Bilmek istediğin her şeye ulaş

MÜZİKFOTOĞRAFSEYAHATTEKNOLOJİHUKUKEĞİTİM hakkında soru sor, yanıt ver, yazı yaz...

Rıdvan Bayhan
Dün 17:20

MEB'nın okullarda bir ders saatini 40 dakikanın altına düşürme çalışması sizce doğru mudur?

Bence ders sayısının düşürülmesi daha yerinde bir karar olur. Bir teknik öğretmen olarak atölye derslerinin 10 saat olması verimlilik açısından pek mantıklı değil.
Abdullah Gürel
Çar - 16:56

Joseph Murphy Bilinçaltının Gücü Yazarı İle Tanışmam...

Joseph Murphy isimli bir yazar var adam Bilinçaltının Gücü diye bir kitap yazmış bir kişinin vasitasıyla edindiğim kitapta insanın mucizelerle dolu olduğu ve bilinçaltının gücünün insanları nerelere götürebileceğinden bahsetmekte.

Bilinçaltı denilen sınırsız zeka insanın inanması durumunda kendisine istediği hayata götürebileceği, bir kadın veya erkeğin istediği hem cinsi ile tanışabilmesi için yapılması gerekenlerden bahsetmekte.
Kendisi delicesine bilinçaltının gücü ile bozmuş bu güzel düşünceli Joseph abimiz bizlere de bu gücün neler yapabileceğinden bahsetmekte. Her insanın ufkunun genişlemesi için okumasını tavsiye ettiğim bir kitaptır.

İçinde maddeler ile sıralanan 20 madde var bunlar konuları ile ayrı sizlere terapi niyetinde destek sağlayan ve her konu sonunda sizlere madde madde özetleyen bölümlerden oluşmaktadır.

Bilinçaltının gücü ile anlatılmak istenen insanların kendi bilinçaltı ile konuşması sürecini ve ona ne ekersen onu biçersin öğüdünü temel edinmiştir uyku sürecinde yapılması gerekenleri kendini rahat bir şekilde hissedip gevşedikten sonra düşünsel moda geçip bilinçaltına bundan sonra olmasını istediklerini sunduğun ve uyku moduna girdiğin bir terapi modelidir. Buna örnek yoga yapılması, kimi dini ritüeller gibi vs konular diyebiliriz.

Kitapta bilinçaltının insan bedeninde nasıl çalıştığını özetleyen bir kısmında insan beyni alışkanlar üzerine kuruludur ve bu düzende yaşadığımız için alışkanlıklarımız artık otomatik hale gelmiştir ve bunu yapmakta zorlanmayız. Örnek olarak bir özelliğimizden hoşlanmıyoruz mesela zayıflamak isteriz ama zayıflamak denilen fiziksel boyuta ulaşmak için süre gelen alışkanlıklarımızı bırakamayız. Burada bizim yapmamız gereken şey öğrendiğimiz alışkanlıklarımız dışına çıkarak zayıflamak için öncelikle kilo verme aşamalarına geçmek bunlar arasında örnek spor yapmak, akşamları bir şey yememek gibi bunları her gün yapmaya başlıyoruz ve alışkanlık haline getiriyoruz. Sonrasında bu beynimizde 2. Kısma geçtiğinde yani otomatik hale gelene dek buna devam ediyoruz ve bizde artık değiştirilmiş bir alışkanlık haline geliyor.

Bİlinçaltının gücünün herkese faydalı olması dileğiyle. . .
Serkan Köse
Çar - 08:53

Kış lastiği araçlarda zorunlu mudur?

1 Nisan 2017'de Resmi Gazetede yayımlanan, 'Kış Lastiği Kullanma Zorunluluğu İle İlgili Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ' ile Kanun maddesine bağlı olarak usul ve esaslar belirlenmiştir. Buna göre, 1 Aralık ile 1 Nisan tarihleri arasında yolcu ve eşya taşımalarında kullanılan araçların kış lastiği kullanma zorunluluğu vardır, hususi olarak tescil edilmiş taşıtların kış lastiği takma zorunluluğu yoktur.
Bayram Tekçe
Sal - 00:51

Gayrimenkul emlak ofisinde müşteri potansiyelini arttırabilmek için yapılması gerekenler neler olabilir?

En önemlileri şöyle sıralayabiliriz;
- 1. Kural başka emlakçılarda olmayan, münhasır portföy edinmek. Bu portföyün satılabilir fiyattan alınması olmazsa olmazdır.
- Bir sürü kişinin görmesi için portallarda ilanı yayınlamak
- İlgi çekici ve açıklayıcı ilan yazmak.
- İyi fotoğraf çekmek
- Nazik ve profesyonel yaklaşımla telefonda ikna edici konuşmak
- "Antalya Homes" gibi vizyoner ve kaliteli firmada çalışmak (son cümle reklam oldu : -))
Ersin Tümay
Pzt - 10:05

Teknoloji ile sosyalleşir miyiz yoksa yalnızlaşır mıyız?

