Bilmek istediğin her şeye ulaş

Tarık Gandur, 

Psikolog

Uzman Psikolog tarikgandur.com

Temmuz 2016

Tarık Gandur bir yanıt verdi.

Merkezlenmek için öncelik vermemiz gereken olgular nelerdir?

Merkezlenmek ne demek bilmiyorum ama psikoloji ile ilgili bir tanım olmadığını söyleyebilirim.

Google'da yaptığım kısa bir araştırma sonrası enerji ile ilgili olduğunu gördüm ki bu konunun bilimsel olarak kanıtlanmamış bir konu olduğunu ve bilimsel psikoloji camiasının "enerji psikolojisi" olarak adlandırılan olgunun "sözde bilim" olarak kabul edildiğini söyleyebilirim. Dolayısıyla bu yöntemin kişilik sorunlarını çözmek için en iyi yöntem olduğunu söyleyenlerin bilimsel bir söylem içinde olmadıklarını da söylemek gerek.
Temmuz 2016

Tarık Gandur bir yanıt verdi.

Fizyonomi nedir? Bu konuda kendini geliştirmek isteyen bir bireye hangi kaynakları önerirsiniz?

Fizyonominin ne olduğunu ben de bu sorudan sonra öğrendim. Fizyonomi, "sözde" yüz okuma ve yüzden karakter analizi yapmadır. Sözde dedim çünkü hiçbir bilimsel dayanağı olmayan, bilim üretilen üniversite ve okullarda öğretilmeyen bir "sözde bilimdir". İnsanın yüz anatomisi ile karakteri arasında bir ilişki olduğunu ileri sürmek güncel bilimsel araştırmalar ışığında mümkün değildir. Bir başka değiş ile benzer anatomik yüz özellikleri olan kişilerin benzer karakterleri olduklarını söylemek mümkün değildir. Bu haliyle fizyonomi astroloji gibi bilimsel dayanağı olmayan bir sözde bilimdir.
Temmuz 2016

Tarık Gandur bu yanıtı beğendi:

Mutluluk sorgulanabilir mi?

Mutluluk; üzüntü gibi, kaygı gibi, korku gibi, öfke gibi duygulardan biridir.. Her duygu gibi mutluluk da bize yapacaklarımızla ilgili karar verme yolunda yol gösterir.. Örneğin bir aslan gördüğümüzde korku bize oradan uzaklaşmamızı ya da kendimizi koruyacak bir şey yapmamızı hatırlatır.. Önemli bir karar öncesi kaygı riskleri değerlendirmemiz ve alternatif çözümler üretmemiz gerektiğini haber verir.. Mutluluk da o andaki koşulların hoşumuza gittiğinin bir göstergesidir ve koşulların tadını çıkarmamız ya da o koşullarda yapabileceklerimizi belirlememiz için bize işaret verir..

Nasıl ki üzüntüyü korkuyu kaygıyı, nerede bu üzüntü elimizde mi korku erişilebilir bir şey mi diye aramıyor ve sorgulamıyorsak mutluluğu da aramayız ve sorgulamayız.. Hissettiğimiz zaman onu tanırız ki ne yapacağımızı bilelim..

Temmuz 2016

Tarık Gandur bir yanıt verdi.

Konuşamıyorum. Konuşunca nefesim kesiliyor ne diyeceğimi bilemiyorum. Hattas şu an bunları yazarken bile nefesim daralıyor. Samimi olduğum kişilerle de bu sorun ortaya çıkıyor. Bunu nasıl atlatırım?

Durum eğer günlük hayatınızı etkileyecek bir seviyede ise- ki anlattıklarınızdan öyle gibi- mutlaka bir uzmana başvurun. Yazarak bir süre sonra daha rahat olsanız bile bu doğrudan bir kişinin karşısında rahat olmanızı sağlamaz. Dolayısıyla bu durumun değerlendirilmesinde ve müdahale gerekip gerekmediğine karar verilmesinde yarar var diye düşünüyorum.
Temmuz 2016

Tarık Gandur bir yanıt verdi.

Lise öğrencisiyim. İleride deneysel psikolog olmak istiyorum. Şimdiden ne yapmam lazım, kendimi nasıl hazırlamam lazım?

