Bilmek istediğin her şeye ulaş

Turgay Aksoy, 

Yönetici

Hayat bildiğini okuyor ben bildiğimi yazıyorum

Temmuz 2016

Turgay Aksoy  yeni bir  gönderide  bulundu.

Hayata Karşı Mental Dayanıklılık

Hayatla baş etmek kolay değil. Her gün yeni bir sürpriz karşımıza çıkabiliyor. Beklenmeyen sağlık sorunları, yakınlarımızı kaybetmek, dostlarımızdan yediğimiz kazıklar, iş yerimizdeki haksız ve beklenmeyen uygulamalar, dedikodular, akraba baskıları vb. Liste uzar gider.
13186

Bu olanlara herkesin dayanabilme gücü ve bunlarla baş edebilme kapasitesi elbette ki bir değildir. İster bu tür sorunlarla baş edebilmek için, isterse de hedeflerimize ulaşabilmek içinmental dayanıklılık gerekiyor. Anadolu takımlarında futbol oynarken harikalar yaratan bir oyuncu, büyük takımlardan birine transfer olduğunda eski performansını gösteremiyor. Yetenekleri eksilmediği halde, taraftar baskısı, aldığı büyük paraların beklentiyi arttırması, medyadaki garip yorumcuların saldırıları derken ezilip, kaçarcasına başka takıma transfer oluyor. Yani mental olarak bu baskılarla baş edemiyor. Bulutsuzuk Özlemi Grubunun şarkısında söylediği gibi '' Ne olursa olsun, yaşamaya mecbursun''. Dik bir şekilde mi yaşayacağız yoksa ezik bir şekilde mi? Peki, hayata karşı dik durabilmemizi sağlayacak ve bizi başarıya ulaştırabilecek olan mental dayanıklılığımızı nasıl arttırabiliriz?

1) Durumu kabullenin:Mental dayanıklılığı arttırmanın birinci şartı budur. Başınıza gelen olaylar dünyada sadece sizin başınıza gelmiyor. Bunu kabullenmezseniz bu durumlarla savaşmaya başlayamazsınız.

Ustaya sormuşlar; her şeyi kaybettik, ne yapacağız?

Bilge kişi cevap vermiş; çay koy, yeniden başlayacağız.

2) Olumlu düşünün:Olumlu düşünmek sizin en önemli güçlerinizden biri olacaktır. Sizi ayakta tutacak ve yılgınlığa düşmenizi engelleyecektir. Olumsuz olaylar belki de başka kapıların açılmasına yardımcı olacaktır. Eskilerin dediği gibi '' Her işte bir hayır vardır''.

3) Okuyun:Kişisel gelişim kitapları, başarılı insanların hayatları, psikoloji kitapları gibi sizi geliştirebilecek kitapları okuyun. Başka insanların başlarından geçen olayları ve onların nasıl davrandıklarını görün. Bu sizi motive edecektir.

4) Bahane üretmeyin:Neden başaramayacağınızı, engellerin ne kadar zorlu olduğunu düşünmeyin. Bu işin kolayına kaçmaktır. Bu bahaneleri aşanlar başarıya ulaşabiliyorlar.

5) Başkalarının ne dediğini umursamayın: İnsanlar konuşur. Milletin ağzı torba değil ki büzesiniz. İyi niyetli destek için de konuşurlar, boş boş da konuşurlar. Kulaklarınızı tıkayın. Sadece hedefinize odaklanın.

6) Kendinize İdol Belirleyin:Zorlandığınız anlarda belirlediğiniz idolü düşünün. O olsa bu zorluk karşısında ne yapardı deyin. Bu idol, babanız, şampiyon bir sporcu, bir devlet adamı ya da bir fikir önderi olabilir.
Haziran 2016

Turgay Aksoy  yeni bir  gönderide  bulundu.

Neden Başarısız Oluyoruz?

Hepimiz başarılı olmak istiyoruz. İş hayatımızda iyi bir kariyer istiyoruz, okulda başarılı bir öğrenci olmak istiyoruz ya da kilo vermeyi başarmak istiyoruz. Liste uzar gider.
1847

Ama bir süre sonra baktığımızda istediğimiz sonuca ulaşamadığımızı ve başarısız olduğumuzu görüyoruz. Başarılı olmayı istediğimiz halde neden başarısız oluyoruz? İşte bazı sebepleri:

1) Doğru hedef belirlemiyoruz:Makul ve mantıklı hedefler belirlemek çok önemli. Ulaşılmaz hedefler belirlersek, yarı yoldayken gerçekleştiremiyoruz diye vazgeçeriz. Belirli, ölçülebilir, ulaşılabilir, gerçekçi ve zaman sınırlı olmak üzere 5 kriteri taşıyan hedefler belirlemeliyiz.
1847

2) Planlı çalışmıyoruz:Rastgele ve dağınık çalışma sonucunda hem çok yoruluruz hem de sonuç elde edemeyiz. Bu da motivasyonumuzu düşürür.
1847

3) Kendimizi tanımıyoruz:Güçlü ve zayıf yönlerimizin farkında değiliz. Öncelikle bunları ortaya çıkarmamız gerekir. Güçlü yönlerimizi kullanıp, zayıf yönlerimizi geliştirmemiz gerekir.
1847

4) Mazeret Üretiyoruz:Başarısız insanların hep bir mazereti olur. Başarı yolunda önümüze tabi ki engeller çıkacaktır. Ama bunları mazeret olarak görürsek başarılı olamayız.
1847
5) Erken pes ediyoruz:Zorlukla karşılaşınca onunla mücadele etmektense hemen pes ediyoruz. İnançlı ve kararlı davranmıyoruz.
1847

6) Ön yargılarımızı kıramıyoruz:Ön yargılarımız bizim en önemli prangalarımız. Farklı düşünmeyi, farklı eylemler yapmayı engellerler. Zaman zaman strateji değişikliklerin ihtiyacımız olabilir. Ama ön yargılarımız esnekliğimizi ve hareket kabiliyetimizi ortadan kaldırır.
1847

7) Vazgeçmeyi bilmiyoruz:Her yolu denedikten sonra hala olmuyorsa vazgeçmenin zamanı gelmiştir. O departmandan, o iş yerinden ya da o zayıflama modelinden.
1847
Haziran 2016

Turgay AksoyGizem Kahraman kişisini takip etmeye başladı

Gizem Kahraman, Endüstri Mühendisi, @gizemkahraman

Mayıs 2016

Turgay Aksoy  yeni bir  gönderide  bulundu.

