Bilmek istediğin her şeye ulaş

Evrim kuramının gerçekliğini konusu açıldığında, etrafınızda bulunan yaratılışçılıktan ödün vermeyen kişilere kabul ettirmek için çok uğraşıyor musunuz? Uğraşıyorsanız sonunda başarılı olabiliyor musunuz?

Peygamber Efendimiz (s.a.v.), bir gün kendisini inkar eden müşriklerden ziyadesiyle müteessir olmuştur. Müşrikler kendisinden apaçık bir mucize istemişlerdir. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz (s.av.) o esnada dolunay konumunda olan Ay'a parmağını işaret etmiştir. Ay iki yarım Ay'a dönüşmüştür, yani ortadan ikiye bölünmüştür. Tabi bu mucize Kuranda yer almaktadır venşekkalkamer şeklinde ayette ifade edilir. Geçer dileyen bakabilir. Bu mucizeye karşı müşrikler bu apaçık bir sihirdir, demişlerdir. Bunun üzerine o esnada yolda olan kervanı beklemeye karar verirler, sabah kervan geldiğinde bu mucizeyi görüp görmedikleri kendilerine sorulur. Onlar Ay'ın ikiye bölündüğünü gördüklerini tasdik edince müşrikler tek kelime olarak şu ifadeleri kullanmışlardır. Ebu Talip'in yetiminin sihri semaya kadar tesir etmiştir. Şimdi şüpheniz olmasın bu mucize olmuştur çünkü Kuran ı Kerimde bu mucizenin meydana geldiği geçer. Eğer böyle bir mucize meydana gelmeseydi, o zamanki muhalifler şiddetle karşı koyar ve itiraz ederlerdi...
  • Paylaş
Sayın erdalkou, siz mucizelerin tabiat yasaları içinde mi cereyan edeceğini iddia ediyorsunuz... Şimdi Ay iki yarım küreye ayrıldı, bütün dünyadaki düzen bozulması gerek... Peygamberini tasdik ettirmek için onu ikiye bölen yüce Allah zaten. Tabiat yasalarını koyan da Allah'dır. Ayın çekim yasası da, yerkürenin çekim yasası da Allah'ın iradesini temsil eder. Şimdi ben size desem ki şu yeryüzünün çekim yasasını şöyle bana bir gösterin, gösterebilir misiniz... Gösteremezsiniz, neden? Soyuttur. Sadece varlığını tesirlerinden dolayı hissederiz... Çekim yasası Allah'ın iradesine ve kudretine bağlıdır... BİR DE KENDİ FİKİRLERİNİZİ İFADE EDECEĞİM DİYE BİR ŞEYİ ATLAMIŞSINIZ, AYIN İKİYE BÖLÜNMESİ MUCİZESİ KESİN OLARAK VUKU BULMUŞTUR... ÇÜNKÜ KURAN I KERİMDE BEYAN EDİLMİŞTİR. EĞER BÖYLE BİR MUCİZE OLMASAYDI O ZAMANKİ MUŞRİKLER PEYGAMBERİN DAVASINI İPTAL ETMEK İÇİN KENDİLERİNE BUNU KUVVETLİ BİR DELİL OLARAK GÖRÜRLERDİ. İNANAN MÜMİNLER AYETLERDE BEYAN EDİLEN BU MUCİZE VUKU BULMASAYDI ŞÜPHEYE DÜŞER BELKİ İNKAR EDERLERDİ. YANİ KURANA İNANAN İNSANLAR BÖYLE BİR MUCİZE VUKU BULMADIĞI HALDE KURANDA GEÇMESİ KARŞILIĞINDA HALA İMANLARINA DEVAM EDERLER MİYDİ... ÖNCELİKLE BUNU DÜŞÜNÜN. ZATEN MUCİZELERİ OLAĞANÜSTÜ YAPAN DOĞA KANUNLARININ ÜSTÜNDE CEREYAN ETMESİDİR. DOĞA KANUNLARINI İCRA EDEN ALLAHÜ TEALA DİLEDİĞİM ZAMAN PEYGAMBERLERİMİ TASDİK ETTİRMEK İÇİN ONLARI KALDIRABİLİRİM DEMEK İSTİYOR. LÜTFEN BİR FİKRİ DEĞERLENDİRİRKEN KENDİ PARADİGMANIZ AÇISINDAN DEĞİL, DAHA GENİŞ VE BİLGİ DONANIMLI DEĞERLENDİRİN...
  • Paylaş
1

Xkirintiix, sayın necemesek arkadaşım. iyiniyetinize hayran oldum. sizin bu bilimsel olmayan ama inanmışlığınıza gerçekten hayran oldum.
naçizane şunları söylemek istiyorum: evrim bir teoridir. iddiası gereği yüzde yüz kanıtlanması mümkün olmayan bir teoridir. sözünü ve icaplarını bilimsel bir sistematikte söylemesi mecburidir. karşı çıkılırken de aynı sistematiği kullanmak çok basit bir etik kural olmalıdır. ancak,her ne hikmetse özellikle popüler İslam yorumcuları, evrim teorisinin aslını okumadan karşı çıkmayı marifet olarak düşünmektedirler. Kuran'ı Kerim den ancak ve ancak çok büyük cambazlıklarla, zorlama yorumlarla ve de evrim teorisini çarpıtarak karşı anlamlar çıkarmak mümkündür. sizin evrimin islama aykırı olduğu düşüncenizi yanlış buluyorum. inanç işlerinin ve bunların yorumlanışına hep saygıyımdır. Yaradana mutlak manada inanırım. Allaha imanımdan bir şüphe yoktur. dediğim, bir çok kişi, saf ve temiz ama aynı zamanda kolaycılığa kaçıp, güvendiğinden duyduğunu hep doğru zannedenler bu mevzunun alevli tutulmasında kullanılıyor.
Kuran, bağnazlığı ve Sahibin gücünün yorumlanmasını istemez. bu kadar donkişotvari evrime karşı çıkanlara çok dikkatle yaklaşmak lazımdır. aynı cümle, evrim teorisinin bir ateistlik kanunu olduğunu söyleyenlere de karşı dikkatli olmak lazımdır. evrim varsa Yaratan yoktur manası haşa çıkmaz.
Samimi Müslüman ile dinsizin, karışarak evrim mevzusunda karşı karşıya getirilmesi hoş olmuyor. bu konu bilimsel bir konudur. bilim Yaratanla çelişmez. sadece doğası gereği sorgucudur. sormaz ise bulamaz. bulmaz ise doğruyu bilemez. tevatür ve hurafe içinde yiter gider.
yıldızlar,ateş böceği sanılmaktan korkmazlar(tagore).
bilimsel disiplinden korkmanın bir anlamı yoktur. bilen Yaratanı tanır. kendinden haberi olmayanın Sahibinden haberi var mıdır yani?

Lütfen sevgili nemecesek kuranda vuku bulmuştur diyorsun halen! Ya ben dedim mantıklı açıklama getiremezsen yazma!.. Sorun zaten kitaplar. İlk uygarlıkların destanlarını, mitolojileri araştır, dinlerini araştır oku ezberle özet çıkar yap bir şeyler ki kutsal kitaplar kimden etkilenmiş şu anki kitap nasıl bu haline gelmiş onları öğren. Lütfen beynen, fikren özgürlüğe sahip ol görmek istemediklerine sadece görmek istemediğin için gözlerini kapatma ve bil ki ben Tevrat, İncil, Kuran ve ayetleri hakkında çok şey biliyorum ki çelişkiyi yakalayabilmişim! Mısır uygarlığı nasıl Babil'den etkilenmiş, Tevrat nasıl Mısır'dan etkilenmiş, İncil nasıl Tevrat'dan etkilenmiş Kuran nasıl İncil'den etkilenmiş hepsinin etki zinciri var! Şimdi demokritos İ.Ö. 450'lerde atomların maddenin yapı taşı olarak görmüşmüş diye hatta atomculuk okulu açmış diye gözle görülmeyen en küçük parçacıklara varlığına değindi diye ilah mı oluyor, peygamber mi oluyor, lütfen ya! Muhammet böyle özgün fikirleri olan biri olsaydı daha fazla etkileyici olurdu emin ol. Çünkü o gökten indi der! Bu arada din geni hakkında bilgi topla şu anki durumun hakkında sana ipucu verebilir. Bu arada lütfen Demokratios'un ve yaptıkları hakkındaki şeylere de tanrının bizi sınamak istediği için ilham verdiğini söyleme çünkü bu savunma da şuna benzer, dinozor fosillerini tanrının bizi sınamak için oraya koyduğunu söyleyen dincilerin savunması.
  • Paylaş
1

Doğan Gündoğan, Ah şu kör tesadüf.

Bu tartışmadan başarılı çıkamazsın, yaratılışçılar fanatiktir ve ne kendilerine ne de yaratana söz söyletmez. Sen ne kadar uygar davransan ve söz sıranı beklesen de senin her girişiminde selerini yükselterek lafını keser ve kendi genellemeleri ile anlatmakta olduğun fikirleri engellerler ve bunun kendi haklılıklarını ispat ettiğine inanırlar. Benim açımdan artık dejavu niteliği taşıyan bir konu olduğu için artık bu muhabbetin yanına bile yaklaşmamaya çalışıyorum.
  • Paylaş
"Don't feed the troll" kuralına her zaman uymaya çalışırım, fakat bazen yaratılışçıların saçma savlarına çok sinirleniyorum ve kısır döngü haline getirdikleri bir tartışmaya giriyorum. Kabul ettirmeye asla çalışmam, ama insanları zehirlemelerine dayanamıyorum bazen, cidden.
  • Paylaş
Ben de şunu merak ediyorum; yaratılışın gerçekliği konusu açıldığında, etrafınızda bulunan evrimcilikten ödün vermeyen kişilere kabul ettirmek için çok uğraşıyor musunuz? Uğraşıyorsanız sonunda başarılı olabiliyor musunuz? Olamıyorsanız bu kimin suçu? Anlatanın mı, yoksa dinleyenin fikirlere kapalı olması mı?
  • Paylaş
Yoyo... kısa cevaplarla susturuyoruz... çünkü maalesef insanlarımız uğur mumcu'nun 'bilgi sahibi olunmadan fikir sahibi olunmaz' lafına çok uygun davranıyorlar!.. ya insan araştırmaz mı biraz ya?araştır öyle konuş di mii?
  • Paylaş
Bir de aklınıza şöyle bir soru gelebilir onu da cevaplayayım, yani 1400 sene önceki Kuran bugünkü Kuran ı Kerim arasında bir harf bile değişmemiştir. Çünkü Hz. Osman döneminde Kuranı Kerim sahifelere dökülmüştür... Yani sizin bugün açıp da okuduğunuz Kuran ı Kerim hiç değiştirilmeden günümüze kadar gelen tek kutsal kitaptır... Aslında bir çok mucizeleri nakleden hadisler için de aynı durum geçerlidir. Onların çoğu da sahabeler tarafından nakledilmiş ve yazıya dökülmüştür... O döneme ait kitaplar günümüze kadar gelmiştir. Merak ediyorsan Hz. Muhammed'in mucizelerini araştırabilirsin...
  • Paylaş
Ben size Peygamberlerin mucizelerinin o dönem insanlarının mantığının kavramasının bu dönemin insanlarına göre daha zor olduğunu açıkladım... O zaman ne televizyon, ne uçak ne radyo, aklınıza gelebilecek hiç bir teknolojik aygıt yoktu... Ama peygamberler mucize göstererek gelecek dönemdede insanlara öncülük etmiştir... Evrenin doğasında aslında çok mucizelerin gizli saklı olduğunu, insanların bilgide ve teknolojide ilerledikçe ve saklı mucizeleri, ortaya çıkarabileceklerini açıkladım. Daha ne kadar mantıklı açıklama yapabilirim...Örneğin eski dönemlerde bazı peygamberler binlerce kilometre uzaktaki bir kişinin ses ve görüntüsünü hatta kokusunu bile duyduklarını ve gördüklerini söylemişler, o dönemde yaşayan insanlar bu mantıksız, doğa yasalarına aykırı demişler... Şimdi tv var radyo var cep telefonu var bize bu mucize gaye mantıklı ve doğa yasalarına gayet uygun geliyor. Mesala koku nakli bugünkü teknolojide yok ama olması gerekir. Yani yapılabilir peygamberler mucizeleriyle buna işaret etmiş. Örnegin eşya naklide yok, gene Hz Süleyman aleyhisselam bi mucizesi ile işaret etmiş, demekki mümkün... Belki bu dönemin insanlarına imkansız gelebilir... ama mademki mucize olarak işaret edilmiş pekala mümkündür... size peygamber mucizelerine mantık çerçevesinde bakmanın yolunu gösteriyorum... Yani Bu evreni yaratan Allah evrenin sandığımız kadar basit olmadığını peygamber mucizeleri ile bize göstererek, ilim ve teknoloji ile bu mucizelerin evrenin kapasitesinden keşfedip çıkarabileceğimize işaret etmiştir..