Deneysel psikoloji alanım değil. Ancak deneysel psikoloji için kendinizi geliştirmeden önce psikoloji için geliştirmek gerek : -)
Öncelikle felsefe, psikoloji ve sosyoloji alanında kendinizi geliştirmeye başlayabilirsin. Bunlar,, hangi alanda olursa olsun iyi bir psikolog için önemli disiplinler. Bence üniversite öncesi edinebileceğiniz en önemli temel budur. Bir diğer nokta da üniversiteye girerken hangi hocalar var deneysel alanında güçlü bir üniversite mi, lisans derslerinde deneysel alanına uygun ne gibi derler var buna bakın.
Bilim felsefefi, mantık, öğrenme kuramları gibi konularda okumalar da yapabilirsiniz.
Temmuz 2016

Tarık Gandur bir yanıt verdi.

Ruhbilimsel testlerin doğruluğuna inanıyor musunuz? Farklı zamanlarda yapılacak aynı testin farklı sonuçlar verebileceği kanısındayım. Bu testler nasıl daha kararlı duruma getirilebilir?

Psikolojide, özellikle de klinik alanında kullanılan testlerin amacı uzmanın hipotezini test etmektir. Yani klinisyen karşısındaki kişi ile yaptığı görüşme sonucunda bir hipotez oluşturmaya başlar. Bu hipotezini test etmek için çeşitli testlerden yararlanır. Testler uzmanın bilgi, gözlem ve becerisi ile birleştiği zaman karşıdaki kişiye dair birşeyler söyler. Yoksa tek başına testlerin bir kişiyi değerlendirmek için yeterli olduğunu söylemek mümkün değildir.
Testlerin bilimsel olarak oluşturulup oluşturulmadıkları kadar kimin tarafından uygulandıkları da önemlidir. Bazı testler, örneğin çocuk zeka testleri gibi uygulaması ve değerlendirmesi oldukça meşakatlidir. Rorschah ta yine uygulaması ve değerlendirmesi zor bir testtir ve 2 yıl olmasa da ciddi bir eğitim gerektirir.
Farklı zamanlarda yapılan testler farklı sonuçlar verebilir. Zaten bu nedenle testler tıptaki kan testi gibi kesin ve net bir durumu işaret etmez. İnsan psikolojisi kültür, aile, genetik gibi pek çok farklı etkenden etkilendiği için her bir kişinin psikolojik yapısı da bir diğerinden ayrı olur. Bu durumda da herkes için geçerli evrensel testler yapmak zordur. Diğer taraftan mevcut testlerin bilimsel araştırmaları incelendiğinde MMPI gibi testlerin oldukça kararlı olduklarını söylemek mümkündür. Ancak insan psikoloji zaman içinde farklılık gösterebilir dolayısıyle testlerde de bazı farklılıklar olabilir. Ancak belli kişilik testlerinin en azından mizaç ile ilgili tutarlı bir fikir verdiği söylenebilir.
Temmuz 2016

Tarık Gandur bir yanıta alt yorum yaptı

Bu kadar net konuşmanın mümkün olduğunu düşünmüyorum. Cevabımda yazdığım gibi etki duruma ve kişiye göre değişir. Her türlü depresif durumu engellediğini söylemek çok büyük bir iddia. Bu kadar kesin iddiaların bilimsel olamayacağını da hatırlatmak isterim (bilimsel her bulgu içinde yanlış olabilme ihtimalini de taşır).
Ayrıca Dale Carnegie çok satan kitaplara sahip olsa da psikoloji veya psikiyatri konusunda uzman bir isim değildir bu nedenle özellikle onu referans kabul etmenin bir anlamı da yok kanımca.
Dale Carnegie'nin Duygusal Zeka adlı kitabını okuduysanız bilirsiniz ki kesinlikle etkisi vardır, hatta çok büyük bir etkisi vardır. Her türlü depresif hastalığı önleyicidir.
Temmuz 2016

Tarık Gandur bir yanıt verdi.

Ruhsal hastalıklarda duanın tedavi edici etkisi var mıdır?

