Bilmek istediğin her şeye ulaş

İnançları haklı çıkarmak uğruna bilimsel gerçeklerin bilinçli olarak çarpıtılarak, evrim teorisine saldırılmasını nasıl karşılıyorsunuz?

İnsan hücreleri hata yaptı diye kanser olmaz. Kanserojen maddelerin vücuda yerleşmesiyle kanser olur. Genetik koddaki hatalar ise günümüz tıbbında hastalık olarak değerlendirilmez. Dünya her an bir kuyruklu yıldızla ya da astroid ile çarpışma riskini taşıyor.
  1. Kıyametin geleceği bir sır değil.
  2. Bilim adamlarına da her an ölümü hatırlatmanın ve onlara bu dünyanın geçici olduğunu mesajını vermenin bir yolu (yaradılışta mikro alemden makro aleme kadar bir çok maksat vardır)
  • Sizin evrenin oluşumu hakkındaki düşünceniz nedir, tesadüfen mi olmuştur?
  • Sizce mevcut şartlarda ve mevcut koşullarda insanların hiç ölmediği bir dünya daha mı mükemmel olurdu?
Dünyanın en verimli toprakları ve en zengin yer altı madenleri depremlerin ve volkanik faaliyetlerin olduğu alanlarda olur. Kuraklık insanoğluna suyun değerini hatırlatır. Seller genellikle insanoğlunun gerekli tedbirleri almamasından kaynaklanıyor. Bütün bunlardan önce mükemmellik nedir ondan bahsedelim.
  • İnsanoğlunun algısına göre mükemmel nedir?
  • İnsanoğlu neye mükemmel der?
İnsanoğlu kendi güç yetiremediği, yapmayı başarmayı bırakın, tasarlamayı dahi akıl edemediği her türlü yapılmışa mükemmel der. Yapılmış olan o varlık insanoğluna göre mükemmeldir. Göreceli mükemmelliktir. Mutlak mükemmellik vaat edilendir. Buradaki ise onun bir misalidir. Göz, mükemmeldir. Çünkü dünyadaki bütün profesörleri ve imkanları bir araya getirsek bir tek göz yapamayız. İşte göz bize göre mükemmel bir alet. Ama mutlak mükemmel değil. Buradaki ayrıma iyi dikkat etmek lazım. Her ne kadar mutlak manada mükemmel olmasa da ancak göreceli mükemmelliğini insanoğlu var olduğu müddetçe sürdürecek olsa da kainat müthiş bir denge içerisindedir. İnsanoğlunun bedenindeki işleyişi mikro alem olarak değerlendirecek olursak, bu mikro alemdeki işleyişin kainat makro aleminin genelinde benzer şekilde var olduğunu müşahede ederiz. Ancak bütün bu benzerlikleri burada anlatmam mümkün değil. Ee bir zahmet Google lütfen. (Mutlak) Mükemmel olan bir evren bize gösterilseydi imtihan sırrı ortadan kalkardı. Bizim içinde bulunduğumuz evren ise bize göre mükemmel. Çünkü tek bir parçasını yoktan var edemeyiz. Biz ancak var olan maddelerden başka şeyler üretebiliriz. Yaratıcılığımız sınırlıdır. Evet haklısın Yaradan sizin koca dediğiniz (işte burada göreceli beğenme dürtünüz çalışıyor) bize göre de kocaman olan şu minnacık evrene öyle bir saklanmıştır ki hem hiçbir yerde görünmez hem de her yerde görünür. Kainat kitabının her sayfasına kendini öyle bir nakşetmiştir ki kainatta onun olmadığı tek bir yer göremezsiniz, bulamazsınız. Ancak o kitabı, okumaya gönlü olmayanlar, gözünü kitaba kapatanlar okuyamazlar.

Saatte 70 km hız yapabilen deve kuşunun kanatları koşmaya başladığı esnada deve kuşunun dengede kalmasına yardımcı olur. Ayrıca kanatları, ısı dengelemenin yanı sıra, düşmanlarını korkutma ve eş seçimi sırasında işe yarar. demek ki kanatlar sadece uçmaya yarayan organlar değil. kanatların sadece ya da mutlaka uçmaya yaracağı algısı bizim zihnimizde oluşturduğumuz bir şartlanmadan ibarettir. Kanat tavuklarda deve kuşunda milyonlarca yıldır var. Şu halde sizin mantığınıza göre madem kanatlar sadece uçmak için gerekli o halde tavukta, deve kuşunda ve tartışmanın ilerleyen safhalarında örnek olarak vereceğin kivi kuşundaki kanatları evrim neden almıyor? Öyle ya bir canlı ihtiyaç halinde evrilip kanıtlanabiliyorsa o halde artık kanada ihtiyacı kalmadığında da tekrar evrilip gereksiz kanatlardan kurtuluvermesi gerekir. bir değil iki değil milyonlarca yıldır kanatlı kanatlı dolaşıyor bu hayvanlar. odaktan uzaklaşamama gerçeklerin bütünüyle algılanmasına engel teşkil eder.
  1. Bütün kuşların uçması gerektiği insan beyninin ürünü bir şartlanmışlıktır.
  2. Kanatların sadece uçmaya yarayacağı, ya da uçamayan bir canlıda kanatların varlığının gereksiz olduğu insan beyninin yarattığı bir diğer şartlanmışlıktır. Oysaki beynimizin dışındaki gerçekler mutlaktır yani bizim onları nasıl algıladığımızdan pek etkilenmezler.
  • Paylaş
1

Bert, eline,aklina saglik dostum.

