Bilmek istediğin her şeye ulaş

Dindarlık ve depresyon arasında ilişki var mıdır?

Yapılan bilimsel araştırmalar sonucunda dindar olmanın ruh ve beden sağlığı arasında olumlu bir etki yarattığı bulunmuştur.

Dindarlık seviyesi yükseldikçe depresyon ve kaygının azaldığı da tespit edilmiştir.
  • Paylaş
1

Mehmet Volkan Balbay, Bu bilimsel araştırmaları burada paylaşabilir misiniz lütfen.

İstatistiki açıdan psikologlarımız, dini açıdan ilahiyatçılarımız bunu irdeleyebilirler. İki gruptan da olmayıp gerek aktif gerekse pasif meditasyonla oldukça yoğun uğraşmış biri olarak derim ki bence dindarlık insanı depresyondan korur. Sonuçta depresyonu insanın duyguları oluşturur. Bu duyguların çeşitli nesnel nedenleri de olabilir ama aynı nedenler iki farklı insanda depresyon oluşturmaz. Türlü nedenler mutlaka depresyona yol açacak diye bir kaide yoktur. Nedenine gelince kimi insanlar duygularının kendilerini yönetmesine diğerlerinden daha fazla izin verir ve depresyona girer. İnsana zarar veren duyguların öncelikle oluşmaması için insanın bir vicdanı, özyargısı vardır. Sağlam bir özyargıya sahip bir insan kendinde kötü duygular oluşturacak kararlar vermez ki din de aslında bu özyargıyı destekleyen bir unsurdur. Hiçbir din tüm vicdani kararların nasıl verilmesi gerektiğini yazamaz, aynen kanun kitaplarının da yargıyı %100 belirleyemeyeceği gibi. Yalnız dinlerin tümü insanın vicdan sahibi olmasını ister, yazılı kurallara uydum bitti şeklinde işlemez. Mümin bir dindar bunun bilincindedir, aslında mümin olmayanı da bilincindedir ama kurallara uyarsam ya da kötü eylemlerime de dini bir kılıf bulursam yırtarım düşüncesi de vardır kafasının arkaplanında. Gerçek dindarlık öncelikle özyargının sağlam işlemesini sağlayarak insanın hayatında ardından kötü hissedeceği duyguları oluşturan kararları vermesini engeller.

İkinci konu ise tüm dinler ibadetleriyle insanlara meditasyon yapma, kendilerini duygularından arındırıp tek bir ulvi ya da değil noktaya odaklamalarını sağlar ki bu meditasyonun esasıdır. Bunun düzenli olarak yapılması aslında duygulardan arınmış, mantık ve vicdan odaklı karar verme yetisini tetikler. Bu şekilde de dindarlık insanın depresyona girmesini zorlaştırır.

Sonuçta tabii sadece naçizane kanaatim; dindarlık eğer dürüstse ki benim dindarlıktan anladığım kesinlikle ve mutlak dürüstlüktür, insanı depresyondan korur yani olumlu bir ilişki vardır.
  • Paylaş
İnsanlar depresyona umutları kalmadığında girerler, bu süre zarfında herhangi bir şeye tutunabilirlerse bu onları depresyondan korur. Din bunlar içerisindeki en yaygın ve kolay olan çıkış yoludur. Akıl hastalığı boyutuna gelmiş düzeyde ruhsal sorun yaşayan bazı insanlarda, aşırı bir dindarlık gözlemlenebilir, sürekli zikir ediyordur, yüksek sesle Yaradan ile konuşuyordur gibi. Dışarıdan bakıldığında halk arasında 'kafayı bozdu' gibi etiketlemelere maruz kalsa da, aslında bu yaptığı onu belki de 'delirmek'ten korumaktadır, aklını bununla meşgul etmektedir. Bu boyuta gelmemiş ve sadece amaçsız yaşamdan kaynaklanan mutsuzluğun oluşturduğu bir depresyonda ise, kişi bu boşluğu din ile doldurmayı başarabilirse hem şükretmeyi öğrenerek mutlu olabilir, hem hoşgörü ve anlayış tutumunu öğrenerek gereksiz durumlar için üzülmez, hem dua ederek umutlarını canlı tutar, ibadet ederek içsel enerjisini pozitif yönde kullanır, dürüst ve adil bir insan olmanın verdiği güç ile de sevilip sayılan bir kişi olur ve böylece de depresyona yol açan yanlızlık ve dışlanmışlık olgusuna maruz kalmaz.
  • Paylaş
Cevabın kısmen görülebileceği bir kaynak için:

science.slashdot.org/story/14/03/15/0542...
  • Paylaş
Dindarlık göreceli bir kavramdır öncelikli olarak. Aynı zamanda kişinin dinle aşırı uğraşları ve bunlarla ilgili geliştirdiği aşırı ve tekrarlayan ritüeller geliştirmesi depresyondan ziyade obsesif-kompulsif bozukluk dediğimiz rahatsızlıkla ve psikozla örtüşebilir. Psikoz da ; kişinin gerçekte var olmayan şeyleri var sandığı ve bunun üzerine davranması ve gerçeklikten kopma yaşamasıyla ilintilidir. Çünkü böyle zamanlar da hastalar kendilerine cinlerin musallat olduğunu düşünmekte ve biz uzmanlar yerine üfürükçülere gitmekte ve daha da kötü hale gelmektedir. Bundan dolayı kişinin dinle ilgiili olarak uğraşları giderek artıp, içine kapanıp ve kendi kendine konuşmaları ve tike benzeyen hareketler yapmaya başladığında mutlaka bir PSİKİYATRİ DOKTORUNA VE YA KLİNİK PSİKOLOĞA gösterimesi gerekmektedir.
  • Paylaş
Sonraki Soru
HESAP OLUŞTUR

İstatistikler

622 Görüntülenme8 Takipçi5 Yanıt