Kişinin ne yapmak istediğiyle alakalı olarak cevap değişkenlik gösterecektir.Reel hayattan ele alacak olursak bir araç düşelim ve iki kişi birisi araçla boş boş gezip egsoz sesinden zevk alıp drift falan atmakla uğraşıyor diğer kişi ise bu araçla hastahaneye acil durumda olan hastaları taşıyor özüne bakarsak ikiside hız yapıyor özet olarak kişinin ne yapmak istediğiyle alakalı olarak değişkenlik gösterecektir.
Bayram Tekçe
Cmt - 01:09

Yabancıların en çok mülk edindiği illerimiz hangileridir?

İstanbul, Antalya ve Muğla. Trabzon ve Bursa 2017 yılında potaya girmiştir. Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü verileri ve doğruluğu hakkında yazımı okuyun lütfen;
antalyahomes.com.tr/tapu-kadastro-genel.. .
Bayram Tekçe
Cmt - 01:05

Apartman arsası kime aittir?

Apartman, değil de Daire desek daha doğru olur. Bir binadan daire satın aldığınızda, o arsanın da daireye düşen hissesini de almış olursunuz. Tapu'da ARSA PAYI olarak yazan bölüm, o bina gelecekte yıkıldığında elinizde kalacak olan arsanızdır. Dolayısıyla bir daire aldığınızda, otomatikman arsasını da satın almış olursunuz. Gelecekte daire eskiyip, yıkılsa bile arsası sizindir.

Bu konu pek bilinmediğinden ve ileri seviye uzmanlık gerektirdiğinden, açıkgöz ve kötü niyetli müteahhitler, cahil arsa sahibini kandırırlar. Müteahhitin belediyeye sunduğu projedeki dairelerin paylaşım tablosunda beyana dayalı arsa paylaşımı sunulduğundan, müteahhitler kendilerine düşen daireye daha çok arsa payı ayırırlar. Her ne kadar arsa sahibi imza atmak zorunda olsa da, teknik detayın olduğu bu kağıdı pek incelemezler ve üstün körü imzalarlar. Burada Bedeliyeler sorumluluk almalı ve aynen tapu devrinde yapıldığı gibi adaletsiz paylaşım olduğunda, arsa sahibini bilgilendirmelidir ki; gerçekten bu konuyu isteyerek mi yapıyor?

Adaletli arsa payı paylaşımı nasıl olur? Örnek olarak; 1 binada 10 daire var ve eşit büyüklükteler. O zaman her bir dairede arsa payı 1/10 olmalıdır. Daire büyüklüğüne göre arsa payları da büyüklük oranına göre adaletli dağıtılmalıdır.

Anafikir;Daire alırken arsa payına dikkat edin ve adaletli paylaşıldığından emin olun.
Ersin Tümay
Kasım 09 - 10:18

Araba yarışı oyunlarında dikkat ettiğiniz ilk nokta ne oluyor?

Yolun sonuna doğru baktıkça açılan alanların görüntü kalitesi ve araç ağırlığının yol üzerinde ki dengesi
Ersin Tümay
Kasım 07 - 12:55

Bir yazılım projesinde; karşılaşılan hata üzerine gitmek mi yoksa kodu baştan yazmak mı daha faydalıdır?

Bence kodları okumak yazmaktan daha kolay o yüzden bu bir kaçış yolu xd üstelik yeniden yazıldığında hatanın tekrarlanmama garantiside yok yazılmış kodları revize etmek daha mantıklı geliyor genel itibariyle ek olarakta "OOP" ta işler biraz değişebilir.
Ersin Tümay
Kasım 07 - 12:50

Yerli elektrikli otomobillerde kullanılacak veya üretilecek yazılımlar, akıllı sistemler hangileri olacaktır?

Muhtemel ihtimalle beraber yoğun olarak gömülü sistem (Embedded system) yazılımları olacaktır, Bu sistemler "C, java veya C++" gibi dillerele doldurulacaktır. Yazılım anlamında teknolojiyi karşılayacağız fakat burada kritik olan soru yeterli donanım ve parça temini yapabilecekmiyiz ve yılların firmalarından hatasız kusursuz sistemler kurabilecekmiyiz olmalı diye düşünüyorum çünkü farklı bir firmada çıkan örneğin honda'nın herhangi bir modelinde meydana çıkacak hata tüm hondaya mal edilmeyecektir ve mazur görülebilecektir bunun yanında yeni kurulacak bir firmada yapacağınız en küçük hata karşısında "Acemiler, beceremediler, zaten yeni firma ne beklersin bunlardan" gibi ifadelerle linç edilme ihtimalimiz kaçınılmaz olacaktır.
Uğur Çakmak
Ekim 30 - 12:08

Türkiye'de Bilgisayar Mühendisliği mi yoksa Yazılım Mühendisliği mi daha geçerlidir?

