Bilmek istediğin her şeye ulaş

Gerçekten yok olan bir şeyi gösterebilir misiniz ki, 'yok''u ispat edebilesiniz?

İspat edilen ya da gösterilebilen şeyler "yok", "gerçekten yok" kavramlarıyla ifade edilemez başka bir deyişle bir şey "gerçekten yok" ise onun isbatı mümkün değildir.

İnanç "varın" ya da "yokun" isbatı değildir; varlığı ya da yokluğu algılayış stratejisidir.

Nefret ettiğinizi bir kişi ailenizden birisi bile olsa o "sizin için" aslında yoktur. Yıllar önce kaybettiğiniz annenizin hâlâ yanınızda olduğunu hissediyorsanız o "sizin için" vardır.

Tanrı da aynen öyle. İnanıyorsanız vardır, inanmıyorsanız yoktur; elbette "sizin" için...
  • Paylaş
2

Hakan, zaten insanlar YOK un varlığını aslında reddetmiş.

Örnek;

Recep abi, ekmek VAR mı?

YOK be @serkan ım kalmadı walla.

Yapma recep abi bi bak belki vardır.

YOK gerçekten YOK.

Abi HIÇ MI YOK :))

Var olanı kanıtlayıp ortadan kaldırırsak "yok " u deneyimlemiş olmaz mıyız ? 😉
  • Paylaş
9

Şaman, Bir şeyin varlığına inanıldığında o şey var olmaz. Neden sonuç ilişkilerine gidersek evrim o şeyden çok daha fazla vardır. Doğrudur hurdalığa bomba attığımızda F16 olmaz ama bazı maymunlar evrim basamaklarında takılıp maymun kalabilirler.

Marty Mcfly, Var olanı nasıl ortadan kaldıracağız?

Adem Şahin, Kimin tirübüne oynadığı belli :-D eminim sen torpille falan sınıf öğretmeni olmuşsundur yoksa bu kafayla zor :-D şimdi istersen yorumları silebilirsin:-D

Çiğdem Çelik, Adem ,az ötede oyna mümkünse 😟

Adem Şahin, Eğtim verdiğin öğrencilere acımaya başladım:-D:-D

Adem Şahin, mesela sen uzayda görmediğin yıldızlara yokmu diyosun sen görmüyosun diye o yıldızı yokmu sayıyosun mantık bu çaktınmı?

Adem Şahin, Hahaha haaa ya sen ne kadar komiksin böle sorunun formatını değiştirdin soru yok olan bişeyin yokluğunu nasıl ispatlarsın diye şimdi sen bana örneğin tanrın yokluğunu ispatlaya bilirmisin?

Çiğdem Çelik, Haklısın Adem. Sonunda doğru bir söz ettin. Var olanı yok etmek imkansız. Ne yaparsam yapayım madde form değiştirmiş olacak . Bu durumda yok yoktur diyeceğiz.

Adem Şahin, Lafla olmaz var olan bişeyi yok ette görelim nasıl edeceksin.

Herşeyden önce bu soru için çok teşekkürler. Şu an oturduğum odanın içinde bulunan tüm eşyaları çıkartsak odadaki havayı ve toz zerreciklerinide boşaltsak. Hatta tüm elektromanyetik dalgaları ve hatta yerçekimini bile yok etsek. Geriye kalan boşlukta ben durabilirim. Demekki orası vardır evrenin bir noktasından ibarettir o boşluk..ben ne zamanki bulunamayacağım varlığımı sürdüremeyeeğim bir noktaya gelirsem o zamanda evrenden çıkmış olurum ama orası benim için yoktur. O halde ben var olmayan bir yere varamam çünkü orası yoktur peki evrende var olmayan yer var mıdır?
  • Paylaş
2

Esca Pist, Yok varligini ispatlama fikri... Paradoxun aska gelmis hali olsa gerek.

Marty Mcfly, Yokluğun yokluğu varlıktır , der ibn-i Arabi Hazretleri.

Bunun başka bir versiyonu da, "Kimsenin olmadığı bir ormanda düşen bir ağaç gerçekten düşmüş müdür? " Felsefe klişeleri...
  • Paylaş
Yokluk pratik olarak ispat edilebilir değildir. Bir şeyin olmadığını ispat edebilmek için olası her yere bakmış olmak gerekir. Evrende her yeri test etmeden bahsedilen şeyin olmadığını ispatlayamazsınız. (Tabi eğer evren dışında başka olasılık yoksa.)
  • Paylaş
Pardon soru mu var orada ?
  • Paylaş
Trilyon kere trilyon uzaklıktaki bir gezende eşeklerin hüküm sürdüğü bir imparatorluğun olmadığını da kanıtlmayamazsın diye böyle bir şey var olur mu?
  • Paylaş
10

Uğur Çakmak, Tamamda söylediklerinde birşey kanıtlanıyor, kanıtlanan şey tabikide doğru olur çünkü kanıtlanmıştır, biz burada hiç kanıtlanmamış üzerinde hiçbir malumat olmayan birşey hakkında konuşuyoruz ve hiçbir bilgimiz olmadığı halde sen olabilir diyorsun. Peki sabah kalkıyorsun işe gitmek için bakıyorsunki sokaklar ıslak ne düşünüyorsun? Dün gece yağmur yağmış. Peki sokağın bir kısmını ıslak görsen ne düşünüyorsun? Biri ıslatmış vs. Peki sokağı komple ıslak görünce neden 'Belkide burada yaşayan insanlar gece ellerinde kovalarla sokağı ıslatmışlardır' diye düşünmüyorsunda yağmur yağmıştır diye düşünüyorsun ne yani insanlar gece ıslatmış olamaz mı çok mu imkansız?

