Bilmek istediğin her şeye ulaş

Hayatın size dayattığı hangi düşünceye karşı yoğun bir savaş içinde olduğunuz yada ona hiç boyun eğdiğiniz oldu mu?

Sistemi kabullenmek herkesle aynı şekilde düşünüp aynı idealler peşinde koşmak yada bir nevi normal olmak :/ Bazen öyleymiş gibi davranmak zorunda kalabiliyorsun. Bu dışlanma korkusundan ötürü değil, bunu umursamıyorsun fakat sosyal çevrenin kalıplaşmış unsurları çevrende birer fizik kuralı gibi duruyor. Yani tamamen çevreye uyum sağlama potansiyeline bağlı diyelim. Çünkü insanlardan kaçılmıyor ve bir arada öyle veya böyle yaşayabilmenin tek yolu uyum sağlamak ya da öyleymiş gibi davranmak.
  • Paylaş
Uyum sağlamak için başka biri gibi davranmak sahtekarlık olurdu. Çocukken kimse normal değildir. Çocuklara istemediği bir şeyi dayatamazsınız. Tam olarak hissettikleri gibi davranırlar. İşte yapmamız gereken bu çocukluğu korumak. Sonucu yalnızlık da olsa... .
  • Paylaş
Kadın-Erkek eşitsizligi. Nefret ve irkcilik soylemleri... .
  • Paylaş
'Normal' bir insansak eğer onlarca, yüzlerce düşünceyi kabul edip, ona itaat etmek durumundayız. Toplum bize hemen her şeyi dayatır, gelenekler nasıl yaşamamız gerektiğini, ne yapmamız gerektiğini bize öğretir. Bu durumun dezavantajları beraber avantajlarıyla da vardır ve uzun bir konudur. Ancak ben, bu başlıktaki 'düşünceye karşı yoğun savaş' kelime dizisinin bana anımsattığı bir anımı aktarmak istiyorum. Uzun bir yazı olabilir ama bunun sebebi uzun bir savaş vermiş olmamdır. Bir başlık da koydum bu hikayeye: "Sen haklısın. Ama.. "

Üniversitede son dönemimdeyken notumun düşük olduğu bir seçmeli dersi başka bir ders ile tekrar edip ortalamamı yükseltmek istemiştim. Bir iki olası dersi ziyaret ettikten sonra almak istediğim derse karar verdim. Ekle-çıkar döneminin son gününde sisteme girdim, 'ekle' butonuna bastım ve karşımda bir uyarı: 'Daha önce bu dersi almışsınız, aynı dersi iki kez alamazsınız'. Geçmişte aynı kodlu ders aldığım doğruydu ancak derslerin içerikleri farklıydı dolasıyla aynı ders değildi. Hemen soluğu sekreterlikte aldım ve derdimi anlattım. Sekreter de bana cevaben "canım yaa ne kötü olmuş. Ama bazen oluyor öyle şeyler. Yapacak bir şey yok" dedi. Benim suçum değil ki bu bilmem ne desem de kadın başından savdı beni ve hayal kırıklığına uğramış bir biçimde odasından ayrıldım..

Merdivenlerden inerken bir hocayla karşılaştım "naber bazarov napıyorsun burada" dedi. Ona da durumumu anlattım. "Olur mu ya öyle şey. Sen haklısın. Yaz dilekçeni ver. Biz bunu yönetim kurulunda çözeriz. Bugün toplantı var" dedi. O an insanlığa dair ümitlerim yeniden yeşerdi ve hemen dilekçemi yazıp verdim. Ama o günkü toplantıya dahil etmediler :( Bu fakülte toplantısı da 3-4 haftada bir olurmuş. Ben de bu süreçte, bir yandan "her şey not mu" diyerek öte yandan "ulan ne gidicem dersi de vermediler" diyerek bu derse arada bir kafama göre gittim. Aradan bir süre geçtikten sonra bölümdeki danışmanım beni odasına çağırdı.

"Bazarov böyle böyle olmuş. Sen dilekçe yazıp fakülte dekanlığına vermişsin. Bizi ezmişsin. Ayıp etmişsin" dedi. Ama ardından da ekledi: "Biz senin durumunu değerlendirdik. Sen haklısın. Arkandayız. Bir daha yaz dilekçeni. Yine Git." insanlığa dair umutlarım bir kez daha yeşerdi :) Tabi bu arada bir toplantı daha boşa geçti ve dönem ortası olmuştu. Ardından fakülte dekanlığından çağrıldım.

