Bilmek istediğin her şeye ulaş

Çok duygusal olup çok acı çekmenin önüne geçilebilir mi? Beynimizi bu konuda nasıl eğitebiliriz?

Vaziyet alın bu soruda biraz çirkinleşebilirim.

En sevmediğim iki klişeden biri bu "çok duygusallar" diğeri de "hep iyi niyetinden kaybedenler". Ulan bi bitmediniz ya. Bitin arkadaş bitin. Azalarak da değil hemen, aniden bitin ve yarın daha güzel bir dünyaya uyanalım. Hadi lütfen. Bunu yapabilirsiniz biliyorum.

Çok acı çektiğini iddia eden birinin yeterince acı çektiğine inanasım gelmiyor benim. Şöyle düşünüyorum, nedir mesela en büyük acı evlat acısı mı, onu yaşayan biri haberlerdeki kedi için depresyona girer mi merak ediyorum. Gerçek anlamda yalnız kalmamış biri sevgilisi terk edince incinen gururundan başka acı duyar mı şüpheliyim. Tehlikeli bir hastalığı atlatan birisi kendisine yapılan haksız eleştiriyi ne kadar ciddiye alır ya da ne kadar üzülür öğrenmek isterdim. Yanılıyor da olabilirim fakat ben bu "çok duygusal olup çok acı çekme" kavramından huylanıyorum.

Kişisel kanaatim (araştırma yapmış değilim) kendini böyle tanımlayan insanların büyük çoğunluğunun problemi duygusal yani hormonal değil karakterle ilgili. Bu başlıkta hanım kızlarımızın toplanması da yüreklendirdi beni çünkü bu durumun kız çocuklarımızı yetiştirme şeklimizden kaynaklandığını düşünüyorum. Erkek egemen bakış açısının yarattığı kırılgan, korunmaya muhtaç, zayıf kadın imajının meyveleri bunlar. Kadınları suçlamıyorum burada. Toplumumuzun bakış açısı bu. Erkek veya kadın bizler bu bakış açısına sahibiz kızlarımızın da böyle olmasına sebep oluyoruz.

Peki çözüm önerim nedir? Sebebi karaktere bağladıktan sonra bir yetişkin için net bir çözüm de zor ama bir şeyler düşünelim.

Efendim benim naçizane önerim, kendi insiyatifinizle kendi ayaklarınız üzerinde durmak adına biraz zorlanmanız, kendi kendinizi zorlamanız. Hani portakalli ördek kazık yerseniz falan demiş ya o kazığı yemek için imkan da yaratmalısınız. Sil baştan başlayın bazen. Arada bir güvenin birilerine. Değişik ortamlara tek başınıza girin. Yabancılarla yolculuklara, kamplara gidin. Ebeveyninize, kaç yıllık sevgilinize değil de ona buna güvenin biraz. Bakalım neler olacak. İnanıyorum ki "çok acı çekme" anlayışınız değişecektir.
  • Paylaş
18

Portakallı Ördek, Perfect answer. Bodoslama dalmak lazım.

Bazarov, Dalmak istemeyene de sözüm yok ta ki gelip de bana sızlanana kadar :)

Bazarov, Portakallı bu sitede biri bana windows phoneu övüp övüp durmuştu o sen miydin?

Portakallı Ördek, Mümkündür. Severek kullanıyorum çünkü.

Bazarov, Telefon ekranını nasıl bilgisayara aktarıyorsun diye soracaktım da cevap gelene kadar araştırdım ve öğrendim ki benim aktaramama sebebim microsoft 535 in kronik problemiymiş. Bu windows telefonlar açıklarla dolu.

Portakallı Ördek, 25-35 serileri düz 20-30'lar gibi değil nedense ya. 520-920-930-1020'de bi sıkıntı yok.:D

Bazarov, bırak ya 520 de leş.. bilmesek kandırcan :)

Portakallı Ördek, 520 en düşük modeli? Valla ekranını kırana kadar -ki benden ötürü olan bir şey değil- kullandım ve kullandığım en iyi androidden -bkz: S4- daha hızlı çalışıyordu.:D

Portakallı Ördek, 1320de iyi phablet ha bak o da var. Baya kurcalamışım lan WP'ları.

Bazarov, Neden bu kadar inatçısın acaba :) Neyse uzatmıcam sıkıldım. Al şunu incele sonra da boynunu ey ve sessizce uzaklaş buradan :)
kiyas.la/tr/cep-telefonu/karsilastir/nok...

