Bilmek istediğin her şeye ulaş

Türkiye'deki eğitim sistemi nasıl gelişir?

Bazı kavramları yerli yerine oturtalım. Okulda öğretim vardır eğitim değil. Eğitim evde olur. Çocuk içinde büyüdüğü evden donanımlar edinir, okul bu donanımları geliştirmeye yarar. Evde piyano yoksa çoçuk konservatuvara giderek dünyaca ünlü bir piyanist olabilir mi? Ya da güzel sanatlar okuyarak dünyaca ünlü ressam olan var mı? Böyle şeyler evde başlar. Havuzundan büyük balığın olmaz. Öğretim nasıl gelişir sorusuna gelecek olursak; yargıları eleştiri süzgecinden geçirebilmeyi öğreten ve aynı zamanda merak uyandıran bir öğretim sistemi olmalı. Tabi bu ütopik bir yaklaşım çünkü ilk olarak ailede eleştiri donanımı köreltilir yoksa çocuk otoriteyi (ailesinin yaptıklarını, sözlerini vs) eleştirmeye başlar. Bunu hiçbir anne-baba kolay kolay istemez. Hükümetlerde kendi otoritelerini eleştirenlerini yok ettikleri için bu kolayından mümkün görünmüyor. Belki çocuk bir iki tane İNSANIN kitabı okuyacak da, kendi düşünsel sistemini kendi kuracak.
  • Paylaş
Birazda öğrencilerin dersten kaçmak dersten kaytarmak yada öğrenmemek için ellerinden gelen herşeyi yapmaları yerine bu gayreti öğrenmeye ileriye yönük hedefler edinmeye vermeleri gerekiyor .
  • Paylaş
Şehir merkezinde, dağda, bayırda, bakmaya doyamayacağınız güzellikte bir ortamda, akıllı sınıflardan oluşan binalar inşa etmek yerine yatırımı kitaba, öğretmene yaparlarsa eğitim sistemi gelişir.
  • Paylaş
Ya zihniyet değiştiği zaman,
Ya da zihniyet değiştirildiği zaman... .
  • Paylaş
Ezberci sistemi bırakıp çözümleri kendisi üretebilen bi nesil yetiştiği zaman eğitim ve daha birçok alanda gelisme yaşanabilir
  • Paylaş
Sorgulayabilen nesiller yetiştirildiğinde gayet güzel günler görebiliriz.
  • Paylaş
Öncelikle egitimde anlayan ve sorunları tam anlamıyla bilen yöneticiler ilk adım olmalı degişim için... .
  • Paylaş
GELİŞMEZ! Mevcut sistemi kaldırıp yeni bir eğitim sitemi oluşturmadıkları sürece.
  • Paylaş
3

Batuhan Aydın, Türkiye de ki eğitim sistemi malesef henüz ve halen daha ne opsiyonel ne de çok yönlü. Belli bir dönem oluşturulan ve güncellenemeyen hatta bununla birlikte devamli belirli aralıklarla yama yapılarak yürütülmeye çalışılan bir konumda. Bu sorun ancak eskimiş bir binayı bir başka bina projesi yaratarak ve belli bir süreç dahilinde yıkılıp yerine yenisinin sağlam temeller üzerine atılması ile mümkün olacaktır. Ancak işte bu noktada siyasi emellerin işin içine karıştığı bizim ülkemizde bunlar sanal ve hayal mantıklar. Arkadaşlar bu ülkede yapılacak o kadar yol varken eğitimden kime ne. (!:

Elif Tecer , kesinlikle çok doğru söylemişsiniz meb in eğitim sistemini ileri taşıma çalışmaları bir yenilik değil sadece öğrenciler üzerinde yapılmış olan deneyler ülkemizi kalkındırmak istiyoruz ama maalesef ki eğitim en başta olması gerekirken gündemde dahi alt konuları çekmekte

Erdem Güvercin, eğri büyrü kanun ve düzenle yönetilen bu ülkenin her kolu da yamuk yumuk düzgün bir tarafı yokki