Türkiye için ikisi de aynı şeydir, aynı işi yaparlar. Benim tercihim bilgisayar mühendisliğinden yana olurdu çünkü daha kapsamlı yazılım mühendisliğine göre. Compiler design dersi yeter tercih etmek için :)
Uğur Çakmak
Ekim 30 - 10:47

Evrenin bu kadar büyük olması, sanal bir alemde olabileceğimizin kanıtı ya da izi olabilir mi?

Kanıtı olamaz belki izi olabilir. Bildiğim kadarıyla o noktada iki teori var. Birincisi evrenin mutlak sabitlerinin çok çok çooook hassas olması akıllara acaba bir simülasyon içinde mi yaşıyoruz sorusunu getiriyor, ama kanıt yok. Bununla ilgili makalelere bakabilirsin. İkinci teori bu hassas sabitleri tutturup da yaşamın var olması ancak bütün ihtimallerin evren tarafından denenmiş(belki de farklı evrenlerde bütün ihtimaller yaşandı) olmasıdır.
Rasih Uğur Uyanık
Ekim 29 - 23:17

Disleksi nedir?

Okumadan önce belirtmek isterim ki, dislektik oğlu olan bir baba olarak yazacaklarım Nisan 2017'den beri edindiğim bilgi ve deneyimleri içermektedir.

Disleksinin MEB nezninde tanımına bakarak başlayacak olursak, bakanlık diyor ki;
"özel öğrenme güçlüğü zekâsı normal ya da normalin üstünde olan bireylerin, standart testlere göre yaş, zekâ düzeyi ve aldığı eğitim göz önünde bulundurulduğunda okuma, matematik ve yazılı
anlatım düzeyinin beklenenin önemli ölçüde altında olmasıyla tanısı konulan bir
bozukluktur. Okuma bozukluğu, yazılı anlatım bozukluğu, matematik bozukluğu ve başka
türlü adlandırılamayan öğrenme bozukluğu alt gruplarını içerir."

Asıl problem de buradan başlıyor aslında çünkü, yukardaki tanımda yer alan güçlüklerin kaynağı olan beyin ömrü boyunca benzer şekilde işlemeye devam ediyor yani okuyup yazmaya, toplamaya çıkarmaya yapmaya başlayan bir dislektik derdine derman bulmuş olmuyor. O halde bu noktada disleksinin nörobiyolojik tanımlarından (en azından anlayabildiğim kadarıyla) bahsetmek gerekiyor.
"Beyin üzerinde yapılan çalışmalar normal bireylerde sağ beyin yarımküresinin sol beyin yarımküresine göre daha küçük, disleksililerde ise eşit büyüklükte ya da sol beyin yarımküresinin daha küçük olduğunu ortaya koyuyor. Disleksililerin sol beyin yarımküresindeki farklılıkların bu bozukluğun nedeni olduğu düşünülüyor. "
"Dislektik çocuk ve erişkinlerin sol beyin temporo-parieto-oksipital bölgelerinde işlevsel bozukluk, frontal bölgelerde artmış aktivasyon vardır. Normal bir insan okuma, yazma ve anlama gibi eylemler için beyninin sol ön lobunu kullanır. Disleksi olan kişiler beyinin sol ön lobu kullanmakta zorluk yaşarlar. En sık görülen nörodavranışsal bozukluktur. Asıl sorunları hafıza ve dil ile ilgilidir. "

Bu iki tanımı karşılaştırmak bile problemi doğru tanımlamak için en önemli kriterlerden biri olduğunu düşünüyorum. Çünkü, asıl mesele okuma yazmayı öğrenmek, ödevlerini daha kısa sürede yapmaya başlamasını sağlamak ve buna benzer türlü akademik kazanımlarını normal yaşıtları seviyesine çekmek değil.

Asıl mesele otoyol-patika diyalektiğidir. Normal birey, daha doğrusu lafa şöyle başlayayım, kendilerini günümüz gündelik yaşantısındaki tempoya ayak uyduracak şekilde adapte edebilmeyi beceren bireyin otoyola çıkma izni bulunuyor, ama disleksik bireylerin otoyola çıkma izinleri bulunmuyor. Onlar aynı hedefe patikadan ilerlemek zorundalar. Başka şansları yok. Asıl müdahale edilmesi gereken, gerçek sıfır noktası, bu tespit doğrultusunda müdahale aralıklarını belirlemekten geçtiğini düşünüyorum.