Mehmet Volkan Balbay, Diyorsunuz ki: "ne yani insanlar gece ıslatmış olamaz mı çok mu imkansız?"

Bence hiç imkansız değil. Zaten benim savunduğum da bu. İmkansız diye bir şey yoktur. İmkansız zannedilen insanın malumatının/bilgisinin sınırlarını aşan konulardır.

Uğur Çakmak, Ama bu şekilde hiçbir bilgi sahibi olamazsınız, bu şekilde bilimde ilerleyemez çünkü hiçbirşey kanıtlanamaz. Sizin kullandığınız yöntem şüphecilik(septisizm). Septisizm modern felsefede kabul görmüş önemli bir yöntemdir. Keza bende insanların şüpheci olmadan doğru bilgiye ulaşabileceklerini düşünmüyorum. Yalnız burada siz septisizmi bir yöntem olarak değil bir amaç şeklinde kullanıyorsunuz. Descartes septisizmi ikiye ayırır metot septisizmi septik septizmi. Sizin kullandığınız septik septisizmi. Septik septisizm ile herşey çürütülebilir herşey aklınıza ne geliyorsa, şuan bildiğiniz tüm düşüncelerde bu yolla çürütülebilir. Peki madem o düşüncelerinizde tam olarak doğru değilse(septik septisizme göre) neden o düşüncelerinizi muhafaza ediyorsunuz? Mesela yaratıcı düşüncenizden vazgeçiyormusunuz? Anlatmaya çalıştığım septisizmin sadece septisizm için kullanılması hiçbir bilgi ve fayda sağlamaz.

Mehmet Volkan Balbay, Üstadım benim bir ön kabulüm var. O da "Tanrı vardır" ön kabulü. Bu ön kabul üzerine diyorum ki "imkansız" diye bir şey yoktur.

Tabi bu arada Tanrı edilgen ya da nötr değildir benim algıma göre. Etkendir. Dolayısıyla Tanrının iradesi ve isteği doğrultusunda imkansızlığın olmadığına inanıyorum.

Senin böyle bir ön kabulün olmadığı için -ya da öyle varsayalım- bilimin ve aklın sınırları içinde kalmayı tercih ediyorsun. Bu tavır seni sınırlandırıyor.

Ben yaratıcının yapabilecekleri konusunda "sınırsız" olduğuna inandığımdan (evet isterse kendisi gibi bir tanrı daha yaratabilir ama yapmıyor!) "imkansız" sözünün sadece bizleri bağladığını düşünüyorum. Senin, benim imkansızlıklarımız var, vardır... lakin senin, benim ve insanların iradesinin ulaşamadığı, akılların bile anlamakta güçlük çektiği bir evrenin içindeyiz ve bu evrenin "var" edicisi, sistemcisi, programcısı dilediğini yapabilir.

Benim dünyamda "bilim" şu an var olanı inceleyen ya da aslında var olup bizce meçhul olanı keşfeden ve ardından inceleyen faaliyetler bütünüdür. Dolayısıyla o yüzden senin gibi "böyle bilim olmaz" kaygısı taşımıyorum.

İstersen en başa dönelim:

Sen demiştin ki "Trilyon kere trilyon uzaklıktaki bir gezende eşeklerin hüküm sürdüğü bir imparatorluğun olmadığını da kanıtlayamazsın diye böyle bir şey var olur mu?"

Ben de demiştim ki: "Neden olmasın? Akla "zor" gelmesi imkansız olduğu anlamına gelmemeli."

Ben diyorum trilyon kere trilyon uzaklarda düşünebilen insan dışı canlılar olabilir. Hatta bunlar eşek de olabilir. Benim çıkış noktan "tanrı" olduğu için akla gelen ve gelmeyen hiç bir şey imkansız değildir. Bilimin işi var olanı incelemek ve aslında var olan anacak bizce bilinmeyenleri keşfetmektir. Benim savunduğum "imkansız diye bir şey yoktur" savının bilime engel teşkil edecek bir yönü olduğunu düşünmüyorum. Tam tersini bugün bilim yeni keşifler yapıyor ve bilim adamları "acaba olabilir mi?" düşüncesiyle yeni maceralara atılıyorsa bu "imkansız diye bir şey yoktur" düşüncesinin eseridir.

Uğur Çakmak, Tanrı ön kabulü ile imkansız diye birşey olamaz tabi. Burada size katılıyorum. Siz tanrı ön kabulü demişsiniz ancak ben onu inancım var şeklinde söylemeyi tercih ediyorum çünkü bana göre inanmak, iman etmek bilmediğin şeye olur bildiğin şeye iman edemezsin ve inanç ile mantığın farklı mecralarda olduğunu düşünüyorum. İkiside birbirinin alanına çok fazla müdahale etmemeli. Burada arkadaş "Gerçekten yok olan bir şeyi gösterebilir misiniz ki, 'yok''u ispat edebilesiniz?" demiş. İspat etmek inancın dışındadır, bilimin sahasıdır ispat etmek yoksa elbette Allah dilediğini yapmıştır veya yapabilir bunda bir problem göremiyorum ama soru teolojiyi ilgilendiren bir soru değil ki. Bilimi ilgilendirdiği içinde burada septik septisizmi kullanamayız çünkü bize bilgi sağlamaz. İfade etmeye çalıştığım şey bu.

Mehmet Volkan Balbay, Son cümledeki mantık ile önceki yazdıklarım arasında fark yok aslında. Bizler malumatımız/bilgimiz dahilindeki şeyleri düşünebiliyoruz. Yani zihnimize sınırlar koyan bilgilere sahibiz. O sınırları aşmayı dene. O sınırları aşanlar sayesinde bugün uzayda bitki yetiştirilebilirlik konuşuluyor.

