Bilmek istediğin her şeye ulaş

Gökhan Biçer,

Denizci

Bazı sorular vardır, cevabı içinde barındırır;
bazı sorular vardır, meraktandır;
bazı sorular, karşıdan fikir aşırır;
bazı soruların cevabı ise sadece susmaktır.

Temmuz 2014

Gökhan Biçer

Bir internet girişimi fikrini patentlemek mümkün mü?

Bir fikri patentlemek mümkün değildir. En azından Türkiye'de. Fikriniz varsa yapmanız gereken yegane şey onu hızla gerçekleştirmek olmalıdır. Kaldı ki patentleme işlemi de kolay bir süreç değildir ve bu süreçte Claim maddelerini (patent yapısını ve türevlerini tanımlama) oluştururken harcayacağınız enerjiyi projenize harcasanız çok daha faydalı bir iş yapmış olursunuz. Bu süreç tahmininizin çok ötesinde emek ister (düzgün bir çalışma yapmazsanız patent tanımlamanız eksik kalacak ve patentiniz de aşılabilir durumda olacaktır ve sizi yine koruyamaz duruma gelecektir) . Ek olarak, patent yazım işlemini bir patent bürosu ile gerçekleştireceğinizi düşünürsek burada harcayacağınız meblağı da projeniz için harcayabilirsiniz.
Nisan 2012

Gökhan Biçer

Doğuştan kör ve sağır olan bir insanla iletişim kurmak mümkün müdür?

Helen Keller 1800 lerin abd sinde yetietirilmis dogustan kor sagir dilsizdir 5dil bilir.pedagog aktivist yazardir.graham bell in vasıtasıyla egitim almistir
Temmuz 2014

Gökhan Biçer

Yazılım üzerine bir platform oluşturduk. Öğrenciler olarak yazılımın gelişmesi ve tüm Türkiye'de bu konuda farkındalık oluşması için daha neler yapabiliriz?

Şahsi fikrimi söylemek isterim
Ülkemizde tabiri caizse zehir gibi olan bir sürü genç yazılımcımız var ve bunların çoğu gerek maddi gerek manevi desteği bulamıyorlar.İnsanlara ortak çalışma alanı sunmanızda bir fikir olabilir (sourceforge.net/) gibi
Kendi programlarını koyarlar güncellemeler olur bug lar çözümleri bu fikir daha gelişir gider.
Ayrıca büyük sponsolar bulunur site kendini tanıtmaya başlayınca en iyi programlar zaten sponsor altına girer belki satın alınır
Temmuz 2014

Gökhan Biçer

Sosyal ağ projem var ve hayata geçirmeyi çok istiyorum, ne yapmalıyım?

Sosyal Ağ projelerindeki en büyük problem ürünü kullanan insanları birbirleriyle buluşturmak, konuşturmak... Bunun için de çok fazla kullanıcıya ulaşmak gerekiyor! . Yanlış, çok fazla kullanıcıya ulaşmak gerekmiyor! Önce birbirleriyle etkileşime geçecek en az 2 kullanıcıya ulaşmak gerekiyor... Sonra 4 sonra 8... Bu şekilde kontrollü olarak büyümek gerekiyor. Etkileşimi (aktif kullanım) hep sıcak tutmak gerekiyor...

yani özetle üye kazanma stratejisi çok hayati önem taşıyor. Kendi projemden edindiğim tecrübe : tüm dünyaya dağılmış 10.000 kullanıcınız varken projeden bir gelir modeli çıkarmanız (para kazanmanız) neredeyse imkansız (Avustralya'da 100 kullanıcım vardı mesala atsan atılmaz satsan satılmaz:) ama sadece istanbulda 10.000 kullanıcınız olursa o zaman para kazanma şansınız oldukça yüksek, hatta sadece İTÜ'de ya da sadece beşiktaşta 10.000 kullanıcınız olduğunda dünyayı bile değiştirebilirsiniz! Bknz facebook;)

tez zamanda deneyebileceğimiz birşeyler yaparsan seve seve ilk kullanıcılarından da olurum :)

başarılar
Şubat 2012

Gökhan Biçer

inploid'in hikayesi ve...

