Bilmek istediğin her şeye ulaş

Kitaplara sahip olmak ve onları biriktirmek önemli midir? Niçin?

Kitapları kiralama imkanınız olduğu halde yine de satın almayı tercih ediyor musunuz? Satın alırken sıfır olmasına özen gösteriyor musunuz? İstisnai durumlar dışında bir kez okunan ardından yıllarca raflarda duran kitaplara sahip olmak sizce de gereksiz değil mi? Bu konulardaki fikirlerinizi paylaşırsanız sevinirim.Düzenle
Son birkaç yıla kadar okuduğum hiçbir kitabı elimde tutmadım. Ya birilerine verdim ya da topluca bir sahafa vs. ama artık nedense saklama gereği duymaya başladım. Arada bakıp "vay be ne kitaptı" demek istiyorum sanırım artık :). Yaş kemale eriyor mu nedir :P.

Okuduğum kitapları genelde satın aldım (yazan kişiye destek olmak adına), ödünç aldığım çok azdır. İkinci el kitap konusunda fikrim de şu; hırpalanmamış ise tercih edilebilir ancak bazı kitaplar beklemekten (divan altlarında, kutuların içinde), kitaptaki baskı kokusu yerini daha kötü bir kokuya bırakıyor (bana öyle geliyor ya da), o kötü koku beni rahatsız ediyor, o yüzden aradığım çok eski bir kitap da olsa yeni baskısını bulmaya çalışırım ben.
  • Paylaş
Kitap biriktirmeyi seviyorum çünkü tekrar okumak isteyebileceğim kitaplar oluyor. Bir de benim kitapları biriktirmeyi sevmemin nedeni ilk baskıları bulmaya çalışmak. Eski kitap kokusunu da çok sevdiğimden biriktirmek hoşuma gidiyor. Madem kitap biriktiriyorsun, paylaşıyor musun diye de sorabilirsiniz. Paylaşmam, çünkü kitabın ucu falan bükülüyor, vs.. Verdiğim gibi gelmiyor. İçim gidiyor benim de. :P
  • Paylaş
OBir zamanlar çok özen gösterdiğim bir kütüphanem vardı. Eve gelen gidenin gözü takılırsa kitaplarla ilgili konuşmalar olur, güzel sohbetler dönerdi. Paylaşmayı sevmezdim, istemeye istemeye ödünç verirdim. Giden kitaplar %95 oranında dönmedi, ben de çok sık taşındığım için bazı kitaplar bazı yerlerde kaldı. Şuan kitap biriktirme gibi bir takıntım yok. İçime kapandığım dönemlerde çok fazla okuduğum için kütüphaneden ödünç almak daha çok işime geliyor. Kitaplara geri dönüp bakmak güzel tabi ki, okuduğun bütün kitapları biriktirmek gereksiz diyemem ama not alarak kitap okuma alışkanlığı kazanıldığında aldığınız notlara dönmek de tatmin edici olabiliyor. Kitaplar tozlu raflarda duracaksa, başkalarına ödünç bile verilmeyecekse bence çok anlamı yok. Zaten kitaplarımı paylaşmayı Gezi zamanında öğrenmiştim. Çanta çanta kitap götürüp, çanta çanta kitap almıştım o kütüphaneden. O zamanlardan beri de ne okuduğuma bakıyorum daha çok, kütüphanemde kaç tane kitap olduğuna değil.
  • Paylaş
Ben kitap biriktirmeyi hiç sevmiyorum. Sanki o zaman gövde gösteri yapıyormuş gibi hissediyorum kendimi. Bende kitap değil, kitaptan aldığım notlar, öğrendiğim bilgiler değerlidir. Onun içindir ki, evimde referans kitaplar hariç (genelde meslekle alakalı olanlar) kitap tutmamaya özen gösteriyorum. Genelde yakın çevreme hediye etmeyi seviyorum. Bazen de metroda otobüste bilinçli olarak bırakıyorum. Kimse benim ne kadar kitap okuduğumu kitaplığıma bakarak anlamak zorunda değil. Aynı şekilde kitaplarını paylaşmayan kişilerin de, bencil olduklarını düşünüyorum. Ayrıca kitaplarıyla da övünmeye çalıştıklarını, bak ben ne kadar da kitap okumayı seven birisiyim dercesine... Verin gitsin arkadaş, memlekete kitap okuyan bireyler lazım :)
  • Paylaş
Bir kitabı ödünç almış ya da kiralamış olmak, okumak için kısıtlı zamanınız olduğu anlamına geleceğinden kendinizi baskı altında hissedersiniz. Şayet okuduktan sonra kitapla işinizin bittiğini düşünüyorsanız okumak isteyen birine verebilirsiniz. Benim tercihim satın almaktan yanadır. Fakat şunun farkına vardım ki okuyup sevdiğim bir kitabı ikinci kez okumam için muhtemelen yeterli zamanım olmayacak. Çünkü okunacak çok fazla kitap var.
  • Paylaş
İnsan okuduğu tüm kitaplara hakim olamaz. Ancak hoşuna giden, donanımlı bir kitabı, kitapları, yazarları kendi dolabında bulundurması şarttır. Okuduğu kitapların önemli ilgi çekici yerleri taşırmadan, sağa sola sapmadan bir güzel renkli kalemlerle işaretlenecek. Hatta yanına kenarına notlar düşülecek. Bu konulardan bahis açıldığında: efendim şu kitapta bu konuya değiniliyor durun bir altını çizmiştim size okuyayım. Bu bir şiir kitabı da olabilir. Rastgele açmayacaksın sayfaları, altını çizdiklerini açacaksın. Aşağı yukarı tahmin edebileceksin aradığını hangi kitapta bulacağını.

