Bilmek istediğin her şeye ulaş

Ben kendimi ne şehirli gibi hissediyorum ne de köylü gibi. Peki ya siz nasıl hissediyorsunuz?

Bu soruda hedeflediğim kitle daha çok kırsal kesimden büyükşehire gelen insanlar ancak tecrübe etmeyenlerin yorumlarını da memnuniyetle kabul edeceğim. Ben kendi adıma okul için gelip, iş için yerleştiğim bu büyükşehirde kendimi evimde gibi rahat hissetmiyorum. Öte yandan, artık geldiğim yerin insanlarından da çok farklıyım; onlar gibi hissetmiyorum, düşünmüyorum. Siz de böyle bir boşluk hissettiniz mi? O boşluğu yok edebildiniz mi? Hiçbiri değilse bile bu boşluk hakkında ne düşünüyorsunuz? Not: Köyde değil kasabada büyüdüm aslında ama başlıkta bu daha şık durdu sanki :)Düzenle
Tamam ben hedef kitleye hiç dahil değilim, doğma büyüme şehirliyim ama soru zihnimde bir sürü anı canlandırdı. Evet Ankara havası duyunca bir gülümserim, aklıma da çocukluğum gelir ama onla bağlantım o kadar. Ben her zaman kendimi olduğum yere ait hissettim. Biliyorum çok garip, doğduğum değil, doyduğum da değil olduğum yer... Şu anda kafamda kulaklık var, gitar çalıyor ve kendi garip, müziksel dünyamdayım ve bu teçhizatın aynısı nerede olursa olsun kendimi oraya ait hissederdim. Bunu çok düşündüm, bütün bunları alıp ayrı bir gezegene koysalar yine kendimi oraya ait hissederdim. . .
  • Paylaş
8

Bazarov, Galiba kendimi doğru şekilde ifade edemedim. Ya da siz hedef kitlede olmadığınızdan beni anlayamadınız :)

Şaman, Yok hem kendinizi çok güzel ifade etmişsiniz hem de gayet güzel anladım. Sadece açıklamayı okumadan önce soruyu gördüğümde cevap zihnimde canlandı ve açıklamaya uymamasına rağmen heba olmasın diye yazdım ☺

Bazarov, Soruyu ve açıklamayı değiştirdim. Yeniden bir cevap yazmak isterseniz önceki yazdığını düzeltebilirsiniz ve bu yorumları silebiliriz.

Şaman, Soru da açıklaması da hala çok güzel ve açıklayıcı. Yanıtımı da hala beğeniyorum.

Şaman, Teşekkür ederim Bazarov. Aslında yanıtım da soruya güzel bir yanıt oluşturuyor. Kişi kendini kendi ayaklarının bastığı yere ait hissederse gerçekten mekandan bağımsız olabiliyor. Türkiye'de değil ama Avrupa'da köyde hatta çiftlikte de yaşadım, her yere kendimi götürdüm yani ait olduğum mekanı yani derimi... Bence insan her yerde kendine iyi gelen bir şeyler bulup yapabilir ve bu onun aidiyet hislerini değiştirebilir.

Bazarov, İyi gelen bir şeyler bulup yapabilir bu konuda hemfikiriz ancak bu oraya ait hissetmek için yeterli değil. Etrafımdaki insanların konuşmalarına, yaptıklarına anlam veremiyorum çoğu zaman. Değerlerimizin farklı olduğunu düşünüyorum. Beni burada tutan nedir sorusuna cevap veremiyorum. Şunu da belirtmek isterim klişe sahil kasabası geyiklerinden farklı bir şeyden bahsediyorum. Ne balıkçılıktan anlarım ne çiftçilikten ne elimden bir iş gelir. Kendi halinde; bir şeyler üretip onlar çerçevesinde yaşayan insan olma yeterliliğine de sahip değilim. Ne yapacağım ben? :)

Bu arada soru için birilerinden yanıt isteyebilir misin? Not kısmına Bazarov davet etti diyebilirsin. Arkadaş olmadığından cevap istemek pek mümkün değil.

Şaman, Yaptım ☺

Bazarov, Tesekkur ederim :)

Jared Diamond insanın yerleşik hayata geçişini en büyük hata olarak görmüştür . Ona göre insanların kalabalıklaşarak bir araya toplanması sosyal eşitsizliğe, ırkçılığa, kadınların ezilmesine, savaşlara, hastalıklara, totaliter rejimlere, her bi kötü şeye yol açmıştır. Kapitalizm başka bir yaşam tarzını öngörmez zaten.Sizin içinde bulunduğunuz ortama adapte olma veya yadırgama gibi bir durumunuz varsa kapitalizm hemen ona da bir çare bulacak okul , iş , vb. Gerekçelerle kendi çarkına katacaktır. Bu çarka katıldıktan sonra da ortaya çıkan yalnızlık , belirsizlik duygusu için yapacak tek bir şeyiniz vardır. Sıkıldığınız , ezberlediğiniz bu diyardan kaçmak . Hadi gel köyümüze geri dönelim diye türkü çığıracaksınız ama ne yazık ki ''o köy sizin köyünüz'' olarak kalacaktır. Şehir kanınıza girmiştir bir kere ve gidemeyeceksinizdir. Şimdi ''ben dünyaya bu kadar sıkışmamıştım'' şarkısını söylerken inploid'de yorum yazıyor olacaksınız Bazarov. Olsun kimbilir böyle ne mutluluklarınız vardır :)
  • Paylaş
3

