Bilmek istediğin her şeye ulaş

Han Tümertekin'in "B2 EVİ" hakkındaki fikirleriniz nelerdir?

her türlü fikirlerinizi ifade edebilirsiniz?Düzenle
at ahırı demek biraz ağır olurda, cephe ve estetiklik olarak yapı çok yetersiz.
İlham alacağın bir yapı önermek isterim: Mimari Tasarım

Mimari Tasarım

Mimari Tasarım

Avusturalya, Sydney’de bulunan Holman Rezidans, 2004 yılında Durbach Blok Jaggers tarafından tasarlanmıştır. İç mimarisi çok zarif ve şık olan binanın dış kabuğuda oldukça dikkat çekici. Farklı bir geometrik dizayna sahip Holman Rezidans’ın tasarımı, Picasso‘ya ait ünlü bir sanat eseri olan ‘The Bather’ ( 1918 ) isimli tablodan esinlenerek tasarlanmıştır. Ünlü eserdeki kavisli ve dolambaçlı şekiller evin iç tasarımlarında oldukça belirgin olarak izlenebilmekte
Mimari Tasarım



Mimari Tasarım

Mimari Tasarım

Mimari Tasarım

Mimari Tasarım

Mimari Tasarım

Mimari Tasarım

Mimari Tasarım

Mimari Tasarım

Mimari Tasarım

Mimari Tasarım
  • Paylaş
Sayın meslektaşlarım;
B2 Evi ahır olmaz, olamaz. B2 Evi çok özel bir evdir. Örneğine az rastlanır bir müşteriye , az rastlanır bir "yer" de az rastlanacak gerçek bir mimari örnektir.

Betonart dergisinin 2005/KIŞ sayısındaki röportajı dikkatlice okumanızı tavsiye ederim.
mimarlar.com/AAB3652556F94F8D80C091AE39...
Mimari Tasarım
Mimari TasarımMimari Tasarım

Mimari Tasarım
Mimari Tasarım

Mimari Tasarım

Aralık 2004 yılında milliyet gazetesinde bir röportaj yayınlanmış gene. Bunu da okumanızı tavsiye ediyorum.

milliyet.com.tr/2004/12/08/pazar/paz01....

Özellikle müşterilerinin taleplerinin alışık olduğumuz kalıplardan ne kadar farklı olduğunu ama bir o kadar da bilinçli olduğunu bilmek gerekiyor. Sadece kitap okumak, şehir ve yoğun iş yaşantılarının tamamen dışında kalabilecekleri bir kutu istemişler ve hatta mimar ile kurdukları sosyal ilişki sayesinde işin en başında daha bir gereksinim iken mimarı devreye sokuyorlar.

Arsa seçimini mimarın bilgisi ve tavsiyesi doğrultusunda yapıyorlar mesala.

Sonrasında daha önce de söylediğim gibi ne istediklerini çok iyi biliyorlar ve bunu ifade edebiliyorlar.

Mimar, şu anda çoğumuza hayal ürünü gelebilecek bir bir yöntemle, yani aslında yapması gerektiği gibi sadece gereksinimlere cevap veriyor.

Bunu da tam anlamıyla inanarak yapıyor. Yazarların, senaristlerin sıklıkla ifade ettiği bir klişe vardır bilirsiniz. Yarattıkları karakterler hikayenin nasıl akacaklarına kendileri karar verirler derler. Bu evde de aynı hissiyata kapılıyorum. Oluşturulan ana eskiz, taslak geri kalan tüm ayrıntıların kendiliğinden yerini bulmasını sağlamış.

