Bilmek istediğin her şeye ulaş

Öğretim hayatında gezmek tozmak gibi bazı şeylerden geri kalmak pahasına çok çalışmaya değer mi yoksa o yaşlar bir kere yaşanıyor diyerek insan kendini hayatın akışına mı bırakmalı?

Her şeyi zamanında yapmak lazım.

Gezmenin yaşı gençliktir. İş hayatı başlayınca insan gezmiş olmak için geziyor bazen. Boş boş dolaşmaktan korkmamak lazım. Hem gezmeye doymamışsanız vaktinizin olmayacağı zamanlarda aklınız hep gezmede kalır. Gençlikte arkadaşlıklar daha yakındır, dolayısıyla arkadaşlarla gezmenin tadı bu zamanlarda çıkar. Yaş ilerledikçe arkadaşlıkların eskisi gibi olmadığını göreceksiniz.

Müziğe, spora başlamanın yaşı gençliktir. Müzikle ilgilenecekseniz çalacağınız aleti gençlikte öğrenirseniz iş hayatının sıkıcılığında bu aletin sizi dinlendirmesi daha kolay olur. Yoksa bir de onu öğrenmeye stres yaparsınız. Spora alışmış bir vücut da size çok daha sağlıklı yıllar sağlar. Bunlara vakit ayırmak geleceğe en büyük yatırımdır.

İşinizde iyi olmak istiyorsanız gerekenleri öğreneceğiniz zaman gençliktir. "Tüm derslere girin, işiniz sırf ders çalışmak olsun" demiyorum ama ne istediğinizi bilin ve kendinizi geliştirmeye bakın, bu da zaten sadece okulla olmaz. Yaşınız ilerledikçe aptalca sorular sormanız daha çok yadırganacak. Gençlikte aptalca soru sormak serbesttir.

Bunların dengesini kurmak o kadar zor değil. Yeter ki düşünerek yaşayın.
  • Paylaş
Bir üniversite öğrencisi olarak şahsi fikrimi paylaşayım: Yaşamın kaçırılmayacak noktaları vardır. Görülmesi gerekenler, tadılması gerekenler, yaşanması gerekenler... Fakat bunları salt görmek, tatmak veya yaşamak olmaz. Yoksa bu tuzsuz bir yemeğe benzer. Bunları bilerek ve farkındalıkla, hem öğrenimimizi hem de yaşantımızı birleştirerek yaşamak bizi iyi bir hayata götüreceği kanısındayım. Hayatınızı dilediğinizce yaşayın ama yaşadıklarınızın size bir şeyler öğretmesine de izin verin...
  • Paylaş
2

Özge Uzun, yazdığım şeye oy verimisiniz öğretmenim :D

Özge Uzun, BEN SİZE OY VEDİM

3 tip öğrenci var okullarda:
  1. Sadece ders çalışan; sadece ders çalışanlar derslerinde başarılıdırlar ama sosyal anlamda gerçekten vasatın altındalar. Yeni bir film gelmiş demeye kalksanız 5 senedir sinemaya gitmedim cevabını alırsınız
  2. Sadece gezen öğrenci; sadece gezenler de hayatta tecrübe kazanırlar ama tecrübesini anlatabileceği bir saygınlığı yoktur. Herkes ona çok gezen ayağında bok getirir der durur.
  3. Hem gezen hem çalışan; hem gezen hem çalışan öğrenciye karada ölüm yok denebilir. Çünkü arkadaş ortamında sosyal derste aktiftirler. Ders çalıştığı için kimse ona niye geziyorsun demez. Zamanını verimli kullanır. Derslerinde 1 numaralı öğrenci tiplemesine göre daha başarılıdır. Herkesi bu başarılarından dolayı şaşırtır.