Biraz daha açacak olursam; otoyol diye tabir ettiğim kavram, şu anda neredeyse tüm okulların kanalize olduğu sınav-başarı ikilisi doğrultusunda hayal kurdurma, ufuk açma, problem çözmeyi öğretme, sürecin kıymetini aktarmaktan ziyade; sonuca kitlenen, 8 yaşında bir çocuğa optik okuyucuyu doldurmayı öğreten, acımazsızca rekabeti öğreten, yoğun bilgi bombardımanında ezberci, zaten eğitim fakültelerinden yeterince zayıf mezun olmuşken birde üstüne okul performansına odaklanmış kısır öğretmen kadrosu eşliğinde vızır vızır akan, nefes almaya hiç izin vermeyen yoğun bir tempoyu temsil etmektedir. Patika ise potansiyel sınırı tahmin edilemeyen, sürprizlere ve keşiflere açık, farklılıklara izin veren, başarıyı çeşitlendiren, sadece başarıyı değil çabayı da ödüllendiren, her bireyi kazanmaya odaklı, yeteneğin doğmasına gelişmesine zemin yaratan, ezberletmeden öğreten, yenilikçi bir süreci temsil etmektedir.

Bu noktada en doğru tanıma ulaşıyoruz.Disleksi, öğretme bozukluğudur.

Normal veya normal üstü bir zekaya sahip ise teşhis edilebilen bu farklılığın herhangi bir tanım içinde bozukluk diye adlandırılmasının tek sebebi belki de bozukluğun çoğunlukta olduğunu görememekten kaynaklanıyor. Bir an düşünün ki, yapılan tahminlere göre nüfusun %5-10 'u arasında disleksiye sahip bireylerin çoğunluk olduğunu. Şu ana kadar ki biriken tüm bilgi ve onu kuşaklara aktarma, dolayısıyla tüm öğrenme ve öğretme pratikleri bambaşka olacaktı.

Bu ütopyayı bir kenara bıraksak da, barındırdığı gerçeği inkar edemeyiz. Dislektik bireyler öğrenebilirler. Önemli olan nasıl öğrendiklerini keşfedebilmekte.

Google'da yapılacak kısaca aramayla bulunabilecek ebeveynlere sıralanan tavsiyelerden ziyade ki zaten tüm ebeveynlerin çocukları için faydalı olacakları süreç içinde keşfedeceklerinden şüphe duyulmayacağından, öğretmenlerin bilmesi ve harfiyen uymaları gerektiği tavsiyelerin bilinmesini daha kıymetli bulduğumdan, cevabı da onlarla bitireyim.

  • Sınıfta kullanılan komutlar basit, kısa ve net olmalıdır.
  • Çocukların işitsel ve görsel uyaranları bellekte tutabilmeleri söze dayalı materyalleri hatırlamaları güç olduğundan aileyle diyaloga geçip, evde derslere ilişkin soru-cevap tarzında zihin egzersizleri yaptırılabilir.
  • Çocuk, harfleri kopya edemeyebilir. Bazı geometrik şekilleri birbirinden ayırt edemeyebilir.
  • Bu çocukları eğitim faaliyetlerine katılmaya teşvik edin.
  • Çocuklarda işitsel algılama problemlerine normal çocuklardan daha fazla rastlanmaktadır.
  • İşitsel algılama problemi olan çocuklar, kapı ziliyle telefon zilinin sesini ayırt edemeyebilir.
  • Bu duruma dikkat edilmelidir.
  • Çocuklar başarısızlık beklentisi yaşadıklarından, onlara sınıfta söz hakkı verilmeli, derse katılımları sağlanmalı ve başarıları ödüllendirilmelidir.
  • Başarısızlığın üstesinden gelmeye hizmet edecek stratejilerin çocuğa kazındırılması gerekmektedir.
  • Çocuklar hoşa gitmeyen bir davranış gösterdiğinde, o davranışı ortadan kaldırmak için, davranış değiştirme yaklaşımına yer verilmelidir.
  • Bulunan yere, zamana, ortama uygun olmayan şekilde söz yakut davranışta bulunan kişinin, bu tür davranış ve sözlerini görmezden gelerek, onun bu ortamdan uzaklaştırılmasının sağlanması faydalı olacaktır.
  • Çocuklar, duygusal bozukluk gösteren çocukların davranış özelliklerini göstermektedir. Özel öğrenme güçlüğü olan çocuk çoğu zaman mutsuzdur. Kendini değerlendirmesi olumlu değildir. Sınıftaki çocukların kiminle oynadığı araştırıldığın da genellikle özel öğrenme güçlüğü olan çocukların görmezlikten gelindiği belirtilmektedir. Bu çocuklar arkadaşlarına olumsuz şeyler söyleme eğilimindedirler.
  • Öğretmen, özel öğrenme güçlüğü gösteren çocuğun hiperaktif olduğunu anlarsa sınıf içinde ortam düzenlemesine gidebilir. Öğrenciyi duvardan tarafa oturtarak ve sırasında yer alabilecek dikkat dağıtıcı unsurları ayıklayarak bu tip davranışları azaltabilir. Ancak bu tür düzenlemeler yapılırken, çocukla konuşularak yapılanların, cezalandırma için yapamadığı anlatılmalıdır.
  • Çocuğun, herhangi bir eyleme girişmeden önce düşünmesi sağlanmalıdır. Burada amaç; öğrencinin kendisinin kullanabileceği stratejileri sağlayarak kendine yeterli ve bağımsızlığını kazanmış öğrenciler yetiştirmektir.
  • Okuduğunu anlamayı arttırmak için kendi kendini sorgulama tekniğiyle öğrenciyi destekleyen taktirler kazandırabilir. İlk olarak öğrenci kendisine "bu parçaya neden çalışıyorum" sorusunu sormak, ana fikirlerini bulup altlarına işaretleme, ana fikirlere ilişkin soru düşünüp yazma, soruya ve yanıtlarına tekrar bakıp, nasıl daha fazla bilgi sağlanabileceğini gösterilmelidir.
  • Özel öğrenme güçlüklerinin oluşmasını artıran ve özel öğrenme güçlüğü olan çocukların, yararı olmayan öğretmen tipi, tüm çocukların aynı şekilde öğrendiğini ve başarılı öğretim tekniğini sadece kendisinin bildiğine inanan ve bir tek öğretme sürecine yer veren öğretmendir.
Eren Kahveci
Ekim 2017