  • Paylaş
Sayın Cemmm, söylediğiniz nisa süresinde, belirtilen oranların sabit veya mutlak olmadığına dair delil hemen ayetlerin devamında mevcut... bide konuda daha çok tatmin olmak istiyorsanız, googlede yüzlerce bu konuda cevaplar yazılmıştır. Bakarsanız sevinirim. Tatmin olacaksınız emin olabilirsiniz...
  • Paylaş
Birde sayın cemmm, aynı parağrafta başka konulardada eleştiriler yapmışsınız, onlarıda açıklım. Tarih buna kesin şekilde şahitlik yaparki, Müslümanlar dinlerine sahip çıktığı müddetçe ilimde ve medeniyette terakki etmişlerdir. Hiristiyanlık ve sair dinler asliyetini korumadıkları için dinlerine taassub gösterdikleri dönemlerde tedenni etmişlerdir. Orta çağ Avrupasında olduğu gibi. Şimdi din derken toptancı bir yaklaşım sergilemeyin. Çünkü islamiyet düşünceye ve bilmeye insanları teşvik eder. Ekser ayetlerde Yüce Allah insanları düşünmeye, ibret almaya, ve tefekküre sevkeder... Evet ortaçağ karanlıklarında islamiyet, İbni sinalar, Farabiler, İbni rüştler, gibi sayıları binleri bulan düşünce insanları yetiştirmiş. O dönem Avrupasının İlk çağ filozoflarının bilgilerine ancak arapça kitapları tercüme ederek ulaşması buna kanıttır. Müslüman alemi ortaçağ karanlık dönemlerinde aydınlık bir dönem geçirmiştir. Tarihi enine boyuna araştırısanız... Müslüman atalarınızla ve İslamiyet ile ne kadar gurur duymanız gerektiğini görürsünüz...
  • Paylaş
Yaradılışın bir yaratan tarafından olduğu konusunda hiçbir şüphem yok, evrimi savunan hiç bir insanda beni evrim teorisi hakkında yüzde yüz ikna edemez, sorun bir kapasite sorunu değil, tam bir inanç sorunu çünkü inanç bir gönül işidir bilimsel bir yan aramak bence akıl dışıdır, Evrim varmıdır? Evet kesinlikle vardır ve devam etmektedir ancak evrimsel süreç zannımca yaratıcı bir gücün planıdır. İmanım gereği aklım bu gücün Allah olduğunda şüphe etmiyor, evrim ise insan aklına daha yatkın ancak sorgulanması daha kolay.
  • Paylaş
kimse kimse küçümsemiyor burada arkadaşlar..birşey mucizeyse mucizedir ama bu goreceli bir kavramdır..sizin hiç de bir çok muzice değidiğiniz şeyin aksi bnm için mucize!örneğin yağmur damlalarının asla birbirine değmemesi mucizeymiş!eğer damlaalr birbirine değse,işte o mucizedir!..örneğin mucize gorunmeyen bir örnek: gözünüz kapalı bir demir çekiçle bir duvara vurun,orada çıkran izi aynen yapın!hadi!o duvr izi mucizedie ona bakcaksanız!!tamamen gözu kapalı tesadüf bir şekilde bir hareketten oturu!! sizce sahilde gorduğunuz dalgaların gelişi mucize değil mi??doganın geldiği son yer olan kumların üzerindeki şekillere ,köpüklere bakın!aynısını yapabilir misiniz??ama rastele bir su miktarının rastgele bir rüzgarla oluşturduğu birşey sonuçta!!bana göre mucize!! işte aslında herşey mucize!!herşey mucize olduğu için de aslında herşer NORMAL!!tek ricam şu.ben şucu bucu flan dğeilim..ama herkesi objektif yorumlara davet ediyorum..her diyalogta..belki tanrıya inanıyoruz belki de inanmıyoruz belki de başka şeylere..ama birşeyler paylaşmak için buradayız..şimdiden teşekkürler..
  • Paylaş
Evrim teorisinin temeli maddenin ezeli olması fikrine dayanır. Yani materyalizme dayanır. Oysa big bang teorisi evrenin ve evreni oluşturan parçacıkların, yoktan yaratıldığını kesin olarak kanıtlamıştır. Kuantam teorisi ise evreni oluşturan her bir parçaçığın tüm parçaçıklarla bi şekilde iletişim halinde olduğunu, yani adete evrenin bölünmez parçalanmaz bir bütünlük arzettiğini keşfetmiştir. Kuantum fiziğinin keşfettiği bu gerçekle İslamın bize tanıttığı Rububiyeti ilahiye nin nasıl kainatta tasarrufta bulunduğunu anlamak oldukça kolaylaşmıştır. Bazı insanların evrim teorisine sımsıkı sarılmalarının nedeni bugünkü bilimsel paradigmanın evreni Tanrı ile izah etme düşüncesini önyargılı bir şekilde dışlamasından kaynaklanmaktadır. Edata bilim adamları bu konuda kendilerini mecbur hissetmektedirler. Arkeoloide bir bilim dalıdır, ancak bir arkelog kazıda çıkardığı basit bir şuurla yapılacak bir çömleği, üzerinde hiç muhakeme yapmadan kesin olarak sanatkarı olduğuna inanır... Peki Biolog ne yapar... siz düşünün..
  • Paylaş
Sayın Cemmm mucize kavramını neden böyle felsefe yaparak önemsizleştirdiniz anlamadım gitti. söyledikleriniz mucize değildir. sadece birebir aynısı yapılamayan şeylerdir. insanların imzası bile birebir aynı olmaz. ben orada mucizeyi mecaz olarak kullanmıştım. gerçek mucize insanı aciz bırakan harika şeylerdir. Örneğin, bir sineği bütün insanlık bütün teknik ve imkanlarını kullansa icad edemez. işte mucize budur...
  • Paylaş
tamam zaten size göre mucize ,taklidi yapılamayan tek şey değil mi genelde?ben de onu soylemeye çalışıyorum..sineğin de aynısı yapılamaz ,darbe yemiş duvarın da!!zaten dünya aleminin ikilileştirmesine sinir oluyorum ben..paylaştığım bir kaç diyalogta da bunu görebilirsiniz..benim derdim bir yonu seçip kör bir şekilde ona bağlananlara..burada kimseyi kastetmiyorum.ama herşeyi varoluşçulukla anlamlandırmaya çalışanlara karşı çıktığım gibi,tanrı kavramını da tamamen dışlayanlara karşıyım.ben,doğrunun herhangi bir boyutta bulunabileceğine inananlardanım!!her tarafın doğru soylediği şeyler mutaka vardır;yanlış soylediği şeyler de mutlaka vardır!benim tek isteğim ,yapılan bir yorumu çürütmeğe çalışmak yerine,bilgilerinizi,donanımlarınızı buraya dokmek!!her zaman heryerde tek amacımız bu olsun!aklın yolu bir değil mi?bir şey eğer gerçekce önünde sonunda anlaşılacağı için doğruluğuna emin olduğunuz şeyden kaygı duymadan paylaşmanızı rica ediyorum nemecesek bey.
  • Paylaş
Sayın ecemm, şu mucize konusunda bi anlaşamadık... bir şeyin mucize olması için, onun ilim olarak ve sanat olarak çok olağanüstü bir yapıda olması gerek. Ben bir ressamın yaptığı resmin aynısını yapamam ama yaklaşabilirim onun sanatına, Allahın sanatı olan mu cize eserlere ise aynısına yaklaşmak imkansızdır. örnek bir sinek dedim, sineğin suretini yaparız ama öz muhtevası itibariyle doğan, büyüyen, yaşayan, üreyen rızık vasıtasıyla kainatla alışveriş içinde olan bir sineği yapamayız... Kainatta herşeyin iki yönü vardır, bir yönü itibariyle sanatkarına ait delilleri ve işaretleri içinde taşır. diğer yönü itibariylede sebeb sonuç zinciri ile birbirleriyle etkileşim halindedir. İnsanların anlayamadığı şu, sanıyorlarki İslamiyet, sebeb sonuç ilişkisini reddediyor. Tam tersi İslama göre Allah herşeyi adetullah üzere yaratır. Yani kanunlar vardır, sebebler vardır. Bu sebeblerde O nun tasrrufundadır, Yüce Allah ın bir ismide müsebbebül esbab dır, yani sebebleri yaratan asıl sebebtir. İslama göre sebebler vardır ancak perdedir, o sebeblerin arkasında ilahi isimler vardır.
  • Paylaş
Aslında, Bugünkü bilim materyalizmin yerine septizm yani şüphecilik üzerine bina edilseydi muhtemelen bilimadamlarının büyük bu çoğunluğu evrenin ve kendilerinin varlıklarındanda şüphe edecek belki inkar edeceklerdi... bu durumda sizde şüphe edermiydiniz. Örneğin Descartes şüpheci bir filozoftur, herşeyden temelde şüphe etmiştir kendi varlığından bile şüphe etmiştir. En nihayetinde, düşündüğünü keşfetmiş ve düşünüyorum öyleyse varım demiştir, Eğer ben varsam Tanrı kesinlikle vardır demiştir, eğer Tanrı varsa yalan söylemeyeceğine göre evrende vardır demiştir... Burada dikkat edilecek husus şudur, ben varsam evren kesinlikle vardır dememiştir, ben varsam Tanrıda kesinlikle vardır demiştir, ve sonra evrenin varlığını kanıtlayabilmiştir. Burada aslında anlaşılması gereken şudurki, İnsan şüphecilikte derinleştikçe herşeyden şüphe edebilir, ama bi yerde Allah ın varlığından şüphe etmek, gerçekten kainatın varlığından şüphe etmekten daha zordur....
  • Paylaş
nemecesek göründüğü üzere bilim adamları ya da din adamları, çözüme genelde septizmle ulaşıyor..şüphe ederek şüphe ederek ve şüphe ederek..ama nedense halen bazı düşüncelerini mutlak bir DOĞRUya oturttuktan sonra konuşuyorsunuz!tekrar soyluyorum kimsenin düşüncesini çürütmeğe çalışmıyorum fakat örneğin 'allah herşeyi adetullah üzere yaratır' ya da diğerleri gibi kesin yargı koyup bunları mutlaklaştırırsanız yine pek birşey değişmeyecek sanırım.eğer sozkonusu şey DOĞRU yu aramaksa olaylara objektif bakılmalı!!dikkat ederseniz sizi eleştirmiyorum ya da düşüncemi sağlamlaştıracak konuşmalar yapmıyorum..bu arda mucize kavramımı halen destekliyorum..descartese gelince..o bir matematikçi ben de öyle..ama benim açtığım diyaloglardan birinde onlar ilgili bir yazım var.düşüncemi oradan okumanızı rica ediyorum.. allah a gelince..zaten bir enerji ya da bir güç var!ama bu,peygamberlerin,hurilerin,meleklerin,insanüstü özellikleri olan insan görünümlü kişilerin vs olduğunu ispatlamaz!!fikrimi sorarsanız her türlü ...ist i reddediyorum...bi enerji var ,bir güç var..ama bu güç,şimdiye kadarki yaşayanların yorumladığı güç değil!!hele tamı tamına 20bin tane din türeten insanlığın hiçbirinin söylediği birşey değil!..ha bir matematikçi ve müslüman dinine doğuştan mensup biri olarak...eğer kuran,insanüstü bir gücün yaptığı birşeyse,kurandaki nisa süresindeki matematik hatasının açıklanmasını istiyorum!!