Portakallı Ördek, Karşılaştırmaya değil de kullanıcı deneyimine bakarım.:D Android'de zibil uygulama var ama işe yarayanı çok az. Windows uygulamalarının tek sıkıntısı az kullanılan telefon olduğu için çok uygulama yazılmıyor oluşu. Yorumların yarısı "Türkçe dil desteği yok, android tasarımı daha güzel bir yıldız." Şeklinde.

Zoom versiyonu kullanmadım tabii ama androidlerde en büyük sıkıntı (özellikle samsung için) belli bir sayıda uygulamadan sonra telefonun yavaşlaması, kasmaya başlaması, takılması, kitlenmesi: Özetle şişme yapması.:D Bir yıl -daha son sürüme gelmeden- 520 kullandım ne kasma ne yavaşlama oldu.:D Şu an 920 kullanıyorum ve İPhone kalitesinde diyebilirim hız ve performans olarak.:D Daha ucuz, daha dayanıklı olmasını hesaba katmıyorum.:D Benim tek odağım performans dayanıklılık.:D Eski bir android fanı olarak(5-6 sene kullandım) Windows 8.1(yakında ücretsiz 10 olacak) androidden daha performanslı diyor ve memnun bir şekilde gidiyorum.

P.S. Dostum 520 en düşük modeli.:D

Portakallı Ördek, S4 alıp bataryasından şikayet etmeyen beri gelsin bir de.:D En son yakın arkadaşlarımdan birisi Galaxy serisine baya isyan ediyordu bu yüzden.:D

*flies away*

Bazarov, Bir insan bu alayı boktan cep telefonlarını neden bu kadar ciddiye alır çok merak ediyorum :)

Benim kullanıcı deneyimim hep androidle oldu hiçbir sorunum da olmadı. Sorunsuzdur demiyorum da ben karşılaşmadım. Telefonu zorlayacak kadar telefon kullanmadığımdan herhalde.

Windows phone deneyimim ise developer gözüyle oldu. 520, 535 ve HTC desire 8x ile testler yaptım. Çok sevmedim. Windows daha bu yolun başında diye düşünüyorum. Sebeplerini sıralayıp seninle tartışmayı da uzatırım ama bundan ne senin ne benim ne de insanlığın karlı çıkacağını düşünmediğim için bunu yapmayacağım :) Bence sen de akışına bırak. Windows sa windows değilse değil.

Çiğdem Çelik, Çok duygusal olup çok acı çekmeyi yanlış anlamışsın Bazarov.Çıtkırıldım insan modeli ile karıştırmışsın.Açlıktan ölen bir kedi senin için ölmüştür ve küşkusuz üzüleceksindir.Ama duygusal bir insan için sokakta ölen kedi sadece ölüm üzüntüsü getirmez.Duygusal insan ,kedinin açlık sürecini ,insanların duyarsîzlığını ve duyarsızlaşma sürecini , bundan sonra aynı olayların yaşanmaya devam edeceğini ,hatta belki açlıktan insanların öleceğini düşünerek acı çeker .Bu duygusallık senin yerde yere vurduğun kadar kötü bir şey olmasa gerek diye düşünüyorum .Graham Bell duygusal olup uzaktaki sevdiğinin sesini duymak istediği için elimizde şu an androidler ,windowslar .

Bazarov, Sevgili Çiğdem, bir kedinin açlıktan ölmesinde ya da benzeri bir olayda yapılacak olan çıkarım kişinin ne kadar duygusal olduğundan ziyade ne kadar bilinçli ve toplumsal bir olaya ne kadar duyarlı olduğuyla ilgilidir. Etrafında bir olay olduğunda bunun bir insanı ya da insanlığı nasıl etkilediğini düşünmek kanımca anlamlıdır ancak yine bunu yapmak için de çok duygusal olmak zorunda değilsiniz.

Duygusal olmayı iyi ya da kötü bulmanız sizi bağlar. Gelip de bana bu durumdan yakınmadığınız ve belirli duygular sizin tekelinizdeymiş gibi davranmadığınız sürece problem yok.

Son cümleniz hakkında yorum yapmak dahi istemiyorum zira neresinden tutsam elimde kalacak.

