Bilmek istediğin her şeye ulaş

Her şey Yaratıcı'nın izni ile ise biz Yaratıcı istediği için mi yaşıyoruz, bütün hareketlerimizi, düşüncelerimizi O mu belirliyor?

Evet bahsedilen bu yaratıcı bizi bir saat gibi kuruyor, bir kukla gibi oynatıyor, belli bir ömür biçiyor ve o kurduğu saat durunca bizi onun oynattığı şekilde oynadığımız için cezalandırıyor. Yanii oynamasak da cezalandıracak oynasak da.Bu yüzden keyfi ne olmanı isterse o oluyorsun, şans işi... Seçmiyorsun da zaten aslında seçtirilmiş bulunuveriyorsun :) Sorun gerçekten çok iyi. Bunu uzunca düşünmen ve doğrunu bulman dileğiyle :)
  • Paylaş
3

Nafi Suncak, Yanılıyorsunuz,Allah insanı topraktan yarattı ondaan da eşini yarattı yani insanların yaradılışı aynı anda oldu .Hepimiz aynı yaştayız.Dünya hayatı başlamadan önce hepimiz başka bir evrende,bir ömür geçirdikten sonra dünyaya geliyoruz.İşte orada Allah bize doğruyu .yanlışı gösterdi.iman edip etmemeyi bize bıraktı .Peygamberleri ve getirdikleri ayetleri görmemize rağmen kimimiz iman etti kimimiz etmedi.
Nuh tufanı orada koptu ve dünya dahil bütün evren sular altında kaldı.Bizler gemilere bindirilerek tufandan korunduk.Seçilmiş olan Nuh kavminden iman edenlerin binmiş olduğu gemi oradan hareket etti ve dünya üzerine gelince sular çekildi ve gemi yüksek bir yere indi.Gemidekiler topraktan yaratıldıkları bedenlerle m.ö 5715 yılında dünyaya indiler ve dünya hayatı başladı.İki eş birleşince dünyaya gelme sırası gelen orada ölecek ve topraktan yaratıldığı anda belli olan baba sülbüne düşecek ordan anne karnına geçerek bir bebek olarak şekillenip dünyaya gelecektir.Bir yıllık kesintiden sonra hayat devam etmektedir.Orada iman eden insanların kalp gözleri açık olduğundan dünyadada iman etmektedir .Bugün doğan bir bebek tam olarak 9157 yaşındadır ve dünya hayatından sonra anında başka bir alemde ki ,ona berzah alemi deniyor yeniden yaratılarak 9999 yıl olan ömrünü tamamlayacaktır.Kur'an açık ve anlaşılır bir kitaptır fakat insanlar yeryüzü denince dünyayı anladıklarından işin içinde çıkamamaktadırlar.
Şu söylediklerim önyargıyla değil de, gerçekten düşünülerek incelense ve tartışılsa bir çok konu aydınlığa çıkacağına inanıyorum eğer ilgi görürse anlatmaya devam ederim.Tarih ve zaman kavramları asal sayıların içindeki sır perdesinin ürünüdür bu istenirse açıklayabilirim.

Rukiye Güngör, Düşünmezsen kafayı yersin asıl :)

Rukiye Güngör, Nafi Suncak,yanılmıyorum sadece siz yanıldığımı düşünüyosunuz :)

Esasen ifade cevabı da içeriyor. Evet, izni ile, zorlaması ile değil. İzin ancak bir talep ile doğacak bir karardır. Demek ki, bir eylem kararı ve bağlantılı olarak bir gerçekleştirme talebi var ve bu talebe bir izin veriliyor ya da verilmiyor. Davranış ve düşüncelerin biliniyor olması programlandığı sonucunu çıkarmamıza yetmez (Zira, ileride ne olacağını bilmek kendisi için zaman ekseni (boyutu) sözkonusu olan bir varlık için ancak mümkün değildir. Zaman ise bizim için fiziksel dünyayı tanımlayan bir eksendir aynen konum gibi tek fark pratik olarak eksen üzerinde geri gidemiyor olmamız (bkz. Spacetime theory). Bulunduğumuz evreni kuşatan bir evren için zaman ekseni alt evren zaman eksenine bağımlı değildir).
  • Paylaş
1