İşyerinde Huzurlu Olmanın Yolları

Bir reklam sloganı vardı '' Evdeki huzur, zenginlik budur'' diye. Aynı sloganı, hayatımızın önemli bir bölümünü geçirdiğimiz iş yerimiz için de kullanabilir miyiz? '' İşteki huzur, zenginlik budur''. İşteki huzursuzlukların evdeki huzuru da bozduğu bir gerçek.
1847

Rekabetin, çekişmenin, stresin ve hedeflerin bu kadar yoğun olduğu başarı odaklı iş yerlerinde huzur mümkün olabilir mi? İş yerinin koşullarını değiştirme imkanımız olmadığına göre bu koşullara uyum sağlayarak daha huzurlu olabiliriz. İşte bazı yöntemler:

1) Durumu kabullenin:İş yerinden beklentilerinizi doğru belirlerseniz huzursuzluğunuz da o ölçüde azalır. İş yeri çalışmak içindir. Rekabet, çatışma, dedikodu, hırslı insanlar, kulis faaliyetleri, başarıya ulaşmak için her yolu mubah gören çalışanlar iş hayatının gerçekleridir. Bunları garipsememeli ve başınıza gelince hayal kırıklığına uğramamalısınız.
1847

2) İşinize konsantre olun:İşinize konsantre olmak, hem huzursuluk yaratan olaylardan sizi uzak tutar hem de işinizi iyi yapmanıza yardımcı olur. İşinizi iyi yapıp başarılı olursanız yöneticilerinizin beğenisini kazanırsınız. Bu da size, işteki geleceğiniz için Survivor' daki '' Dokunulmazlık kolyesi'' gibi avantaj sağlar.
1847

3) Eğlenceli ve kafa dengi arkadaşlar edinin:İş yerindeki hengameyle baş etmede kafa dengi ve eğlenceli arkadaşlar çok faydalıdırlar. Biraz sohbet ve gülmek strese iyi gelir.
1847

4) Bir işiniz olduğuna şükredin:İş bulmanın ne kadar zor olduğunu düşünün ve bir işiniz olduğuna şükredin. Mevcut işinize girebilmek için uğraştığınız dönemleri hatırlayın. En beğenmediğiniz iş bile işsizlikten iyidir.
1847
Mayıs 2016

Turgay Aksoy  yeni bir  gönderide  bulundu.

Obradovic' in Liderlik Sırları

Fenerbahçe basketbol takımı koçu olan Zeljko Obradovic, kazandığı 8 Euroleague şampiyonluğu, 2 Saporta kupası, milli takımlarda 1 Dünya şampiyonluğu ve 1 de Avrupa şampiyonluğu ile Avrupa' nın en kariyerli koçu.
1847

Bu başarıları farklı takımlarda ve farklı oyuncularla kazanması onun başarısında liderliğinin ne kadar önemli olduğunu ortaya koyuyor. İşte Obradovic' in pek çok yöneticiye de rehberlik edecek liderlik sırları:

1) Adaletli Davranma:Oyuncularının kim olduklarıyla değil yaptıklarıyla ilgileniyor. Oyuncularına karşı ön yargılı değil. Bir oyuncusunu oynatma ya da oynatmama kararı alırken oyuncusunun kariyerine, milliyetine vb şeylere bakmayıp sadece çalışmasına ve performansına bakıyor. Bu da oyuncuların hak ederlerse formayı alabileceklerini bilmesini sağlıyor ve performanslarını arttırıyor.

2) Sorun Çözme:Oyuncular arasında bir sorun olduğunda onları bir araya getirip sorunu konuşarak çözüyor. Sorunu görmezden gelmiyor ve sorunun taraflarını bir araya getirerek iletişim kurmalarını sağlıyor. Böylece sorunun kökten çözülmesini sağlıyor.

3) Başarıyı Paylaşma:Obradovic elde ettiği tüm başarıları oyuncularına borçlu olduğunu söylüyor. Sahaya çıktığında taraftar kendi lehine tezahürat yaptığında bile oyuncularını göstererek onlar lehine tezahürat yapılmasını istiyor.

4) Astlarıyla Görüş Alışverişi Yapma:Asistanlarının sürekli görüşlerine başvuruyor. Son noktada kararı kendisi veriyor ancak mutlaka yardımcılarının fikirlerini alıyor. Her şeyi ben bilirim demiyor. Yardımcılarının kendisiyle hem fikir olmalarını değil, kendi fikirlerini söylemelerini istiyor. Onların gelişimine de katkı sağlıyor. 13 yıl yardımcılığını yapan Dimitris Itoudis bu yıl Euroleague şampiyonluğunu kazandı.

5) Adanmışlık:Obradovic basketbolu çok seviyor ve bunu her fırsatta dile getiriyor. Çok çalışıyor. Genelde sabah 09:00 da salona gelip akşam 23:00 a kadar çalışıyor. Oyuncular idman yapıp gidiyor, yardımcıları işini bitirince gidiyor ama o kalıp videolar izliyor ve takım analizleri yapıyor.
6) Takım Oyunu:Başarının ekip işi olduğuna inanıyor. Her oyuncunun sistemin bir parçası olmasını ve tüm enerjisini takım için harcamasını istiyor. Kendisini öne çıkartmak isteyen oyuncuların bireysel çabalarına izin vermiyor.
7) Sürekli Kendini Geliştirme:Sürekli gelişime ve her gün yeni bir şey öğrenilebileceğine inanıyor. Oyuncularına da takım çalışması haricinde, bireysel çalışarak kendilerini geliştirmeleri için telkinde bulunuyor.
Mayıs 2016

Turgay Aksoy  yeni bir  gönderide  bulundu.

Adamlar Grubundan Sıradışı Bir Albüm

Adamlar grubunun ilk albümü olan '' Eski Dostum Tankla Gelmiş '' mizah ve zeka ürünü şarkı sözleri, Tolga Akdoğan' ın müthiş vokali ve çok başarılı müzikleri ile dikkat çekiyor. Rock albümü olmasına rağmen içerisinde farklı müzik tarzlarını da barındırıyor. Adamlar, vokal ve akustik gitarda Tolga Akdoğan, elektrik gitarda Gürhan Öğütçü, bas gitarda Burak Güngörmüş, tuşlu çalgılarda Burak Irmak, davulda Berkan Tilavel' den oluşuyor.

