Bilmek istediğin her şeye ulaş

Gökhan Biçer,

Denizci

Bazı sorular vardır, cevabı içinde barındırır;
bazı sorular vardır, meraktandır;
bazı sorular, karşıdan fikir aşırır;
bazı soruların cevabı ise sadece susmaktır.

Ekim 04 - 01:25

Gökhan Biçer bir yanıt verdi.

İnsan neden yalnızdır?

Her birey özgündür. Bazen çevre ile iletişime ara verme yöntemi farklı olabilir. Kimisi bunu kafa dağıtma yöntemleriyle yapar, kimisi sadece kendini dinleyerek. Kendini dinlediği zamanlarda yalnız olduğunu düşünür aslında kendi dünyasının realitesini gözden geçirir. Kolay bir zaman dilimi değildir çünkü sosyal bir varlık için kolay değildir ve bu, yalnızlık olarak yansır kendisine.
Ekim 04 - 01:18

Gökhan Biçer bir yanıt verdi.

Günümüz bilim ve teknolojisiyle neden hala kanser tam olarak tedavi edilemiyor?

Kanser geniş bir konu. Tedavi edilenleri olabiliyor. Örneğin lokalse, bir yerin cerrahi ile alınmasıyla tehlike kalkıyorsa, olabiliyor ama kan yoluyla taşınıyorsa ve teşhisi gecikiyorsa zor olabiliyor, imkansız olabiliyor. Kanserin en basit tanımı, kontrolsüz ve hızlı hücre üremesidir. Bunun nedeni, hücre üremesinin aktörü hücre çekirdeğindeki şifre aktarımının bozulması. Bir hücre, en baştaki orijinal hücreden üremiyor, kopyanın, kopyası üretiliyor. Bir kere bu düzen bozuldu mu, bozuk devam ediyor. Gen terapisine başvurulmasının nedeni de bu.
Kanserlerin bir çoğu uykuya geçer. Uyanmaları kısa da sürebilir, uzun da. Bu uzunluk çok uzun da olabilir. Birey o vakte kadar hayatının sonuna gelmiş olabilir.
Soruya gelince, günümüz kelimesi önemli çünkü demek ki günümüz imkanları henüz bu işi tam olarak karşılayacak kadar etkin çözümler ve çözüm araçları geliştirememiş.
Bir de şunu ilave etmek gerek. Habis hücrelere tedavi amaçlı taaruz ederken, masum hücrelere de taaruz ediyorsunuz ve bu vücuda zarar veriyor.
Ekim 04 - 01:10

Gökhan Biçer bir yanıt verdi.

Adolf Hitler hakkında ne düşünüyorsunuz?

Adolf Hitler'in lider olmak yolundaki düşüncesi karmaşık değildi. Ulusu hırslı, çalışkan, üretken ve gururluydu. Üstün olduklarını düşünüyorlardı. Deutschland Über Alles (Almanya herşeyin üstündedir) diye marşları vardı. Yirminci yüzyılın başlarında bir şeyi anladılar. Onlar başlarını öne eğip harıl harıl çalışırken bazı Avrupa devletleri sömürgecilik gibi yöntemle hammadde sağlama yolunda çözümler bulmuşlardı. Uykudan uyandılar, Birinci Dünya Savaşı'na girdiler ama başaramadılar çünkü uzak coğrafyalarda savaşma tecrübeleri yoktu, müttefik olma konusunda deneyimsizdiler. Kaybettiler ama yine de hırslıydılar. Adolf Hitler adında cepheden dönmüş bir asker bunu gördü, yelkenlerini ulusunun rüzgarıyla doldurdu ve kendince yükseldi.
Ekim 04 - 01:03

Gökhan Biçer bir yanıt verdi.

Bir kadın blogundan beklentileriniz nelerdir?

Kadınların ortak tutkularının ve zevklerinin yer aldığı bloglar zirveye tırmanır. İlk aklıma gelen kozmetik ve giyim. Genel bir blog oluşturmak istesiniz bile ağırlıklı bir kol bu blogda baskın gelecek ve ele geçirecektir.
Ekim 04 - 01:00

Gökhan Biçer bir yanıt verdi.