Arka istinat duvarı ile bina kütlesinin kurduğu ilişki doğrultusunda merdiven aslında ana hacmin dışında kalmış yani salondan yatak odasına geçmek için evin dışına çıkmak zorunda kalıyorsunuz. Yağmur, rüzgar, kar, çamur önemli değil, çünkü asıl mesele, uyku eylemini tüm çapaklarından temizleyip yatağa bir tek uyumaya gitmek . Başta söylediğim istinat duvarı ve bina kütlesinin kurgusal problemine cevap olarak merdivenin ara kesitte kalması bu sonucu doğuruyor. Tam tersi olsaydı senaryoya ters giden, tutarsızlık yaratan, çelişen şeyler ortaya çıkarırdı. Müşteri diyor ki, " Ben zaten şehirdeki evimde salondan yatak odasına geçer gibi değil, farklı bir deneyim yaşamak iin gidiyorum oraya dolayısıyla yağmurlu bir günde de üstüme bir şey alıp evin dışına çıkıp merdivenle üst kata çıkabilirim. " Duyarlılıkla fark edilen bir problemin cevabı sonucu ortaya çıkan kazanç ve bu kazancı sadece gene olabildiğince sade bir merdivenin yaratıyor olması olsa olsa "ilham verici" olarak açıklanabilir.

İnşaat süreci ile de ilgili olarak, Betonart dergisindeki röportajtan bir alıntı her şeyi açıklıyor aslında " Kalfa B2 Evi'ni bitirdiğinde dedi ki "30 yıldır yaptığım işin aynısını yaptım ama bambaşka bir şey çıktı. ""

Eşi benzeri bulunmayan malzemeler kullanarak, tüm mühendislik hesap sınırları zorlanarak, olmadık geometrilerde bir plan çözümüne sahip olmak, yani nicelik olarak kabarık bir listeden ziyade, nitelik olarak yoğun bir ürün ile karşı karşıya olduğumuzun bilincinde olmalıyız.

Ödül noktasında ise kurul tarafından görevlendirilen mimarın inceleme için evde bir hafta vakit geçirdiğini, müşteri ile, mimar ile, yapı ustaları ile ve komşular ile tek tek görüşerek bir rapor hazırladığını da belirteyim.

Tam olarak elimde bir belge yok ama bilgim kadarıyla, betonarme karkas bir bina.

Sonuç olarak müşterinin talebi, arsa seçimi, projelendirme süreci, imalat süreci , tam tamına her şeyi ile içinde bulunduğumuz mimarlık pratiği açısından ütopik derecede ideal bir yapıdır B2 Evi.
  • Paylaş
1

Erdal Göç, Yanıtımı biraz daha açıkladım; okumanızı rica ederim. Bu arada ilk yanıtımdaki samimi fikrim aynen saklıdır.

Öncelikle ben mimar değilim. Mimarın sanatına saygım olduğundan sadece bir mühendis, bir kullanıcı, bir bağımsız gözlemci olarak değerlendirebilirim. Soru ve ev ilgimi çekti. Biraz araştırdım ve en son da şu ropörtajı okudum. (tucsa.org/tr/haber_detay.aspx? Haber=55) Gördüğüm kadarıyla bina arkadaki masif beton perde, bağlantılı çerçeve ve öndeki beton çerçevenin arasına gerilmiş çelik kirişlerle oluşturulmuş bir kutu. Dışarıdan bakıldığında bir çizme kutusu oranlarında monumental bir yapı görünümüne sahip. Plan ve kesitlerini de inceledim. Evin içi dışının basitliğiyle çözülmüş yani bir esprisi yok. Yatak odasına salondan sadece dış merdivenle geçilebilmesi bence büyük bir eksiklik. Sadelik benim markam diyerek iç merdivenden feragat edilmiş ki insan bir süre bir fantezi olarak yatak odasına dışarıdan geçebilir ama o evde oturanlar yaşlandıklarında pişman olacaklardır. Arkadaşın burnu biraz da çok kalkık geldi bana, mühendisin demir ve etriyelerle uğraştığını, mekanikçinin illa da menfez istediğini söyleyerek şikayetçi olmuş. Sanırım herkes kendi işine bakmalı, tabii ki mühendis evin statiğinden başlayarak tüm teknik detaylarla ilgilenecek ve pencereden bakıp geçen vapuru seyrederken gelen ilhamla statiği bir sanatçı edasıyla çözmeyecek. Ropörtajında artık biilgisayar programları var, statiği ben de çözerim demiş ve mühendislik yargısını hiçe saymış; konu üzerine cehaletine verdim. Bir de almış olduğunu beyan ettiği mühendislik eğitimine rağmen guseye buse diyen bir mimarla karşı karşıyayız. İddia ediyorum kameriyeye de kamelya diyordur. Neyse sinir bozucu bir insan olduğu her halinden belli olan bu insanın evi dediğim gibi dıştan monumental içi gayet normal. Her star mimar gibi yapısının dış görünümüne içinde yaşayan insanlardan daha fazla önem vermiş gibi görünüyor. İdeal değil, bir miktar ilginç bir yapı ama ödüllük bir tarafını göremedim. Sürekli olarak star mimarlara verilen ödüllerin kriterlerinin ne olduğunu bilmiyorum tabii.
  • Paylaş
5