  • Paylaş
Bazen görünmesinin şiddetinden görünemez olan şeyler vardır. Örneğin Güneş, aslında herşeyi gösteren onun yaydığı ışıktır, ama insanlar ona çıplak gözle bakamazlar. Allahta öyledir, herşey onun isim ve sıfatlarını bize tanıtır ve anlatır, Allah ın delilleri sonsuzdur. İnanmayı istedikten sonra, insan için gerçekten aklı ve kalbi tatmin eden sonsuz deliller vardır... İnsanlar neden bir ressamın veya heykeltıraşın yaptığı sanatı hayranlık ve takdirle sahibine izafe ederken. Allah ın sanatını ve eserlerini görmemezlikten gelir. Oysa insanın sanatı ve ilminin eseri olan şeylerin toplamı karanlıkta parlayan bir ateşböceği ise; Allah ın sanatı olan en küçük bir mikrop bile sanatın yüceliği ve büyüklüğü açısından bir güneşten daha parlak ve büyüktür....
  • Paylaş
kesinlikle katılıyorum..tüm bunlar mucizevi şeyler..peki hangi tanrıya ait?hangi topluluğun düşüncesine göre hareket edelim?yanlış anlamayın objektif bakmak istiyorum..müslüman olsam da tamamen objektif düşünmek istiyorum..deliller var,mucizevi şeyler de var..ama hangi peygamberin soylediği?ya da hangi düşünce insanının öğütlediği?acaba inanmak bir gereklilik mi diye kendime soramadan edemiyorum!!nedense her topluluk -gelişmiş ya da ilkel- birşeylere inanıyor!bir tek ateist dediğimiz kesim var.onlar da düşüne düşüne karar veriyorlar..hepimiz bize öğretildiği gibi inanıyoruz ve inandığımız doğru oluyor!e zaten psikolojide de bu vardır..inanmak doğruyu getirir diye..yani gördüğümüz ya da göremediğimiz şeyin ne olduğu önemli değil;ne olduğunna inandığımızdır önemli olan!! buarada yazıların için teşekkürler sayın nemecesek..
  • Paylaş
1

Phiphenomenon, ateist topluluğuda inanır sayın Cem. onlarda Allahın yokluğuna, evrimin valığına inanıyorlar. yeryüzünde hiç bir şeye inanmayan bir insan bulamazsınız. hiç bir şeye inanmıyorum diyen insan bile aslında hiç bir şeye inanmadığına inanıyordur. İnanma duygusu doğuştan getirdiğimiz bir duygudur.

Sayın Cemmm konudan konuya atlamayalım istersen, senin binlerce farklı konuda binlerce şüphen olabilir... Şimdide bi enerji vardır diyorsun, bu enerji şuurlumu şuursuzmu, şuurluysa tekmidir çokmudur. yani sen yeni bir dinmi icad ediyorsun... bide insanları mutlak dogmatizme karşı uyarıyorsun ama kendin kesinlikle şöyle değildir böyle değildir diyorsun... Sana göre bir güç ve enerji var ama bu tanrı değildir, Peki Tanrı nedir. Yani bir güç ve enerji var ama insanlara din göndermemişmi demek istiyorsun... O güç ve enerji bizi yarattı ama bizden haberi yok. Yani neye inandığınız belli değil....
  • Paylaş
Sayın Cemmm aynı anda ayzıyoruz sanırım hızınıza yetişemiyorum bir önceki konuşmam bir önceki konuşmanıza aittir...
  • Paylaş
Peygamberler konusunda tezata düşme. Hz Musa da, Hz. İsa da Hz. Muhammed de hak peygamberdir... Sana bi örnek verim hepsi aynı İlahı anlatır... ama insanlar sıfatlarında hataya düşmüştür. buda çok uzun bir konu... öncelikle sırayı iyi takip et... Allahın varlığı ve birliğine iman ettikten sonra gerisini teferruatlı bi şekilde araştırabilirsin...
  • Paylaş
sayın nemecesek konudan konuya atlamıyorum..bir enerjiden bahsediyorum...ki bana göre evren oluşumundan,tanrının oluşumuna kadar herşeyi kapsayan..eğer ortada bir güç vasa o enerjiyle olur demek istiyorum..icat ettiğim bir şey yok..gönderilen dinlerin o enerjiden geldiğini ya da gelmediğini de söylemiyorum..zaten inanç burada başlamıyor mu?zaten tanrının ne olduğunu bilen bir insanoğlu,20bin tane çıkarmaz sayın nemecesek! zaten herkes kendi tanrısını çıkarır ya da anlamlandırır!bu bir kişinin önderliğindeki düşünceler de oaliblir.herhangi bir eşya ya da hayvanda olaiblir..güneş oaliblir..ya da görünmeyen bir güç de oalibir.ki en etkili olan tanrı görünmeyendir.çünkü görünmemek en korkutucusudur....benim neye inandığım gayet açık sayın nemecesek! ben şu ana kadar ki ortaya atılan dinlere inanmıyorum!!!ama bir güce olan inancım halen geçerli!!
  • Paylaş
Kainatta Allahın Esma ve sıfatlarını en detaylı ve tutarlı bir şekilde anlatan kitap Kuran ı Kerimdir. Birde şu vardır, Kuran ı Kerim daha kapsayıcıdır. Yani sen Kurana inanmakla hem incili hem tevratı tasdik etmiş oluyorsun. Şaşırmanı gerektirecek bir durum sözkonusu değil, Yarın Allah ın huzuruna çıktığında seni incile neden inanmadın tevrata neden inanmadın diye sorguya çekilmezsin. zaten inanıyorsun...
  • Paylaş
Bak bir varlık ezeli değilse Tanrı olamaz, ya maddeye ezeliyet verirsin ya Tanrıya başka şeçenekte yoktur. Yoksa mevcut olan bu eşyayı başka türlü izah edemeyiz... Vahiy yol göstermeden kendi zihninle doğruya ulaşamazsın...
  • Paylaş
Bide şu enerji olayını bence bi tarafa bırakın size bu konuda ne vahiy inmiş ne de bilimsel bir temele dayanıyor.
  • Paylaş
Bugünlük bazı işlerim var sonra devam ederiz...
  • Paylaş
Kuran ı Kerimin vahiyle inmesinden dolayı, orjinal bir ilmi metodolojisi vardır. Tabi bu ilmi Kuran ilmini bilmeyen insanlara bi çırpıda anlatmak zordur. Çünkü seneler süren gayretler sonucu elde edilen bir ilimdir...aynı durum beşeri ilimler içinde geçerlidir. Ancak insan Kurana ait bu iman ilmini tahsil edince, Kainatta eşya üzerinde tecelli eden esma i ilahiye yi görmeye başlar, tabiki insan öyle bir dereceye gelirki, bazı felsefe ve bilim insanların bu ilahi isim ve sıfatları neden göremediğine hayret eder...oysa bu isim ve sıfatlar gayet bariz ve açık bir şekilde görünür. Bazı insanlar görmediğimize inanmayız derler, zaten Kuranı Hakim, insanları sadece gaybe iman etmeye değil, gördükleri üzerinde düşünmeye ve ibret almaya davet eder. Çünkü görünen alemde Allaha ait isim ve sıfatlar tecelli eder...mesala insan rezzak ismini gayet somut bi şekilde görebilir ve idrak edebilir. Aynı şekilde hakim ismini, sani ismini, alim ismini, hangi isim nazarıyla bakarsanız sanki insanda o esma cisimleşmiştir... insan tıpkı bir ayna gibi 99 esmaül hüsnayı ruh ve cisminde sergiler. Kısaca demek istediğim insanlar öncelikle Kurana ait iman ilmini bi süre ögrenmesi gerekiyor. Ondan sonra muhakeme ederlerse bence daha sağlıklı düşünebilirler...
  • Paylaş
4 yıl denizbiyolojisi okudum. evrimin bir gerçek olduğunu biliyorum. semavi dinlerin kitaplarında anlattıkları gibi bir tarihin söz konusu olmadığını farkettiğimize göre, inançlarına dair açıklamayı islam ilminin tahsilinin arkasında tutmak.. en azından tatmin edici değii...
  • Paylaş
inploidi kullanma konusundaki cehaletimle bir miktar kaba bir giriş yapmışım muhabbetinize.. özürlerimi ve düzeyli tartışmanızın kazanımları sebebiyle teşekkürlerimi kabul edin... birçok eksik bilgiye rağmen bigbang ten bu yana evrenin deterministik yapısının resmi karşımızda uzun süredir. bu resim bize maddenin enerjinin bir "durumu" olduğunu gösteriyor.. tıpkı maddenin gaz,plazma,sıvı,katı halleri gibi.. süreç kozmoloji, fizik , kimya , biyoloji ve ekoloji boyutunda açıklamalar ile net bir biçimde görünebilir halde bu resimde tanrının varlığı tam anlamıyla bigbang ötesinde bir alanda sorgulanabilir ancak.. dinlere gelince.. hepsi ve tüm uygulamaları insan denen varlığa ait ve tarih te işte bunu yazıyor... yok tüm bu enerji evreni tanrının ta kendisi ise onun amaçları bizim şuur diye adlandırdığımız yeteneğimizin çok dışında olmalı..
  • Paylaş
Sayın euprathes. bana sadece mesleğinizi söylemekle evrim teorisini ispatmı etmiş oluyorsunuz. fosil kayıtları hiçte sizin iddia ettiğiniz gibi evrimi ispat eden bir görünüm arzetmiyor... ben din adamıda değilim. bende bilimle uğraşıyorum... spekülasyonlarla evrimi ayakta tutmaya çalışmanız beyhudedir. Bi şey daha evrimi kanıtladım kafamda herşey oldu bitti. Tanrı diye bir şey yokturmu demek istiyorsunuz...Ben sizin evrende yansıyan şuur ve tasarım delillerini nereye koyuyorsunuz onu merak ediyorum. Paleontoloji biliminin bulgularını dikkatle incelerseniz, evrime ait kanıtların çok az sayıda ve tamamen spekülatif, o kanıtlardan bir kısmınında sahtekarlık unsuru içerdiğini kolaylıkla anlardınız... Eğer evrim denilen bir kural dünyada geçerli olsaydı, şu anda dahi ara fosillerin dünayanın her yerinden çıkarılması lazımdı. topu topu küçük bir sandığı doldurmayan hangi varlıklara ait olduğu belli olmayan bölük pörçük üç beş kemik parçası gösterip işte evrimin kanıtları bunlardır demek. ne kadar komik oluyor...eğer evrime ait gerçekten sağlam fosiller olsaydı. bugün onu heryerde onu sergilerlerdi bundan emin olun...
  • Paylaş
Bir şeye daha dikkat çekmek isterim benim evrimden kastettiğim, bir türün yeni ve farklı bir türe dönüşmesidir. Yoksa bir tür kendi içinde farklılaşabilir. İnsan bile babasının fotokopisi değildir. mutlaka değişir. fakat bu değişim gene aynı tür içinde kalır...size bi şey daha geçmişte yaşamış ve yok olmuş çok türleri Allah yaratmıştır. Eğer kafanızda bunları evrime kanıt olarak görüyorsanız size tek kelime şunu söylerim. O canlı evrilirken sizde yanında gözlemledinizmi onu. nereden biliyorsunuz onun evrildiğini...mesala dinazorlar, şimdi biri tutsa dese ya bunlar kuşların atalarıdır. bende derimki nerden biliyorsun bunlar kuşa evrilirken sende oradamıydın gördünmü... anlamışsınızdır sanırım...bunlar tamamen kişiye has spekülatif kalan yorumlardır...mesala halen yaşayan ve geçmiştede yaşamış binlerce çeşit maymun var... ama insan tek türdür, iskelet sistemi açısından...şimdi beni anlıyorsanız... üzerinde biraz daha düşünün. Bugün evrime inanan biologların kendisi evrimdeki çıkmazları ve açmazları kesin bir dille kabullenirken size ne oluyor anlamadım...
  • Paylaş
İçinizden yaratılışçılığı savunan biri yaratıcının gönderdiği kurandan,tevrattan ya da incilden en çok etkilendiği mucizeyi(yaratmak, diriltmek, ruh...) benimle paylaşsın ve ben o mucizeyenin özgünsüzlüğüne ve mantık dışılığına mantıklı bir açıklama getiricem, ve verdiğim açıklamayada mantıklı bir açıklama beklicem!! ama o kişi verdiğim mantıklı karşılığa mantıklı karşılık veremeyeceği anda bir daha konuşmayacak ya da ben mucizeye mantıklı karşılık vermezsem ben bir daha konuşmayacam! bekliyorum
  • Paylaş
Şunu ifade etmek isterim, Peygamber Efendimizin (S.A.V), tarih ve siyer kitaplarında geçen sayıları binleri bulan kesin senetlerle günümüze kadar ulaşmış mu cizeleri vardır. Merak edenler, Hz. Muhammed (a.s.m) araştırabilirler...