Aslında bu "eşek" meselesi için çok basit düşünmen yeterli. Örneğin bir kaç gün sonra NASA'dan bilim adamları canlı yayına çıksa ve: "Tüm dünyaya bir müjde veriyoruz, yapılan araştırmalar sonucu üzerinde canlıların yaşadığı bir dünya daha keşfedildi. Bu dünyaya gidebilecek uzay aracımızın yapımı da tamamlandı." dese. Bu mümkün mü? Elbette mümkün.

Peki o yeni keşfedilen dünyaya gidildiğinde orada var olan tüm hayvanların biz insanlar gibi düşünüp - konuşabildiği keşfedilse. Bu mümkün mü? Zihnin ısrarla "hayır" dese de kendine şunu sor "neden olmasın?"

Olmaması için senin "düşünce sınırların" dışında hiç bir engel yok!

"Kafama yatmıyor" dediğin senin edindiğin malumatlardan kaynaklanan sınırlar. Şayet herkes senin gibi sınırlara sahip olsaydı "bilim kurgu" denilen sektör bugün olmayacaktı.

Bu arada, dün "bilim kurgu" denilen bir çok şeyin bugün keşfedildiği ya da icat edildiği bir dünyada yaşıyoruz.

Uğur Çakmak, Son cümlen haricinde söylediklerini haklı buluyorum böyle düşünmemiştim şuan 100 yıl önce ki bir insan burda olsa gördüklerine inanamazdı. Son cümlende ki mantığa kafam yatmıyor

Mehmet Volkan Balbay, Hocam "bilim" dediğiniz şey var olanı inceler, bu incelemeler esnasında da yeni şeyler keşfeder. Yüz yıl önce olabilirliğine "imkansız" denen ancak şu an her kesin kullandığı bir sürü teknoloji var. Dünyanın en başından beri "var" olan ancak şimdi keşfedilen bir sürü şey var.

Evrenin derinliklerinde -belki de- düşünebilen eşekler vardır... Kim bilir?

Uğur Çakmak, Akla zor gelmiyor ki hiç aklı olan bir eşek biliyormusunuz ? ozaman uçan insanlarda vardır belki!!! olur mu öyle şey. Mesele akla zor gelmesi değil birşeyin olabilirliği bile araştırılıp söylenir ya varsa diye birşey yoktur bilimde. Bakıyorsun tüm evren bir boşluğun etrafında dönüyor "ha diyorsun acaba ortada kara delik mi varda çekim kuvvetiyle bunları döndürüyor hem kara delikte ışığı yuttuğu için görünmez" işte olması gereken budur. Yoksa şöylede olabilir elinde görünmez iplerle gezegenleri döndüren bir varlık vardır yani olamaz mı!!!

Mehmet Volkan Balbay, Neden olmasın? Akla "zor" gelmesi imkansız olduğu anlamına gelmemeli.

Balıkların aklı olsa, bizlerin suyun dışında nasıl yaşadığımızı anlamaları epey güç olur.

Olmayan bir şeyin yokluğu ispat edilemez, ancak ispata da gerek yoktur zaten. Yok olduğunu beyan etmek yeterlidir. İspat yükü var olduğunu iddia eden tarafta olur. Kimse bir şeyin yokluğunu ispat etmek zorunda değildir.
  • Paylaş
1

Marty Mcfly, Bir şeye yoktur demek, o şeyin varlığının delilidir

Yok olan bir şey ispata ihtiyaç duymaz çünkü yoktur. Sadece var olan şeyler deney ve gözlemlerle ispat edilebilir ki yok yok olduğu için kendisiyle ne deney ne de gözlem yapılabilir. Ateistlereyse lafınız; ateistler tanrının yok olduğuna da inanmazlar. Yok olan bir şeyin yokluğuna inanmak kadar saçma bir şey olabilir mi zaten. İnançlılar tanrının varlığına inanırken ateistler yok olduğunu düşündükleri şey için bir antitez geliştirmeye bile çalışmaz sadece var olduğuna inanmazlar. Ateizm inanç değil inançsızlıktır. Dikkat edin var olduğuna inanmamak bir inanç değildir inanmanın zıddı yani inançsızlıktır. Size de hayırlı cumalar.
  • Paylaş
10

Şaman, Üstat şimdi gözlemci kısmına geldik. Var olması gereken şey gözlemcinin algılarının dışındaysa varlığı kanıtlanamayacağı için varlığına bilimsel bir gözlemci tarafından inanılmaz yani yoktur. Yok olduğu tabii ki iddia edilmez ama var olduğuna dair bir anaç da oluşmaz. Diğer bir konu da varlık ve yokluk tamamen insana ait kavramlar olarak karşımıza çıkıyor. Gözlemcinin yani insanın olmadığı yerde zaten hiçbir şeyin varlığından söz edilemez çünkü varlık kavramı da olmayan gözlemciyle beraber var olmasına son vermiştir. Yeteri kadar bulandı mı :)

Cem Turan, Ben bu mantığı biraz daha bulandırabilirim. Düşünsel boyutun bilgisayar modellemesi: Yazılım üretiminde bilgiyi tanımlarken, bir bilgi tutucunun içine hiçbir ilk değer (initial default value) vermediğinizde o hiçtir, hiçliktir. Kimi mimariler "Null" olarak ifade eder bu durumu. Bilgisayara "hadi onu bana göster" dediğinizde zavallıcık ruhen çöker ve "hiç olanı gösteremem" kabilinden derdini ortaya koyar. Oysa içinde bir değer olmamasını arzu ettiğimiz bir değişkene boşluk, sıfırlık ile değerce yokluk isnad ettiğinizde bilgisayar bu bilgiyi anlar ve ona göre yorumlar. Kısaca yokluk ve hiçlik aynı kavramlar değildir ve insan hiçlik uzayından bir nokta olmadığından, muhatap olacağı hiçbir konu da hiç olamaz. Olsa olsa yokluktur ki o da değersel bir anlamdır ve ispatlanabilir bir doğruluktur. Yokluk bir nesnenin gerçekte yok olduğunu yani hiç olduğunu değil, yok olduğunu söyleyenin algısı içine giremediğinin bir göstergesidir her şeyden önce ve bu durum o nesnenin gerçekte de olmadığını, hiç olduğunu göstermez.