M. Fatih Hocaoğlu, İşte özgür olunan nokta orası, talep bizden çıkıyor. Talep kabul gördükten sonra artık bir seri olaylar, etkiler gerçekleşir. Tıpkı karar ağaçlarında olduğu gibi, bir eylem kararı alırsınız ve sonucunda bir seri oluşumlar ile kurgulanan dünya değişir, sonra yine kararınız ve etkiler ve bu böylece devam eder. Hesap yaptırtarak değil yapılması istenen için.

Evet biz yaratıcı olan allahın istediği için yaşıyoruz ve sayılı olan nefesimiz bitince her canlı gibi öleceğiz.
Ama bizim hareketlerimizi ve düşüncelerimizi allah belirlemiyor. Allah bize düşünebilme gücü ve özgür bir irade vermiş. Ustelik dunyadaki tum canlilardan ustun tutmus insanlari ve herseyi hizmetine sunmus. İyi yada kötü olmayı kendi irademizle biz seciyoruz. Sadece allah hangi kulunun nerde ne yapacagini önceden biliyor.
Aksi taktirde eğer allah bizim hareketlerimizi kendisi belirleseydi insan beyninin hiçbir hükmü olmazdı düşünmeden hareket edebilirdi herkes. Üstelik bizi kötü olduğumuz için cezalandırmasının bir anlamı kalmıyor zaten kendi irademizle yapmiyor olurduk degilmi.
  • Paylaş
Herşey Allah'ın izni ile olur. Onun izni olmadan yaprak bile kımıldamaz. Hatta ve hatta tüm evreni aklınıza getirin, evrende olan biten tüm patlamalar, çarpışmalar, kısaca tüm o dinamiklik Allah'ın izni ile olur. Elbette neden-sonuç kurgusuyla. İnananlar için durum böyle. Burada insanı farklı bir yere koymak gerekiyor. Allah cinleri ve insanları kendisine ibadet etsin diye yaratmıştır. Şimdi olaya şöyle bakmak lazım; İnsanda olan diğer canlılarda olmayan en belirgin özellikler neler? İrade, akıl, bilinç, farkındalık... Bilimin açıklamakta çaresiz kaldığı bu özellikler insana has özelliklerdir. İnsan iradesi Allah izni dışındadır. Burayı dikkatli anlamak lazım. Bunu iki zıt örnekler somutlaştırmaya çalışayım. Otobüse bindiğimi düşünün. "Herkese selam verdim, yaşlı birine yer verdim, gülümsedim, biriyle sohbet ettim, o sırada işsizdim belki, biri iş teklif etti... " Zıt örnekte; "otobüste biriyle tartıştım, kimseye yer vermedim, biri bana ters baktı, bende ona ters baktım, o bakan kişiyi bıçaklamak geçti içimden... "

Aynı ortamda iki zıt örnekte benim kararlarım ve iradem söz konusu. Birine yer vermek ya da vermemek Allah'ın izni ile olmaz. İnsanın iradesi ile olur. Fakat kararın "hayırlı" ya da "hayırsız" olacağını biz bilemeyiz. Burada işe kader mevzuu girer. Allah'ın izni konusuyla alakalı olduğundan kader kavramını da iyi anlamamız lazım. Otobüs örneğinde birini bıçaklamayı düşünen adam o kişiyi bıçakladığında "Kaderim böyleymiş, zaten önceden belliydi, ben neden suçlu olayım ki? " deme şansı yok değil mi? Kaderi şöyle anlamak lazım; Allah'ın bizim başımıza gelebilecek tüm iyi veya kötü olayları bilebilmesidir. Bu sebeple bir yere atanan ya da evlenen birine "hayırlı olsun inşallah" deriz. Çünkü biz (çevredeki tüm değişkenleri hesaplamaktan aciz olduğumuzdan) geleceği bilemeyiz. Bu sebeple kaderimiz böyleymiş demekle omuzlarımızdaki yük azalmaz.