Psikolojik sıkıntılar ve ruh sağlığı bozuklukları ile başa çıkmada maneviyatın etkisi olabilir. Bu maneviyat ille de dua ve dini olmak zorunda değil. Maneviyat kişinin önemli bir içsel gücü ise, manevi işler yaptığında kendini daha iyi hisseden bir yapıya sahipse bu durumda maneviyat yardımcı olabilir. Ayrıca kişinin okuduğu duanın işe yarayacağına olan yoğun inancı (plasebo etkisi) bile tek başına bir etki yaratabilir. Zaten, hemen hemen tüm yaklaşımlar kişinin kendine iyi gelen bu ve benzeri aktiviteleri yapması için kişiyi desteklerler.
Ancak tek başına duanın iyileştirici olduğunu söylemek bilimsel olmaz. Ayrıca maneviyat ile ilişki olamayan birinde de dua etkili olamayacaktır. Yani duanın etkisi kişinin onu bir aktivite olarak yapması ve yaptığı bu aktiviteden keyif, huzur ve manevi doyum alması ile alakalıdır.
Temmuz 2016

Tarık Gandur bir yanıt verdi.

Ankara'da ikamet eden psikoloji/psikiyatri alanındaki iyi doktorlar kimlerdir?

Prof. Dr. Hakan Türkçapar.
Kendisi psikiyatrist ve aynı zamanda Türkiye'nin önemli Bilişsel Davranışçı terapistlerindendir. 03124673377

Doç Dr. Sedat Işıklı
Özellikle yas ve travma konusunda tavsiye ederim.
carpediempdm.com/ekibimiz
Temmuz 2016

Tarık Gandur bir yanıta alt yorum yaptı

Durumu ensest vari bir hale getirdiğimi düşünmüyorum. Yazımda da ensestten değil aile içi rollerden bahsettim.
Ensestin doğal olup olmadığı meselesini doğa bilimcilere bırakacağım ancak içinde bulunduğumuz toplumda hem psikolojik hem de ahlaki olarak çok önemli sorunlara yol açacağı kesin.
Çok doğru olmadığını düşünüyorum. Ailede roller ve bu rollere karşılık gelen davranışlar çok katı olmasa da belli sınırlarla belli olmalıdır.
Dudaktan öpüşmek anne-babanın yaptığı bir şeydir. Eğer anne-baba çocuğu dudaktan öperse, bir süre sonra kardeşler de kendi aralarında dudaktan öpüşmeyi deneyebilir. Çocuğun dudaktan öpüşmenin özel bir şey olduğunu öğrenmesi açısından doğru olmadığını düşünüyorum.
Benzer şekilde anne-babanın çocuğa sıklıkla "aşkım" "sevgilim" şeklinde ifade etmesini de çok doğru bulmuyorum. Bu ifadelerin anne-baba arasında kalması daha uygun. Bu sayede çocuk ebeveylerinden farklı bir rolü olduğunu daha kolayca benimseyecektir.
Temmuz 2016

Tarık Gandur bir yanıta alt yorum yaptı

Merhaba sayın Şaman. Yazdıklarımı doğrudan belli araştırmalara dayanarak yazmadım.
Bunlar benim mesleki birikimim ile vardığım görüşlerim. Ben bu görüşleri sunarken bizim toplumumuzu temel aldım. Herkesin dudaktan öpüştüğü bir toplumda durum elbette farklıdır. Çünkü herkesin dudaktan öpüştüğü bir toplumda dudaktan öpüşmek bizdeki yanaktan öpüşmek gibi bir hal alır. Dolaısıyla da dudaktan öpüşmek yukarıda yazdığım gibi özel bir durum olmaktan çıkar. O zaman aynı yorumu yapmak doğru olmaz elbette. Ancak bizim toplumumuzda, son yıllarda anne-babaların küçük çocuklarını öpmesi dışında, dudaktan öpüşmek sevgiliye, romantik aşk dediğimiz olguya özeldir.
Çok doğru olmadığını düşünüyorum. Ailede roller ve bu rollere karşılık gelen davranışlar çok katı olmasa da belli sınırlarla belli olmalıdır.
Dudaktan öpüşmek anne-babanın yaptığı bir şeydir. Eğer anne-baba çocuğu dudaktan öperse, bir süre sonra kardeşler de kendi aralarında dudaktan öpüşmeyi deneyebilir. Çocuğun dudaktan öpüşmenin özel bir şey olduğunu öğrenmesi açısından doğru olmadığını düşünüyorum.
Benzer şekilde anne-babanın çocuğa sıklıkla "aşkım" "sevgilim" şeklinde ifade etmesini de çok doğru bulmuyorum. Bu ifadelerin anne-baba arasında kalması daha uygun. Bu sayede çocuk ebeveylerinden farklı bir rolü olduğunu daha kolayca benimseyecektir.
Ocak 2016

Tarık Gandur bir yanıt verdi.