  • Paylaş
Kamer suresinden alınmış bir ayet ki söyle denmiş; Kıyamet yaklaştı ve ay yarıldı, Onlar bir mucize görseler yüz çevirirler ve "Süregelen bir sihirdir" derler. Bende şöyle bir MANTIKLI açıklama getirim o zaman. Dünyanın uydusu olan ayın yarılması sonucu acaba ne tür dengesizce çekim gücü oluşur ki böyle bir durumda mucuzevi olarak ayete gecirelecek olan durum ayın yarılması değil denizlerin kudurması olurdu! dünyanın fiziksel kaosundan bahsediyoruz, gerçi bunları okurken şunları geçiriyorsundur aklından ''muhammet ayı sadece insanlara ibret vermek için yarmıştır dünyayı fiziksel olarak etkilememesini istemiştir'' ama bunda mantık yoktur hiçbir şeyde olmadığı gibi :))! Şöyle bir olay var insanların inanç kavramını çıkarması doğaya karşı güçsüzlükten kayanklanır ki öncelerinde insanların dağa taşa rüzgara denize tapınamanın nedeni bundandır dağ deniz ayı yarma rivayetleride doğadan güçlü olduklarını insanlara entegre etmek istemelerindendir eğer doğadan güçlü olduklarını entegre ederlerse her şey dahada kolaylaşır;) Burda zaten önceden yapılmış olan bir olayı göstermemişler, ''olaydan kastım musanın kızıl denizi yarması'' ama musadan kopya çekilmiştir ancak bu sefer daha farklı bir bir yarma olayına giderek ayı yarmış ve aydaki lekeleride aya attığı yağdan ve püskürttüğü ateşten kaynaklığını söylemişlerdir! Aydaki lekelerinde sebebi şudur; ayın şu anki bize bakan yüzü milyonlarca yıl önce uzay boşluğu tarafına baktığı için meteorlara maruz kalmıştır ve derin kraterler oluşmuştur, zamanla ayın kraterle dolu olan yüzü dünyanın göreceği açıya dönmüştür ve sivri insanlar bunu kudretli insanların döktüğü yağ we ateşten olduğunu söylemişler! Ayın yarılmasını mucize olarak gören insalarda muhammeti sihirbaz olarak nitelemişlerdir ancak shirbazlık, büyücülük denen doğaüstü şeyler hakkında parapsikologların ortaya çıkardığı gerçekte ruhların duyudışı güçlerin var olmadığı sağlam delillerle gösterilmiştir! Shirin ve büyünün geçmişide ilk insan topluluklarına dayanır ve aklın shirin var olmadığını çıkarana kadar büyük rağbet görür ve büyünü olmadığı ortaya çıkınca söner gerçi halen inananlar vardır o da bu zamana kadar getirdiğimiz genler yüzündendir!
  • Paylaş
Malum, peygamberlerin yaşadığı dönemlerde bugünkü teknolojik cihazların hiç biri yoktu. Aslında her bir teknolojik cihaz bize evrenimizin farklı bir kabiliyetini sergiler. Mesala televizyon. 1500 sene öncesinin insanlarına seyrettirme imkanımız olsaydı, hemen bize sihir yaptılar derlerdi... radyo, uçak, otomobil, belki ilerde ışınlama yani eşya nakli. hologram tvler. kısaca şunu ifade etmek isterimki aklınıza gelen hertürlü teknik ve teknelojik cihaz bize evrenin mucizelere yatkın doğasını haber verir. Evet bir Peygamber, 1000 km uzaktan evladının sesini görüntüsünü kokusunu duyar. O zamanki insanlara bu anlatıldığında bu evrenin doğasına aykırı derlerdi... Oysa bugünkü teknolojik gelişmeler, hiçte bu mucizelerin evrenin doğasına aykırı olmadığını kanıtlamıştır...Aslında gelecekteki teknolojik gelişmeleri çok merak ediyorsanız, Paygemberlerin mucizelerini okuyun yeterlidir....Mesala Süleyman aleyhisselamın Seba Melikesi Belkısın tahtını bir anda binlerce km uzaktan celbettirmesi, eşyaların ışınlanması teknolojisine işaret edebilir... Bu teknoloji henüz daha yoktur... ancak gerçekleştirilebilir. Evrenin doğasına Allah böyle bir kabiliyet yerleştirdiğini bize peygamber mucizeleriyle tanıtmaktadır...
  • Paylaş
Tartışmamız körler sağırlar dövüşüne dönüştü sanırım ben başka bir konudan bahsediyorum siz başka bir konudan bahsediyorsunuz. Yazdığım metinleri dikkatle okuyun lütfen. Bütün kutsal kitablar tabiki aynı konulardan bahseder, çünkü hepsi semavidir ilahidir. Bilmediğiniz bir şey daha tevrat en eski kutsal metin değildir. Ondan öncede tam 121 tane resul gelmiştir. Resul demek kendisine kitap indirilen peygamber demektir. Ayriyeten 124 bin peygamber gelmiştir. Bu peygamberlerin ancak çok az sayıdakilerinin ismini biliyoruz.... Dinazor fosilleri tanrı bizi neden sınamak için koysun onuda anlamış değilim. Sonuçta bugün Allah dinozorlara hayat hakkı tanısaydı, insanların yaşaması zorlaşırdı.... ne düşündünüzü anlamak çok zor. konudan konuya hoplayıp duruyorsunuz... siz mucizelerden bahsediyordunuz bende mucizeleri açıkladım. siz o mucizeyi çürütmek yerine başka başka konulara değiniyorsunuz.... Örneğin ay mucizesini nasıl çürüttüğünüzü anlamış değilim...
  • Paylaş
Bak Kuranda bu mucizenin bahsinin geçmesi o mucizenin tekzib edilebilirliğini gösterir. Çünkü böyle bir mucize vuku bulmasaydı, insanlar bu ayeti yalanlardı. Yalanlayamadıklarına göre bu mucize vuku bulmuştur. bunu cevapla önce...
  • Paylaş
hımm demek ki allah artık buna ihtiyaç duymamış olacak ki artık peygmber göndermiyor...hı burada tabi muthiş bir keskin zekalık var..çünkü hz muhammet ben son peygamberim diyerek sonraki tüm olabilecek peygamberlerin önünü kesecek kadar dahiyane davranmıştır..mucizelere gelince..peygamberlerin soylediği herşeyi o sırada başkaları da soyluyordu emin ol sayın nemecesek.ama ya kellesi gidiyordu ya da sürgün ediliyordu..daha 200yıl öncesine kadar insanların bilimsel araştırmalarını aşırı dindarlar yok sayıp insanları öldürüyorlardı..demek ki insanların bazı mucizeleri bulmalarını dinlere aşırı inananlar nedense engelliyordu!demek ki peygamberler sanırım bazılarına aksi söylemler mi soylemiş acaba??peygamberler mucizeleri göstermeye çalışmış..birileri de bilimsel buluşlar bulmuş..ya kimler peki bunun onune geçiyor??hangi kesim acaba??ortada bir paradoks var sayın nemecesek..bu arada mantık çerçevesinde bakmayı öğrettiğin için tşkler sayın nemecesek fakat dinle ilgili 23 kitap (4kitap dahil) ve bilimle ilgili sayısız kitap okuyanlara değil de yeni doğanlara ya da ergenlik çağına yeni ulaşmış olanlara engin bilgilerinizi öğretirseniz eğer daha iyi olur..kuranı kerimin değişmemesine gelince..acaba değiştiği ile ilgili birçok iddiaya ne denilecek?ama tüm bunlar konuşulmaz sayın nemecesek konuşulamaz!!din dogmatiktir ,sorgulayamazsın..miras paylaşımını ifade eden nisa süresindeki MATEMATİK HATASINI BİLE!!!
  • Paylaş
Atom fikri ilkçağlara dayanır, Demokratisun tarif ettiği en küçük paraçıkla, bugünkü atom modeli arasında hiç bir bağlantı yoktur. O atomu bölünemez parçalanamaz en küçük parça olarak görmüştür. Oysa atomun derinlerine inildikçe hareket halinde elektronlar, merkez çekirdeğinde proton ve nötronlar. daha derinlere inildikçe kuarklar ve kimbilir daha neler çıakacak. Birde atomu evrenden bağımsız düşünmek bugünkü kuantum fiziği itibariyle imkansızlaşmıştır. Atom bir tanecikmidir, yoksa dalgamıdır, yoksa her ikisimidir. Ben size kuantum fiziği ve hologram teorisini okumanızı tavsiye ederim...
  • Paylaş
teşekkür ederim..yalnız şunu da söyleyeyim..kendi mesleğimle ilgili bir örnek vereceğim.siz diğer şeylere de uyarlayabilirsiniz..örneğin habire birşeylerin şifresi çıkıyor..davinci şifreleri,kuranın şifreleri, bilmem neyin şifreleri..nedense geçmiş ,yaşanmış olayların tarihlerini bir şekilde buluyor!!bir matematikçi olarak soyluroyum..bana bir kaç rakam verin,bulunması gerek nher tarihi bir şekilde bulurum!ve adına da mucize derim!insanlar birşeyleri birşeylere yorumlayıp istediği şeye mucize der bence..yeter ki inansın!! doğru ya da yanlış insanoğlunun inandığı şey doğrudur!
  • Paylaş
evet var ben de biliyorum..ama hesaplar istediği kadar değişken olsun sonuç 1 çıkmıyor sayın nemecesek!şöyle bir örnek vereyim..diyelim 10 dönüm var..diyelim 3,3,2,1 diye dağıltımış eksik var..ha değişken olaibilir diyelim:o da 4,1,1,3 diye dağıtılmış ne farkeder ki?yine eksik var maalesef..ama güvendiğiniz bir açıklama varsa lütfen buraya yazınız..faydalanmak isterim,tşk ederim
  • Paylaş
Bakın bu rakamları matematikteki bir üst limit veya taban veya tavan rakamlar olarak algılayın...Çünkü ayetlerin devamında buna işaret ediyor. Mutlak bir rakam olarak ele alınmaz... Tekrar söylüyorum gerçekten ögrenmek istiyorsanız. Uzun uzadıya ve detaylı bulabilirsini...