Kısaca (inananlar için) İnsanlar ve cinler hariç tüm canlılar (bitkiler ve hayvanlar) Allah'ın izni olmadan hareket etmezler. İrade, akıl ve bilinç gibi özelliklerle donatılan insanın düşünmesi, araştırması ve hakikati bulması gerekir. Saygılarımla. . .
  • Paylaş
6

Erkin Özyerli, Öncelikle merhaba söyledikleriniz ile ilgili bazı sorularım olacak cevaplamak isterseniz memnun olurum.
1.Allah insanları ve cinleri neden kendisine ibadet etsin diye yarattı? Yani her şeye gücü yeten ve hiçbir şeye muhtaç olmayan allah neden kendisine ibadet etsin diye varlıklar yarattı?
2.İlk cümlelerinizde "her şey allahın izni ile olur onun izni olmadan yaprak bile kıpırdamaz" demişsiniz ama 2.paragrafta ise "birine yer vermek ya da vermemek allahın izni ile olmaz" demişsiniz.Burada bir çelişki var mıdır? yoksa ne anlatılmak istenmiştir bu iki düşünce ile?
3.Allahın bizim ne yapacağımızı bildiği halde kötü şeylere müsade etmesi ve bundan ötürü yine bizi cezalandırması durumu neyi ifade eder?
4.Her şeye kadir ve gücü yeten allahın dünyanın bu kadar kötü bir yer olmasını izlemesi ve müdahale etmemesi hakkındaki düşünceniz nedir?
Teşekkürler.

Rıdvan Bayhan, 1) Çünkü bizim onu tanımamızın ve ona yaklaşmanın yolu ibadettir. İbadet ise belli imtihan silsileleri ile olur. Allah kendisinin bilinmesini istedi ve bizi yarattı. Bizim de onu tanıyabilme derecemizi yaptığımız ameller belirleyecek. Yani Allah'ın bize şah damarından yakın olması ile ilgili ayet bu derecelerin belirtisidir.

2) İnsan iradesi Allah'ın izni dışında diye bir cümle yazdım yukarıda. Yani İnsanın yaptıkları bu iznin dışındadır. İnananlara göre bir yaprağın düşmesi, bir süpernova patlaması ya da bir rüzgarın esmesi Allah'ın iradesi ve izni ile olur. Ama insanın otobüste birine yer vermesi ya da vermemesi insanın iradesi ile olur. Şunu da ekleyeyim; Akıl sağlığı yerinde olmayan bir insanın yaptıkları da Allah'ın izni ile olur. Yani burada ölçü İnsan değil, insanın aklı, bilinci ve bunların yansıması sonucunda iradesidir...

3) Allah'ın bizim yapacaklarımıza müdehalede bulunması insan iradesini yok sayar. Bu gelecekte başımıza gelebilecek iyi veya kötü tüm durumlar için geçerlidir. Allah'ın bizi kötü durumda kalacağımızı bildiği halde bu durumla baş başa bırakması imtihan sırrıdır. Kan davalarını düşünün; tarafların ne yapacaklarını Allah bildiği halde neden müdehale etmiyor? Çünkü kararı bize bırakıyor, yani irademize. Yani yaptıklarımızdan yüzde yüz biz sorumluyuz. Bu sebeple ceza çekmek ya da ödül almak bizim elimizde. Bir de Allah'ın müdehalede bulunduğu dünya nasıl olurdu diye düşünelim. Hep iyilik olurdu. Kimse kimseyi öldürmezdi. Kimse kimsenin dedikodusunu yapamazdı. Sadece iyiyi düşünürdük, kötüyü düşünemezdik. Herkes her istediğini yapamazdı. İradeden yoksun kuklalar olurduk. Sence böyle bir yaşamın olmasını ister miydiniz?