Yani anlayacağınız gün 24 saat, hem gezmeye hem de çalışmaya yeterli zamanımız var. Zamanımızı verimli kullandığımızda bir bakacağız hem ders çalıştığımız hemde gezdiğimiz halde yorulmamışız ve de üstüne ailemize ayıracak zamanımız kalmış.
  • Paylaş
Bu tarz kişiler 3e ayrılıyor. Babadan zengin olanlar, işin ciddiyetinin farkında olmayanlar ve çalışmak isteyip çalışamayanlar. Ben şahsen gençliğimi yaşayabildiğimi düşünmüyorum. Öyle harıl harıl ders kitap peşinde de değilim. Ama çalışmak zorunda olduğumun ciddiyetindeyim. İnsanlar arkadaşlarıyla oraya buraya gezmeye gidiyorlar, bi çok faaliyetlerde bulunuyorlar. Ben? En çok sosyal birisi olmak isterdim sanırım. Ama bunları üniversiteye saklıyorum.
Mesleğin elindeyse, özgürlüğün elinde, özgürlüğün elindeyse istediğin gibi yaşayabilmen de elinde. İleri de çocuklarımın istediklerini yerine getirebilmek ve onları çok iyi yetiştirmek isterim. Bu yaşların bir daha gelmeyeceği doğru. Buna çoğu zaman üzülüyorum, çünkü ciddi anlamda gençliğimi yaşayamıyorum. Bu yaşlar bi kere yaşanıyor, ama hem hayatını yaşayıp hem başarılı olan eminim pek çok insanlar var. Burada ki fark, bi yerde ailelerin çocuklarını " birey" yerine koymaları.
  • Paylaş
2 yıl içerisinde ikisini de yaşadım ve fark ettim ki gezdiğim vakit, daha az stres yaptığım için öncesinde ineğe bağlamış olduğum durumdan daha da başarılı olunuyormuş. Ne kadar çok aktiviteye katılırsam, kafa o kadar zinde oluyor, kendi kendini yeniliyor. Çünkü kafaya takacağın bir şeylere vaktin kalmıyor. Hayatına bak : D
  • Paylaş
2

Azat Toğluk, Bu yazdıklarının hepsine bizzat şahit olan birisine denk geldin sanırım. Benimde sandığın gibi lüks bir hayatım yok ve her yaz seninde dediğin gibi arkadaşlarım tatilde çektirdikleri fotoğrafları paylaşırlarken ben doğru dürüst internete bile giremiyodum. Demek istediğim şey; ders çalışmaktan asla vazgeçme fakat kendini ders dışındaki her şeyden de soyutlama. Benim ilk yılım hep öyle geçti ve sadece derse odaklanıp dış dünyayı unutmuş gibiydim. Varmak istediğim yer ise bunu deneyen biri olarak ders dışında (dersi es geçmeden-zamanını ayarlayarak) aktivitelere katılıp, kendini ders anlamında geliştirirken diğer konularda da geliştirebilmendir. Bilmem anlatabildim mi? :D

Batuhan Aydın, Ben sana işine yarayacak bir yorum yapayım dostum.bak şimdi ben makine muhendisligi okuyorum ve geçtiğimiz yıl hazırlık okudum. Ben gezerek tozarak içerek hayatı yaşayan bir insanım çünkü ben bunu yapınca mutlu olan bir insanım. Ailemle kalıyorum ancak ailem dahi bu konuda beni frenliyemiyordu. Sabahlara kadar Afedersin bokunu çıkarana kadar evlendim. ne hikmetse okuduğum şehirde bi fabrika genel müdürü bizim uzaktan akrabamiz çıktı. Ve ben bu yaz 2.5 ay bir çok şeyden feragat ederek orada işçilerle birlikte çalıştım. Inan bana amelelik yaptım resmen. Arkadaşlarım yaz fotolariyla sosyal medyada şov yaparken bense bi fabrikada isciydim. Ancak bu bana hiç koymayı. Neden biliyormusun orada şunu anladım. Asgari ücretle çalışıp evine 2 çocuğuna eşine ekmek götüren maaş günü geldiğinde bi sonraki ayin maaş gününün hesaplarını yapan insanlar tanıdım. Yaptıkları ise devamli küfreden ama başka çaresi olmayan insanlar tanıdım. En büyük emeği onların verdiği ama karşılığını patronların aldığı insanlar tanıdım. En ufak bir hatadan insanların içinde azar işiten insanları tanıdım. Çocuğu hasta olup acaba izin istesem verirler mi diye soran insanlar tanıdım. Ve o zaman anladım ki biz öğrenciler bu hayatta ki en boş insanlarız. Yaptığımız tek şey derse gitmek ve eve gelip cayimizi kahvemizi alıp ders çalışmak. Tek derdimiz sınavları geçmek. Ve biz ki ne nankör öğrencileriz bu durumda dahi aman sınav var aman ne yapacaz aman böyle is mi olur aman şu neden bu niye şu nasıl diye devamli sorgulayan nankörleriz. Basında da dediğim gibi biz öğrenciler boş insanlarız o boşluğu doldurmak senin elinde. Ve insan bana dışarı da o boşluğu dolduramayan bir çok insan var. Unutma ders çalışarak asosyal olmuyorsun. Mümkünse hayattaki tek gayen bak okul bitene kadar demiyorum hayattaki tek gayen bu olsun. Inan bana kazanan mutlu olan keyfni çıkaran taraf hep sen olacaksın. .

