Bilmek istediğin her şeye ulaş

Türkiye ekonomisi son yıllarda neden bu kadar hızlı bir çıkış içerisinde?

Iskandinav ülkerinde cok merak ediliyor, nedeni siyasi istikrar mı yoksa başka bir nedeni var mıdır?Düzenle

Dünyanın en pahalı

  • eti
  • benzini
  • interneti
  • sigarası
  • telefon ücreti
  • arabası
  • motosikleti
  • doğalgazı
  • elektriği

Daha say say bitmez vergi üzerinden vergi alınan tek ülkeyizdir herhalde.

Misal istanbulda oturanlar her benzin alıdklarına litre başına 1,5 kuruş kültür vergisi ödüyorlar neden mi? Hani 2010 dünya kültür başkenti istanbuldu ya. İşte o etkinliklikleri finanse etmek için toplandı. Hangi yıldayız 2011, ama hala bu vergi alınıyor :)) İnanmazsanız bu akşam benzin alırken sorun benzincide kültür vergisi hala alınıyor mu diye.


Dünyanın en çok soyulan milleti olarak. ekonominin gelişmiş gibi gözükmesi çok normal değilmi?

Dış borç stoğu 500 milyar $'a dayandı hangi ekonomik politikadan bahsediyorsunuz anlamıyorum.

  • Paylaş
8

Hızır Can, Peki neden istanbulda bu kadar çok araba var? neden herkeste son model telefon var? neden hergün yeni konut projesi çıkıyor ve peynir ekmek gibi ev satılıyor? Türkiye nasıl oluyor da IMF'ye borcunu bitirdi de üstüne bir de borç veriyor? "80 küsür yıllık cumhuriyet tarihinde kaç defa insanlar Türkiye ekonomisi neden iyiye gidiyor diye sordu acaba?" Hiçbir sorum bir siyasi düşünce sebebi ile değil. Ama ortada sizce bir gariplik yok mu?

Hakan, Yok çünkü ekonomide negatif tasarruf diye bir kuram var, yani gelirinize göre yaşam kalitemiz uzun vadeli borçla yükseltilirken karşılığında o arabaya o eve o telefona sahip olursunuz , ve süreç hep aynı döngüde kalır bu ekonomik iyileşme değil gelire göre hak ettiği mal kalitesinin üstünde yaşama çabasıdır. Yani liberalizmle kapitalizmin ortak paydası olan harcama da nerden bulursan bul mantığı. Birde Türkiye geneline bakmak lazım kişi başına düşen araba , bilgisayar,iPhone, lcd tv hatta beyaz ekmek. Istanbul bazlı gözlem ciddi yanlış olur hala köylerde ortak fırında ekmek yiyor halkın büyük bir bölümü bırakın arabayı , telefonu , özetle ekonomik hareketlerin sıklığı , iyi ekonomi var demek degildur. Hiç nakit para ile ev alan var mi artık hep kredi değil mi?

Hakan, Bu arada belirtmem gereken bir nokta daha var, IMF Ye borcumuz olmadığı büyük bir aldatmaca IMF halkın adını bildiği bir borç kaynağı, yani halkın bilmediği kaynaklardan para temin edilerek sadece borç transferi yapıldı yada öz kaynaklar yok parasına satıldı ve IMF borcu yok artık ama bir çok kıymetli kurumlarımız da yok, para basan tekel telekom neden satıldı hala anlamıyorum mesela, yada cari açıktaki bu artış neden kontrol edilemiyor, yada işsizlik oranlari neden yüksek, 2002 de ekmek 25 krş. tu şimdi aynı gramaj 1 tl. Kiyma et 10 tl idi şimdi 25 tl , yani ciddi bir algı bozma çalışması ile durum iyiymiş gibi gösterilerek yüksek vergilerle kötü ekonomi bize fatura ediliyor, benim karşı olduğum kötü Ye kötü denmemesi, 2002 den önce herşey kötüydü ama kötü diyebiliyorduk şimdi ise bunu diyemiyor insanlar ve gözleri boyanıyor.

Osman Pavraz, DIŞ BORCUN AZALMA SEBEBİ İÇ BORÇLANMANIN FAZLA OLMASI OLABİLİRMİ

Hakan, Bu da bir kaynak temin yöntemi haklısınız, iç borçlanmayı artırıp borcu da aşırı vergilerle halka odettirrirsiniz zaten bizim de başımıza gelenlerden biri de bu, tebrikler teşekkürler doğru tespit.

Hakan@eminkus güzel bir tespit katkınız için teşekkür ederim.