Sizce gelecekte insan DNA'sı kopyalandığında bireysellik nasıl tanımlanacak?

Her tür kopyalama işleminde bir takım deformasyonlar olur. Kabaca düşünmek gerekirse, fotokopi makinasında kopya çıkarma işleminde, orijinal, yüzde yüz olarak kopyalanamaz. Elbette ki genom alanında kopyalama bundan epey üst düzey bir işlemdir ama dediğim gibi işlem sırasında deformasyon olacağını düşünüyorum. Bu deformasyanlar, kopyanın orijinalden ayrılacak özellikleriyle, kopyaya bireysellik kazandıracak.
Ekim 04 - 00:57

Gökhan Biçer bir yanıt verdi.

Gerçek İslam nerede vardır?

Kalben, temiz duygularla inanların tümünün bulunduğu popülasyon yok. Popülasyonlar içinde bu tür insanlar vardır.
Ekim 04 - 00:54

Gökhan Biçer bir yanıt verdi.

İçme suyu hangi şartlarda en uzun süre saklanabilir?

Bilmiyorum ama güzel bir soru çünkü gelecekte buna ihtiyacımız olacak. Evimizde saklamak başka bir şey ama ileride büyük hacimlerde ve devletler tarafından buna ihtiyaç duyulacak.
Ekim 04 - 00:52

Gökhan Biçer bir yanıt verdi.

"İnsan çoğu kez her şeyin son bulduğu duygusuna kapılıyor; oysa yaşamın sonsuzluğunu algılayabilmek için bile yeterli değil bir insan ömrü". Peki "yaşamın sonsuzluğu" ne demek?

Yaşamın dünyanın ve tabiatın varlığı ve işleyişiyle ilintilidir. Bu işleyiş hem dinamiktir, değişkendir, düzensizdir, dengededir. Biz insanlar her ne kadar tabiata zarar versek de, tabiata aslında bir duvara çarpar gibi etkiriz. O bizi hiç umurasamaz. Yaptıklarımızla dünyayı değiştiririz. Biz diğer canlılar için katliam, kendimiz için intihar olan şeyleri yapsak da, bugünkü olanlarla birlikte ortadan kalksak da, dünya yolunu bulacaktır. Yeni bir işleyiş, yeni bir düzen, yeni canlılarla yoluna devam edecektir.
Eylül 27 - 22:42

Gökhan Biçer bir yanıt verdi.

Neden bilim yapılır?

Meraktan, yardımcı olma hevesinden, para kazanmak için.
Eylül 26 - 22:43

Gökhan Biçer bir yanıt verdi.

Bir kız neden gemi inşaatı mühendisi olmak ister?

Bir kız neden makine mühendisi olmak ister mesela. Eskiden, erkeklerin yoğun olduğu meslekleri kızlar seçmezdi, bazı mühendislik dalları da bunlara dahil. Zamanla, iş yaşamının gelişmesi, kurumsal firmaların artması gibi faktörler mesleklere kadınların katılımını artırdı. Örneğin, Ankara'daki savunma sanayi firmalarını ele almak gerek. Burada masabaşında ve matematiksel hesap, çizim, kalite kontrol, satın alma gibi görevler almak mümkün. Eskiden bir mühendisin makinelerin altına girip, İngiliz anahtarı ile tamir yapacağı algısı hakimdi. İş yaşamının gelişmesi de ayrı bir faktör, bir çalışan, kış aylarında havanın erken kararmasıya mesai bitiminde servis aracına binip, evine ulaşabiliyor. Bir kadın, güvenle evine gidebiliyor. Yani, eskiden bir kadın, ilkokul öğretmeni olup, vakitlice evine giderdi.

Gemi İnşaatı Mühendisliği de illa ki tersanenin kaynak atelyesinde ya da kızağında çalışmak gibi algılanmasın. Tasarım ve analiz yapan bir şirkette ya da tersanenin bu bürolarında çalışılabilir.

Elbette pozitif ayrımcılık iyi bir şey değildir. Bir kadın isterse, bir erkeğin çalışabileceği şartlarda da çalışır.

