Bilmek istediğin her şeye ulaş

Henüz bir açıklama yazısı oluşturmİshan Sigorta web sitesinden; online kasko,sağlık sigortası,konut - yangın sigortası, uygun kasko ve uygun trafik sigortası bilgilerine ulaşabilirsiniz.adınız...


ishansigorta.com.tr

Haziran 2014

İshan Sigorta  yeni bir  gönderide  bulundu.

AKSİGORTA'DAN SAĞLIKTA YENİ ÜRÜN

2656

Aksigorta’nın Sağlığa Destek Sigortası ile tehlikeli hastalıklardan beklenmedik ameliyatlara kadar pek çok sağlık riskini hesaplı bir şekilde güvence altına almak mümkün…

Aksigorta’nın Sağlığa Destek Sigortası, hesaplı ve iki farklı prim seçeneği ile en kritik ve beklenmedik sağlık risklerini teminat altına alıyor. Sağlığa Destek Sigortası, yıllık 315 TL prim karşılığında tehlikeli hastalıklar ve ameliyatların yanı sıra ameliyat sonrası fizik tedavi, kaza sonucu acil tedavi, acil tıbbi yardım hizmetleri ve avantajlı diş paketi teminatlarını kapsıyor.

TEHLİKELİ HASTALIKLAR, AMELİYAT VE SONRASINDAKİ FİZİK TEDAVİLER TEMİNAT ALTINDA

Tehlikeli hastalıklar teminatı; kanser, kalp ve karaciğer yetmezliği nedeniyle yapılacak organ nakilleri, böbrek yetmezliği, MS ve körlük risklerinin ortaya çıkması sonucu 30.000 TL’lik ödenen toplu tazminatla hastalığın tedavi masraflarını karşılamaya ya da bu hastalıklar nedeniyle KOBİ sahibi ya da çalışanının profesyonel hayatına ara vermek zorunda kalması halinde kendini ya da ailesini güvende hissetmesine yardımcı oluyor.

Koroner bypass, beyin anevrizması ameliyatları, kalp, karaciğer, ve böbrek yetmezliği sonucu organ nakil ameliyatları, safra kesesi, boyun fıtığı, çapraz bağ, miyom, apandisit, bağırsak düğümlenmesi ve kaza sonucu oluşan ameliyatlar için de vaka başına 5.000 TL teminat sunan Aksigorta Sağlığa Destek Sigortası, ameliyat gerektiren bir tedaviyi tamamlayıcı nitelikteki fizik tedavi masraflarını da 1.000 TL ile teminat altına alıyor.

AMBULANS HİZMETİ

Sigortalının bulunduğu yerde tedavisinin mümkün olmadığı yurtiçinde gerçekleşen acil durumlarda kara ambulansı hizmeti de sağlayan Aksigorta’nın Sağlığa Destek Sigortası, aileniz ve tüm sevdiklerinizle güzel ve güvenli bir geleceğe özgürce ilerlemeniz için destek oluyor.

Kaynak için: ishansigorta.com.tr/aksigortadan-saglikt... .
Haziran 2014

İshan Sigorta  yeni bir  gönderide  bulundu.

ALLIANZ'DAN ÇARPICI ÇALIŞMA

2656

Yaşadıklarımızı ya da planlarımızı zaman zaman unutmak bile rahatsızlık verici olabilir. Bir de bir gün uyandığınızda hafızanızın tümünü ya da en azından bir kısmını kaybettiğinizi düşünün. Şüphesiz bu durum, tıp dilindeki adıyla demans, başımıza gelmesinden en tedirgin olduğumuz rahatsızlıklar listesinde de ilk sıralarda yer almaya devam ediyor. Ancak varlık yönetimi ve sigorta konusunda dünyanın lider şirketlerinden Allianz’ın dikkat çektiği rakamlar, bunamanın gelecekte yaratacağı tehdidin boyutlarının kişisel korkuların çok daha ötesinde olduğunu ortaya koyuyor.
Alman doktor Alzheimer tarafından ilk kez bir kadın hastasında teşhis edilen Alzheimer hastalığı, bunamanın en yaygın görülen çeşidi ve 1906 yılından bu yana bilinmesine rağmen hala çaresi bulunamadı. Üstelik araştırmaya göre, bunamanın sebep olacağı ekonomik etkilere de henüz çok az sayıda ülke tam olarak hazır.