Evrim ile yaradılış kıyas edilecek konular değil aslında, ama nedense hem inançlı insanlar , hem bilim adamları hem de inançsız insanlar bu tartismalarin içine çekiliyor. Yaradılış başka bir şey evrim çok başka birşey, ya yaratıcı bir gen parçasını yaratıp gerisini tabiata bıraktı ise ne yapacağız o zaman, dinler de evrim de çöp mü olacak. Ayrıca nasıl bir ego sahibiyiz ki koca evrende nokta kadar yer tutan dünyamızı evrenin merkezi yapıyoruz sanki koca evren bizim, kredi kartlarınızı ödeyin önce :)
  • Paylaş
1

Şaman, C: Kredi kartlarınızı ödeyin...

Kaangok, evrenin neresi hatasız ve neresinde sistematik denge var, bir açıklar mısın? Dünya her an bir kuyruklu yıldız ya da asteroidle çarpışma riskini taşıyor. Her gün deprem, fırtına, kuraklık ve selden binlerce insan ölüyor. Etrafıma bakıyorum ve senin mükemmel dizayn dediklerin pek te mükemmel gelmiyor bana. Mesela ,gözüm olmasına rağmen gözlük takıyorum, belimde niyeyse hiç sakatlık geçirmesem de sürekli ağrı var. Dişlerim sürekli fırçalasam da çürüyorlar. Saçlarım dökülüyor ve sonu ölümle biten yaşlanma yolundayım. Bu bana hiç te mükemmel gelmiyor. Bir sürü tanıdığım kanserden ölüyor ve biliyor musun sebebi nedir? Çünkü mükemmel çalışmayan ve her an hata yapabilen hücreler var da o yüzden. Böyle mükemmel olmayanla dolu bir evren varken sen nerede mükemmellik görüyorsun? Üstelik sanki mükemmel olmayan bir evren gördün de, onunla kıyaslayarak şu anki evrene mükemmel diyorsun. Ama asıl sen şu inandığın yaratıcının nasıl bir şey ve koca evrende nerede saklandığını ve şimdiye kadar niye hiç kimseye görünmediğini açıkla bakayım? Neden evrim ve bilimi savunanlar her şeyi açıklamak zorunda? Biraz da sizi dinleyelim bakalım. Yoksa bu tartışma senin için çok mu aptalca geliyor? Bu arada bahsettiğin köprü Gandalf'ın Balrog'la çatıştığı Khazad-Dum köprüsü olmasın. İnan ben de o masalı çok seviyorum:)

Kaangok, evrim ve dolayısıyla bilim karşıtı zihniyete çok iyi örnek oluşturuyorsun. Birincisi, karşı tarafın öne sürdükleri üzerine kafa yorma zahmetine girmeden, direk “şartlanmış” etiketi yapıştırmaya çalışıyorsun, ki bu senin gibilerin en sık yaptığı şey. Ve aynı zamanda “cehalet” ile suçluyorsun ve bunu yaparken kendi cehaletinin farkında değilsin. Sistematik ve hatasız dengeye Gel-Git olaylarını örnek vermişsin, ki ne alaka, Gel-Git bir kere tamamıyla Ay ve Güneşin Dünyamıza göre uzaydaki karmaşık konumları ve en önemlisi onların kütle çekim güçleri sonucu meydana gelen bir olaydır ve zerre kadar sistematik ve hatasız denge içermiyor. Ayrıca Gel-git’in mantığında Ay’ın dünyaya yaklaşması ve uzaklaşması olduğunu söyleyerek kendinin ne kadar cahil olduğunu da göstermiş oldun. Gel-git’i meydana getiren Ay ve Güneşin kütle çekim kuvvetidir, Ayın yaklaşması ve uzaklaşması değil. Bu evrim ve bilim karşıtlarının en sık yaptığı ikinci şey. Hakkında tamamıyla yanlış bilgi sahibi olduğu veya hiç olmadığı konularda tartışmaya girmeye çalışmak. İnsan bir zahmet eder ve 5 dakika internette araştırır ve ancak sonra bir şeyler söyler. Ama yok, çünkü Kaangok’un dediği gibi açıklama yapmakla kendisini yoramaz, dolayısıyla araştırma yapmakla da yormak istemez. Ve kendisi bana araştırma yapmamı söylüyor. Neymiş, güneşi ve etrafında dönen dünyayı düşünecekmişim. Meğer Güneş şu anki konumdan daha da yaklaşırsa yanacakmışız. Kaangok, eğer bir araştırsaydın güneşin dünya’dan sabit bir uzaklıkta olmadığını ve yılın farklı günlerinde farklı mesafelerde olduğunu öğrenirdin. Çünkü dünyanın yörüngesi tam daire değil, elips şeklindedir. O yüzden kışın dünya güneşe 147 milyon km uzaklıkta, yazın ise 152 milyon km uzaklıkta oluyor. Fark ettiysen, arada 5 milyon km fark var. Yani kısacası dünya zaten yılda bir kere bulunduğu konumdan güneşe 5 km daha da yaklaşıyormuş ve senin bundan haberin olmuyor. Biliyor musun neden, çünkü bu yaklaşma hiçbir şekilde dünyayı tehdit etmiyor. Hatta güneşe en yakınken Türkiye’de kış oluyor. Kışın ise senin de dediğin gibi hava çok sıcak, hadi güneşlenelim diyemiyoruz. Ve senin gibilerin en sık yaptığı üçüncü şey ise, yanlış mantık yürüterek tartışmayı yanlış yöne saptırmaya çalışmaktır. Diyorsun ki, bilim hala bir sürü şeyi açıklayamıyor o yüzden tanrı vardır. Bilim adamlarının cevabını bilmediği hala çok şey var. Ama bu ileride cevabı bulunmayacak anlamına gelmez. Ve bu hiçbir şekilde yaratıcının varlığının ispatı olamaz. En azından bilim adamları bilmedikleri konular hakkında bilmiyoruz deme cesaretine ve alçakgönüllülüğe sahipler, ki bu sizin hiç yapamadığınız bir şey. Madem araştırmaya ve kafa yormaya gereksinim duymadan her şeyin cevabını biliyorsunuz neden siz kanseri yenmiyor, karanlık maddeyi açıklamıyor ve ölüme çare bulmuyorsunuz?

