Bilmek istediğin her şeye ulaş

Kölelik ne zaman çöktü ve sizce bizler modern köleler miyiz?

Grileşiyor her kavram toplum evrildikçe, lakin taraflar, bu tarafların mirasçıları ve mirasları aynı paralelde devam ediyor. Efendiler köleler, yönetenler yönetilenler. Atanmış yöneticiler gerçek yöneticilerin gölgesi. Kendisine sadrazamlık verilmiş parlak, itaatkar çocuklar, belki de vekiller, (vekilharç)

Sistem bu tarafları kaim kılacak formata giriyor. Katılımcı demokrasi, parlamenter sistem, ya da eyalet başkanlık sistemi, adı ne olursa olsun, bu çizgiler korunacak şekilde yaşıyor. Hukuk, bürokrasi, teamüller her şey bunu sağlayacak hale getiriliyor. Sistem error verip başka birini üretse bile, bir el uzanıyor, öperse, devam ediyor, öpmezse, ekonomik tetikçiler, tetikçiler, konjunktur, dış müdahaleler, kriziyle, darbesiyle oyunu gerekirse kurallarını değiştirerek, onu alaşağı ediyor.

Fark şurada; birey ve toplum bu devasa stratejik dayatmayı algılayamıyor. Çünkü bütün modern argümanlar ona bulunduğu ortamın doğal olduğu hissini veriyor. Aslında eskiden de algılayamıyordu. Padişah Küffar üzerine yürüyün, din için devlet için dedi, hayda sefere. Her yöreden şu kadar Tımarlı Sipahi, şuradan şu kadar Kapıkulu Yeniçeri yürüyün savaşa. Şimdi de aynı şeyler geçerli. Bütün toplum rutin yaşamında kendi gerçeğinden başka gerçeği algılayamıyor.

Saddam Halepçe ye gaz attı, 300 sivili öldürdü, haydi demokrasi götürelim. Saddam sonrası çöken devlet ve toplum yapısı yüzünden 2 milyon insan öldü, kime ne... Nerede liboşlar, demokratlar, Apo'yu bile astırmayan Avrupa Medeniyeti, papası, binlerce toplum kuruluşu... Her şey göz göre göre...

Tarihsel anlamıyla zorunlu kölenin yerini yüksek maaşlı danışmanlar, masörler, şoförler, yardımcılar, hayat koçları, metresler, ultra fahişeler gönül rızasıyla almış zaten.

Bazı bilim adamları dünya ekonomisinin şu anki haliyle, tüm insanları ücretsiz doyurabileceğini iddia ediyor. Lakin Maslow'un tüm hiyerarşisi şu an kölelerin küçük dünyaları için sistem açısından vazgeçilmez kullanılası enstrümanlar.
  • Paylaş
"Şeytanın en büyük kurnazlığı, insanları aslında kendisinin var olmadığına inandırmaktır."

(The Usual Suspects)

Biz de köleliğin olmadığına inanıyoruz sadece...​
  • Paylaş
2

Sevgiseli, teşekkürler.

Resmi olarak "İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi"nin 4. maddesi ile kölelik tüm dünyada yasaklanmıştır. Modern köleler olduğumuz düşüncesine de kısmen katılmıyorum. Kimse şu an çalıştığı işte zorla tutulmuyor. İhtiyacınız olduğunu düşündüğünüz şeylere gerçekte ihtiyacınız olmadığı ayrımına varırsanız fikren de özgürleşirsiniz. Fakat sistemin insanları özgür bireyler olarak yetiştirmediği de aşikar.
  • Paylaş
Bu konuda ekşi sözlüğün kurucusu SSG'nin (Sedat Kapanoğlu) bir yazısını paylaşmak istiyorum:

"ya depresyon içinde bulunduğumuz hayata dair belli bir farkındalık seviyesinde gösterilebilecek en gerçekçi yaklaşım ve en normal tepkiyse ama toplumda üretim gücünün düşmesine yol açtığından küresel düzeyde hastalık olarak değerlendiriliyorsa? Belki de aslında neşeli ve hayatı sever halimiz bir kafa güzelliğinden ibarettir. Belki depresyon hakikattir. (bkz: conspiracy keanu)

sonuçta aslında hayatının çoğunluğu işçi arılar gibi küresel bir ekonomik çarkı çevirmek için çalışmaktan ibaret olan bireylerin hayatından mutlu olmak için nasıl bir gerekçesi olabilir? Sabah akşam bal taşıyan, hiçbir zaman kraliçe arıyla çiftleşemeyecek ya da kendi kovanına veya çocuklarına sahip olamayacak olan işçi arının hummalı bir şekilde polen ararken "ne kadar güzel bir gün" demesi nasıl mümkün olabilir?