  • Paylaş
Değerli Kardeşimiz; İnkârcıya göre miras âyetlerinde belirtilen paylar hesapsız belirtilmiştir, bu yüzden uygulamada miras paylardan az olabiliyor ve bir kısım (sona kalan) mirasçılar pay alamıyor; bunu da Allah yapmayacağına göre... Bu Amerika'yı yeniden keşfettiğini zanneden bilgisiz inkârcıya hemen bildireyim ki, ortaya koyduğu mesele İslâm'ın ilk devrinden beri bilinmektedir; maksat anlaşılmış, çözüm oluşturulmuş, buna göre uygulama yapılmış ve hiçbir mirasçı mahrûm bırakılmamıştır. "Payların mirastan fazla geldiği" ifade ve düşüncesi bilgisiz inkârcıya aittir, doğrusu ise payların, mirastan değil, hesap gereği olarak paydalar eşitlenince paydadan fazla olabildiğidir. Böyle bir "mirasçılar tablosu" karşımıza çıktığında çözüm, paylar toplamının payda olarak alınmasından ibarettir, çok eski zamanlardan beri bilinen bu hesaplama usûlüne "avl" denmektedir. Verilen birinci örneğe göre uygulama şöyle olacaktır: Paylar toplamı 27 olduğuna göre payda da 27'ye çıkarılacak, miras 24'e değil, 27'ye bölünecek ve her bir mirasçı, Kur'ân'da belirtilen payını, 27'de 16, 4, 4, 3 olarak (bu oranlarda) alacaktır. Bazen de payda, paylar toplamından fazla olabilir, bu duruma "reddiyye" denir, çözümü de artan payın, karı ve koca dışındaki mirasçılara yine âyetlerde bildirilen oranlarda paylaştırılması şeklindedir. Bu çözümler kısmen hadîslere, kısmen de ictihada dayanmaktadır. İslâm'ın kaynağı da yalnızca Kur'ân değil, aynı zamanda -ona aykırı olmayan, onun maksadını ve delâletini esas alan- sünnet ve ictihaddır. (Prof. Dr. Hayrettin Karaman) Bu konuda birkaç noktayı da belirtmekte yarar vardır: Bu meseleyi bahane ederek zihinleri bulandırmaya çalışanlar belli dinsiz mahfillerdir. “Bir delinin bir göle attığı bir taşı yüz akıllı çıkaramaz” şeklinde bir söz vardır. Meslekleri tahrip olan bu insanların işi kolaydır. Ancak, tahribatı tamir etmekle uğraşan inanan insanların işi gerçekten zordur. Doksan dokuz kapısı açık olan bir sarayın-anahtarını bulamadığımız- bir tek kapısının kapalı olması, o sarayın boş bir yer olduğunu göstermez. İman sarayının varlığını ispat eden ve onun kapılarını açan binlerce delil anahtarı vardır. Bizim elimize henüz geçmeyen bir tek delil yetersizliğinden ötürü, İslam ve İman sarayının içi hakikatlerden boş bir şey olduğunu söylemek, akıl, mantık, iz’an ve insaftan mahrum kalmanın bir göstergesidir. Miras hukukundaki avl ve reddiye meselelerinin, Kur’an’daki hesaplama metoduna hiçbir aykırı tarafı yoktur. Kur’an’da –deyim yerindeyse- mirasın paylaşımı konusunda gereken formüller verilmiş, hesabın nasıl ve hangi ölçüler kullanılarak yapılacağı hususu gösterilmiştir. Yoksa, verilen bu sayıların dışında bir artma veya eksiltmeye gidilemeyeceğine dair bir ifadeye yer verilmemiştir. Sözkonusu ayette zikredilen “Allah’ın hududu/sınırları” ifadesi, orada verilen sayıların sabitliğini değil, onların (üçte bir, dörtte bir gibi) metodolojik olarak hesaplamalarda baz alınmalarının gerekliliğini ve paylaşım tablosu ne olursa olsun, bu ölçülerin değişmezliğini vurgulamaya yöneliktir. Allah’ın hesabı iyi bilmediğini söyleyenlerin Allah’ı, peygamberi ve Kur’an’ı tanımadıkları, inanmadıkları ve bilmediklerinin göstergesidir. “Cennet adam istediği gibi cehennem de adam ister.” Kur’an’ın miras paylaşımı konusunda ortaya koyduğu formülü, hiçbir eksi-artıya izin vermez bir vizyona sahip değildir. Bunu böyle düşünmek, “Allah’ın gücü her şeye yeter,öyleyse, iki kere ikiyi beş olacak şekilde bir hesaba bağlasın; erkeği kadın, kadını erkek yapsın..” gibi hezeyanlarla paralel fikir beyan etmek anlamına gelir. Hiçbir beşerî güç, Allah’ın miras paylaşımı konusunda bir formül olarak ortaya koyduğu hesap- tablosundan daha âdil, daha sağlam, daha geçerli, daha merhametli bir tabloyu ortaya çıkartamaz. Hiçbir artı-eksiye mahal bırakmadan, bütün miras paylaşımlarını tek-değişmez hesap tablosuyla gerçekleştirmek, imkân haricindedir. Hiçbir insan şimdiye kadar böyle bir formül bulamamış ve bundan sonra da bulamayacaktır. Kur’an -deyim yerindeyse- temel yasalar, temel prensipler kitabıdır. Detayları, elçisine ve insanın aklına havale etmiştir. Namazın vakitlerini, kılınış şeklini Hz. Peygamber(a.s.m)’den öğreniyoruz. Büyük alimler, orada bulamadıklarını da içtihat yaparak meseleleri ortaya koymaya çalışmışlardır. Dünya ve ahiret hayatının bütün yönlerini ders veren Kur’an’ın her türlü detaya yer vermesi düşünülebilir mi? Milyonlarca eserde yazılan, tefsir, fıkıh, hadis, kelam, tasavvuf gibi disiplinlerin hepsinin kaynağı olan Kur’an’ın veciz ifadesi/çok az sözle çok geniş manaları ifade eden üslubu olmazsa, binlerce Kur’an’ın olması gerekirdi. Miras konusu da bu prensibin dışında değildir. Onu da Kur’an’da temel prensipleriyle yer aldığını görmekteyiz. Kur’an, miras hukukunu ortaya koyarken, ölüye yakınlık sırasına göre belli paylara sahip olanları tespit etmiş, bu payları tespit ederken, onları temel paylaşım hesapları çerçevesinde formüle etmiştir. Pay ve paydaların her zaman birbirine denk olmayacağını en iyi bilen elbette Allah’tır. Bu sebepledir ki, Avliye ve reddiye meselelerinde olduğu gibi, pay ve paydaların eşit olmadığı yerlerde Kur’an’ın temel formülleri esas kabul edilir. Bu esastan çıkarılan hükme göre işlem yapılarak uygulanır. Bu durum, matematiksel olarak bir kesrin genişletilmesi veya sadeleştirilmesi işlemine denk düştüğü için, kesrin değeri, yani ayetteki ana formül değişmemiş olur. Avl ve Raddiye meselesi-bilindiği üzere- bir faraiz meselesidir. Mirasın pay sahiplerine düzgün bir şekilde bölüşememesinden kaynaklanan hususlardır. Bu bir hata değil, ince bir matematik hesaptır. Bunlar, doğrudan Kur’an’da olmamakla beraber, yine de kitap-sünnet çerçevesinde yapılan hesaplarla ilgilidir ve varlığı Allah’ın kitabına da ters düşmez. Sözgelimi, sizin üç elmanız olsa ve bunları dört kişiye bölmek zorunda kalsanız, “Allah neden bu üç elmayı her birimize/dördümüze de birer tane düşecek şekilde bir sistem kurmamıştır?” diyebilir misiniz? Her şeyin varlığı kendi konumunda güzeldir. Matematik hesapların tekdüze bir sisteme oturtamaya çalışmak, kâinatın başka bir nizamda yeniden düzenlenmesini istemek gibi, hoş olmayan bir tavırdır. Bununla beraber, Nisa suresinin 11-12. ayetlerinde mirasla ilgili payların değişik versiyonları verilmiştir. Bunlar konuyla ilgili hesaplamaların temel unsurlarıdır. Bu sabit olmayan -ve zaten olması matematik açısından mümkün olmayan- bu oranlarla ilgili hükümler verildikten sonra surenin 13. ayette "...İşte bütün bu hükümler, Allah'ın koyduğu hükümler ve çizdiği sınırlardır..." denilerek, verilen sayıların, hesaplamanın temel oranları olduğunu, bu oranlar baz alınarak hesapların yapılacağına işaret etmek üzere, anlaşılması gereken konu "hudud/sınır" ifadesiyle açıklanmıştır. Ayette geçen “hudud” sınır anlamındadır. Bu kelime Türkçe’ye aynı anlamıyla geçmiştir. Nitekim, “Falanca köyün hududu”, onun sınırları anlamında kullanılmaktadır. Bu kelime Tapu-kadastroda sıkça kullanılır. Birilerinin aklı bunu almıyorsa, İslam’ın bunda ne suçu vardır. Biliyoruz ki, aklımız kâinata mühendis olarak yaratılmamıştır. a- AVL MESELESi (Avliyye) Miras meselelerinde mirasçılardan muayyen pay sahiplerinin payları toplamının meselenin ortak paydasını aşması haline avliyye denildiğini biliyoruz(1). Ashabı kiramın ekseriyeti ve dört mezhep imamları ile zeydiyye mezhebi avliyyeyi kabul etmişlerdir. Zira muayyen payları nas ile tayin ve tespit edilmiş mirasçılar arasında ayırım yapmak mümkün değildir. Hz. Peygamber muayyen payları pay sahiplerine veriniz" buyurmuştur (2). Hz. Ömer'in hîlafeti sırasında ilk defa farz sahiplerinin paylarının meselenin ortak faydasını aştığı bir miras hadisesiyle karşılaşılmıştır. Hz. Ömer ashab ile istişare etmiş ve Abbas b. Abdülmuttalib'in avl yolunu teklif etmesi üzerine bu usulü benimseyerek farz sahiplerinin payları toplamını meselenin mahreci kabul ederek meselenin halledilmesini uygun bulmuş ve Hz. Ömer hayatta olduğu sırada kendisine bu hususta bir itiraz vaki olmamıştır. Dolayısıyla avliyye konusunda icma vaki olmuştur(3). Farz sahiplerinin payları toplamı meselenin ortak paydasını aşınca terekeyi meselenin mahrecine göre değil paylar toplamına göre taksim etmek gerektiğini biliyoruz. Örn. 3 4 4 2 2 15avl, Koca ¼ kız 2/ kız 3 ana 1/6 baba 1/6K 12 Bu bir avliyye meselesidir. Farz sahiplerinin payları toplamı meselenin ortak paydası olan 12 yi aşmış 15 olmuştur. Artık tereke 12 sehime ayrılmayacak, 15 sehime ayrılacaktır. Mesela terekenin 1/4 hissesini almak durumunda bulunan koca normal olarak 1/4 hisseye eşit olan 3/12 hisse alacakken artık 3/15 hisse almak durumunda kalmıştır. Tabi bu da 1/4 hisseden daha az olan bir orandır. Diğer pay sahipleri de paylarının büyüklüğü oranında daha az pay almışlardır (4). b- RED MESELESi (Reddiyye) Ölenin asabe sınıfından hiç mirasçısının bulunmaması, sadece muayyen pay sahibi mirasçılarının bulunması durumunda bazen farz sahipleri paylarını aldıktan sonra terekeden bir miktar daha artabilir. Bu durumda artan miktarın kimlere ve nereye verileceği hususunda ihtilaf edilmiştir. Ebu Hanife ve Ahmed b. Hanbel'e göre tarz sahipleri paylarını aldıktan sonra artan miktarı alacak bir asabe bulunmuyorsa bu durumda terekeden artan gene farz sahiplerine payları oranında iade edilir. Örn: 6 5 5 4 4 24 3x2 _____5x2______ 2x2 2x2 12x2 ______________________________________________________________ koca kız kız ana baba 12 1/4 ______K_______ 1/6 1/6 Görüldüğü üzere daima pay sahibi olan koca