Vicdan nedir?

İnsanın, yaptığın bir eylemin doğruluğunu kendine inandıra-ma-masına vicdan denir.
Eren Kahveci
Ekim 2017

Matematikte neden artı (+) ile eksi (-)'nin çarpımı eksi (-) veya neden eksi (-) ile eksi (-)'nin çarpımı artı (+)'dır?

(-1) x(+1) --> 1 tane -1 demektir, yani -1
(-1) *(-1) = -1 kabul edelim. Bu 1'in çarpmada artkisi eleman olmasına tersitir. Zira bir sayıyı sadece 1 iel çarparsak kendisi olur. Olsa burada -1 'i -1 ile çarpınca kendisini yani -1 i bulmuş oluruz ki olmaz. O halde sonuç -1 olamaz. Tek seçecek +1 olmasıdır

Eren Kahveci
Ekim 2017

Lider olmak için neler yapmak gerekir?

Lider "nelerin yapılması gerektiğini" bilen/öngören insandır. Bu yüzden de lider olmak için vizyoner olmak en baş şart olsa gerektir. Sonra bir taopluluğu yönlendirmek, motive etmek gibi özellikleri dolayısıyla EQ'su da yüksek olmalı diye düşünüyorum. Konusunda bilgili, tecrübeli/yratıcı ve yeniliklere açık olmak vb. özelliklerei saymaya gerek yok diye düşünüyorum.
Eren Kahveci
Ekim 2017

Felsefenin başlangıcından bugüne kadar geçirdiği evreleri göz önüne alarak günümüzde felsefe ne işe yarar?

"Acaba bana öğretilenler / algıladıklarım / inançlarım ne kadar doğru" dan tutun da, gelecekte ne olabilir'e kadar, iyi insan nasıl olunur dan tutun da, var mıyım yok muyum(!)'a kadar ve eleştirel bakış açısı kazanmaya kadar pek çok soru, analiz, felsefi düşünceye girmektedir. Yani aslında gün içinde ya da kendi içimizde ya da yaptığımız işte -tutarlı ya da tutarsız- felsefe yapmaktayız.
Fikir Banka
Ekim 2017

Film siteleri iyi gelir sağlayabiliyorlar mı?

Sorunun cevabı evet! Ama her rastladığın film sitesi iyi gelir elde ediyor mu? Hayır. Çünkü sektörde bir çok emsal güzel paralar kazandığı için herkes bu sektöre giriyorlar, sitelerini kuruyorlar ve BOT tabir edilen yazılımlarla günde 50-60 film ekleyip, 5-6 ay ilgilenip, küçük çaplı reklamlar almaya başlıyorlar ve ufak ufak telifler gelmeye başlıyor. Her gelen telifte 1 film kaldırıyorsun çünkü kaldırmazsan hukuken suçlusun. Bu şekilde devam ederek, 7-8 ayda 1.000 film ekledi isen, sonrasında bir bakıyorsun azar azar silmeye başlamışsın. Belli bir zaman sonra işin hukuksal yönü seni tedirgin etmeye başladığı için gözün sürekli e-posta kutunda çünkü bunun adı "Uyar kaldır prensibi. "

Yine de ben uğraşırım para kazanacağım dersen, film sektöründe ne kadar çok para kazanmak istiyorsan, emin ol o kadar para harcamalısın. Film sektöründe legal yollarla rakiplerini geçmek artık çok güç. Hacklink yöntemi olmadan gerçekten sektörde tutunamazsın. Legal olarak tutunmak istersen, cümlemin başında söylediğim gibi mükemmel bir bütçenin olması gerekiyor. Ona bakılırsa hacklink bile ucuz bir yöntem değil.