işçi arı o farkındalık seviyesine ulaştığında mutsuz olmasından daha doğal bir sonuç olabilir mi? O arının yatağından çıkıp terliklerini giyip sabah 7'de yeniden mesaiye koyulmasının "doğru olan" olduğuna onu kim ikna edebilir? Hayatının anlamsızlığına bu kadar vakıf olmuşken "gel bizle takıl biraz sosyalleş unutacaksın"ın, "biraz nektar iç iyi gelir"in bu farkındalığa bir örtü değil de çözüm olduğuna kim kefil olabilir?

bu açıdan baktığımızda gerçek hastalığın ve gerçek depresyonun bizde değil de etrafımıza örülü bu yaşamsal düzende olduğunu söyleyebiliriz. Eğer borçlanma ekonomisi, gelir uçurumu, modern toplumsal yapı bizim genlerimize kodlanmış unsurlar değilse o zaman onlara karşı metabolizmanın gösterdiği tepkileri "doğal değil", "rahatsızlık", "hastalık" diye nitelendirmek de doğru olmamalı. Ama sisteme steteskopu dayayıp "hmm" deyip "sizin insan hayatına olan toleransınız düşmüş" diyen sistem doktorlarımız olmadığından ceremesini biz insanlar çekiyoruz anastasya. "

Orjinali için: eksisozluk.com/entry/38888854
  • Paylaş
4

Serkan Köse, Kesinlikle zamana ve duruma gore genisletilebilir ancak en genel hali insan olma durumuna genisliyor. Onunla ilgili senaryolar da sayica oldukca fazla olacaktir. Ancak degindigin noktalar da belki aynayi kendimize tutmamiz acizindan guzel. Ne de olsa kolelik nerede ve ne zaman olursa olsun insanin oldugu yerde var.. Ne garip canlilariz arkadas..

Ahmet Avcı, Güzel bir yazı...algı-farkındalık meselesinde benim yazıma paralel kesitler var..Daha da derinleşelebilir mevzu, yani yaşadığımız küresel ekonomik sistemin dayatmaları, buna gösterilen tepkinin depresyon olmasının aslında doğal olduğu..Çağımızın ruhu açısından bakılabilir..bunun için de, içinde yaşadığımız zaman, toplum, ekonomi, teknoloji kesitinde, bize sunulana bakmak lazım.

''Bazı açılardan kafama başka şeyler esse de, ne bileyim, dağlarda yaşayan tek başına bir avcı olsaydık..yazları avlarımızı dağ evine depolasak, zor kış günlerini minimum gayretlerle geçiren bir tarz içinde, dağ adamı olsaydık..bu sefer de, efendim ben hayvansal ihtiyaçlarımın kölesiyim, sürekli bunlar için avlanmak zorundayım..depresyondayım, mı(?), diyecektik, gibi bazı kıllanma durumları..''

Çağımızın ruhunu açmak için, mesela 1.Dünya Savaşı esnasında yaşıyor olsaydık, acı eşiğimiz ötelendikçe, mutluluk eşiğimiz düşecek, sadece normal, evimizde basit ve sıradan bir hayatla mutlu olma hayalleri kuracaktık, belki de..

Genel refah seviyemiz yükseldikçe, gıpta duygumuz artan ivmeyle bizi mutsuzluğa gark edecek...eğitimli, entellektüel, dünyada olup bitenden haberi olan ve görecek(?) donanıma kavuşanlar, pek alçak gönüllü gözükseler de, bu gıpta duygusundan, hasetlikten kurtulamayacaklar..neden..eskiden bu donanıma sadece zenginler kavuşabilirdi, şimdi ise herkes kavuşaabilir..keşke cahil kalsaydım gibi bir şeyler..

Başka açılımlar da var ya, uzar da uzar; aslında toplumda yaşayan her birey toplumun kölesidir mesela..toplulukla yaşayabilmek için gönüllü kölelik...