Ekonomik başarılar çoğrafik ve ilkesel (siyasal) olarak tespit ediliyor. şöyle ki tokyo'nun pahalı olmasının ana sebebi ekonominin kötü yönetilmesi değil ham maddenin ana kara dışından gelmesi ve ve sınırlı tarım . eğer mevcut ekonomik yapısı ile bizim bulunduğumuz coğrafya da olsaydı japonya şu anda dünyanın en mürrefeh ülkesi olurdu, salt ürettiği ekonomiyi gözüyle bakarsak. 35 bin dolar milli gelir ortalaması olan tokyo da hayat pahalı olsa bile takdir edersiniz ki halkın pahalılıktan etkilemesi ülkemiz de ki gibi fakirlik sınırında olmayacaktır.

pahalıık ekonomik olarak bir göstergedir elbette ama karşılığında milli gelire ve gayrı safi milli hasılanın topluma dağılma yüzdelerine bakmak gerekiyor. bu bakımdan bizim pahalı bir ülke olmamınız sebebi kötü yönetilen ekonomi iken tokyonun pahalı olma sebebi daha çok çoğrafi sebepler, sigorta, rant ve nakliye güçlükleri.

bu vesile ile ilk yazıma da bir düzeltme yapayım sayeniz de. bugün itibarı ile DIŞ BORÇ STOĞUMUZ 632 Milyar dolara çıktı ve 12 ay içerisinde ödenmesi gereken dış borç miktarımız 125 Milyar dolar oldu.

Her geçen gün daha kötüye giden bir ekonomimiz var. ABD' de FED doları dış piyasadan çekme kararı aldığı gün 1,97 tl oldu dolar /tl kuru ve merkez Bankası 2 milyar 250 milyon dolarlık döviz ihalesi açarak 1,95 seviyesine çekti kuru (8 TEMMUZ 2013 TE).

Bu şu demek 130 milyar olan merkez bankası döviz stoğumuz bir günde 2 milyar 250 milyon tl eridi. eğer güçlü bir ekonomimiz olsaydı hem FED in aldığı bu karar dan böyle delicesine bir rakamla etkiienmezdik hemde daha ucuz bir hayat yaşama şansımız olurdu.

Emin Kuş, Hakan bey, bir ülkedeki fiyatların pahalı olması ile ekonominin gelişmişliği ölçülebilir mi? Ölçülebiliyorsa ,Tokyo dünyanın en pahalı şehirlerinden birisi bu Japonya'nın ekonomisinin kötü olduğunu mu gösteriyor?numbeo.com/cost-of-living/city_result.js...

Serkan Aydın, Hızır bey soruyla yakından ilgili yorumumu şuradan okuyabilirsiniz.inploid.com/dialog/172904

Objektif bakalım, -bakmaya çalışalım.

Bizde finans krizi erken patladı. Buna karşı çok ciddi bir tedbir paketi getirildi ve uzun bir süredir uygulanıyor (Kemal Derviş). Bu tedbirlerin sonucunu görmek meyvesini yemek Ecevit'e de, Derviş'e de nasip olmadı, zira sonuçları baştan da öngörülüp ifade edildiği gibi, uzun vadede gerçekleşecekti.

Ekonomi kurmayları bu yaklaşımı miras gibi sahiplenip, devam ettirdi. Mali disiplin diye de devam etti. Siyasi istikrar da popülizm yolunda bu konuda taviz vermemeyi sağladı.

ABD ve AB'de de finans krizi baş gösterdiğinde biz çoktan tedbirimizi almış, bankacılık kanununu değiştirmiş ve itidalli adımlar atmaya çoktan başlamıştık. Onların krizi bizi etkilese de çoğu alanda avantaja dönüştü.

KİT'lerin özelleştirilme hikayesine pek katılmasam da, en azından süzgeç gibi akan deliklerden birçoğu en azından tıkanmış oldu. O kadar özelleştirme geliri ekonomiye reel olarak döndü mü tam bilemiyoruz. Bu özelleştirmelerin stratejik etkileri ne olur bilemiyoruz. Mesela Telekom, Turkcell gibi telekomünikasyondaki yabancı varlığından mıdır acep bakkalın da kasabın da dinleniyorum endişesine düşürecek kadar büyük dinleme olayları? Yabancıya toprak satışı uzun vadede ne olur kestirilemez durumda. Aydın Doğan'a verilen Vakıfbank kredisi ile POAŞ'ı alması, alır almaz krediyi yeniden taksitlendirmesi, piyasa değerini yükselterek halka arzdan daha ödemediği parayı cebine indirmesi, akabinde Starın bu konuda saldırışları, Uzan'ın alaşağı edilmesi, ardından kendini güç sarhoşluğuna kaptıran Doğan'ın AKP'ye yüklenişi, akabinde 3.8 milyar dolarlık vergi şoku ve hizaya gelişi..... Objektif kalalım diyoruz ama zor bu memlekette :)

Çıkış dalgası Annan Planı oylaması öncesi başladı, yanlış hatırlamıyorsam birkaç seneye AB'ye gireriz yorumlarına yol açan AB'ye katılım cafcaflı törenleriyle gelişti, AKP salt üstünlüğü ile şahlandı.