Son olarak eklemek gerekirse, bu tür mesleklerin kazançları da ülkemizde artmaya başladı. Ayrıca akademik kariyer yapma olanağı da var.
Eylül 26 - 00:46

Gökhan Biçer bir yanıt verdi.

Kopya girişim fikri olur mu?

Olur. İlk icat eden iyi bir ürün çıkarmıştır ama halka ilişkiler, pazarlama gibi konulara eğilmemiştir ya da bu konularda zayıf kalmıştır, ürünü fazla yayamamıştır. Sosyal konularda başarılı bir kişi bunu kopyalayıp, daha çok yayabilir ama eğer orijinal mucit hukuk yoluna giderse onu terletebilir.
Eylül 26 - 00:43

Gökhan Biçer bir yanıt verdi.

Ülkemizde neden aile hekimi çok az tercih edilir? Aile hekimi ile hallolabilecek bir şey için neden üniversite hastanesini tercih ederler?

Ülkemizde bir yenilik eğer evrim şeklindeyse sadece adı evrilir, yani şeklen bir değişiklik olur. Aile hekimliği müessesesi, sağlık ocağının eski halinden farklı değildir.
eea
Aslında popülasyonun sağlığını olumlu yönde değiştirebilecek bir sisteme neden geçilememiştir?

Kişiler ve makamlar hiyerarşik konumlarını terk edemezler. Üstün olan gerçek ya da tüzel kişilikler olmakta, yeri geldi mi üstün irade yerini alamamaktadır.

Pratisyen hekim olan aile hekimi aslında kendisini uzman hekimden üstün görmez ama hastayı en yakın tanıyan kişi olması hedeflenir bu sistemde. Hastasını iyi tanıdığı için, hastası hakkında en doğru kararları verebilecek kişidir. Bunlar arasında ilgili uzman hekimlik dalına yönlendirme de vardır.

Yaşam süresinin uzaması ve insanların daha çok şehirlerde yaşamaları sebebiyle yaşlıların, fazla uzağa gitmeden ilaç yazdırmaları konusunda epey işlevi olduğu gözlenmektedir bu müessesenin.

Üniversite hastaneleri devlet hastanesi gibi kullanılması iyi bir durum değildir.. Tıpta çözülmesi zor olan ve nadir görülen vak'aların değerlendirilmesi gereken kurumlar olan üniversite hastaneleri, maalesef ki basit sayılabilecek vak'alarla meşgul edilmektedir. Toplumda hasta sayısı fazladır ama bu ne tıp fakültelerinin ne de Sağlık Bakanlığı'nın sorunudur çünkü bunlar tedavi edici hekimlik konularını ağırlıklı olarak uygulayan kurumlardır. Önemli olan, tedavi edici hekimliğe geçebilmektir ki bu başka bakanlıkların sorumluluğundadır. Örneğin, İçişleri Bakanlığı iyi trafik denetimleriyle trafik kazalarının azaltılmasını, Çalışma Bakanlığı, çalışma güvenliği ile iş kazalarının azaltılmasını sağlamalıdır, insanlar gürültülü ortamlarda çalışıp, işitme kaybı olmamalı, zehirli gazlara maruz kalarak çalışmamalıdırlar.
Eylül 26 - 00:27

Gökhan Biçer bir yanıt verdi.

Türkiye'deki kobilerin sorunları nelerdir?

Küçük ve orta büyüklükteki işletmeler olan KOBİler elbette büyük değillerdir, bazıları istemişlerse de büyük olamamışlardır, sebepleri ise sizin açıklamanızda yazmaktadır.
Buna rağmen, bunlara da 'neden' sorusunu yöneltmek isteyebilir insan.
Nedenlerinden birisi, halihazırda işlettiği yöntemin, ürettiği ürünlerin ona bir can simidi olarak görünmesidir. Onları kaybetme riskine girmeye korkmaktadır.
İkincisi, gelişmişlik yanlış algılanmaktadır. Zaten yaptığı iş neticesinde lüks otomobil almıştır, lüks bir villada oturabilmektedir, çocuklarını, torunlarını özel okullara gönderebilmektedir. Bunlara sahip olmakla, gelişmiş bir ülkedeki bir patronla aynı şartlarda yaşamaktadır, daha ne istesin?
Üçüncüsü, ülkemizde iç pazarın büyük olması, bu pazarı cazip kılmaktadır. İhracatı düşünmemektedir. İhracat demek, kalite demektir ve kalite gereklerini yerine getirmek belki bugün yaptığı işten daha zorlayacaktır kendisini.
Eylül 26 - 00:22

Gökhan Biçer bir yanıt verdi.

