Bilmek istediğin her şeye ulaş

Veysel Aydoğan, 

Öğrenci

Öğrenci Veysel Aydoğan inploid.com'da 8 soru sordu, 18 soru yanıtladı ve 50 takipçisi var.

Kasım 2015

Veysel Aydoğan bir yanıt verdi.

Mühendisler genel olarak niçin kendini ifade etmekte zorlanır? Cümlelerde açık ve net olamazlar?

Aslında gayet iyi anlatırlar kendilerini ama şöyle bir durum var ki o tartışılır; mühendisler karşısındakilerin ne bilip ne bilmediklerini tahmin edemezler o yuzden bazen sektör dilinde konuşurlar kimse bir şey anlamaz bazen de Bilal'e anlatır gibi seviyeyi çok alta çekerler insanlar konuşamadığını düşünür.
Kasım 2015

Veysel Aydoğan bir yanıt verdi.

Arkadaşlık sitelerinde tanıdık biriyle karşılaşmaktan çekinir misiniz? Neden?

Arkadaşlık sitesi kavramı geniş birşey. Tabi ki de islami evlilik sitelerinden kimseyle tanışmam. Ama facebook twitter swarm instagram gibi güncel ağlardan insanlarla görüşür tanışırım hiç bir sıkıntı olmaz benim için.
Kasım 2015

Veysel AydoğanZeynep Kurşun kişisini takip etmeye başladı

Zeynep Kurşun, Öğrenci, @zeynepkursun

Nisan 2015

Veysel Aydoğan yeni bir  soru  sordu.

Mart 2015

Veysel Aydoğan bu yanıtı beğendi:

En iyi öğrenme tekniği sizce nedir?

" Don't be afraid to ask questions. " derdi bir öğretmenim.
"Soru sormaktan korkmayın. "
Mart 2015

Veysel Aydoğan bu yanıtı beğendi:

Kızlar neden pembe rengi sever?

Kızlar her rengi sever, aslında insanlar her rengi sever de eşcinselliğin kültürün bir parçası olduğu (köçekler, hamam oğlanları, harem ağaları vb) bazı toplumlarda erkekler renklerden korkarlar. Renk sevmek homofobik erkek için eşcinsel yaftası yemek anlamına gelir. Ben eşcinsel olmayanların öyle bir yaftadan korkmalarına anlam veremiyorum hatta korkanların eşcinselliklerini açıklamadıklarını düşünüyorum. Sonuçta bu soruyu değiştirip Türk erkeklerinin çoğu mu eşcinsel homofoblar ki renklerden bu kadar korkuyorlar diye sormalıyız.
Mart 2015

Veysel Aydoğan yeni bir  soru  sordu.

Ekim 2014

Veysel Aydoğan  bu yazıyı beğendi:

Ekim 2014

Veysel AydoğanLale Parlak kişisini takip etmeye başladı

Lale Parlak, Öğrenci, @laleparlak

Ekim 2014

Veysel AydoğanDerya Yıldırım kişisini takip etmeye başladı

Derya Yıldırım, Öğrenci, @deryayildirim

Terliklerimle gelsem sana sonunda aşkı bulmuş gibi...

Ekim 2014

Veysel AydoğanSinem Üstündağ kişisini takip etmeye başladı

Sinem Üstündağ, Öğrenci, @sinemustundag

bu dünyadan bir de ben geçecem

Ekim 2014

Veysel Aydoğan bir yanıt verdi.

Kendimi çok çirkin buluyorum. Kız arkadaşım var fakat kendimi tipsiz hissettiğim için buluşmaya bile gidemiyorum. Başka insanları görünce kıskanıyorum. Bana yakışıklı diyen insanlar, sadece ailem ve kız arkadaşım. Bu beni çok üzüyor. Kendimi iyi hissetmek için ne yapmam gerekiyor?