Lazuri, kuşların kanatlarının ve canlıların gözlerinin nasıl evrimleştiğine dair bir sürü bilimsel çalışma vardır. Konuyu anlatmak çok uzun zaman ve yer alır, burada ne yazık ki uzun uzun anlatamam. Ama inploid’te ayrı bir konu olarak açarsan cevap yazmak isteyen bir sürü kişi bulunabilir. Aslında çok merak ediyorsan kendin de bir google yapabilirsin ve cevapları çok kolay bulabilirsin. Bu arada deve kuşu ve tavuklar neden uçamıyor sorusunu bir yaratıcıya inanan birisi olan asıl sana sormak istiyorum. Bir kere neden yaratıcı uçmaya elverişli olmayan bir kanat yaratmış? Deve kuşu ilk baştan uçamaz olarak yaratıldı da mı ona göre küçük kanat verildi, yoksa küçük kanat verildiği için mi uçamıyor? Yani yaratıcı deve kuşunu uçuracak kanat yaratmaktan aciz midir? Yoksa uçmayacak kuş yaratmak istedi de mi hatayla ona kanat verdi?

Redeye, dünyadaki mevsimler tabi ki de dünya eksenine bağlı bir olay, güneşe olan mesafenin dünya mevsimleri üzerinde şu anki konumunda pek rolü yoktur. Bu 5 milyon km mesafenin dünya ikliminin oluşmasında hissedilebilir rolü yoktur, ama bu mesafe 50 milyon olursa o zaman hiçbir eksen pek yardımcı olmaz diye düşünüyorum. O zaman ya yanarız ya donarız.
  • Paylaş
Evrim teorisinin İslamiyet'le ne alakası var , evrim teorisini Allah tarafından gönderilen hiçbir kitap kabul etmiyor. İnsanların bir evrim süreci tabi ki oldu ama bu maymundan olmadı.
  • Paylaş
Ben her hangi bir dine mensup değilim ama bazı inançlara saygım var. Burada bakmamız gereken kırılma noktası, inançların iddiaya dayalı olduğu ama bilimin ispata dayalı olduğu gerçeğidir. Bu nedenle soruyu farklı bir açıdan yorumlamak istiyorum. Umarım kimse alınmaz.

Bilimsel olarak din açıklanamaz. Çünkü tüm dinler (en azından benim bildiklerimin hepsi) iddiaya dayalıdır. Günümüz toplumunda bir kişi bir iddiada bulunuyorsa, bunu bilimsel olarak ispatlamakla yükümlüdür. Eğer aksini ispat edemezseniz bu doğrudur gibi bir tanım çok mantıksızdır. Biraz daha açacak olursak; her hangi bir din ile ilgili bir iddiada bulunuyorsanız bunu genel olarak insanların kabul edebileceği mantıklı kanıtlar ile ispatlamanız gerekmektedir. Eğer ben uçabiliyorum dersem, kanıtı insanların bana hadi uç görelim dediğinde uçmam olur. Bunun yerine, hayır uçmuyorum şimdi siz benim uçamadığımı ispat edin! Edemezseniz ben uçuyorum! Ne kadar saçma ise, her hangi bir dini metindeki, "bu böyledir!" tanımı bana o kadar saçma geliyor.