Şaman, @Cem Turan, problem değil, yanlış anlamışım belli ki :)
@Doğan Gündoğan burada mesele sizin tanrınızın varlığının ya da yokluğunun ispatı değil. Yok olan bir şeyin yokluğunun ki bunu yazarken bile garip oluyor bir şey yoksa zaten şey de değildir, ispatının mümkün olup olmadığı. Kimsenin inancına karışmadan. Doğan bey hiç bir hurdalıkta bomba patlatıp bir F16 üretmek mümkün mü? Bizim inananlarla bir zorumuz yok. Eğer sizi şimdi bu tartışmaya girerseniz yok olan bir şeyin varlığına inanıyorsunuz gibi olacak, onun için bence hiç karışmayın.

Cem Turan, Ben olmasaydım bu yazdığım olmazdı.
Ben olmasaydım size bu soruyu bu anda sorduracak olmazdı.
Ben olmasaydım, önüme takılmış iki göze güvenip onun bakamadığına yok derdim, herhalde eğer tek başıma olsaydım.

Ben, benim hislerimin, algımın başladığı noktadır, bir eksen üzerindeki orijindir benim için, ondan gerisine bakamam ama dilersen görebilirim.

Her ben bir orijindir, sonsuzdan gelip sonsuza giden doğru üstünde, her ben kendisinden başladığını iddia etse de içinden. Dünyanın tam da merkezinde durduğunu sansa da garip ben, gözünün ta içine sokar doğrularım ancak bir nokta kadar cürüm ettiğimi.

Olsun, noktalardan oluşur tüm doğrular ve uzayda nesneler değil mi? Buna böyle inanıyoruz, noktaları saymamış olsak da. O halde benlerden oluşur asıl ben ve ona biz diyebilir miyiz?

Dediği gibi; beninin farkında olan bir başka ben: Bir ben var benden içeri, bana seni gerek seni...

İşte bundan dolayı ağızları belki bene alıştırmamalı fazla, lafı olur mu ki sonsuz doğru yanında?

İşte ben bu kadar ispatlı ve aşikâr. Hala bakamıyor musunuz yoksa bakıp da göremiyor musunuz?

Bir de şu var tabi: Eğer bir perde varsa gözde katarakt gibi ve baktırmıyorsa gerçeğe, beyne kendince bir doğru üretme fırsatı vermiyorsa belki de beklemek ve o perdenin açılmasını ummak gerek. Belki de doğru bir zamanı bekliyordur perde, kalkmak için. Biraz sabırlı olmak gerek, güneş tutulması izlenecekse.

Son söz beyni bakmadan görmeğe alıştırmak gerek. Bugünün televizyon çocukları için zor bir uğraşı bu. Ancak radyo tiyatrosu dinleyip duyduğu kapı gıcırtısından, topuklarını parkeye vura vura yürüyen ayak sesinden zihninde renkli mi renkli pembe dizileri görselleştirecek kadar şansı olmuş hayal gücü sahipleri belki bu işte daha şanslı olur.

Şüphesiz dünya ve hayat salt fizik kanunlarıyla ayakta durmuyor. Onu asıl yaşanılası kılanlar soyut ve sosyal bilim alanları olsa gerek.

Doğan Gündoğan, ''BEN'' derken neyi kastettiğini ispat edebilir misin?

Cem Turan, Rica ederim, hiç aklımdan geçmeyen bir yorum getirdiniz. Sizin gibi her başlığa düşünsel katkı vermeye çalışan ve insana en yakışan hal gibi kendini aşmayı, sürekli bir yaşam şekline dönüştürmüş bir kişi nasıl meczup olur, Şaman bey. Keşke sizden biraz klonlasak, yapıcı düşünce üretenlere muhtaç bu ülke. Kendi kulvarınız dışında da fikirsel üretimleriniz, mumla aranan yorum ve analitik düşünce sentezinin iyi bir örneği yapıyor sizi ve zevkle okuyorum yazdıklarınızı. Benim taşladığım zaten "yok işte" deyip altını destek konusunda gayretdar olmayanlar, sizle ne ilgisi var? Maksat bir yere varması değil, insanlara doğru düzgün analiz yapma alışkanlığını verme, başkalarının düşüncelerinin asalaklığını yapmama. Düşünenden, irdelemek için çaba gösterip ter dökenden ve erdemlice düşüncesini paylaşandan daha muteber kim olabilir?

Şaman, Çok felsefik olmuş, meczup ya da akıl zayii bir insan olabilirim ama yokluğun ispatının yapılamayacağında hala iddialıyım. Eğer yokluk ispat edilebilir olsaydı varlığına en çok inanılan ama ateistlerce inanılmayanın yokluğu ispatlanır ve tartışma biterdi. Bu konuda akıllı ateistlere meczup başıma güvenmeye devam edeceğim.

Cem Turan, İspat kişinin doğrularının gerçeğe uygunluğunu test eder. Her doğru gerçek değildir çünkü doğru, gerçeğin algılanışı ile ilgilidir ve gerçekten sapma payı bir hayli yüksektir. Tarih, gerçek kabul edilen doğruların yanlışlıklarının ispatıyla, doğruların çöküşüne şahitlik etmiştir, çoğu zaman.