Yerli İnternet Girişimleri

Merhaba, bazılarınızın yakından takip ettiği üzere inploid uzun bir süredir geliştiriliyor. Bu yazıda inploid öncesini ve inploid ilk ortaya çıktığı andan itibaren yaşadığımız süreçleri özetlemek, yaşadıklarımızın bir kısmını yazıya dökmek ve hepsinden de önemlisi inploid ile neyi hedeflediğimizi, halihazırda inploid'in neler yapabildiğini, inploid'i kullanarak neler yapabileceğinizi bir kez daha ve elimden geldiğince de kapsamlı olarak anlatmak istiyorum. Okumaya başlamadan önce yazının aşağıdaki başlıklardan oluşacağını ve hepsini okumak istemiyorsanız sizin için daha önemli olan kısımlarına geçmenizi öneriyorum.
  1. Kurucuları ile inploid
  2. Bir internet girişimi olarak inploid
  3. Bir araç olarak inploid
  4. Ekip olarak inploid
  5. Bir aile olarak inploid
  6. Gelecekte inploid
1. Kurucuları ile inploid
Kardeşim @hakan ile çıktığımız bu yolda yaklaşık 9 yıldır birçok projede birlikte çalıştık ve ilk günkü heyecanımızı asla kaybetmeden, (saçlarımıza düşen aklar ile gelen tecrübenin vermiş olduğu sakinleşmeyi saymazsak) defalarca ve defalarca her yeni projede küllerimizden yeniden doğarak bu projeleri hayata geçirdik. Göğsümü gere gere söyleyebilirm ki projelerdeki başarı yüzdemiz Türkiye ortalamasının çok üstünde oldu. Bunda hem kardeş olarak birbirini tamamlayan 2 ayrı kişilik olmamızın hem de kişisel karakterlerimizin ve takıntılı oluşumuzun büyük bir payı olduğunu söylemeliyim.
Bugüne kadarki süreçte yaşadıklarımızın bir kısmını özetleyen daha önceki bir yazımı aşağıdaki linkte de bulabilirsiniz: inploid.com/t/turkiyede-girisimci-olmak Hakan'ın ve benim birçok kişinin bilmediği daha önceki hayatımızdaki projeler ile ilgili bazı bilgileri burada vermenin faydalı olacağını düşünüyorum.
  • Trink - Dünyanın en küçük ve en hızlı elektronik bozuk para makinesi: Uluslararası patent süreci, CE belgesi, IBM POS uyumluluğu gibi tecrübeler yaşattı bize (trink.com.tr). Beşiktaş'taki bir çay bahçesinde 'Abi, bozuk paralar yakında değişecekmiş ve piyasadaki kullanımı da artacakmış, marketlerde bozuk parayı otomatik veren bir cihaz yapabilir miyiz sence?' cümlesi ile başlayan bir maceramızdır :). Bu konuda -üretim sektörü- ile ilgili bir yazıyı daha sonra paylaşacağım.
  • ReserWi - Dünyanın ilk rezervasyon öncesi, sonrası, rezervasyon işlemi süreçlerini otomatik olarak yönetilmesini sağlayan online rezervasyon ve operasyonel yönetim yazılımı (4ysoftware.com adresindeki reserwi linki). 'Gençler siz problem çözüyormuşsunuz, şöyle bir yazılıma ihtiyaç var, bunu yapabilir miyiz?' ile başlayan projemiz.
  • HunterX - İnsan Kaynakları ve Danışmanlık firmaları için işe yerleştirme öncesi ve sonrası tüm süreçlerin otomatik olarak yönetilmesini sağlayan süreç yönetim yazılımı (4ysoftware.com adresindeki hunterx linki)
  • Bomem - Organize Deri Sanayi'ndeki büyük deri tanklarını (3-12m çaplı) durdurmadan içindeki derinin bomesini otomatik olarak ölçen PLC tabanlı SCADA destekli otomasyon sistemi. Sıfırdan tüm süreçleri çalışıp öğrenmek zorunda kaldığımız ve tam 1 ayda (evet sadece 1 ayda) teslim ettiğimiz projedir. Akışkan Mekaniği çalışmışklığımız vardır bu sayede :)
  • inploid. Kendi ihtiyaçlarımızla ortaya çıkan ve gün be gün gelişerek şekillenen şu an bu yazıyı okuyabilmenizi sağlayan internet girişimimiz
  • Bunlara ek olarak yaptığımız bazı projeler var ama yazdıkça yazmak istemiyorum.
Tüm bu süreçlerde sayısız duygunun yanında, başarı ve başarısızlık hissini de derin şekillerde yaşadık. Hepsinin sonunda da sebebini hala tam olarak anlayamadığım bir güç ile yolumuza devam ettik. Yukarıda inploid'e kadarki süreçte bahsettiğim projelerin hiçbiri asıl işimiz olmadı. Gönlümüzde yatan internet aslanına uzun zamandan beri ve bu işlerden artan zamanlarımızda yön verdik. inploid'in çok önceleri hayata geçmesi gerekirken neredeyse 2 yıllık bir gecikme ile hayat bulmasının nedeni de budur.