Eve gelen misafirlerine de okuyacaksın zaman zaman.
İnanın bana bir kitap elinizden çıkmaya dursun, çok geçmeden yabancı bir adam olur, hiç tanışık olmadığınız bir adam.

Nietzsche bakın lütfen: Ecce Homo adlı kitabın son yapraklarını okuyacak olursunuz şu cümlelerine şahit olursunuz. '' Aslında Fransız edebiyatındaki bir kaç isimden fazlası değildir, okuyup durduğum ''.
Yani demek istediğim şu: eğer yetkin bir okuyucu olmak istiyorsanız; okuduğunuz güzel kitapları rafınıza yerleştireceksiniz. Arada bir açıp okuyacaksınız, kendinize, sevdiklerinize.

Bu kitabı okudum şu rafta dursun, görenler hayran kalsın diye kitap biriktireceksiniz eğer: Cahilliğini üzerindeki şık elbiseyle gizleyen şımarık zenginlerden hiçbir farkınız kalmaz.

Mesela ben şöyle yaparım: Önce kitabı seçerken bir güzel didik didik araştırırım. Bu adam bana bir şey katar mı? Buna karar verdikten sonra da alırım yanıma siyah, mavi, kırmızı renklı kalemlerimi başlarım okumaya. Yan taraflarına notlar düşerim. Alelacele bitireyim diye de acele etmem. Sindire sindire yavaş yavaş, anlayarak okurum. Hiç acelem yok. Kitap bittikten sonra bir güzel rafa yerleştiririm. Kitabı özümseyerek okuduğum için neredeyse bir iki hafta boyunca düşünce yapım bu kitaptaki hoş cümlelere göre şekillenir. Ancak çok geçmeden kendimi bu zincirlerden arındırıp başka bir kitapla buluşurum.
Kitaplarıma asla küsmem. Onları kimsenin de eline vermem. Çünkü altını çizdiğim yerler artık benim mahremiyetim olmuştur, altını çizdiğim kısımları okuyan biri beni aşağı yukarı tanımış olacaktır.

''' ... '''

''' . . . '''
  • Paylaş
Sonraki Soru
HESAP OLUŞTUR

İstatistikler

13 Görüntülenme8 Takipçi6 Yanıt