"Bazarov biz senin durumunu değerlendirdik. Sen haklısın. Ama dönem ortası oldu. Şimdi ders eklenir mi? Sen bu derse gidiyor musun? Gidiyorsan hocadan bir dilekçe al, ispatla" dedi. Vakit kaybetmemek için hemen dersin hocasına mail attım, durumumu bir kez de ona anlattım. O da "Tabii yazarım Bazarov. Sen haklısın. Ama ben yurtdışına çıkıyorum. Okula bir süre (2 hafta mı ne)gelemicem" dedi. Bugünkü ROK tabiriyle "haydaaa" dedim. "Ama" dedi. "Evim beşiktaş'ta, uygunsan gel al dilekçeni". Beşiktaş'ta düzgün kartal heykelinde buluştuk hocayla, aldım dilekçemi, dekanlığa götürdüm. Ama bir toplantı daha geçti ve artık dönem sonu yaklaşıyordu.

Ben bu süreçte biraz dilekçe yüzünden, biraz kendi özsaygımdan bu derse bayağ katıldım. Ara sınava girmedim ama ödevlerde gruplara yancı oldum, benim de adımı eklediler sağolsunlar. İnsan ders için mücadele edince sınıftaki tartışmalara falan da daha çok katılıyor nedense :) neyse uzatmayım.. Artık dönem sonu sahiden geldi. Dersler bitti, final tarihleri açıklandı. Az önce kontrol ettim. Hocaya mail de atmışım "hocam benim adım listede yok ama finale girmek istiyorum, belki eklenirim listeye". Hoca da izin vermş. Finale gireceğim sabah mailleri kontrol ederken öğrenci işlerinden bir mail gözüme takıldı:
"ED 489 numaralı dersin kodu ED 48E olarak değiştirilmiştir" ve adım listeye eklenmişti, dersten aldığım not resmi belgelere de geçti... O an nasıl sevindiğimi bir ben bilirim :)

O dersi almasam da olurdu, ortalamam da azıcık değişti zaten ama yine de boyun eğmediğim, yılmadan mücadele verdiğim sonunda da istediğimi elde ettiğim için çok mutlu olmuştum. Bu da böyle bir hikayemdir. . .
  • Paylaş
5

Hakan, bence o gün başlarken farkında olmadan bir karıncayı filan öldürmüşsün ve büyük bir ceza almışsın. hepsi senin suçun, aslında okuldan filan atmaları gerekirdi seni. :)

Bazarov, :) okuldaki son dönemimde dekanlık koridorlarında sürterken "ben neyin peşindeyim, niye bunu yapıyorum" diye kendime sormadım değil :)

Hakan, cevapsız deli sorular :)

Bazarov, Üşenmeden okuduğun için takdir ettim bu arada :)

Hakan, takipteyim :)