ile ana babaya öncelik verilerek onlara hisseleri tam verilmiştir. Artan miktarda bazen asabe olabilen kızlara verilmiştir. Tabi bu durumda avl bahis konusu olmamış, fakat kızların hissesi avliyye meselesinden daha da aşağıya düşmüştür. "Akrabalık yönünden yakınlıkları olanlar Allah'ın hükmüne göre mirasta birbirlerine daha yakındır" (Enfal, 8/75) buyurulmuş olması terekeden artana sahip olmada yakın akrabaların beytü'l malden daha haklı olduklarını açıklar. Farz sahiplerinden artanın gene farz sahiplerine verilmesi fikrinde olan ashab arasında Hz. Ömer, İbn Mes'ud ve İbn Abbas'ın bulundukları zikredilir. Bunlara göre red sadece ölene kan bağıyla hısım olan farz sahiplerine yapılır. Karı ve kocanın redden istifade edemeyecekleri kanaatindedirler. Çünkü az önce sözünü etliğimiz yakın akrabaların mirasçılıkda daha haklı olduğunu ifade eden ayetten bu hükmü çıkarmışlardır(5). Karı ve kocanın birbirlerine mirasçılıkları nikah akdi sebebiyledir. Akit bozulunca birbirlerine mirasçılıkları söz konusu olamayacağına göre karı ve kocayı kan hısımı olan mirasçılarla bir tutmamak gerekir. Hasanül'l Basrî, İbn Şirin, Kadı Şüreyh, Âtâ, Mücahid, Sevrî, Ebu Hanife ve Ahmed b. Hanbel de bu içtihadı benimsemişlerdir(6). Red örnekleri: Örn. 1 3 1 5 ___________________________________________ ana kız, oğul kızı 6/ 1/6 1/2 1/6 / Bu meselede ortak payda 6 olduğu halde farz sahiplerinin payları toplamı 5 olmuştur. Bu durumda artan bir hisse asabe olarak kimse bulunmadığı için gene pay sahiplerine payları oranında iade edilmelidir, İade işlemi için takip edilecek usul terekeyi altı paya değil 5 paya bölmektir. Diğer bir deyişle artık ortak payda dikkate alınmayacaktır. Paylar toplamı esas alınacaktır. Böylece meselemizde ana 1/6 hisse değil 1/5 hisse alacaktır ki bu, ananın normal hissesi olan 1/6 hisseden büyüktür. Ölenin kızı 3/6 hisse yerine 3/5 hisse, oğul kızı da 1/6 hisse yerine 1/5 hisse alacaktır ki bu onların normal paylarından büyüktür. Örn. 2 2 - 1 5 _______________________________________________________ öz kız kar. Öz kız kar b. Kız kar a. Kar. 6 _______ 2/3________ S 1/6 1 1 1 3 ________________________ ana a.kar a. kar 6 1/6 ___1/3____ _____________________________________ Bu örneklerde artan miktar alacak asabe bulunmadığından meselenin ortak paydası artık dikkate alınmamıştır. Paylar toplamı meselenin mahreci imiş gibi kabul edilmiş tereke paylar toplamına göre bölünmüştür. Eğer red meselesinde karı veya koca bulunursa bunlar redden istifade edemezler. Mirasçılar arasında karı veya koca bulunan red meselesi iki kademede çözülür. Birinci kademede her bir mirasçının payı tespit edilir. Örn. 3 4 12 19red __________________________ karı ana kız 24 1/8 1/6 ½ Bu kademede her mirasçının meselenin mahrecine göre ne miktar pay alacağı belli olmuştur. Bundan sonra ikinci kademe işleme geçilir. Meselemize göre ifade edecek olursak karının alacağı 1/8 hisse mahfuz tutularak kalan 7 hisse ana ile kıza payları nisbetinde taksim edilir. Şöyle ki: 7 21 4 → 7 1x7 3x7 32 1x4 4 12 8x4 _______________________________ karı 1/8 ana kız 8 Bu ikinci kademede karının sekizde bir hissesi karıya tahsis edilmiştir. Meselede karının alacağı oran esas alındığından meselenin ortak paydası da 8 olarak kabul edilmiştir. Karının aldığı bir hisseden sonra kalan 7 hisse ana ve kızın bulunduğu tarafa intikal ettirilmiştir. Birinci kademede ananın hissesi 4, kızın hissesi 12 olarak tesbit edilmiş okluğundan ana ve kızın hisseleri aynen korunmuş fakat rakamlar gereksiz olarak büyütülmesin için kendi aralarında sadeleştirilmiştir. Böylece kızın hissesi 3 ananın hissesi 1 olmuştur. Ana ve kız tarafına aktarılan 7 hisse ana ve kıza kesirsiz olarak bölünemediği için her birinin hissesi 7 ile çarpılmıştır. l/8 hisseden artan 7 hisse bir ve üçle yani toplam olarak 4 ile çarpıldığı için karının hissesi olan sekizde bir hisse de 4 ile çarpılmış, böylece oranların değişmemesi sağlanmıştır. Tabi meselenin ortak paydası olan 8 de 4 ile çarpılmış ve mesele 32 ye yükselmiştir. Karının hissesi 4/32 yani 1/8 olarak kalırken ana ve kız redden istifadeyle normal paylarından daha çok pay almışlardır. Diğer örnekler: 3 2 22 9red. _____________________________________ karı ana a.kar . a.kar. 12 1/4 1/6 ____1/3____ → 3 1 1 1 1 4 __________________________ karı ana a.kar. a.kar 4 1/4 Bu işlemde karıdan artan 3 hisse ana ile iki anabir kardeşe kesirsiz paylaştırılabildiğinden meselenin genişletilmesine gerek kalmamıştır. Örn. 3 6 2 11 red Koca Kız Oğul kızı 12 ¼ ½ 1/6 4 →3 9 3 16 1x4 3x3 1x3 4x4 Koca Kız oğul kızı 4 ¼ Bu meselede kocadan anan 3 hisse kızın 3 hissesi ile oğul kızının l hissesine kesirsiz bölünememiş, artan 3, her bir hisse ile çarpılmıştır. Tabi kocanın bir hissesi de artan 3 ün çarpıldığı toplam sayı olan 4 ile çarpılmış ve mesele 4 den 16 ya yükselmiştir. Örn. 3 4 12 2 2 23rcd Karı ana kız oğul kızı oğul kızı 24 1/8 1/6 1/2 ______1/6______ 10→7 14 42 7 7 80 1x10 2x7 6x7 1x7 1x7 8x10 _________________________________________ karı ana kız oğul kız oğul kız 8 1/8 Dipnot: (1) s.102. (2) Buhari, Feraiz, 5,7.9,15; Müslim, Feraiz, 2,3; Tirmizi, Feraiz. 8; Darimi. Feraiz, 28. (3) Cessas, II. 90-91; İbn Rüşd. II, 318; bilmen. V, 337; Kişki, s. 174. Hz. Ömer'in vefatından sonra İbn Abbas avl yoluyla meselenin çözülmesinin hatalı olduğu fikrini savunmuştur. İbn Abbas'a göre avliyye meselesinde daima farz sahibi dana öncelik verilmeli, noksan kalan kısım her zaman pay sahibi olmayan bazen biğayrihi asabe olabilen kadınlara tahsis edilmelidir; Böylece avlden kaçınılmış, mesele denk olarak yani adile olarak çözülmüş olur. (İbn Rüşd II. 318; Bilmen, V, 337; Kişki, s. 175). İmamiyye mezhebi ile ehli sünnetten Zahiriyye mezhebi İbn Abbas'ın görüşü paralelinde hiç bir zaman asabe olmayan pay sahiplerine öncelik vererek avli kabul etmemelerdir. (Tusi, IX, 247; Küleyni, VII, 79; Ibn Hazm, IX, 262-267; Mağniyye, VI.216). (4) Aynı mesele imamiyye ve zahiriyyeye göre şu şekilde çözümlenir. (5) Hz. Osman'a göre redden karı ve koca da istifade ederler. Zira karı ve koca diğer farz sahipleri gibi farz sahipleridirler. Avliyyede hisseleri eksildiğine göre red meselesinde de hisseleri artmalıdır. Zira külfet nimet karşılığındır (Kişki, s. 181) (6) İbn Rüşd, II, 322; Ibn Kudame.VII, 46-47; Kişki, s. 180-183 Sahabeden Zeyd b. Sabit'e göre farz, sahiplerinden artan tekrar farz sahiplerine iade edilmez. Artan miktar beytülmale intikal eder. Eğer farz sahiplerine iadede bulunulursa şeran kendilerine tayin edilmiş olan paylarından fazlası verilmiş olur. imam Malik, Evzai, Şafii ve Davud'üz Zahiri Zeyd b. Sabit'in içtihadını benimsemişlerdir. Hunlara göre farz sahipleri paylarını aldıktan sonra terekeden artan kısım hazineye intikal eder. Müteahhir maliki ve şafıi fukahası beytülmalin intizamı bozulduğu takdirde red sebebiyle artanın farz sahiplerine iade edilmesinin daha evla olduğu görüşünü benimsemişlerdir. (Şafii.IV, 76; İbn Kudame, VII ,47;Şirbini, II,7;Kişki, s.183). İmamiyye prensip olarak asabeyi kabul etmediklerinden pek çok meselede farz sahiplerine redde bulunurlar. Mukayeseli İSLAM HUKUKU - Prof. Dr. Hamza AKTAN Selam ve dua ile... Sorularla İslamiyet 02-Nisan-2007 - 12:26:03
  • Paylaş
SAYIN CEMMM YUKARIDAKİ İFADELER SORULARLA İSLAMİYET SİTESİNDEN ALINMIŞTIR. UMARIM OKURSANIZ FAYDASINI GÖRÜRSÜNÜZ...
  • Paylaş
bunu gayet iyi biliyorum sayın nemecesek..ki yakın zamanda araştırıp bulduğun bilim adamlarımızı kendi ellerimle özenle diyaloglarda tanıtacağım..eğer dinleri karşılaştırırsak elbette geçmişte aslında bizim ilim adamlarımızın çok gelişmiş olduklarını görebiliriz....maalesef bunca ilime rağmen arap dünyasının gelişmişliği ortada!!..tabi heykelin ,resim çizmenin halen bir çok müslüman ülkede yasak olduğunu biliyoruz..hatta mevcut nice yasakları saymaya gerek yok..basit bir-iki örnek vereyim..şeriat kanunlarıyla yonetilen iranda bir kadına arabayla çarpmak suç değil..ya da yolda yürürken muz yemek yasak!!..sanırım kitabımız bazı konularda -özellikle kadın konusunda- biraz eşit davranmamış gibi!!neyse derine inmeye gerek yok.ama çağdaşlığı doyuracak kadar kusursuz bir kitabımız yok maalesef o kesin..ibret konusuna gelince..gerçekten öyle ibret edici şeyler var ki kuranda;mideye asitler dokmeler,ateşte yakmalar vs..hatta öyle ibretlikten var ki genelde evrim karşıtı konumundaki dindar muslımanlara bile taş çıkartacak cinsten şeyler:maymuna ,domuza çevirmeler.. neyse ilk defa din konusunu bu kadar irdeledim hayatımda ve biriyle konuştum..daha fazla yazmak istemiyorum..herkesin inancı kendinedir ve ne olusa olsun saygı duyarım..ama miras PAYLAŞIMINI NACİZANE MATEMATİK BİLGİME SIĞINARAK KABUL EDEMEYECEĞİM SAYIN NEMECESEK!!O YAPILAN UVN VE REDDİYELER MAALESEF HATANIN ANLAŞILMASINDAN SONRA UYGULANMIŞ..ÖNCE ŞUNU AÇIKLAYIM...MATEMATİKTE ORAN-ORANTI KONUSU:EĞER BİR KESRİN PAYI VE PAYDASINI AYNI SAYIYLA ÇARPARSAK YA DA BÖLERSEK ORAN DEĞİŞMEZ!! SİZE BİR ÖRNEK VERMEK İSTİYORUM..ZATEN PAYLAŞIMI NİSA SÜRESİNDEN BİLİRSİNİZ..ÖRNEĞİN ADAM ÖLDÜ VE MİRAS KARISI,3 KIZI,ANNESİ VE BABASINA KALIR..NEYSE SİZİN İÇİN BEN HESAPLAYACAĞIM:ÜÇ KIZ EVLADA MİRASIN 2/3Ü;ANNE VE BABANIN HER BİRİNE 1/6,VE KARISINA 1/8 KALACAKTIR..(İSTERSENİZ NİSA SÜRESİNDEN OKUYABİLİRSİNİZ)..ASLINDA KESİR TOPLAMI YAPARSANIZ SONUÇ ÇOK KOLAY:1.125 ÇIKIYOR......AMA DAHA FAZLA YAZMAK İSTEMİYORUM..BELKİ DE TÜRKÇE MEALİNE ÇEVİRENLER HATA YAPMIŞTIR..UMARIM ÖYLEDİR SAYIN NEMECESEK..AMA LÜTFEN DİN KONUSUNU BİTİRELİM..BENİM YAPIMA UYGUN DEĞĞİL DİN KONUŞMAK..İİ GECELER DİLERİM..