Bu ve daha sayabileceğim milyon tane nedenden dolayı bilimi, bilim insanları ile tartışmanın doğru olduğunu düşünüyorum. Din adamı ile bilim tartışamazsın. Çünkü; adamın ana felsefesi bilimi inkar ediyor. Bu tür bir tartışmaya girmek mantıklı gelmiyor bana. İlahiyat fakültelerini de aynı kapsam içerisinde değerlendiriyorum. Bu kişilere nasıl doktor, doçent, profesör ünvanı veriliyor anlamak güç. Tüm tezleri iddialardan oluşan ve ispatlaması mümkün olmayan akademik çalışmaları sonucu bu ünvanlar veriliyor :).

Türkiye ve benzeri ülkelerin konjonktüründen bakarsak, bence din çok güzel bir araçtır. İnsanlara gerçekleri anlatmak, durumu daha da iyiye götürmeyecek. Dini kitaplardaki bir sürü fantastik ceza yöntemine rağmen insanlar bu kadar kötülük yapabiliyorlarsa ve bir de devlet dışında yargılama yok derseniz, nelerin olabileceğini düşünmek istemiyorum. En azından şu anda sorgulanamaz bir otorite (Tanrı, Allah ne diyorsan) var diye düşünüyorlar. Bu şekilde en azından bir grup insanı kontrol altında tutabiliyorsun. Ayrıca mevcut toplumların iç adalet yapısının son derece dengesiz olması, inançsız insanlarda direnişi tetiklesede, inançlı insanlarda (bir dahaki sefere kralsın be oğlum) burada olmasa, öbür dünyada nasıl olsa karşılığını alırım ile dengelenebiliyor.

Diğer yandan, dini akımları tamamen serbest bıraktığında, hemen yanı başımızda gerçekleşen terör olayları için çok güzel malzeme oluyorlar. Özellikle müslümanlar. Bir insanı, canlı bomba olmaya nasıl ikna edebilirsiniz?..vs.

İşte bugün geldiğimiz noktada, dünyadaki terör olaylarındaki tehdit noktası müslümanlar olmaktadır. Dünya müslümanları bir tehdit olarak görmektedir.
Neden?
Çünkü; çoğunluğu cahil ve kolay yönlendirilebilir bir kitleden oluşuyor.
Neden?
Çünkü; topluma entegre olmak yerine kendi çizgileri içinde izole olmayı tercih ediyorlar.
Neden?
Çünkü; siz, biz! Müslüman, Gavur. Sunni, Alevi, Şafi...vs. şeklinde sürekli insanları ayrıştıran, gruplayan. Ya bizim yanımızdasınız, ya da karşımızdasınız diye tehdit eden.
Neden?
Çünkü; temelde dini eğitim dışında bilimi şeytan işi göstererek, bireysel gelişimi uzaklaştırıp, temelde cehaleti hep taze tutma arayışı içinde olmaları.
Bu şekilde nedenler uzar gider.

Beğenseniz de, beğenmeseniz de şu an yeryüzünde yaşam standartlarınızı koruyabilmenizi veya sürdürebilmenizi sağlayanlar, o dışladığınız yeri geldiğinde aşağıladığınız ateist bilim insanları sayesinde!

Yani; o küçümsediğiniz bilim insanlarının sizinkine benzer bir dinleri olsaydı bundan çook yıllar önce hepinizi yok etmişlerdi veya sadece yaşamsal faaliyetlerinizi sürdürebilecek kaynaklar sağlayarak köleleştirmişlerdi.

Tablo böyleyken, şimdi kalkmış siz bana tüm dünyanın müslümanların yüzü, suyu hürmetine dualarla ayakta durduğunu iddia ediyorsunuz!

Umarım bu yazıyı okuduktan sonra büyüteçin altındaki kitlenin siz olduğunuzu anlamışsınızdır.

Bireysel özgürlükler kapsamında her birey istediği inanca ve/veya ideolojiye inanmakta özgürdür ama bu inançlar farklı bireylerin özgürlüklerini kısıtlıyor veya tehdit ediyor ise oradan bir dengeleme yapılması gerekmektedir. Çünkü; bir taraftaki kitle "bizimkisi mutlak doğrudur!" iddiasında ve hiç bir konuyu tartışmaya dahi açmıyor. Diğer tarafa resmen dikte rejimi uygulamaya çalışıyor ve sonucunda şu an içinde bulunduğumuz noktaya geliyoruz.

Bunlar benim düşüncelerim. Katılırsınız, katılmazsınız size kalmış bir şeçim ama gerçekleri değiştirmez. Eğer inançlı ve müslüman iseniz belki size biraz ağır gelebilir. Bana cevap vermek için bile sizi araştırma yapamaya yöneltebilmişsem, ne mutlu bana. En azından kızgınlıkla bile olsa gelişim belirtisi göstermiş olursunuz.

Ben sizin düşmanınız değilim. Eğer bu yazdıklarımı okuduğunuzda sinirleniyorsanız. Emin olun, düşmanınız hep yanınızda. 2. bir düşmana ihtiyacınız yok.

