Bilmek istediğin her şeye ulaş

Ülkenin sosyal ve ekonomik durumunu nasıl buluyorsunuz?

Ülkenin ekonomik durumunun iyi olduğunu söyleyenler, ya bizim bilmediğimiz konuları çok iyi bilen ekonomistler ya da ekonominin e'sinden bile anlamayan ve anlamadığını da anlamayan kişilerdir. Bir ülke kendi öz değerlerini ve doğal kaynaklarını etkin bir biçimde kullanamıyorsa, dış borçlar artarak devam ediyorsa, cari açık devamlı büyüyorsa, enflasyon sözüm ona rakamsal olarak düşüyorsa ve bunun halkın cebine bir etkisi olmuyorsa aksine gittikçe geçim sıkıntısı artıyorsa, çalışan maaşlarına yapılan cüzzi zamlar mal ve hizmetlere yapılan zamlarla kepçeyle geri alınıyorsa, devletin sosyal fonlarında biriken paralar diğer birimlerin ekonomik açıklarını kapatmak için kullanılıyorsa, her geçen gün kitler cari açığı kapatmak için yabancılara değerinin çok altında peşkeş çekiliyorsa ve buna rağmen cari açık kapanmıyorsa, devleti yönetenlerin sınırsız ayrıcalıklara sahip ama halkın kısıtlı imkanlara sahip olduğu bir ülkede bütün bunlar yaşanırken ekonomi ve sosyal durumu iyi diyemeyiz. Bu "polyannacılık"tanda öte bir durumdur. Halk olarak evrime karşı çıkıyoruz ama çoğumuz tüm bu olup bitenlerde 3 maymunu oynuyoruz...
  • Paylaş
2

Hakan, Çok güzel tespitler bravo doğrusu , umarım yöneticiler ders çıkarırlar, bir tek son satirdaki evrim vurgusu neden yapılmış anlamadım. Muhakkak bir sebebi vardır.

Erkin Özyerli, teşekkür ederim öncelikle evrime inanmayan bir toplum olarak toplumsal durumlara karşı 3 maymunu oynamamızdan ötürü evrimle maymun ilişkisini kurarak bir gönderme yapmak istedim sadece ekonomik olarak bir ilgisi olmayabilir bu durumun ama sosyal olarak da bir şeyler ifade edebileceğini düşündüm sadece.

Bu bilgiler
Açılan ve kapanan ticaret ünvanlarının iktisadi faaliyet kollarına ve seçilmiş illere göre sayıları, BİRİKİMLİ TÜRKİYE (Ocak-Eylül 2009) TÜİK RAPORUNDAN derlenmiştir.

2009 yılı tüik verilerine göre 129 226 şirket açılmış ,108 276 şirket kapanmış 2009 yılıdan önce kurulan şirketlerin 83,79% u kapanmış,

işeltmelerin sonsuz ömürleri ve sadece kar amaçlı kuruluşlar olduğu düşünülürse 2009 (eylül ) yılından önce bu amaçla açılan 108 bin şirket kepenkleri indirmiş.

bir tarım ülkesi olan Türkiye de ki sonuçlar bakalım

Tarım, avcılık ve ormancılık 188 kurulan firma 624 kapanan firma 331,91% değişim

Balıkçılık 32 kurulan firma 10 kapanan firma31,25% değişim

Toptan ve perakende ticaret; motorlu taşıt, motosiklet, kişisel ve ev eşyalarının onarımı 28 930 kurulan firma 35 444 kapanan firma 122,52% değişim.

2012 aralık ayı itibarı ile 2009 yılında açılan 129 bin şirketin akıbetleri henüz TÜİK tarafından açıklanmadı.

İstikrarlı bir şekilde yeni açılan firma sayısı artarken, asıl istikrarı açıklayacak olan firma sayısı da hızla azalıyor.

Ekonomi, kredibilitesi ve istikrarı henüz belli olmadığı için yeni açılan firma sayısından çok kurulduğu günden bu yana gelişimini sürdüren, sermayesini büyüten firmaları takip eder.

Basit bir örnekle açıklayayım yıllardır çalışan bir şirketiniz olduğunu düşünün bunun yanına bir firma daha açıyorsunuz ikisininde 250 bin tl ödenmiş sermayesi olsun. Risk değerlemesinde iki şirketinde sahibi aynı kişi olduğu halde eski firma geçmiş ticari faaliyetlerindeki başarıları ölçüsünde yeni firmaya göre daha az risk li kabul edilir. Buna göre de yatırım ya da kredi imkanlarına bakılır.

Ez cümle bu kadar firması kapanan ve bir umutla %17 oranında yeni firması açılan bir ülke de istikrarlı bir ekonomi olduğu söylenemez.

bir iki ufak bilgi daha yazayım tarihe not olarak geçsin.

asgari ücret.
01.01.2002-30.06.2002 --- 222.000.750 TL yeni para ile 222 TL sı.

01.01.2003-31.12.2003 --- 306.000.000 TL yeni para ile 306 TL sı

01.07.2013-31.12.2013 --- 1.021,50 TL olacak asgari ücret tespit komisyonun 2013 yılı ikini yarısında uygulanacak brüt tutar.

an itibarı ile asgari ücret 978.60 TL brüt, NET ELE GEÇEN İSE 706 TL.

978/222= 440,54% 11 YILDA ASGARİ ÜCRETİN ARTIŞ ORANI

2002 yılında 1 GR altın 15,62 TL (HAZİRAN YAKLAŞIK)2013 Yılında1 GR altın 84 TL ( HAZİRAN YAKLAŞIK)

2002 yılı haziran ayında 222/15,62 = 14,21 GR altın alabilirken insanlar
2013 yılı hazian ayınnda 978/84 = 11,64 GR Altın alıyor.

amerika da asgari ücret saatlik 9 dolar
avrupa da asgari ücret saatlik 7,5 avro

ABD de günde 8 saat çalışan bir işçi 8*9=72 dolar *22 gün= 1584 dolar alıyor yani 1584*1,85 (kur) = 2930TL asgari ücret /84= 34,88 gr altın yapar

avrupalı ise 7,5*8= 60 avro * 22 gün =1320 avro* 2,49 (kur)=3286 TL asgari ücret alıyor 3286/84 = 39,12 gram altın yapar.

AMA HAKKINI YEMEYELİM HÜKUMETİN
2002 Yılında ,25 krş ekmek fiyatı ile 888 adet ekmek alırken
2013 yılında ,50 kuruş ekmek fiyatı ile tam 1900 ekmek alabilir insanlarımız

EKMEK YE EY HALKIM :)) bakın ne güzel gelişmişiz işte.
  • Paylaş
3

Metindemirr, Arkadaş bu ülkede ekonomist diye kendini tanıtıp, ona buna uşaklık eden ve bu ülkenin ekonomik anlamda adeta zirvede olduğu iddialarını, kendi branş alanlarında kullandıkları profesyonel teknik parametrelerle anlatarak insanları kandıranlar varken, sizin gibi helal süt emmiş ekonomist yada bütçe uzmanı insanların olması hala geleceğe dönük bir ümit vaat ediyor. Sizi cesur be gerçek bilgilendirmeden dolayı tebrik etmek istiyorum. Rakamlarınızın doğruluğunu teknik olarak bilmem ama, içinde bulunduğumuz durumun daha farklı bir rakamsal karşılığı olacağını düşünmüyor ve rakamların doğruluğunu kesin kabul ediyorum. Teşekkürler kardeşim.