Bazarov, Şu Tüfek, Mikrop ve Çelik kitabının yazarından bahsediyorsunuz, bir türlü okuyamadığım bir kitaptır. Belki de öncelik vermeliyim. Yerleşik hayata geçiş bir hata mıdır bilemiyorum ama doğadan kopuş bence çok büyük bir hata. Bir anda sahipsiz, kimsesiz ve amaçsız kaldık. Ben özenli yaşayan biri olarak o söylediğiniz saçma mutluluklarla kendimi kandırmamaya dikkat ediyorum. O şarkıyı da neyse ki bilmiyorum :) Gerçi bakınca tanıdım da neyse :)

Çiğdem Çelik, Altyorumda beğeni yok ya beğenimi yazarak ifade edeyim .Evet insan mahvettiği doğa olmadan eksiktir.Bunu anlamıs olmak anlayanlar için bir kazanımdır .O bağlamda sizi tebrik ediyorum Bazarov.Sahte mutluluk derken insanca şeylere sahte diyemeyiz bu arada .Donanım kazanmış oluruz.

Bazarov, Teşekkür ederim Çiğdem. İnsanca şeylere elbette sahte diyemeyiz. Kapitalizm işle, okulla sizi oyalar, çarkına katar demiştiniz ya ben onları düşünerek sahte mutluluklar dedim.

Köyde büyümedim ama annem köylü olduğundan tatillerimin büyük kısmını köyde geçirerek yetiştim. Köy işlerinden anlamam ama köyde yaşamaktan keyif alırım. Büyük bir şehirde yaşıyorum kendimi burada rahat ve huzurlu hissediyorum. Kırsal bölgelerde çalıştım, oraları da sevdim. Kısaca her yerde mutlu ve huzurluyum. Her ne kadar yaşadığım yerlere kök salmaktan güven duysam da, farklı yerler heyecan duygumu ateşler, her yere ait olabilirim.

Ben aile-sever biriyim, onlarla birlikte olduğum her yer benim "evim" diye hissediyorum.

Lakin kendini diğerlerinden farklı hissetmekse mesele, aslını isterseniz yaşadığım her yerde kendimi diğerlerinden farklı hissettim, hissediyorum. Bu kötü bir şey mi? Bazen yalnızlık hissi oluştursa da bu güzel bir şey bence. Bu özgünlük, bu ilkeli prensipli olmak demek.

İçinizdeki boşluk, hayatınızdaki eksikliklerden kaynaklanıyor olabilir.
  • Paylaş
3

Bazarov, İçimdeki boşluk insanlarla ilgili ve çevrendeki insanları sorgularken hemen yaşadığın çevreyi de sorguluyorsun. Yani başlık sizin söylediğinizden farklı değil. Benim sorunum uyum sağlamak, korkmak vs değil. Neden bu kalabalık, pahalı, güvensiz, duyarsız insanlardan oluşan, bireyci şehirdeyim diye düşünüyorum. Fakat dönsem kırsala orda da yapamayabilirim gibi geliyor. Bu kalabalıkta kendimizi mi oyalıyoruz nedir anlamadım :) Nereye gidersen git o boşluk dolmayacak derseniz ona bir şey diyemem. Ama yine de kendime daha uygun bir yer seçme ihtimalim varsa o seçimi gerçekleştirmek isterim.

Bazarov, Bu arada siz şimdi büyükşehirde mi yaşıyorsunuz? Sizin karşılaştırmanız nasıl çalıştığınız kırsal kesimlerle?

Yoldan Geçen, Büyük bir şehirde yaşıyorum ancak tüm aile, akraba ve yakın dostlarım burada. Apartmanımızda komşuluk ilişkileri de hem seviyeli hem yakın. Bu gün sokakta kalsam kapısını çalabileceğim en az 20 kişi var. Yaşadığım kırsal bölgelerde aynı samimi ilişkiyi arkadaşlarımla kurmuştum. Sanırım şehirdeki boşluk oluşturabilecek en önemli unsur "güven" duygusu. Güven ihtiyacının tatmini en çok insani ilişkiler ile mümkün. Güven yaşadığımız yere değil birlikte olduğumuz insanlara bağlı.