Saygılar.
  • Paylaş
O veya bu degil din işinde iyi para var ve bunun devam etmesi icin dindarlara bağnazlara ihtiyaç var. O yüzden yalan söylerler , çarpıtırlar, olmuş gibi gösterirler vesaire vesaire

Bi düsünsenize kuran, incil, tevrat, ne bileyim konfüçyüsün notları falan hep fakir insanlara yardım edilmesini ögütler
Ama soyle bi baktıgımızda dunyada fakirlik hic bir zaman azalmamıştır.Neden?
Cünkü fakir insanlara dua etmek daha kolay ve 'etkili' kiliseye cuma namazına gel ve dua et ha bagış yapmayı sakın unutma! Ama fakirlere degil camiye kiliseye nede olsa az önce dua ettin zaten bu onlara yeter... .
  • Paylaş
1

Ergün Tuna, Fakirlerin ; menfaatineymiş gibi görünen İslam'ın bazı kuralları, gerçekte zenginlerin, ego tatmini ve güç gösterisidir...Yoksulluk, bu türden kurallar ile ortadan kaldırılamaz...İslam ve uygulanmak istenen şeriat sistemi, zekatı, infakı ve köle azat etmeyi zenginlere mahsus kabul etmiştir...Yoksul ne zekat verebilir, nede köle azat edebilir...Sınıfsal eşitsizliğin, derinleştiği toplumlarda, zekat vermek, kurban kesmek, sadaka dağıtmak, fitre vermek, yardım kampanyaları tertiplemek, eşitsizliği ve adaletsizliği kutsadığı gibi, fakirliğin devamlılığını sağlamaktan başka bir şeye yaramaz....

Bilim bu kadar ilerlemişken evrim mefhumunun elan teori olarak tanımlanması, ispat edilememiş olması ama karşı çıkmanın geri kafalılık olarak yaftalanmasına benden başka şaşıran yok mudur?

Sayın Giordano lütfen yanlış biliyorsam düzeltin. Evet dünyanın güneş etrafındaki yörüngesi elips şeklindedir lakin yazlar ve kışlar dünyanın 20 küsür derecelik açısı nedeniyle ortaya çıkmakta olup tamamen güneş ışınlarının yerküreye ulaşma açılarına bağlı olarak ısınma ve soğuma hareketleridir. Dolayısıyla Dünya'nın yazın güneşe daha yakın olduğu gibi bir iddia öne süremeyiz keza dünyanın bir kısmında yaz yaşanıyorken diğer kısmında kış yaşanmakta olup dünyanın bir yarısı ile diğer yarısı arasında 5 milyon km.lik bir fark yaratabilmemiz mevcut fizik kanunları ile henüz mümkün görünmüyor bana... Diğer yandan evet elips yörüngenin bir kısım noktalarında güneşe daha yakın konumlanmaktadır. Hatta şu bilgiyi aktarmam konuyu biraz daha netleştirecektir: Dünya’nın Güneş’e en yakın olduğu 3 Ocak tarihine Perihel (Günberi) denir. Dünya’nın Güneş’ten en uzak olduğu 4 Temmuz tarihine ise Afel (Günöte) denir. Sizce dünyanın güneşe en yakın olduğu tarihin bizim için kış aylarına tekabül etmesi konuyu yeterli açıklığa kavuşturmuştur umarım. Oktay Sinanoğlu'ndan aktarıyorum. Gönül olmadan bilim eksik kalır...
  • Paylaş
İnananların inançlarına saygı duyulmalı ama onlar saygı duymayıp saldırıyorlarsa evrimciler de İslamiyet'deki göze göz, dişe diş prensibiyle İslamiyet'e saldırma hakkı kazanır. Desem de o hakkı İslami bir ülkede kullanmak pek de ihtimal dahilinde olamayacaktır. İyisi mi Hz. İsa gibi diğer yanağı dönmek; Newton'un etki-tepki prensibine göre ne kadar az direnç olursa etki de o kadar az olacaktır.

Bilimin varlığını bilen ve kabul edenlerin fikirleri bilimin ilerlemesiyle değişir, ilerler, yani bir değişim geçirirler. Dine ve kayıtsız şartsız kabul edilmek zorunda olan kurallarına inananlar ise fikren oldukça sabit kalırlar yani onları kimse değiştiremez, din onlara çelik gibi bir irade verir. İnananlar evrim teorisine saldırıyorlarsa bırakın saldırsınlar, ne kadar savaşırsanız savaşın saldıracaklar. Zaten onlar saldırdığında bu saldırıların haklılığına sadece inananlar inanır, bu nedenle hiçbir mahsuru olmaz. Sayın başbakanımızın tabiriyle "Üç beş Müslüman evrim teorisi yok dedi diye koskoca teori çökecek değil ya, yahu."
Aslında bir din çıksa ve ilk amino asitleri dünyaya kendinin getirdiğini ya da buradaki malzemeler ve biraz mucizeyle ilk amino asitleri ve canlı hücreyi oluşturduğunu iddia etse hem evrim teorisiyle çelişmez hem de ilk ve tek din olmak konusunda çok iddialı olabilirdi. Aslında İslamiyet bile büyük bir iyi niyetle böyle yorumlanabilir. Sonuçta Hz. Havva, Hz. Adem'den bölünerek oluşuyor. Bu aynen dünyadaki ilk yaşayan hücrenin üreme şekli gibi ki o değil mi tüm evrimcilerin Adem'i...