Ayhan Şimşek, İşte bunlar hep entelektüel ayağına yeme yutma çabaları. İşi bilen bu ne .... der bence, belki de demez..

Şaman, Kimse bu ne demez, diyemez. Adam yeni Türkiye'nin ödüllü sanatçısı. Acun'un ilah, Hülya Avşar'ın sanatçı olduğu yeni Türkiye'de...

Rasih Uğur Uyanık, İlginç bir sündürme olmuş şu yeni Türkiye tanımı. Yapının ödül aldığı tarih 2004. Yapılan o saçma sapan tanımdan çok önce yani. Sezarın hakkını Sezar vermek lazım her zaman. B2 Evi, tartışması bambaşka bir boyut olan ödül endüstrisi içinde hala kendini koruyabilmiş prestijli bir ödülün sahibidir. Ben beğenmedim demek başka bir bakış açısıdır ama yaftalama kısmına yoğun eleştirilerim var. Yeni Türkiye'nin ödüllü mimarı falan değildir. Kedisinin de ifade ettiği gibi ödül aldığına şaşırmamış tam aksine ödül komisyonunundan gelen mimar ile tanışmış olmanın keyfini çıkarmıştır. Yapılarında beğenilmeyen aralıklar için de müşterilerinin mennuniyet yorumlarından sonra lafa gerek kalmaz bence.

Ayhan Şimşek, Kim ne demezse demesin, bilenler biliyor; Hülya Avşar ve Acun gibiler i toplumun elizabet ilahı olduğunu.
Ödül alanlarına gelince din simsarlığına yönelik eleştirim yukarıda.
Bizler, toplumun sözlü ve yazılı tarihlerine bu notları düşürdükçe zaman gelecek parlayacak gerçekler toplum her ne kadar boka batırılmış olsa da...

Şaman, Doğru diyorsun Rasih Üstat, sündürme biraz haksız olmuş. Mühendislere bok atması ve guseye buse demesi direkt sinirimi bozdu sanırım, Sezar'ın hakkını Sezar'a vermek için benim de ona biraz bok atmam gerekti.

Bildiğin Kabe ya bu :)
Mimari Tasarım
  • Paylaş
Metal konstrüksiyonun dayanıklılığı ve geniş açıklıkları direksiz geçebilmesi gibi artıları var. Çok daha güzel bir mimari çıkartılabilir. Bu kadar geniş ufuklara sahipken sade ve dümdüz bir bina çıkmış belki niyeti de buydu iddialı göstermek istemedi. Kötü demem ama bana göre ödüle layık bir bina değil.
  • Paylaş
Henüz bütün teferruatlarıyla anlayamadığım/inceleyemediğim ama sadeliğiyle uyumuyla böyle bir ödüle layık görüldüğünü düşündüğüm bir yapı. .
  • Paylaş
B2 Evi, Ayvacık dolaylarında, 450 nüfusluk küçük bir köy olan Büyükhüsun'da yer alıyor ve nüfusun çoğu tarımla geçiniyor. Yalın bir dikdörtgen kütleden oluşan ve büyük bir teras üzerine konumlanan ev, köyün güneydoğu sınırının hemen dışındadır. Bir tarafta açıkça modern ve çevredeki köylerin geleneksel evlerinden çok farklı olan ev, diğer taraftan yerel malzemeleri ve yapım tekniklerini kullanarak, mimari dilde bir anlaşma sağlamış. Burası yalın bir barınağın, doğanın varolduğu ve kucaklandığı bir mekana dönüştüğü yer.