Bir doğrunun gerçekle uyumunu ispat etmek, elbette iddia makamına ait bir sorumluluktur. Algılanan doğru bir varlığı işaret edebileceği gibi yokluğu da söyleyebilir. Dolayısıyla; her durumda ispat gerekir.

Algılanan yokluk ispatlamaz demek, sadece topu taca atmak; insana özgü muhteşem bilişsel mekanizmayı kullanmamak demektir. İspatlayamıyorsanız sadece hikayedir ve kimileri hikayelere inanmayı sever ama değil gerçek, hiçbir dayanağı sunulmamakla bir doğru bile değildir. Sağlıklı bir bilinç, ispatlayamadığı şeye inanmaz.

Yokluk da ispatlanabilir eğer iddia ediliyorsa. İspatlanamayan bir yokluk algısına kanarak bir öznenin yok olduğunu mesnetsiz iddia etmek yerine "ben göremiyorum, algılayamıyorum" demek daha yerinde olur ki bir gerçeği inkâra düşmesin.

Bu değerlendirmelerin elbette aklı başında bireyler için geçerlidir. Meczuplar ve aklı zayi olmuşlar hariç tutulmuştur ki onların düşünsel bir sorumlulukları zaten olamaz.

Bakmak görmek değildir şüphesiz Bakamamanın da ille de görememeye neden teşkil etmesi beklenmemelidir. Çünkü görmek bir beyin ve idrak fonksiyonudur. Bakmak ise buna göre, ilkel veri toplama yöntemlerinden sadece biri.

O halde yanlış bir ifadedir, görme engellilik. Doğrusu bakma engellilik olmalıdır çünkü gözümüz görme değil, bakma organımızdır ve bakma engelliler de görür hem de daha konsantre görürler bakabilenlerden. Ve hiçbir zaman bakamadıklarını görülmez sanarak inkâra yeltenmezler.

Marty Mcfly, İnanmamak dahi yokluğa inanmak olmuyor mu bu tahlilde?

Marty Mcfly, Yokluk maddesel bir olgu mudur? Madde zaman ilintisi , izafiyet.. peki mana zamandan bağımsız bir olgu yani maddesiz taayyun dersek , mananın yokluğu mümkün müdür?

Biz insanlar, var olan varlıkların sırlarını sanki çözdük, sıra yok olanlara mı geldi. Bu gibi sorular Bilim i kendi doğrultuların da veya görüşlerin de kullanmaya çalışanların işine gelir ancak, ve ülkemiz de Bilim neden gelişmedi sorusunun neredeyse tek ve gerçek cevabıdır. Ülkemiz de Bilim bu tarz anlayışlar yüzünden yerlerde sürünüyor. Ayrıca YOK un izahı da olmaz, bir şey için yok diyor isek, yok dediğimiz şeyi aslın da kıdfkabul ederiz, ve de kainat döngüsü bizlerin düşüncesine göre değil, kendi nesnelliğine göre hareket eder, yani bizlerin düşüncesinin çokta bir önemi YOK. BİZLERİN DEĞİŞTİRECEĞİ BİR ŞEY DE yok .
  • Paylaş
İspat kişinin doğrularının gerçeğe uygunluğunu test eder. Her doğru gerçek değildir çünkü doğru, gerçeğin algılanışı ile ilgilidir ve gerçekten sapma payı bir hayli yüksektir. Tarih, gerçek kabul edilen doğruların yanlışlıklarının ispatıyla, doğruların çöküşüne şahitlik etmiştir, çoğu zaman.

Bir doğrunun gerçekle uyumunu ispat etmek, elbette iddia makamına ait bir sorumluluktur. Algılanan doğru bir varlığı işaret edebileceği gibi yokluğu da söyleyebilir. Dolayısıyla; her durumda ispat gerekir.

Algılanan yokluk ispatlamaz demek, sadece topu taca atmak; insana özgü muhteşem bilişsel mekanizmayı kullanmamak demektir. İspatlayamıyorsanız sadece hikayedir ve kimileri hikayelere inanmayı sever ama değil gerçek, hiçbir dayanağı sunulmamakla bir doğru bile değildir. Sağlıklı bir bilinç, ispatlayamadığı şeye inanmaz.

Yokluk da ispatlanabilir eğer iddia ediliyorsa. İspatlanamayan bir yokluk algısına kanarak bir öznenin yok olduğunu mesnetsiz iddia etmek yerine "ben göremiyorum, algılayamıyorum" demek daha yerinde olur ki bir gerçeği inkâra düşmesin.

Bu değerlendirmelerin elbette aklı başında bireyler için geçerlidir. Meczuplar ve aklı zayi olmuşlar hariç tutulmuştur ki onların düşünsel bir sorumlulukları zaten olamaz.

Bakmak görmek değildir şüphesiz Bakamamanın da ille de görememeye neden teşkil etmesi beklenmemelidir. Çünkü görmek bir beyin ve idrak fonksiyonudur. Bakmak ise buna göre, ilkel veri toplama yöntemlerinden sadece biri.

O halde yanlış bir ifadedir, görme engellilik. Doğrusu bakma engellilik olmalıdır çünkü gözümüz görme değil, bakma organımızdır ve bakma engelliler de görür hem de daha konsantre görürler bakabilenlerden. Ve hiçbir zaman bakamadıklarını görülmez sanarak inkâra yeltenmezler.

Ben bu mantığı biraz daha bulandırabilirim. Düşünsel boyutun bilgisayar modellemesi: Yazılım üretiminde bilgiyi tanımlarken, bir bilgi tutucunun içine hiçbir ilk değer (initial default value) vermediğinizde o hiçtir, hiçliktir. Kimi mimariler "Null" olarak ifade eder bu durumu. Bilgisayara "hadi onu bana göster" dediğinizde zavallıcık ruhen çöker ve "hiç olanı gösteremem" kabilinden derdini ortaya koyar.

