kişinin kendine ne kadar yakın olduğuyla alakalıdır.

Şaman, Deha diye 160+ IQ'ya denir ve bu insanların 1/11,307'sinde bulunur. Her insanın bir yeteneği olduğuna dair bir bilimsel veri olmasa da ona da inanabilirim ama her insandaki yetenek deha seviyesinde değildir. Normal bir tembel bir dahiyi dahinin alanında hiçbir şekilde yenemez.

iqcomparisonsite.com/iqtable.aspx

Uchiha Itachi, İnsanın içindeki gizli gücü açığa çıkarınca neler olacağını kimse bilemez. Ayrıca, bir tembelin bir dahiyi hiçbir şekilde yenemeyeceğine dair bir bilimsel çalışma var mıdır? Bence, her insanın zaafları vardır ve kimse yenilmez değildir. Aslında dahiyi mağlup eden şey onun bir başkası tarafından yenilmeyeceğine ilişkin düşüncelerinden başka bir şey değildir......

Şaman, Yani yine içinde deha olup bunu dışarı çıkartmamış kişiden bahsediyorsunuz. Tembelimiz aslında bir dahi ve dehası ortaya çıkıp çok da çalışacağı için, bununla sözde yarışa girmiş dahimiz de çok aptal olup çalışmayı bırakacağı için yarışı kazanacak. Öncelikle dahiler yarışmazlar, ne Einstein, ne Hawking ne de Nevton yarışa falan girmemiştir. Kaldı ki girmiş olsalardı yenilmemek için çalışmaya devam etmeyi akıl edebilecek kadar zekilerdi. O konuda bilimsel bir çalışma yok ama tembel normal zekalı bir insanın bir dahinin teorisini çürüttüğü de bilim tarihinde yok. Normal bir tembel hala bir dahiyi anca bilek güreşinde yener. Tembelliği yüceltmeye, tembelin aslında zaten tembel olmasından dolayı çok akıllı olabileceğini anlatmaya çalışıyorsunuz da bu savın iler tutar yanı yok. Bilimsellikten uzak bu yaklaşımınızı öğrenci olmanıza yoruyorum.

Uchiha Itachi, Öncelikle dahilerin de yarışabileceğini söyleyerek işe başlamalıyım. Mesela, Einstein görelilik kuramının salt matematiksel denklem haline dökebilmek için dönemin matematikçilerinden olan David Hilbert ile bir yarışmaya girmişler ve nihai sonucu ikisi de aynı anda bulmuştur..... Anladığıma göre, siz dehanın doğuştan gelen salt bir yetenek olduğunu ve sonradan bunun kazanılamayacağını söylüyorsunuz. Ancak, benim düşünceme göre sadece salt ya da doğuştan gelen bir yetenek değil aynı zamanda sonradan normal zekaya sahip olan bir insanın da buna erişebileceğidir ki tartışmanın ana noktası da bu zaten. Benim düşünceme göre, burada normal zekaya sahip ya da tembel birisinin önemli bir avantajı var: Kendisinden çok daha güçlü bir rakip ancak deha dediğimiz kişinin ise böyle bir rakibi yok. Bunun doğal bir sonucu olarak dehanın kendisinin marjinal geliştirme katsayısı normal bir insandan az olacağıdır. Bu da zamanla farkın kapanabileceğini gösterir. Ayrıca ,dehanın çalışmayı bırakmasının nedeni sadece kibir yüzünden olabilir.

Şaman, Bilim zekanın genlerde yazılı olduğunu söylüyor, sizse sonradan edinilebilecek bir şey olduğuna inanıyorsunuz. Konuyu bir inanca dayadırdığınız anda tartışmanın anlamı kalmıyor. Kimsenin inancını tartışacak değilim. Her isteyen her istediği şeye inanabilir bence.

Bir de buradan okudum (de.wikipedia.org/wiki/david_hilbert) Hilbert teoriyi Einstein'dan 5 gün önce kanıtlamış ama bir yarış içinde olmadığından Einstein'dan sonra yayımlamış. Kaldı ki Hilbert de sonradan atağa kalkmış tembel değil, onun yerine çalışkan bir dahi. Yani aralarında bir yarış olduğu teorisi de inanç dayanaklı. Bunu da tartışmaya gerek yok. İnançları tartışmak hangi rengin daha güzel olduğunu tartışmak kadar abesle iştigal olur.

Benim intibam; sizi tembel ve normal zekalı bir insanın çok çalışarak dahiden daha dahi olabileceğine inanıyorsunuz. Genetik, zekanın genlerde yazılı olduğunu söylüyor. Ben yine uzmanların nesnel bilgilerin analiz edilmesiyle edindikleri kanaate inanmaya devam edeceğim aksini deneysel olarak ispatlayan bir uzman çıkana kadar.

Uchiha Itachi

adresinden 50- 56 dk izleyerek yarış içinde olup olmadıklarına karar verebilirsiniz. Hayatta her şeyin değişebileceğinden hareketle bilimin koyduğu yasalarda insanların düşünceleri de değişebilir. Mesela: Einstein'ın görelilik kuramını bularak Newton'u alt üst etmesi gibi. Önemli olan bu algıyı değiştirebilecek insanın var olmasıdır mesele.Buradan hareketle sadece salt bilime inanmak ve başka düşünceleri sadece bilim yönünden inceleyip yok saymak insanı ve onu düşünsel yetisini inkar etmektir bence. Her düşünce silsilesi olmasa bile içinden bazıları nehri tersine çevirmeyi başarabilmiştir. Ancak bunu yaparken her ne kadar bilimsel araçları kullansalar da onları başarıya götüren şey düşündükleri şeyin doğru olduğunu inanmaları ve bu yolda hiç vazgeçmemeleri.(Einstein bu problemi yanlış hatırlamıyorsam 15 senede çözdü.) Benim inancımda bu yöndedir. Belki sizin nazarınızda bu 'aptallık' olarak nitelendirebilirsiniz ancak mağlubiyeti kabullenmiş bir 'akıllı' olacağıma inatla kazanmak için çalışan bir 'aptal' olmayı yeğlerim........

Sonraki Soru
HESAP OLUŞTUR

İstatistikler

634 Görüntülenme13 Takipçi10 Yanıt