Simyacı kitabında bir hikaye geçer. Şu Anda orjinalini tam anlatamayacağım için kopyala-yapıştır yapıyorum:
"...
Genç bir adam yaşlı ama bilge kralın sarayına gider. Bilgeliği arayan gence, kral; içinde sıvı yağ bulunan bir kaşık verir ve gençten, yağı dökmeden sarayı dolaşmasını ister. Genç kaşıkta bulunan yağı dökmeden sarayı dolaşıp kralın huzuruna gelir. Kral gence sorar:

“Salondaki acem halılarını gördün mü? ” Genç görmediğini belirtir. Kral gence kütüphanesini, tablolarını, sarayın güzel bahçelerini görüp görmediğini sorar ve gençten hep ‘hayır! ’ cevabı alır. Bunun üzerine kral gence sarayı bir kez daha dolaşmasını ve sarayın güzelliklerini görmesini ister. Genç sarayı tekrar dolaşır ve bütün güzellikleri görür. Ancak bu arada, elindeki kaşıkta bulunan yağ da dökülmüştür. Kral gence şöyle der: “bilgelik; yağı dökmeden, dünyaya bakabilmek ve ondan faydalanmaktır. ”
  • Paylaş
Ah şu sınavlar olmasa. Halbuki temel eğitim güzel verilse, orta öğretim diye bir şey olmazdı. Çeşitli sektörlerde staj yaparak mesleki yönelimini kendimiz seçseydik, sonra lisede hani İngilizce'de "High school" olarak tanımlanan yerde meslek üzerine bilgi alsaydık.

Üniversiteler çalışan yetiştirmek için kurulmamışlar ki, bilim adamı yetiştirir üniversiteler. Mesleğinde ilerlemek, yüksek uzman olmak isteyen kişiler, akademik çalışma yapmak isteyenler Üniversite okusaydı. Ben orta okulu sol kümedeki kızlara bakarak 3 sene takdirle geçtim. Şimdi güzel bir mesleğim var ve kendim öğrendim bunları, okullarda değil. İşte o boş geçen orta öğretimde bana mesleki stajlar yaptırılsaydı mesela.

Yani bu kadar bilim insanının toplanıp eğitim/öğretim şeklini düzeltememeleri garip geliyor bana. İşsizliği düşünüyorlar, ekonomiyi düşünüyorlar. Düşünmeyin kardeşim, siz idealist olun, üst insanlar yetiştirin :) Zaten onlar her mesleğe yatkın olurlar.

Öğrenebilmeyi öğretmek yeter, bir yabancı dil ve olmazsa olmaz matematik, felsefe eğitimi.
  • Paylaş
İnsanın kendisini kontrolsüzce bir akıntıya bırakması tehlikelidir. Bu olay bir ölümle sonuçlanabilir; ama eğer bir botunuz olsaydı ve kendinizi o şekilde akıntıya bıraksaydınız, nereye gideceğinizi, nerede duracağınızı siz belirlediğiniz için sonu sizin istediğiniz şekilde sonuçlanacaktı.

Diyeceğim o ki, kendimizi kontrolsüzce hayatın akışına bırakmak anlamsız. Zaman zaman gezerek, zaman zamansa çalışarak ve hatta zaman zaman her ikisini birden de yaparak bu akıntıdan en iyi şekilde faydalanabiliriz.
  • Paylaş
Bu tarz sorulara da ayrı bir sinirleniyorum. Yahu sorarım size "o yaşlar bir kere yaşanıyor" demek; iç, sıç, sorumsuz yaşa mı demek? Evet o yaşlar bir kere yaşanıyor, hatta her yaş bir kere yaşanıyor ama bu her anlamda böyle. Eğitim ya da sosyal hayat birbirinin alternatifi değildir. İkisi için de tek bir şansın var.

Her yaşını olduğu gibi en güzel yaş denilen gençliğini de dolu dolu ve özenle yaşamalısın. Bu özenli yaşam içinde bedenini beslemek, ruhunu beslemek, kendine yatırım yapmak, yeni ufuklar açmak mutlaka yer almalıdır. İnsan eğlenmeli, yer yer mantıksız şeyler de yapmalı, çılgınlıklar da olmalı ama "hayatın akışına bırakmak" bana daha ziyade savrulmayı, sürüklenmeyi çağrıştırıyor ve ben bunu kimseye tavsiye etmem.