Ben kendimi hala konar göçer yörük gibi hissediyorum :) İlkokula başlayana kadar dedemden miras kalan koyun sürümüzle yazları toroslarda kışları manavgatta (Antalya ilçesi) baharları konya ovasında tam manasıyla yörüklük yapardık. Sonra ilkokula başlayınca abim sonra ben aile manavgata yerleşti yayla işleri rafa kalktı, köy ilçe merkezine yakın bir yerdeydi şehre yakındık ilk başta cazip geldi şehir. Sonra büyüdüm lise bitti üniversiteye İstanbul'a. Yetmedi Erasmusla önce Polonya sonra Finlandiya :) Üniversite bir bitti hayatın asıl acı tadı gelmeye başladı ne şehir ne de büyükşehir tat vermez oldu. Geçmişe dönüp bakınca en çok özlediğim zamanların o göçebelik zamanları olduğunu anlıyorum her seferinde. Temiz, yeşil, doğal, şehir gibi yapay değil, fitne fesat yok, birbirinin yüzüne bile bakmayan değil her akşam başka bir evde sofra başında toplanan kalabalıklar, samimiyet ... En iyi oyunlar, en iyi oyun arkadaşları... Bok vardı sanki şehirde şimdi koyun güdüyor olsam yaylada huzur dolu olurdu içim eminim. Hem de güvenli dağda tek korkumuz kurttu ayıydı onlara da bir ışık bir kangal kaçıp giderdi. Şehirde öyle mi şehirde düşmanın hırsız, arsız, katil, cani, gözü dönmüş ülkede olanları biliyoruz malum.. Neyse konuyu saptırmadan benim içimde hala yörüklük, orta asya ruhu bozkır ruhu var anladım bunu :) O yüzden birgün 5 10 koyun alıp kaçarsam toroslara şaşırmam :)
  • Paylaş
1

Bazarov, Şimdiye kadar aldığım en güzel cevap :) Benim hislerim sizinkilere çok benziyor. Yalnız ben köy hayatına sizin kadar adapte olamam ben en fazla kasabaya dönebilirim. Bu da beni ayrıca üzüyor. Kırsala dönsem kendi kendime yetecek, bir şeyler üretecek kapasiteye sahip değilim. Onlardan da vazgeçtik okul okuyup şehire gelelim diye. Sonuç?

Köylüyüm Türkiyede. İnsanca yaşamak için kişiye devletin zaman ayırması gerekir. Sanat, kültür, tarih vb ilgi alanlarında zaman bulmak imkansız bizim gibi köylü ülkelerde. İsveç miydi o çöpten enerji sağlayan. Çöpü olmadığı için çöpü başka yerde arayan. Hangi ülkeydi bu teknolojik gelişmelere göre çalışma saatini 6 saate düşürmeli diyen. Hangi ülkeydi insanlara 2500 dolar dağıtalım diye parlemnetosunu toplayan.
Kanımca şehir devletleri var. Biz köylüyüz. Beşiktaş taksim arası bu kadar yazabildim. Teşekkürker
  • Paylaş
2

Bazarov, Büyükşehirdeki zamana darlığından, acele etme, koşturma durumundan ben de çok rahatsızım. Köy hayatına özlemim biraz da bu yüzden. Beşiktaş taksim arası 5 dakikalık yol ama gel gör ki internete girip cevap yazıyor, kimbilir haberlere bakıyor, online işlerini de hallediyor olabilirsin. Zorluyoruz kendimizi ama yine de gitmiyoruz.

Doğan Ataman, Zorluyoruz kendimizi. Gidemiyoruz. Haklısınız.

Ben İstanbul' da doğdum 18 yaşındayım ve yılın 10 ayını İstanbul'da geçiriyorum diğer 2 ayını ise tatil için köyde geçiriyorum. Tatil denmez aslında çünkü aynı zamanda çiftçi olduğumuz için çiftlik işleriyle de uğraşıyoruz. Yani 10 ay şehirli 2 ay köylü hissediyorum ben kendimi. Çevrem temizse iyiyse hemen adapte oluyorum arkadaşda önemli.
  • Paylaş
3

Bazarov, 2 aylığına bulunduğum şehirden ayrılma özgürlüğüm olsa hiç şikayet etmezdim. Sakın mezun olma Cahit :)

Doğan Ataman, Değerli bazarov, her ikisini de hissetmeye iyi örnek değil mi? Nesnel koşullar kişiliği, hissiyatı etkilemez mi?

Bazarov, Bence de etkiler tabii. Arkadaşın durumu çok güzel. Bu nedenle ne kadar şanslı olduğuna vurgu yaptım.

Sonraki Soru
HESAP OLUŞTUR

İstatistikler

100 Görüntülenme7 Takipçi6 Yanıt

Konu Başlıkları