Bundan yola çıkan Allianz, Alzheimer hastalığını keşfeden Aloysius Alzheimer’ın doğum günü olan 14 Haziran tarihinde, bunama ile ilgili bilinmesi gereken önemli sonuçların altını çiziyor. Bunama ile ilgili farkındalığı artırmak amacıyla 4 farklı kıtada yürütülen çalışmayla hazırlanan “Dünya Bunama Raporu”nun sonuçları, ekonomik açıdan da oldukça çarpıcı...

En çok Afrika unutacak

Öyle ki bu rapora göre, her 4 saniyede bir, dünyanın herhangi bir yerinde, yeni bir bunama vakası tespit ediliyor. Buna paralel olarak, 20 yılda bir bunama tespiti konulan hasta sayısının da ikiye katlanması bekleniyor. Buna göre 2010’da 36 milyon olan demans hastasının 2050’ye kadar 115 milyonu aşacağı tahmin ediliyor. Bundan 40 yıl sonra ise hasta sayısı 700 milyona yaklaşacak.

Raporda hastalığın yayılma hızı, kıtalar bazında da incelenmiş. Sadece Amerika Birleşik Devletleri’nde 5.3 milyon demans hastasının bulunduğu hesaplanıyor. Ancak bu rakam yanıtlmasın; çünkü demans hastalarının yüzde 62’si orta ve düşük gelir seviyesine sahip ülkelerde yaşıyor. 2050’ye kadar da yine en büyük artışın bu bölgelerde yaşanacağı öngörülüyor. Mesela %345 ile Afrika kıtası, en hızlı artışın adresi olacak. Bunu yüzde 228 ile Asya ve yüzde 248 ile Amerika kıtaları takip ediyor. Avrupa’da ise sadece %90’lık artış yaşanacağı tahmin ediliyor.

Dünyanın en büyük 18’inci ekonomisi...


Aynı rapor bu hastalığın dünya ekonomisine etkilerini de araştırıyor. 2010’da demans hastalığının ekonomiye verdiği zarar toplam 604 milyar dolar olarak hesaplanmış. Bu rakam aynı zamanda dünya gayri safi hasılanın yüzde 1’ine tekabül ediyor. Diğer bir ifadeyle demans bir ülke olsaydı, dünyanın en büyük 18’inci ekonomisi olacaktı... Dahası 2030’a kadar bu rakamın en az yüzde 85 artacağı öngörülüyor. Bu nedenle de yaşla ilintili sağlık harcamalarında da bunamanın rolünde büyük artış beklenirken, çok az sayıda ülkenin hastalığın yaratacağı ekonomik etkilere gerçekten hazır olduğu düşünülüyor.

Ayrıntılı bilgi için: ishansigorta.com.tr/allianzdan-carpici-c... .
Haziran 2014

İshan Sigorta  yeni bir  gönderide  bulundu.

GENERALİ ARAŞTIRDI: GECE GÜNDÜZ TRAFİKTEYİZ

2656

Generali Sigorta Araştırma Merkezi’nin (GAM) biraraya getirdiği çeşitli araştırma sonuçları ilginç detayları ortaya çıkardı. Buna göre İstanbul, Moskova’dan sonra Avrupa’nın trafikte en çok zaman geçirilen kenti oldu. Generali’nin, Türkiye ve Avrupa’da çeşitli kurumlar tarafından yapılan araştırmaları biraraya getirerek oluşturduğu profile göre Moskova ortalama yüzde 65 yoğunluk ile zirveye yerleşirken, İstanbul yüzde 57 yoğunluk ile ikinci oldu. Generali, İstanbul’da yaşanan trafik artışının önemli unsurlarından birisinin son yıllarda, otomobil satışlarına olan ilginin artması olduğuna dikkat çekiyor.