14

Albümü dinleyince bu kadar güzel şarkılar neden radyolarda çalınmaz ve bu grup neden daha popüler olmaz sorusu insanın aklına geliyor. Bu albümü Utanmazsan Unutmam şarkısı için almıştım. Ama belki de diğer şarkılar oldukça güçlü ve şaşırtıcı olduğundan neredeyse en az dinlediğim şarkı oldu.

Albümdeki şarkıların söz ve müzikleri Tolga Akdoğan' ait. Albümde 12 şarkı bulunuyor:


1.Kapısı Kapalı

2. Çek Sifonu

3.Bi Öyle Bi Böyle

4.Koca Yaşlı Şişko Dünya

5.İnsanın Düştüğü Durumlar

6.Utanmazsan Unutmam

7.Ateş Ederim

8.Kadın

9. Koşmadan

10.Öyle Normal

11.Bizim Zamanımız

12.Kendime Çaylar
Mayıs 2016

Turgay Aksoy  yeni bir  gönderide  bulundu.

İş Arkadaşından Arkadaş Olur mu?

Günümüz çalışma dünyasında hayatımızın en fazla zamanını iş yerinde geçiriyoruz. İş arkadaşlarımızla ailemizden ya da dostlarımızdan daha fazla beraber oluyoruz.
1847

Bu kadar uzun zamanı birlikte geçirdiğimiz kişilerle doğru iletişimi kurmak oldukça önemli. İş yerimizin ve çalışma hayatımızın daha katlanılabilir ya da katlanılamaz olmasında önemli etkenlerden biri de iş arkadaşlarıdır. İş hayatında iş arkadaşlarımızla iyi ilişkiler kurmak neredeyse bir zorunluluktur. Ben sadece işimi yaparım, benim kimseyle iyi ilişkiler kurmaya ihtiyacım yok denemez. Aranızın iyi olmaması nedeniyle sizin işinizi aksatmak isteyecek çalışma arkadaşlarınız olacağı gibi, sadece aranız iyi olduğu için size destek olacak iş arkadaşınız da olacaktır. Bununla beraber, rekabetin bu kadar yoğun olduğu performans odaklı iş dünyasının kaygan zemininde, iş yerinde yakın arkadaşlıkların bazı sakıncaları olabilir.

Sakıncaları

  • İş yerinde dedikodular genelde yakın arkadaşlarla yapılır ve bu dedikodular motivasyon kaybına ve performans düşüşüne yol açabilir.
  • Çalıştığınız iş yeri ve yöneticileriniz hakkındaki olumsuz görüşlerinizi paylaştığınız yakın arkadaşlarınızla aranız bozulabilir ve aranız iyiyken konuştuğunuz her şey aleyhinize delil olarak kullanılabilir.
  • İş arkadaşlığınızı iş dışındaki yaşamınıza taşıdığınızda, sohbetleriniz genelde işle ilgili olur. Bu nedenle işten ve stresten uzaklaşıp nefes alma şansınız da kaybolur.
  • Bazı yöneticiler, çalışanlar arasında neler olduğuyla ilgili istihbarat toplamayı severler. Bu istihbaratı toplayarak yöneticinin gözüne girmeyi düşünen çalışanlardan biri sizin iş arkadaşınız olabilir.
  • Yakın arkadaşlarınızla paylaştığınızı fikirlerinizin, bir süre sonra o arkadaşınızın fikriymiş gibi sunulduğunu görebilirsiniz.


İş arkadaşlığı olarak başlayıp yıllar süren dostluğa dönüşen arkadaşlıklar olsa da genelde iş arkadaşlığının ömrü beraber çalışma süresi kadardır. Uğruna yöneticinizle ya da patronunuzla karşı karşıya geldiğiniz iş arkadaşınızı, genelde işten ayrıldıktan sonra pek görmezsiniz.
Mart 2016

Turgay Aksoy  yeni bir  gönderide  bulundu.

İş Görüşmesinde Dikkat Edilmesi Gerekenler

İş görüşmesi her profesyonel çalışanın hayatında en az bir defa karşılaşacağı bir durumdur. İş arzının kısıtlı, işe başvuran sayısının yüksek olması nedeniyle en küçük detaylar bile işe girmede belirleyici oluyor.
1847

Biri birine yakın özellikte çok sayıda başvuru arasından sıyrılıp işe girebilmek için çok dikkatli olmak gerekiyor. İşte bazı detaylar:

1) Uygun özgeçmiş hazırlayın:İş görüşmesine katılabilmek için öncelikle özgeçmişinizin elemeyi geçmesi gerekir. Özgeçmişinizin içeriğini başvuracağınız işe uygun şekilde güncellemeniz gerekir. Kariyer.net, Yenibiris.com vb. siteler aracılığıyla başvuru yapmadığınız iş yerlerine, bu siteler için hazırlanmış özgeçmişlerinizle başvurmayın.

2) Ön araştırma yapın:Başvurduğunuz pozisyon ve firma hakkında bilgi sahibi olun. Bu bilinçli bir şekilde o firmaya ve pozisyona başvurduğunuzu gösterir. Başvurduğunuz firmanın hangi özelliklerinin sizin için önemli olduğunu vurgulayın.

3) Görüşmeye vaktinde gidin:Görüşmeye herhangi bir bahaneyle geç kalmış olmanız, sizinle ilgili ilk intibanın olumsuz olmasına yol açacaktır. Bu nedenle erken gidip beklemek daha iyidir.

4) Kılık kıyafetinize özen gösterin:Özenli, temiz ve fazla spor olmayan kıyafetler giyilmelidir. Başvurduğunuz iş yerine ve pozisyona göre takım elbise de giyilebilir. Saç ve sakal traşına da dikkat etmek gerekir. Unutmayın, hayatta olduğu gibi, iş görüşmesinde de kıyafetinizle karşılanır, konuşma ve bilginizle uğurlanırsınız.