Serkan Köse, Aynı fikirdeyim...

Kölelik çökmedi, hala devam ediyor; gerek modern kölelik olarak gerekse ucuz iş gücü olarak hala devam ediyor.
  • Paylaş
Kölelik çökmedi ve çökmeyecek de. Kapitalizmin dayatmalarına uyan SÜRÜLER var oldukça, kölelik de olacaktır. Ama bu zincirleri kırmaya çalışan, bir avuç da olsa, insanları gördükçe, oğlumun geleceği için hala bir umut var diye düşünüyorum.
  • Paylaş
Bu soruya Charles Bukowski'nin sözleriyle yanıt vereceğim. Bir arkadaşına yazdığı mektuptan kesitler derlemiştim. Yine burada yayınlıyorum:

"Canımı yakan asıl şey ise insanların sırf diğer türlüsü daha kötü olabilir diye korktukları için aslında hiç istemedikleri işlerine dört elle sarılıp, onun için mücadele ederlerken insanlıklarının silinip gittiğini görmek... İnsanlar korku dolu, itaatkâr bedenlerden ibaretler. Gözlerinin feri sönüyor. Sesleri çirkinleşiyor. Ve bedenleri. Saçları. Tırnakları. Ayakkabıları. Her şey.

Gençken insanların tüm o baskıya hayatlarını nasıl feda ettiklerine inanamazdım. Şimdi yaşlı bir adamım ve hâlâ inanamıyorum. Bunu neden yapıyorlar ki? Seks için mi? Televizyon mu? Araba taksitleri mi? Ya da çocukları için? Onların yaptıklarını birebir tekrarlayacak olan çocukları için mi?

Özgürlüklerine kavuşmasınlar diye kölelere asla yeteri kadar para vermezler. Yalnızca hayatta kalmalarına ve işlerinin başına yeniden dönmelerine yetecek kadar… Hepsinin farkındayım. Neden yapamıyorlar ki? Parklardaki bankların ne kadar rahat olduğunu ya da o bar senin, bu bar benim gezmenin ne kadar harika olduğunu biliyorum ben. Onlar beni oraya göndermeden önce neden gidip kendim oturmayayım ki? Neden bekleyeyim?
Aydınlatma aksesuarları satan bir firmada paketleme işçisi olarak çalışırken, diğer işçilerden biri aniden "Asla özgür olmayacağım! " diye bağırmıştı.

Patronlardan biri ortalıkta geziniyordu (adı Morrie'ydi) ve o adamcağızın, hayatının sonuna dek kısıldığı bu kapandan kurtulamayacağı gerçeğinden zevk alarak, düpedüz, kıkır kıkır gülmeye başlamıştı. "
Charles Bukowski
  • Paylaş
Kölelik çökmedi sadece evrimleşip biçim değiştirdi. Eskiden köleler kırbaçla, işkenceyle susturulurdu şimdi ise banka kredileri, kredi kartları ile susturuluyor. Bu da bizi vahşi kapitalizmin modern köleleri haline getiriyor.
  • Paylaş
Modern miyiz bilmem ama eşşek gibi çalıştığımız kesin.
  • Paylaş
Hala insan ticareti de gayet yapılıyor. Beyaz kadın ticareti yok mu yani? Tamam yasal değil ama var :) Kölelik çökmedi sadece yasaklandı.
  • Paylaş
Kölelik çökmedi... renk değiştirdi... .
  • Paylaş
Eğer insanlar arasındaki besin zinciri kölelikse; dünyadaki mal varlığının %90'ı dünya nufusunun %1'ine ait olduğu düşünüldüğünde, evet çoğumuz köleyiz : D
  • Paylaş
Özgürlüğün en büyük düşmanı halinden memnun kölelermiş (valla ben bu sözü çok tuttum, müthiş.)
  • Paylaş
1
Yukarıda yazılanları beğenmeyle birlikte ek olarak taşeronluk sisteminin en büyük kölelik sistemi olduğu düşüncesindeyim.
  • Paylaş
Kölelik hic bir zamn cokmedi sadece öyle gösterıldi.bizler modern fakat kole oldugumuzu bıle bılmeyen lanet bir sistemın en degersiz parcalarıyız(köleleri)
  • Paylaş
Ne kölelik ne de köle ticaretinin çöktüğünü düşünmüyorum. Aşağıda vereceğim linkten daha ayrıntılı bilgi alabilir, kölelik ve köle ticaretine karşı imza kampanyalarına katılabilirsiniz.