2. Bir internet girişimi olarak inploid
Bu konuda yazacaklarım da çok uzun ama ben burada biraz daha kısaltmaya çalışacağım. Türkiye'de girişimci olmanın zorluklarından bahsetmek yerine bir internet girişimi olmanın zorluklarına burada değinmek istiyorum ve buna paralel olarak da inploid'in geçirdiği süreçlerde yaşadıklarımızı özetlemek istiyorum.
  • inploid fikir olarak nasıl çıktı?: İnternetin Türkiye'de yaygınlaşmaya başladığı yıllarda (ICQ zamanları diyelim :)) kişisel olarak internette çok vakit geçiren ve blogu olan kişilerdik. Blog yazılarımız o zamanki yaşın verdiği duygusal durum ile daha çok içinde bulunduğumuz yaşam, duygu ve hayat ile ilgili idi. Bunları çok beğenenler olduğu gibi, küfür edenler, nefret edenler de oldu. Ancak bu birkaç kitle aynı mecraya geliyor ve aynı şeyleri okuyordu. O zamanlar bunun bir problem olduğunu düşünmeye başladık ama hem kişisel sebepler hem de hayatlarımızın yönü internette birşeyler yapmamıza izin vermedi. Aradan geçen belirli bir zamandan sonra bu konu üzerine yeniden düşünmeye başladık ve inploid fikri şekillenmeye başladı. Bu dönem; fikrin en başıydı tabi ama zaman geçtikçe filizlenecek olan bir tohumuydu da aynı zamanda.
  • inploid nasıl olmalı idi?: inploid öyle bir yer olmalıydı ki, insanları gerçekten ilgili olabilecekleri içerik ile buluşturabilmeli ve kişiler arasında bilgiden, düşünceden, tecrübeden oluşan bir köprü kurabilmeliydi. Öyle bir yer olmalıydı ki faydalı bilgi ile faydasız bilgiyi otomatik olarak ayırabilmeliydi ve insanlara faydalı bilgiyi öncelikli olarak sunabilmeliydi. Öyle bir yer olmalıydı ki insanların hayatlarında önem verdikleri alanlarda onlara kişisel alanlar yaratabilmeli ve bu alanlardaki bilginin benzer insanlara ulaşabilmesine de olanak tanımalıydı.
Sonraki süreçte inploid'i normalde yaptığımız işlerden kalan zamanda geliştirmeye başladık. İlk versiyonunu 5 günde kodladık. Bug-free değildi ama iş görüyordu. Sonra çekirdek çevremizde kapalı bir beta süreci geçirdik. O zamanlar aldığımız kararlarda kullanıcı davranışları ve istekleri çok etkin değildi. Sadece arada bir arkadaşlarla biraraya gelip neler ekleyelim diyorduk ve onlardan gelen isteklere göre de özellik ekliyorduk/değiştiriyorduk. Sürekli zaman ayıramadığımız için uzun aralar vermek zorunda kalıyorduk ve bu işimizi daha da zorlaştırıyordu.