5) Beden dilinize dikkat edin:Sakin olun. Gerginliğinizi ve heyecanınızı karşı tarafa hissettirmeyin. Rahatsız edici şekilde el kol hareketleri yapmayın. Ses tonunuza dikkat edin. Kontra sorularda panik yapmayın.

6) Cep telefonunuzu kapatmayı unutmayın:Mülakatın ortasında gelen arama ya da mesaj bir çuval inciri berbat edebilir. İş görüşmesi ciddi bir görüşmedir ve cep telefonuyla bölünmemelidir.

7) Dürüst olun:Dürüst ve samimi olmak özgeçmişinizde yazmayan özelliklerdir. Bu özelliğinizi görüşmede ortaya çıkarın. Size sorulan şeyi bilmiyorsanız ya da yapmamışsanız laf kalabalığı yapmayın. Net olun. Bilgi saklamayın, yanlış bilgi vermeyin.

8) Soruları anlayarak cevaplayın:Size sorulan soruyu doğru anlayın ve sorulan soruya cevap verin. Başka şeyler anlatmayın. Bu hem sizin iletişim probleminiz olduğunu gösterir hem de mülakattaki kısıtlı sürede size vakit kaybettirir.
9) Eski çalıştığınız şirketi kötülemeyin:Eski çalıştığınız şirket ya da yöneticinizle ilgili olumsuz düşünceleriniz olsa da bunları sert bir şekilde söylemeyin. Profesyonelce ve saygı çerçevesinde konuşun.
Mart 2016

Turgay AksoyEmel Gerçek kişisini takip etmeye başladı

Emel Gerçek, Arkeolog, @cenin

herşey mümkündür!

Mart 2016

Turgay Aksoy  yeni bir  gönderide  bulundu.

Futbolcuya Dayalı Düzen

Futbolcuya dayalı düzen tabiri, özellikle takımların başarısız olduğu dönemlerde sık sık dile getiriliyor.

10699

Futbolcuya dayalı düzende, oyuncular istedikleri şeyleri yaptırabilmek için organize oluyorlar ve kasıtlı olarak iyi ve gayretli oynamıyorlar. Bu organizasyonu genelde takımın eski futbolcuları yapıyorlar. Örneğin, hocayla problem yaşarlarsa, kasıtlı olarak iyi oynamıyorlar, takımlarının puan kaybetmesine yol açıyorlar. Biliyorlar ki bu tür puan kayıplarının yaşandığı dönemlerde ilk sorumlu olarak hoca görülecek, futbolculara dokunulmayacak. Bu yöntemle gönderilen hocalara örnek olarak Prandelli, Mancini gibi hocaları gösterebiliriz. Ersun Yanal' ın gönderilişi ise oyuncuların kötü oynamasıyla değil, futbolcuların, hocanın gönderilmesini başkandan istemesiyle gerçekleşti. Takımı şampiyon yapan Ersun Yanal' ı, futbolcuların isteğiyle gönderen Fenerbahçe, futbolcuların istediği İsmail Kartal' ı göreve getirdi. Bu hamle, kolayca kazanılabilecek şampiyonluğun kaçmasına ve Şampiyonlar Ligi' ne gidilememesine yol açtı. Bu da ciddi bir maddi kayıp oluşturdu. Ama Aziz Yıldırım hatasını fark ederek devreye girdi. Bu duruma yol açan Emre, Selçuk, Egemen, Bekir gibi futbolcuları takımdan gönderirken, Volkan Demirel ve Gökhan Gönül' e alternatif olabilecek oyuncuları transfer etti.

Sakıncası Ne ?
Futbolcular tabi ki futbolun ana parçasıdırlar. Futbolcu olmadan futbol maçı olmaz. Bu sistemde ağırlıkları olması normaldir. Ama futbolcular canları isterse oynayıp canları istemezse oynamazlarsa, hem kötü futbol yüzünden taraftarlar mutsuz olup tribüne gelmiyor, hem de maç kazanılmadığı için kulüp zarar ediyor. Ama futbolcular yüksek kontratlarında yazan paraları almaya devam ediyorlar.

Yöneticilerin Payı

Yöneticiler kötü futbolun ve puan kaybının sorumlusu olarak, kasıtlı şekilde iyi oynamayan oyuncuları değil de hocayı sorumlu tutuyorlar. Ülkemizde oyuncunun kötü oynamasının sorumlusunun hoca olduğu şeklinde bir algı var. Oyuncu iyi oynarsa kendi başarısı, kötü oynarsa hoca yüzünden diye düşünülüyor. Hocayı göndermek futbolcuları göndermekten daha kolay olduğu için hocayı yolluyorlar. Yöneticiler bu sayede futbolcuya dayalı düzenin devam etmesine yol açıyorlar. Özellikle Abdürrahim Albayrak modeli yöneticiler bu sisteme önemli katkı sağlıyorlar.

Florya Ruhu
Futbolcuya dayalı düzenin sembolü '' Florya Ruhu'' dur. Yani kötü gidişatta takımın ağabeyleri direksiyona geçer ve takımı motive ederler. Hocasız bile şampiyon olurlar. Ama bu sürdürülebilir bir şey değildir. Kriz dönemlerinde kısa süreli faydalar sağlasa da uzun lig maratonunda işlemez. Ama futbolcular bu gücü ellerinde tutmak isterler. Geçmiş dönemde Hakan Şükür, Hasan Şaş gibi futbolcuların önderlik ettiği sistemin günümüzdeki önderleri Selçuk İnan, Burak Yılmaz, Yasin Öztekin gibi futbolculardır. Taraftar da bunun farkına varmış olmalı ki, son yıllardaki şampiyonluklarda çok önemli katkılar yapan Selçuk İnan ve Burak Yılmaz' ı ıslıklıyorlar. Futbolcular unutmamalıdır ki, maddi- manevi taraftar desteği, kulübün ve yönetimin maddi imkanları olmasa, futbolu yüksek kontratlarla oynayamazlar. Yani aslında futbolcular bindikleri dalı kesiyorlar.

Çözüm Nedir?
Futbolcuya dayalı sistemin çözümü, kulüplerin profesyonelce yönetilmesi, bu tür organizasyona kalkışan futbolcuların takımdan uzaklaştırılması ve futbolcuların kontratlarının garanti para olarak değil de performansa dayalı olarak düzenlenmesi. Performansa dayalı gelir elde eden futbolcu gelir kaybına uğramamak için takımının kazanması için elinden geleni yapacaktır.
Şubat 2016

Turgay Aksoy  yeni bir  gönderide  bulundu.