  • Paylaş
nemecesek tartışma korler sagırlar dovusune donusmedi yaptığın şey kitaptan aldığın mucize tanımıyla tüm anlattıklarımın önünü kesecek şekilde savunman, yanlız sanmaki bu savunma başarıdır! sadece mantık çıkarım ürünlerindendir. çıkarımları olustururken başından kuranı referans alman cıkarımlarını sana gore doğru yapıyo! naptığın hakkında söyle bir ornek verim Kuranda ki bütün her şey doğrudur Kamer kuranda ki bir suredir O halde kamer sureside doğrudur Bu kadar basıte ıngıgememı afeyle sevıyeye gore ornek vermek zorundayım! Ay olayını çürütemediğimi söylemissin de şu anda yasadıgımız dunyada bir olayın sonucu biliniyorsa o olay olduktan sonra o olayın olası sonucu beklenir!! işte cıkarımın burda devreye giriyo ve cıkarımın oğelerini kurandan aldıklarında dolduruyorsun ve mucize tanımını bu cıkarıma göre yorumluyorsun ama görmediğin şudur kitabı yazanların mucize tanımı yaptıktan sonra tanıma uygun bir mucize geliştirip kitaba işledikleridir aklııca bir yöntem. bu yöntem zaten savunulucak her şeyi çürütür ama çürttükleri kendi mantıklarına göre yorduklarının tersini yoran düşüncelerdir, ama referansı değiştirp farklı referansa kayarsan iş çozulur ve doğrusudur ama cozdugun ısı kuran mantık refaransına ındırgersen o zaman cozum yanlıs olur ! Şu söyle bir mantıktır: bir insan bir kitap yazar ve kitabın içindeki tanımları gerisini destekliyecek şelilde verir ya da desteklediği şeyleri tanımı destekliyecek şekilde verir ama eğer kitapta bir tanım fiyaskoysa kitap cürür ve destekledikleride çürür! e bunu farkedipte kuranı yazan biri doğal olarak kendi tezlerini desteklıyecek tanım yapar. Şimdi bu kadar lafın sebebi şu yazdıgın şeylerin hangi dayanakla ve hangi sartlanmayla yazıldığını ortaya cıkarmaktı: AYIN İKİYE BÖLÜNMESİ MUCİZESİ KESİN OLARAK VUKU BULMUŞTUR.... ÇÜNKÜ KURAN I KERİMDE BEYAN EDİLMİŞTİR. EĞER BÖYLE BİR MUCİZE OLMASAYDI O ZAMANKİ MUŞRİKLER PEYGAMBERİN DAVASINI İPTAL ETMEK İÇİN KENDİLERİNE BUNU KUVVETLİ BİR DELİL OLARAK GÖRÜRLERDİ. İNANAN MUMİNLER AYETLERDE BEYAN EDİLEN BU MUCİZE VUKU BULMASAYDI ŞÜPHEYE DÜŞER BELKİ İNKAR EDERLERDİ. YANİ KURAN A İNANAN İNSANLAR BÖYLE BİR MUCİZE VUKU BULMADIĞI HALDE KURANDA GEÇMESİ KARŞILIĞINDA HALA İMANLARINA DEVAM EDERLERMİYDİ. Bu ay olayından sonra bunları savunmussun ve sozde curutemedıgım bu ayı yarma olayını yine vukuya dayatmıssın ve ay yarılmasaydı musrıklerın muhammetın davasını iptal ediceğini savunmussun!! Ve her savundugun sey gibi bunlarıda yıne kurandan almıssın. Ancak bunu yazan zekılerın amaclarını düşünememissin: amacları muhammetın boyle ‘’mucizler’’ gerçekleştirdiği soylemek ve kitaba geçirip o anki ve gelecekteki insanları himayeleri altında alıcak saglam delıller sunmak kı ne kadar saglam oldugunu acıkladım sanırım! ZATEN MUCİZELERİ OLAĞANÜSTÜ YAPAN DOĞA KANUNLARININ ÜSTÜNDE CERAYAN ETMESİDİR demissin işte anlatmaya calıstıgım her sey aslında burda. bu tanımdakı amac mucizeleri acıklamanın yolunu kapatmak ve oyle kalmasını ve ınsanların korukorune baglanmasında oturudur. kitap yazılanları sorgulama der üstüne bir de doğa ustu guclere sahip birilerini gosterir ve taşlar dizilmiş olur. Inanmamız gereken her şey hazır. O zamanda sorgulayanların kellesı gıdıyordu sımdı kı ozgurluk zamanımızda sorgulamamıızn onunde hiçbir engel yok engel olmayıncada masalın gercekten de masal oldugu ortaya cıkıyo! Ve yazdıklarını okudukca düşüncelerinle trajikçe celıstıgı gormem tartıstıgım kısının acaba ne dedıgını bılip bilmediğini sorgulamam neden oluyor! Burda oldugu gibi: kısaca şunu ifade etmek isterimki aklınıza gelen hertürlü teknik ve teknelojik cihaz bize evrenin mucizelere yatkın doğasını haber verir. Mucizenin tanımı hani doğa ustu durumların ceyranıydı ancak teknolojik gelişmeler benim bildiğim doğa ustu durum ceyranı degıldır! Guvendıgım aklın urunlerıdır sorgulayan arastıran aklın urunlerı oyle bir tanımlamıssınkı teknolojı sankı gokten sıp dıye ındı! Gerçi teknolojiyi ureten aklın ılhamını tanrıdan aldıgını soyluyorsan o baska! gelecekteki teknolojileri merak ediyorsan peygamberlerin mucızelerını oku yeter demıssın bana nanoteknolojle ilgili bir mucize goster gorım acaba hangı mucizede adı gecmiş lütfen, gelecegın teknolojik devrimi o! en eski kaynagın tevrat olmadıgını soylemıssın sozde bılgımı kucumseyerek ama ben ilk kitap diye bahsettim tevrattan ilk resul demedim dikkat et biraz, lütfen bu zamana kadar korelmıs dıkkatını benim soyledıklerıme yansıtma! Dinazor meselesinede değindim çünkü din dunyanın bır kac bınlık oldugunu soyler! ama fosıller bulunup dın mensuplarına gosterılıp hanı dunya bır kac bın yıllıktır dendıgınde dın adalmlarıda sunu demister onları tanrı bızı sınamak ıcın oraya koymustur. bu ornekle demokratıosun atomlardan bahsettıgını soyledım ve atom olayının onceden olustugunu ortaya cıkaran bılım ınsanlarına karsı senin savunman aynı boyle olmasın diye uyardım! Ve şuda mantıksızca ne kadar mantıklıda desende: Evrenin doğasında aslında çok mucizelerin gizli saklı olduğunu, insanların bilgide ve teknolojide ilerledikçe ve saklı mucizeleri, ortaya çıkarabileceklerini açıkladım. Insanların zamanla teknolojiyle bilgiyle mucizeleri ortaya cıkarabıleceklerını bahsetmıssın! Benim bıldıgım hıcbır bılım yada teknoloji senin savundugun mucize tanımını ortaya cıkaramaz cunku doğa üstü diyorsun!!! Doğa ustu seylerle bir parapsikoloji ilgilenir o kısmındada ruh, doğadısı algı… vb şeylerle ilgilenir ve bunların ‘’var olmadıgını ortaya cıkarmıştır’’ demokratios hakkında soyledıkerlım benım atomun ıcındekı her şeyi ortaya cıkardıgı yonunde degıldı o zamanda tabıkıde eloktron notron ve proton bılınemzdı ancak fıkırsel etkı olarak ayı yarmaktan daha gercekcı ve daha mantıklı oldugunu soyluyorum!Anladıgım uzere fızıkle ılgılı bıraz beyın fırtınası yapmak ıstemıssın ama ondada yanılıp atomun tanecık mı dalga mı oldugunu soylemıssın ancak atom tanecıktır ve ıcındekı eloktonun tanecık mı dalga mı oldugu tartısılır! Ya da atomu ısık la karıstırıp tanecık mı dalgamı demıssın! ama gel gorkı bu kadar laftan sonra bırı kuranda mikrop kelimesi geçiyormus dediginde mikro boyuttaki bakterilerin keşfedilmesinden kaç sene once kuranda geçtiğiyle ovunuyorsunuz! Pekı o zaman kuranda gecen mıkrobun sence ana yapısı bılınıyormuydu işte bu laftan sonra acıklama beklerım? Bunları ılahı kaynaklara dayandırcagına gercekten kuranda gecıyorsa acaba onu oraya kım ıslemıs kımden cıkmıs bu fıkır onu bulup onla ovunun!! Bılmedıgın seylerı arastır senınle aynı fıkırde olan İSLAMIYET SITESINDEN atıfta bulunma! A takımını oven bırı ne kadar yalanda olsa bılgılerını a takımının forumlarından alır, erdemin bittiği yer fıkırlerı koru korune savundugu yerde bıter sımdı dıyebılırsın sen fıkrını savunmuyon mu bu ne celıskı dıye hayır ben fıkrımı savunmuyorum ben gerçeği savununup dusunme eğlemi yetersiz kalmış insanların sevıyesıne kendı yorumlarmla ındırgıyorum!!
  • Paylaş
Bakın, ben bu fikirlerimi, konuşma diliyle yazıyorum ve çok hızlı yazıyorum, yazdıklarımıda düzeltmek için zaman ayıramıyorum işim gereği 9 10 lara kadar çalışıyorum boş zamanım çok az oluyor...o YÜZDEN CÜMLE HATALARI OLABİLİR. TABİKİ ATOMUN DALGA OLMADIĞINI, ELEKTRONLARIN HEM DALGA HEMDE PARÇACIK ÖZELLİĞİ GÖSTERDİĞİNİ GAYET İYİ BİLİYORUM... NEYSE HATA LI YAZMIŞIM DÜZELTTİĞİN İÇİN TEŞEKKÜR EDERİM... DİNAZOR MESELESİNE GELİNCE ŞİMDİ AVRUPALILAR İNCİLE İNANIYOR, MÜSLÜMANLAR KURANA İNANIYOR. İNCİLE GÖRE DÜNYA NIN YARATILMASI YAKIN BİR GELECEĞİ İŞARET EDER. TAHRİFTEN DOLAYI İNSANLAR ÖYLE TERCÜME ETMİŞ. ÇÜNKÜ İNCİLİN ASLI İBRANİNECEDİR. LATİNCEYE TERCÜME EDİLMİŞTİR..KURANI KERİMDE İSE DÜNYANIN GEÇMİŞİ ÇOK UZUN DEVİRLERE DAYANIR. MAURİCE BUCAİLE TAM DOĞRU OLMUYABİLİR SOYİSMİ FARANSIZCA OLDUĞU İÇİN. NEYSE, ONUN BİR KİTABI VAR BİLİM IŞIĞINDA KURAN, TEVRAT VE İNCİLİ DEĞERLENDİRMİŞTİR... SÖYLEDİĞİNİZ KONUYU DİLE GETİRMİŞ, VE KURANIN DIŞINDAKİ DİĞER SEMAVİ KİTAPLARIN, DÜNYANIN GEÇMİŞİ KONUSUNDA BİLİMLE ÇELİŞTİĞİNİ SÖYLEMİŞTİR. YAZARIN KENDİSİ ZATEN MÜSLÜMAN OLMUŞTUR... ARAŞTIRIRSANIZ ÇOK SEVİNİRİM...YANİ SİZ ŞU ANDA AVRUPALI BİR İNSANIN İNCİLE KARŞI DUYDUĞU BİR TEPKİ AĞZIYLA KONUŞUYORSUNUZ...ŞİMDİ UZUN BİR ŞEYLER YAZMIŞTINIZ HATIRIMDA KALAN BAŞKA NELER VARDI ONU DÜŞÜNMEYE ÇALIŞIYORUM... KAİNATTA SAKLI OLAN MUCİZELER DEMİŞİM...BAKIN ORADA BİR EDEBİ ANLATIM VARDIR.. PEYGAMBERLERİN MUCİZESİ AKLA VE MANTIĞA AYKIRI DEĞİLDİR.YANİ BU EVRENİN YARATICISI OLAN ALLAH BAZI OLAĞANÜSTÜLÜKLERİ PEYGAMBERLERİNE MUCİZE ELİYLE VERİR. VE DİĞER İNSANLARADA, BU MUCİZELERE EMEK SARFEDEREK, İLİMDE VE TEKNOJİDE İLERLEYEREK TAKLİT EDEBİLECEKLERİNİ HATIRLATIR....