Sizce insanlar hissizleşiyor mu? Özgün insani tepkiler yerine sık sık kalıplaşmış tepkiler verilmesini nasıl yorumluyorsunuz? Sizce de insanlar giderek robotlaşmıyor mu?

İnsanın doğasında olan bir şey. Örnek aslında gözümüzün önünde. Şehirlerdeki parkaları dikkatli inceleyin, insanlar, parkı yapanların öngördükleri yolları bırakıp, çimenleri ezerek kendi yollarını açarlar. Açılmış bu patikayı görenler de bu işi sürdürmeye meyillidirler. Bu anlattığımın özgün ya da kalıplaşmış tepkilerle ilgisi yok, anlatmak istediğim, insanlar her zaman kolayı seçerler.
İnsanların bu genel eğilimi gören girişimciler ve yatırımcılar artık dijital çağı, insanların keyifle ve kolayca kullanabileceği şekillerde sunarak bir güzel paralarını almaktadırlar. Eh, yatırımcı da haklı, herkese özgü kalıplar hazırlayamazlar, bir kalıbın peşinden milyonlarca insan gidiyor.
Evet, robotlaşıyorlar. Artık 'like' etmek bir çok mananın bütünleştiği davranış oldu: onaylıyorum, tebrik ederim, sevdim, beğendim, çok yaşa ve daha nice kavram tek bir kelimeye girdi. Dijital sistemlerin nasıl çalıştığını kurcalarsanız aslında biraz düz bir mantıkla çalıştığını görürsünüz. Bu olduysa, şu olmamıştır, sinyal zaman aşımına uğramışsa olmamıştır gibi. Robotlar fazla bir şeyle çalışmazlar sadece bilgisayarların işlem kapasitelerinden ve hızlarından dolayı bir çok seçenek hızla işletilebilir ve elenebilir.
Eylül 26 - 00:11

Gökhan Biçer bir yanıt verdi.

Neden tüm olumsuzluklar beni buluyor ya da bana mı öyle geliyor?

İkisi de olabilir ama kaypak bir cevap gibi algılanmasın lütfen.

Olumsuzluklar yaşadığınızı düşünüyorsanız ilk önce ağırlık olarak hangi konularda bunları yaşadığınızı gözden geçirin. Örneğin iş hayatında mı? Bundan sonra düzeltmenin yollarına bakacaksınız, iş yapmanın şeklinde mi, iş arkadaşlarıyla ilişkilerde mi, yabancı dil eksikliğinden mi, doğru pozisyonda olmamaktan mı gibi.
Eylül 26 - 00:04

Gökhan Biçer bir yanıt verdi.

Ankara'da ikamet eden psikoloji/psikiyatri alanındaki iyi doktorlar kimlerdir?

Aslında bunu yazmakla iyi etmişsiniz, özellikle sorunuzun altındaki açıklama kısmını. Neden böyle dedim, çünkü bir problemi olduğunu kabul etmek ve çözüm için ilk adımı atanın yine kendisi olmak, sorunun çözümünde başarının büyük kısmını yakalamış olmak demektir. Tabii gerisi gelmeli, o başka.

Psikoloji konusunda tanıdığım biri vardı ama maalesef rahmetli oldu, yoksa kesin olarak onun adını verirdim.

Sizin durumunuz psikolojinin alanına büyük ölçüde girmekle birlikte, psikiyatristler kan tahlili istemektedirler ki bunun da faydası vardır çünkü bazı maddelerin eksikliğinin depresyona yol açtığı bilinmektedir.

Kitaplarıyla meşhur Gülseren Budayıcıoğlu aklıma geliyor ama ben şahsen hastası olmadım, yorum yapamam.
Eylül 25 - 23:56

Gökhan Biçer bir yanıt verdi.

Vatandaşların en çok yakındığı hukuki sorunlar nelerdir?