Farklı araştırmalardan edinilen bilgiye göre* Portekiz’den Rusya’ya kadar 59 ülkenin büyük şehirlerini kapsayacak trafik yoğunluk haritasına bakıldığında; Rusya’nın başkenti Moskova, yüzde 65 ile birinci sırada yer alırken, Türkiye’nin en büyük ve metropol şehri İstanbul yüzde 57 ile ikinci oldu. Polonya’nın başkenti Varşova’nın yüzde 44 ile üçüncü olduğu sıralamada, İtalya’nın Palermo kenti ile Fransa’nın Marseille şehri yüzde 40’lık trafik oranıyla dördüncülüğü paylaştı. Moskova’da trafiğin en yoğun olduğu zamanlarda bu oran sabah yüzde 114 olurken akşam yüzde 133’e ulaşıyor. Onu takip eden İstanbul’da ise yoğunluk oranları sabah yüzde 81’i, akşam ise yüzde 127’yi buluyor. Haftalık olarak ele alındığında ise İstanbul’da Pazartesi günleri sabah, Cuma günleri akşam saatlerinde yoğunluk zirve yapıyor.

TRAFİKTE ORTALAMA 64 DAKİKA VAKİT GEÇİRİYORUZ

Yoğunluğun zirve yaptığı günlerde trafikte bekleme süresinin 64 dakikaya ulaştığı görüldü. Günde ortalama 30 dakika sürdüğü düşünülen ev ve iş arasındaki trafikte yaşanan yoğunluk, yıllık olarak 118 saatlik bir gecikme yaratıyor.Generali Sigorta, daha önce farklı kuruluşlar tarafından yapılan araştırmaları biraraya getirerek trafik yoğunluğunun son derece yüksek olduğu İstanbul’da ve Türkiye genelinde, trafikte geçirilen zamanın önemine ve olası risklere dikkat çekiyor. Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Generali, söz konusu durumun etkenlerinden birisinin şüphesiz Türkiye’deki GSYİH’nın 2008’den bu yana artışı ve aynı zamanda 2014 ilk çeyreğinde düşüş göstermiş olsa dahi önceki yıllarda yaşanan önemli artış olduğuna dikkat çekiyor. 2003 yılında Türkiye’de 1000 kişiye 95 araç düşerken, son 10 yılda görülen büyümeyle birlikte 2013 yılının verilerine göre 1000 kişiye 164 araç düşüyor. **

Trafikte günün önemli bir zamanını geçirdiğimizi hatırlatan Generali, Zorunlu trafik sigortası sahibi olmayan kesimin yüzde 7 ve kasko sahiplerinin yüzde 63 gibi çok düşük oranda olduğu Türkiye’de, ‘sigortalı olma’ bilincini artırmaya çalışıyor. Konuyla ilgili olarak Stratejik Planlama ve İş Geliştirmeden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Petar Dobric şu açıklamada bulundu: “İstatistiklere göre** on yıl içerisinde (2003-2012) ehliyet sahibi kişilerin sayısı yüzde 53 oranında arttı. Fakat kazalar yüzde 185 oranında artarken, bu kazaların yüzde 90’ının maalesef sürücü hatalarından kaynaklandığı ortaya çıktı. *** Ayrıca, bu kazaların yaklaşık olarak yüzde 40’ı ise çarpışma ya da bir aracın diğerine çarpması sonucu meydana geldi. Sürücüler kendilerini çok iyi birer sürücü olarak görseler de, yol ve hava koşulları veya trafikte bekleme süresinin yarattığı stres ve gerginlik gibi sürücüleri etkileyen dış etmenlerin olduğunu aklımızdan çıkartmamız gerekir. Bu yüzden bir sigorta şirketi olarak görevimiz sürücüleri zor koşullarda desteklemek ve hayatlarını kolaylaştırmak. Bu yüzden Generali olarak insanlara Sigortanın Kolay Halini sunarak hayatlarını kolaylaştırıyoruz. Türkiye’de özellikle kişi başı gelirin artış göstermesiyle birlikte son 10 yılda otomobile olan ilgide artıyor ancak sigortalı oranına baktığımızda halen zorunlu olmasına rağmen Trafik Sigortası’nı yaptırmayan bir kesim bulunuyor.Amacımız varolan risklerle ilgili herkesi uyararak ülkemizdeki sigortalı sayısını arttırmak” dedi.
Haber: ishansigorta.com.tr/generali-arastirdi-gece-gunduz-trafikteyiz.aspx? pageID=505& nID=6576& NewsCatID=366
Haziran 2014