Siyasi iktidar, istikrar, yabancı sermaye girişi, ABD'nin finans krizi ile düşük kur politikaları, artan ticaret hacmi, AKP'nin inşaat sektörünü katalizör olarak başarıyla kullanması, düşen krediler, borsada artan yabancı payı, dış borç cenderesinden kurtulma, esteğin kösteğe oranının kağıt bazında düzelmiş olması :)

Aslında olması gerekenden çok kötü bir noktaya geri çekilmiş olan ekonominin bir anda normalleşmesi ve uzun yıllardır süren koalisyonlar döneminden kurtularak hafiften atılıma kalkması, büyük bir hamle görünümü veriyor.

Hattı zatında yeni başlıyor. Gücünü kaybeden AB, daha büyük ekonomik krizler arefesinde ABD, yeniden şekillenen orta doğu, doğuda Çin, yerli silah sanayisinde atılıma geçen Türkiye, artan petrol fiyatlarıyla tamamen enerjide dışa bağımlı Türkiye modeli.....Bundan sonra göreceğiz ne olacağını..Buraya kadar olan, geri çekilmenin düzeltmesi ve ilk iyileşme hamleleri, uzun süredir devam eden mali disiplinin semereleriydi.
  • Paylaş
2

Ahmet Avcı, Teşekkür ederim :)

Hakan, Yorum 10 numara 5 yıldız

Uçaktan paraşütsüz atlamış bir askere daha havadayken "şuan yaşıyor musun?" diye sorsak evet yaşıyorum diyecektir. Ancak paraşütü olmadığı için kısa süre sonra kaçınılmaz olarak yere çakılacaktır. Türkiye ekonomisi de aynen uçaktan paraşütsüz atlamış o asker gibidir. Çünkü parasını kendi basmayıp, bankalardan borçlanarak yatırımlar yapmaktadır. Bir taraftan yatırımlar yapılırken, yatırımların yapıldığı para borçtur ve borç sürekli artmaktadır. Türkiye ekonomisinin büyüdüğünü söyleyen kesimler gelişmelere bakarken sadece yapılan beton yığınlarını görürken artan borcu görmemektedirler. Ekonominin iyiye gittiğini söyleyen bu kişiler ister sıradan halk olsun, ister ekonomi bilgisi yüksek ekonomistler olsun Türkiye'de ve dünyada paranın nasıl üretildiğini bilmeden konuşmaktadırlar. Ekonomik analiz yaparken paranın nasıl üretildiğini bilmek o kadar hayatidir ki, bunu bilmeden yapılan ekonomik analizler sadece boş laf, aldatma ve göz boyamadır.

Peki Türkiye'de para nasıl üretilmektedir ve hükümetler paraya nasıl ulaşmaktadırlar? Şimdi hepimiz cebimizden herhangi bir kağıt para çıkartıp sol üst köşesinde yazan yazıyı önce bir okuyalım. Orada TÜRKİYE CUMHURİYET MERKEZ BANKASI yazmaktadır. Dikkat edin TÜRKİYE CUMHURİYET(İ) değil, TÜRKİYE CUMHURİYET yazmaktadır. Fark ettiyseniz CUMHURİYET kelimesinin sonunda (İ) harfi bulunmamaktadır. Çünkü Türkiye cumhuriyeti ifadesi resmi bir ifadedir ve bu ifadenin geçtiği her yer devlete aittir veya devlete aidiyeti ifade eder. Peki paranın üzerinde neden TÜRKİYE CUMHURİYETİ değil de CUMHURİYET yazmaktadır? Cevabı çok basit... Çünkü Merkez Bankası devlete ait değil, özel bankaların ve özel şahısların ortağı olduğu özel bir şirkettir. Tabelasının sonuna dikkat ederseniz orada A.Ş. yazmaktadır. Yani Anonim şirket, ortaklardan oluşan ve ortaklarının adı bilinmeyen demektir.