En basit yolu okuyan sayısını arttırmak, toplumu bilinçlendirmek olur.
  • Paylaş
Öncelikle varolan eğitim sistemi değerlendirilmesi lazım köklü değişim asla bbaşarılı sonuç vermez. Eğitimin eksik ve kusurlu yanları bulunnur ve düzeltilir.
türkiyenin ekonomik yapısı kültürü beşeri unsurlar ve daha sayamayacağımız bir çok şey göz önünde bulundurularak noksanlar düzeltilmelir.
  • Paylaş
Ülke size ait ve herhangi bir sistem varsa... sistemden söz edilebilir... sistem parçaların bileşimidir... parçanın olmadığı yerde sistem olmaz... Öğrenciler ve eğitim kurumları üzerinden çıkar amaçlı... Her gelenin keyfine göre düzenlenen... Yönetmeliklerle bir yere varılamaz... sistem sadece özgür ortamlarda kurulur... Eğitim-öğretim uzmanlarının değil... Politikacıların... kendi siyasi görüşlerine göre şekillendiği bir ülkede eğitim sisteminin gelişmesinden bahsetmek mümkün değildir... Kaldı ki... bizdeki eğitim... ne yazık ki... Üretim yapan bir ülke olmadığımız için... Teknik anlamda değil... Aşırma yöntemlerle icra edilmektedir... Eğitim ve bilim yolunda uzmanların yerine siyasal rant elde edenlerin müdahil olduğu ortamda... Eğitim sitemi kurmanın imkanı yoktur... ...
  • Paylaş
Önce benden olsun çamurdan olsun mantığını değiştirmek gerek bu yapılmadan diğer hiçbişeyi değiştirmenin manası yok eğitime siyaset bulaştıktan sonra Değişim daha da zor
  • Paylaş
Gidilir eğitim sistemi en iyi olan ülkelere bakılır yani Almanya, Güney Kore ve İskandinavya'ya. Onlar nasıl yapıyorlarsa bize de o model uygulanır. Tabii bu durumda oluşacak torpil ve rüşvet kapıları da incelenip iyi niyetli yönetimlerle bu kapılar kapatılır. Öğretmenler zaten artık Avrupa'daki meslektaşları kadar kazanıyor. Eğitim fakültelerinin kontenjanları azaltılır ki açıkta kalan öğretmen sayısı artarak öğretmenlik mesleği devalue olmasın. Böylece eğitim fakültelerinin puanları da artar ki zaten sistemi değiştirdiğimizden oralara da genel bir sınavla değil fakültenin yapacağı sınav ve mülakatla girilecek. Anca oraya girebildiği için değil de öğretmen olmak istediği için o fakilteyi okumak isteyenler seçilir. Üniversiteler tüm gelişmiş ülkelerde olduğu gibi ikinci lig futbolcusunun boyunduruğundan kurtarılır özerk kurumlar haline gelir. Lise mezunu bile olduğu muğlak olan bir adam tüm sistemlerimizin olduğu gibi eğitim sistemimizin de üstüne çöreklenmiş vaziyette. Bu şekilde de tabii ki gelişir ama orta çağa doğru bir gelişme olacaktır. Üniversitelere gelmiş geçmiş en beter iktidarın adamları yerine bilim adamları alınır. Üniversiteyi yollarımla keseceğim diye tutturan belediye başkanı pohpohlanacağına derhal görevden alınır ve akıl hastanesinin tecrit hücresine kapatılır. Meydanlarda yok dört dil biliyormuş, yok profesörmüş diye cahil yönetici tarafından cahil halka yuhalatma son bulur. Cebren ve hile ile devletin en yüksek merciine tırmanmış futbolcu hasetinden okumuşlara monşerler demeyi de bırakırsa bu iş çözülmeye doğru gider.

Şimdi imamın yardakçıları beğenmiyorlar güzel çözümlerimi. He hacı he, bol bol imam hatip okulu açılır, ilahiyat fakülteleri çoğaltılır, yüzlerce medrese açılır dahası her fakültenin kantininin yanına bir de mescit açılır. Bütün hocalar imamın adamlarından seçilir. Kuran öğrenmek zorunlu kılınır, yabancı dil olarak öncelikle Arapça öğretilir, evrim konusu tamamen yasaklanır, fizik, kimya, matematik gibi gereksiz dersler tedrisattan kaldırılır (zaten imamın yardakçılarının çocuklarını o tür dersler çok zorluyor), sizin gibi at gözlüklü nesiller yetiştirmek için onların yerine din, hırsızlık ve kafa kesme bilgisi dersleri konur. Bir süre sonra tüm milletimiz o çok özendiğiniz cahiliye Arapları gibi bol bilgili, ilim irfan sahibi insanlar olur. Beğenmezseniz beğenmeyin, ben sizleri hiç beğenmiyor hatta sizlerden utanıyorum.
  • Paylaş
16

