Bilmek istediğin her şeye ulaş

Mimarlık okumak istiyorum, hangi üniversitenin eğitimi daha iyidir ve bu mesleğin zorlukları nelerdir?

Düzenle
Merhaba
Ben şu an 1. Sınıftayım bir dönem bitti. Ben çok seviyorum bu bölümü ilk yıl kazanamamıştım mimarlığı bir yıl daha hazırlandım. Hangi Üniversitelerde okumam lazım demişsin burdan başlayalım
İTÜ, ODTÜ, MSGSÜ ve de YTÜ Türkiyedeki en iyi mimarlık okulları bunlar a kalite en az ilk 20.000e girmen gerekiyor. Dokuz Eylül, Gazi, Uludağ, İYTE, Anadolu, AGÜ, Akdeniz KTÜ Kocaeli GTÜ bunlar da b kalite diyebileceğimiz türden bunlar için de ortalama 30.000 sıralama gerekiyor. Bu saydığım okullar başarılı bunları tercih edersen iyi olur. Özel üniversiteler hakkında pek bir bilgim olmadığı için onları katmadım elbette başarılı olanlar var Yeditepe, Bilkent, Tobb, Bahçeşehir, Bilgi gibi. En düşük yer Bozok Üniversitesi 55.000 sıralama gerekiyor yani mimarlık okuman için ilk 55.000e girmen gerekiyor( daha az puanla özel üniversitelere de girebilirsin) ama seviyorsan eğer bir yıl daha feda edebilirsin benim gibi. Ben (GTÜde)Gebze Teknik Üniversitesinde okuyorum gayet memnunum. Taban 33.000 sıralamayla alıyor burası. Hem istanbula hem kocaeline yakın tam ortada. Her iki şehirdeki imkanlardan yararlanabiliyosun. Örneğin sergiler, tasarım atölyeleri, kütüphaneler vb. Burası doğayla iç içe bir yer. 30000e yakın bir sıralaman varsa burayı kesinlikle tavsiye ederim. Şimdi de mimarlık bölümünden konuşalım:
1- Çok masraflı bir bölüm hatta en pahalısı
-ortalama 2500-3000 Tl lik bir laptop gerekli Photoshop Autocad Sketchup 3dsmax vb. birçok program öğreneceksin sağlam bir bilgisayar şart. Her hafta maket yapıyosun haliyle kırtasiyelere oluk oluk para harcıyosun. Yine her hafta olmasa da iki haftada bir posterler yapıyosun bunun için de özalitçilere oluk oluk para veriyosun :) Bölüme başlamadan önce biraz photoshop bilirsen harika olur. Ben biliyordum ilk dönem bunun ekmeğini çok yedim :)
2- Garip bir bölüm örneğin sabahlara kadar çalışmış olmana rağmen yaptığın şeyi hocalar beğenmeyebilir. Bir iki saatte yaptığın bir şeyi ise öve öve bitiremedikleri oluyor :)) Eleştiriye çok açık biri olman gerekiyor. Mimarlığı tek kelimeyle anlat dersen ''ELEŞTİRİ'' derim. Sen ne kadar mükemmel birşey yapsan dahi mutlaka eleştirirler. Garip bir bölüm örneğin diğer bölümler gibi hoca anlatsın yazsın tahtaya sen geçir deftere böyle birşey yok burada. Defter tutma gibi bir durum da yok bir eskiz defteri oluyo okadar o da senin kendi çizimlerin. Hocalar gelir önümüzdeki haftaya ödeviniz bu bu der sen yaparak eleştirilerek öğrenirsin yani uygulamalı bir bölüm
3- Biraz çizim yeteneğin olursa çok iyi olur ama olmasa da olur yani kafandaki düşünceyi bir kağıdı buruşturarak da açığa çıkarabilirsin ama bölüme başlamadan önce biraz çizim öğrenmen çok işine yarayacak ama öyle karakalem portre yapacak seviyede olmana hiç gerek yok çünkü eskiz çizeceksin ( taslak resim) imkanın varsa bölüme başlamadan bir kursa gidebilirsin bir bir buçuk aylık bir çalışmayla kendini çook geliştirirsin
4- Soyut düşünebiliyorsan hayal kurmayı seviyorsan yani biraz renkli bir kişiliğin varsa bu sana çok başarı getirir.
5- Az biraz entel olsan harika olur : D çünkü bu bölümde sanat, tarih, sosyoloji, psikoloji, felsefe vb. birçok daldan faydalanabiliyorsun. Yelpazen ne kadar geniş olursa o denli başarılı olursun. Kitaplarla aranın iyi olması gerekiyor değilse sonradan da aranı düzeltebilirsin :)
6-Gezmeyi seviyosan çok iyi çünkü çok geziceksin. İşte müzeler, sergiler, tarihi yapılar, sokaklar vb.
7- Zamanı iyi kullanman idare etmen gerekiyor. Diğer bölümlerde son güne veya son haftaya bırakırsan geçersin ama mimarlıkta böyle bir şey imkansız yani sorumluluk sahibi olman gerekiyor.
8- Kahve içmeyi seviyorsan çok güzel çünkü çok içeceksin. Yeri gelecek sabahlamak zorunda kalacaksın ve kahve kupası en iyi arkadaşın olacak :))
9- Hırslı biriysen, rekabeti seviyorsan, yaptığın işe değer veriyorsan çok başarılı olursun. İlk yıl biraz zor ama mimarlık yarışmaları var bu yarışmalarda bir derece elde edersen ilerde iş görüşmesinde bir adım önde gidersin
10- Az biraz ego da var ise sende yukarıdaki kriterlere uyuyorsan mutlaka bu bölümü yaz çünkü sen mimarlık okumak için doğmuşsun. :)) )
  • Paylaş
Gencer çok güzel yazmış. (Sayfadaki hatta sitedeki kişinin görünen ismini yazmaya başlayınca gerisi çıkmayan bu algoritma hangi yüzyıldan acaba? İlla bir yerlere tıklayıp kişinin gerçek isimini, rumuzunu vb bulmak ve kopyalamak gerekiyor geçtiğimiz yüzyılda olduğu gibi.) Tabii öğrenci olduğu için öğrenci açısından bakmış olaya. Anlattıkları okurken mutlaka karşılaşacağınız şeylerdir. Mezun olduktan sonra bu tozpembe öğrenci fantezisi sona eriyor.