Umarım Müslüman kardeşlerimi de çok kızdırmamışımdır. Ne kadar sürç-i lisan ettimse affola. Kalın sağlıcakla. C:
  • Paylaş
Herkes kendi çıkarları peşinde. Evrim teorisi, teoriden çıkıp bir kanuna dönüşürse din adamları veya dini sömürü aracı olarak kullananlar silinip giderler. Hoş tabi bizim ülkemizde bu kanun geçerli olmaz çünkü vatandaşlarımızın gözleri o kadar kör edilmiş ki...
  • Paylaş
6

No Name, teorilerin kanıtlanarak kanuna dönüşmesi gibi bir süreç yoktur. birşeyin teori olması zaten onun birçok sağlam delille desteklenmiş olduğunu ve birçok testi geçtiğini gösterir...

Realeci, şu an elde olan deliller bu teoriyi destekler,ıspatlamaz. ıspatlayacak kadar kesin deliller elde edildiği zaman kanuna dönüşür.yani şu an evrim teorisi kanuna dönüşecek kadar yeterli delillere sahip değildir,o yüzden teori olarak kalmıştır.ama mantık işin içine girince evrim teorisi kesinlikle daha akla yatkındır.

No Name, ben blog yazısını örnek olsun diye verdim. bu konuda birçok bilim insanının görüş ve yazılarını zaten okumuş durumdayım. evrim teorisinin ispatlanması ve kanun olması diye birşey olmayacak. bilimde böyle bir mekanikma böyle bir süreç yok. internette biraz araştırırsan bunu görürsün zaten. bilimsel teori ile kanunun farkını ingilizce olarak google'da ara istersen. bu konuda bilim insanları tarafından yazılmış ve açıklayıcı birçok yazı bulabilirsin...

Realeci, ya o kadar komikki ikimizde aynı şeyi savunuyoruz ama anlam karmaşası yaşıyoruz.özet şu,evet evrim teorisi vardır ama kesin bir dille konuşmak için de açıklanması gereken noktalar vardır.seninde bloglarda yazılanları okumanı değil de, bilimsel programları izleyerek ve okuyarak düşünce yürütmeni öneririm

No Name, sözlükle olmaz bu işler. bilimsel konularda sözlüğü referans almak hata olur. bilimsel teoriler kanıtlanarak kanuna dönüşmez. bu yanlış bir görüş. böyle birşey yok. biraz araştırmanı öneririm...

Realeci, sanırım anlam karmaşası yaşanıyor.teori ile kanunun arasındaki anlam farkına sözlükten bakmanızı öneririm.kanunlar sadece matematiksel ısptlara dayanmaz.ayrıca gönderdiğiniz linkte de "bilimsel teori o olayın nasıl gerçekleştiğini açıklamaya çalışır, (Evrim teorisi, yerçekimi teorisi, gibi)" yazıyor. yani açıklamaya çalışır ama oraya kesin bir tanı koymaz,koymaya çalışır.kesin tanı konması için açıklaması gereken bir çok nokta vardır.

Dogmatik yaklaşımı bir kenara bırakırsak işin felsefesinin doğru aktarılmadığı. Aktaranların da "gebeşlerinde" aşağılar üslup içerisinde, işte biz gerçeği biliyoruz dediği NGC'nin de kıçını yırtarak anlattığı bir unsur. Burada sorulması gereken soru hangi pozitif bulgular eldedir?
  • Paylaş
İnanmak istediklerine inanıyorlar. Aslında çoooook acı geliyor onlara bir gün sadece toprak olacakları ve onları koruyan kollayan gözeten insan üstü bir varlığın aslında hiç var olmayışı.
  • Paylaş
Bilimsel olarak henüz kanıtlanmış bir şey yok ki. Gelip gelip sonunda tıkanıyor her şey ve sonunda ilahi güce bağlıyorlar. Tabi bunu yapan bizim kopyacı evrim profesörleri. Çünkü birileri ne derse onlar da onu kopya edip Türkiye'de anlatıyor. Kattıkları hiçbir şey yok yani. Beyniyle bir şeyler üretmeyi beceremeyen insanların Allah' ın varlığına inanmamaları gayet normal :)
  • Paylaş
Pasif direniyorum...
  • Paylaş
Bazıları evrimi yanlış anlıyorlar ve hala da devam ediyor...
  • Paylaş
İnsanlar açıklamakta aciz kaldıkları hususları yaratana atarlar... Günah keçisi yaratan olur... Kendileri; gelişmeyi, bilimi, öğrenmeyi ihmal ettiklerinden... Bence, Yaratan cennet cehennemi aklını ve bilimi kullanmakta ısrar edenler için... Yaratmıştır... Sanırım aklını kullanmayanların gidecekleri yer... (korku) cehennem olacaktır... Eski zamanların rahiplerinin yerini, modern zamanlarda, bilim rahipleri almıştır... İnsan kendisini keşfedememişken, kendi sorunlarını çözmekten acizken, yaşamın her anının evrimsel gelişime tabi olduğunu ve mekanik biçimde art arda evrimsel değişimin olduğunu söylemek güçtür... Eğer evrim var ise, neden dinazor lar... Evrime yenik düşüp yok olmuşlardır... Buda bir evrim dir demek doğru değildir... Entropiniz kadar evrime uyum sağlarsınız... Evrim yaşamın kendisidir... Evrime, bilime inanmakta, dogmalara inanmak kadar, inançlı olmaktır... Biri aklına, öbürü akıl ötesi şeylere itibar etmektedir. . .
  • Paylaş
Bilimsel gerçek dediğin bir şey yok ki bu konuda. En az evrimi savunanlar kadar reddedenlerin de güçlü kanıtları var.
  • Paylaş
2