Ahmet Caner Sönmez, Yanıtınız iyi güzel de başlangıçta bir cümleniz dikkatimi çekti: "Öğretmenler zaten artık Avrupa'daki meslektaşları kadar kazanıyor. " cümlesi. Bu cümlenizi "öyle farzedelim" şeklinde yazdınız sanırım? Yoksa öyle olmadığı ayan beyan ortada.

Şaman, Doğrusunu isterseniz ben Avustuya'daki maaşlarını biliyorum, kıdemlerine göre 800-1200 Avro civarında kazanıyorlar. Burada durum çok farklı mıdır?

Şaman, Haklısınız, biraz daha az kazanıyorlarmış:
mebpersonelleri.com/ozluk-haklari/ogretm...

Şaman, Tabii bu tür bir karşılaştırmayı Avrupa'nın en gelişmiş ülkeleriyle değil de belki de Romanya, Bulgaristan gibi en gelişmemiş ülkeleriyle yapmalıyız.

Ahmet Caner Sönmez, Hmm anlıyorum. Yoksa ben de biraz üzerine uğraştığım bir yanıt yazmaktayım bu soru başlığına ve Finlandiya'daki eğitim sistemine ve öğretmenlere verilen ortam koşullarına, değere çok kısa bir yerde değinip geçmeyi plânlıyorum. Haliyle durumları ülkemizdekinden çok ama çok farklı gözüküyor. : )

Şaman, Hepimizi araştırmacı yaptı lanet İnploid :)

Ahmet Caner Sönmez, Olmamız da gerekli tabi. : ) Bolca araştırmalı, anlatmalı, paylaşmalı ve en sonunda bir şeyleri değiştirebilmeli. Makamsız-mevkisiz bile olsa insanlar bunu yapabilecek güce sahip, buna inanıyorum.

Şaman, Finlandiya eğitim sistemi neden olmasın. Zaten gelişmemiş Avrupa ülkeleri de gelişmiş olanların sistemlerini alıp kendilerine uyarlıyorlar. Finlandiya'daki öğretmen maaşlarıyla bizimkileri kıyaslamak tabii ki abes olacaktır, nitekim Finlandiya oldukça pahalı bir ülke.

Ahmet Caner Sönmez, Evet haklısınız, öyle yapıyorlardır büyük ihtimalle, bunu hem uluslararası bir standart olarak sağlamaya çalışıyorlardır hem de kendi özgünlükleri vardır diye tahmin ediyorum. Yanıtımı yayınladım, orada Finlandiya gibi şahsen bildiğim İsviçre eğitim sistemine de kısaca değindim. Bu ülkeler elbette pahalı ancak bizdeki alım gücünün kat kat üstündeler. Örneğin İsviçre'nin para birimiyle konuşursak, İsviçreli bir öğretmen burada 10 milyar lira almalı (min.5000 CHF). Bunun 2-2.5 milyarı ev kirasına gidiyor, 2-3 milyarı ev kirasına gidiyor ve 4 milyarı da (2000 CHF) öğretmene kalıyor, kitap, yemek, ev ihtiyacı vb. giderler de ülkemizdekine benzer, bu sayede o kalan 4 milyardan da birikim yapabiliyor, ayda kenara 1 milyar atabiliyor en az (500 CHF). Daha bunun eş durumunu saymıyorum. Bir de ülkemizde düşünelim, gönderdiğiniz çizelgeye göre 1. derece öğretmen olsun 2.500 lira maaşlı. Ailesiyle 1000 liralık ev kirası ödese, yine kitap, yemek, ev ihtiyaçları vs. elinde ne kalır? : ) Halimizin tablosu budur, bundan da en kısa zamanda kurtulmaya çabalamak hepimizin vatandaş olarak borcudur bence. Yani sadece bugünümüzü düşünmemeliyiz, böyle gitmez, gidemez.