Kendini iyi hissetmen için bence yapılacak tek şey hoşlandığın biri tarafından yakışıklı olduğunun söylenmesidir. Ama şöyle bir sorun var ya gerçekten yakışıklı değilseniz... Bu durumu önemsemeyin, aklınızı öne çıkarın. Ben bir kızın bana yakışıklısın demesinden çok ne kadar akıllısın demesini tercih ederim.
Sırf kendinizi sizin deyiminizle tipsiz hissettiğinizden buluşmaya gitseniz bile öz güven olarak eksik bir buluşma olur bu. Böyle bi buluşmadan da sanmıyorum ki olumlu bir sonuç çıksın. Kendinizi dünyanın en yakışıklı en harika en akıllı erkeği olarak görün ve buluşmaya öyle gidin olumlu faydası olacaktır.
Ekim 2014

Veysel Aydoğan bu yanıtı beğendi:

Piyasada ürünümüzün hem en kaliteli hem de ucuz olmasına rağmen diğer pahalı ve kalitesiz ürünlere göre satılamamasının sebebi ne olabilir? Bu durum insanların alıştığı üründen vazgeçmemesi mi?

Şaman bey'in ellerinden öperek bir iki ilavede bulunayım, bu sadece malzeme satışı ya da kabul ettirilmesi ile ilgili bir problem değil. Bu örnek taklidi ile ilgili bir durum ve tüm iş sektörlerinde geçerli. Amerika'yı yeniden keşfetmeye gerek yok deyimini en ilkel ve en iyi uygulayan toplumun biz olduğunu düşünüyorum. Gördüklerimiz bildiklerimizden de, bilebileceklerimizden de daha iyidir bizim gözümüzde.Bizde analiz yoktur, verim araştırması yoktur, geri dönüşüm hesabı yoktur, Acaba bunun daha iyisi var mıdır hiç yoktur. Var olan mer'idir ve denenmiştir. Gerisi abesle iştigaldir.
Ekim 2014

Veysel Aydoğan bu yanıtı beğendi:

Piyasada ürünümüzün hem en kaliteli hem de ucuz olmasına rağmen diğer pahalı ve kalitesiz ürünlere göre satılamamasının sebebi ne olabilir? Bu durum insanların alıştığı üründen vazgeçmemesi mi?

Ürünün güvenilir ve kaliteli olduğunu ispatlamak gerekiyor. Bunun için değişik bir reklam stratejisi belirlemek lazım. Eğer ilgili üründe rekabet yüksekse, piyasaya girmeniz çok zor. Örneğin Marlboro bilinen en iyi sigaralardan biridir. Piyasaya girdiğinde tüm marketlere ürününü göndermiş, reklam çalışması yapmış fakat hemen hemen hiç satılmamıştır. Bunun üzerine Marlboro yönetimi gece kamyonlarla sokaklara boş Marlboro kutularını buruşturup atma kararı almıştır. Sabah kalkan halk yollarda bu boş kartonları görmüş, ve ürünü deneme hissiyatı bilinç altına yerleşmiştir. Ve Marlboro pazara zamanla hakim olmuştur. Dediğiniz gibi bazı ürünlerden kullanıcıyı vazgeçirmek çok zor. Farklı bir strateji bekirlemek gerekiyor.
Ekim 2014

Veysel Aydoğan bu yanıtı beğendi:

Piyasada ürünümüzün hem en kaliteli hem de ucuz olmasına rağmen diğer pahalı ve kalitesiz ürünlere göre satılamamasının sebebi ne olabilir? Bu durum insanların alıştığı üründen vazgeçmemesi mi?

Ben bu ülkede 1986 yılından beri çeşitli sektörlerde pazarlama yapmış, sonra sizlerin de yaşamış olduğu sıkıntılardan yorulup, şirketler adına pazarlamadan vazgeçip, artık kendi adına bir takım işler yapan eski bir pazarlamacıyım. Akademik bir eğitim geçmişim olmamasına rağmen, sorunuza geçmişimin referansı ile cevap vermeye çalışayım.