Oysa içinde bir değer olmamasını arzu ettiğimiz bir değişkene boşluk, sıfırlık ile değerce yokluk isnad ettiğinizde bilgisayar bu bilgiyi anlar ve ona göre yorumlar. Kısaca yokluk ve hiçlik aynı kavramlar değildir ve insan hiçlik uzayından bir nokta olmadığından, muhatap olacağı hiçbir konu da hiç olamaz. Olsa olsa yokluktur ki o da değersel bir anlamdır ve ispatlanabilir bir doğruluktur.

Yokluk bir nesnenin gerçekte yok olduğunu yani hiç olduğunu değil, yok olduğunu söyleyenin algısı içine giremediğinin bir göstergesidir her şeyden önce ve bu durum o nesnenin gerçekte de olmadığını, hiç olduğunu göstermez.
  • Paylaş
2

Şaman, Hocam sanırım ben yokluğun algılanabilirliğinden şüphe duyuyorum. Yokluk çünkü bir şeyin var olup da sonradan yok olması ve o şeyin yoksunluğu değil, yok yoktur, yoku algılayacak bir gözlemcinin olması bile yokluğu sonsuz kat varlık yapabilir. Yokun gözlemlenebilirliği olayında takıldım...

Cem Turan, Öğrencisine kızmıştır hoca ve ağzından gayri ihtiyari şu söz çıkar:
-Yok ol!

Öğrenci gerçekten de yok olur, hocasının hışmına uğramamak için hocasının algı alanının dışına çıkmak için sınıftan ayrılır.

Ama öğrenci gerçekte halen vardır. Kantine giderek bir güzel karnını doyurur.

Bu öğrenci "hiç" değildir, mevcuttur ve gerçektir ama bir süreliğine hocası için yoktur. Algılanamamaktadır.

Başka bir ifade ile öğrencinin yokluğu vardır ama hiçliği imkansızdır.

Bir de Newton'un ağzıyla gidelim: Malum enerjinin korunumu yasası. Enerji boyut, faz değiştirebilir. Potansiyelden kinetiğe veya tersi yönde bir etkileşime geçebilir. Kinetik olarak yok olup potansiyel olarak var olabilir ama hiçbir zaman hiç olmaz. Yani enerji korunur. Yaratılmış, yaşamın içine konmuş hiçbir varlık da hiç olamaz ama yok olabilir, algılanamaz olabilir.

Dünyada şüphesiz başka metafizik varlıklar da vardır ancak algımız bunları doğrudan algılamaya sınırlandırılmış olabilir. Ölüm sonrası ruh varlığını korur ama dünyadakiler için yoktur artık fakat bu hiçlik içinde de olduğu anlamına gelmez.

UFO'larla karşılaştınız, uzaylılarla tanıştınız mı hiç? Eğer hiç uzaylı görmediyseniz uzaylılar var mıdır yok mudur sizce? Yok diyor iseniz bu sizin algınızdan ötürü müdür yoksa evrenin tamamını tarayarak hiç olduklarına yemin edeceğiniz kadar emin olduğunuzun göstergesi mi?

Ben hiç DNA da görmedim ve yok olduğunu iddia edebilirim pervasızca. Ama bu onun gerçekte var olmadığını göstermez. Ancak yokluğunu ispatlayabilirsem bu iddiam ciddiye alınabilir türden olur.

Ali Bey'de kanser hastalığı yok. Çünkü CA Marker denen hormonlarında bir anormallik yok. Yokluğun yoklukla ispatıdır, işte bu.

Yok zaten yoktur, sen bana varı ispat et
  • Paylaş
"Eğer bir şeyin "var" olduğunu ispat etmek istersek, bakmamız gereken şey; o şey dünyadan çıkarıldığında insanlar yaşamına devam edemiyor ise o şey vardır, aksi halde o şey yoktur."

Böyle bir teori vardı yanlış hatırlamadıysam.
  • Paylaş
1

Redeye, "Varlığın aynası nedir? Yokluk. Varlık yoklukta görünebilir." Mevlana, Fîhi Mâ-fîh

İspat için göstermek veya görmek gerekmez. tabi eğer materyalist değilseniz.
  • Paylaş
1

Şaman, Saçma
Bkz. TDK
ispat
isim (ispa:tı) Arapça i²b¥t
isim Tanıt ve kanıt göstererek bir şeyin gerçek yönünü ortaya çıkarma, kanıtlama, tanıtlama, tanıt

Bir nesnenin veya canlının varlığı veya yokluğu zamanla ilişkilidir. Sizin çevrenizde var olan bir nesne obje veya canlı farklı bir zamanda sizin çevrenizde var olmayabilir. Veya sizin çevrenizde var olan bir nesne dünyanın farklı bir bölgesinde, farklı bir zaman diliminde yaşayan başka bir kişinin etrafında olmayabilir. Böyle bir durumda varlık veya yokluk kavramları nicelikten nitelik boyutuna geçmektedir. Nitelik olgusunun olmadığı bir durumda, bir nesnenin varlığı veya yokluğu, o zamana ait nicelik ölçütleriyle değerlendirilir ve varlığına veya yokluğuna karar verilir.
  • Paylaş
Biraz basit bakınca kendimce çözüyorum bu tür pardoksal yaklaşımları, tabii bana göre şartıyla,
  • Olduğuna inanıyorsam benim için vardır.
  • Yaşamı devam ettirmeye devam ediyorsa, benim için vardır.
  • Yokluğunda yoksunluk çekmiyorsam benim için vardır.