Ergün Tuna, herkesin elinde bir cep telefonu var..ama......milyonlarca kişiyi toplasanız bir cep telefonunun en küçük parçasını taklit de olsa yapmaktan acizler....aşırma eğitim programı ile eğitim sistem mi kurulurmuş....???....

Şaman@acs tabii ki haklısınız reel olarak kazanç tasarruf edilebilen miktardır. Yalnız bu durum sadece öğretmenlerimiz için geçerli değil. Hemen tüm sektörlerde, hemen tüm mesleklerde halimiz içler acısı. halkın çoğu tasarruf edebilecek kadar kazanmıyor, öğretmenler de bundan hariç tutulamıyor tabii ki. Bir de kişibaşına düşen yıllık 7000 dolar üstünden hesap yaparsanız aslında öğretmenlerimiz ülke şartlarında iyi kazanıyor ki zaten herkesin devlet memuru olma aşkından da anlaşılıyor. Yazınızı okuyacağım ardından.

@ergututus Bir projeye başlarken yapılmış ve başarılı olmuş olanlar incelenir. Hele hele know how yoksa bu zorunluluktur. Kimse bilime tekerleği ya da ateşi yeniden bularak başlamaz. Başarılı olmuş eğitim programlarını gözden geçirip, ülkeye uyarlayıp kullanmanın ne zararı olabileceğini kestiremiyorum. Bizdeki eğitim programıyla ülkemizin PISA'da aldığı sonuçlar ortada her seferinde Meksika'dan sonra sondan ikinci oluyoruz.

Ahmet Caner Sönmez, Kesinlikle öyle. Tüm mesleklerde durum dediğiniz gibi. İşte tüm meslek erbabları bir araya gelmeli yurtta ve milyonlarca insan olarak bugünümüzü değil yarınımızı düşünüp bir harekete kalkışmalı. Bunun gücü tüm dünyada yankılanacak, yazımda da belirttiğim insanî devrim hâline en çok yaklaştıran mücadeledeki birliği teşkil edecek.

Şaman, TC'nin en büyük ayaklanması Gezi Direnişi bile bastırıldı. Zaten halkın cahil kesimi ne olduğunu bile anlamadı. Onlar için de direnen milyonlarca genç onlar için terörist oldu çıktı. Ne yapılmalı da gericiler dahil insan olmaya davet edilmeli ve kabul görmeli? Bahsettiğiniz Finlandiya ya da İsviçre'de sıfırlanan milyarlar değil binler bile olsa o hükumet anında düşer... Görüyorsunuz burada bile daha çok din dersi olmalı diyenler var.

Ergün Tuna, eğitim sistemi dışarıdan devşirilecekse.....o sistemle birlikte....adam gibi adamlarda devşirelim..olsun bitsin....eğiticiler de ithal olsun....yazık...toplu iğne üretemeyen ülkenin....düştüğü hallere...

