Bilmek istediğin her şeye ulaş

Kitaplardaki mühendislik ile gerçek hayattaki mühendislik aynı mı?

İTÜ'den mezun olduktan sonra ilk olarak Ar-Ge'de işe başladığımda "okul bize ne öğretti?" sorusunu sormuştum kendime. Bir çok arkadaşım da aynı soruyu sormuştu. Sonunda şuna kanaat getirdik; okul bize zorluklarla mücadele etmesini öğretti (o kadar kastırıcı sınavdan sonra) her şeyi kendimiz öğrenmeliydik iş hayatında :))
  • Paylaş
İlk üç sene öğrenilen temel kesinlikle aynı. Bir moment ya da gerilme hangi koda göre bakarsanız bakın aynıdır. 4. Sene alınan uzmanlık dersleri tabii ki pratiğe yöneliktir ve iş hayatında da her zaman projeden projeye değişkenlik gösterdiği için tabii ki aynı değildir ama yöntem aynıdır. Sonuçta her projede işi isteyen bir idare vardır ve o işi yüklenen bir yüklenici, iki taraf arasında işin nasıl yapılacağına dair şartlarda anlaşılır ve o şartlara göre iş yapılır. Bu da mühendislik 4. Senede öğrenilen yöntemdir.
  • Paylaş
Fransa'nın en ünlü şeflerinden biri kendi restoranında Risotto yapmaya karar verir. Daha sonra Risotto'yu bir kitaptan bakıp yapar. Ertesi gün Risotto'yu menüsüne koymadan önce yakın dostu bir İtalyan şefi, restoranına yaptığı Risotto'yu tatması ve değerlendirmesi için çağırır. İtalyan şef Risotto'yu tadar. Daha sonra Fransız şef fikrini sorar. İtalyan şef ise güzel olduğunu söyleyip restorandan ayrılır. Fakat restorandan ayrılmadan Fransız şefi kendi restoranına davet eder. Bir kaç gün sonra Fransız şef İtalyan şefin restoranına gelir. İtalyan şef ona kendi yaptığı Risottu'yu ikram eder. Risotto'yu tattıktan sonra Fransız şef, kitaba bakarak yaptığı ve menüsüne eklediği Risotto'yu hemen menüden çıkarır. Umarım bu kısa ve güzel hikaye soruna cevap olur.
  • Paylaş
Sanırım ne mühendisliği olduğuna bağlı. Benim işte kitaptan şaşmamak gerekiyor. Kitaplar minimum sağlamlığı yazıyorlar sadece onun üstüne bir şeyler koymak gibi bir inisiyatifimiz var ama dediğim gibi en düşük sağlamlık şartlarına kesinlikle uyuluyor. Bilgisayar için durum risottoya benzeyebilir tabi ki, her yazılımcı aynı işi gören programı başka yazar, kimininki daha hızlı olur, kimininki daha hassas...
  • Paylaş
Güvenlik sayısının 2 hatta 3 alındığı bir mühendislik alanında çalışıyorsan önce, "aman ne olacak dünya kadar payım var" diyorsun, Sonra düşünüyorsun... Kuralı koyan, kullandığın parametrelere o kadar güvenmiyor ki, ne olur ne olmaz diye sana iki kat güvenli çöz diyor. Bu nedenle tecrübe edilenin paylaşılmasında ve takip edilmesinde büyük fayda var.
  • Paylaş
1

Şaman, Üstat katsayı 2-3'de sizin dalda oluyor, zemin hocamız "zemin kadın gibidir çözülmez, anlaşılmaz" derdi. Kendisi de çok hoş bir kadındı C:

Eğer gerçekten mühendislik yaptığınız ve özellikle ARGE niteliği olan bir yerdeyseniz, evet aynen kitaplardaki gibi. Yani kitaplarda okutulanlar ile gerçek hayat ilgisiz sözü mühendislik yapılmayan ortamlar için geçerli.
  • Paylaş
Merhaba arkadaslar okulda öğrenilen derslerin süphesiz faydası büyüktür iş hayatında söyle bir durum var mühendislik 4. Sınıfta ayrılıyor seçmeli dersler geç kalınıyor. Daga erken seçmek daha uygundur. Mühendisin yapması gereken en önemli nokta bana göre kalityi ucuza mal etmektir. Diğerlerinden farkınızı burada yakalarsınız bunu nekadar cok basarırsanız maliyeti düsürüz hurda malzemeyi azaltırsanız o kadar iyi mühendis olma yolunda ilerliyorsunuz demektir
  • Paylaş
4