6. hisle onun da beni aynı şarkının aynı yerinde düşündüğünü hissetmem mümkün mü?

Ben bu konuda çok net bir evet diyemeyeceğim.
Bilimsel açıdan konuşacak olursak 6. His dediğimiz olgunun bilimsel yöntemler ile kanıtlandığını söylemek mümkün değil.
Telepati dediğimiz olgunun varlığı henüz kanıtlanmamışken telepatik olduğunu ileri süren pek çok kişinin aslında öyle olmadığı ise kanıtlanmıştır.
Bu durumda bu soruya kesin ve net bir cevap vermek ve sanki kanıtlanmış bir olgu gibi telepatinin özelliklerinden bahsetmek bilimsel yaklaşımdan uzaktır.
Bilimsel yaklaşımın ötesinde bir kişi isterse buna inanabilir ve savunabilir ancak psikoloji bilimi üzerine çalışan biri olarak ben kendi açımdan bilimin bu konuda bir fikir birliğine varmamış olduğunu söyleme ihtiyacı içindeyim.
Ocak 2016

Tarık Gandur bir yanıt verdi.

Evde, kütüphanelerde kendi imkânlarımla yaptığım denemelerde başarılı oluyorken, ciddi sınavlarda stres (baş ağrısı, mide bulantısı, dikkat bozukluğu) nedeniyle başarılı olamıyorum. Buna çare olarak öneriniz nedir? Dikkat toplayıcı haplar olduğunu duydum, aranızda kullanan var mı? Faydalı buluyor musunuz?

Sorununuzun dikkat eksikliği olduğundan şüpheliyim. Şayet dikkat sorunu olsaydı evdeki sınavlarda da dikkatinizi toplamakta güçlük çekerdiniz. Bu durumda dikkat toplayıcı hapların işe yarayacağını düşünmüyorum. Ayrıca hekim kontrolü olmadan ilaç almanız durumu daha da kötü bir hale getirebilir ve hem psikolojik hem de fiziksel kalıcı hasara yol açabilir.
Burada sorun sınav kaygısı gibi görünüyor. Baş ağrısı, mide bulantısı gibi belirtiler de kaygıya işaret gibi. Tabii kesin olarak konuşmak için bir uzmanın değerlendirmesi şart.
Size tavsiyem sınav kaygısı ile çalışan bir psikologdan yardım almanız yönünde.
Ocak 2016

Tarık Gandur bir yanıt verdi.

Lise 2.sınıf öğrencisiyim, ileride klinik psikolog olmak istiyorum. Tavsiyeleriniz nelerdir?

Unutmayın ki klinik psikolog olmak için önce psikolog olmak gerekir. Ayrıca psikoloji bölümü tercih edenlerin önemli bir kısmı klinik psikolog olmak için girer ancak sonradan bölümü tanıdıkça, bazıları, başka alanlar ilgilerini çeker ve başka alt alanlarda uzmanlaşır. Bu sebeple bence ilk amacınız klinik psikolog olmak değil psikolog olmak olmalı.
  1. Psikoloji alanında genel okuyu kitlesine hitaben yazılmış kitapları okuyup bir fikir edinebilirsiniz. (Psikolojiyi Anlamak vb. alan dışı olanlar için yazılmış temel psikoloji bilgileri içeren güzel kitaplar var.)
  2. Çok okumaya, uzun yıllar sürecek bir eğitime hazır olduğunuzdan emin olun. Klinik psikoloji alanı kendini sürekli yenilemeyi gerektiren ve farklı yaklaşımlarda yeni eğitimler ile güncel kalmayı gerektiren bir alandır. Psikolojinin diğer alanlarının önemli bir kısmı akademik alanlar olduğundan bunlarda da doktoraya kadar gitmek gerekir. Yani psikolog olmak demek uzun bir eğitim sürecini göze almak demektir. Bu eğitim üniversite eğitimi olmasa bile profesyonel kurs ve terapi eğitimleri meslek yaşamınız boyunca hiç bitmez.
  3. Klinkte ( danışmanlık merkezinde) çalışmanın veya kendi danışmanlık merkezinize sahip olamanın dışarıdan göründüğü kadar kolay olmadığını bilmenizi isterim. Böyle bir alanda, yani özel olarak çalışıyorsanız kendinizi güncel tutma zorunluluğu daha da ön plana çıkar ve eğitimler hem maddi hem de manevi önemli düzeyde kaynak gerektirir. Ayrıca kendi merkezinizin sahibi olmak mesleki becerinizle alakalı olmayan satış, pazarlama, yönetim ve muhasebe gibi işleride öğrenmeniz ve iyi yapmanız anlamına gelir. Danışan çekme ve kendinizi duyurma, psikoloji eğitimi olan biri için, bazen oldukça zorlayıcı olabilir.
  4. Farklı alanlarda çalışan psikologlar ile görüşmenizi öneririm.
Temmuz 2015

Tarık Gandur bir yanıt verdi.