Ahmet Caner Sönmez, İşte benim düşündüğüm olayda öyle bir çıkış olacak ki Gezi Direnişi bile devede kulak kalacak. Terörist diye damgalayamayacaklar da. Çünkü içinde çember sakallısı, sarıklısı da dahil olacak, en çağdaş düşüneni de. Davet de edilmeyecek kimse çünkü yapılan zulümler en sonunda her kesime dokunacağından insanların haklarını topyekûn savunacağı bir birlikteliğe gidebilecek olay. Neyin buna yol açabileceğini şu an söyleyemem. Ama bu bankadaki paralar meselesi gibi soyut olmayacak (halkın cebinden paranın çalınması durumu bir nebze soyuttur çünkü kişiler bunu birebir hayatında görmez, belli bir zaman dilimi sonra ortaya çıkar kişinin fakirleştiği, sonraki nesillere etki eder ki bunu gündemi yaşayan 'cahil ve düşüncesiz' kesim anlayamaz ve takmaz), direk somut bir şekilde olacak. Bakın Gezi olayının ardından, bana kalırsa kullanılan aşırı biber gazları, 3. köprü için kesilen ormanlar, çeşitli yerlerdeki betonlaştırmalar yurdumuzun genelinde iklimsel oynamalara yol açtı ve hatta öngörülen faciaların hızlanmasına yol açtı. İşte bunun gibi, örneğin ayrılıkçılar muratlarına erdiler, ayrıladılar diyelim. Bunu bile maalesef görebiliriz. Ancak 30-40 yıl sonra bulundukları bölgelerde su kıtlığı yaşanacak, gayet somut bir sebep değil mi?
: ) Ondan sonra tekrar birleşme (ya da doğu batı savaşı?) öngörülebilir. Eğer bütünleşme gerçekleşirse işte burada zulmedenlerin, ülkeyi bölmeye çalışanların ve bölenlerin yaptıkları daha bir anlaşılıp, yerine yenilerinin yaşanmaması için elden gelen yapılacaktır. Ha çok uzak bir olasılık, çok uzak bir gelecek derseniz siz de haklısınız. Aslında bu birlikteliğin böyle bir senaryo neticesinde sağlanmasından yana taraf değilim elbette. İsterim ki insanlarımız her kesimiyle şimdiden bir olsun ve gerçekleri görsün. Yol gösteren gerçeklerin ilim olduğunu anlasın. Kurtuluş Savaşı'mızda yaşananlar insanlarımızın gözüne soka soka topla tüfekle, toprağımıza ayak basarak gelen dış düşmanlar yoluyla gerçekleşti ve ne mutlu ki insanımızı sağ-sol gözetmeden örgütleyen, birleştiren bir liderimiz vardı ve onun arkadaşları da halk için, halkla beraber olmak üzere yanındaydılar. Bunun gibi bir şeyin tekrar yaşanmasının mümkün olması için gözümüze sokula sokula bir şeylerin olması lâzım. İşte Gezi Olayı'nda vurulmak, öldürülmek pahasına gençler, biz, bizim emniyetimizi sağlamakla yükümlü bir hükümet ve onun emniyet güçleriyle karşı karşıyaydık. Ancak bundan korkup yılıp kaçılmadı. Bu olay insanlara büyük ders oldu Şaman bey merak etmeyin, cahili bilmeden terörist demiyor, öyle olduğunu gerçekten düşünüyor çünkü Atatürk'ün ve Cumhuriyet'in gerçek emanetini sahiplenmemiş/sahiplenememiş/sahiplenmesine izin verilmemiş, cahil bırakılmış. O cahil kesimin de sahiplenmesine, anlamasına ve davranmasına yol açacak olaylar gelecektir. Çünkü hainlere dur durak yoktur. Nerede duracaklarını kestiremezler, öyle medya manipülasyonlarıyla da olmaz. Ben böyle düşünüyorum ve olabileceğini hissediyorum. İşte bu olduğu zaman, ülke insanımızla birlikte kendi toplumunda cehaleti besleyen her kim olursa (dünya üzerinde bütün ülkelerde yapılan bir şeydir emin olun, Finlandiya, İsviçre bile dahil kendi toplumlarını diğer dünyadan habersiz bırakmakta çok ustadırlar) bu devrimin altında ezilecektir. Hainler düşmanımızdır, cahiller değil. Cehaletle ancak böyle savaşılır bence.
Uzun yazımla sizi meşgul ettiysem kusra bakmayın. İyi akşamlar dilerim. : )

Ahmet Caner Sönmez, Sayın @erguntutus Ergün bey gerçekten haklısınız. Devşirilmeyecek, yok öyle bir şey olmayacak. Eğer olursa eğitim sistemimizde bir devrim, bu ülkenin temel ihtiyaçlarını karşılayacak, ülkenin bağrından çıkıp gelen insanlarca yapılacak ve tüm sistem bağrımızdan çıkacak. Sayın @chamacon Şaman Bayyurt'un dediği bence teknik anlamda ileri ülkelerin eğitim sistemlerinin işleyişinden faydalanmak, tüm yurt insanının en iyi ölçüde faydalanması adına. Sonuçta Cumhuriyet'imizin ilk yıllarında da yapılan, ülkenin zeki insanlarının yurt dışında en ileri teknikleri öğrenip geri gelerek yurdumuzun çocuklarına aktarmalarını sağlamak olmuş. Bu insanlarımız devşirilmiş olmuyorlar böylelikle. Ülke menfaatlerine ve değerlerine sıkı sıkıya bağlı, milli hisleri kuvvetli, gerçekçi ve ülkemizi çağdaş dünyaya yetiştirmek adına azimli bireyler oluyorlar yine. Teknik anlamda Nazilli Sümerbank basma fabrikalarına o zamanın Sovyetleri bugünün Rusya'sından narenciye karşılığı en son teknoloji kumaş dokuma makinaları almaya benziyor durum bence. : ) Finlandiya'nın eğitim sistemini ülke çocuklarımızın eğitim ihtiyaçlarına göre yeniden düzenleyerek bir eğitim sistemi yapılabilir düşüncesindeyim bu yüzden. Devşirmesiz. Ancak çok haklı bir şekilde dediğiniz bir noktaya özellikle vurgu yapacağım: Adam gibi adamları kendi içimizden bulup çıkararak yapmalıyız bu atılımı! Umarım düşüncelerimi iyi aktarabilmişimdir, saygılar sunarım.