Yerli İnternet Girişimleri

Sonra; bu yolda tecrübe etmemiz gerekenlerin neler olduğunu konuşmaya başladık ve bir kağıda döktük. Çok büyük proje hayallerimiz vardı ve bir şekilde doğru zaman geldiğinde bilmemiz gereken birçok şeyi az da olsa tecrübe etmiş olmak bize fayda sağlayabilirdi. Kararlar aldık. Bir server almalıydık, ki ilk sunucumuzu almak için gereken parayı toplamamız 1 yıla yakın sürdü :). İlk sunucuya verdiğimiz 1500 dolar o güne kadar işimize yapabildiğimiz en büyük toplu yatırım idi :). O günü hayatım boyunca unutamam herhalde :). Hakan'la birbirimize bakıp bakıp derin nefesler çekip 'hadi hayrlısı bakalım, uğur getirsin' diyorduk. İlginç bir duygu olduğunu söylemeliyim. Tabi şimdi seçenekler çok fazla ve nette çok ucuza hosting bulmak mümkün ama o dönemde öyle değildi, daha doğrusu kendi sunucumuz olması seçeneğine yöneldik (Bize birçok şey kattı ama şimdi kendi özel sunucumuzun olmasının çok da gerekli olmadığını düşünüyorum). Yazılım geliştirme süreçlerini incelemeye başladı Hakan ve TFS ile çalışmaya karar verdik -2 kişi olmamıza rağmen- şimdi bunun ne kadar doğru bir karar olduğunu ve ekip çalışması için ne kadar fayda sağladığını çok net görüyorum. Herneyse, sonra inploid canlanmaya başladı ve bu kez nette farklı mecralarda reklam verip -çok küçük meblağlar aylık 100 dolar gibi- sonuçlarına bakmaya başladık ve dönüş oranları oldukça iyiydi. Kaldı ki inploid'de insanlar çok fazla vakit geçiriyorlardı ve bu bizim açımızdan da oldukça sevindiriciydi. Kendi arkadaşlarımızla buluştuğumuzda bile önümüzde laptoplar inploid'de idik ve herşey iyi gidiyordu. Yazdıkça yazıyorum ama özetlemeye çalışacağım bundan sonrasını.

Sonraki süreçte siteyi ağır bir şekilde ve karnımızı doyurmak için yaptığımız işlerin eşliğinde ek zaman yaratmaya çalışarak ve bolca beyin fırtınaları eşliğinde geliştirmeye devam ettik. Sonra biz ne yapıyoruz demeye başladık. Etrafta bir sürü şey oluyordu ama biz kendimizi kapatmıştık. e-Tohum (Etohum projesi nedir? Nasıl başvurulur?), vb. organizasyonlara en başından beri katılıyorduk ama hep sessizce insanları izleyip köşemize çekiliyorduk. Silkinip kendimize geldik ve inploid ile biraz etrafta dolaşıp, insanlara inploid'den bahsetmeye, onların da düşüncelerini almaya karar verdik. Bu esnada Microsoft StartupWeekend (Startup Weekend) ile tanışmamız da bizim açımızdan bir şanstı ve o yıl ilki düzenlenecek olan bu etkinliğe katılmak için başvuruda bulunduk. Projesi kapalı-beta olan sadece biz vardık ve orada sunumda insanlara şunu söyledik: 'fikrimize saldıracak insanlara ihtiyacımız var' :).. Finale kalmayı başardık ve bu bizim açımızdan önemli hamlelerden biriydi. Benzer şekilde girişim sahipleri ile tanışmanın ne kadar önemli olduğunu orada anlamaya başladık.

Yerli İnternet Girişimleri

Bundan birkaç ay sonra ise televizyonda gördüğüm bir reklam ile herşey yeni bir boyut kazanacaktı. Dragons' Den Türkiye'ye (Dragons' Den Türkiye) katılım için başvuru yaptık ve orada geçirdiğimiz süre sonunda Nevzat Aydın, Alphan Manas, Yalçın Ayaydın ve Gamze Cizreli'nin katılımı ile tüm ejderlerden yatırım alarak, yıllardır istediğimiz enerjimizi tamamen internet fikrimize yöneltme hayaline kavuşmuş olduk.

Ancak bu; inploid henüz hazır değilken ve daha önünde çok yolu var iken gerçekleşti. Bunu söylüyorum çünkü insanlara TV programında kafamızdaki inploid'den bahsettik ama bahsettiğimiz site internette henüz o şeklinin yakınından bile geçmiyordu ve hızla o hale getirilmesi gerekiyordu. Hayatımın en stresli 3-4 ayını o dönemde geçirdim ve inanmayacaksınız ama saçlarımın da en çok beyazladığı dönem yine aynı dönemdir. Rüyamda kullanıcılarla konuşup duruyordum :)...