Hayalperestlik insana ne katar?

"Hayaller yıldızlar gibidir, asla ulaşamazsın ancak karanlıkta yol gösterirler. " Çin Atasözü.
Hayattaki hedeflerimiz çoğu zaman hayaller tarafından şekillendirilir.
Diğer taraftan yaşamak yerine sürekli hayal kurmak insana birşey katmak aksine gerçeklikten kopmasına ve hayatı kacırmasına sebep olur.
Temmuz 2015

Tarık Gandur bir yanıta alt yorum yaptı

Ben teşekkür ederim. Bu konuda CETAD'ın guzel kaynakları var ve din ile ilgili çeşitli tasvirlere bakarak yapılan araştırmalar da var. Belki bakmak istersiniz.
Rusya 2013'te "Gelenek dışı yaşam tarzlarının yüceltilmesini"Rusya "Transeksüellik akıl hastalığıdır. " dedi... "Transeksüeller de diğer akıl hastaları gibi ehliyet alamazlar" diye karara bağladı.
Temmuz 2015

Tarık Gandur bir yanıta alt yorum yaptı

Hayvanlarda eşcinselliğin olması bunun insana özgü olmadığını ve doğaya aykırı bir durum olmadığını gosterir.
Bilimsel bilgi veya gelişmiş biliş doğal olarak bulunan bir takım özelliklerin yok olacağı anlamına gelmez.
Ahlaka gelince, ahlak zaten tamamen toplumsal bir olgu.
insandaki bilimsel bilincten bahsetmissiniz. Escinselligin anormal bir davranis olmadini soyleyen de zaten bu bilincin urettigi bilimdir. İnsanin gelismis bilişi onun ahlaki ve sosyal degerlerin otesinde bu olguyu anlamasını saglamistir zaten.
Din bambaska bir konudur ve benim gorusume gore bireysel bir meseledir.
Eş cinsellik normalde bir hastalık mıdır bilmiyorum. Ancak vücudunda hem erkek, hem kadına ait organ mevcut olan ve tıbbi açıdan gerçekten çift cinsiyetle doğmamışsanız veya hormonal bir bozukluğunuz yoksa eş cinsel değilsiniz bir kere.

Anatomik olarak herhangi bir farklılığınız yoksa sadece kendi cinsine ilgi duyan birisi olursunuz o kadar.
Cinsel tercihinizi eşcinselim diye ortaya koymanız tıbbi değil bir kere. Buradan hareketle cinsel tercihinize saygı duymak adına bunu çok irdelemek elbette haddim değil ancak şu da var ki organik yada hormonal sebeplerle tıbbi gerekçesi olmadan kendi cinsine ilgi duyan insanlar sadece haz duygusunun esiri olarak normal dışı tercihler yapabilirler.
Tarihte bir çok ünlü insanın kendi cinsleri ile birlikte olduğu biliniyor. En meşhuru büyük İskenderdir mesela adam Hindistan'a kadar fetih etmiş bir savaşçı ama erkek seviyor.
Doğal ve yaradılışçı hangi açıdan bakarsanız bakın üreme tekniği açısından erkek erkeğe yada kadın kadına ilişki bilimsel yada dinsel olarak normal dışıdır.

Eğer bedenim erke, ruhum kadın kafasında bir tercih ile kendi cinsinize ilgi duyuyorsanız ve tıbbi delilleriniz yoksa sizde normal olmayabilirsiniz ki bu durumda anneniz çok ama çok halı oluyor.

Sizin tercih haklarınız sadece haz ve hissi duygularınız özgürce tatmin olsun diye annenizi haksız görme hakkını kimseye vermez. Size de vermez.

Anneni dinle bir doktora git bir öğren bakalım gerçek eşcinsel misin bunu bile bilmiyorsun belkide.