No Name, yapma ya :))

No Name, ben o güçlü(!!!) kanıtları çok iyi biliyorum hiç merak etme :))

bilimsel gerçek dediğimiz şey insanoğlunun yaratılmışların en kıymetlisi olarak dünyaya geldiğini görmezden gelip de hayvanlaşma çabası içinde olmasıysa hakikaten gülünç buluyorum.
  • Paylaş
3

No Name, insan dediğin şey zaten hayvandır. sen kendini neden bir hayvandan daha üstün görüyosun? ne özelliğin var?

Lale Lal, biyolojik olarak hayvan sınıfına sokulmamız haricinde hiçbir hayvani vasıf kabul edemem. hayvan hayvandır ve onun gereğını en güzel şekilde yerine getirir almış olduğu emirler doğrultusunda eksiksiz yaşar ama bizler insan olarak buda zorlanıyoruz. bize verilen görevi yerine getırmıyor ve sorgulama yapıoruz itaatsizlik edıyoruz. çünki herbirimizin kedine göre geliştrmiş olduğu bir düşünce dünyası var. en büyük farklardan biri budur.

Erdal, düşünce dünyasını bu konuda boşver önemli olan bilimcilerin çıkardığı sonuçları anlamaya çalışmak, evrimin doğru olduğu günlük hayattan tut milyonlarca yıl önceki fossillerden gayet rahat şekilde görebiliyoruz! istersen sana fosillerle ilgili bire bir makaleleri atarım ne değişir ki?

Sizlerle aptalca bir tartışmaya girecek değilim... Biraz kafanızı kullansanız? Hadi diyelim ki insanlar ve canlılar evrim sonucu bugüne geldi... Peki çok güvendiğimiz bilim sonsuz evrenin hatasız ve sistematik dengesini neyle açıklayacak... Etrafınıza bir bakın, bu kadar mükemmel bir dizayn, bu kadar mükemmel canlılar, bu kadar mükemmel ve açıklaması imkansız evren, gelişe gelişe mi oluyor, tesadüfen mi oluyor, yoksa bir yaratıcının emri ile mi ama ben size ne desem boş, çünkü nasıl ki sizler evrimi kabul edip inanıyorsanız, ben de varoluşu savunuyorum... Size tek söyleyeceğim var ki köprüde görüşürüz... Anladınız hangi köprü olduğunu :)
  • Paylaş
1

No Name, ya modası geçmedi mi artık bu zırvaların???