İshan Sigorta  yeni bir  gönderide  bulundu.

VEFAT TAZMİNATINA AYAR GELİYOR

2656

Sigortacılar, trafik sigortasında ödenen hasara yönelik yeni düzenleme için kolları sıvadı. Bu çerçevede; hasara aracılık edenlerin trafik kazası mağdurlarını zarara uğratmalarının önüne geçilecek, Suiistimal Bürosu kurulacak, trafik sigortasında zarar kişinin kendi sigorta şirketinden karşılanacak ve araçların tamirinde sadece sertifikalı eşdeğer parça kullanılacak. Başlatılan tüm bu çalışmalar da yıl sonunda tamamlanacak.
Türkiye Sigorta Birliği (TSB) Başkanı Ramazan Ülger, özellikle trafik kazası mağdurlarını zarar uğratan hasar aracılarının sigorta sektörünün en önemli sorunlarından biri olduğunu belirterek, destekten yoksun kalma tazminatı olarak adlandırılan vefat ve sakatlık tazminatlarının standart hale gelmesiyle bu sorunun çözüleceğini söyledi.
TSB’nin düzenlediği, sigortacılığın 2013 yılı ve 2014’ün ilk çeyrek sonuçlarının değerlendirildiği toplantıda, sektörün oto sigortalarına yönelik projeleri de anlatıldı. Toplantıya; Ramazan Ülger, Başkan Yardımcıları Ragıp Yergin, Mete Uğurlu ile Yönetim Kurulu Üyesi Uğur Gülen ve Genel Sekreter Vekili Mehmet Kalkavan katıldı.

TAZMİNATA STANDART

Ramazan Ülger, trafik sigortalarında ödenen vefat ve sakatlık tazminatları ile ilgili yeni bir düzenlemenin kaçınılmaz hale geldiğini ifade ederek, “Bu konu, sigortalı ile sigorta şirketi arasında yürütülen bir işlemden çok, arada bir takım organizasyonların para kazandığı ve mağdurdan daha çok menfaat temin ettiği bir sistem haline geldi. Bu sorunu kamu yönetimi ile birlikte hızlıca çözmemiz gerekiyor. Tazminat hesaplamasına belli bir standart getirilmesi trafik kazası mağdurlarını zarara uğratan hasar aracılarını da engelleyecek” dedi.
Ramazan Ülger, trafik sigortasında bir başka düzenlemenin de ‘doğrudan tazmin yöntemi’ olduğunu belirterek, “Sigortalılar, hasarını alabilmek için kusurlu tarafın sigorta şirketine başvuruyor. Herkesin kendi şirketine müracaat etmesi için çalışma yapıyoruz. Doğrudan tazmin sistemi dediğimiz bu çalışma ile trafik sigortası sahipleri hasar sonucu zararlarını karşı tarafından sigortacısından değil kendi şirketinden karşılayacak” şeklinde konuştu.