4) Bu soru da 3. soruyla bağlantılı. Allah'ın tüm kötülüklere müdehale etmesi yine insan iradesini yok sayar. Dünyada çıkan savaşlar tamamen insan iradesiyle alakalıdır; Allah'ın bunları izlemesi, bu kadar insan öldüğü halde müdehalede bulunmaması Allah'ı merhametsiz mi yapar? Hayır. Zira savaşları çıkaranlar ya da sebep olanlar, fikirleriyle belli kitleyi arkasına alanlar imtihan sırrını anlayamayanlardır. Bu yaşamın sırrıdır. Savaşta ölen masumlar ise bu imtihanın parçası. İyisiyle kötüsüyle bu dünyanın bir yanılsama bir imtihan dünyası olduğunu anlamalıyız.

Kısaca;

Dünyayı bir tür oyun gibi düşünmeliyiz. Kuralları olan bir oyun. O kuralları sorgulamak bize bir şey ifade etmez. Sorgulasakta tatminkar bir cevap bulamayız (Örneğin Allah neden tanınmak istiyor gibi). Kurallara uyarız. Oyunu kurallarına göre oynayıp kazanmak için mücadele ederiz ya da kaybetmek için nefsimizin yolundan gideriz. İşin özü karar bizim...

Erkin Özyerli, Öncelikle cevaplar için teşekkürler ancak burda o kuralları sorgulamak bize bir şey ifade etmez demişsiniz ama metindeki son cümlenizde de "İrade, akıl ve bilinç gibi özelliklerle donatılan insanın düşünmesi, araştırması ve hakikati bulması gerekir." demişsiniz.Hangisi doğru çünkü ikisi birbirinin zıddı cümle.
Ayrıca allah iyilik kötülük konusunda bizi sınava aldığı için kendi başımıza bıraktı karışmıyor yaptıklarımıza diyorsunuz ama aşağıdaki ayetler tam tersini söylüyor ve bu ayetlere göre dünyada olup biten kötü şeyler özgür insan iradesine göre olmuyor.allah istemediği için böyle oluyor,iyi şeyler ya da kişiler de istediği için iyi oluyor. eğer bunun yanlış olduğunu iddia ederseniz allahın ayetlerini inkar etmiş olursunuz,eğer doğru derseniz kendi söylediklerinizi inkar etmiş olursunuz!..

"Allah kimi doğru yola koymak isterse onun kalbini İslamiye­te açar, kimi de saptırmak isterse... kalbini dar ve sıkıntılı kı­lar.." (K. 6, En'am Suresi, ayet 125)

"Tanrı dileseydi hepinizi doğru yola eriştirirdi" (K. 6, En'am Suresi, ayet 149) ya da "Allah dileseydi sizi tek bir ümmet yapar­dı. Ama o istediğim saptırır, istediğini doğru yola eriştirir..." (K. 16, Nahl Suresi, ayet 93)

"AIIah dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola eriştirir" (K. 14, İbrahim Suresi, ayet 4).

"Ey Muhammed! Sen sevdiğini doğru yola eriştiremezsin ama Allah dilediğini doğru yola eriştirir..." (K. 28, Kasas Suresi, ayet 56.)

Rıdvan Bayhan, "İnsan iradesi Allah izni dışındadır"

