Bilmek istediğin her şeye ulaş

Hollanda'nın toprak alanlarının Türkiye'nin yedide biri olduğunu ve dünyada en çok ihracat yapan ülke sıralamasında ilk üçte olduğunu biliyor musunuz? ülkemizdeki yanlış nedir?

Hollanda modern tarım aletlerinden faydalanarak tarım yapmaktadır. Bizde ise dededen kalma usullerle. Bizde damlama suyla sulama işlemine bile geçmiş yıllarda başlanıldı. İlk aklıma gelen bu. Hollanda deniz doldurarak elde ettiği toprağı verimli bir şekilde kullanırken biz toprağımızı ve suyumuzu gerektiği gibi kullanamıyoruz. Çiftçilerimizi modern tarım ve ziraat konusunda eğitmiyoruz. O kadar ziraat mühendisi var mezun, kendi meslekleri dışında herşeyi yapıyorlar maalesef. Bu iş gücünden de faydalanılamıyor.
Bizde doğru bir tarım politikası geliştirilemedi. Basit bir örnekle bizim çiftçimiz bir yıl hepsi domates eker. İhtiyaçtan fazla domates ekildiği için domates çiftçinin elinde kalır. Ve bu domatesleri çiftçi yola ya da denize döker. Ertesi yıl aynı şey tekrarlar. Çiftçi zarar ettiğinden bu işi bırakır. Ve tarlalarını site olması için müteahhite verir. Bu Mersin için bir örnekti. Başka bölgelerimizde farklı şeyler yapıyorlar. Çiftçiliği bırakıp büyük şehirlere göç ediyorlar.
Devlet ülkenin neye ihtiyacı varsa o ürüne yönlendirse çiftçiyi bu sorun olmaz. Bide aracı meselesi var tabii. Çiftçiden daha fazla aracılar kazanıyorsa çiftçi neden çiftçilik yapsın dimi?
  • Paylaş
Sırt çantam ile geçen yıl Belçika, Almanya ve özellikle Hollandayı gezdim, gözlemleme fırsatım oldu. Bugün edindiğimiz bilgilerin çoğu tarıma ve uygulama yönelik değil. Daha çok teorik olup, iyi tarım yapmaya uygun olmadığını gördüm. Biz mühendisler ve hocalarımız daha çok arazide olmalı. Bir farklı önemli özellikte Tarımda inovasyonu geliştirmemişiz. Bu iklim bu toprak tarım için o kadar uygun ki.... Bu topraklardan yüzlerce ilginç güçlü peynirler, ıslahı tamamlanmış hayvan ırkı yaratamamışız. Tarımsal Üretim aileden aileye nesilden nesile bilgi artışı ile devir ediliyor ve yönetiliyor olması da çok önemli. Çiftçiler kooperatifçilik şemsiyesi altında, kooperatifler tam, şeffaf ve güzel yönetiliyor. Elde edilen ürünün iyi hasat edilmesi, iyi korunması ve iyi sunumu çok çok önemli. Tarım her ülkede doğaya bağlı olduğu için özel muhafiyetleri ve özel koşulları olmak durumda. Yakıt, makina, finans gibi desteklerin olması şart. Tarım, Doğa koşullarına, rekabete, hastalıklara, afetlere çok açık bir üretim şekli, Avrupa bunu çok güzel kurgulamış ve sistemi kurmuş. Çiftçiler bu sistemin içinde çalışıyor. Ürün aracısız tüketiciye ulaşıyor, ulaştırılıyor. Bilgi düzeyi yüksek donanımlı kişilerin elinde tarım. Devlet Tarımda önemli bir yol gösterici olmuş. Bilgilerinize S: G:
  • Paylaş

Yanlışımızı hemen söyleyeyim, meclisimizde, zeki, çalışkan, okumuş, algısı derin, farkındalığı yüksek gençlerimizin yerinde, bezelye beyinli, bu ülkenin dilini konuşmaktan bile aciz, çıkarcı, kendi işkembesini doldurmaktan başka bir şey düşünmeyecek kadar mide bulandırıcı, fosilleşmiş zihniyetlerin oturuyor ve bizim de harekete geçmek yerine sadece eleştiriyor ve seyrediyor olmamız.

  • Paylaş
Dededen kalma 24 dönüm tarlamız var ancak babam ve 6 kardeşi yıllardır buraları bölüşemediğinden ne bize ne de amcalara, halalara yar oldu. Zamanla 3 amcam öldü, çocukları falan derken iş uzadı. Şimdi hepsi anlaşsa dahi Dünya'nın farklı coğrafyalarından 14 kişi bir araya gelecek de anlaşacaklar da... Velev ki anlaştılar ve bölüştüler, parça parça o onu ekecek bu bunu dikecek. Sonra hepsi ahkam kesecek çiftçi mağdur, ekinler para etmiyor ve saireler. Eminim yer yurt sahibi 5 aileden en az ikisi böyle, birbirlerini yemekten adım atamazlar.

Bahsettiğim tarlalar dışında bir de fındıklığımız var. 11 buçuk ay hiç uğramayız, 15 günde girer toplarız, Sonra Babam fındık fiyatları açıklanınca vay şerefsizler diye başlar homurdanmaya. Üretimdeki azalmayı 4.765.864 km uzaklıktaki termik santrale bağlar. Tutup 11 ay yatarız, 1 ay fındık toplarız, bakımını yapmayız, verimini artırmak adına ne yapabilirim diye düşünmeyiz sonra ahuvahlar ederiz.

Biz Osmanlı'nın torunları, Atatürk'ün çocukları, Edirne'den ta Kars'a kadar çok ahlaksız bir milletiz. Çok ciddiyim, biz ahlaksızız, bizim sorunumuz bu. Boş boş konuşuruz, Galatasaray Real'e koydu mu gururlanır, İsrail özür diledi diye meşaleler yakarız.

Yahu milyonluk Karadeniz'den bir adam mı çıkmaz, gıda mühendisliği okusun, ziraat mühendisiyle biraraya gelsin, iyi bir kako üreticisi bulsun, iyi bir işletmeciyle bir fabrika kursun, çikolata yapsın, nutella yapsın da yiyelim, yok! Çünkü o ahlaksız, 4 sene boyunca ya kahve köşelerinde 51 oynamış ya beyaz gömleği çekip o club senin bu club benim gezmiş ya kendini kurtaramadan Dünya'yı kurtarmaya kalkmış yada çok çalışmış ama malmış.

500 metrekare toprağı olan ekeyim, biçeyim 9 ay yatayım 3 ay çalışayım, 5 katlı apartman dikip Jeep'le gezeyim derdinde.

İhaleyi devlete yıkma hevesimizden artık vazgeçelim. Ankarada'ki gebeşler uzaydan gelmedi, birimizin amcası, öbürümüzün dayısı. Onlar bizim aynamız.

Velhasıl kelam elinizi kolunuzu tutan yok.
  • Paylaş
1

Muhammed Baykul, Harika bir yorum

İhracat birim bedeli Türkiye'den kat kat fazla olduğu için. Ayrıca Transit ticaretin çok yoğun yaşanması. Alsında Hollanda'dan ihracat edilen büyük kısım ürünler orada üretilen ürünler değildir. Limanlarının aktarma noktası gibi rahat kullanılabilinmesi.
  • Paylaş
Sonraki Soru
HESAP OLUŞTUR

İstatistikler

1432 Görüntülenme10 Takipçi5 Yanıt