Yapılması gereken ilk şey dinin eğitimden tamamen çıkarılması.
  • Paylaş
Ülkemizde yaşayan insanların (ben de dahil olmak üzere) beyinlerinin bir köşesinde gelecek kaygısı ve dolayısıyla para olduğu sürece, dünyanın en iyi sistemi de olsa faydalanamayız sanırım. Gerçi bazı varlıklı ailelerin gelecek kaygısı taşımayan çocuklarının da durumu vahim. E sorun yok zaman hadi dağılalım :)

Varolan eğitim sistemimizi geliştirebilmek için özgür düşünmeyi ve yaratıcı fikirleri destekleyebilsek iyi olacak. Burada sadece okuldan bahsetmiyorum, ailelerin çocuklarına davranış tarzları da önemli. Bu toplumda yetişen insanların yine aynı topluma eğitim vereceğini aklımızdan çıkarmamalıyız.

Çok klişe olacak ama ne ekersek onu biçeriz. Geçmişte ne ektilerse şu anda o var, şimdi ne ekersek gelecekte o olacak.
  • Paylaş
Yaa temeli bozuk olan şeyi geliştirsen ne olur, gelişmiş bozuk bi sistem : / Değiştireceksin en baştan kökten başlatacaksın gelişimi.
  • Paylaş
RTE Baştan inerse
  • Paylaş
Çok kapsamlı ve en geniş taban yaratılarak bir eğitim öğretim sistemi geliştirilmelidir. Şu andaki eğitim sistemi tamamen paçavradan ibaret elbette. Bunu kimlerin nerelere gelebildiğinden rahatça anlayabiliyoruz. İş ehli diye bir kavram vardır. Memleketimizde bunun unutulmasıyla/unutturulmasıyla karşı karşıya olduğumuz bir dönemden geçiyoruz bence maalesef. O yüzden bunun önüne geçmek sadece eğitim sistemini kökten halletmekle yapılamaz. Bu durum zaten eğitimin bu hale getirilmesinden sorumlu zihinler tarafından çözümlenemez. Einstein ne demiştir?
"Bir sorunu, zaten onu yaratmış olan kafayla çözemezsiniz. "

Bu yüzden ülkenin düştüğü/düşürüldüğü bu hâlin kökünden halledilmesi için öncelikle çok sağlam yapılandırılmış bir "devrim" gereklidir. Darbe değil devrim demeyeceğim, üzgünüm. : ) Öyle bir devrim olmalıdır ki bu, halkın darbesiyle yerle bir olan gericilik bir daha kalkamamak üzere bitirilmelidir tüm sistem içerisinde. Yanlış anlaşılmasın, birilerini dışlayalım demiyorum. Bu devrim, gerici halk kesiminin bile desteğini almalıdır ki, esas büyüklüğü gerçekleşsin. Yani, insanî bir devrimdir bu. Çünkü gerçek medeniyet kavramı ne tamamen solda ne de tamamen sağdadır. Bunun bilincinde olunacak şekilde gerçekleşmesini umduğum insanî hareketlerin vücut bulması çok uzak gelebilir. Ancak ben yakın olduğunu düşünüyorum. Çünkü mevcut sistemden (ister ülkemiz, ister dünya) her kesimden insan bıkmıştır.