Hakan, Teşekkür ederim. Rakamlar tüik e ait resmi rakamlar, istatistiğe ait tasarrufum sadece resmi verileri oranlamaktan ibaret. Sektötörünüz itibarı ile yazımı beğenmiş olmanız benim için çok önemli. Çünkü reel piyasanın nabzını pazarlama sektörü çok iyi tutuyor ve ekonomik yorumları değerlendiriyor. Tekrar teşekkürler.

Ergün Tuna, istatistik...görünmesi gerekeni göstermeyen...görülmemesi gerekeni gösteren....rakamsal aldatmadır...

Ülkenin 1985 yılından bu yana sosyonomik (sosyal ve ekonomik) durumu aşağıdaki elliott sayımında olduğu gibidir. Borsa bütün sosyal olayları, beklentileri, ekonomik gelişmeleri algılar ve resmeder. Olması gerektiği gibi değil, algıladığı ve anlamlandırdığı şekilde resmeder ve fiyatlandırır, tamamen sosyolojiktir.

Bütün elliotisyenlerin takip ettiği sayım budur, ve The End demektedir. Herşey 2016 ya kadar yıkılmış olacaktır. Muazzam bir gelişme olması ve endeksin tekrar 100.000 üzerine çıkması durumunda dahi, yıkılma 2020 yılında gerçekleşecektir.

Siyaset (Dünya)
(Borsa programlarım kurulu değil kusura bakmayın, finnet online modülle çiziktirilmiştir.)

Sn Tuncer Şengöz' ün takip ettiği sayıma göre son kısmın zoomlanmış hali aşağıdadır;

Siyaset (Dünya)

Biraz daha 70.000 altında oyalanırsa, 1 ay kadar buralardayız, sonra tekrar sert düşüş..
Siyaset (Dünya)
Elliotisyenler FED Başkanının açıklamalarını değil 10 yıllık ABD Tahvil faizlerini takip ediyorlar;

Siyaset (Dünya)
10 Year T Note Yield 31 Yıllık düşüş Trendi Sona Erdi

Siyaset (Dünya)

Siyaset (Dünya)
Şu an faiz %3 leri zorluyor, 2,9 larda..Bu yüzden yabancı para ülkesine dönüyor, BİST 100 de 2008 den bu yana yabancı takas oranı %62 nin altına düşmedi, 2013 de %66 ya ulaşan oran şu an %62 lerde, acaba daha da düşecek mi, yoksa düştü düşeceği kadar tekrar 100.000 lere doğru son bir sefer daha mı kaldıracaklar;

ABD 2008 yılında dünyaya para pompaladı;
Siyaset (Dünya)Son olarak gördüğüm en iyi elliotisyenlerden biri olan Sn Devir' in 14 Eylül 2012 tarihli bir yazısından alıntı yapmak istiyorum;
''Son iki haftadır büyük Merkez Bankalarının peşpeşe açıkladığı hamleler bana bu filmi hatırlattı. Dün yapılan toplantının ardından yaptığı açıklamalarla sınırsız tahvil alımı modasının son katılımcısı olan Federal Reserve’in, yüzyıllarca yıllık serbest piyasa düzenini yok sayarak kapitalist iş çevrimi çarkına çomak sokmasının ardında çok haklı sebepleri olması gerektiğini düşünmemiz gerekiyor. FED ve ECB ne ile mücadele ediyor ? Ekonomik kriz yaşandığı doğru ama ileri sürdükleri savlar zayıf büyüme, kronik işsizlik vs. Oysa bu oranların daha beterleriyle geçmişte çok karşılaşıldı. Tüm finans dünyasının sırtına bindiği bu kurumlara yüklenen tarihi misyonun kaynağı ne ?
Sorunun cevabı piyasadır. Pek çok ülke yöneticisinin kendi tahvil piyasasında faizler yükseldiğinde bunu bir saldırı olarak nitelediğini biliyoruz. İnsanlık aşırı derecede birikmiş ve karşılığı olmayan parayla mücadele etmektedir. Ülkelerin borçlanma piyasalarına stabilite getirecek, sürdürülebilir ekonomik büyümeyi sağlayacak, işsizliği ortadan kaldıracak, bunları yaparken olağanüstü meblağlara ulaşmış paraya getiri sağlayacak, kısaca herkesi mutlu edecek bir düzenin yeniden inşasını sağlayacak dünyanın daha fazla para basmaktan geçmediğini göremeyecek kadar kör yöneticilerle sarılmış durumdayız.
Avrupa ve ABD Merkez Bankalarının peşpeşe rest demeleriyle son duello başladı. Suyun üzerinde bayram yapıyor görünen piyasalar aslında kolu bacağı bağlandığı için giderek kuruyarak bir anlamda ötenaziye doğru gidiyor. Kısa vadeli spekülatif kaynaklar, organize borsalardan karaborsaya akıyor. Fx piyasaları artık kimsenin regülasyonuna cesaret edemeyeceği boyutlara ulaşmış durumda. Münferit senetlerin yönünü tahmin etmekle uğraşmadan endeksi vadeli piyasada trade edenlerin sayısı sürekli artıyor. Tüm dünya borsalarında işlem hacimleri tarihi dip seviyelerinde geziniyor ve başını kaldıramıyor. Üç gün sonra, bir hafta sonra, iki hafta sonra bir açıklama varsa geriye kalan günlerde tamamen uyuyan finansal piyasalar geçmişte benzeri olmayan bir anomalinin konusu konumundalar.
Son aşama olan sınırsız para basma dönemi başladı ve en kötüsü bunun taahhüdü verildi. Akıllı insanlar sterilizasyonun mümkün olmadığını bildikleri için bu tür masallara inanmıyorlar. Basılan paralarla şişen finansal piyasalara sürdürülebilir büyüme eşlik etmez ise ne olacağını göreceğiz.''
blog.devirtrade.com/posts.aspx?category=...
-------------------------------------------------------------------------------------
Güncelleme 06 Ocak 2013;
Dolar Erdem Başçı nın dediği gibi 1,92 yi görmedi, bi ara 2 lere düştü lakin ABD nin küçük bir açıklamasıyla dediğimiz gibi coştu 2.19 lara..arada %9 net fark var. yani 1 ayda cebinizdeki TL %9 değer kaybetti..

BİST öngörüsü yukarıda, şu anki durum aşağıda, eh yorum sizin:)
Siyaset (Dünya)
Aşağıda trend desteği yok, olursa yeni oluşacak, sırayla yataylar 65XXX burada tutunmaya çalışıyor, tutmazsa 57XXX ve en son 48XXX...o da tutmazsa, kimse bunu kestiremez, doların önümüzdeki 12-18 aylık dönemde 2,7-3 TL leri görmesi söz konusu, bu da %25-35 lık bir artış demek..ve bu daha başlangıç..zira bir dönem sona erdi..
  • Paylaş
Öncelikle bu soruya bu saatte yanıt vermemde beni şevke getiren @Simsiyah ve @hakkan'a teşekkür ederim. Onlar kadar borsa ve para piyasalarından anlamasam da kendimce hissettiğim (bir girişimci ve bir vatandaş olarak) bazı noktaları yazmak istiyorum izninizle.