Devletin ya da ülkenin parasını basma yetkisi meclisten çıkartılan kanunla Merkez bankası denen bu özel şirkete verilmiştir. Bu şirket tefecilik yapmaktadır ve bunu resmi bir kılıfla sürdürmektedir. Devlete para lazım olduğunda devlet gidip merkez bankasından faizle borçlanır. Merkez bankası faiz oranını belirler ve hükumete devlet tahvili basmasını söyler. Kafanız karışmasın, devlet tahvili; siz bankadan kredi çekerken size imzalatılan kredi sözleşmesinin aynısıdır. Tek fark o sözleşme bir çok sayfadan oluşur, devlet tahvili ise tek sayfa bir kağıttır. Devlet merkez bankasından para borçlanmak için devlet tahvili basar yani borçlanma sözleşmesi... Bu tahviller mealen şu manaya gelmektedir; " bu kağıdı benden kim satın alırsa o kişiye kağıdın üzerinde yazan faiz oranı kadar faiz ödemeyi taahhüt ediyorum. Yani bu kağıtları satın alan ya da bu kağıtları satın almak suretiyle devlete borç veren kişi ya da kişilere devlet faiz ödemeyi taahhüt ediyor. Devlet, devlet tahvili denen bu borçlanma kağıtların ya da senetlerini piyasaya sürer. Merkez bankası da bu borçlanma senetlerine karşılık para basıp piyasaya sürer. Para gücü bankalarda olduğu için devlet tahvili denen bu kağıtları bankalar satın alır ve merkez bankasından örneğin % 5 faiz ile aldıkları yeni banknotları devlete %10 ile satarlar. Yani bankalar merkez bankasından borç aldıkları parayla bu devlet tahvillerini satın alıp bir bakıma faizle devlete borç vermiş olur ve ileride de geri ödeme günü geldiğinde borcunu faiziyle geri alacaktır. İşte devlet de bu kağıtların parasıyla memurunun, emeklinin.... vs maaşını öder belediyelere falan ödenek gönderir. İşte Türkiye'de yapılan yatırımların hangi parayla nasıl yapıldığını böylece öğrenmiş olduk, borçla yapılmaktadır. Devletin bu para bulma yöntemi yüzünden borç sürekli artmaktadır ve bugün öyle bir noktaya gelinmiştir ki, piyasadaki basılmış toplam banknot miktarı şu an itibariyle 65 milyar TL olmasına rağmen bu paranın sadece faizi 904 milyar TL'dir. başka bir değişle toplam basılmış kağıt para miktarı borcun tırnağı kadar bile etmemektedir. Gördüğünüz gibi Türkiye'nin büyüdüğünü söyleyenler aslında borcun büyüdüğünü söylemek yerine paranın arttığını söyleyip sanal bir pembe tablo oluşturmaktalar. Oysa devlet parayı kendi basıp bankalardan borçlanmasa bu kadar faiz ödemek durumunda kalmayacak ve basılan para piyasadaki mal ve hizmet miktarına göre basılacaktır. Bu yöntem ise ülkenin borçlanmaya girmeden parasal olarak büyüdüğünü gösterecektir. Borçlanmadan kurtulmanın tek çözümü parayı devletin kendisinin basmasıdır.
  • Paylaş
1

Hakan Köse, Sistemi çok iyi açıklayan bir yanıt olmuş, tebrik ederim.

Türkiye Ekonomisi bir çıkış içinde değil, tüm refah ölçütleri birleştirildiğinde Türkiye'nin yeri 10 yılda çok fazla değişmiyor. 180 kadar ülke arasında 90'larda dolaşıyor. Araba sayısı salt zenginlerin zenginliğini ölçtüğü için bu ölçütlerden kabul edilmiyor. nedeni refahın artması olduğu kadar, gelir eşitsizliği de olabilir. Gelir eşitsizliği artarsa lüks alımları artarken (araba, pırlanta gibi), temel alımlar azalır (et gibi) . Çocukluğumda tavuk dönerin, döner sayılmadığını hatırlayınca, araba sayısındaki artışın aynı refahın eşitsiz paylaşılması nedeniyle olduğuna inanıyorum.


Ayrıca, aynı refah seviyesinde olmamıza rağmen lüks tüketimdeki (araba, cep telefonu vb.) israfında arttığına ayrıca inanıyorum.
  • Paylaş
"Iskandinav ülkerinde cok merak ediliyor" bu savı lütfen ispatlayın. En azından dünya basınından bir neşriyat göstermelisiniz. Bir Norveçli size merak ettiğini söylediyse cehaletinden olmalı. Böyle saçma sapan bir sav ortaya atıp kenara çekilmek yakışmıyor diyeceğim ama belli ki akapelisiniz, partiniz, dünya lideriniz övülsün diye sizi inandırdıkları bu saçmalığı yazdınız...

İskandinavlar Avrupa'nın en sağlam ekonomilerine sahipler; neden batmakta olan bir 3. dünya ülkesinin nasıl batırıldığını merak etsinler?

Türkiye ekonomisi hızlı bir çöküş içinde, dış borçlarımız her sene akape iktidarı döneminde yıllık 50 milyar dolara kadar arttı. Bu ekonominin çıkışı değil çöküşüne delalettir. Yıllık büyüme, yıllık dış borç artışından fazla olursa bir ekonomik gelişmeden söz edilebilir ama alınan borçların çok büyük kısmı büyüme yerine israfa harcanıyor ki zaten o borçların azı değil çok daha fazlası büyümeye yatırılmalı. Adam kredi kartlarına takla attırmayı büyük çaplı oynuyor hem de bizim üstümüzden. Bir yerden borç alıp diğer taraftaki borcu kapatmak sadece zarar verir ve borcun sürekli artmasına neden olur. Bu ne cehalettir ki bunu hızlı bir ekonomik çıkış olarak görüp, beyan edebilen insanlar var bu ülkede... Bilmediğiniz şeyleri sormanız tabii ki ayıp değil ama soruyu bildiğinizi sandığınız cehaletinizin üstüne kurgulamanız gerçek bir sorun.