Çalışanlar Yöneticilerden Ne Bekler

Yöneticilikte yaygın bir tabir vardır: '' Çalışan işinden değil, yöneticisinden istifa eder. '' Yöneticilerin çalışanlarla ilişkileri onların performansları kadar işte kalma sürelerini de etkiler. Çalışanların işlerinde mutlu ve verimli olmaları beklentilerinin karşılanmasıyla doğrudan ilgilidir.

1847

Yöneticilerin çalışanlardan beklentileri olduğu gibi, çalışanların da yöneticilerden beklentileri vardır. Peki çalışanlar yöneticilerden ne beklerler?

1) Adil Yönetim:Çalışan beklentileriyle ilgili yapılan araştırmaların sonuçlarına bakıldığında, adil yönetim beklentisinin her zaman ilk sıralarda yer aldığı görülür. Adil ücret, adil ödül ve ceza uygulamaları, adil davranışlar gibi.

1847



2) Takdir Edilmek:Çalışanlar iyi yaptıkları işlerin görülmesini ve takdir edilmesini beklerler. Bu önemli bir motivasyon aracıdır. Takdir edilme parasal da olabilir sözlü ya da yazılı da olabilir.

1847



3) Saygı Görmek:Her insan saygı görmek ister. Yöneticilerin astlarına saygılı yaklaşımları çalışanların hem işlerine bağlılıklarını arttırır hem de verimlerini. Çalışanları hata yaptıklarında topluluk önünde azarlamak ya da kişiliğini rencide edecek şekilde ağır konuşmak çok yanlıştır. Yöneticilerin çalışanlarına selam vermeleri, halini hatırını sormaları bile onlara saygı gösterdiklerinin işareti olarak algılanır.

1847



4) Görev Tanımların ve Hedeflerin Net Olması:Çalışanlar görev tanımlarının ve hedeflerinin ne olduğunu, yani kendilerinden ne istendiğini net olarak bilmek isterler. Çalışanlar kendilerinin olduğu kadar çalışma arkadaşlarının da görev tanımlarını ve hedeflerini merak ederler. Bu yüzden bu konuların açık ve şeffaf olması gerekir.

1847



5) Kariyer Gelişiminin Açık Olması:Çalışanlar performanslarının yüksek olması durumunda kariyer olarak ilerleme yollarının açık olduğunu görmek isterler. Pozisyon olarak ilerleme imkanlarının olmadığını ve önlerinin kapalı olduğunu görürlerse performanslarında düşüş meydana gelecektir. Ayrıca çalışanlar gelişimleri için eğitimler de almak isterler.

1847



6) Huzurlu Bir Çalışma Ortamı:İş hayatı tabi ki streslidir. Stressiz olması beklenemez. Bununla beraber yöneticilerin fazladan stres yapıp çalışma ortamını huzursuz hale getirmemeleri gerekir. Aslında çalışanların stresini azaltmak yöneticinin görevleri arasındadır. Huzurlu çalışma ortamına iş güvencesi de dahil edilebilir.

1847



7) Sorumluluğun Paylaşılması:Herkes hata yapabilir. Yöneticilerin, doğru yapılan işleri kendilerine mal etmesi, kötü yapılan işlerden çalışanları sorumlu tutması çalışanları oldukça rahatsız eder. Çalışanlar hata yapmış olsalar bile yöneticinin sorumluluğa kendisini ortak edip, çalışanı koruması, çalışanlar tarafından oldukça takdir görür ve yöneticiye bağlılığı arttırır.
1847

8) Çalışanların Görüşlerinin Alınması:Özellikle kendi departmanlarını ilgilendiren konularda o bölümün çalışanlarının görüşlerinin alınması çalışanların kendilerini değerli hissetmesini sağlar.
1847
Şubat 2016

Turgay Aksoy bir yanıt verdi.

Mesai saatleri dışında mesleki gelişiminiz için çalışma yapmaya ihtiyaç duyuyor musunuz? Bu konuda ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz?

Her zaman gelişime açık olmak gerekiyor. Kendi mesleğimizle ilgili kitaplar okumak, etkinliklere katılmak gerekir. Bunun haricinde sosyal gelişimimize katkı olması için farklı etkinliklere katılmak ve kitaplar okumak da gereklidir.
Şubat 2016

Turgay Aksoy  yeni bir  gönderide  bulundu.

Kitap Önerisi: Enerjinin İktidarı

Enerjinin İktidarı kitabı, enerji konusunda temel bir kitap. Enerji kaynaklarının oluşumu, dünya üzerindeki dağılımları, kullandığımız yakıt türlerinin artıları, eksileri, enerji- siyaset ilişkisi gibi konular akıcı bir dille anlatılıyor.
Kitaplar

Enerjinin iktidarı kitabında enerji ile ilgili merak ettiğiniz soruların cevaplarını nesnel ve bilimsel kanıtlarıyla bulabiliyorsunuz:
  • Enerjinin günlük yaşamımızdaki önemi nedir?
  • Petrol rezervleri 52 yıl sonra tükenecek mi?
  • Yakıt türleri, oluşumları, artıları ve eksileri nelerdir?
  • Nükleer enerjiye geçmek zorunda mıyız ?
  • Nükleer enerjinin çözülemeyen sorunları nelerdir?
  • Yenilenebilir enerji neden önemli?
  • Yenilenebilir enerji kaynaklarının potansiyeli enerji ihtiyacını karşılamaya yeter mi?
  • Enerji kaynaklarının olduğu bölgelerdeki savaşlar tesadüf mü?
  • Enerji güvenliği nedir?
  • Enerji politikası neden önemlidir?
  • Türkiye' de petrol var mı?
  • Enerjide dışa bağımlılığımızı azaltmak için neler yapılmalı?


Kitabın yazarı olan Enerji Uzmanı Necdet Pamir, ODTÜ Petrol Mühendisliği mezunu. Uzun yıllar TPAO' da çalışmış. Halen Bilkent Üniversitesi' nde '' Dünya Enerji Politikaları'' (Lisans) ve '' Enerji- Jeopolitik ve Politika'' (Lisansüstü) dersleri veriyor.
Şubat 2016

Turgay Aksoy  yeni bir  gönderide  bulundu.