Kısa yanıtım, ülkenin sosyal ve ekonomik durumunu hiç iyi bulmuyorum. Uzun yanıtım ise şu şekilde:

Öncelikle iyi veya kötü diyebilmek için mutlaka karşılaştırma yapabildiğimiz bir nokta olmalıdır ve bu nokta maalesef bizim ülkemiz için var olmuş bir nokta değildir şimdiye dek (ülkenin kuruluş yıllarındaki büyük zıplamayı saymazsak -ki dipten çıkış her zaman bir sıçrayışa işaret eder-). Bu ülkede bir süredir olan en olumsuz ve en zarar verici şey, bence insanların körleştirilmesidir. Bunun etkilerini her alanda görebilirsiniz. Yolda yürürken, seyahat ederken, bir yerlerde otururken, gazete okurken, televizyon izlerken veya çalışırken ve hepsinden de daha önemlisi son dönemde internette gezinirken. Eskiden en dikkat çekici sorunlardan biri (gelişime engel olan) eğitimsizlikti. Aslında bunu eğitim olarak niteleyenler olmuştur ancak eğitim ile eğitimsizlik biraz farklı şeyler bence. Eğitim bir sorundur ve çözümlenebilir ancak eğitimsizlik bir toplumsal problemdir ve her açıdan ele alınması ve nesiller boyunca üzerine gidilmesi gereken bir kavramdır ve tedavi edilmez ise hastalık boyutuna taşınır ve nesilden nesile aktarılır. Biraz açarsak; eğer bir insan kendini bir fanusun içine kapatılmış ise o fanusun dışında ne olduğunu merak edebilir ve sorgulamaya, araştırmaya başlar. Bu, örneklememize göre eğitimli davranış biçimidir diyebiliriz. Diğer bir seçenek ise fanustan başka bir şey görmez ve onu sınır kabul eder, ötesini sorgulamaz. Bunun en kötü sonucu ise o insanın yaşamı sonlandığında bu durumun değişmeyecek olmasıdır, çünkü kişi bunu bir yaşam biçimi olarak benimsemiş olduğundan ve başka doğrusu olmadığından sonraki nesillere de, yani çocuklarına da bunu öğretir ve aktarır. Böylece fanus güçlenir ve sağlamlaşır. Çünkü, kişinin kendi geleceği aktarılmıştır ve sağlamlaşarak yerleşmeye devam etmiştir. Böylelikle bu yaşam biçiminin etraftaki kararsız veya aydınlanmaya hazır kitleye de bulaşması olasılığı artmıştır.

Şimdi bu çok ciddi bir problem. Çünkü karşı karşıya durulan şey bir fikirden ibaret değil, bir yaşam biçimidir ve bu yaşam biçiminin beslendiği şeyler sorgulanamaz temellere dayanıyor.

Geçmişte sosyal olarak insanlar birbirine daha bağlı idi. Hani hep söylenir ya komşuluk vardı, eş dost vardı ama şimdi yok diye. Bunun nedeni aslında komşuluk veya dostluk duygusunun yitirilmesi değil bence. Bunun nedeni bu ve buna benzer toplayıcı bileşenleri ayıran unsurların artık hayatımıza direkt etki edebilecek kadar güçlü olmasıdır. Bunun içine teknoloji örneğini de katabilirsiniz, farklı şeylere inanan insanların ayrı ayrı yaşam biçimlerini benimsemesini de. Düşünebiliyor musunuz; dünyanın bir ucunda telefon veya internet görmemiş insanlar var. Sadece bu değil, açlıktan ölümler en büyük problemi olan toplumlar var. Bu insanlar arasında kendi içlerinde birbirlerini ayırıcı veya sınıflandırıcı etkiler yok mu? Elbette var, ancak bu etkiler yaşamlarının merkezinde değil sadece anlayış duyabildikleri sınırlara yaklaşmayan etkiler olduğu için bazı davranış modelleri değişmemiş durumda.

Bizim toplumumuz çok hızlı ve geri adımı atılamayacak boyutta bir değişim geçiriyor son yıllarda ve bu değişimi bir kesim gelişme olarak yorumlarken, bir diğer kesim ise gerileme ve ilkelleşme olarak yorumluyor. Her ikisinin de eşit oranda haklı olduğunu söyleyemeyeceğim. Bence maalesef uçuruma doğru savruluyoruz ve bu sürat bizim çok yakını bile görmemize engel bir seviyede bence. Bunu nereden anlıyoruz; kısa geçmişe bakalım hem de çok kısa. Daha 6 ay önce bir savaşa girmiyorduk, şimdi neredeyse içindeyiz ve hiç kimse kiminle ve neden savaştığımızı net bilmiyor. Daha 6 ay önce, kimsenin beklemediği şekilde yeni nesil ortaya bir tepki koydu ve belki de çok önemli düzeyde bir kesimin isteklerini ortaya koydu. Bunu yaparken onlara sağlanmış ve ellerinde kalan belki de tek ifade biçimi ile düşüncelerini dile getirdiler.

Eskiden bazı kritik çizgiler vardı ancak bu çizgileri insanlar yaşamlarının merkezine koymadıkları gibi birbirlerini ayırt edici birer özellik olarak çok görmezlerdi (genel toplumdan bahsediyorum). Şimdi artık her şey birbirine girmiş ve ayırt etmek güçleşmiş durumda. Herkesin çizgileri var ve hepsi alenen okunabilir hale geld ve dolayısıyla sorgulanabilir, tartışabilir duruma. Ancak buradaki en büyük eksiklik, bu sorgulamanın veya tartışmanın adil ve demokratik olabilmesiydi, ve biz maalesef bu treni de kaçırdık (bu sözlerim yeni nesil için değil). Çünkü artık tartışma tek elden yürütülmeye çalışılıyor ve her şeyi alenileştiren bu durum.

Yeniden konuya yaklaşmam gerekirse, artık toplum olarak daha sabırsız, daha hızlı tüketen, daha az ne istediğini bilen, daha fazla kafası karıştırılmış ve tüm bunlarla mücadele gücü daha az bir toplum haline geldik.

Bir gün şu an yaşadığımız ve elimizde olan bir çok değeri kaybedebilme tehlikesi ile karşı karşıyayız. Çünkü artık geri alamayacağımız bir çok şey var. Bunlar hem ekonomik hem de toplumsal psikolojimiz anlamında böyle. Ancak yapabildiğimiz iyi bir şey var -ki bunu yeni nesil başarıyor- o da "dönüştürmek". Elindeki araçları bu kadar farklı dönüştürebilen başka bir genç nesil kaç ülkede vardır? Bu önemli ve dikkat edilmesi gereken bir nokta bence. Belki de bizi bu dönüşümü yapabilenler farklı bir noktaya getirecek.

Geçmişte hesap kitap yapılırken bir orta direk vardı ve ekonomik anlamda bu orta direk ağırlığı vardı. Şimdi ise orta direk diye bir şey kalmadı, bunun yerini bir kısım insanlar fakirleşerek bir kısmı ise zenginleşerek doldurdular. Yani ayrıştırma politikaları tüm toplum üzerinde etkili oldu. Artık bir insana baktığınızda onun hakkında hiç bir fikriniz olmasa bile elinizde onunla ilgili zengin, fakir, ateist, müslüman, ulusalcı, faşist, sistem karşıtı, gezici, çapulcu, alevi ve buna benzer çok sayıda sıfat var. Eskiden bunun yerine insanlar için daha kişisel değerlendirmeler yapılırdı, örneğin; aptal, cahil, dürüst veya yalancı gibi. Ve bu izlenimin değişmesi için bir şans vardı, yeni tabirler için ise yok denecek kadar az. Çünkü bunlar ideolojik kavramlar, ne o kişinin tek başına taşıyabileceği ne de sizin tek başınıza bu yargıya net varabileceğiniz kavramlar değil temelinde. Yani uzlaşmak neredeyse imkansız. Hele hele bizim gibi toplumlar için.

Sonuç; eğer birbirimize karşı davranışlarımızı ve bakış açımızı değiştirmeye kendimizden başlayabilirsek, ve bundan önce bunu yapabileceğimiz ortamı kazanabilirsek bizi kimse tutamaz. Ama bu gerçekleşmez ise gelecek çok karanlık ve belirsiz olmaya devam edecek.
  • Paylaş
2

Hakan Köse, Çok doğru noktalara temas etmişsiniz.. Buna ek olarak benim her zaman ara ara üzerinde düşündüğüm ve çok üzüntü duyduğum bir nokta daha var. Öyle bir haldeyiz ki, millet nelerle uğraşıyor biz nelerler. Teknoloji almış başını gitmiş ve hala devam ediyor.. Biz ise aynı sorunlar etrafında dönüş duruyoruz yıllardır..