Hormon denilen zıkkımlar insana kendini doğasının dışında hareket ettirecek kadar etkilidir ve bu etki insana normal dışı şeyleri normalmiş gibi gösterir ve hissettirir. Ancak böyle hissediyorum demek bunun doğal akışta normal olduğu anlamına gelmez.

Doğal olsaydı erkek erkeğe yada kadın kadına da üreme olurdu bu kadar bilimsel işte sorunuzun cevabı.

O doktora gidiniz. Anne sözü dinleyiniz.

İnsanların cinsel tercihlerinize saygı duyuyor olması sizi aldatmasın, durum normal değil dostum.

Sonuç olarak;
Vücudunuzda erkek ve kadın üreme organlarından ikisine de sahipseniz ya da emareleri varsa veya hormonal bir bozukluğunuz varsa eş cinsel sayılırsınız ve bu tespitlerin de bir doktor tarafından yapılması lazım. Aksi halde eş cinsel filan değilsiniz sadece haz ve hisleriniz size böyle hissettiriyordur bu da sadece aynı cinse yönelimdir eş cinsellik filan hiç değildir. bunu da yine bir doktorun tespit etmesi lazım ve duruma göre seçeneklerinizi bilim ışığında değerlendirmelisiniz.

Yazımı birkaç hakkan sözü ile (şiir ile değil, bazrovun isteği üzerine önemli uyarı :)) ) bitireyim.

1.SAKAL SAKALA DEĞİYORSA SAKATLIK SAKALDA DEĞİLDİR.

2. İNSAN SEVMİYORUM, HELE ERKEK HİÇ SEVMİYORUM.

3. ERKEK SEVEN ERKEK RAKI ŞİŞESİNİ SALLIYARAK AÇMAYA ÇALIŞIR.

: -)
Temmuz 2015

Tarık Gandur bu yanıtı beğendi:

Çekingenlik nasıl yenilir?

Öncelikte neden çekindiğini anlamak gerekir.. İnsanların onu görmesinden mi, görüp de alay etmesinden beğenmemesinden mi, başarılı olmaktan mı.. Herkes için farklı bir açıklaması olabilir.. Önce bulup, sonra da akılcı bir şekilde sorgulamak gerekir.. Donanim da kazandırdık mı, sonrası tadından yenmez..
Temmuz 2015

Tarık Gandur bir yanıta alt yorum yaptı

Cinsel Tercih diye birşey yok. Cinsel Yönelim var. Dünyada 450'den fazla hayvan türünde eşcinsel davranış olduğu tespit edilmiştir. Sizce bu hayvanlar bu davranışı "tercih" mi ediyorlar? Bu sebeple tercihten değil yönelimden bahsedilmektedir.
"Doğal olsaydı erkek erkeğe yada kadın kadına da üreme olurdu bu kadar bilimsel işte sorunuzun cevabı." demişsiniz. Bu durumda bu hayvan türleri içinde anormal mi diyeceğiz. Peki doğada azımsanmayacak kadar sık görülen bir olguya doğal değil demek nasıl bir mantık? Cinselliğin sadece üreme amaçlı olduğu fikrinin hayvanlarda da geçerli olmadığını eklemem gerek. Pek çok hayvan üreme amacı olmadan iletişim veya zevk amacı ile cinsellik yaşamakta hatta bazı hayvanlar kendini tatmin etmektedir. Cinselliğin tek amacı üremek değildir.
Eş cinsellik normalde bir hastalık mıdır bilmiyorum. Ancak vücudunda hem erkek, hem kadına ait organ mevcut olan ve tıbbi açıdan gerçekten çift cinsiyetle doğmamışsanız veya hormonal bir bozukluğunuz yoksa eş cinsel değilsiniz bir kere.

Anatomik olarak herhangi bir farklılığınız yoksa sadece kendi cinsine ilgi duyan birisi olursunuz o kadar.
Cinsel tercihinizi eşcinselim diye ortaya koymanız tıbbi değil bir kere. Buradan hareketle cinsel tercihinize saygı duymak adına bunu çok irdelemek elbette haddim değil ancak şu da var ki organik yada hormonal sebeplerle tıbbi gerekçesi olmadan kendi cinsine ilgi duyan insanlar sadece haz duygusunun esiri olarak normal dışı tercihler yapabilirler.
Tarihte bir çok ünlü insanın kendi cinsleri ile birlikte olduğu biliniyor. En meşhuru büyük İskenderdir mesela adam Hindistan'a kadar fetih etmiş bir savaşçı ama erkek seviyor.
Doğal ve yaradılışçı hangi açıdan bakarsanız bakın üreme tekniği açısından erkek erkeğe yada kadın kadına ilişki bilimsel yada dinsel olarak normal dışıdır.