Türk insanı yermeyi, saldırmayı, eleştirmeyi çok seviyor. Fikre kimsenin birşey dediği yok ama bize öyle eleştiriler geliyordu ki, yolun başında bir girişim için hele ki bizi sadece TV'de görüp fikir edinen insanlar için bizi eleştirmek -sadece bazıları için geçerli bu dediğim- biraz da 'bu çocuklara birinin haddini bildirmesi gerek' duygusu ile yapılıyordu gibime geliyor. Bizim aslında hiçbirşeyden anlamadığımızı düşünenlerden, sizden bi b.k olmaz diyenlere kadar :). Küfür edenleri yazmıyorum bile. Siteye ani ilgi birçok kullanıcının çok yüksek beklenti ile gelmesi bizi gerçekten çok zorladı ve yıprattı ama burada ejderlerin tecrübeleri devreye girdi ve yolun nasıl olabileceği konusundaki kriz yönetimleri için buradan tekrar teşekkür etmek isterim.

Hakan ile en büyük ortak yanımız ve belki de en sevdiğim özelliklerimizden birisi de çok hızlı öğrenmemiz ve olaylara çok hızlı adapte olmamız. Bu sayede birçok projede hızlı karar alma ve yola devam etmeyi başarabildik. inploid'in bu ilk süreçlerinde binlerce üyemiz oldu. O zamanlardan daha bir hafta öncesinde muhtemelen 5-6 ayda ulaşabileceğimizi düşündüğümüz kullanıcı sayısına sadece birkaç haftada ulaştık ve sindirerek ilerlemesi gereken bu süreci malesef derin bir şok etkisi ile yaşadık. Aynı süreçte; birçok kullanıcı da fikri beğeniyor, destek olmak istiyordu ve siteye üye olup, tebrik mesajı bırakıp gidiyordu. Muhtemelen siteye sadece üye olmanın inploid için yeterli olacağını düşünüyorlardı :).. Bunun yanında gerçekten yanımızda olan ve bizi her daim destekleyen büyük bir kitleden de bahsetmek ve onlara da burada tüm ekip adına teşekkür etmek isterim. inploid kullanıcılar sayesinde bu yerdedir. Bunu asla aklımızdan çıkarmıyoruz, çıkarmadık.

inploid sonraki aylar boyunca 4 kişilik bir ekip tarafından geliştirildi ve hızla istediğimiz hale geliyor. Bu süreç bize çok şey öğretti.

Sonuç olarak inploid fikri geliştirilebilir bir fikirdir ve bizler elimizden geldiğince doğru kararlar alarak yolumuza devam ediyoruz inploid'i geliştirirken. Kullanıcıların isteklerinin aslında ne kadar faydalı olduğunu ve bizleri de siteyi de geliştirdiğini bu süreçte öğrendik. Geribildirim yolun başındaki bir site için çok ama çok önemli.
NOT: yazıya devam ediyorum. Parça parça güncelleyeceğim.
Haziran 2014

Gökhan Biçer

Nesne tabanlı programlama dillerinin diğer programlama dillerinden farkı nedir?

Programları karmaşık bilgi yapıları olarak düşünebilirsin. Programlama temel paradigması karmaşıklığı nasıl yönettiğidir. Nesne tabanlı dillerde, program parçalarını nesneler olarak oluşturursun. Yani dilin temel birimi nesnedir. Bir dil için nesne tabanlı diyebilmek için üç temel özellikliğe (bu bazen daha katı tanımlanıyor ama başlangıç olarak bence bu üç özellik yeterlidir) sahip olması gerekir.

1. Kapsülleme (Encapsulation) : Tüm kod nesneler olarak birbirinden yalıtılabilmelidir (kısaca dilin bir nesne alt yapısı olmalıdır).

2. Miras (Inheritance) : Bir nesne (veya sınıf) bir diğerinden otomatik özellik alarak oluşturulmalı, yani nesneler arasında ata-çocuk ilişkisi kurabilmelidir.

3. Çokbiçimlilik: Bir ata (java interface'lerindeki gibi içeriği olmayan bir ata da olabilir). Çocuklarını temsil edebilmelidir (en yaygın şekli, ata referansına çocuk nesnesi atanabilmesi).

Diğer diller için aklıma gelenler:

Sıralı diller: Paradigma yoktur. Kod yukarıdan aşağıya çalışır. Dallanma üzerinde hiçbir denetim yoktur (Örnek: tüm assemly dilleri).