Kaç yıllık bir üretici firma olduğunuzu bilmiyorum. Rakipleriniz ise Ateş Tuğla ve benzer firmalar olmalı her halde. Ayrıca rakip firmalar ile aranızdaki marka bilinirliği nedir bunuda bilmeden bir şeyler söylemek isterim. Özellikle kaliteli üretim yapma konusunda ısrarcı olan ve marka bilinirliği olmayan yeni firmaların sıklıkla yaşadığı bir sorundur. Henüz marka olmamış firmaların ürettikleri ürünün karşılığını alabilmeleri için belirledikleri fiyatlar, alıcı firmalar tarafından marka ürünlerle karşılaştırılmakta olup, ürüne o fiyatı ödemenin gereksiz olduğu görüşüne varılır. Bunda haklı oldukları bir taraf olduğunu düşünmesemde, ülkemizde alımlar bu ölçülere göre yapılıyor ne yazık ki. Halbuki, ürünü alacak olan firma, kalitesine inandıktan sonra, kendi referansı ile ürünü satmakta çok zorlanmayacağını düşünüyorum.

Tüketici bilincinin henüz daha olgunlaşmadığı ülkemizde ki bu tip alıcı yaklaşımları, üreticileri ürünlerini satmak adına maliyeti düşürücü yöntemlere sevk etmektedir. Ülkemizde bana göre üç çeşit üretici modeli bulunmaktadır. Küçük sermayeli, orta sermayeli ve büyük sermayeli. Bunlardan küçük sermayeli olanlar, genellikle merdiven altı diye tabir ettiğimiz ve işletme giderleri çok düşük olanlardır. Bu firmalar ürünlerini oldukça ucuza mal ederek, az üretir, az satar, fakat piyasada daha kolay rekabet imkanı kazanır. Büyük sermayeli üretici firmaya gelince; üretim gücü inanılmaz yüksektir. İşletme giderleri ne kadar yüksek olursa olsun, ürettiği miktar ve buna bağlı satış sürümü ile, neredeyse diğer imalatçılara göre en ucuz üretim yapandır. Zaten reklam desteği ile satış yapması ise son derece kolaydır ve pazar sorunu hiç yoktur. Orta sermayeli üreticinin işi ise son derece zordur. Merdiven altı üretici ile, büyük sermayeli üretici arasında sıkışır kalır. Çünkü yüksek işletme giderlerinin, üretim maliyetlerine yansıması yüzünden, fiyat rekabetinden başarılı çıkamaz.

Bu arada ülkemizdeki tüketici bilincinden bahsetmişken; bu ülkede tamamı glikoz şerbeti olup, içinde fıstık yerine öğütülmüş bezelye olan ve en ucuz margarinden yapılıp, kilosu toptan 6TL den çıkıp, tezgahta 15 TL'den satılan, tadı baklavadan başka her şeye benzediği halde adına "baklava" diyerek ürün alan tüketicilerin olduğu bir ülkedeyiz. Yarım ekmek arası tavuk döneri ve ayranın fiyatını sorup, karşılığında "1.5 TL" yanıtını aldıktan sonra, simitin bile 1.25 TL olduğu bir zamanda, döner ekmek fiyatına "pahallı" diyerek dükkandan çıkıp giden tüketicinin olduğu bir ülkedeyiz. Adına 3x1.5 TTR denilen, ama asla TSE'nin öngördüğü 3x1.5 standardında olmayan ve içinde bakır yerine alümünyum tel olan kabloların alındığı bir ülkedeyiz. Adam yansa umrunda değil. İşte bu kriterlerin tamamını esas aldığınızda, tahmin ediyorum ki bazı cevaplara topluca ulaşmış olacaksınız. Allah yardımcınız olsun diyorum.
Ekim 2014

Veysel Aydoğan bu yanıtı beğendi:

Piyasada ürünümüzün hem en kaliteli hem de ucuz olmasına rağmen diğer pahalı ve kalitesiz ürünlere göre satılamamasının sebebi ne olabilir? Bu durum insanların alıştığı üründen vazgeçmemesi mi?