ifadesini detaylandırmadığım için yanlış anlaşıldım sanırım. Yazdığınız tüm ayetlere dikkatli bakın. Tüm ayetlerde Allah "isterse", Allah "dileseydi" gibi vurgular var. Bu Allah'ın sonsuz hakimiyetini vurgulayan, isterse insanları iyi ya da kötü yola sevkedecek güce sahip olduğunu belirten ayetlerdir. Yukarıda yazdığım cümle Allah'ın ayetlerini inkara götürmez. Buradaki "isterse" ya da "dileseydi" vurgusu Allah'ın bizim özgür irademize "isterse" müdehalede bulunacağını belirtir. Son iki ayette "dilediğini" ifadesi de Allah'ın kudretini gösterir. Eğer ayet "Allah diledi ve insanlar iyi ve kötü yola sevkedildi" şeklinde olsaydı dediğiniz doğru olurdu. Ama söz konusu (yazdığınız) ayetlere bakarak "Allah böyle diledi, böyle istedi" gibi yorumlarda bulunması bizim Allah'ın ne yaptığını bildiğimizi gösterir. Dikkat edin bu ifadeye! Allah'ın ne yapabileceğini bilmek ayrı bir şey, ne yaptığını bilmek ayrı bir şey. Biz Allah'ın ne yaptığını bilemeyiz. Ne yapabileceğini (ayetlerin anlattığı kadarıyla) bilebiliriz. Bunu bir örnekle somutlaştırayım: Zengin bir kişi düşünün. Bir de fakir bir kişi. Zengin kişi diler ya da isterse fakir kişiye güzel bir hayat sunacağını söyler. Bu durumda fakir kişinin tepkisi ne olur? Öncelikle zenginin imkanı var ama ifadesi kesinlik belirtmiyor. Fakir kişi güzel bir hayata kavuşmak için birşeyler yapmaz mı? (irade). Bu durumda fakir kişi, zenginin gözüne girmek için ona hizmet eder, çabalar ve neticesinde ödülünü alır (ödül alacağını umut eder). Aksi yönde İşte bizim bu ayetten çıkaracağımız şey de bu yönde olmalı.

Sorgulama meselesine gelince, insanoğlunun fıtratında vardır sorgulamak zaten. Meraklı varlıklarız. Benim burada vurguladığım sorgulanması gereken bazı durumların olduğudur. Bunu detaylandırmadım, hata benim. Bunu sadece bir örnek vererek ima etmeye çalıştım. "Allah neden tanınmak istiyor?" sorusu ya da "Allah'tan önce ne vardı?" gibi bir soru cevabı olmayan ve bilimsel olarak gelecekte de cevabı olmayacak bir sorudur. Bilimsel odaklı düşünceye, araştırmaya ket vuran felsefî soru silsilesidir bu tür sorular...

Saygılarımla...

Erkin Özyerli, zengin kişi örneğinde ilk yanlış şu bana göre insanüstü bir varlıkta insana özgü özellikler bulunmaz.zengin kişinin fakir olana yardım yapması yapmaması onun kişiliğini belirler yaparsa iyi biri yapmazsa kötü biri olarak tanımlanır.Ancak allahın kendisine ibadet için yaratmış olduğu bir canlıya isterse iyi şey yaptırması isterse kötü şey yaptırması üstün yaratıcı kavramıyla çelişiyor,çelişmiyorsa o zaman bu durum bizi allahın insanlara kötülük yapan onlara eziyet çektiren bir yaratıcı yada "sahip"olduğuna götürür bu da ego kavramına karşılık gelir.Ego canlılar içindir.yaratıcıda olmaması gerekir.Sadece kendine ibadet etmesi,istediklerini yapması ve cefa çekmesi için bir varlık yaratmak insanlar içinde bile hoş görülmeyen bir davranış,eylemdir.Örnek vermek gerekirse;Anne-baba dünyaya getirdiği evladının hep iyi olmasını ister,GÜCÜ yettikce onu korur kollar ve istediğini yapmıyor diye de onu yakmak,azap içinde bırakmaz bırakırsa zaten bu onun kötü bir anne baba olduğunu gösterir bu da bizi insancıl davranışlara götürür ama varlıküstü yaratıcı kavramında böyle özellikler bulunmaz bulunmaması gerekir.Bu nedenle verdiğiniz cevaplardan pek tatmin olduğumu söyleyemem ama medeni bir şekilde cevap verdiğiniz için teşekkürler.