Bu konuyla ilgili naçizane tavsiyem "denemek"tir. "O yaşlar bir kere" yaşanırken insan bol bol tecrübe kazanmalı, hata yapmaktan korkmamalı, bol bol değişiklik yapmalıdır. İki gününüz birbirinden farklı olmalı.
  • Paylaş
Hangi yaşlar iki kere yaşanıyormuş?
  • Paylaş
Her ikisini de dengelemeye çalışmak önemli tabi yapılması zor ama şöyle bir durum var çok fazla çalışıp gezmeyince, keşke biraz daha gezip tozsaydım veya sürekli eğlenince de, derslere biraz ağırlık verip okulu uzatmasaydım diyebiliyorsun. Hatta her ikisini de yapıp biraz daha fazla çalışıp, daha çok gezseydim de diyebiliyorsun. En güzeli her şeyden biraz tatmak, yaşamak ve öğrenmek. Her şeyin sonunda bunu da yapmıştım diyebilmek:)
  • Paylaş
Bence üniversite hayatı her ikisini aynı anda götürebilmektir. Ne o yaşlar bir kere yaşanıyor deyip hayatı akışına bırakmak ne de kafanı üniversitede kitaptan kaldırmamak doğru değil. Zaten yapman gerekenleri yapıp daha sonra eğlenebiliyorsan mutlu bir üniversite hayatı yaşayabilirsin.
  • Paylaş
Sadece derslerine odaklanan bir öğrencinin kendini geliştiremeyeceğini, aksine körelteceğini düşünüyorum. Ancak hayatı tanırsanız, öğrendiklerinizi kullanabilirsiniz ya da anlayabilirsiniz benim kanımca. Son olarak da değinmekte fayda var; çok gezen mi çok okuyan mı çok bilir ?
  • Paylaş
Herşeyden gerektiği kadar...
  • Paylaş
Hayat çok kısa... İmkan olduğu sürece yeni yerler görme yeni insanlar tanıma taraftarıyım. Hiçbir amacı olmadan gezip tozmak değil bahsettiğim. Varlığını idame ettirecek düzende bir işin ve bu işi hakedecek düzeyde bir çalışma programıyla hem çok kasmadan hem de çok standartların altında kalmadan yaşamalı insan.
  • Paylaş
Aslında tam olarak ikiside değil. Evet başarı bi öğrenci için önemli fakat herşey değil. Onun için ilerde geçmişine dönüp baktığında yapamadığın şeyler için üzülmemelisin. İkisini bir arada halledebilir insan. Mesela belirli bir yaştan sonra konserlere gitmek isteyeceğin bişey olmayacak. Gençlik senin doya doya yaşa ama birazda dersler :)
  • Paylaş
Eğitim

Ya neden ikisi birden olmasın ki? Etrafımda okulunda başarılı olan, ama sosyal hayattan da geri kalmayan bir sürü insan tanıyorum. Ha ben de bu gruba dahilim diyebilirim, özel sebepler yüzünden muhteşem notlardan bir süre uzak kalmış olsam da okuduğum şehri gezdim tozdum, yakın şehirleri gittim gördüm. Arkadaşlarımla bir yerlere gittim, etkinliklere katıldım suyunu çıkarmadan. Evet o yaşlar bir kere yaşanıyor da derslerden geri kalıp başarısız olmak için de gezmenin tozmanın baya baya cılkını çıkartmak lazım. İkisinin dengesi kesinlikle ama kesinlikle kuruluyor.
  • Paylaş
1

Pınar Uğur, Herşeyi kararında yaşamak en doğrusu.Mesala Üniversitesi hayatım olmadı.bu bende eksiklik olmadı hiçbir zaman Dışarıdan okuğum icin öğretmenlik yaptigim okullarda başladım etkinliklere katilmaya.ondan sonrası geldi zaten. Yeni bir yer kesif etmek çok güzel hele ki ülkemizde.