Bakınız dünyada bilimsel araştırmaların geldiği noktaya ve bunu gerçekleştiren toplumların ulaştığı düzene. Bu toplumlar ile bizim aramızda tek bir fark var bence; "biz ders almayı bilmiyoruz, onlar ise her şeyden fazlaca ders çıkarıyorlar". Adamlar yapmış diyoruz ama biraz daha yakından bakınca bu kolay olmamış, demokrasilerini, insan haklarını ve toplumsal yapılarını bu noktaya getirmek için bedeller ödemişler. Ancak bu bedelleri bir kez ödemişler, sonra öğrenmişler ve ders almışlar. Bu derslerle düzenlerşni değiştirmiş ve doğru adımlarla bu noktaya gelmişler. Tamam sömürü düzeninde olanlar var sözüm sadece onlarla ilgili değil. Genel olarak yaşam standartlarını yükseltebilmiş ve halka insan gibi bir yaşam sağlayabilmiş yönetimlere.

Şimdi kendi ülkemize baktığımızda iki arpa boyu yol almak için nesilleri tüketiyoruz. Bakınız ben 32 yaşındayım ve hayatımın en önemli dönemlerinde (ki son 10-15 yıl çok önemli dönemdir) bir iktidar dönüşümü yaşadı bu ülke. Bu dönüşüm esnasında ilk önce bazı şeyler yavaş yavaş netleşmeye başladı. Ancak bu yıllarda oluşan zararın dönüştürülmesi ve geri kazanm için belki bir 20 yıl gerekecek hatta daha fazla. Ortalama insan ömrü bu ülkede 60 yıl, ve benim yaşamımın neredeyse yarısı birilerinin yanlış politikaları yüzünden anormal kalitesiz geçmiş olacak. Sadece ben değil, kendimden örneklendirerek genelleme yapıyorum ki insanlar neler neler yaşıyorlar..

İşte biz toplum olarak bu noktada devreye giremiyoruz. Fanus meselesi bu noktada bizi kilitliyor bence. O fanusu kırmak için ilk düşüneceğimiz ateşleme noktası bence kişisel olarak insanca yaşam hakkımızdır ve öyle olmalıdır. Ben birilerinin aptalca politikaları yüzünden neredeyse tüm yaşamımı 15. kalitede geçiremem, böyle olursa kimse hayal kurmaz, hayallerinin peşinden koşamaz, ve hatta bir süre sonra gelecekle ilgili hiç bir hedefi oluşturamaz. Bu şu an yaşanıyor.

Sonuç olarak, bu ülkede çok değerli ve çok yetenekli insanlar var ve inanılır gibi değil, malesef topu topu 100 - 150 akıllı insanı çıkarıp o meclise sokamıyoruz.. Tüm bunlar için daha ne kadar bedel ödenmesi gerekiyor onu da bilemiyoruz malesef.. Umarım ki yakın gelecekte çok hızlı bir dönüşüm gerçekleştirebilecek bir noktaya geliriz, yoksa biz de ilerde bir gün "biz göremedik bari çocuklarımız görsün" diyerek yaşamımızın sonuna geleceğiz malesef.

Ahmet Avcı, Sitenin formatı müsaade etmediğinden mecburen yorumlar kısmından yazışıyoruz:)

Çok büyük bir etkileşim, -ki sosyallik demek bu, eksikliğine sebep oluyor.
--------------------------------------------------------------------------
Yani hemen hemen aynı şeyleri düşünüyoruz, kalp kalbe karşıdır derler, öyle bir şey herhalde...

Ülke bizim gidecek başka yerimiz yok:)

Hani var ya Vizontele'de, ''Burası hayal kırıklığının başkenti...''

''Burayı seversen burası dünyanın en güzel yeridir, sevmezsen değildir.''

Türkiye kendi halinde bir ülke..büyük bir dünya savaşında yok olmuş, bütün genç eğitimli neslini kaybetmiş, hedefe koymuşlar oturup plan yaparken kendi aralarında anlaşamadıklarından ülke kendini kurtarmış küllerinden doğmuş, ikincisinde bu dünya savaşının, bitikmiş, karneyle şeker, yağ yakıt dağıtılmış, büyük atılım dalgalarından kopmuş...

Bu geri ve yalnız kalış neticesinde SSCB ye karşı kayıtsız şartsız ABD müttefiki olmuş...her şey hibe gelmiş, ordusundaki USA damgalı sapından delikli çatalına kadar, hibe hediye etmiş, sömürü düzenini de kurarak ittifakın devamlılığını sağlamış..

ABD-AB, Osmanlı İmparatorluğu,,Türkiye eh işte Eflak-Boğdan filan..O zaman sarayda yetiştirilen devşirmeler vali atanırmış, şimdi gidip oralarda kariyer yapıp onların teşkilatlarına girenler...O zaman açık açık vergi alınırmış, şimdi yerin altından çıkardığı Allahın petrolünün varilini sana 100 dolara satıyor...şimdiki vergi bu..

Kendini korumaktan aciz, Patriot bataryalarını göndermese klasik savaştan başka argümanı asimetrisi yok...İsrail bedava gaz maskesi dağıtır, bizde karaborsa, adı bile geçmez..tedbir ne olacak?

İsviçre vatandaşı olsak ne düşünür, neyle uğraşırdık acep..Bu kaos ve değişkenlik bizi acayip bir şey haline getiriyor..Bir zamanlar derlerdi, dünyada Türklerden başka bu kadar yüksek enflasyonla bu kadar uzun süre yaşamayı becerebilecek başka bir millet yoktur diye..

Jeostratejik konum filan...başımızın belası..etrafımızda her yer yangın yeri..her gün müslüman ölüyor, müslümanı müslümana öldürtüyor, hala yok bir numara illa da ihvan olacakmış..Suudi Arabistan ne olacak?...Ee o kalın gelir..

Kendimizi dev aynasında görüyoruz tarih okuya okuya..Fatihin torunlarıyız..yeni dizi var adı Fatih..Kurtlar Vadisinde dünya dengelerini filan sarsıyoruz..

Tarihin sonu..artık bu hakim medeniyetler değişmeyecektir..yeni dünya düzeninde zaten hakim tek bir medeniyet kalacak..

Musul ve Kerkük bu ülkenin yeni dünyada kalbi olacaktı, verilmeyecekti..ne sermaye oldu, ne sanayi gelişti, ne teknoloji..geriye tek bir şey kalmıştı onu olduk, dünyada kendi kendine yetebilen 7 ülkeden biri...şimdi o da kalmadı..