Mimar Han Tümertekin'in, kuzeyden güneye 7m uzunluğundaki üçgen şeklindeki arsada teraslamalar yapması da yine yerel tekniklerden biridir. Arsa, aralarında 1.3m yükseklik farkı bulunan 2 platoya bölünmüş. Bunlardan biri üzerinde evin bulunduğu dikdörtgen şeklindeki parça, diğeri de evin arkasında kalan üçgen şeklindeki bahçe. Çevredeki yerel evler gibi B2 Evi de dağın eteğine oturtulmuş. Ama yerel evlerdekinin tersine B2 Evi'nin çevresinde bahçe duvarları yok. Bunun sonucunda da arsa, çevre peyzajı tarafından içeri çekilmiş olsa da ev kaide üzerinde duran bir heykeli andırıyor.
Evin sahipleri hem inşaat maliyetlerini kontrol altında tutmak için hem de çok fazla bakım gerektirmeyecek pratik bir yapı olması için evin ölçeğine kısıtlamalar getirmişlerdir. O nedenle program basittir: Zemin kat, büyük bir oturma odasının hakimiyetindedir, üst katta ise yatak odaları vardır. İki kat arasında bağlantı ahşap ve çelikten yapılmış bir merdivenle sağlanıyor. Ana mekanların yalınlığı ve doğayla içiçe olabilmeleri, yarı-açık mekanlarla sağlanmış. Bu mekanlar içinde banyo, küçük bir mutfak, çamaşırlık ve deponun bulunduğu bir çekirdeğin 1.2 m derinliğindeki duvarı tarafından oluşturulmuştur. Evin bütün dış mekanları, evin birer parçası.

Ev, depreme dayanıklı basit bir strüktüre sahip ve yerel teknik ve malzemelerle yapılmış. Doğu ve batı cepheleri, iki tane betonarme yapı elemanın ve onların çevrelediği taş duvarın oluşturduğu 3 parçalı bir komposizyona sahip. Bu yapı, çatıda da devam eder ama çatıdaki taşlar yerlerine sabitlenmemiş.
  • Paylaş
Cok kaba, gereksiz malzeme israfi. Model sade basite yakin ama olabilir, neden olmasin. Ama celik ahsap kombinasyonu tercih ederdim.
  • Paylaş
At ahırı olarak güzel. .
Eksiyi aldıktan sonraki edit (not: ilk fikrimde gram değişme yok)
Biraz ukalaca olacak ama benim kendi lugatımda ahır kelimesi bir bina için iltifat sayılır. Ahırı avamca kötü harabe bina anlamında düşünmem. Trakya'da gördüğüm Rumların yaptığı en sağlam (ve en güzel) taş binalar ahır olarak kullanılıyor! Hayıflanayım mı? Aslında onca atın gece barınacağı, onlarca insanın girip çıkacağı, yıllarca sürekli kullanacağı bir binanın sağlam elemanlarla, nefes alan mazlemelerle yapılması bana uygun geliyor (daha temiz ve bakımlı olmak kaydıyla). Fakat bir kaç kişinin sezonluk kullanacağı ve güzelliğini anca mimarlık dergileri okuyan birkaç kişinin göreceği bir ev için doğal taş bir yana bunca çelik ve beton kullanılmasını yadırgarım. Böyle sağlam, kalıcı ve güzel bir yapıyı atların ve kamu insanların kullanması bana daha doğru gelir. Bu arada uçuk kaçık geometrili konut mimarlığını kaale bile almam (ukalalık olmazsa).
  • Paylaş
2

Rasih Uğur Uyanık, Ahır diye kast ettikleriniz, han mı yoksa

Erdal Göç, Yo, han aklıma gelmemişti. Ama yığma taş yapı olarak hanlar da, eski Türk evlerinin zemin katları da ahır olarak kullanılabildiğine göre, evet.

Sonraki Soru
HESAP OLUŞTUR

İstatistikler

224 Görüntülenme11 Takipçi9 Yanıt