İnançları haklı çıkarmak için evrime saldırı var diyorsunuz, ama bulduğunuz her ortamda inançları olan insanlara saldırıyorsunuz... "Giordano" sana ben açıklama yapmakla kendimi yoramam gerçekten... Şartlanmış bir psikoloji içerisindesin... Sana sistematik ve hatasız bir denge söyleyeyim de biraz cehaletin aydınlansın... Gel-git olayının mantığında biliyorsun ki ayın dünyaya yaklaşması ve uzaklaşması var... (En basit açıklaması ile.) Düşünsene bir güneş sistemi, merkezinde bir güneş ve etrafında gezegenler... Lütfen bir araştırma yapar mısın, ola ki güneş bir gün dünyaya mevcut durumundan biraz daha yaklaştı... Ne olacağını düşünüyorsun dünyada... Herhalde hava çok sıcak hadi güneşlenelim demezsin değil mi? Otur, biraz düşün milyarlarca yıldır, aynı sistemle hareket eden gezegenler güneş sistemi, tesadüfen mi orada... (Bak farkındaysan insandan bahsetmiyorum... Neden o çok güvendiğin bilim evrendeki karanlık maddeyi açıklayamıyor, neden çok güvendiğin bilim ölüme çare bulamıyor, neden çok güvendiğin bilim kansere %100 çare bulamıyor. Kendinizi biraz daha düşünceye sevk edin ama masallara değil... Korkmayın Allah'ın merhameti o kadar çok ki belki sen de faydalanırsın...)
  • Paylaş
Giordanoya; kuşların kanatlarının ve bilumum canlıların gözlerinin nasıl evrimleştiğini cümle aleme açıklar mısınız? Misal; en küçüklerden serçe ve en büyüklerden kartal güzel güzel uçarken, gariban tavukla bahtsız deve kuşu neden uçamıyor? Bu evrim bazılarına torpil mi geçiyor?
  • Paylaş
Hiçbir bulgu yok Darvinizm ile ilgili.
  • Paylaş
Bilimsel gerçek diye uydurulan bazı safsataları haklı çıkarmak uğruna, dini gerçeklerin bilinçli olarak çarpıtılıp, yüce dinimiz İslamiyet'e saldırılmasını hiç iyi karşılamıyorum.
  • Paylaş
Sevgili giordano; ne yazık ki kanatlar ve gözlerle ilgili bir sürü bilimsel çalışma maalesef yok. Bir kaç tane yazılmış yazı var. Bilimin arada doldurması gereken epey bir boşluk var. Bana soruna gelince; zaten bir yaratan olduğuna inandığın zaman devekuşundaki kanadı açıklamak gerekmiyor. Biz ona aramızda Allah (c.c) öyle yaratmış diyoruz ve kabulleniyoruz ( tabi bu yazdıklarımdan bilime inanmıyoruz hiçbir şeyi kabul etmiyoruz gibi bir anlam çıkarma aksine bilimin ve bilim insanlarının öneminin herkesten çok farkındayız) :). Lakin şimdi bırakalım evrim var mı yok mu tartışmasını. Çünkü bu dünya yok olana kadar bu konuyu daha çok tartışırlar fakat kimse birbirini ikna edemez. Bu yüzden bizim de zamanımız fazla olmadığından, ben bir Müslüman olarak üzerime düşen vazifeyi yaparak seni dine davet ediyorum. En azından üşenmeyip bir kez olsun Kuran-ı Kerim i normal bir bilimsel makale yada kitap gibi okumanı tavsiye ediyorum. Aradığın bazı cevapları orada bulacağına şüphem yok. Sağlıcakla kal....
  • Paylaş
İnançları haklı çıkarmak için mi bilimsel gerçekler çarpıtılıyormuş? :) Sizin bilimsel gerçek dediğiniz "Evrim" elle tutulur bir bilgi değil, sadece bir teori ve bu güne kadar doğruluğu ilimsel olarak asla kanıtlanamadı. Siz kanıtlanmış bilgiden haber verin bakın bakalım hiç bir dindar buna karşı çıkıyor mu... Evrim teorisine yapılan eleştirileri de bilim düşmanlığı olarak etiketlemeyi de bırakın artık çok komik oluyorsunuz. Ruhu inkar eden evrimciler, kör insanların nasıl rüya görebildiklerini bu güne kadar hâlâ açıklayamamışken, evrime yapılan eleştirileri bilim düşmanlığı olarak algılamak sadece acizliktir. Evrimcilerin Piltdawn sahtekarlığından sonra kalkıp da Evrim'e hâlâ 'bilim' demek ne kadar komik...
  • Paylaş
Neyine saldıralım ki bu teoriye... yok ki evrim diye bir şey...
  • Paylaş
4

Kağan Gök, sizlerle aptalca bir tartışmaya girecek değilim...Biraz kafanızı kullansanız ? Hadi diyelimki insanlar ve calılar evrim sonucu bugüne geldi..Peki çok güvendiğimiz bilim Sonsuz evrenin hatasız ve sistematik dengesini neyle açıklayacak..Etrafınıza bir bakın, bu kadar mükemmel bir dizayn, bu kadar mükemmel canlılar, bu kadar mükemmel ve açıklaması imkansız evren, gelişe gelişe gelişemi oluyor, tesadüfernmi oluyor, yoksa bir yaratıcının emri ilemi..Ama ben size ne desem boş, çünkü nasıl ki sizler evrimi kabul edip inanıyorsanız, bende varoluşu savunuyorum..Size tek söyleyeceğim varki körüde görüşürüz..anladınız hangi köprü olduğunu :)

Erdal, bir şey diyim mi kaangok sen evrendeki hangi düzenden bahsediyon? Biraz oku bakalım acaba dünyada düzen mi var kaos mu? bakalım anlıyacabilecek misin! Bilimin çıkardığı sonuçlara diyecek bir şey olamaz ancak evrene gelince evrenin e sinden haberi olmayan insan hımm bu böyle ise ve bilim anlatamıyorsa kesin tanrının işidir diyerek tatmin olursunuz işin kötü yanı bilimin açıklayamadığı şeylerin çoğu açıklanmış durumda ondan bile haberiniz yok!

Realeci, evrimi reddedenlerin kanıtları sadece okuduklarından ibaret.elle tutulur bilimsel bir kanıt yok.

No Name, yok tabi. biz de zaten büyük zihirbazın şapkasından tavşan çıkarması gibi bir hokus pokus ile var olduk :))

Bak kurduğun cümlenin tam tersini yazınca sebebi ortaya çıkıyor;

Evrimi haklı çıkarmak uğruna inanç gerçeklerini bilinçli olarak çarpıtılarak, inanç gerçeğine saldırılmasını nasıl karşılıyorsunuz?
  • Paylaş
Sonraki Soru
HESAP OLUŞTUR

İstatistikler

3951 Görüntülenme19 Takipçi26 Yanıt