Bunların dışında bir şey var olsa da, benim için yoktur.
  • Paylaş
Olmayan bir şeyin varlığı da yokluğu da kanıtlanamaz. atıyorum, desem ki benim odamda görünmez bir canavar var. siz görmüyorsunuz ama o burada. bu durumda ne bu duruma karşı çıkanlar o canavarının yokluğunu kanıtlayabilir, ne de ben onun varlığını kanıtlayabilirim. fakat burada bana bir yükümlülük düşüyor. madem böyle bir tez ortaya attım, bunu kanıtlamakla mükellefim. karşımdakiler bunun yokluğunu kanıtlayamadı diye ben haklı olacak değilim. tanrı kavramı da böyle bir şey. birisi tanrı tezini ortaya atıyorsa onu kanıtlamakla mükelleftir. kanıtlayamıyorsa o tez otomotikmen çürümüştür zaten.
  • Paylaş
Bana o sandalyenin orada olmadığını ispatla?

- "Hangi Sandalye? "
  • Paylaş
Evet. = yok
  • Paylaş
Belki saçma olacak ama farklı bir bakış açısı getirebilir diye düşünüyorum.

Doğada matematiksel kavramlar ''yok''tur. Bana '2' yi veya 'kare'yi gösterebilir misin? Hayır. Ancak bana bunları sıfat olarak gösterebilirsin. '2' tane kalem gibi veya kare şeklinde bir masa gibi. Aslında var olduklarını biliyoruz ama doğada bunu gösteremiyoruz. Bunlar bize sorgulanmadan öğretilen dogmatik düşüncelerdir.
Başka bir açıdan bakarsak beynimiz var ama akıl bana bunu gösterebilir misin? Beyni evet ama aklı hayır. Akıl var ama doğada gösterebileceğin bir akıl yok.
Yok'u ispat ancak bu şekilde olur.
  • Paylaş
Bilim; deney ve gözleme dayalıdır... İspat edemediği hiç bir şeyi, bilim ve bilim adamları inkar edemezler... İnkar etmeleri kendi savundukları gerçekleri red anlamı taşır. . .
  • Paylaş
Evet.
"Gökkuşağı, aslında olmayan bir şeyin görüntüsüdür. Sadece bir yansıma, yani ışık kırılması ve farklı bir şekilde yansıyarak görünür hale gelmiş bir yokluktur." Tim CRANE ( timcrane.com ) I-Tunnes Store'da Philosophy Bites kanalından "Tim Crane on Non-Existence" adlı podcati bulup dinleyebilirsin.
  • Paylaş
3

Fazlı Özdemir, Öğrenmemiz gereken binlerce tanımlama var varlık hakkında. Ancak yukarıda yazılı olan filozofik bir açıklama ve benim fikrim de değil. Fark ettiyseniz tırnak içinde yazılı ve kişi de belirtilmiş.
Varlığı yokluğu tartışabilirim, bilgim dahilinde, ancak o konuda net şeyler söylemek bilgim ve alanım dışında kalıyor.

Marty Mcfly, Gökkuşağı metaforu çok iyi olmuş. Ben de benzer biçimde gölge ile örneklerim hep.

Çiğdem Çelik, Varlığın tanımını iyi öğrenmen lazım bence.

Neyi ispat edeceğiz ???

(***Yukarıdaki soru , Sorunuza net bir cevaptır)
  • Paylaş
Gösteremediğimiz için yok diyoruz zaten kamil
  • Paylaş
Aslında yok diye bir şey yoktur çünkü yaratanın her şeyi yaratmaya gücü yeter. Belki yarattı mı yaratmadı mı sorusu olabilir. Onun cevabı da yok değil bilmiyorum olabilir çünkü gaybı ancak O bilir. Görmediğinden kasıt Yaratan ise, göremezsin fakat ispatı mevcuttur. Küçük bir örnek; beyni görebiliriz ama düşünceyi göremeyiz. O halde insan düşünemez diyebilir miyiz? Veya biri bana rüya gördüğünü ispat etsin? İspat edemiyor diye yok diyebilir miyiz? İspatlar çeşit çeşittir. Bazı şeylerin ispatı maddi, fiziksel iken bazı şeyler de akıl yolu ile ispat olunur. Yaratan da maddi ispatlar ve deliller yaratmasının yanında, akıl ile bulunması içinde yollar yaratmıştır.
  • Paylaş
17

Şaman, Soruda bir ispat soruluyor, siz kalkmış kutsal olduğunu iddia ettiğiniz kitabı zikrediyorsunuz. Kitabın ispatı tanrı, tanrınınki kitap. İkisi de ispatsız olduğu için sizin bu konuda yazdığınız her şey saçma oluyor. Zaten kitabın da nasıl yazılmış olduğunu gayet iyi biliyoruz, size esrarengiz gelse de.

Şaman, Bir yanıt -5 almışsa bunun mutlaka makul bir nedeni oluyor, hele ki dinci bir bakış açısıyla yazılıp -5 almışsa bunun nedeni artık fanatizm değil yanıtın kötü olması oluyor.

Adem Ekinci, -5 alma sebebi gayet açık -10 da olabilir. Burda ne kadar dinsiz varsa o kadar eksi olabilir ve makul da değil. İdeolojik olarak karşı arkadaşlarımız direk yapıştırmış ama önemli değil. Neden bu yönde cevapladığımı da yukarıda yazdım. Ataistlerin kafasının düzgün çalışmasından kasıt nedir bilemedim. İyi çalışması ise kastın kötü diyebileceğimiz insanlar çok iyi kumpas kurabilirler. Bu düzgün çalışma kapsamına mi giriyor size göre. Tuzak soru ise benim işim olmaz. Ama şunu bilin. Doğru sorular doğru cevaba götürür ancak.