Konu konuyu açıyor, onun için özetle;
Film sektöründe site açmak için harcayacağınız para, zaman ve emeği daha legal sektörlere yöneltirseniz, zihnen rahat ederseniz. Yok illa ki ben illegal bir sektörde yürümek istiyorum derseniz, yine uyar kaldır prensibi ile çalışan ve link kısaltma siteleri üzerinden gelir elde edebileceğiniz e-kitap sektörünü değerlendirebilirsiniz.

Dipnot;
Hangi sektör olursa olsun, para para para diye girerseniz, hiç bir sektörde başarılı olamazsınız. . .
Azat Toğluk
Ekim 2017

Makine Mühendisliği için en faydalı yüksek lisans programları hangileridir?

Değişen ve gelişen Dünya için Elektrik elektronik, Enerji, Programlama, Uzay mekaniği ve İnşaat bölümlerinin temellerinin incelenmesi gerektiği kanaatindeyim, hatta şiddetle tavsiye ederim.
İbrahim Aydın
Ekim 2017

Sandboxie yazılım deneme alternatifi ve w10 güncellemelerini setup yapma tekniği ya da daha profesyonel bir çözüm verir misiniz ?

Problemi çok anlaşılır anlatmamışsın. Uzun uzun yazmışsın ama elde etmek istediğin şey çok anlaşılır değil.

1- "Çok geziyorum. Laptop taşımak istemiyorum.. Bir sistem kurayım, sadece HDD taşıyayım, sonra başka bir PC veya Laptop'a bu HDD'yi takayım her şey aynı şekilde çalışsın" diyorsan; harici bir diske Windows To Go kurabilirsin.. Dezavantajları: Güvenlik gereği taktığın bilgisayara ait hard disklere erişemeyeceksin. Bir de harici diskler genelde yavaştır, SSD türevi pahalı bir harici disk ayarlaman gerekebilir. VMWare veya VirtualBox kullanarak da olur evet. Sanal işletim sisteminin dosyalarını harici bir diskte taşıyabilirsin istersen. Ama gittiğin her yerde VMWare veya VirtualBox kurman gerekir. Ve senin de söylediğin gibi; donanımları gereksiz kullanıyor, tam performans alamıyorsun. İyi bir i7 işlemci + 16GB bellek olsaydı mesela çok dert olmazdı bu konu..

Benim kişisel görüşüm ise; bunların hiçbirine gerek yok..Amacın sistemini taşımaksa, hafif bir laptop satın al, onu taşı.. Çanta taşımak çok zor iş değil bence.. Gün gelecek, tüm işletim sistemleri tamamen cloud üzerinde merkezi olacak, telefonlar da dahil olmak üzere. Elimizdeki donanımlar aptallaşacak, kurduğumuz yazılımlar cloud üzerinde uzaktan çalışacak.. O zaman böyle sistemi bir yerden bir yere taşıma sıkıntısı kalmayacak..

2 - "Çok yazılım kurup kaldırıyorum, sistem çok kirleniyor" demişsin. Sanırım asıl amacın bu.. Bu durumda ise ilk aklıma gelen "Deep Freeze" yazılımı.

faronics.com/en-uk/products/deep-freeze...

Eskiden İnternet Cafe'lerde çok kullanılırdı, halen var mı bilmiyorum.. C: sürücüsünü hedef olarak belirliyorsun mesela.. Bilgisayarını her yeniden başlattığında, sistem eski haline geri getiriyor. Yeni bir program kurup memnun kalırsan, sistemi tekrar Freeze ediyorsun. Dezavantajı: Silinmesini istemediğin dosyalarını her zaman başka bir sürücüye kaydetmen gerekiyor. Mesela programların varsayılan kaydetme klasörlerini D sürücüsüne ayarlaman lazım. Ya da "Data Igloo" isimli bir eklentisi var, Belgelerim, İndirilenler, Masaüstü gibi klasörleri D: sürücüsüne bağlayabiliyorsun. Bir de programların kendi ayarlarını değiştirdiğinde tekrar sıfırlanıyor, bu yüzden her ayar değiştirdiğinde tekrar Freeze işlemi yapman gerek. Freeze işlemi çok uzun sürmüyor aslında, hızlı, ama unutabiliyor insan bazen, tek sıkıntı o.. Önemli bir dosyayı geçici olarak masaüstüne kaydedip sonra unutup bilgisayarını kapatırsın, sonra kafayı vur duvarlardan duvara..