Sorunun cevabı şöyle aslında Türkiye ekonomisi bu aralar dünya ekonomisiyle çıkıyor, bir süre sonra da samimiyetleri artacak ve dünya ekonomisinin altına yatacak. . .

Tabii bu soruyu soran kişi Arapça hariç yabancı dil de bilmez ama şunu bir Google'a verin de kendiniz görün öyle bir şeyin olmadığını: "scandinavian countries are wondering turkey's economic development" Savınızı doğrulayan bir tane haber bulursanız gelin tartışalım...

Cahilane savları olanların da vermesi gerektiği şekilde kaynak: cumhuriyet.com.tr/haber/ekonomi/60403/_...

Bu linke de bakın da adam gibi adam olan politikacılar neredeymiş öğrenin:
radikal.com.tr/radikalist/finlandiyada_b...
  • Paylaş
5

Hakan Köse, Şöyle bir yazı buldum, Türkiye gelişmiş herhangi bir ülkenin kıyısından bile geçmiyor rakamlara göre: whatsupturkey.com/2014/06/11/understandi...

Hakan Köse, Linkte, güvenli bir ülke olma konusu ele alınmış ve ayrıca blogdaki diğer yazılarda bir çok değerlendirme mevcut.

Ergün Tuna, Ekonomisi AB'ye, Siyaseti ABD' ye bağımlı ülkenin, ekonomik çıkış gibi kandırmaca bir terimle tartışmaya açılması, mantık hatası verir....İyi bir bilgisayara, bilgileri yükleyiniz, size vereceği yanıt...'''error'' olacaktır...

Şaman, Yalanın bini bir para... CB böyle bir sav ortaya atıyor, çok tekrarlayınca da kuzular inanıyor...

Ergün Tuna, evet....bir yalanı başka bir yalan ile telafi ediyorlar...

Özelleştirilen yani ortalama 50 yıllığına peşin paraya kiraya verilen devlet kurumları yüzünden geçici bir yükseliş yaşandı. Alınan peşin paralar ekonominin yükselmesine sebep oldu ancak bu süre içerisinde cari açık 400 Milyon doları buldu.

Bu da şu demektir: Özelleştirmelerden alınan paralar tükendiği zaman cari açığa bağlı olarak bir devalüasyon gerçekleşecek. Ardından IMF'den borç alınacak ve üstüne yeni özelleştirmeler eklenecek. Gelir dağılımı düzensizliği yüzünden devalüasyon sürecinde  paranın alım gücü artacak ancak paranın çoğunluğu herzaman ki gibi iktidar yandaşı zenginlerin cebinde olacak. Onlar da kendilerini korumak için paralarını dövize yatırarak birazdan nedenini söyleyeceğim enflasyondan zerre kadar etkilenmeyecek. Daha sonra merkez bankasındaki külçe altınlar piyasada dönmekte olan ve bankaların kısmi rezervlerinde bulundurdukları, piyasaya bile sürülmemiş kağıt paraların değerlerini karşılayamayacak ve enflasyon olacaktır. Sonra 2000 krizindeki gibi işten çıkarılan insanlar, kredi kartı borçlarından doğan felaketler.. Bunları göremeyene kör derim!
  • Paylaş
En basitiyle;

Bir ekmeğin fiyatı ne kadar 1 tl diyelim; sizin maaşınız ne kadar 1000  tl diyelim... Diyelim maaşınıza %25 zam yapıldı (hani zor bir yüzde bu ama bu) 1250 tl oldu ve hemen ardından ekmek 1.25 tl oldu. Bu ne demektir, paranın alım gücü azaldı demektir yani enflasyon yükseldi demektir.

Ama maaşınız 1250 tl oldu ve ekmeğin fiyatı hala 1 tl. Bu nedemektir, paranızın alım gücü sabit kaldı, yani enflasyonda bir değişme olmadı...

Ama maaşınız 1250 tl oldu ve ekmeğin fiyatı da 75 krş.'a düştü, bu ne demektir paranın alım gücü artmaya başladı yani enflasyon düştü demektir...

Kısaca, 1 tl'ye iki ekmek alamadığınız sürece enflasyon düştü yalanlarına inanmayın derim ben (en basit zeka bile maaşlara % bilmem kaç zam gelince, hemen ardından herşeye de aynı oranda zam geldiğini ayırt edebilir...).
  • Paylaş
4

Şenol Deniz Ikizer, pardon hocam fakat maaş 1250 ye çıkıp ekmekte 1.25 olrsa alım gücü aynı olmaz mı maaş 1250 olur da ekmek 1.5 olursa alım gücü azalır maaş 1250 ye çıkıp ekmek 1 lira kalırsa da alım gücü artar bildiğim kadarıyla

Ahmet Avcı, Sn Solsoledo,
Ben mesajınızı yeni farkediyorum kusura bakmayın. Aslında biraz farklı. Şöyle ki, enflasyonu hesaplarken kullanılan ağırlık oranlarında gizli her şey. Yani gıda harcamaları birebir etki etmiyor oranlara. Katsayılar şurada excel formatında;
google.com.tr/url?sa=t&rct=j&q=&...