Hayatı akışına bırakmak yerine hayatını kendin yönlendirmelisin. Her dönemin güzelliği ayrı. Çok çalışarak kendini sosyal çevreden soyutlarsan yaşıtların gibi gezip eğlenemezsen ilerde çok pişman olabilirsin. Bazı şeylerden geri kalmak pahasına çok çalışarak başarılı olabilirsin, kariyerin istediğin noktada olabilir ama hayattan tat alımın gençlikteki gibi olmayacaktır ve iş yüzünden gezmeye bile pek vaktin olacağını sanmıyorum. Bu yüzden her şeyin bir dengesi olması gerekir bu dengeyi de sen kurmalısın. Hiçbir şeyden geri kalmayarak sistemli çalışmak senin elinde.
  • Paylaş
İkisi de bir arada olabilir. yapacağım olacak!
  • Paylaş
İkisi de sınırlar aşılmayarak yapılabilir. Ne kitaplar arasında boğulmaya ne de sokaklarda sabahlamaya gerek yok.
  • Paylaş
Üniversite sınavına hazırlanırken inek gibi çalıştım. İstediğim okula girdim ve sonra keyfime baktım. Uzun lafın kısası, hedeflerin doğrultusunda kimi zaman sıkı çalışmak gerekirse, biraz fedakarlık işe yarıyor.
  • Paylaş
Bırakın şu 'bi kere geliyoruz dünyaya, herşeyi yapalım' deme rahatlığını. yapman ve yapmaman gereken şeyleri de mi ben söyliyecem
  • Paylaş
Her ikisini de yapabilirsin ama program dahilinde ancak başarılı olabilirsin çünkü diğer şekilde bazı şeylerin dozunu kaçırabilirsin. Okulda önemli diğer sosyal aktiviteler de önemlidir sadece yapacağın şey dozunu ayarlamak...
  • Paylaş
Denge meselesi ama gezip tozmaya o kadar takmamak gerekir çünkü gezip tozmayınca bir şeylerden geri kalmıyosun. Hayatın akışına bırakmak bir yaprağın ırmağa düşüp ilerlemesi metaforuna benzer yaprağın akıbetini yaprağın kendisi değil ırmağın kendisi belirler. Oysa ilişkiler, olaylar, fikirler, yaşayışlar arası dengeyi kuran hayat değil kişinin kendisidir. Öğretim eğitimin sistem içinde verilmiş halidir ama çok çalışmak seni o sistemin istekleri doğrultusunda yetilerini geliştireceği için dengeyi iyi tutturmak gerekir. Hem farklı mekanları tanı hem de sana öğretimde dayatılan bilgileri FAİDE kaygısıyla yaklaş ona göre tavır takın. Gençlik bir kere yaşanır ancak gençlikte de öğrenmen gereken bazı bilgiler var.
  • Paylaş
Gezip tozarsan da yaşıtlarından geri kalabilrsin. Örnegin, üniverisite son sınıfta KPSS'ye yeteri kadar çalışmazsan atanamazsın görürsün sonra gezmeyi :). Bizim oralarda bir söz var "önce bi dama de". Ama dama diyeceğim diye eve kapatma dengeyi iyi kur, bence hayatta mutluluklar...
  • Paylaş
Sabah kahvaltısında akşam yemeği yemiyoruz değil mi arkadaşlar? Bu da onun gibidir. Neyi ne zaman yapacağımızı bilmemiz lazım. Eğer sırtımıza yük edinmemiz gereken bir sorumluluk varsa bunun hakkını vermemiz lazım. Tabi ki eğitim sistemimiz çok iyi değil, çoğu gencin hayatında derin yaralar açmıştır ve açmaya devam ediyor ama bir şekilde bu yola çekiyor bizi.
  • Paylaş
Insan kendine sınır koymamalidir. Sonucta bir an sonra ne olacagimiz belli degil diye dusunurken, diger yandan da yarını kollayacaksın. Kolay gorulmuyor ama zor da degil. Anı yaşa lakin bokunu çıkarıp derslerini ihmal etme , unutma senin yerinde olmak icin can atan kardeslerimiz var. Bol sans.
  • Paylaş
Değmez çünkü özellikle insanın gençliğine verebilceği son zamandır üniversite zamanı değerlendirilebildiği kadar çok değerlendirilmelidir. Büyük hatalar yapsanızda gençtim diye atlatır geçersiniz, ama iş hayatına başlayınca hiç bir hataya yer yoktur malesef büyümüşsünüzdür.
  • Paylaş
Sürekli ders çalışmak dış dünyadan uzaklaşmayı kendi içinde sosyal, kültürlü birey olmayı sağlasa da aniden dış dünyayla karşılaşınca pratikte eksik olduğunu bi güzel yüzüne çarpar sonuç; hiçbirşey ... .
  • Paylaş
Bence gezip tozmayı bırakmalısın. Tamamen kendini derslere ada demiyorum. Eğitimini tamamlamalı ve kariyerine bir yerden mutlaka başlamalısın. Sonrasında pişman olmayacağın güzellikleri yaşama fırsatın olacak. Maalesef ağaç yaşken eğiliyor :) O yaşlar gerçekten bir kere yaşanıyor. Ama gezip tozmak eğlenmek hep var . .
  • Paylaş
Öğrenim hayatı bizi "hayat"a hazırlar derler, hazırlamaz.
Sana eğitimi verir. O kadar.
Bence çalışmayı oturup ders çalışmaktan ziyade part time bir işe girip çalışmalısın.
Evet hayat bir kere yaşanıyor bu yüzden gez, eğlen, dil öğren, müzik yap, ne yaparsan yap ama çalış bir şekilde.
24 saatın var? Yetmiyor mu?
Uykunu azalt. Yapanların da 24 saati var.