KASKODA PRİM DÜŞTÜ


Kasko sigortalarına da değinen Ramazan Ülger, yeni uygulamalarla hem kasko hem de trafik sigortasında iyi sürücü kötü sürücü ayrımına gittiklerini vurgulayarak, şunları söyledi: “Bunun etkisi ile de hasarlar hızla düşmeye başladı. Hasar oranlarında ve sayılarında azalmayla birlikte kasko sigortalarının bizim açımızdan sonuçları da düzeldi; bu da fiyatlara yansıdı. Kasko fiyatlarında 2014’ün ilk çeyreğinde önemli düşüşler oldu. Henüz 2013 yılının sonundaki döviz artışları maliyetlere yansımadı ama bu dengeyi kurma adına bazı düzenlemelerin yapılması ya da bazı tedbirlerin alınması gerekiyor. ”

Emeklilik şirketleri zararda

Ramazan Ülger, sektör açısından 2013’ün en önemli gelişmelerinde birinin bireysel emeklilik sistemindeki devlet katkısı olduğunu belirterek, şunları söyledi: “Nisan sonu itibariyle sistemdeki katılımcı sayısı 4,5 milyona, fon tutarı 28 milyar TL’ye ulaştı. Ancak kesinti oranlarındaki yasal düzenleme nedeniyle şirketlerin gelirleri büyük oranda düşürüldü. 2012’de az da olsa kar edilirken, 2013’de 175 milyon TL gibi emeklilik şirketlerimiz teknik zarar etti ki. Sistemin kurgusunda tüm projeksiyonlarımız belli fon büyüklüğüne ulaşıp, başa baş noktasına ulaşmaktı ve o noktaya da gelmiştik. Düzenlemelerden sonra başa baş noktası negatife döndü. Bu işin sürdürülebilir olması için de bazı düzenlemeler yapılması lazım. ”

Sigorta pazarı yüzde 22 büyüdü

TSB’nin toplantısında Genel Sekreter Vekili Mehmet Kalkavan, 2013 yılında da büyümeye devam ettiğini belirterek, şunları söyledi:
“2013 yılında prim üretiminde hayat dışı ve toplamda yüzde 22, hayat sigortalarında ise yüzde 25 artış sağlandı. Geçen yıl hayat dışı sigorta branşlarında 879,3 milyon TL, hayat sigortalarında ise 428,3 milyon TL kar elde edildi. Bireysel emeklilikte ise 174,7 milyon TL zarar edildi. Böylece sigorta sektörünün geçen yılkı toplam teknik karı 1,1 milyar TL oldu. Sektörün toplam bilanço karlılığı ise 1,2 milyon TL olarak gerçekleşti. ”

Bilgi için:ishansigorta.com.tr/vefat-tazminatina-ay...
Haziran 2014

İshan Sigorta  yeni bir  gönderide  bulundu.

BİNALAR DEPREME DİRENİYOR, AYAKTA KALAN KAZANIYOR

Türkiye’de ilk kez Doğal Afet Sigortaları Kurumu (DASK) tarafından düzenlenen Depreme Dayanıklı Bina Tasarımı Yarışması’nın finali İstanbul Kongre Merkezi’nde başladı. Yarışmada, 39 takım kendi tasarladıkları bina maketleriyle depreme meydan okuyor. Birinci olan takım, üniversitesine depremi simüle eden sarsma masası kazandırırken dereceye giren her üç takımın üyeleri para ödülünün sahibi olacak. DASK Depreme Dayanıklı Bina Tasarımı Yarışması’nın amacı, geleceğin inşaat mühendislerinde depreme dayanıklı bina tasarımı becerisini geliştirerek depremin yıkıcı hasara yol açmayacağı bir yapı stoğunun oluşmasına katkı sağlamak.