Tabii işin içinden bir mimar yazsa belki de daha güzel olur ama ben de gözlemlerimi yazmak istiyorum.

Öğrencilik sonrası hayata baktığımızda yaratıcı bir şekilde bina tasarlayan mimarların diğerlerine oranı %1'i geçmeyecektir. Peki gerçekte ne yapar bu mesleğin erbabı? Öncelikle ince yapı uygulamalarında çalışırlar ve o işi diğer tüm meslek erbabından daha iyi yaparlar. Binaların yarı maliyeti ince yapıya gittiği için mimar çok önemli olur ince yapı aşamasında. Şantiye şefi, ince yapı şefi hatta proje müdürü olabilirler. Bu işlerin kazançları proje boyutuna göre hiç de az değildir ama şantiye ayazı, çamuru, tozu, sıcağı gibi dış etkenlere dayanıklı olmayı gerektirir. O durumda iş uygulamanın doğru yapılmasının sağlanması ya da kontrolüdür. Hazır şantiyedeyken bina inşaatlarında hatta tüm inşaatlarda mimarlar teknik ofiste mühendislerle beraber çalışabilirler. İşleri biraz sıkıcı olabilir tabii ki teknik ofiste. Hakediş hesaplama, iş geliştirme, iş programı yapma ve bin bir türlü organizasyon gibi işleri olacaktır.