inanç...
  • Paylaş
Valla bazı gelenekler beni bezdiriyor..
  • Paylaş
Para kazanma zorunluluğu ve buna boyun eğdim..
  • Paylaş
Bu, hayatın zorluğu bilmem ne, şimdiki insanların çalışmaktan kaçmak için bahanesi bence. Ben öyle görüyorum, kimse de çalışayım da ülkeme yararlı olayım demez varsa yoksa hayat beni yoruyor bilmem ne.
  • Paylaş
evlilik
  • Paylaş
Hayat beni insanlara kötü davranmaya, olduğum gibi görünmemeye, yalanlar söylemeye, sahte gülümsemeler içinde bulunmaya iterken ben ona karşı durmaya çalışıyorum. Doğru mu yapıyorum işte bunu bilmiyorum.
  • Paylaş
Haksızlık...
  • Paylaş
Türkiye'de kadına biçilen roller ve cinsiyetçi söylemlerle uğraşmak yeterince yorucu ama pek boyun eğilecek bir şey değil.
Bunun dışında tüketim çılgınlığından ve popüler kültürden sıyrılmaya çalışmak var, bu da baya zorlu, bazen kendimi anlamsız ruh hallerinde bulabiliyorum ama farkındalık noktalarından sonra toparlamak daha kolay oluyor.
  • Paylaş
Belki farkındayız belki değiliz ama ister istemez birçok seye boyun eğmekte ve sessizce kabullenmekteyiz... Yasamda sana bir durum terstir yapmak istemezsin ama sartlar çevre seni buna zorlar yaparsın ve her türlü sonucuna da katlanırsın belki de hayat bu yüzden zor geliyor bazen... ...
  • Paylaş
İdealist insanlar hayatın, çevrenin, otoritenin hiçbir dayatmasını kabul etmezler. Kendi istediklerinin peşinde koşarlar. Örneğin android programcısı olmak için önceki işimin dışında kendimi geliştiriyordum ama yetmiyordu. Bir yandan iş, bir yandan kendini geliştir. Sonra işi bırakıp beş parasız kaldım :) Ama şuan istediğim şeyi yapıyorum. Hayatımda bir çok kez böyle şeylerle karşılaştım. İdealist olmanın bedeli ağır olur ama yerçekimsiz bir mutluluğu, keyfi vardır ki hiçbirşeye değişilmez.
  • Paylaş
İnsanlar benim farklı oldugumu söylüyor sürekli bense onların farklı odugunu düşünüyorum... Boyun egmeyi ise hiç düşünmüyorum
  • Paylaş
Ön yargılar ve buna bağlı olarak da haksızlıklara karşı hep direnir, çözmeye çalışırım. Karşıdaki vazgeçmezse ben de boyun eğerim ( daha fazla direnç göstermekten vazgeçerim yani)
  • Paylaş
Biraz komik olabilir fakat hayatta hep ikizimsiz kıyafet alamama içgüdümle savaştım ta ki ayrı düşene kadar.. Sonra farkettim ki bazı ayrılıklar ne kadar hüzün barındırsada insanda ne büyük olgunluklar bırakıyormus
  • Paylaş
Savaş; "sorgulanmamış inançlara", eğilen boyun; "Aşk"a.
  • Paylaş
Hayatın gidişatı. Bana mahsus bir kastı olabilir mi?
  • Paylaş
Sosyal ilişki prosedürü hayatın dayattığı bir düşünce ve buna karşı her gün yenilenen cephelerde savaş içindeyim. Hayatın bana dayattığı ve boyun eğdiğim düşünce ise, yaşamak zorunda olma düşüncesi.
  • Paylaş
tam zamanlı çalışma konusunda yoğun bir savaş içindeyim (:
  • Paylaş
Kadınların birçok şeyden kısıtlandığı bir ortamda yaşıyorum ama herkese inat istediğim hayatı yaşıyorum.
  • Paylaş
1

Cem Deyupoğulları, zaten varolan sisteme göre dğeil de özisteklere odaklanınca yaşadığını hissediyor insan..yolunuz açık olsun..

Diş hekimliği doktora sistemine fiziksel olarak boyun eğdim, ama zihinsel olarak sürekli savaş halindeyim.
  • Paylaş
Evlenip çocuk sahibi olunca çalışma hayatını bıramak zorunda kaldım. Özgürlüğümü geri alabilmek için oğlumun büyümesini bekliyorum.
  • Paylaş
Kimseye güvenme bu dünyada, seni satmayacak kimse yok. Buna artık %100 eminim çünkü bir sürü örneklerini gördüm.
  • Paylaş
1

Elif Tunç, Aynen zaten yasadikca ogreniyosun eski saf urkek halimizi insanlar aldi elimizden gozumuz acildi hayat bu nepcaksn

Anne doğurur büyütür, her türlü zorluğa katlanır, okutur bir yerlere getirir. Sonra evlenirsin ve annenin bütün emeklerinin karşılığını eşin alır. Ne sen suçlusun, ne eşin, ne annen. Hayatın dayattığı bir durumdur, boyun eğmeye mecbursundur...

  • Paylaş
Hayat bana ben hayata gıcığım.ona inat gülmeyi ilke edindim siz de deneyin
  • Paylaş
Kadın erkek arasındaki toplumun farklı tavırları.
  • Paylaş
Teknoloji anasını satayım. O muhabbet öldüren aletlere yapışık insanlardan nefret edecek seviyeye geleceğim yakında. İşi olan kullansın diye yapılan her güzellik ülkemiz insanı tarafından yanlış algılanıyor.
  • Paylaş
Dünyadaki adaletsizlik bizden önceki insanların bizim için koydukları kurallar ve bu kuralların bize dayatılması aslında her insan özgür doğar ama özgür ölmez çünkü ölüm özgür olmadığımızı ortaya koyar
birde asla içki içmem vicuduma beni değiştircek bi maddein girmesine izin vermem.
  • Paylaş
Mecvurum
  • Paylaş
Sonraki Soru
HESAP OLUŞTUR

İstatistikler

2481 Görüntülenme38 Takipçi31 Yanıt

Konu Başlıkları