Çiğdem Çelik, Duygusal olmak neden bu kadar kötü senin için Bazarov .Duygusal insan kendinden başka kimseye acı vermez .Bu soruyu sordum evet çünkü düşüncelerimin yol açtığı duygular beynimi yakıyor .Ha olumlu olan duygular yok mu ?Var tabı ve bunları da çok uçlarda yaşayan birisiyim.Tek miyim ?Bence değilim ve benim gibi olan tüm insanlar adına sordum bu soruyu .Oldukça agresif de olsa verdiğin yanıt için teşekkür ederim .

Bazarov, Rica ederim. Verdiğim cevapların hemen her zaman soruyu soran kişiden bağımsız olduğunu hatırlatmak isterim.

Çiğdem benim için duygusal sıfatının hiçbir anlamı yok, yarattığı çağrışım ise fark ettiğin üzere oldukça olumsuz. Sen duygusalsın başka biri değil öyle mi? Hayır efendim ben bunu kabul etmiyorum. Cevabımı tekrar okursan ilgili fikrimi görürsün; senin duygu yoğunluğun büyük olasılıkla diğerlerinden farklı değil senin farkın karakterinde.

Bu sözüm ona duygusallık üzerinden ben şöyleyim ben böyleyim ay uf öf pöf diyen kişi benim sinirlerimi hoplatıyor. Bana "ben duygusalım, ben acı çekiyorum, ben üzülüyorum" diyen kişi benim fikirlerimden kaçamaz. Senin söylediğin gibi kendi içinde bir şeyler yaşıyorsa orası beni bağlamaz yeter ki gelip bana bundan yakınmasın.

Bazarov@portakalliordek çift tıklama 535'te, donma, ısınma onlar da 535'te allah belasını versin bu 535'in.. yalan yanlış övmeyin şu telefonları gözünüzü seveyim.. cevap bekleyerek yazmıyorum bunu. Övdüğün telefonların yediği naneleri bil istiyorum sadece :)

Bir okul gezisi organizasyonu yaparken araç temini için belediye başkanlığına gitmiştim. Belediye başkanı karar verecekti ve görüsmek için beklerken içeriye bir kadın girdi. Yanında 4-5 yaşlarında bir kız çocuğu vardı. Başkan yardımcısı kadını farkedince "Ne var , ne istiyorsun ? "dedi. Kadın yardım istiyordu. "Geçen ay yardım vermedik mi?" diye sordu. Aldım ama çocukların ihtiyacı var diye cevapladı. Başkan yardımcısı "verin şuna 200, gitsin" dedi.
O gün kadın boyun büküp istemişti ama utanç duygusunu ben yaşadım, kadın parayı aldı, ben aşağılanmışlık duygusu yaşadım. Sonraki seçimde yine o insanlara oy verecek ve ben çaresizlik duygusunu yaşayacağım.
Çok duygusal olup çok acı çekmek derken çıtkırıldım insan modeli algılanıyor sanırım. Düzeltmek adına yukarıdaki örneği yazdım. Çok duyarlı olup çok acı çekmek olarak degiştireyim soruyu.
Evet bir bitmek istiyorum. Yavaş yavaş değil hızlıca bitmek istiyorum. Böyle bir toplumda mutlu mesut yaşayabilen güzel kafalardan istiyorum kendime. Tek sızım sevgilimden ayrılınca ya da iyi niyetimden kaybedince olsun istiyorum. Şimdi söyler misiniz nereden alacağım bu kafayı?
  • Paylaş
3

Ayhan Şimşek, İlginç ve ilginçliğine bence oldukça nadir rastlanılan bir durum bu bahsettiğiniz duyarlılık.
Bu durumda en iyi acıyı dindirmenin yolu sırt çantanızı alıp nerede yardıma ihtiyaç duyan insanlar var gönüllü olarak sunabileceğiniz yardımı sunabilmek için düşmek olurdu sanırım yollara.

Çiğdem Çelik, Yok öyle değil Ayhan.Yardıma ihtiyacı olan kimse kalmasîn diye yola çıkmak isterdim .

Ayhan Şimşek, Tam olarak her ikisinin hatta daha da fazlasının gerçekleşmesine imkan sağlayacak bir platform şimdilerde hiç de hayal değil aslında.