Gelelim işin ofis kısmına. Bir mimar ofiste neler yapar? .. Yaratıcı tasarım tabii ki ilk olarak ama yukarıda da bahsi geçtiği üzere asıl tasarım işini mimarların çok küçük bir yüzdesi yapar. Merak etmeyin mimarın yapabileceği tek iş eskiz yapıp onu çizime aktarmak değildir. Tabii ki tasarımı yapmıyorsa bile çizime aktarma işini yapar. 3B Modelleme yapıp video ya da foto renderları olarak proje sunumu hazırlayabilir. Süs püs bir tarafa proje sunumunda idare aslında kütleyi görür görmez bir de ona ait fiyat görmek ister ki mimar o fiyatı da çıkartır yani ofiste de metraj ve hakediş mimarın işidir. Tabii bu işler her ne kadar karmaşık görünse ve bu işler için onlarca program öğrenmeniz gerekir gibi de görünse de gerçek öyle değildir. Çağımızda Allplan, Archicad, IDECad, Revit gibi programlar modelleme, render, çizim, metraj, hakediş hatta iş programını bile bir tek modelleme sürecinde çözmektedir. Okullarda Autocad, 3D Max gibi ilkel programların zorunlu olması sadece hocaların yaşlı olmalarındandır. O devir aslında kapanmış ve en az 10 senedir BIM (Building Information Modelling) yöntemine geçilmiştir. Bu sistem kendi bilgilerini (malzeme, metraj, iş programı vb) içeren elemanlarla çalışmanızı sağlar, dolayısıyla projenin herhangi bir yerindeyken metrajınızı, kesitlerinizi, planlarınızı ya da renderlarınızı kolayca almanızı ya da BIM uyumlu diğer programlarla veri alışverişinizi sağlar. Tabii ki bir mimarın yerini tutmaz, başında akıllı bir mimar, mühendis ya da tekniker oturmalıdır.

Birçok firmanın ortaklaşa sürdürdüğü projelerde tümünü birbirine uyumlu şekilde organize edecek koordinatörlere ihtiyaç duyulur, bu detaylı iş de mimarlar için biçilmiş kaftandır. Aynı şekilde üretilen işlerde ortak formatı ve içerikleri kontrol eden mimarlar yine iş başında olacaktır.

Şimdi diğerleri biraz bozulacak ama her mimar aynı zamanda iç mimar, cephe mimarı, peyzaj mimarıdır. Bu ara mesleklerdekilerin de kullanılması sadece proje boyutlarıyla ilgilidir. Bu ara meslektekiler mimardan farklarının statik öğrenmemek olduğunu düşünürler ama doğru değildir. Öncelikle mimar zaten yeterli derecede statik öğrenmez, ihtiyacı da yoktur, kabaca basit mesnetlenmiş bir kirişi taşımak için en az iki kolona ihtiyaç olduğunu bilmesi yeterlidir. Mimarlar tüm mahallerini zaten tefrişiyle uyumlu bir şekilde oluşturmak zorundadırlar yani projenin çeşitli aşamalarında iç mimariden başlayıp mahalleri ve sonuçta binayı oluştururlar, aynı şekilde binaya uyumlu peyzajı da mimar oluşturmalı, gerekliliklere göre binayı ve araziyi proje sonlanana kadar birbirine uyumlu hale getirmelidir.

Mimarın diğer bir işi ise eski eser niteliği bahşedilip rüşvete bağlanmış şehir döküntülerini restore etmek ve bu amaçla belediyeyi işgal etmiş olan akbabalara usulünce rüşvetlerini dağıtmaktır. Hahaha, okuldaki mimar romantizmine nasıl da uydu şimdi di mi ☺ Restorasyon işi için yine restoratör ara mesleği oluşturulmuştur ama restoratörlük de yukarıda bahsi geçen ara meslekler gibi mimarlık mesleğinin bir alt dalı, bir parçasıdır. Aslında mimarlık mesleğinin en sevimli yanı bence restoratörlüktür. Yeni ağaçlar kesilmez , eski çirkin bir moloz yığını yeniden hayat bulur ve eskilerin özenle oluşturduklarına yakın bir güzelliğe bürünür.

Yukarıda saydıklarımın haricinde bir mimar aldığı derinlemesine çizim eğitimiyle tabii ki iyi bir tekniker ve teknik ressamdır da ki işte mimarların çoğunun yaptığı iş de budur. Hatta her zaman bina da çizmezler, donatı çizen mimarlara bile rastladım meslek hayatımda.
  • Paylaş
Sonraki Soru
HESAP OLUŞTUR

İstatistikler

31 Görüntülenme3 Takipçi2 Yanıt

Konu Başlıkları