Ticaretle iştigal eden biri olarak kişilsel piyasa izlenimlerime göre yapacağım değerlendirmede, özellikle küçük ölçekli işletmelerin son birkaç senedeki gidişatının, oldukça kötü olduğunu söyleyebilirim. TV kanallarında ekonomist olarak bildiğimiz insanların, taraflı yada tarafsız yaptıkları iyimser yöndeki yorumların, küçük ölçekli işletmeleri bağlayan hiç bir realitesi yoktur. Özellikle inşaata bağlı küçük işletmeler, son yıllardaki en kötü dönemlerini geçirmekle kalmayıp, tek tek kapanmaktadırlar. İyimser yönde ekonomi analizleri yapan ekonomistlerin gidip piyasayı dolaşıp, küçük esnaflarla görüşüp, sohbet etmelerini tavsiye ederim. Patlayan ihracat rakamlarından bahseden cengaverler, patlayan ithalat rakamlarından neredeyse doğru dürüst bahsetmemektedirler. Gerçek anlamda ithalatın karşısında biçare durumda olan ihracat, bu ülkeye ne kadarlık bir ekonomik mükemmellik sağlar bilemiyorum. O insanlara baktığımızda ben ve benim gibiler, ekonomi yorumu yapacak kapasitede bile değiliz ama, on sene önceki ticaret ile bugünkü ticareti karşılaştıracak kadar bu piyasalarda geçmişimiz var evelallah. Hepsini boş verin bir tarafa, 1994 krizini kaç kişi hatırlar bilemem. Bugün yirmi yaşında olanlar, o gün daha bebektiler. Biz o günlerde yine ticaret yapıyorduk. Kriz sonrasında 2-3 ay kadar bir sendeleme dönemi geçirilse de, inanın bana hemen atlatıldı ve unutuldu. Yaralı kalan sayısı o kadar abartıldığı gibi olmadı. Yüksek enflasyon döneminde herkes oturduğu evin kirasını ödeyebiliyor ve evini geçindirebiliyorlardı. Ama o günlerde "ah bir enflasyon düşse" diyenlerin kurdukları toz pembe hayaller vardı. İşte o canavar olarak baktığımız enflasyon öldü. Peki toz pembe hayallere ne oldu? Hiçbir şey olmadı. Yani, hayaldi gerçek olamadı maalesef. Sadece geçmişte kalan ve hâlâ olabilir mi acaba ümidiyle bazılarımızın ısrarla devam ettirdiği hayaller. İşte merak edilen ekonomik gerçeklere benim gibi acemi birinin yaptığı değerlendirme. Ben ortaya koyarım. Kimin işine gelirse kabul eder.
  • Paylaş
Ekonomik olarak her geçen gün küçülen bir cebe sahibiz. Bu durum hepimizin gerilmesine sebep oluyor. Sosyal hayatımız yoktu zaten, artık imkansız bir hayal oldu. Zaten bu ülkede temsili demokrasi var deseler de mutlak monarşi mevcut. Allah sonumuzu hayır etsin diyorum.
  • Paylaş
son 10 yıla bakıyorum,hakkaten bişeler değişti bu ülkede,göremeyen kördür bence...
  • Paylaş
bana göre ülkem son yıllarda düna  çapında itibarı arttı her şey biranda değişemez zaman  alır en güzeli savunma sanayinde yavaş yavaş dışa bağımlılık bitiyo gibi ilerde bitecek .(heronlar gidecek yerine anka ´lar  gelecek) bunun gibi bunarı görmeyienler görsün artık.
  • Paylaş
2

Serkan Aydın, kardeş istersen çip üret, kendi uçağını üret, bilgisayar parçaları üret, nano teknoloji ürünleri üret, istersen uzayda istasyon kur, hiç bir şey farke etmez. Sen ülke olarak daha kendi paranı basamayıp, Merkez Bankası denen özel şirketten borç alıyorsun ve o borcun faizi bu güne kadar 9 kat arttı ve bileşik faizle artmaya devam ediyor. sen borçlu olduktan sonra ne üretirsen üret o şey senin değil, borçlu olduğun kişinin malıdır. nasıl olsa borcun ödeme günü geldiğinde para bulamayacaksın ve elindeki bütün teknolojiyi satıp borcunu ödemeye teşebbüs edeceksin. Ama olmayacak. Çünkü o ürettiklerini de aldığın borç parayla ürettiğini hatırlayacaksın birden... çare arayacaksın bulamayacaksın neden? çünkü paranın nasıl ve kim tarafından üretildiğini bilmediğinden sömürülmeye devam edeceksin. Sana tavsiyem paradigmanı değiştir, çözümü orada göreceksin.

Kaan Demir, dostum artık şavaşlar 3. dünya ülkelerinde tankla tüfekle oluyor. Bunun yerine gelişmiş ülkeler gibi katma değeri yüksek ürünler üretsek. Silahlara verdiğimiz parayı ar-ge araştırmalarında kullansak neleri görürüz sen bi düşün.

Ülkenin şu an ki sosyal ve ekonomik durumunu gerçekten beğenmiyorum. Bir şeyler yapılması gerektiğini düşünüyorum. Halk fakir ve bilinçsiz bir durumda. Uyandırılması gerek.
  • Paylaş
Son zamanlarda "Türkiye'de yapılıyor" olarak gösterilen şeyler aslında Papua Yeni Gine'de yapılıyor. Sanki Türkiye büyüyormuş gibi gösteriliyor durumun aslı öyle değil. Bunları ifşa edicem bak şimdi;

Papua Yeni Gine'deki askeri araç üretimi üzerine Made in Turkey diye montaj yapıp yayınlamış hainler halbuki aşağıdaki araçların hepsi Papua Yeni Gine'de yapılan araçlar Türkiye'de oluyor gibi gösterilmiş.
Siyaset (Dünya)

Papua Yeni Gine'de inşaatı süren yeni stadlar, bu da montajlanarak türkiyede oluyor gibi gösterilmeye çalışılmış... Türkiyede böyle kısa sürede böyle büyük inşaatlar nerdeee?
Siyaset (Dünya)

Papua Yeni Gine'de inşaatı süren köprü inşaatı. İstanbula benzediğine bakmayın orası Papua Yeni Gine aslında.
Siyaset (Dünya)

Papua Yenigine'nin yeni hızlı treni, üzerindeki TCDD yazısı ise montajdır milleti kandırmak için montaj yapılmıştır. Sanki türkiye'nin bunu yapacak gücü varmış gibi göstermek için bir montaj yani...
Siyaset (Dünya)

Burası Püapua Yeni Gine'de bir körfez, dünyanın 2. En uzun köprüsünü yapıyorlar, uçakla üzerinden geçen bir papualıya ait foto sanki türkiyede yapılıyor gibi internette paylaşılıyor halbuki bunlar hep yalan hep yalan.
Siyaset (Dünya)

buradaki Papua Yenigine yazısını silip Türkiye yazmış hainler, Aslında büyüyen Türkiye değil Papua Yenigine!
Siyaset (Dünya)

Bu'da Papua Yeni Gine ekonomi bakanı Alimu BABACANGO , IMF'ye olan borçlarını sıfırlarken;
Siyaset (Dünya)

Yani hep montajla falan milleti kandırıyorlar Türkiye'de ekonominin yükseldiği falan yok , bi gelişme belirtisi hiç olmadı Türkiye'de. Herşey (dünyanın enbüyük havaalanı, hızla yayılan duble yol ağı cart curt) Papua Yeni Gine'de olan şeyler.
  • Paylaş
6

Muhammet Bozkurt, Evet belgeleriyle kurduğumuz mili fabrikaları ve nedenini çözemediğimiz halde yapılan 3. havalimanını ve ülkemizdeki bankaların yüzde kaçının mili bankamız olduğu ve yabancı bankaların kobilerimizi destekleme oranında o yüksekliği dünyanın en pahalı benzinini kullandığımız halde yapılan duble yolları (ki bu duruma çözüm aramak gibi derdimizde yok) gözler önüne serince sana inanmamak elde değil.

Balık, atatürk havalimanının kapasitesinin artık yetmediğini göz önünde bulundurmadığınızdan,yeni havaalanının açılmasıyla birlikte atatürk havaalanının küçültüleceği planını bilmediğinizden, yeni havalimanının kapasite bakımından bölgenin transfer merkezi olması faktörü ile thy'nin itibarı yükseleceği ihtimalini gözönünde bulundurmadığınızdan , bu projenin zamanla kâra dönüşeceğini hatta proje gerçekleşirken devletin kendi cebinden para ödemediğini bilmediğinizden ve almanya'nın bu gelişmelerden nasıl tedirgin olduğundan haberiniz olmadığından "nedenini çözemedim" gibi bir düşünceye kapılmanız normal.