Dilara, Genç arkadaşım tam da öyle değil. 1. sınıfta temel dersler öğrenilir. 2. sınıf hem temel derslerin daha ilerisi hem de mühendislik derslerine hazırlayıcı derslerin sınıfıdır. 3. sınıfta sadece mühendislik dersleri alınır, 3. sınıf bittiğinde artık kişi mühendislik adına her şeyi yapabilir. 4. sınıfta ise hem uzmanlık hem de proje dersleri olur. Herkes kendi ilgi alnına göre mühendisliğini birazcık ilerletme şansı bulur. İş yaşamında uygulanan yöntemler 3. sınıf sonuna kadar öğrenilenlerle temelde aynıdır. 4. sınıfta artık belli yöntemler, kodlar belirlenerek çalışılır, bir miktar nasıl çalışılacağı öğrenilir ki bu da iş yaşamında kodlar, şartnameler, spesifikasyonlar farklı olsa da yöntem olarak kişiye yardımcı olur. Sadece bir miktar tecrübe olarak bakmak lazım 4. sene derslerine. Almanya şu anda bizim eski İTÜ'de olan 3+2 sistemine geçmektedir; yani lisans 3 sene ve yüksek lisans iki sene şeklinde. Zaten bizde de seçtiğiniz dala göre 4. sene aldığınız derslerin bir çoğu master dersleri oluyor. Kısaca dal seçme 4. seneden önce olamaz, olmamalıdır.

Diğer konu ise; yüksek dayanıma karşı düşük maliyet tabi ki önemlidir yazdığınız gibi ama düşük maliyet illa da hurda üretimiyle ölçülmez. İşçilik en yüksek maliyetlerden biridir, çok hurda üretip az işçilik kullanabilirsiniz ya da değişik konstrüksiyonlarla dayanımı öyle bir arttırırsınız ki kullandığınız malzemenin yarısı kadar bile hurda çıksa maliyetiniz düşer, daha bir çok yöntem var bunun için.

Aydinn, merhaba makine mühendisliği teknoloji fakülteleri 2.sınıf 2.dönem seçiyor.ve son yılı stajda geçiriyorlar.2.si bir çok yöntem var maliyeti düşürebilmek için sadece örnek verdim işçilik minimum olabilecek degerlerdeydi.

Dilara, Teknoloji fakülteleri konusunu ilk defa duydum ve İnternet'den baktım, ben tabii ki mühendislik fakültelerinden bahsetmiştim. Onun da sadece iki üniversitede olanlarından.

Mühendislik felsefesine gelince onu tartışmanız için bence çok erken. Önce mezun olup en az 2 sene piyasada çalışın ardından tümünü sizinle tartışmaya hazırım. Bence mucitlik yanı gelişmiş olan mühendis fark yaratır, gerisinin yapabileceği mühendisliği mutlaka bir mühendis yazılım olarak programlamıştır ya da programlayacaktır ki karşıma çıkan tüm mühendislik hamaliyelerini ben de yazılıma döküyorum. Bu konu ama dediğim gibi tartışmaya kapalı, önce piyasada mühendislik yapmanız gerekiyor. Biliyorum bu egonuza hoş gelmiyor ama ben de öğrenciyken çok farklı şeyler düşünüyordum, bugün çok farklı düşünüyorum.

Aydinn, evet tecrübe konusunda haklısınız ama yaptığım gözlemlerden faydalanarak bunları yazdım şöyle bir durumda söz konusu çalıılan yerin imkanları kapasitesi bunu unutmamak lazım.bu konununda tartışmaya kapalı oldugunu düşünmüyorum.fikirlerinize saygı duyuyorum.egoluk bir seyde yok.

Benim derslerden ve stajlardan edindiğim tecrübeye göre eğer mikro yapıda ve arge gerektiren kısımda çalışmıyorsanız, elektron mikroskopunda malzemeyi inceleyip dislokasyonlarını ve grain boundariesi bulup yönetme yada atomların dizilişlerini ve cubic cell yapılarını değiştirip bir maddeye onda olmayan bir özellik katmaya çalışmıyorsanız , ünide öğrendiklerimize pek de ihtiyaç yok gibi duruyor. Mezun olup çalışanlar daha iyi bilir tabi
  • Paylaş
Okulda verilen teorik bilgiler daha çok iş hayatında karşılaşacağın uygulamaları temellendirme amaçlı genel bilgiler. Daha çok yeni bilgiler öğrenme becerisini ve bakış açısını geliştiriyor. Zaten teknolojinin bu derece geliştiği ve detaylandığı bir dünyada dört yıllık mühendislik eğitiminin uzmanlık kazandırması düşünülemez. İleride çalışacağın alana ilişkin öngörülerin varsa okul döneminde bu yönde ek eğitim ve uygulamalarla bilgi ve deneyimlerini artırabilirsin. Özellikle teorik bilgileri henüz taze iken uygulamayla pekiştirirsen gerçek hayatta çok daha başarılı olursun. Bu bağlamda özellikle staj dönemlerini geçiştirmeden dolu dolu yaşamanı tavsiye ederim. Gerisi iş hayatındaki azim ve gayretlerine kalır. Önemli bir uyarım ÖĞRENMEDE ASLA GURUR YAPMA. KİMDEN VE NEREDEN OLURSA OLSUN MESLEĞİNE KATKI SAĞLAYACAK HER TÜRLÜ BİLGİ VE TECRÜBEYİ KAZANMAYA BAK. Gurur kırıcı , zor yada sıkıcı olarak gördüğün kısa süreli bir öğrenme gelecek hayatında birçok yeni fırsata kapı arayabilir.
  • Paylaş
Sonraki Soru
HESAP OLUŞTUR

İstatistikler

812 Görüntülenme12 Takipçi9 Yanıt

Konu Başlıkları