  • Paylaş
BİRDE ŞUNU EKLEMEK İSTERİMKİ, EVREN ZATEN VAROLUŞUYLA BİLE MUCİZEDİR. İNSANOĞLU MADDEYİ BİLE YOKTAN VAREDEMEZ.. AYNI ŞEKİLDE HAYATIDA VAR EDEMEZ... FAKAT BAZI MUCİZELER ANCAK TEKNİK VE TEKNOLOJİNİN GELİŞMESİYLE ORTAYA ÇIKAR... ŞİMDİ TELEVİZYONU ÖRNEK VERİM, SİZCE MAHERAT TELEVİZYONDAMI YOKSA EVRENİN YARATILIŞINA AİT KANUNLARDAMI, BAKIN HAVADAKİ ATOMLAR ÖYLE ÖYLE BİR MAHERETLİ ÇALIŞIRKİ, BİNLERCE FARKLI SES VE GÖRÜNTÜ FREKANSLARINI BİRBİRİNE KARIŞTIRMADAN DÜNYADAKİ BÜTÜN TELEVİZYONLARA RODYOLARA VE CEP TELEFONLARINA NASILDA ULAŞTIRIYORLAR... ŞİMDİ ATOMDA VE PARÇACIKLARINDA BÖYLE BİR KABİLİYET OLMASA TV VEYA RADYO NE İŞE YARARDI. HERHANGİ BİR SES VEYA GÖRÜNTÜ NASILDA HAVANIN HERBİR PARÇACIĞINA SİRAYET EDİYOR. HOLOGRAM TEORİSİNİ BİLİRMİSİNİZ. KISACA ANLATİM İSTERSENİZ ARAŞTIRIRSINIZ. HOLOGRAM ÜÇ BOYUTLU YAZMA TEKNİĞİDİR. YANİ BİR CİSMİN ÜÇ BOYUTLU GÖRÜNTÜSÜ, BİR HOLOGRAM PLAKASINA LAZER IŞINLARI YARDIMIYLA KAYDEDİLEBİLİR. TEKNİK DETAYLARDANSA SOMUT AÇIKLAMALAR VERMEK İSTERİM. BİR ELMA DÜŞÜNÜN ELMAYI ÜÇ BOYUTLU OLARAK HOLOGRAM PLAKASINA KAYDETTİĞİNİZ ZAMAN, ELMA GERÇEK BİR ELMA İZLENİMİ VERİR İNSANA. HOLOGARAMDAKİ ESAS İLGİNÇ OLAN İSE HOLOGRAM PLAKASINI İKİYE BÖLSENİZ HER İKİ PARÇADA BÜTÜN ELMAYI ÜÇBOYUTLU OLARAK GÖSTERİR. 4 VEYA 5 FARKETMEZ ZERRELERİNE BİLE AYIRSANIZ O HOLOGRAM PLAKASININ HER PARÇASI SİZE BÜTÜN ELMAYI GÖSTERİR. ÜNLÜ FİZİKÇİ DAVİD BOHM EVRENİN DE TIPKI BU HOLAGRAM PLAKASI GİBİ DAVRANDIĞINI, EN KÜÇÜK PARÇACIKLARIN BİLE BÜTÜNE AİT BİLGİYİ İÇİNDE TAŞIDIĞINI KEŞFETMİŞTİR... İSTERSENİZ DETAYLI ARAŞTIRABİLİRSİNİZ. BEN KISACA ŞUNU DEMEK İSTERİMKİ, HAVA ATOMLARINDA BİZ BU KABİLİYETİ GÖRÜYORUZ... YANİ HER BİR ATOM BÜTÜN RADYA VE TV FREKANSLARINA AİT SES VE GÖRÜNTÜ BİLGİSİNİ BÖLÜNMEDEN PARÇALANMADAN İÇİNDE TAŞIYOR... YANİ İNSAN BU DURUMDA HER BİR ATOMDA SONSUZ İLMİ VE KUDRETİYLE TECELLİ EDEN BİR OLAN ALLAHA İNANMAZSA ARTIK NEYE İNANMASI GEREKTİĞİ KENDİ ÇIKARSIN....
  • Paylaş
BİRDE ŞUNU EKLEMEK İSTERİMKİ, EVREN ZATEN VAROLUŞUYLA BİLE MUCİZEDİR. İNSANOĞLU MADDEYİ BİLE YOKTAN VAREDEMEZ.. AYNI ŞEKİLDE HAYATIDA VAR EDEMEZ... FAKAT BAZI MUCİZELER ANCAK TEKNİK VE TEKNOLOJİNİN GELİŞMESİYLE ORTAYA ÇIKAR... ŞİMDİ TELEVİZYONU ÖRNEK VERİM, SİZCE MAHERAT TELEVİZYONDAMI YOKSA EVRENİN YARATILIŞINA AİT KANUNLARDAMI, BAKIN HAVADAKİ ATOMLAR ÖYLE ÖYLE BİR MAHERETLİ ÇALIŞIRKİ, BİNLERCE FARKLI SES VE GÖRÜNTÜ FREKANSLARINI BİRBİRİNE KARIŞTIRMADAN DÜNYADAKİ BÜTÜN TELEVİZYONLARA RODYOLARA VE CEP TELEFONLARINA NASILDA ULAŞTIRIYORLAR... ŞİMDİ ATOMDA VE PARÇACIKLARINDA BÖYLE BİR KABİLİYET OLMASA TV VEYA RADYO NE İŞE YARARDI. HERHANGİ BİR SES VEYA GÖRÜNTÜ NASILDA HAVANIN HERBİR PARÇACIĞINA SİRAYET EDİYOR. HOLOGRAM TEORİSİNİ BİLİRMİSİNİZ. KISACA ANLATİM İSTERSENİZ ARAŞTIRIRSINIZ. HOLOGRAM ÜÇ BOYUTLU YAZMA TEKNİĞİDİR. YANİ BİR CİSMİN ÜÇ BOYUTLU GÖRÜNTÜSÜ, BİR HOLOGRAM PLAKASINA LAZER IŞINLARI YARDIMIYLA KAYDEDİLEBİLİR. TEKNİK DETAYLARDANSA SOMUT AÇIKLAMALAR VERMEK İSTERİM. BİR ELMA DÜŞÜNÜN ELMAYI ÜÇ BOYUTLU OLARAK HOLOGRAM PLAKASINA KAYDETTİĞİNİZ ZAMAN, ELMA GERÇEK BİR ELMA İZLENİMİ VERİR İNSANA. HOLOGARAMDAKİ ESAS İLGİNÇ OLAN İSE HOLOGRAM PLAKASINI İKİYE BÖLSENİZ HER İKİ PARÇADA BÜTÜN ELMAYI ÜÇBOYUTLU OLARAK GÖSTERİR. 4 VEYA 5 FARKETMEZ ZERRELERİNE BİLE AYIRSANIZ O HOLOGRAM PLAKASININ HER PARÇASI SİZE BÜTÜN ELMAYI GÖSTERİR. ÜNLÜ FİZİKÇİ DAVİD BOHM EVRENİN DE TIPKI BU HOLAGRAM PLAKASI GİBİ DAVRANDIĞINI, EN KÜÇÜK PARÇACIKLARIN BİLE BÜTÜNE AİT BİLGİYİ İÇİNDE TAŞIDIĞINI KEŞFETMİŞTİR... İSTERSENİZ DETAYLI ARAŞTIRABİLİRSİNİZ. BEN KISACA ŞUNU DEMEK İSTERİMKİ, HAVA ATOMLARINDA BİZ BU KABİLİYETİ GÖRÜYORUZ... YANİ HER BİR ATOM BÜTÜN RADYA VE TV FREKANSLARINA AİT SES VE GÖRÜNTÜ BİLGİSİNİ BÖLÜNMEDEN PARÇALANMADAN İÇİNDE TAŞIYOR... YANİ İNSAN BU DURUMDA HER BİR ATOMDA SONSUZ İLMİ VE KUDRETİYLE TECELLİ EDEN BİR OLAN ALLAHA İNANMAZSA ARTIK NEYE İNANMASI GEREKTİĞİ KENDİ ÇIKARSIN....
  • Paylaş
hiç uğraşmam, herkes istediğine inanmakta özgür. ama hakaret ederse fena yaparım.
  • Paylaş
Sayın arkadaşlar, sonuçta uzun uzadıya burada bir çok konuyu dile getirdik. Ben insanların temelde hakikate ve gerçeğe aşık olduğuna inanan bir insanım. Buradaki seviyeli tartışmalarımızında, birbirimizi küçük düşürmek gibi bir amaç taşımadığındanda eminim. Sonuçta bilgi çağında yaşıyoruz... Tarihte hiç olmadığı kadar, insanlar bilgiye çok hızlı bir şekilde ulaşıyorlar...Benim bir kaç cümle ile bazen bir parağrafla işaret ettiğim konulara, çok daha detaylı ir şekilde ulaşabilirsiniz... Sonuçta insanlar, bilgiye ulaşırlar, ve ikna olurlarsa inanırlar. ikna olmazlarsa inanmazlar bu onların tercihidir...
  • Paylaş
bakterinin içine bakteri girmişte mitokondri olmuş(bkz. endosimbiyoz teori) . bende inandım.
  • Paylaş
sen güzel kardeşim altın oran noktası ve kuranda altın oran noktasına bak, tesadüf evrim materyalizm gibi şeylerin nasıl çürütüldüğüne bak . ben genelde evrimcilerle girdiğim tartışmalardan hep galip çıktım soruna tersten cevap veriyim .
  • Paylaş
Burada tartışılacak ve galip gelinicek bir durum yok ki :) Biri dünyanın yuvarlak olduğu kadar gerçektir diğeri meleklerin cirit attığı kadar uhrevi. genelde uhrevi kısmı savunanlar harun yahya'dan yararlanmaktadırlar ama üzücü olan onun bir soytarı olduğunu bilmemeleridir! Altın oran falanda avuntudur, ne kadar filmi çekilse de tamamen ticari amaçlıdır ve hesaplara göre dünyada 8 tane altın orana denk gelen yerler vardır işin üzücü yanı hiçbiri kabeden geçmez yaklaısık 90 km yakınından geçer kurandan ayetten esinlenilerek oluşturulan bu ayette mekke yazması gerekiyorki mucize olsun ancak bekke yazınca mucizeye ulaşılıyor yani her şey de olduğu gibi yine uydurulmuş şeylerle istismar ediliyorsunuz!
  • Paylaş
1

Doğan Gündoğan, . Herşey bir tesadüften ibaret öyle mi? Çok bilimsel bir açıklama oldu teşekkür ederim. Bu arada bana neye inandığını söyle sana orda Allah'ı bulayım hemde b,l,msel olarak.

Uğraşmıyorum açıkçası, neden uğraşayım ki? Gerçekten uğraşanlara soruyorum siz neden uğraşıyorsunuz? Misyon mu seçtiniz bunu hayatta?
  • Paylaş
Anti social aynen dediğin gibi, çünkü insanların bu durumu kavramasıyla çoğu şeyin çözüleceğine inanmaktayım!
  • Paylaş
İnsanları düşünmeye itiyorum. Pek üstelemem şartlanmış şekilde red eden insanları.
  • Paylaş
Hayır, uğraşmıyorum.
  • Paylaş
Tanrının varlığı ile ilgili atışmalar devam ederken ateistlerin karşısına bir adam çıkmış ve; Siz, olmadığını iddia ettiğiniz bir şey üzerinde günler,haftalar hatta yıllardır kafa patlatıp tartışıyorsunuz.Bu durumda ben ''size göre olmayan" bir şeye inanarak ne kaybederim" demiş.
  • Paylaş
Ben size, F-16 uçağının, aslında insanlar tarafından yapılmadığını, bir fırtınanın bir hurdalığa girmesi sonucu, parçaların tesadüfen müthiş bir düzen içinde bir araya gelerek bu uçağı meydana getirdiğini kabul ettirmek için ne yapmam gerek? Bunun cevabı ile, sorunuzun cevabı aynıdır.
  • Paylaş
Evrim bir inanç değil mi? Evrimi savunan bir kişi ben inançsızım diyorsa olay bitmiştir.
  • Paylaş
aslında uğraşmaya gerek yok..sadece bir olaya sahnesel değil de bilançosuna bakarak gereken yorumu yapabilirler...ben evrim teorisivarya da yokdemiyorum..önemli olan bu konuyu MANTIK çerçevesinde konuşmak..sadece MANTIK!!! doğmatik düşüncelerden sıyrılmış şerkilde bakmalıyız..gerçi tartırşmak her seferinde teoriyi güçlendiriyor..güçlü cevapsız sorular her seferinde artıyor..elbette bu durum,teorinin doğruluğunu kanıtlamaz;fakat gitgide kalitesini artırır ve çürümesi daha da zorlaşır..gerekli açıklamaları yakınzamnda yapacağım arkadaşlar..
  • Paylaş
Delinin biri kuyuya bi taş atmış, bütün insanlık alemi onla uğraşıyor... bi kere evrende gözle aynelyakin derecesinde görünen sonsuz bir şuurun eseri vardır. düşün bi kere senin bedenin katrilyonlarca parçacıklardan oluşuyor, ve minik parçalar çok hızlı bi şekilde hareket ediyor, evrenle alışveriş içinde bir insan bedenine sonsuz bir şuur yansıyor. sahilde yürürken küçük bir insan heykeli görsen kesin olarak şuurlu bir sanatkarı olduğuna inanırsında neden insan gibi sonsuz derecede sanatlı ve hikmetli bir eserin şuurlu sanatkarını reddedersin önce bunu düşün. Kainatta rastladığım en büyük mu cize Allahı tanıtan sonsuz dellilere rağmen bazı insanların hala o delilleri görememeleri. Sanki bi perde var gözlerinde.
  • Paylaş
Bu konu ana yorumlara kapatılmıştır! Sadece alt yorum yapabilirsiniz!
Sonraki Soru
HESAP OLUŞTUR

İstatistikler

4878 Görüntülenme26 Takipçi67 Yanıt