Rıdvan Bayhan, Zengin kişi örneğini anlattıklarımı somutlaştırmak amacıyla verdim. Dediğiniz gibi insan ile insanüstü varlık arasında bir benzetme elbette sağlıklı olmayacaktır. Burada ayette geçen ifadeyi biz insanların anlayabileceği bir örnekle sunmak istedim. Burada zengin kişinin yardım yapması ya da yapmaması iyi ya da kötü olduğu anlamına gelmez. Burada ayet doğrultusunda vurgulamak istediğim şuydu: Zengin kişinin fakir kişiye güzel bir hayat sunmak için imkanı (kudreti) olduğunu, dilerse ya da isterse böyle bir hayat sunabileceğini, fakir kişinin de bu hayata kavuşmak için zenginin rızasını kazanması gerektiğini vurguladım. Yani biz aciz insanlar sonsuz güce ve kudrete sahip Allah'ın rızasını kazanmak için çabalamalıyız.

Allah'ın yaratmış olduğu canlıya iyi ya da kötü birşey yaptırması söz konusu değil. Bunu çok kez vurguladım. İnsan ne yaparsa kendine yapar. Yazdığınız ayetlerde geçen ifadeler dilediğini yapabilecek kudrette olduğunu gösterir. Yapabilecek olmasından yaptığı anlamını çıkarmamak gerekir.

Yaratıcının insanları kötü durumla baş başa bırakıp egosunu tatmin etmesi ya da bir anne baba merhametine sahip olmaması bizim bakış açımız ile algıladıklarımızdır. Bu insansı özelliklerin bilemediğimiz insanüstü varlıkta görme eğilimilimizdir. Bazı şeyler sorgulanamaz demiştim. Buna "Neden imtihan ediliyoruz?" sorusunu da ekleyebiliriz. Çünkü Allah öyle istedi diyebiliriz en fazla. İyi, kötü imtihanın temelinde yatan iki zıt kavramdır. Bu zıt kavramları sorgulamak bireysel inançla alakalı bir durum. Bu sebeple yazımın başında "inananlar için" şeklindeki vurgularımı inananların kanıta ihtiyacı olmadığını ifade etmek için belirttim.

Saygılarımla...

Allah, insanı yaratmıştır ve ona özgür irade vermiştir.Bizi dünyadan başka bir evrende büyüklüğü gökler kadar olan yeryüzünde topraktan yarattı. Orada doğruyu ve yanlışı gösterdi, iman etmeyi veya etmemeyi insanın özgür iradesine bıraktı. İnsanlar o yeryüzünde belirlenen ömrü tamamlayınca Nuh tufanıyla başlayan dünya hayatına gelirler ve burada yine kendi iradeleriyle imtihana yani cehennemin yada cennetin hangi katına gideceklerini belirlerler. Dünya hayatında belirlenen eceli gelince ölür ve aynı anda berzah alemi denen başka bir evrende yeniden yaratılır ve birinci sur'a üflenene yani hayatın biteceği güne kadar orada yaşama devam eder.İnsanın topraktan yaratılmasından hayatın biteceği güne kadar geçecek süre 10.000 yıldır.Anne karnında geçen bir yıl ömürden sayılmadığı için toplam insan ömrü 9999 yıldır. Herkes bu ömrü tamamlayacak ve ikinci sur'a üflenince yeniden diriltilerek sonsuz olan hayata başlayacaktır. Şu an biz hepimiz 9157 yaşındayız ve kalan toplam ömrümüz842 yıldır.
  • Paylaş
2

Şaman, 10 000 yıldan eski insan kalıntıları ne olacak? Onlara cennet, cehennem, yaratıcı falan yok mu?

Gözde, Özgü irade kısmı tamam ama arkadaşın dediği gibi herkesin ömrü aynı nasıl oluyor

Sonraki Soru
HESAP OLUŞTUR

İstatistikler

65 Görüntülenme9 Takipçi5 Yanıt

Konu Başlıkları