Duble yol yapılmasaydı benzini nasıl bir yolda harcayacağını düşündün mü de benzin fiyatlarıyla bağlantı kuruyorsun?
uzuuuun zamandır el deymemiş ticaret yollarının hızla iyileştiğini de hesaba katmışmıydın? Öte yandan Cumhuriyet tarihinde atatürkden sonra en fazla demir yolu yapılan dönem içerisin de olduğumuzu da belirtmeliyim ki "neden sadece otomobil bazlı gelişme" diye başka bir yanılgıya düşmeyesiniz.

Uzuuuun zamandır yapılmayan şeylerden bahsediyoruz.
Bankalar konusunda açıkcası net bilgim yok , zamanla öğrenirim ama şunu bilirimki faizle geçinen bir yapılanma üzerinden milliyetçilik üretmeyi hayırlı görmüyorum.

Muhammet Bozkurt, bende diyorum ki benzin harcamayalım başka bir seçenek bulalım.Bilim araştırma zaten bunun için var.

Ayrıca hiçbir şey yapılmadı demek her şey doğru yapılıyor demek kadar hatalı ve yanlış olur.

Bir ülkenin gelişmişliğini sadece inşaat sektörüyle (örnekleriniz genelde bu sektörden oluştuğuna dikkat çekmek isterim.) ölçemezsiniz.

Ayrıca burda yaptığımız şey miiliyetçilik değil.Sadece ülke çıkarları için ülkenin az çok kendine yetebilir bir ülke olması gerektiği gerçeğini kabul edersiniz umarım.

Muhammet Bozkurt, Eklemeyi unutmuşum

Bu seneki fitre fiyatı 10 lira buna göre 3 veya 4 kişilik bir ailenin sadece bir aylık yiyecek gideri mi daha çok yoksa asgari ücret mi?

Mesele burada doğuyor kendileri hiç ifrat ederken halka tevazu içinde yaşanması gerektiği söyleniyor ve hatta zorlanıyor.Belki bundan dolayı tek bir grubu suçlayamayız ama kimsesizlerin kimsesiyiz lafının yalan olduğunu ve hatta asgari ücret yoksulluk sınırını geçemediği sürece pekte gelişemediğimizi söyleriz belki.

Balık, son dediklerinin çoğunu doğru bulduğumdan başka cevap vermeye lüzum görmedim.

Muhammet Bozkurt, siyasi görüşlerini pek sevmesemde ülkemizde giderek azalan bir erdem gösterdiğiniçin tebrik ederim.

gittikçe batağa saplanıyor
  • Paylaş
içler acısı...gasp ,hırsızlık,adam kaçırma,boşanma,işsizlik..bunlar son on yılın rekorları...ha ekonomi deniliyor..ama bir matematikçi oalrak şunu soyleyebilirim..istatistiği istediğim gibi yapabiliriM!!yani gsmh ya çokaldanmayın..ihracatın 100 ü geçtiğine de ..hadi bunu başarı sayarsak bile ithalata da bakmanızı tavsiye ederim!!ama inploid yorumlara fazlaca izin verse de buraya sığmaz..ama bir iki şey var iyi giden..inkar etmemek lazım..
  • Paylaş
Mükemmel bir ilerleme söz konusu birkaç yıla kalmaz ilk on güç arasına gireriz. Ondan sonra daha yukarılar..

Dünyanın en hızlı büyüyen 2. ülkesi olarak, dünyada artan trendimizle, birçok çok uluslararası kuruluş ve örgütlerde etkili ülke olamızla, diğer ülke halklarının türkiyeye artan ilgisiyle büyüyoruz. Türkiyede yarım
milyon'a yakın kaçak yabancı işçi çalışıyor. Bunlar fakir ülke
olduğumuzdan mı geliyor?
  • Paylaş
1

Ergün Tuna, Kaç-AK işçi çalıştırmak zengin ülkenin, fakirce düşünce ürünümüdür..???...yoksa iç piyasadaki işsizliği katmerleştirme dürtüsü mü..??...

Kim ne derse desin arkadaşlar en hızlı büyüyen ekonomiye sahip ülkeyiz..
  • Paylaş
bence her konuda hızla gelişmekte olan bi ülkemiz var
  • Paylaş
hükümeti sevmesemde. hiç bir ülkede kimse hükümeti yüzde yüz sevmez zaten. ideoloijk oalrak kısmen kötüye gidiyor olsada (benim ideolojime göre) ekonomik olarak da iyie gidiyor
  • Paylaş
yahu zaten sorun hep birilerinin agzıyla konuşmaktan geciyor arkadasın biride bana cevap vermis wlla ona cewp wermee luzum yok bilinen yollardan sucluyor hep cahil halk diyor ya ona üzülüyorum yazıkk...
  • Paylaş
Maalesef ve maalesef ülkemizde sosyal hayat her geçen gün kısıtlanmaya çalışıyor komedi ötesi bir durum. Ekonomki duruma gelincede türlü türlü oyunla ryapılarak herşey güzelmiş gibi gösterilmeye çalışıyor oysaki tamamiyle gösterilmeye çalışılanlar hayal ürünü. Ülkede özelleştirme başlığı altında tüm kar elde edilen, dahada vahimi bir daha asla kurulması mümkün olmayan kurumlar yabancı kişi veya kurumlara satarak ülkeye sıcak para girişi sağlandı ve ekonomi iyiymiş gibi gösteriliyor. Acınası bir durum. :S
  • Paylaş
çıkar ilişkileriyle süre gelen bir büyüme ..ben bir kobiyim başbakan ne dediyse yaptım.patent ve inovasyon dedi ben 3 tane patent buldum..ar-ge dedi 24 kişilik ar-ge istihdamı sağladım..yabancı yatırımcı dedi onuda buldum..sıra destek ve teşviklerden faydalanmaya gelince..devletin patent enstitütüsünü hiçe sayarak ,verdiği belgeyi bile önemsemeden destek ve teşviklerden red cevabı aldık.(kosgeb Trabzon).üstelik birde tavsiyede bulundular sağolsunlar..madem amaç para kazanmak git bunu çinde üret dediler.görüntüde destek ve teşvikler var ama rüşvet vermezsen veya bir gruba dahil değilsen hiç birinden faydalanamazsın.Böyle bir ahlak erozyonu ile yüzyüze kalmış ülke bu ahlaktan yoksun memurlar ile nereye varabilir siz düşünün.verdikleri destekler tv haberlerinde görüldüğü üzere mercedes ve jaguar almak için kullanılıyorsa bu kosgeb ve kredi garanti fonu denilen kurumları çok sıkı denetlemek gerekli diye düşünüyorum.BAŞTAKİLERİN ALDIĞI KARALARA BAKARSAK ÜLKE SÜPER GÜÇE ADAY OLUR..AMA UYGULAMALARA BAKARSAK SÜPER GÜÇ HAYAL VE BUGÜNKÜ RAKAMSAL MÜSBET GÖSTERGELER BALON OLUR VE SÖNER.
  • Paylaş
ülkede beyaz türklerin egemenliği kırıldı beyaz türkler güçsüzleşmeye başladı.bunun yerine yeşil dindarlar yükselmeye başladı bununla beraber yeşil dindarlar gittikçe özünü kaybediyor tam bir goodfatherâ dönmüş durumdalar torfil ihale yargısız infaz vs. dikkat edin yaşil müslümanlar beyaz türklerin mekanlarına gitmeye başladılar yakında meyhane ve kerhanede ikisini de bulursanız şaşırmayın derim.
  • Paylaş
1

Ergün Tuna, Hırsızlıkta ikiz kardeş oldular...