Benim kişisel görüşüm ise; bunların hiçbirine gerek yok..Amacın sistemini temiz tutmaksa, o zaman o kadar yazılım yükleyip kaldırmaman gerekir. VMWare kullansan bile, sonuçta sanal işletim sistemi de kirlenecek, yine onu da baştan kurman gerekecek.. Bilgisayarını temiz kullanırsan yılda bir, iki yılda bir format ile her şey gül gibi yolunda gider.. Temiz kullanmıyorum diyorsan da, temel programlarının kurulu olduğu bir yedek al, 3 ayda bir format at mesela. Format atmak insanlara neden çok tembellik edilecek bir şey gibi geliyor anlamıyorum. Format'tan sonra bütün yazılımları bir günde kurmak zorunda değilsiniz, genelde en büyük hata orada bence.. İhtiyaç oldukça zamanla kurulur, zamanla yapılır ayarlar sakin sakin. . Bu yöntemle her ay format atsan bile çok koymaz insana.
İbrahim Aydın
Ekim 2017

Üç gündür kafamı karıştıran bir konu ile boğuşuyorum: multithreading. Öncelikle thread nedir tam olarak? Bir thread ne zaman oluşturulur. Bir program çalıştırıldığında sahip olduğu tüm thread'ler da o zaman mı yaratılır yoksa thread'e ait olan bir kod çağrıldığı zaman mı?

Yazdığın uygulamayı, derlenmiş olan kod satırlarını tek tek sırayla çalıştıran bir işlem (process) olarak düşün. Bir ana (main) thread vardır programı ayakta tutan. Kendin ekstra başka thread kullanacak bir kod yazmadığın sürece, yazdığın tüm kodlar, tüm metot çağrıların bu ana thread üzerinde çalıştırılır. Tek thread ile çalışırsan, uygulamaya aynı anda iki farklı görevi yaptıramazsın. Birden fazla thread kullanırsan, uygulama birden fazla görevi, birbirinden bağımsız olarak paralel olarak çalıştırabilir.

Yazdığın uygulama içerisinde "Yürü" ve "Şarkı Söyle" isimli iki farklı metot (yordam) olduğunu düşün. Bu iki yordamı arka arkaya çağırdığında, ikisi de ana thread üzerinde çalışacağı için, önce "Yürü" tetiklenir, Yürü içerisindeki tüm işlemler tamamlanır ve daha sonra "Şarkı Söyle" metodunun tetiklenmesi gerekir. Yani uygulama aynı anda yürüyüp şarkı söyleyemez. Ancak "Yürü" yordamını, farklı ikinci bir thread içerisinde çalışacak şekilde çağırırsan, ana thread "Yürü" işleminin bitmesini beklemez, çünkü metot içerisindeki işlemler farklı bir thread üzerinde çalışmaya başlamıştır. Ana thread sadece işlemi tetikler ve kodları yürütmeye hemen devam eder. Bir sonraki satıra geçip "Şarkı Söyle" işlemini başlatabilir. Böylece uygulama yürürken şarkı söyleyebilir.

Hangi dil kullandığını bilmiyorum. Ama C# ve Java için en bilindik örneği Timer kullanımıdır. Timer nesnesi asenkron çalışır ve temel mantığı arka planda farklı bir thread kullanarak işlemleri yürütmesidir. Böylece Timer'ın çalıştırdığı görev/yordam diğer işlemleri durdurmaz.
krisalist
Ekim 2017

Tavsiye edebileceğiniz ileri düzey ASP.NET kitapları nelerdir?

Öğrenciyken bir sürü kitap, e-kitap edinmiştim. Yabancı dillerde kaynaklardı çoğu. İş/Proje hayatına geçtiğimde beklediğim gibi olmadı. Bu kitapların pek bir yararını görmedim.

İleri düzey kitap aradığın için temel seviye bildiğini varsayıyorum. Kendi izlediğim yol, bir çok tanıdığım başarılı mühendisin izlediği yol ve sana tavsiye ettiğim yol şu; bir proje belirle kendine. Ne olduğu fark etmez, istersen hesap makinesi yap. Ama yeter ki yap.

Projeye başladıktan sonra kitaplardaki gibi olmadığını göreceksin. Kendin yazman gereken bir algoritma ise ihtiyacın olanı hiç bir kitapta bulamazsın. Kitap sana fonksiyonellik üzerine konular anlatır. Örnekler verir. Neyi öğrenmeye ihtiyacın olduğunu projeye başladığında göreceksin. Öğrenmek gereken şeyi de nokta atışı yaparak öğreneceksin. X konusu ile ilgili kitaplar, tutoriallar, stackoverflow nimeti yardımcı olacak.

Kitap edinmek ve okumak kötü demiyorum, yanlış anlaşılmasın. Ama 'learning by doing' yönteminin bizim mesleğimizde en eğitici yöntem olduğuna inanıyorum.
Mehmet Atar
Ekim 2017

Başlangıç seviyesi için alınabilecek en iyi gitar nedir?