walkfree.org
  • Paylaş
Kölelik devam ediyor bizler de sistemin köleleriyiz...
  • Paylaş
2

Songul Ozturk, sisteme karsi konmadikca boyun egdikçe zorbaliğa menfi rahatlik dusunuldugu surece (ve daha nicesine) kölelik kaçınılmazdır. köleliğin hakim oldugu bir toplamda yasıyoruz hala ne yazikki.

Abdullah Gürel, evet haklısın

Kölelik aslında çökmedi kabuk değiştirdi.

Eskiden insaları alıp satıyorlardı şimdi karın tokluğuna çalıştırıyorlar.
  • Paylaş
Dövüş klubünde herifcioğlunun dediği gibi hepimiz modern konsept köleleriz :)
  • Paylaş
Kölelik kelepçelerle prangalar üç kuruş paraya pazarlarda satılmak değildir. Çağımız bize bunu irademiz dışında dayatıyor. Bizlere düşen sadece bu düzeni meşrulaştırıp gözlerimizi kapamak. Köle pazarlarından günümüzü değişen tek şey şu: Eskiden insan varlığı metalaştırılıp satılırdı. Efendi ve kölelerden oluşurdu toplum. Şimdi ise artık efendiler yok. Sadece tek bir efendi var. Hepimiz bu efendinin varlığını kutsayan meşrulaştıran köleleriz. Prangalarımız, kelepçelerimiz yok belki görünürde lakin iradelerimiz halen prangalı ve tehlikeli olan şu ki insanlık köleliğin evrilmiş halinden gayet memnun görünüyor. Görünür olmayan kötülük halen bize uzak geliyor.
  • Paylaş
Kölelik hiçbir zaman çökmedi, para bitmediği sürece çökmeyecek.
  • Paylaş
Kölelik çökmedi... Ve bizler de modern köle değil tarihin görüp görebileceği en acınası köleleriyiz...
  • Paylaş
4

Moon Star, Afrika halkinin tarihine bakmanizda fayda var. Bakis acinizi degistirebilirsin. Abd , guney afrika ornekleri vb.

Hüseyin Boyacı, Şimdiye kadar bu konuda okuduklarım bakış açımı oluşturdu zaten. Özellikle önerebileceğiniz bir kaynak yoksa, şimdilik bu yönde bakış açım...

Moon Star, Yetirince özgür olmadığımızın farkındayım ama bu sabah kalkıp işe gelmezsem yaşamaya devam edeceğimi biliyorum. 1860'da sadece ABD deki 3,5 milyon köle için benim yaptığım seçimin sonucu büyük bir ihtimal ölüm olurdu. Sanırım zor bir hayatınız var, umarım daha iyi olanaklara sahip olursunuz. Mutlu hayatlar.

Hüseyin Boyacı, Eğer ölüm sizin için en büyük işkence ise, tabi ki görüşünüzü takdir ediyorum... Ama hayatta fiziksel işkenceler ve ölümden çok daha can acıtan şeyler olduğunu düşünüyorum.Kesinlikle hiç kimsenin yaşadıklarını hiç kimse bilemez ve küçümseyemez.Sadece benim görüşüm köle olduğunun farkında olmadan köle olmanın genel olarak köle olduğunu bilerek kölelik etmeye göre çok daha acı bir durum olduğu... İyi dilekleriniz için teşekkürler... Ama üzüldüğüm insanlar benden çok daha kötü durumda olanlar. İyi dileklerinizi onlara yönlendirirseniz bence çok daha anlamlı olur. Hatta geçmiştekilere yönlendirmenizden çok çok daha anlamlı olabilir belki de... Size de mutlu hayatlar...