Ülkenin sosyal ve ekonomik durumu belki iyiye gidiyor ama niye bize yüklenen vergiler de devamlı artma oluyor anlamadım...
  • Paylaş

sayisal rakamlar guzel gorunuyor ancak şuursuz bir ilerleme var... ekonomist degilim, bu konuda ilk söz hakkı onlarindir elbet, ancak kiyisindan kosesinden de olsa bildigim ekonomi, paranin el degistirme politikasi, merkez bankasinin(larin) para arzi, kisacasi para network'unu bilen birisi olarak, ak parti'nin neo-liberal ekonomi politikasini da dusunerek diyebilirim ki; bu buyume gaussian curve seklinde olacak. yani can egrisinin turevinin 0 oldugu noktaya, bir diger tabirle maksimuma ulastik veya ulasmamiza cok az kaldi. cunku "ust siniri" olan bir politika bu. arkasindan dusus baslayacak. bu da gelip gecici olmak dogasinda olan iktidarin isine yarayan bir sey tabii ki.

olaya bir de "duz adam" olarak bakarsak butun bu sayisal degerler anlamsiz, duz adam gozuyle su karikatur her seyi acikliyor, goo.gl/deqre

  • Paylaş
Ekonominin asgari ücretin min 1000 tl ye ulaştıgında saglam oldugunu söyleye biliriz ama 1000 tl degl .
Siyasal olarakta yunanistan a dönüyoruz haberimiz yok .
Kısa ve net
  • Paylaş
Skandal
  • Paylaş
Şunu çok iyi görmeliyiz. Büyüyen Türkiye Ekonomisi değil. Tayyip Erdoğan ve ailesi ve onun yanındakilerin ekonomisi büyüyor. Tüm dünyada kapitalizm hakimdir. Kapitalizmin, faizin, serbest piyasa ekonomisinin olduğu yerde ancak birileri büyür herkes değil.Peki çözüm nedir? Çözüm yıllardır üstüne basa basa anlatılan Milli Ekonomi Modeli.Prof. Dr. Haydar Baş'ın Rusya başta olmak üzere bir çok ülkede yankı bulan sistemi. Kabul etsek de etmesek de çıkmaza giren dünya ekonomisini ancak bu model çözebilir.Başka yol aramayalım, bu sese kulak verelim.
  • Paylaş
1

Josh Square, Eline sağlık... Ayyynen öyle!

Kısa ve net BOK GİBİ buluyorum. Ülkeyi sömürdüler posasını çıkardılar... .
  • Paylaş
Kaba bir tabirle söylemek gerekirse ekonomik ve sosyal yönden açız. Yerinde sayan maaş ve primlere karşı sürekli artan zamlar belimizi büküyor. Sürekli arttığı söylenen kişi başına düşen milli gelirin bizim azıcık ucundan bile göremememiz , sürekli azalan enflasyon ve bittiği söylenen dış borçla yine de refah seviyesi artmayan halk yönünden ülkenin ekonomik ve sosyal bakımdan iyi gittiği söylenemez.
  • Paylaş
2

Aybüke Kimya Çelik, Zaten bende aynı şeyden bahsetmişim sonuç olarak aynı şeye değinmişiz. Ne uzayıp ne kısalıyoruz yani aynı şeyden bahsediyoruz

Metindemirr, Bir yılda kapanan şirket sayısı %10.80 arttı. Son bir yıldaki işsiz insan sayısı 2 milyon 589 kişi olmuş. Bunlar kimsenin hayal bile etmediği şeylerdi. "Hayaldi gerçek oldu" dedikleri nedir peki? Marmaray, 3. köprü, 3. hava limanı, kanal İstanbul ve sağlık reformları mı ? Yahu bunlar zaten bu insanların İstanbul gibi bir metropolde sahip olması gereken şeyler. Bunlar kimin bilmem ama benim hayallerim değildi. En azından tek hayalim değildi. Ben 11 seneye bakarım. Ne uzamışım, ne de kısalmışım. Herkes boyunu bir kontrol etsin; görecekler ki onlarda benim gibi ne uzadılar, ne de kısaldılar. Minibüsçü yine minibüsçü, kiracı yine kiracı, bakkal yine bakkal, işportacı artık işsiz, manav yine manav, kırtasiyeci yine kırtasiyeci, işçi yine işçi ve memur yine memur v.s v.s Tabi bunların içinden işsiz kalanları yada dükkan kapatanları saymıyorum. En iyimser olarak kalabilmişleri saymaya çalıştım. Öyle bu milletin refah ölçüsünü ihracat rakamlarıyla, İMF borcunun kapatlılmasıyla ölçülendiremezsiniz. Rakamlar herkesin elinde; istediği gibi oynayabileceği parametrelerdir. 11 sene önce en batık ekonomide bile insanların refahında büyük bir sıkıntı yoktu. Beni boş verin; kendi geçmişinizi hatırlayın. Girin İnternet'e bakın. Herkes İnternet'ten nasıl para kazanırım diye boş işler peşinde hayal kuruyorlar artık. " Diğer hayallerimiz olmadı, belki bu gerçek olur diye".

Bu kadar anlatılanlardan sonra hala iyidir iyidir diyen varsa aklına şaşarım.

Elmastan vergi alınmadığı bir ülkede, bazıları nereye yöneleceğini çok iyi biliyor. Ekonominin güzel geldiği insanlarımız çok tabi. Enflasyonda zaten ekmeğe, yumurtaya, sebzeye, meyveye göre hesaplanmıyor. Zaten halkımız ekmek mi alıyor? Yumurta, sebze mi alıyor? Tabi ki hayır. Onlar temel ihtiyaçlar değil, değil mi? :) Halkımız uyudukça, hükümetimiz var olacaktır. Saygılarımla. . .
  • Paylaş
eskinin üstü kapalı derebeylik leri işte...bu sefer ki toprak ve tarım davası değil ama,değisen bi tek kavramlar oluyor işte.sanırım insanın özünde var bu.üstünlük kavgası.o yüzden bağlı bir memleketin durumu işte.pek bağımsız bulmuyorum.:)
  • Paylaş
Hırsızların devletin yanında ne kadar da masum oldukları düşüncesi var bende de
  • Paylaş
sosyal acıdan takdır-e sayan ama ekonomı kotu desem yerıdır
  • Paylaş
sokakta her 10 arabadan 8 tanesi 2008 modelin üstünde. bi kıstas oluşturmaz ama bu sanırım birşeyleri gösteriyor
  • Paylaş
sosyal gelişimi devam eden, ekonomik olarak gelişmeye başlamaya çabalayan.
  • Paylaş
Zenginler daha zengin ve daha ahlaksız oluyor, fakirler daha fakir ve daha ahlaksız oluyor. Ben böyle buluyorum.
  • Paylaş
Sosyal koşullar kötü, fakat gelişme aşamasında gibi, fakat ekonomik koşullar o kadar iç açıcı değil, hatta karamsar düşüncelere yönlendiriyor insanı... Kendim için konuşayım; ekonomik koşullar ülkeden ayrılmama sebeplerinden biri.
  • Paylaş
hayır çok iyi olduğumuzdan değil bizdende kötü ülkeler olduğundan o. araştır bakalım o yarım milyon işçi nerelerden gelmişler. azerbaycan, gürcistan vs vs. Ulan açın gözlerinizi açın hala iyiye gidiyoruz falan nasıl diyebiliyorsunuz, gittiğimiz tek yer var oda bok çukuru. gerisi yalan. yazık be yazık nasılda uyutmuşlar sizleri
  • Paylaş
Sosyal durum kötü,ekonomik durum ise her geçen gün daha iyiye gidiyor..
  • Paylaş
üniversite 3.sınıfa kadar gelmeyi başarabilmiş dışarda arkadaşlarıyla ev tutmuş bir üniversite öğrencisi gibiyiz hala. (gelişmekte olan ülkeler sınıfındayız biliyosunuzdur.)
  • Paylaş
1