Kesinlikle doğru teşhis etmişsiniz. Ürününüzün ne olduğunu bilmiyorum ama Türkiye'de yeni bir ürünün satılabilmesi için öncelikle Amerikan menşeyli ya da ABD'de kullanılan bir ürün olması gerekli. Türkler Amerikalılara benzemeye çalışır ve sadece onlara güvenirler. Bunu ülkede hiç İtalyan pizzası olmamasından da görebilirsiniz. Mucidi, en iyi yapanı İtalyanlardır ama yurdum insanı Amerikan insanı ne beğeniyorsa onu beğenmeye şartlanmıştır. Diğer bir etken de ürününüzün zaten yeni olmasıdır. Türk insanının bilincine göre (sadece cahiller falan demiyorum, okumuş mühendisler, mimarlar vb dahil) en kısa yol bildiği yoldur. Bunu da mesela artık yığınla 3 Boyutlu çizen, metrajı otomatik alan, kesit, cephe çizimlerini otomatik yapan, hatta betonarme donatılarını da çizen Avrupa menşeli yazılım varken İnsanımızın bunların hiçbirini yapmayarak işi kısmen beş kat uzatan Amerikan menşeli Autocad kullanımından gözlemleyebilirsiniz. Acısını bulup oraya parmağınızı bastırsanız dahi insanımız acısıyla yaşamaya o kadar alışıktır ki sizin ucuz ve kaliteli ürününüzü almaz. Ürününüz belli ki inşaat malzemesi, ne olduğunu bilseydim daha detaylı bilgi verebilirdim. Bence yine de hemen yılmayın, bir kişi alırsa onu gören ikincisi de alır, sonuçta komşunun tavuğu komşuya kaz görünür de bizim atasözümüzdür. İlk tavuğu sattıktan sonra işleriniz yoluna girebilir.
Ekim 2014

Veysel Aydoğan bu yanıtı beğendi:

Piyasada ürünümüzün hem en kaliteli hem de ucuz olmasına rağmen diğer pahalı ve kalitesiz ürünlere göre satılamamasının sebebi ne olabilir? Bu durum insanların alıştığı üründen vazgeçmemesi mi?

Ürünün ne olduğuna da bağlı bir durum bu. Örneğin bir kimyasal madde (sabun, vs.) satıyorsanız firmanıza güven, ürüne güvenden daha önce gelebilir ve firmanızın güven sağlaması da zaman alabilir. Teknolojik bir ürün satıyorsanız, ürünün segmentiniz önem kazanır. Kaliteli ve ucuz olma durumu; maalesef ki, Türkiye'de kullanıcı açısından bakıldığında birarada bulunabilen bir durum değil. "Ucuz ise kaliteli değildir, kaliteli ise pahalıdır" gibi bir önyargı bu ülkede mevcut (dünyada da böyle ama burada daha da fazla sanıyorum) . Yani bence satılamamasının nedenlerini aramaktansa satmanın yollarını aramak daha faydalı olacaktır. Sadece daha fazla satışa odaklı bir ilerleme ürünün piyasada kendi konumunu bulması açısından da faydalı bir hamle olacaktır. Sizin durumunuzda olumsuz sonuçlanan satış hamlelerinin sonucunda mutlaka o eski potansiyel müşterinizden geribildirim alın. Bu size daha faydalı olacaktır. Sonuç olarak burada ne sattığınız ve müşteri geribildirimleri ile belki biraz daha mantıklı bir daire çizilebilir probleminize.

Bir örnek olarak; TRINK (trink.com.tr) projesinde dünyanın en küçüğü, en hızlısı, CE belgeli, IBM uyumlu, uluslararası patent başvurulu ve piyasanın o dönem kesinlikle ihtiyaç duyabileceği bir ürün üretebilmiş olmamıza rağmen maalesef ki satış konusunda aşağıdaki sıkıntıları yaşadık:
  • Potansiyel müşteri segmentimizin zaten yürüyen bir işi var (marketler, vb). Siz bu işi daha kolay yürütmek için bir ürünle gidiyorsunuz ve üstelik de verilen parayı da amorti edecek bir seçenek sunuyorusunuz ancak müşteri bu durumda bile adaptasyon sürecini göze almak istemiyor.
  • Çalışan maliyetleri çok düşük ve ürünümüzün daha da kolaylaştıracağı bir işi müşteri, çok ucuza çalıştırdığı işçilere fazladan mesai ödemeden yaptırarak halledebiliyor.
  • Ürün yeni bir ürün ve piyasada yeniliğe karşı her zaman bir direnç var. Bu direncin aşılması için müşteriler cesur hamleler yapmıyorlar. Birilerinin (başka müşterilerin) cesur bir hamle ile bunu denemesini ve sonuçlarını görmeyi bekliyorlar. Bu aşamdan sonra işler çok hızlanıyor ancak ilk süreç oldukça uzun.
Ekim 2014