Herkesin bütçesi ve gitara uyumu farklı, bir de tarz önemli.. Metal için humbucker önemli. Blues için single yeterli. Genelde Ibanez GRG170 veya Cort X serisi tercih edilir, ben bunları tavsiye etmem. Floyd rose başa bela ve sahteleri piyasada çok. Bir tanesi kopya Ibanez vermeye kalktı. Onun yerine sabit köprülü gitar alın. Anlayan biri yanınızda olsun. Ben DBZ Barchetta LT aldım. Çift humbuckerlı, coil tap'lı ve sabit köprülü. Amfi işini ise 10 watt'lık ile başlayın derim. Sonra pedal ve watt'ı büyük amfiler alın. Size tavsiye edebileceğim Epiphone Studio olabilir veya Shecter ve DBZ marka gitarlar olabilir. İkinci el alırsanız manyetiklerin orjinal olup olmadığına bakın. Modifiye çok gitar var.
Ibrahim Yıldız
Ekim 2017

Sosyal medya paylaşımlarından doğan hukuki sorunlar nasıl çözümlenmelidir?

Bence aynen devam etmeli sürücü kursu böyle yapıyorsa onların eğiteceği adaylar sonra kullandığımız kasap tabiriyle yollara çıkıyor. Bunun önüne geçilmeli ufak da olsa milletimizi bilinçlendirmeliyiz.
Abdullah Gürel
Ekim 2017

Bir Filmin Anatomisi : Circle(Çember)

Sıradan bir işte çalışıyorsunuz sıradan bir hayat bir telefon geliyor ve geleceğinizi süsleyen bir iş için yakın arkadaşınızdan teklif alıyorsunuz… Ve sıradan hayatınıza bir iş görüşmesine giderek renk katıyorsunuz…

Bir genç kızın(Emma Watson) sıradan bir müşteri temsilcisi işinde çalışır iken hayatında olan sıkıntılı hayatı Circle firmasındaki iş mülakatı ve işe alınması ile değişmektedir. Babası Ms hastalığı ile yaşamına devam ediyor annesi babasının bakımı ile ilgileniyor sigorta ise tedavi masraflarını karşılamıyor bu sırada hayatına giren bir iş ile teknoloji firmasında farklı müşteri temsilcisi modeli işi ile devam ediyor. Bu şirket her insanın hayalini süslüyor ama arka planda görünmeyen gözler insanları izleyip kontrol altında tutmak için yalanlar söylüyor. Mae Holland ise bu şirkette sosyal olmayan kendi halinde takılan biri iken bir anda hayatı değişiyor babası tedavi oluyor ve insanlar tarafından çok tanınan bir insan oluyor. Herşey iyi gider iken gözetleyen göz bir anda onun hayatını değiştiriyor…

Tom Hanks çok ön planda değil film Emma Watson üzerine kurulmuş bir gençlik türünde de olup aslında bilimkurgu , dram , gerilim türünde seyirci karşısına çıkmaktadır.

Film bana göre seyir zevki orta seviye ,

Oyunculuklar iyi,

Film süresi 1 saat 49 dakika zamanın nasıl geçtiğini anlayacağınız türde çok sürükleyici değil bazen durdurup sıkılabilir nefes alabilirsiniz ama sonuna kadar izlemelisiniz,

Yorumlar kısmında çok beğenen de var hiç beğenmeyen de ,

Film Türkçesi çember isimli kitaptan filme uyarlamadır,

Yönetmen koltuğunda james ponsoldt oturmaktadır,


Puanlama :
İzlenmesi Gerekir Mi : Bazı konulardan ders almak için bazen durdurarak izlenmesi gerekir.

İzlenmesi Gerekir Mi : 5/3
Konu İşleyişi : 5/3
İzleyici Yorumları : 5/2.5

Karakterler :

Mae Holland : Kendi halinde hayalleri olan babasının hastalığı nedeniyle kendisine pek vakit harcamayan kano ve deniz düşkünü biri.
Eamon Bailey : Kötü karakteri ve hırsları olan biri bilinen Tom Hanks aksine…
Ty : İnsanlara kapalı mahremiyet isteyen biri.
Tom : Şirketin üst düzey yöneticisi tam bir kötü karakter para ve bilgi dükünü.

Replikler :

Bu düzeltilebilir , bir uçakta ölürsünüz ama uçakları bırakmazsınız, güvenliği artırırsınız.
Çok fena hapı yuttuk.

Fragram :



Resimler :



78




78
Arif N.
Eylül 2017

Makina mühendisliği okuyup açıktan uluslararası ilişkiler okumak fayda sağlar mı?

  • Temel Bilgi Teknolojileri
  • Hukukun Temel Kavramları
  • İktisada Giriş
  • Genel Matematik
  • Davranış Bilimleri
  • Siyasi Tarih
İlk yıl dersler bunlar, 2. sınıfta ise ağırlıklı olarak Ortadoğu siyasetiyle ilgili konular var. Bence pek yararlı olmaz kendi alanınıza yalnız günümüz olaylarını daha iyi analiz yapabilirsiniz.
Daha fazla göster

INPLOID NEDİR?


DAHA FAZLA BİLGİ
şifremi hatırlat
Sosyal hesaplar ile  Giriş Yapın