Adem Ekinci, Yalnız değiniz gibi soruyu soran farklı bir niyetle sormuş ben yanlış anlamışım. Bunu kabul ediyorum. Ama sizde bunu fırsat bimiş gibisiniz.

Çiğdem Çelik, Ya niye o kadar yüklendiniz adama ,hesabını kapatıp gitmiş sonunda.Suçluluk duydum şimdi.

Şaman, Sen niye suçluluk duydun ki? Gitmişse benden kaçmıştır ☺ Benden de kaçsın zaten bu tür tiplere hiçbir şekilde müsamaha göstermeye niyetim yok. Zaten her sorunun cevabını kitap mushaf diye veren yobaz bir kıt akıllıydı, iyi olmuş, hoş gitmiş.

Birkan Aydin, Şaman, leş hanesine bir çarpı daha koyar :)

Şaman, Yaşasın leş çarpılarım :D

Çiğdem Çelik, Tam olarak ne demek istedin acaba ?

Çiğdem Çelik, Yok ispata ihtiyaç duymaz.

Adem Ekinci, Bu Ataistletin meşhur sorusuna çok benzediginden kafam direk oraya gitti

Birkan Aydin, Her şeyi yaratmaya gücü yeten tanrı'nın kendisinin dahi çözemeyeceği bir şifre üretmeye kudreti yeter mi? Düşünceyi gözle göremeyebilirsin ama beynine yerleştirilen alıcılarla düşüncelerin havai fişek gibi patladığını göreceksin. Rüya gördüğünüde aynı lanet alıcılarla ıspatlayabiliriz (hatta korktuğunu da anlayabiliriz.) :) Lütfen kabuğunuzdan dışarı çıkıp öyle düşünün... Kabuğun içerisinde dışarıda ne olduğunu düşünmeniz pek akıllıca değil.

Adem Ekinci, Söylediğin çok alakasız. O 'nun çözemeyeceği yarattığı bir şeyden bahsediyorsun. Böyle birşey mümkün değildir. Bu yazdığımla ilgili de değil. Sen Allah a inanmiyorsun ve onu tartışmaya açıyorsun. O 'nun ispata ihtiyacı yoktur. Senin bulmaya ihtiyacın vardır. Sen O nu bulamiyorsan ki bu mümkün değil ancak bile bile inkar olabilir. Ancak gerçekten bulmak istiyorsan başka o zaman yayın tavsiyeleri yapabilirim ki onları kendinde bulabilirsin.

Birkan Aydin, Demek ki yaratıcının her şeyi yaratmaya kudreti yetmiyor.. bu alakasız ya da mantıksız bir şey değil... Yapı gereği bir şeyi sorgusuz sualsiz kabul etmem mümkün değil, her şeyi tartışmaya açabilme hakkım var... Umarım birgün sende kendine bu özgürlüğü sağlayabilirsin.. Allaha inanmıyorum demiyorum. Varlığını ya da yokluğunu ispatlamak gibi bir amacım da yok.. Var ya da yok diyemem çünkü bilmiyorum. Bilmediğim bir şeyi, nasıl bulabilirim. Kelebekler çok güzel diye tanrı var mı demeliyim. çocukların tecevüz edilerek öldürülmesine izin veriyor diye yok mu demeliyim... sen ying yangın beyaz yerlerindesin, ben tam tepesinden bakıyorum. Ben onu sevmek mi zorundayım, yoksa o bana kendini sevdirmek mi zorunda... ben onu mu bulmak zorundayım, yoksa o bana kendini göstermek mi zorunda... Kuran'ı Kerimi anlayabileceğin bir dilde okumanı tavsiye ederim. Eğer doğru tasvir edildiğinden %100 emin olduğun bir kaynak bulabilirsen benimle paylaşmandan da büyük mutluluk duyarım.

Şaman, Ataist değil ateist! Ateistler değildir sözde tuzak sorularını soranlar, onların kafası düzgün çalışır. O aptal soruları soranlar dogmayı bile kaldıramayıp kafası bulanmış olanlardır.

Adem Ekinci, Diyanetin veya Elmalılı' nın çevirisi uygudur. Her şeyi tartışmaya açabilirsin bunda sorun yok. Sadece yorumladığın yazım senin bahsettiğin konuda değil. Bu yüzdün alakasız dedim. Kelebek mevzusunda şöyle söyleyeyim. Bir usta ve çırağını düşün. Onlara bir araba getiriliyor. Usta uzaktan bakıp neyi var neyi yok söyleyebiliyor çıraksa daha çok incelemeli daha çok araştırmalı ki ustanın gördüklerini görebilsin. Sen bu mevzuda ise çırak dahi değilken kelebekten Allah'ı bulmaya çalışman yanlış olacaktır.
Allah herkese iyi ve kötüyü seçebilsin diye irade vermiştir. Bunu ne yönde kullandığının hesabını da ahirette soracaktır. Sevmek zorunluluk değildir. O kendini birçok şekilde gösteriyor. Herkese tek tek göstermesi bu dünyanın sınav yeri olduğundan mantıklı olmazdı zaten. O sana Kendisini bulman için gerekli donanımı aklı vermiştir. Sorgusuz sualsiz kabul edemem diyorsun. Sorgulama diyen yok zaten. Kuran-ı Kerim in çok yerinde deliller ve zikredilmiştir. Bu konuda bir araştırma yaparsan fikir edinebilirsin. Benim gibi tek bir kaynaktansa binlerce kaynak ve elinin altında. Ve sorgulaman yalnızca din olmasın tavsiyem. Bilim nerden geldi. Nasıl var oldu. Bunlara da bak derim.

Sonraki Soru
HESAP OLUŞTUR

İstatistikler

2939 Görüntülenme34 Takipçi25 Yanıt