Veysel Aydoğan bir yanıta alt yorum yaptı

Ürünümüz BİMS. Fabrikamızda ar-ge çalışmalarıyla piyasada ki en hafif ve en dayanıklı ürüne sahibiz. Tek sorunumuz satış yapılamaması.
Kesinlikle doğru teşhis etmişsiniz. Ürününüzün ne olduğunu bilmiyorum ama Türkiye'de yeni bir ürünün satılabilmesi için öncelikle Amerikan menşeyli ya da ABD'de kullanılan bir ürün olması gerekli. Türkler Amerikalılara benzemeye çalışır ve sadece onlara güvenirler. Bunu ülkede hiç İtalyan pizzası olmamasından da görebilirsiniz. Mucidi, en iyi yapanı İtalyanlardır ama yurdum insanı Amerikan insanı ne beğeniyorsa onu beğenmeye şartlanmıştır. Diğer bir etken de ürününüzün zaten yeni olmasıdır. Türk insanının bilincine göre (sadece cahiller falan demiyorum, okumuş mühendisler, mimarlar vb dahil) en kısa yol bildiği yoldur. Bunu da mesela artık yığınla 3 Boyutlu çizen, metrajı otomatik alan, kesit, cephe çizimlerini otomatik yapan, hatta betonarme donatılarını da çizen Avrupa menşeli yazılım varken İnsanımızın bunların hiçbirini yapmayarak işi kısmen beş kat uzatan Amerikan menşeli Autocad kullanımından gözlemleyebilirsiniz. Acısını bulup oraya parmağınızı bastırsanız dahi insanımız acısıyla yaşamaya o kadar alışıktır ki sizin ucuz ve kaliteli ürününüzü almaz. Ürününüz belli ki inşaat malzemesi, ne olduğunu bilseydim daha detaylı bilgi verebilirdim. Bence yine de hemen yılmayın, bir kişi alırsa onu gören ikincisi de alır, sonuçta komşunun tavuğu komşuya kaz görünür de bizim atasözümüzdür. İlk tavuğu sattıktan sonra işleriniz yoluna girebilir.
Daha Fazla

İlgilendiği KonularTümü

Yazılım

2917 Kişi   548 Soru

Müzik

2852 Kişi   472 Soru

Bilgisayar

2531 Kişi   438 Soru

Sinema

3102 Kişi   300 Soru

İnsan Davranışları

3603 Kişi   955 Soru

Girişimcilik

3476 Kişi   358 Soru

Genel Kültür (Muhabbet)

3452 Kişi   280 Soru

Varoluş Hakkında

2776 Kişi   1061 Soru

Psikoloji

2692 Kişi   947 Soru

Filmler

3200 Kişi   191 Soru

Yabancı Dil

942 Kişi   100 Soru

Kişisellik

251 Kişi   26 Soru

Kişisel Gelişim

1862 Kişi   145 Soru

Muhabbet

2083 Kişi   2355 Soru

İş Hayatı

2333 Kişi   325 Soru

Web Tasarım

1184 Kişi   213 Soru

Gerçek Hayat

801 Kişi   99 Soru

Bilgisayar Programları

1792 Kişi   179 Soru

Programlama Dilleri

548 Kişi   93 Soru

Fotoğrafçılık

1869 Kişi   166 Soru

İngilizce

741 Kişi   102 Soru

Çocuk Ve Genç Psikolojisi

503 Kişi   79 Soru

Dinler

1054 Kişi   327 Soru

Sosyoloji

552 Kişi   149 Soru

Apple

189 Kişi   90 Soru

Tıp

345 Kişi   259 Soru

Felsefe

1851 Kişi   496 Soru

Yemek Kültürü

804 Kişi   86 Soru

Kitaplar

2917 Kişi   267 Soru

Mekan Önerileri (İstanbul)

798 Kişi   69 Soru