Ne zaman tembelliğim tutsa şunu derim "Bir hayat var yaşayabileceğimiz, devam".
  • Paylaş
Her şey tadında olmalı.
  • Paylaş
Her yaş kendine göre güzel 50 yaşındaki babama göre de 45 yaşındaki anneme göre de 25 yaşımda bana göre de farklı güzel yanları var tabi ki ama malesef ve malesef şu şartlarda hayatın bir dönemin de cefa olmadan sefa sürülmüyor bu sebepten erkenden zorluk çekip ilerde rahat bir yaşam bana kalırsa
  • Paylaş
Üniversite gezdiğim kadar hayatım boyunca gezemem. Hiç de pişman değilim keşke okulu daha biraz kullansaymışım hatta.
  • Paylaş
Bir kere yaşanılan yaşları gezmek için kullansam ne yatmak için kullansam ne. Bazı insanlar bir kere yaşadıkları hayatları boyunca geziyorlar da ne oluyor? Gezmek vb. güzel de abartmaya da gerek yok sanki.
  • Paylaş
Ben akışına çok bıraktım ve anormal mutluyum ama bırakmayanlara da çok şahit oldum kafalarını taşlara vuruyorlar buna emin olun en azından benim çevremde böyle.
  • Paylaş
Valla ben ikisini de denedim ortası bulunabilindiği sürece sıkıntı yok.
  • Paylaş
Gezip tozarken ne yaptığın önemli. Boş laf yaparsan zarar ama gerçekten sosyal çalışmalara katılırsan derslerden daha faydalı.
  • Paylaş
Tabii ki gezip kendine zaman harcamalı insan ama her şeyi plan program dahilinde yapmalı... Bunları yaparken her şey ters de gidebilir, mesela; bu h. sonu arkadaşlarla araba kiralamıştık Konya'ya gitmek için. Neyse aldık arabayı çıktık yola sonra bir benzincide durduk araba dizel adam içine kurşunsuz benzin koymuş öyle gittik. Daha sonra araba arıza yaptı, rezil olduk ama olsun. Değdi mi? EVET DEĞDİ :)
  • Paylaş
:) Bu gülücüğün sebebini yorumun sonunda anlayacağınızı umarak yazmaya başlıyorum...

Benim şahsi fikrim çok farklı olmak ile birlikte, biraz da örnek alınmaması gereken bir düşünce diye de düşünmüyorum mu, bilmiyorum!.. Türkiye standartlarına göre konuşmak gerekirse, bu konuda çok karamsarım... Evet ama haklı bir karamsarlık olduğunu düşünüyorum...

Örneğin;
Gelişmekte olan ülkemizde ben şahsen okumadan yana değilim, şimdiki aklım olsa, herkesin düşüncesine ters olarak kesinlikle okumazdım diyebilirim. Neden?
Bir baba düşünün, mesleği ve kazancı ne olursa olsun, henüz 7 yaşında ilk öğretime başlayan 5 yıl sonra ilk öğretimi okuma yazma ile bitiren, (ki çarpım tablosunu bilmediğini hiç katmıyorum) bir oğlunu 4 yıl lise veya dengi okullarda okutuyor sonra çocuk liseyi 4 yıllık o da kalmaz ise bitiriyor. Etti mi 9 yıl sonra üniversite için 1 yıl da minimum dershane diyelim ki birinci senede kazandığını varsayıyorum etti 10 yıl. Diyelim ki şu an çok fazla mezun vermiş 4 yıllık işletme bölümünden bir üniversiteden mezun oldu, etti 14 yıl...

Çocuk eve geldi... İçeri girdi diplomayı aldı masanın üzerine koydu. Baba büyük bir gurur ile çocuğuna sarıldı masanın üzerinden diplomayı kapar kapmaz hemen bir çerçeveciye gitti güzelce çerçeveletti ve getirdi eve salonun ortasına astı!.. Çocuk akşam üzeri kahvenin yolunu tuttu... vb.

