Bilmek istediğin her şeye ulaş

Neden Türkiye'deki insanların fikirleri kolay kolay değişmiyor? Yurtdışında da bu böyle midir?

Özellikle siyasi görüşler kolay değişmez. Bunun sebebi nedir?Düzenle
Soru güzel sorulmuş, değişiyor ama 'kolay kolay' değişmiyor, yani nispeten bir yavaşlık var. Aslında ülkemizde herşeyin içine siyasetin girmiş olması buna etken. Siyasi fikirler, siyasi olmayan fikirleri etkileyebiliyor.

Örneğin, bir iktidar değişikliğinde ülkemizdeki okulların müdürlerine, müdür yardımcılarına kadar makam sahipleri değişiyor. İl emniyet müdürleri, en ücra ilçelerin emniyet amirlerine kadar makamlarda değişiklikler oluyor. Şimdi ister istemez düşünüyorum, örneğin, hızsız yakalamanın CHP'li tarafı mı var, AKP'li tarafı da mı var, yoksa MHP'li emniyet amiri gelse hırsız yakalama yöntemi başka mı olacak diye.

Soruda 'fikir' kelimesi geçmiş. Rahmetli Uğur Mumcu demiş 'Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmaz' diye. Az bilgi, yüzeysel oluyor, durağan (statik) kalıyor. Halbuki bilgiler yumağı ve organizasyonu olan disiplinler (mühendislik, hukuk, iktisat vs.) hareketlidir (dinamiktir) , günün gereklerine göre devinirler.

Cehalet bu yavaş değişimin en temel unsuru. Cahil olmayan, uzman, girişimci, sorgulayıcı ve araştırmacı yani aydın kişiler ise bu torpil ve yandaşlık yüzünden hak ettikleri yere gelemiyorlar. Kilit noktalarda sırf A fikrini destekliyor ya da B fikrinin adamlarının yoluna taş koymacak biri olduğu için, dinamik zihinli kişiler ya yurtdışına gidiyor, ya köşelerine çekiliyor ya da birer şirket kurup para kazanma yoluna gidiyorlar.

İbn-i Sina'nın da dediği gibi 'Takdir edilmeyen yerden ilim ve sanat göç eder'

Kıssadan hisse, bu bir rehavet atmosferinde olma meselesi.
  • Paylaş
Ülkenin ortalama zeka (IQ) seviyesi 87 yani 100 değil 87, yani çok düşük. Eğitim seviyesi de çok düşük. Faşizm, ülkede oldum olası çok yüksek, zaten D& R'da kasanın yanında "Kavgam" satılıyor yani best seller ki bu da kitap okuyan kesim, bir de okumayan daha da kör faşistler var. Ülkenin fikir elitleri artık koyunlarla uğraşmaktan bıktı, bu kesim hem bilgiye, zekaya saygı duyup onlara kulak vermiyor hem de vatan hainliğine varan hareketler yapıyor. Sabit fikirli koyunların fikirlerini etkileyebilecek her türlü kitle iletişim aracı diktatör tarafından engellendi, koyunlara ulaşım ancak kaçak sarayın balkonundan sağlanabiliyor. Aynı koyunlar diktatör tarafından sadakaya muhtaç tutuluyor ve sadakayla uslu durmaları, duacı olmaları sağlanıyor. Bunlar aqp koyunları oluyor, bir de kuçu kuçular var ki onlar zaten köpek doğmuşlar, köpekten insan üretmek henüz mümkün değil. Kalan insanlar aslında seçime giderken en az iki bazen de üç seçenek üstünde duruyor ve çıkması istenen sonuca artı ankete göre oylarını veriyorlar.

Sonunda geldiğimiz nokta şu oluyor; sorudaki önerme tam doğru değil. Soru şu şekillerden birinde olsa daha doğru olabilirmiş. Türkiye'nin bir kısmının fikirlerini değiştirmek için neden makarna gerekiyor? Cahil aqp seçmeni zaten okumadığı halde diktatör neden medya organlarına saldırıyor? Diktatör neden saray için tüm arsızlığıyla aldığı örtülü ödeneği PTT aracılığıyla "Cumhurbaşkanlığı Yardımı" şeklindeki saçma etiketle fakir halka dağıtıyor?

Gelelim yurt dışına, dışın da doğusu var, batısı var. İki tarafta da uzun süreler bulunmuş biri olarak söyleyeyim, Edirne'den doğuya gittikçe Edirne'de başlayan bok çukuru derinleşiyor, cehalet, fanatizm, dogmacılık arttıkça artıyor. Demokrasi, sağduyu, insani değerler azaldıkça azalıyor. Yani yurt dışının doğu kesiminde bizdekinden de cahil olan halk aynı şekilde kötü niyetli, nereden geldiği, babası falan bilinmeyen diktatörlerce kandırılıp sömürülüyor. Cahil halk da edindiği fikri (bilgi sahibi olmadan) kolay kolay değiştirmiyor. Batıya baktığımızda ise durum tam tersine dönüyor. Hiç kimse bir diktatör tarafından yönetilmek istemiyor, çalıyor ama çalışıyor gibi dünyanın en geri zekalıca lafına dünyanın en geri zekalıca lafı diyor ve yöneten kimsenin çalmasına izin vermiyor. Bu durumda tabii mafiyöz İtalyanları hariç tutmak gerekiyor. Onlarda da biraz Müslümanlarda olduğu gibi Ortodoks dinden dolayı güce tapınma mevcut. Avrupalı, özellikle orta ve kuzey Avrupalı gayet bilgili, kültürlü, eğitimli. Oldukça dinsiz olmalarının yanı sıra oldukça da ahlaklılar (serbestçe sevişirler, o başka) kimse hırsız olduğu şüphesi olan birini bir daha seçmez hatta seçilmişi de indirirler. Hırsızı, katili, katliamcıyı, komplocuyu, doğa katillerini falan desteklemezler o nedenle politikacılar da bizim diktatör gibi yaratıklar olamıyorlar. O batılılar birini seçecekleri zaman önce kendi ailelerinin ve ardından tüm toplumun refah seviyesini yükselteceğine inandıkları, evrensel ahlak ilkelerine bağlı kalacağını düşündükleri kişileri seçerler ve seçtikleri partide refah, ahlak seviyelerinde bir düşüş gördüklerinde hemen diğer partiye kayarlar. Buna da bizde olduğu gibi döneklik değil demokrasi deniyor.


Ben de bir Avrupalı (dış mihrak) olarak burada seçme hakkına sahip değilim ama umarım baştaki katil, hırsız, katliamcı, dolandırıcı, komplocu, yolsuz çeteyi seçmeye bir son verirsiniz.
  • Paylaş
Sonraki Soru
HESAP OLUŞTUR

İstatistikler

33 Görüntülenme4 Takipçi2 Yanıt

Konu Başlıkları