Leventkaradag, benım yoruma atfen mi söyledin yoksa genelleme mi?

tek kelime ile 'ayrışma'
  • Paylaş
günlük gülistanlık gösteriliyor ama herşey sarpa sarmış durumda ülkemde üniversite mezunları işsiz dolaşıyor, emekliler desen üç kuruş maaşla geçinmeye çalışıyorlar elektirik pahalı su pahalı doğalgaz pahalı benzin desen uçmuş durumda. açıkcası berbat ülke durumu
  • Paylaş
kötü bide kalktım bu fırtına öncesinde iş kurdum allahım ben delimiyim neyim:)
  • Paylaş
FACİA' ya doğru gidiyoruz demek yeterli olur sanırım..
  • Paylaş
Berbat ötesi... Ekonomisi şişirilme bir ekonomi , günden siyasi darbelerle örtülü sosyal durumu çöküntü içerisinde...
  • Paylaş
Uzun uzadıya açıklama yapmak, veriler vermek isterdim ama gerek yok. Ülkenin sosyal durumu için gayet iyi açıklamalar yapan ADIGA arkadaş sanırım gündemi takip etmiyor. Berbat durumdayız, ekonomik olarak, sosyal olarak, yorum yok diyorum.. Çünkü kötü giden şeyleri açıklamaya kalkışsak..
  • Paylaş
 bana göre sosyal yapımız çökmüş durumda çok fazla laf kalabalığı yapmıcam toplum rugu olarak değişmeliyiz tabi buda birey de başlar..
  • Paylaş
 Oyunlara alet olunmuş. Dolayısıyla ele geçirilmiş ve yozlaşmaya yüz tutmuş olarak görüyorum...
  • Paylaş
Nisan 2011

Gani

DJ2 puan

 sosyal açısına oturup bakmaya fırsat bulamıyorum çünkü günden güne ekonomi konuşuluyor.bende ekonomiden gitmek istiyorum.bugun facebookta bir tablo gördüm.bakıp bakıp yazacağım.baştan söyleyim sadece yorum yapma hakkımı kullanıyorum kanıtla ispatla yapılırken ordamıydın gibi yorumlar gelmesn ltf fena olur:D

işte tablo:21 şubat 2001 günü olan endeksler:imf ye olan borç:25.6 milyar dolar,enflasyon%68,ihracat 25 milyar dolar,yıllık ekonomi %9,4 küçüldü,kişi başı milli gelir 3000 dolar,merkez bankası rezervi 22 milyar dolar,gecelik faiz oranı %7500,toki toplu konut 43.145,toplam bölünmüş yol 6100 km,sağlığa ayrılan bütçe 2.9 milyar tl,eğitime ayrılan bütçe 6.5 milyar tl,kamu yatırım miktarı 8.7 milyar tl.

şimdi 21 şubat 2011 günü olan endeksler:İMF YE BORÇ 5.5 MİLYAR DOLAR,ENFLASYON %4.8,İHRACAT 114 MİLYAR DOLAR,YILLIK EKONOMİ %8.9 BÜYÜDÜ,KİŞİ BAŞI MİLLİ GELİR 10.000 $,MERKEZ BANKASI REZERVİ 82 MİLYAR DOLAR,GECELİK FAİZ ORANI %6.25,TOKİ TOPLU KONUT 480.000,TOPLAM BÖLÜNMÜŞ YOL 19.700 KM,SAĞLIĞA AYRILAN BÜTÇE 14 MİLYAR TL,EĞİTİME AYRILAN BÜTÇE 34 MİLYAR TL,KAMU YATIRIM MİKTARI 35 MİLYAR TL.

arkadaşlar tabloyu olduğu gibi yazdım.ekonomik kriz açısındanda birşeyler söyleyeyim.bakın bu açıyı yanlış buluyorum.yönetimin destekçisiyim fakat bu nokta yanlış.bir bakan çıkıyor atıyorum "geçen sene ihracat 10 tl ithalat 2 3 tl.bu sene ihracat 20 tl,ithalat 2 3 tl.ekonomi çok iyi."bakınız burada sadece ve sadece büyük firmalar baz alınıyor.he diyeceksiniz küçükler zaten büyükten alıyor niye öyle diyorsun.sen büyükleri baz alıp ekonomiyi değerlendirirsen küçük ölçekli firmadan bikere çizgiyi yersin.iktidarda durmanız yada geçmeniz için küçük büyük farketmeden büyük esnafın herkesmin oyunu almanız gerekmektedir.e sen şimdi kalkıp böle dersen küçük ölçekli firma sahiplerinden özellikle söylüyorum oy A LA MAZ SIN.nitekim çoğu tanıdığım küçük ölçekli firma sahipleri dediğimi diyor.bizz bu sene oy moy vermicez iktidara diyor.ama fabrikatörler öyle demiyor.bakınız iktidar karşıtı görüşü benimsemş bir fabrikatör sırf işleri düzeldi diye bulunduğu pazarı kaybeder yada bu kadar o pazarda kazanç sağlayamaz diye iktidarı destekliyor.yeterki param gelsin:)

çok yazdık artık parmaklar arıdı kısa keselim iyi günler herkese

  • Paylaş
insani gelişmişlik endeksi herşeyi ortaya koyuyor benim nasıl bulduğum önemli değil
  • Paylaş
berbat. yakında bizim ülkenin çökeceğini falan düşünüyorum.
  • Paylaş
Ekonomik göstergelere bakılacak olursa son yılların en iyi göstergeleri diyebiliriz. Zira cari açıkta bile bir küçülme söz konusu. Ancak uzun vadede siyasi konjonktüre bağlı olarak, özellikle döviz kurları ve altında ufak çaplı dalgalanmalar yaşanabileceğini düşünüyorum. Siyasi olarak şu andaki en büyük problem Suriye bana göre. Hükümetin bu konudaki tavrı son derece önemli. Haklı iken haksız duruma düşmemiz mümkün, bence bu olaydan biraz da olsa kendimizi sıyırmalı ve kendi ülkemizin problemleriyle ilgilenmeliyiz.
  • Paylaş
Sosyal ve ekonomik şartlar tümleşik olarak da değerlendirilebilir buna da sosyo-ekonomik şartlar denir. Sorunun sorulma tarzı adeta bir ironi yaratarak ülkemizdeki sosyal ve ekonomik şartlar ilişkisini ortaya koymuş. Türkiye'deki sosyal hayat ve ekonomik hayat, bir kavuşup bir ayrılan nehir kolları gibi.
  • Paylaş
Ben iyi buluyorum Allah a Şükür
  • Paylaş
Şu an itibariyle hapishanelerdeki eğitim düzeyinin çok yükseldiğini , Allah'ı n ülke yönetimini okumuşların şerrinden koruduğunu , 14 mlyona yakın ailenin sosyal devlet anlayışıyla doyuruldugunu , hâlâ laik oldgumuzu görüyorum. Istanbul'da yapılacak dev DÖNME dolabın yurdumuza çok yakışacağını düşünüyorum.
  • Paylaş
Sonraki Soru
HESAP OLUŞTUR

İstatistikler

8809 Görüntülenme103 Takipçi53 Yanıt