İnternetin dünyaya hakim olduğu bir ortamda kölelik yoktur diyemeyiz.
  • Paylaş
Kölelik Milletler Cemiyeti tarafından 1926'da tüm dünyada yasaklanmıştır. Herkesin paranın kölesi olduğunu yazanlar olmuş yalnız unutulmamalı ki kapitalizm 1926'dan önce de dünyaya hakimdi. Çalışan her insan ürettiği artı değer oranında gelir elde eder ki burada Marx'ın bir saatlik emeğin bedeli bir saatlik emektir lafına da tam katılamıyorum. 30 sene tecrübeli bir marangozun bir saatte ürettiği artı değeri ben belki 10 saatte üretirim, burada onun bir saatlik marangozluk emeğini benim bir saatlik marangozluk emeğimle kıyaslamak marangoza büyükçe bir haksızlık olur. Dolayısıyla burada bir parametre daha emeğe katılmış olur; tecrübe. Yani bir saatte katılmış katma değer de değişmiş olur.

Şimdi bir de düşünelim ihtisasını yeni tamamlamış bir kulak burun boğazcı, acemi ya basit bir iş yapıyor ilk olarak; birinin bademciğini alıyor. Bir de beni düşünelim o arkadaşın 5 dakikada yaptığı işi bir saatte yapmaya çalışıyorum ve hastayı boğazını delmek suretiyle öldürüyorum. Şimdi yine bu durumu düşünürsek emeklerin kalitesini karşılaştıramayacağımızı görürüz. Burada emeğin içine bir parametre daha girdi; çok paraya, emeğe ve zamana mal olan eğitim.

Kapitalist sistem düzgün işlediğinde emeği bu ve benzeri parametrelerle tartar ve parayı dağıtır. Tabii haksızlıklar da olur; mesela herkes iyi bir eğitim alabilecek kadar zeki olmayabilir, ya da parasız olmasının yanı sıra tembeldir, okurken çalışamayacaktır, bunların yanı sıra iş kuracak cesareti de yoktur. Bunlar da doğanın bizlere bahşettiği haksız durumlardır.

Bunun yanı sıra bizi yöneten devlet bizimki gibi sadece taraftarlarını kayırıp insanlara bilgi ve tecrübeleri oranında gelirden pay vermeyebilir. Yine de kapitalist sistemde seçeneğimiz vardır. En alt seviyede para kazanmak zorunda değilizdir. Köle sınıfında kalmak isteyenler ya da zeka olarak ancak onu yapabilecek olanlar tabii ki o sınıfta kalabilir ama köle olmamayı kafasına koymuş zeki ve/veya yetenekli kişiler de kapsamlı bir yüksek eğitimin bedavaya yakın fiyatlara da mevcut olduğu bizimki gibi ülkelerde daha üst ekonomik sınıflara göre kendilerini yetiştirebilirler.

Uzun lafın kısası kölelerin aksine sosyal ve ekonomik sınıfımıza kendi karar verebilme özgürlüğümüzden ötürü modern köleler değiliz.
  • Paylaş
Sigortalı çalışıp emekli oluyorsan kölesindir.
Bir insan kendi işinde emekli olurmu.
  • Paylaş
Para hırsı sayesinde zengin fakir bu iki kavram ortaya çıktı, sonra parası olmayan köle oldu, parası olan da kendini adam zannediyor.
  • Paylaş
Kölelik çökmedi ve asla çökmeyecektir. Günümüzde rengini, adını ve işlevini başka terimlerin altına gizleyerek var olmaktadır.
  • Paylaş
Kölelik kavram olarak olmadığını söylesek de hepimiz köleyiz...
Biz devletin yetiştirdiği toplumun büyüttüğü köleleriz. Elalem ne der diye putlara taparız, vergi verir toplum için aile kurar mutlu gibi yaparız. Taksim'de Küçük İskender gibi pijama elde kadeh ve sigara ile sokakta dolaşamadıysak neyin özgürlüğünden söz ediyoruz ki? Sırtımızda yük taşımasak da bu köle olmadığımız anlamına mı geliyor başkasına hizmet etmiyorsak bu bizi köle vasfından mı çıkarıyor? Omzunda gök kadar insan yükü taşıyoruz, kendimize değil topluma hizmet etmeye çalışıyoruz. Hadi onu geçtim kendimizi değiştirmeden dünyayı değiştirmeye kalkışıyoruz. Biz köleyiz. Tekrar edelim özgürüz işte.
  • Paylaş
Köleliğin çöktüğünü kim söyledi sadece kılık değiştirdi o kadar .
Mesela bütün insan oğlu günümüzde paranın kölesi olmuş durumda.
Televziyon köleliği bir başka çeşit