Bir eğitim sisteminden nerelere geldin demeyin, çok etraflı bir konudur eğitim ve kimilerinin kılcal damarlarımıza kadar sızmayı planlayarak işlemeye çalıştığı gerici ve medeniyetten uzak zihin yapısı sadece ülkemiz için değil dünya için çok büyük bir tehlikedir.

Diğer cevaplardan gördüğüm üzere Ortaçağa gidiyoruz şeklinde düşünceler yoğunlukta. Doğru, bunu ben de düşünüyorum ve tedirgin oluyorum. Ancak tüm insanlarımızı temel bir ihtiyaç çevresinde toplayabilirsek bu gidişten bir ölçüde paçamızı kurtarır, esas gelişmeyi temellendirmek üzere zaman kazanabiliriz. Bu ihtiyaç: "Gerçeklerin Bilinmesi" ihtiyacıdır. Gericinin ve iki yüzlünün en korktuğu şeydir bu ihtiyaç. Eğer toplum içerisinde "Gerçeklerin Bilinmesi" yönünde büyük bir seferberlik ilân edilirse, gerici ve iyi gün dostları olan iki yüzlüler tutunamaz bu zeminde diye düşünüyorum, sonrası zaten zihinlerin güzelce temizlenmesidir. Bugüne kadar, yalnızca ülkemizde değil tüm dünyada, gerici iktidarların yaptığı da böyle bir şeydir zaten: temizlik bahanesiyle zihinlerin yıkanması ve düşünme, eleştirme olanaklarını kapayıcı özel davranış modellerinin benimsetilmesi. Karşı tarafı dinlememek, konuşturmamak, bizden-sizden ayrıştırmacılığı yapmak gibi.

Burada durup da Finlandiya'nın dünyada 1 numara olan eğitim sisteminden uzun uzun bahsetmeyi isterdim. Yalnız bunu yapmayacağım çünkü yanıtı gittikçe uzatır. Sistemleri hakkında bildiğim bir iki gerçeği söyleyeyim, öğretmenlerin hepsi (ilkokuldan itibaren) branşlarında en az yüksek lisanslı olmak zorunda ve en fazla 20 kişilik sınıflarda okutuyorlar öğrencilerini. İlkokuldan sonra da yetenekleri göz önüne alınıp seçmelere gidiliyor. Bu durum kendi yeğenimden de aşina olduğum İsviçre'deki eğitim sisteminde de geçerli.

Dilerim çocuklarımız, ülkemizdeki yaşam koşullarımızı da tümden değiştirecek olan büyük insanî devrimi görürler. Aklın, mantığın, sağduyunun, sanatın, bilimin, kültürün güzel örneklerini veren ülkeler arasına Asya ve Afrika toplumlarının da katılması ve Asya ile Avrupa arasında çok değerli bir geçiş olan güzel ülkemizin de yüzyıl başında mazlum milletlere sergilemiş olduğu örnek Kurtuluş mücadelesi gibi yeni bir mücadeleyle, bu sefer eğitimde, kendi kültürünü geliştirip yüceltmede eksik kalan ülkelere örnek olmasını dilerim (gerçi bu alanda da örnek olmuştur vaktinde) ve bunun için bir birey olarak çok mücadeleler vereceğime bu ortamdan da söz veririm.

İleriye dair güzel düşünceleri olan, çocuklarının güzel bir ülkede, özgür ve mutlu biçimde yetişmeleri için çaba sarfetmek isteyen herkesin de böyle davranması gerektiğini zannediyorum.

Eğitimi, gericiliğin kirli ellerinden kurtarmazsak bundan bizim kadar geri kafalıların kendi evlâtları da ilerde rahatsız olacaktır.

Atatürk'ün de zamanında dediği şeye tekrar kulak versek, olmamız gereken nokta hakkında bir fikir verir diye düşünüyorum:

Öğretmen maaşları ne kadar olsun diye sorulunca,
"Milletvekili maaşından düşük olmasın. " demiştir.

Bu ifade şu an için inanılmaz büyük bir atılımın ifadesidir değil mi? Peki niçin biz bugün bu haldeyiz?

İşte bu yüzden düzeltilecek koca bir sistem var önümüzde, sadece eğitim sistemi değil.
Bu yolda ilerlememiz sadece makam, mevki sahiplerine bağlı değil. Hatta hiç bağlı değil işte, bunu demek istiyorum. Tek tek hepimize bağlı.