Çok duygusal olup çok acı çekme.
Hmmm... Kulağa çok kırılgan olmak gibi geliyor.
İnsanlara çok anlam yüklediğimiz zaman, onlardan beklemediğimiz davranışlara karşı kırılgan olabiliyoruz. İnsanlara çok anlam yüklememek, çok bağlanmamak gerek. Tabii onlardan nefret etmemekte gerek. Bu yine onlardan beklemediğiniz bir hamle karşısında kırılgan olmanızı sağlar.
Birde önce kendinizi düşünürseniz daha az kırılgan olursunuz. Burada bencil olun demek istemiyorum. Sadece şunu diyorum : Başkalarını kendinizden değerli görmeyin. Başkalarına verdiğiniz değeri alamayınca acı çekiyorsunuz. Bu konuda çok verilen bir örnek vardır: uçaklarda 'oksijen maskesini önce kendinize sonra çocuğunuza' takmanız gerektiği yazar. Siz maskeyi kendinize takmazsanız ne başkalarının mutluluğunu sağlayabilirsiniz nede kendinizin.sizler maskeyi başkalarına taktığınızdan üzülüyor, duygusallaşıyor ve acı çekiyorsunuz.
Bu arada acı çekme diğer insanlar sebeplide olmayabilir. Yaptığınız bir şeyden de acı çekiyor olabilirsiniz. Bu durumu geri alabilme şansınız, bu durum karşısında bir bedel ödeme şansınız yoksa kendinizi affedin. Eğer bir bedel ödeyebiliyorsanız bunun bedelini ödeyin.
Acınız anlatıklarımdan çok farklı birşey ise spor yapın, gün ışığı alın, bir doktora görünün.
  • Paylaş
1

Çiğdem Çelik, Güzel yazmışsınız.Teşekkür ederim ☺

Beynimizin kontrolünü yapabilseydik çok daha başka yaratıklar olurduk eminim ki... Çok duygusal olmak hem kendine hem çevreye zarar verici oluyor ama beyin bu konuda egitilmiyor.. Belki biraz tecrübe kazanıyor olabiliriz.
Ben size bu konuyla ilgili gözlemlerimi paylaşayım. En ağrı ve acı veren olaylardan birisi doğum olayıdır. Hem fiziksel hem duygusal olarak kadınlar ciddi anlamda zorluk çeker. Ben doğum sürecinde kadınların yanında bulunduğum sürede hep tekrar bir bebek yapmayı düşünüyor musun ? Diye sorduğumda hayatta yapmam. Bu sondu vs birsürü lanetli cümleler:) ama sorguladigimda dosyasında 3 4 5. Bebek olduğunu görüyorum. Beyin doğumdan sonra acıyı unutup sadece güzel duygular hatirmalayi sağlıyor. Bu belki insan doğasının üremesi ile ilgili doğal bir süreç bilemiyorum... Çok uzaklasmadan her ay dismenore yaşayan kadınların bir dahaki ay o ağrıyı unuttuğu bu yüzden dayanamiom güçleri olduğunu da söyleyebilirim.
  • Paylaş
Çok acı çekerek. Mesela topluluk arasında konuşmaktan utanıyorsan, topluluk arasında konuşup utanıp ve bu durumu defalarca tekrar ederek üstesinden gelebilirsin. Çok acı çekmeyeyim diyorsan çok acı çekip kabuğunu sertleştiriceksin. Özet; üzerine gideceksin.
  • Paylaş
Bir kaç tane sağlam, dönüm noktası denilecek ve kaçınılmaz acı yaşadıktan sonra beyin otomatik olarak daha azını görmezden gelebiliyor.
Okkalı bir iki kazık yemek -özellikle dost kazığı- yine kafamızda bir ampul yanmasına sebep olabilir.
Terk edilme, ayrılık vesair bunları saymıyorum(Hele yaşıtlarımdan duyunca üzerinde durmadan konuyu değiştiriyorum). Bunlar tırıvırı, geçici şeyler.

Ha aman acı çekmeden halledelim diyorsak; kimseye kendimizden daha fazla/hakettiklerdinden fazla değer vermemek, kimseyi gözümüzde fazla büyütmemek, başkalarının dediklerini (eğer haklı eleştiriler ve tavsiyeler değilse) ve başkalarını hayatımızın merkezi haline getirmemek gibi basit çözümlerimiz var.
  • Paylaş
Mantıklı düşünmeyi öğrenerek bunun üstüne bir sürü hayat tecrübesinden sonra umursamaz olmaya başlıyorsun.Ben kendimden yola çıkarak söylüyorum. Hala duygusalım ama en azından birşeyin etkisinde artık çok kalmıyorum.
  • Paylaş
Sonraki Soru
HESAP OLUŞTUR

İstatistikler

80 Görüntülenme9 Takipçi7 Yanıt

Konu Başlıkları