Sanmayın bunlarla sınırlı gerisini söylemek istemiyorum
  • Paylaş
Kölelik çökmedi sadece değişti, eksiden peşin para vererek köle pazarlarından alınıyorlardı. İşçi olarak taksitli ödeme seçeneği ile alınmakta bu durum avantajı köle elinizde kalmıyor , değiştirme imkanı sunuyor.
  • Paylaş
Modern köleleriz. Modern kelimesi aslında = kölelik . Sadece " ben modern bir insanım " demek bile aslında ben köleyim demektir . Modernliğin sınırları kalın duvarlarla belirlenmiştir. Modern olmak için büyük şehirlerde yaşamalı . Doğdun büyüdün . 6 yaşına geldin . Paralı özel bir okulda okursun, ( modern olmaya başladın. Henüz modern değilsin çünkü çocuksun . ) . Sınavları geçersin iyi bir üniversiteye kapağı atarsın . (artık sana ultra modern olmanın kapıları aralanır. Ultra modern olmak çok zordur emek ister. Sonra parası hiç bişeyine aslında yetmeyen , sırf başkalarından biraz daha iyi kazanıyorsun diye salakça övündüğün bir işe girersin. Maaşınla kendine markalı müthiş pahalı kıyafetler ve aksesuarlar aldın. Arka fonda doğalgazını ve suyunu annen baban ödüyor nasılsa önemli değil . Orasını karıştırmayalım. :) işte artık ben bir modernim diyebilirsin seni gerzek .

( soruyu soran arkadaşım sakın üzerine alınma. Hayatını bu anlattıklarım üzerine kurup işin içinde halen bir gariplik olduğunu anlamayıp modern olduğuyla övünenler için böyle düşünüyorum. )
  • Paylaş
Bizler modern zamanlarda köle gibiyiz. Ücretlerimiz ödeniyor, sosyal güvenlik primlerimiz yatıyor olsa bile mi? İnsan haklarına aykırı davranıldı mı ve hakkımız verilmedi mi köle gibiyiz. Hemen aklımıza çalışma hayatı geliyor değil mi kölelik deyince? Aslında çalışma hayatındaki kölelik benzeri uygulamalar iyi bir sendikal örgütlenme ile aşılabilir.

Asıl kölelik, yeni bir tür tüketici olma yeni bir tür tüketici yapılma köleliği.
  • Paylaş
Başkalarını mutlu etmek ve onlara para kazandırmak için çalışıyoruz sigorta dışında da başka bir sosyal getirimiz yok. ellerinden gelse sigorta da yapmayacaklar. Resmi veya dini bayramlardavcalisio hala hakkını alamayan milyonlarca insan var İs kanunu sadece lafta uygulandığı yok, denetim yok. Işverenler her zaman istediklerini yapıyorlar.

Kölelik eski zamanlardaki gibi olmasa da günümüzde var ve hep olacak, kapitalist sistemin getirisidir kölelik. Halinden memnun köleler de bu sistemin dislileridir. Halinden memnun olmayan, düzene karşı çıkan hala omurgaya sahip olanlar ise o kadar az ki. Her kes peki efendim ile işini götürmeye bakıyor bu defa hakkını arayan, doğru konuşan insanlar her zaman sistemin dışına itiliyor. Modern koleyiz ve bu koleliligi yaratan da yine insanlar.

Bu sistemin vazgeçilmez parçaları halinden memnun köleler ve bu koleler ozgurluklerinden vazgeçmiş neferlerdir.
  • Paylaş
Sorunun ikinci kısmı aynı zamanda cevabın da giriş cümlesi oluyor. Kölelik hiçbir zaman çökmedi, sadece şekil değiştirdi.
Bizler, çağın özgür köleleriyiz.
  • Paylaş
Kim güvende olmak icin hürriyetinden vaz gecerse, o köle olmayi hak etmisdir.
bu bir alman saairin sözü. Millet utanmasa tuvaletine bile mobese taktirmaya riza gösterecek.
hürriyetin en büyük düsmanlari, mutlu kölelerdir. Bu da bir gercek.
  • Paylaş
Sonraki Soru
HESAP OLUŞTUR

İstatistikler

5638 Görüntülenme50 Takipçi35 Yanıt

Konu Başlıkları