Komedi Filmlerinin Küfürle İmtihanı

Son yıllarda sinema seyircisinin sayısında ciddi bir artış var. Bu artışta Türk filmlerinin, özellikle de komedi filmlerinin önemli bir katkısı var. Cem Yılmaz, Şahan Gökbakar, Şafak Sezer, Ahmet Kural- Murat Cemcir filmleri toplam seyirci sayısında önemli bir paya sahip.

26

Türk sinemasının ayağa kalkması ve önemli gişelere ulaşması oldukça sevindirici. Ama burada bir sorun var. Hatta bir takıntı:Küfür. Komedi filmlerinin neredeyse tamamında önemli miktarda küfür bulunuyor. Karakterlere sahnelerde küfürü nasıl ettirebiliriz diye özel çaba sarf ediliyor sanki. Cem Yılmaz, son filmi Ali Baba ve 7 Cüceler filmindeki küfürler için '' Filmimde küfür, hayatta olduğu kadar var '' diyerek, yeni filmlerinde de küfürlü sahnelerin olacağını müjdeledi!!! Tamam hayatta küfür var ve herkes küfür edebilir ama ulu orta ağır küfürler eder mi? Cem Yılmaz, küfürün normalleşmesini ve yaygınlaşmasını misyon edinmiş gibi görünüyor. Şahan Gökbakar' ın son filmi olan Osman Pazarlama' nın fragmanına baktığımızda da maalesef küfür ve argoya devam edeceğini görüyoruz. Sadece yüksek gişe başarısı yakalamış filmlerde değil, gişede başarılı olamamış komedi filmlerinde de önemli miktarda küfür bulunuyor. Yani küfür Türk komedi filmlerinin ayrılmaz bir parçası haline gelmiş durumda. Bu arada güzel şeyler de olmuyor değil. Kolpaçino filmlerinde oynayan ve bol bol küfürlü sahnesi olan Şafak Sezer, küfürden rahatsız olduğunu ve artık küfürlü filmlerde oynamayacağını açıkladı. Sebep olarak da kızlarının büyümesini ve küfürlü sahnelerden rahatsız olmalarını gösterdi. Küfürsüz seyirler dilerim.
Şubat 2016

Turgay Aksoy  yeni bir  gönderide  bulundu.

Personel Yedekleme

Şirketlerdeki en önemli konulardan biri, özellikle kilit pozisyonlar için personel yedeklemedir. Kilit pozisyonlarda bulunan personelin ani bir şekilde işten ayrılması sonucunda, o pozisyonda boşluk oluşmaması gerekir. Her ne kadar şirketler çalışanlarıyla uzun vadeli birliktelik isteseler de ailevi sebepler, üst yönetimle anlaşmazlıklar, daha iyi iş imkanları vb. nedenlerle çalışanlar işten ayrılabilirler. Şirketlerin devamlılığının sekteye uğramaması için, ayrılan personelin yerine geçecek kişinin önceden belli olması gereklidir.
1847

Bu pozisyonlar için potansiyel adaylar belirlenir ve bu adaylar, eğitilerek olası pozisyonlar için hazır hale getirilir. Personel yedeklemenin şirket içinden olması, çalışanların aidiyet duygusunu arttırırken, yeni pozisyona geçen personelin, özellikle şirket kültürünü bilmesi nedeniyle uyum süreci kolaylaşır. Şirket içinden olan personelin, şirket dışından gelen personele göre diğer çalışanlar tarafından kabullenilmesi de daha kolay olur. Aslında personel yedeklemesi, sadece kritik pozisyonlarda çalışanlar için değil tüm çalışanlar için yapılmalıdır. Bu sayede kişiler değil pozisyonlar önemli hale gelir. Yedeğinin olmadığını gören çalışan, alternatifsiz olduğunu düşünür, kendisini vazgeçilmez görmeye başlar ve performansında dalgalanmalar meydana gelir. Personel yedeklemesi sayesinde çalışanlar, vazgeçilmez olmadıklarını anlarlar ve bu sayede meydana gelen küçük çaplı stres nedeniyle bulundukları pozisyonlarını kaybetmemek için işlerini daha iyi yapmaya çalışırlar.
Şubat 2016

Turgay Aksoy  yeni bir  gönderide  bulundu.

Türk Futbolunu Kurtarmak

Kulüpler Birliği tarafından organize edilen '' Uluslararası Futbol Zirvesi '' İstanbul' da yapıldı. Bu toplantıya Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç, FIFA İcra Kurulu Üyesi Şenes Erzik, TFF Başkanı Göksel Gümüşdağ, Beşiktaş Kulübü Başkanı Fikret Orman, Galatasaray Kulübü Başkanı Dursun Özbek, Antalyaspor Başkanı Gültekin Gencer ve yurt dışından bir çok yabancı futbol adamı katıldı.
10699