Yani %16 gibiydi galiba gıdalar toplamı, bütün gıdaya %50 zam gelse, bu zam oranı genel enflasyonu sadece %8 etkileyebiliyor.

Aslında sorun bütün gelir düzeyleri için enflasyon diye ortaya konan oranların aynı olması sorunu. Yani 4 kişilik bir ailenin gıda harcaması 1200 TL ise gıdaya gelen zam, maaşı 2000 TL olanı farklı etkilemekte, 4600 TL olanı farklı etkilemekte. Yani 2000 TL olan kıssa bile maaşının büyük kısmını gıdaya ayırıyor.Aslında bu anlamda maaşlara enflasyon oranı dışında başka bir hayat pahalılığı katsayısı oluşturulmalı. (Gıda, ulaşım, enerji, haberleşme, giyim gibi temel şeyler kalmalı)

Telefon direğine gelen zam hadisesi filansa tam komedi.Çok tepki geldi diye çıkardılar galiba listeden.

Ben bu oranları excele atıp, formüllü bir sayfa oluşturmuştum. Ağırlık katsayıları yanılgıya yol açıyor, lakin asıl problem, ağırlıkların herkes için eşit olması hadisesi. Yani enflasyonu hadi böyle hesapladın, lakin buna göre zam yapamazsın, hakkaniyet eksik kalıyor. Bir de ağırlık katsayılarında gizli kalan bir bölüm var, açıklanmıyor. Vatandaş ise, genellikle emeklisi, asgari ücretlisi 2000 TL altı kesim çoğunlukta, bunlar direk olarak gıda, enerji, ulaşım gibi ana kalemlere gelen zamdan görece olarak daha çok etkileniyorlar.

Bir de üçkağıt boyutu var tabi. Atıyorum yumurta 0,46 TL, 0,50 olması gerekiyor, nasıl yapıyorlar bilmiyorum, zam bekletiliyor bir şekilde, sonraki aya yansıtılıyor. Afyon Başmakçı yumurta borsası verileri ile, TÜİK yumurta fiyatlarını karşılaştırınca yakalanıyor bu tür şeyler, ette sütte filan da yapıyorlar.

Solsoledo, Tebrikler :)) Ama bir maaşın olmadığı anlaşılıyor buradan. Zira senin bir maaşına %25 zam gelirken, yaşaman için gerekli yüzlerce şeye aynı anda %25 zam geliyor. Diğer taraftan maaşına %25 zam geldiğinde, senin kesintilerine de zam geliyor ve eline geçen maaş hiç bir zaman zam oranını karşılamıyor (diyerek durumu kurtaralım). :)

Şenol Deniz Ikizer, :D ben sadece yapılan bir hatanın kendimce düzeltmesini yaptım belki doğru belki yanlış :D

Bir blog'da bu grafiklere rastladım. Değerlendirmeler size ait.
Okumak isterseniz: tersaci.blogspot.com.tr/2014/01/akpnin-i...

Türkiye Politikaları

Türkiye Politikaları
  • Paylaş
AKP hükümeti yüksek geliri olan insanlara kolaylıklar sağladı. Bu yüzden ülke ekonomisi çıkıyormuş gibi görünüyor oysa fakir kesim ile zengin kesim arasındaki fark sürekli artıyor. Algı yönetimi sayesinde yaratılmış lüks hayat algılarımızda g*tümüze giyecek donumuz olmadan iPhone 5 almamıza neden oluyor. Bu yüzden alt kesim asgari ücret alıp son model telefonlarla dolaşıyor üst kesimde diğer kesmin 10 senede kazanamayacağı parayı bir ticari girişimle kazanıyor. Özet budur abi
  • Paylaş
  1. Siyasi istikrar
  2. Son krizde diğer devletlere göre en az zararla atlatan devlet
  3. Vizeler ve kotalar kalktıkça ihracat ve serbest ululslararası ekonominin genişlemesi
  4. Geçiş yolu güzergahının en kilit noktasında olması
  5. Yabancı yatırım için sıfır stopaj ve vergi indirimleri
  6. Siyasi anlamda ciddi bir uluslararası oyuncu olmaya başlaması
  • Paylaş
Hızlı giden atın ... misali çökmek üzere olduğu için
  • Paylaş
Amerika amcalarına yağ çekiyorlar..  Belkide ekonominin son yıllarda bu çıkışı daha önce bu ülkeyi satanlardan daha fazla sattıklarındandır belki.. Ne olursa olsun kardeşim ben memnun değilim bu ülkenin şu anki durumundan hiç iyiye gitmiyor.