Eğer bedenim erke, ruhum kadın kafasında bir tercih ile kendi cinsinize ilgi duyuyorsanız ve tıbbi delilleriniz yoksa sizde normal olmayabilirsiniz ki bu durumda anneniz çok ama çok halı oluyor.

Sizin tercih haklarınız sadece haz ve hissi duygularınız özgürce tatmin olsun diye annenizi haksız görme hakkını kimseye vermez. Size de vermez.

Anneni dinle bir doktora git bir öğren bakalım gerçek eşcinsel misin bunu bile bilmiyorsun belkide.

Hormon denilen zıkkımlar insana kendini doğasının dışında hareket ettirecek kadar etkilidir ve bu etki insana normal dışı şeyleri normalmiş gibi gösterir ve hissettirir. Ancak böyle hissediyorum demek bunun doğal akışta normal olduğu anlamına gelmez.

Doğal olsaydı erkek erkeğe yada kadın kadına da üreme olurdu bu kadar bilimsel işte sorunuzun cevabı.

O doktora gidiniz. Anne sözü dinleyiniz.

İnsanların cinsel tercihlerinize saygı duyuyor olması sizi aldatmasın, durum normal değil dostum.

Sonuç olarak;
Vücudunuzda erkek ve kadın üreme organlarından ikisine de sahipseniz ya da emareleri varsa veya hormonal bir bozukluğunuz varsa eş cinsel sayılırsınız ve bu tespitlerin de bir doktor tarafından yapılması lazım. Aksi halde eş cinsel filan değilsiniz sadece haz ve hisleriniz size böyle hissettiriyordur bu da sadece aynı cinse yönelimdir eş cinsellik filan hiç değildir. bunu da yine bir doktorun tespit etmesi lazım ve duruma göre seçeneklerinizi bilim ışığında değerlendirmelisiniz.

Yazımı birkaç hakkan sözü ile (şiir ile değil, bazrovun isteği üzerine önemli uyarı :)) ) bitireyim.

1.SAKAL SAKALA DEĞİYORSA SAKATLIK SAKALDA DEĞİLDİR.

2. İNSAN SEVMİYORUM, HELE ERKEK HİÇ SEVMİYORUM.

3. ERKEK SEVEN ERKEK RAKI ŞİŞESİNİ SALLIYARAK AÇMAYA ÇALIŞIR.

: -)
Temmuz 2015

Tarık Gandur bir yanıta alt yorum yaptı

Din ile ilgili söylediklerinize birşey diyemeyeceğim. Benim görüşüme göre hiç kimse kendi görüşünü bir başkası zorla kabul ettirme hakkına sahip değildir. Bu din de olsa bana göre değişmez. Sizin yok dediğini özgürlük ise en başta istediğini düşünebilme ve bunu dile getirebilme özgürlüğüdür.
Rusya 2013'te "Gelenek dışı yaşam tarzlarının yüceltilmesini"Rusya "Transeksüellik akıl hastalığıdır. " dedi... "Transeksüeller de diğer akıl hastaları gibi ehliyet alamazlar" diye karara bağladı.
Daha Fazla

İlgilendiği KonularTümü

Psikoloji

2687 Kişi   947 Soru

İşletme (Yüksek Lisans)

134 Kişi   16 Soru

İnsan Kaynakları

150 Kişi   48 Soru

Psikolog

289 Kişi   100 Soru

İnsan Davranışları

3596 Kişi   955 Soru

Apple

189 Kişi   90 Soru

İPhone

142 Kişi   69 Soru

İPhone OS

34 Kişi   18 Soru

Stres

208 Kişi   24 Soru

Psikoterapi

127 Kişi   60 Soru

Toplum Psikolojisi

215 Kişi   34 Soru

Biseksüellik

6 Kişi   3 Soru

Cinsel Yönelim

15 Kişi   13 Soru

Cinsel Yönelim

15 Kişi   13 Soru

Aile İlişkileri

206 Kişi   65 Soru

Homoseksüellik

15 Kişi   6 Soru

Eşcinsellik

16 Kişi   19 Soru

LGBT Hareketi

5 Kişi   4 Soru