Türk Futbolun gelişimi ve kulüplerin borç batağından nasıl kurtulacağı ile ilgili konuşmalar yapıldı. Süper Lig' de yer alan 18 takımın borcu 3,5 milyar TL' ye ulaşmış durumda. Beşiktaş kulübünün eski başkanı olan ve Beşiktaş' ı iflasın eşiğine getiren Futbol Federasyonu başkanı Yıldırım Demirören, yeni çıkacak futbol yasasının, kulüplerin banka ve vergi borçlarını yapılandırmasını, aksi taktirde bu yasanın bir işe yaramayacağını söyledi. Bu yasanın kulüplerin borçlarını 10 yıla bölmesi gerektiğini belirtti. Diğer konuşmacılardan bazıları şunlar:
Fatih Terim:Galatasaray' ı çalıştırdığı dönemde onlarca futbolcu transfer eden, bazı futbolcuları oynatmadan gönderen, sportif başarıya ulaşmasına rağmen finansal olarak enkaza neden olan ve Galatasaray' ın bu borçlu yapısında katkısı olan Türkiye Futbol Direktörü Fatih Terim.
Fikret Orman:Yıldırım Demirören' den büyük borçla aldığı kulübün borçlarını daha da büyüten ve hala transfer yapmaya çalışan Beşiktaş Kulübü Başkanı Fikret Orman.
Dursun Özbek:Galatasaray' ın bu finansal durumunda bir günahı olmayan ama UEFA tarafından mali inceleme altında bulunduğu halde hala transfer yapmaya çalışan, sportif başarı uğruna para edecek oyuncularını elden çıkartmayan Galatasaray Kulübü Başkanı Dursun Özbek.
Konuşmacı olsaydı bu listeye Aziz Yıldırım da dahil edilebilirdi. Kulüpleri batıran kişiler futbolu kurtarma reçeteleri sunuyorlar. İşin ilginç yanı aynı kişiler hala futbolu yönetmeye devam edecekler. Bu tabloya yol açan kişilerle ilgili en küçük bir yaptırım yok. Yönetici menejer ilişkileri, alış verişleri hakkında bir şey yok. Yine devletin kapısına dayandılar. Devlet bankalarının devreye girmesini istiyorlar. Zaten futbol kulüpleri ve futbolcular vergi açısından farklı uygulamalara tabi tutuluyorlar. Ülkemiz futbolcular açısından vergi cenneti ama yetmiyor. Futbol büyük bir kara delik. Ama futbolu yönetenler deliği kapatmayı değil bu durumu ileri bir tarihe erteleyip halının altına süpürmeyi istiyorlar. Bunu da Türk Futbolunun kurtuluş reçetesi diye sunuyorlar. Aslında yöntem basit. Bu tablodan sorumlu olanlar futboldan uzaklaştırılacak, borçlu olan kulüpler küçülecek, gerekirse küme düşecek. Mali durumunu düzeltince ait olduğu ligde yer alacak. Kulüp yöneticileri usulsüz harcamalarının hesabını verecek. İşte asıl o zaman Türk Futbolu kurtulur.
Şubat 2016

Turgay Aksoy  yeni bir  gönderide  bulundu.

CHP' den Atatürk' ü Kaldırmak

CHP yine garip bir gündemle uğraşıyor. CHP' ye ne kattığı belli olmayan meşhur milletvekili Aylin Nazlıaka tarafından kamuoyuna aktarıldığına göre, bir CHP milletvekili meclisteki odasında bulunan Atatürk resmini duvardan indirmiş ve artık yeni şeyler söylemek lazım demiş.

3292

Aylin Nazlıaka bu milletvekilinin ismini vermiyor. Kemal Kılıçdaroğlu' nun ve parti üst yönetiminin Atatürk' e pek meraklı olmadığını zaten biliyoruz. Kemal Kılıçdaroğlu' nun partinin başına geldiği günden bu yana odaklandığı tek şey HDP' nin varlığını sürdürmesi ve eşit yurttaşlık söylemiyle özerklik yolunda onlara destek vermek. Belli ki ekiplerini oluştururken de kendileri gibi insanları seçmişler. Peki niye bu kadar önemli Atatürk resmi? Aslında burada önemli olan Atatürk ideolojisi. Yoksa her tarafı Atatürk heykelleri ve resimleriyle donatıp onu putlaştırmak değil. Modern, çağdaş ve gelişmiş bir ülke ve toplum olarak mevcut sınırlarında varlığını sürdürmek. Kılıçdaroğlu' nun tavırlarına bakılırsa, misyonunun, Atatürksüz bir CHP yaratmak ve ülke içerisinde federasyonlar oluşmasına destek sağlamak gibi görünüyor. Belki de bu yüzden '' Yeni '' CHP istiyordur. Filli boyanın meşhur reklam sloganı vardır. '' Hayattan rengi alın geri neyi kalır ki '' . Aynı sloganı CHP' ye şöyle uyarlayabiliriz: CHP' den Atatürk' ü alın, geri neyi kalır ki ?
Ocak 2016

Turgay Aksoy  yeni bir  gönderide  bulundu.

Futbolun Sönük Yıldızları

Acun Ilıcalı' nın düzenlediği, Sakarya' da oynanan ve TV8 tarafından yayınlanan 4 Büyükler Salon Turnuvası geçmiş dönemin yıldızlarını özleyenler için iyi bir fırsattı.
10699

Kendi adıma, İlhan Mansız, Hasan Şaş, Elvir Balic, Yattara gibi gerçek yıldızlarla nostalji yaşamak isterken, aynı zamanda centilmenlik de görmek istiyordum. Çünkü bu turnuvada oynayan oyuncular, oyunculuk dönemlerinde, gerek genç oluşları yüzünden, gerekse şampiyonluk ve taraftar baskısı yüzünden, hatta kimi zaman da taraftara şirin gözükmek için rakipleriyle kavgaya varan mücadelelere girmişlerdi. Aslında bu turnuva onlar için de bir fırsattı. Saha içinde ettikleri teatral kavgalar yüzünden tribünde ve sokakta taraftarlar biri birlerine giriyorlardı. Futbolda şiddetin bu denli tırmandığı ortamda ortalığı yumuşatmaları ve centilmenlik fotoğrafları vermeleri çok iyi olacaktı. Oyunculardan kimi televizyonda ve gazetede yorumculuk yaparken, kimi de teknik direktör olarak hayatını sürdürüyor. Yani hala futbolun içerisinden yer alıyorlar. Ama üzülerek görüyorum ki onlar hala eski yerlerinde duruyorlar. Ahmet Dursun' la Ali Güneş yumruk yumruğa kavga edip, kırmızı kartla oyun dışı kalıyorlar, Hasan Şaş hakeme küfür ediyor, tekmeler havada uçuşuyor, yere düşürdükleri rakip oyuncuyu ayağa kaldırmıyorlar ve neredeyse tüm oyuncular hakeme itiraz ediyorlar.
10699

Geçmişin futbol yıldızları olan, günümüzün ve geleceğin futbol aktörlerinin hali futboldaki geleceğimizin de göstergesi ne yazık ki.
Ocak 2016

Turgay Aksoy  yeni bir  gönderide  bulundu.

Yılbaşı Kutlamak

Yeni yıl tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de kutlandı. Yeni yılın yeni umutlar getirmesi beklentisiyle, insanların bir araya gelip eğlendiği ve biri birlerine hediye aldığı kutlamalar, bir yandan da tepki çekti.