Bu ülkede, koyun insan bu kadar fazla olmazsa bu soruyu sormazdınız zaten. Bu ülke kendi ekonomisinin bir standardını oluşturabilir ve bu tür sorular sorulmazdı. İsrail, Amerika girmezdi; topraklarıımızı zehirlemezdi.
  • Paylaş
Bir de 'oda koşullarında' demeği unuttun Sueno :) . Neden mi  ekonomi iyi? ya da iyi görünüyor? Şöyle sevgili arkadaşım.. Tüm amaç, Fetoş amcanın, yani bir zamanlar Said-i Nursi yi sevenler derneğine üye olan, ardından 'NURCU' dediğimiz akımla devam eden ama tüm bunları kendine kullanarak kendini 'mehdi' ilan ettirip tek elde tarikatlaşma yoluna giden Fetoş amcanın eseridir bu proje. Özünde amaç şudur.. Bir şekilde oportunistlik hgareketlerle, iktidar kimse onu desteklemek, yurt içi dışı tüm desteği almaya çalışmak ve bununla birlikte Cumhuriyet dışı bir sistem kurmaya çalışm aktır amaç. Peki dış güçlerin desteğini nasıl alırsın? Ortak düşman düşüncesiyle.. Örneğin 'komunizm' Abd için tehlike arzediyordu, çünkü kapital bir sömürü yapamayacaktı. E dinciler için de tehlikeliydi komunizm! Dolayısıyla artık ilkel bir mantık olan ' Düşmanımın düşmanı dostumdur. ' ilkesi, Fetoş ve Amerika için biçilmiş bir söz olup çıktı! Amerika desteğiyle iktidarlığa hızla yüklesen cemaate en büyük destek, 80 sonrası ordu ve sağ parti iktidarları olmuştur.. Gelelim konumuza.... Çünkü kendini güçlü göstermeli TÜrkiye. Yurt dışı ilişkilerini verimli kılmak için.. Tüm yapılan sadece ve sadece ekonomiyi 'SICAK PARAYLA' ayakta tutmak! Bedelli askerlik bile bu yüzden ortaya çıktı! Özelleştirme ,bu yüzden hep var! Peki kaynaklar biterse ne olacak? Cevabını da sen bul!
  • Paylaş
Birilerine göre zenginleşiyoruz, yevmiye 35 lira, ölenleri saymayalım her kes her şey alabiliyor. Türkiye'nin hiç borcu kalmadı gibi, çok çalışıyoruz.
  • Paylaş
Halen daha hızlı bir çıkış var diyenler demek inploid de bu kadar okuyan insan nasıl olurda gerçeği görmemek için çaba sarf eder. Birileri uzakdan bıyık altından gülerken biz en alt tabakada sadece nefes aldırtıyorlar.
  • Paylaş

Atacanşahin ve bu soruyu soran arkadaşım. Türkiye'nin ekonomisi gelişmiyor, ama sizin gibilerini kandırıyorlar işte arkadaşlar. AKP denen zihniyet bu ülkenin elindeki gelir kaynaklarını resmen yok ediyor. Örnek ver derseniz; 'Türk Hava Yolları, Turkcell, PTT, Türk Telekom' bunlar arkadaşlar. AKP bu kurumları özelleştirdi ve yabancılara sattı. Böyle giderse bizim ülkemizi tamamen yabancılara satacak bunlar.

  • Paylaş
Yükselen ekonominin vatandaşa bir getirisinin olmadığı bir ülkede bunu tartışmak kadar anlamsız bir şey olamaz.
  • Paylaş
Göz boyamak için halka söylenen yalanlar... Ekonominin iyileştiği düşüncesini, gerçekleri araştırmaktan yoksun vatandaşlarımızın beynine enjekte etme çabaları... Hükümetin meydanlarda bağıra bağıra söylediği her rakamsal değere kayıtsız şartsız inanmanın, o söylenen rakamların okunduğu isim altında aslında nerelere harcandığı gerçeğinin saklanmasının, "destek" adı altında verilen hibelerin "patron"ların kendi ceplerini şişirmesinin, vatandaşın ekonomik durumunun ekmek, fasulye, domates, kıyma fiyatları yerine iPod fiyatları üzerinden hesaplanabiliyor olmasının sonuçları...

İnceleyiniz :
oecdbetterlifeindex.org/countries/turkey/

Ayrıca @dostcan arkadaşımız, yönetimden memnun olmayan ülke vatandaşlarını, "gelişim için muhalifler ve düşmanlar da gerekir" gibi iyimser ama alakasız bir yaklaşımla açık seçik "düşman" olarak niteleyebiliyor. Korkutucu...
  • Paylaş
3

Hakan



bakın o düşmalar kimmiş, zamanlama neymiş. abileri ablaları beyinleri nasıl yıkıyormuş.