Şimdi şunu baştan ortaya koymak lazım: hukuki bir sorununuz olması için adliyede dosyanız olması gerekmiyor. Hukuk, hayatın her anında mevcuttur, siz kabul etseniz de etmeseniz de, haberiniz olsa da olmasa da.
Ayrıca hukuk sistemi, konuları yargı ve idare arasında paylaştırmıştır. Sorunların bir kısmıyla yargı mensupları ilgilenirken, bir kısmıyla yürütme organı emri altındaki kişiler ilgilenir, örneğin polis, jandarma, müfettişler, hesap uzmanları gibi.
Alışveriş yaptığınız marketin genel müdürlüğüne şikayette bulunduğunuz halde size cevap yazmıyorsa, bu hukuki bir sorundur. Şehiriçi ulaşımda her gün sorun yaşamaya başlamışsanız, bu hukuki bir sorundur.
Bana sorarsanız, en büyük hukuki sorun, devletin, sorunları önleyici tedbirleri baştan almamasıdır.
Eylül 25 - 23:49

Gökhan Biçer bir yanıt verdi.

Türkiye gelişim bakımından ileri mi yoksa geri mi gidiyor?

Gerçekten ilginç bir soru. Gelişmenin kriterlerine bakmak gerekir. Kadınların işgücüne katılım oranı bunlardan birisi mesela.
Ancak ben ilerleme hızının epey düşük olduğunu düşünüyorum çünkü Türkiye'de sorunlar ve sorunlu insan sayısı artıyor ve bunlara çözüm bulmakta güçlük çekiliyor.
Eğer bazıları, evlere giren dijital cihazların sayısı ya da satın alınan otomobil sayısıyla gelişmişlik olduğunu sanıyorlarsa yanılıyorlar.
Bir de dünyadaki ülkeler arasındaki gelişmişlik sıralamasında kaçıncı olduğuna ve hatta ölçülüyorsa, ilerleme hızına bakmak önemli. Etkili bir değerlendirme için, bizden başka olup da basamakları tırmanan ülkelere bakmak da önemli.
Eylül 21 - 18:11

Gökhan Biçer bir yanıt verdi.

Bu aralar hobi arayışına girdim ama bir türlü bulamadım kendime göre. Böyle uğraşabileceğim bir şeyler yapmak istiyorum, zamanım çok boş geçiyor. Hobi önerileriniz nelerdir?

Sorunun cevabını bulmak için kendinize yardımcı olacaksınız. Evde mi, kapalı alanda mı, açık alanda mı, açık alandaysa hareket halinde mi, nasıl uğraşacaksınız? Bu işe bütçe ayıracak mısınız, evet ise, ne kadar? Gündüzleri mi geceleri mi uğraşacaksınız? Buna benzer sorular sorup, elemeyi tamamladıktan sonra bu soruya bir açıklama ekleyerek tekrar sorabilirsiniz.
Eylül 21 - 13:29

Gökhan Biçer bir yanıt verdi.

23 yaşındayım ama daha kendimi keşfedemedim. Ne tür zekaya sahibim, hangi işi zorlanmadan yaparım, neye yeteneğim var, neye ilgim var, hangi sektörde olmalıyım hiçbirinin cevabını bilmiyorum. Kendimi nasıl keşfederim?

İlk önce bir psikoloğa gitmeyi deneyebilirsiniz. Psikologların ellerinde size yardımcı olabilecek testler var. Testin sonucunda sizi aydınlatabilecek sonuçlar çıkıyor.

Eğitim hayatınız hakkında bilgi vermemişsiniz ama şunu söyleyebilirim, burada deneme-yanılma yöntemi kullanabilirsiniz. İstekli olduğunuz alanlarda belli işleri deneyebilirsiniz. Denemek için yaşınız genç, çekinmeyin.

İleriisini planlayın. 'Bundan yirmi yıl sonra kendimi nerede görüyorum?' sorusu gibi sorular önemlidir. İleri yaşlarda her şeye katlanamazsınız, mesela sürekli ayakta durmayı gerektiren bir işi yapmakta zorlanabilirsiniz.
Daha fazla göster

En Beğenilen Yanıtları

+6 OY

Benzer Kişiler