13186

Tepki çekmesinin nedeni, yeni yıl kutlamalarının Hristiyan geleneği olduğunun düşünülmesi. Siyasi iklimin de etkisiyle tepkiler daha yüksek sesle dile getirilmeye başlandı. Çeşitli illerde sokak ortasında Noel Baba' yı Müslüman yapma skeçleri yapılırken, popüler tv dizisi Poyraz Karayel' de yeni yıl kutlamaları açıkça eleştirildi.

Yılbaşı mı Noel mi ?
Noel, Hristiyanların çoğunluğu tarafından, 25 Aralık' ta Hz İsa' nın doğumu dolayısıyla kutlanılan bir Hristiyan bayramıdır. Noel Baba ve Noel ağacı gibi iki belirgin figürü vardır. Noel ağacı, Pagan geleneklerine dayanan bir ritüeldir. Noel Baba, Noel arefesini Noel' e bağlayan gece evlere gizlice girerek çocuklara hediye bıraktığına inanılan kişidir. Noel Baba' nın hediye getirme geleneği İskandinav mitolojisindeki Tanrı Odin ve onun atı Sleipnir' e dayanır. İlk Noel Baba figürü karikatürist Thomas Nast tarafından 1863 yılında çizilen Aziz Nicholas figürüdür.

13186

Günümüzdeki popüler Noel Baba figürü ise 1931 yılında, kola içeceğinin kışın da tüketilmesini sağlamak için, Haddon Sundblum' a, Coca Cola firması tarafından çizdirilen figürdür.

13186

Aslında 31 Aralık gecesi yapılan kutlamanın Noel ile bir ilgisi yok. Noel Baba ve çam ağacı gibi figürler kullanılsa da burada yapılan Hristiyanlar' ın Noel kutlaması değildir. Yoğun, stresli hayat ve iş koşuşturmacası içinde bir gün de olsa mola almak, eş dostla bir araya gelmek, keyifli vakit geçirmektir. Dünyaya sadece ideoloji çerçevesinden bakmadan bir gün sonra eski hayata geri dönmektir.
Aralık 2015

Turgay Aksoy  yeni bir  gönderide  bulundu.

Aziz Sancar' ın Nobel' i

Prof. Dr. Aziz Sancar, Nobel Kimya Ödülü' nü, kanser tedavisine önemli bir katkısı olması beklenen ''DNA onarımı'' konusunda yaptığı çalışmasıyla aldı. Kuzey Carolina Üniversitesi Biyokimya ve Biyofizik Bölümü Öğretim Üyesi olan Aziz Sancar, Mardin' de doğdu. İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesini bitirdikten sonra Amerika' ya gitti. Yaptığı başarılı çalışmalar onu Nobel Ödülüne kadar götürdü.
6362

Prof. Dr. Aziz Sancar Nobel Kimya Ödülü' nü kazanınca ülkemizde tüm gözler üzerine çevrildi. Futbolcu ya da şarkıcı olmadığı için haliyle kamuoyunda tanınmıyordu. Tanıdığımız bilim adamlarını da bilimsel çalışmalarıyla değil yaptığı garip açıklamaları sayesinde tanıyorduk. Buna en yakın örnek olan Prof. Dr. Celal Şengör, uzmanı olduğu deprem konusuyla değil, dışkı yedirmenin işkence olmadığı şeklindeki görüşüyle kamuoyunda yer almıştı.

Aziz Sancar Nobel Ödülü' nü kazandıktan sonra yaptığı açıklamaları ve davranışlarıyla hayli kafa karışıklığına yol açtı. Orhan Pamuk gibi, bu topraklarda 30 bin Kürt 1 milyon Ermeni öldürüldü kıvamında bir açıklama yapıp rengini belli etseydi herkes rahat edecekti. Çünkü ülkemizde önemli olan, ödülün hangi başarı sonucunda alındığı değildi, ödülü kimin aldığıydı.

Kim Bu Aziz Sancar

Mardin' de doğduğu için HDP' ye yakın olduğu düşünüldü ve HDP' lilerde heyecan yarattı. Ancak ailesi HDP ile ilgilerinin olmadığını açıkladı. Hatta BBC muhabirinin, Arap mısınız yoksa kısmen mi Türk'sünüz sorusuna, sadece Türküm yanıtını verdi. Atatürk ve Cumhuriyet hakkındaki düşünceleri Atatürkçüleri sevindirdi. Nobel Ödülü' nün madalya ve sertifikasını, Anıtkabir' de sergilenmesi için Genelkurmay' a teslim etti. Tam rengi belli oldu derken Anıtkabir ziyaretinde dua edince Atatürkçülerin tepkisini çekti. Üstüne bir de Cumhurbaşkanı' nın Sarayda verdiği davete katıldı. Yoksa AKP' li mi sorusu sorulmaya başlandı. Oysa Aziz Sancar' ın hiç biriyle ilgisi yoktu. O insanlığa hizmet eden bir bilim insanıydı. Kanser gibi ölümcül bir hastalığın tedavisine katkı sağlamıştı. Atatürk' ün ve Cumhuriyet' in değerinin farkındaydı. Küçük hesaplarla ve kavgalarla ilgilenmiyordu. İçimizden çıkan bir insanla gurur duyacağımıza, onu kendimize benzetmeye uğraşıyoruz maalesef.
Daha Fazla

İlgilendiği KonularTümü

İnternet Teknolojileri

1213 Kişi   170 Soru

İstiklal Caddesi

55 Kişi   7 Soru

Mekan Önerileri (İstanbul)

798 Kişi   69 Soru

Taksim

37 Kişi   19 Soru

Web Siteleri

3047 Kişi   264 Soru

Müzik

2853 Kişi   472 Soru

Eğitim

4008 Kişi   629 Soru

Kişisel Gelişim

1862 Kişi   145 Soru

İnsan Davranışları

3603 Kişi   955 Soru

İş Hayatı

2333 Kişi   325 Soru

Girişimcilik

3476 Kişi   358 Soru

Genel Kültür (Muhabbet)

3453 Kişi   280 Soru

Felsefe

1851 Kişi   496 Soru

Varoluş Hakkında

2776 Kişi   1061 Soru

Kitaplar

2918 Kişi   267 Soru

Kadın Erkek İlişkileri

2090 Kişi   586 Soru

Filmler

3201 Kişi   191 Soru

Siyaset (Türkiye)

1424 Kişi   470 Soru

inploid

1154 Kişi   709 Soru

Çocuk Gelişimi

311 Kişi   115 Soru