İbrahim Aydın, @Focusw7
Bize yakışır klasik bir davranış biçimi... Koca sayfa içeriğinden sadece işime yarayacak ilk cümleyi alayım ve cevap olarak kullanayım. Koskoca değerlendirme yazısı aslında neyi ortaya koyuyor okumak anlamak gerekmiyor.

Makalenin tamamını geçtim, alıntı yaptığınız cümlenin hemen bir arkasındaki cümlede tamamlayıcı olarak şöyle diyor:
"Notwithstanding, Turkey ranks low in a large number of topics relative to most other countries in the Better Life Index"

Türkçesi:
"Buna karşın, Türkiye'nin puanı, oldukça çok sayıda konuda "Better Life Index"teki diğer ülkelerin bir çoğuna göre düşük kalıyor."

Ve ayrıca, 20 yıllık bir dönem, sorumuz içinde geçen "son yıllar" nicelemesine ne kadar yaklaşıyor? Vatandaşların "yaşam kalitesi" 20 yıl önceki standartlarla karşılaştırıldığında ancak iyileşmiş görünüyorsa, bu iyi bir sonuç mudur, kötü bir sonuç mudur?

...

Focusw7, verdiğiniz kaynakta oecdbetterlifeindex.org/countries/turkey/ yazıyo şöyle başlanıyor : Turkey has made considerable progress in improving the quality of life of its citizens over the last two decades.

Türkçesi:

Türkiye, son yirmi yılda, vatandaşlarının yaşam kalitesini iyileştirmek için önemli bir ilerleme kaydetmiştir.

Gerçekleri araştıran vatandaş?

Normal şartlar altında (N.Ş.A) inploid'de göreceğim bir soruya bu kadar güleceğim hiç aklıma gelmemişti doğrusu:):):) Başka bir Türkiye var da bizim mi haberimiz yok acaba:p
  • Paylaş
Değil
  • Paylaş
Yerli-milli sermaye size ait olmadığı için... .size ait olsa... derhal küresel sistem batırır... size verilen rol kadar hareket kabiliyetiniz olur... .
  • Paylaş
Başbakan,Belediye başkanlığı döneminde gösterdi liderliğini ve yöneticiliğini. İstanbul'u bataklıktan kurtardı, dünyanın sayılı metropol şehirlerinden birine dönüştürdü.

Aynı kadrolar, pek çok şehrimizi ayağa kaldırdı, yaşanılır hale getirdi. 1990 yıllardan bu yana sağlam temeller atıldı ve bugüne gelindiğinde ise akıllıca alt yapı kurmanın ve akıllı yatırımların meyvaları kendini göstermeye başladı.

Başarı içten dışa bir yansımadır. Dış dünya iç yapımızdaki gelişmelere bakarak saygınlık üretir. Dış ilişkilerimiz de özlenen ve olması gereken boyuta doğru tırmanıyor.

Arap dünyasındaki bu sarsıntılar, bu ülkelerdeki yatırımcıları telaşlandırdı. Batı bankalarındaki yatırımlarına el konulması, batıya güveni zedeledi. Dış ilişkilerdeki başarıları ve iç dinamizmin doğru değerlendirilerek büyümenin sağlanması, halkın siyasi desteğinin iktidara çok güçlü olması, doğru adımların atılmaya çalışılması içte ve dışta bir güven ortamı oluşturdu. Güvenilir ülke olarak bu yatırımlar Türkiye'ye kaydırıldı. Sıcak para her zaman daha büyük yatırımları getirir.

Türkiye güzel bir yolda ilerliyor. İç ve dış düşmanları, muhalifleri tabi ki olacak. İyiki de varlar. Eleştirisiz yol alınmaz. Eleştirileri okudum. Mutlaka farklı bakış açıları olacak.
Necip Fazıl Kısakürek'in dediği gibi
" DÜŞMANIM; SEN BENİM İFADEMSİN, HIZIMSIN.
GÜNDÜZ GECEYE MUHTAÇ, BANA DA SEN LAZIMSIN"
Onlar olmasa pasifleşip yok olunur. Nice Yıllara...
  • Paylaş
1

Ergün Tuna, İç düşmanlar mı var...???...varsa....sıralar mısınız....???....

Disardan gelen paralar sayesinde. Dis yatirimcilar para akisini kesze, türkiyede enflasyon baslar ve merkez bankasi türkiyeye daha kredi vermez ve böylece ülke borclarini ödiyemez batar. Kazanan zionistlerin elinde bulunan merkez bankasi olur ve devletin tüm mal varligina el koyar. Kimse sanmazin merkez bankasinin türkiyeye ait bir sirket oldugunu.
  • Paylaş
Sonraki Soru
HESAP OLUŞTUR

İstatistikler

4409 Görüntülenme39 Takipçi23 Yanıt