Yapısal Diller: Dilin temel birimi foksiyonlardır. Nesnelere izin vermezler. Dosyalarda bir üst birim olarak kullanılır (en ünlüsü C).

Declarative Diller: Konuşma dillerine benzerler. Birlerinin üstüne çıkan tanım ağaları şeklinde oluşurlar. Yapay zeka çalışmalırında yaygındırlar (Prolog'a bakarsanız yapıyı anlarsanız).
Haziran 2014

Gökhan Biçer

Her konuda güvenilir kaynaklara dayanan bir dünya istatistik ağı var mıdır?

Tamamen güvenilir diyemem ama farklı kategorilerden -benim de ara ara kullandığım- bazılarını aşağıya sıraladım.
Haziran 2014

Gökhan Biçer

Bir programın yaptığı işlemleri daha sonra devam etmek şartı ile durdurup sonra devam ettirmek istersek, bununla ilgili program mantığını nasıl düşünmek ve uygulamak gerekir?

Bu genel bir sorun, onun için standardlaşmış bir çözümü var: Serilization. msdn.microsoft.com/en-us/library/ms2338... buradan her türlü bilgiye erişebilirsin. Mantık object-oriented bir sistemde her nesneyi veya nesne grubunu ham-data'ya dolayısıyla dosyaya çevirebilirsin. Program açıldığında try içinde deserialize yap. Başarısızsa (catch içinde) baştan başla ve nesneleri çıkar. Başarılı olursa, dosyadan gelen nesneleri kullan (ki bu kaldığın yerden devam etmek demek) .

Ben bu tekniği uzun zamandır kullanıyorum. Çok iyi çalışıyor.

Not: Dosya türü olarak xml'i tavsiye ederim. Program dışında da dosya okunup anlaşılabiliyor.
Aralık 2012

Gökhan Biçer

Deep Web nedir? Nasıl kullanılır?

Ece naz sonatin yazısından sonra merak başladı biraz araştırdım deepnet internete erişim ve kullanım amacına göre olduğu varsayılan katmanlardan sadece biriymiş. Kopya editörümüz yazıyı bakın daha neler varmış. İnternetin Katmanları Derinlere inmek için önce internetin katmanlarını tanımak gerekli. 0. Seviye Internet; bildiğimiz internet ve içindeki her işe yarar/yaramaz bilgi.




1. Seviye Internet; namı diğer, Surface Web (Yüzey Ağı). Internetle vasatın üstünde haşır neşir olan insanların bulabildiği, kullandığı bilgi ve servisler. Örnek olarak hostingler, kullan-at e-posta servisleri, üniversite ağları vb. diyebiliriz.


2. Seviye Internet; namı diğer, Bergie Web (Bergie Ağı). Eğer ftp server kullanmayı biliyorsanız kilitlenmiş Google sonuçlarına ulaşabiliyorsanız, 4chan’dan Freehive’den RSC’den haberiniz varsa siz aynı zamanda bir Bergie Ağı kullanıcısısınız. Bergie ağı DNS üzerinde döner ve buradaki websiteleri hala indexlenmiştir.


3. Seviye Internet; namı diğer, Deep Web. Deep Web, Anonim Ağları bilen, proxy kullanmaya alışkın, tor gibi servislerden haberdar kullanıcılar için. Genellikle ulaşılması zor ve gizli kısımlara işaret eder. Bunu ve Charter Web’i uzun uzun anlatacağım için burada kısa keseceğim.


4. Seviye Internet; namı diğer, Charter Web (Charter Ağı). Deep Web’in devamı niteliğinde, artık buraya DarkNet diyebiliriz çünkü websitelerinin DNS kullanmadığı bir evrede. Deep Web ve Charter Web’de bol bol illegal içerik ve hizmeti bulabilirsiniz.


5. Seviye Internet; namı diğer, Marianas Web (Mariana Ağı). Adını dünya üsündeki en derin çukurdan almış bu katman, sadece adı konmuş bir efsane gibi. Oraya giden bir daha dönmedi tarzı yorumlar dışında hakkında pek bilgi yok. Rivayet o ki, closed shell network ile ve polymeric falcighol derivation adlı bir hesaplama yardımıyla ulaşılabiliyormuş.

Daha fazla göster

Benzer Kişiler