Şimdi 14 yıl boyunca babanın ilk okul için ettiği masrafları saymıyorum bile... Önlük, defter, kitap vb. (biz böyle okuduk, şimdi biraz farklı) Lisedeki aidatlarından kitap vb. harcamalarına kadar saymıyorum. Sadece dershane ve üniversite masrafları olarak 5 yıl düşünerek yemesi, içmesi, bir evde ya da yurtta kalması, kitapları, kötü alışkanlıkları, karizması, foyası :) vb. hesaba dökersek minimum değer yaklaşık olarak hadi 5 milyar dershane diyelim, senede 5 milyar desek, 4X5'de o 20 milyar, toplam 25 milyar lira ile minimum okuldan çerçevesiz bir diploma ile çocuk kahvede okey oynamaktadır, işe girmek için, deneyim, staj, vb gibi detaylara girmiyorum bile, tut ki işte hemen bulduk ki çok zor!.. güzelim Türkiye'mde alacağı maaşı hepimiz tahmin edebiliyor muyuz? Evet, asgari ücret, ya da 100 TL üzeri ki çok mezun tanıyorum hiç çalışmayan hayattan kopmuş...

Neyse, ŞİMDİ CAN ALICI NOKTAYA GELELİM!..
Ne kadar masraf etmişti gururlu baba; 25 milyar!.. Çocuk çocuk değil artık genç!.. Aldığı para kız arkadaşı ile gezmesine bile yetmeyebilir!.. Kaç yaşında başlamıştı çocuk meslek sahibi olmak için okumaya? 7 yaş de mi!.. Kaç sene olmuştu mezun oluncaya kadar! 5+4+1+4=14 sene mezuniyeti gerçekleşti ama hala işsiz, ha bu arada askerlik duruyor daha iş hayatını bir de o bölecek ki olursa askerlik olmadan...

14 sene önce baba çocuğunu herhangi bir ustanın yanına, mesela diyorum verseydi, 14 yılda kaç ay var? 14x12=168 ay, 168 ay x 800= 134 milyar, 400 TL asgari ücret aldığını düşünüyoruz. Gelir elde etmiş olur muydu? Olurdu! 25 milyar da baba çocuk okusun diye harcamış mıydı? Harcamıştı!.. 134.400+25.000=160.milyar TL yapardı!.. Asıl önemli olan nedir burada biliyor musunuz!.. Çocuk mesleğinde müdür pozisyonuna kadar yükselmiştir.
Ancak mezun olan oğlumuz daha askerlik bile yapmadan hayata başlamak zorundadır!..

Unutmayalım ki ''AĞAÇ YAŞ İKEN EĞİLİR''
Ağaçları kırmayalım, okumaya hayır :))) dermişim!..
saygılarımla,
ASEF AKBABA
  • Paylaş
1

Hakan Köse, İnsan yaşamına katılan veya oluşan değeri, düz mantık matematik ile açıklayamazsınız. Ben düşüncenize katılmıyorum.

İstemediğin bir şeyi yapma, ama salaklık da yapma. İkisinin arasındaki altın oran da bireyi oluşturur.
  • Paylaş
Ben okul zamanı çok çalıştım hatta boyum uzun diye çok kitaplara bakmaktan eğik durmaya başladım ama ne olursa olsun çalışcam ileride kalp cerrahı olunca gezip tozcam hem maaşı hem tatili iyi bir meslek hatta beni görenler sende tam doktor tipi var kendine özgü bir havan var ve sol elinle yazıyorsun diyiyorlar yazım bir doktor gibi hızlı ve çirkin olduğu için doktor olucam kısacası okul dönemi çok çalışıyorum yaz tatilinde dinleniyorum en mantıklısı bence benim yaptığım
  • Paylaş
17 yaşıma tavsiyem; Daha çok eğlen!
  • Paylaş
Hayatın akışına bırakırsan akışkan kremalı bisküvi olursun dikkat et
  • Paylaş
Dengelemek en mantıklısı ama unutulmamalı ki o yaşlar bir daha geri gelmeyecek
  • Paylaş
Öğrenci önce kendi isteklerini analiz etmeli, bunlar küçüklüğünde yapamadığı veya arkadaş çevresinin o anda gerçekleştirdiği içinde kalmış sosyal ilişkiler de olabilir, ailesinin durumu nedeniyle yaşayamadığı yüksek hayat standartları da olabilir. Kendi arzuları ışığında zamanını değer verdiği biçimde ve içindeki ihtiyacı karşılayacak şekilde geçirmelidir. Yalnız burada dikkat edilmesi gereken konu, öğrenci iken bilinmeyen, ileri yaşlarda anlaşılan, tecrübe ile farkında olunan hayatın gerçekleridir. Mesela, gençlik enerjisinin ve risk alma kapasitesinin fiziksel olarak azalması, iş hayatında geçmiş akademik ve sektör bazlı deneyimlere bakılması gibi. Bunlar es geçilirse, orta yaşlarda kariyer anlamında doyum yaşanamayabilir. Bu da kişiyi mutsuz ve geçmişe takılı kalmaya itecektir. Hayatta bana göre iki tip insan vardır. Keşkeciler ve İyikiciler :)
  • Paylaş
Üniversiteyi bir hayat biçimi halinde görmemek daha mânalı olurdu.