Umarım bütün ayrıştırmalara karşı koyarız ve bir bütün halinde yani milletçe gerçeği isteyen, arayan, bulan ve uygulayan oluruz!
Öylece kalkıp da tahtaya ODUN yazanlar, bir daha düşünmeliler insanlık adına nerelerde sayısız hata yaptığını. Bu da gerçekleşecek olan devrimin gereği üzere insanlarımız tarafından kendilerine en hakkaniyetli biçimde öğretilecektir.

Özet: Çocuklarımız ve geleceğimiz kıymetlidir. Oturup kalmayarak, ayağa kalkıp sistemin her alanında gerçekleri bilmek ve bunu ihtiyacı olanlara bildirmek için yaşamımızın mimarları olmalıyız.
  • Paylaş
İnsan tabiatının özü olan ve insana bulunduğu yerde ve direk faydası olan manevi öğretilere yer açmak lazım eğitimin gelişmesi için.

Eğer; Fizik, Biyoloji, Kimya, Matematik vb. gibi meta derslerin paraleline; Ahlak, Edep ve buna dair manevi öğretiler eğitime dahil edilirse muhtemelen insan temelli bir eğitim ortaya çıkacağından, dışarıdan hiçbir müdahale gerekmeden, ezberci ve meta formülcü eğitim düzelecek yani eğitim kendiliğinden gelişecek. Ben buna inanıyorum.

Şuanki mevcut durumu örneklendirmek gerekirse;
  • Mimarlar, yapı tasarımlarının insan temelli olması gerektiğini ancak mimarlıkla yüzleştikten sonra farkediyorlar. Halbuki 11 sene gibi muazzam bir süre içerisinde bunu öğrenebilirlerdi.

  • Doktorlar ilaçların asıl etkilerini öğrendikten sonra doğal besinlerin faydasını farkediyorlar. Halbuki doğanın şifai bir çizgisi olduğunu 11 sene içerisinde öğrenmiş olmaları gerekirdi.

  • Hele ziraatçiler, yüzyıllardır zaten organik olan gübreyi önce yapaylaştırdılar sonra doğal olan (organik) gübrenin faydasını farkettiler ve sanki yeni bişey keşfetmişler gibi organik gübreyi savundular.

  • Din Kültürü ve Ahlak bilgisi hocaları ise dini "Kültür", ahlakı ise "Bilgi" olarak tanıtıyor halbuki "kültür" ve "bilgi" diye dini tanımlandırmak dine göre batıl bir bakış açısıdır. Yani aslında öğrettikleri şey; islama ve ondan önceki dinlere şöyle bi dışardan bakıp sayfayı çevirip geçmek gibi.

Kısacası hayatın kendisini ezber görme zaafını kabul edip bu zaafı düzeltmek gerekmekte.

Şuanki temel eğitim sistemi materyalizm üzerine inşaa edilmiş vaziyette.İnsan tabiatına özgü olan "Maneviyat" yani "Ahlak" derslerinin sayısı diğer derslerin sayısıyla eşitlenirse muhtemelen eğitim kendi kendini onaracak ve gelişecektir.
  • Paylaş
Merhaba arkadaşlar eğitim sistemimiz berbat öğretmenlik mesleğinin taban puanının doktorluktan daha yüksek olması gerekmekte iş bulamayan işsiz insanlardan öğretmen olmaz öğretmenlerin maaşı bir doktor ve avukattan daha yüksek olmalı öğretmen atamaları fabrika işçisi seçer gibi yapılıyor kısaca eğitim sektöründeki işe yaramaz kesim temizlenerek işe yarar kaliteli personel oluşturulmalı ingilizce konuşamayan bir ingilizce öğretmeni ingilizceyi çocuklara nasıl öğretebilir cevap hepiniz biliyosunuz
  • Paylaş
Mesleki bilgi ve uygulama ağırlıklı bir eğitim sisteminin oluşturulması gerektiğini düşünüyorum.
  • Paylaş
Sonraki Soru
HESAP OLUŞTUR

İstatistikler

659 Görüntülenme26 Takipçi21 Yanıt

Konu Başlıkları