Bilmek istediğin her şeye ulaş

Edebiyatta imge nedir?

Bir kelimenin ya da kelimeler topluluğunun, sözlük anlamının dışında ve / veya ötesinde, sözcüğün ya da sözcük öbeğinin belirtme, gösterme ve adlandırma özelliğine /yeteneğine / gücüne “çağrışım”ı da ekleyerek kullanma marifetidir. Başka bir deyişle, edebî dilin uyandırdığı duygusal
her türlü etki, her türlü çarpıcı hayal, çağrıştırdığı her türlü yeni anlam imge olarak adlandırılmaktadır.

Örnek olarak:

Özdemir İnce, Roger Caillois’nun Şiir Sanatı adlı kitabından bir öykü aktarır: New York’un Brooklyn köprüsünde dilenen bir kör varmış. Köprüden gelip geçenlerden biri, adamcağıza günlük kazancının ne kadar olduğunu sormuş. Dilenci, iki dolara zar zor ulaştığını söylemiş. Yabancı, bunun üzerine kör dilencinin göğsünde taşıdığı ve sakatlığını belirten tabelayı almış, tersini çevirip üzerine bir şeyler yazdıktan sonra tekrar dilencinin boynuna asmış ve şöyle demiş: “Tabelaya gelirinizi artıracak bir yazı yazdım. Bir ay sonra uğradığımda sonucu söylersiniz bana. ” Dediği gibi bir ay sonra gelmiş: “Bayım size nasıl teşekkür etsem acaba”demiş dilenci. “Şimdi günde on-on beş dolar kadar topluyorum. Olağanüstü bir şey. Tabelaya ne yazdınız da bu kadar sadaka vermelerini sağladınız? ” “Çok basit” diye yanıtlamış adam, “tabelanızda ‘doğuştan kör’ yazıyordu, onun yerine‘Bahar geliyor, ama ben göremeyeceğim’ diye yazdım. ”

Bu küçük öyküden sonra, Özdemir İnce şu yorumu yapıyor: “ ‘Doğuştan kör’ cümlesi, bir durum belirten açık seçik, kesin bir tanım, ama imgelem gücünden ve duyarlıktan yoksun. Buna karşın, yabancının yazdığı cümlenin bulaşıcı ve tedirgin edici yükü, imgelem gücünü ve insan duyarlığını harekete geçiriyor; kör dilencinin yitirmiş olduğu şeyleri anımsatıyor, bu anımsatmayla birlikte bir evrensellik, genellik
kazanıyor: ‘okur’ onun trajik gerçeğinin içine giriyor ve onunla yer değiştiriyor. Kör adamla yabancınınyazdıkları cümlelere başka bir görüngeden bakacak olursak: birincinin yazdığı cümle bir düzyazı özelliği taşıyor, çünkü tek ve değişmez bir anlamı var tek başına: ‘Doğuştan kör. ’İkincinin yazdığı, şiir tanımının kapsamına giriyor, çünkü bir kez de okuyan kişi tarafından yazılıyor ve bir tür ‘bulaşıcılık’kazanıyor. ”

“Bahar geliyor, ama ben göremeyeceğim” cümlesinin okur zihninde yaptığı çok yönlü çağrışımdan hareketle imgenin, heyecan veren ve “ikinci kişiler” (okur) tarafından yeniden üretilen bir şiir unsuru olduğu sonucuna varıyor yazar.

İmgenin, her alıcıda aynı algıyı, anlamayı sağlayıp sağlamadığını bilemeyiz. Kelimeyi yahut kelimeleri imgesel katmana çıkaran sanatçı bilir, onu hangi anlamda kullandığını. Bir imgenin, her zihinde ayrı bir “görüngü”sü olabilir, aynı olabileceği gibi.İmge kurulurken / oluşturulurken en çok mecaz, teşbih, istiare gibi edebî sanatlardan yararlanılır. “İmge ilk anda ve hemen bütün zenginliğini teslim etmese bile ilk karşılaşmada çarpıcı bir ilgi uyandırmalı, okurun coşku ve zihnine seslenmelidir.

İyi bir imgenin en belirgin özelliği somutluk ve ekonomik oluştur. Etkili bir imge, canlı, somut bir ayrıntı halinde okurun imgelemini harekete geçirir, ama bu ayrıntının uyandırdığı çağrışımsal düşünceleri yeniden üretmek okurun imgelem gücüne bağlıdır:
  • Paylaş
İmge kısaca nesnenin zihindeki yorumudur. Edebiyatta ise imge anlatılmak istenen durumun çok kuvvetli bir şekilde zihinde oluşturulmasıdır. Örneğin "sokak lambaları çat pat yanıyorlar" mı daha güçlü bir anlatımdır yoksa "sokak lambaları karanlıkta öksürüyordu" mu? "Çok çirkin bir adam" mı? "Cenaze suratlı adam" mı? Bu tarz örneklerde olduğu gibi edebiyatta ki imge budur. Bir edebiyatçının ne kadar büyük olduğu ne kadar güçlü imgeler kurabildiğine bağlıdır.
  • Paylaş
Sonraki Soru
HESAP OLUŞTUR

İstatistikler

267 Görüntülenme5 Takipçi2 Yanıt

Konu Başlıkları