Zaten öğrenim hayatı çok değişti. Eskiden birçok kitap ve insanın bir araya toplanıp araştırma geliştirme yapması için ortam bulabilmesinin zor olması ve böyle bir ortama gerçekten istekli insanlar değer vermesi üniversitenin değerini yükseltti.
Şimdi o değer, yerini sembolik bir diplomaya bıraktı. Üniversiteye gidip baksan çoğu öğrenci ve hoca bilgisayar başında olup dışarıdan internetten nasıl bilgi koparıp burdaki kalıcığımı sürekli hale getirebilirim telaşı içinde.
Belkide ödevlerin %80'i hocalara uğranmadan veya olanaklara gerek duymadan bilgisayar ve internet üzerinden hallediliyor. Sembolik bir diploma için günlere ve saatlere sabrediliyor. İşte Hal böyle olunca çok çalışma kavramı yerine sivil hayat, ticaret ve rekabet daha değerli hale geliyor.Değişmeyen tek şey Ahlak değerleri oldu. O yüzden üniversiteyi bir hayat biçimi veya bir geçiş köprüsü gibi gözde büyütmeden hayatı bütünüyle değerlendirmek daha mânalı olurdu.
  • Paylaş
Hayat plan yapmak için cok kısa bea bırak sal gitsin hayatın ne yazıkki senin için yaptıgı planlar var birşekilde onun ıstediği yere geliyosun
  • Paylaş
Bence haklısın gezmeyi ve eğlenmeyi eksik bırakmamalısın ancak boş zamanlarında ders çalışmalı ancak planlarını ertelememeli ve gezip tozman gerekir. :)
  • Paylaş
Bir fakülte 4 yılda biterse 4 yılınız 5 yılda biterse 1 yılınız boşa geçmiştir... .
  • Paylaş
Herşey olacağına varır :)
  • Paylaş
Okul birinciliğine oynamıyorsan okudugun bölüme göre değişir ama iibf'lerde okulu geçecek kadar derse çalış gerisini yabancı dil ögrenmeye bak. Emin ol okul birincisinden daha çok maaş kazanırsın.

Okul birincisinin torpili varsa o ayrı bir durum.
  • Paylaş
Bi taraftan bi tarafa aşırı ağırlık vermek , amacimizdan sasirtir bizi. En iyisi dengeyi sağlamak. Gençlik ; enerjinin en yoğun olduğu dönem ve bu enerji hem ders calismaya hem gezip eğlenmeye fazlasıyla yeter. Herşey zamanında güzel
  • Paylaş
Aslında hayatın her anından gerekli olan denge, öğretim hayatında da gereklidir. Hem çalışmalı hem de gezip tozmalı. İkisini dengeli yapabilenler okul sonrasında da başarılı olurlar.
  • Paylaş
BİR DENGE KURULABİLİR GİBİ GÖZÜKÜYOR.
  • Paylaş
Zamanında düzenli, günlük tekrar yaparsanız, bahsetiğiniz güzel ve heyecanlı şeyleri yapmaya bol bol vakit kalır, teşekkürler
  • Paylaş
Değmez babam değmez... 2 saat sonra öleceğin bile belli değil... Eline fırsat geçince değerlendireceksin... Her şeyin belli bir sınırı var... Aşırısı fazla.
  • Paylaş
Ohoo senin durum kötü :)) boş ver gitsin ya keyfine bak; en fazla 80 yıl yaşar insan.
  • Paylaş
Şimdi bu soru kişiden kişiye göre değişir. Kimi çocuk çalıştığı konuyu 2 saate kafasına oturtur kimi çocuk 5 saat boyunca uğraşsa da yapamaz. Ama şu kesindir ki çalıştığı sürece o konu er yada geç kafasına girecektir. Mesele şurada başlıyor: "Benim bir konuyu anlamak ne kadar çalışmam gerek?" sorusunu kendimize sorup cevabını verebilmek ve bu konuda kendimizi istikrarlı hissetmek.
  • Paylaş
Sonraki Soru
HESAP OLUŞTUR

İstatistikler

8541 Görüntülenme78 Takipçi60 Yanıt