Doğal Afet Sigortaları Kurumu (DASK) tarafından düzenlenen Depreme Dayanıklı Bina Tasarımı Yarışması’nda büyük final başladı. Finalde 39 takımın 5 ayda hazırladığı bina maketlerinin depreme dayanıklılık performansları, depremi simüle eden sarsma masasında ölçülüyor. İnşaat mühendisliği öğrencilerinden oluşan takımların Maslak’ta bir iş kulesi olarak tasarladıkları bina maketleri, finalde farklı şiddetteki 3 depreme karşı direniyor. Yarışma finalinin açılışını Hazine Müsteşar Yardımcısı Burhanettin Aktaş, DASK Yönetim Kurulu Başkanı Selamet Yazıcı, DASK Yönetim Kurulu Üyesi ve Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Mustafa Erdik ile DASK Koordinatörü İsmet Güngör yaptı.

Depreme dayanıklı binaların depreme hazır bir Türkiye için önemli olduğunu söyleyen Hazine Müsteşar Yardımcısı Burhanettin Aktaş şunları ifade etti: “Depremi engellememiz mümkün değil. Ancak depremin yarattığı can ve mal kayıplarını en aza indirebiliriz. ‘Depreme Dayanıklı Bina Tasarımı Yarışması’ bu amaca hizmet eden bir proje. Bundan sonraki yıllarda da bu yarışmanın gelişerek devam etmesini diliyorum. Toplumda önlem alma bilincini geliştirmek ve doğru tasarlanmış sağlam binanın önemini anlatmak bakımından bu tür çalışmalara ihtiyacımız var. Alınan önlemlere rağmen yine de oluşan bazı maddi kayıplar varsa, bunları da sigorta mekanizması ile gidermemiz gerekir. ”

DASK Yönetim Kurulu Başkanı Selamet Yazıcı, İstanbul Kongre Merkezi’ndeki final açılışında DASK’ın kuruluşundan beri pek çok önemli sosyal sorumluluk projesine imza attığını belirterek şöyle konuştu:

“Bu yarışmayı düzenlemekteki temel amacımız, güvenli yapılaşmaya dikkat çekmek, depreme karşı farkındalığı artırmak ve deprem sigortası yaptırmayı teşvik etmektir. Bunu yaparken ilgi çekici temalar bulmaya ve toplumda olumlu yönde davranış değişikliği meydana getirebilecek projeler üretmeye çalışıyoruz. Bu yarışmayı her yıl geliştirerek düzenli olarak yapmayı planlıyoruz. ”

Yarışmaya ilk yılında büyük ilgi

ABD’de 11 seneden beri düzenlenen yarışmayı Türkiye’ye getirerek bir ilke imza attıklarını söyleyen DASK Yönetim Kurulu Üyesi ve Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Mustafa Erdik de şöyle konuştu: “Yarışmamıza 28 üniversiteden 49 takım proje dosyalarıyla başvurdu. Bu takımlardan 42 tanesi finale kalma başarısını gösterdi. Bugün ise maketini tamamlayan 39 takım yarışacak. İnşaat mühendisi adayı üniversite öğrencilerimizin ve onlara danışmanlık yapan değerli akademisyen arkadaşlarımızın yarışmamıza gösterdiği yoğun ilgiden büyük mutluluk duyuyoruz. ”

Büyük ödül, depremi simüle eden sarsma masası

DASK Depreme Dayanıklı Bina Tasarımı Yarışması’nın finali bina maketlerinin teknik değerlendirmesi ve takımların proje sunumlarıyla başladı. Final etkinliğinin üçüncü gününde ise bina maketlerinin sarsılmasına start verildi. 17 Haziran akşamı sona erecek yarışmada teknik şartnameye uygunluk, sunum ve depreme dayanıklılık performansına göre üç takım dereceye girmeye hak kazanacak.

Birincilik ödülünü almaya hak kazanan takım, üniversitesinin inşaat mühendisliği bölümüne eğitim amaçlı kullanılmak üzere depremi simüle eden sarsma masası kazandıracak. Ayrıca birinci takım 10 bin TL, ikinci takım 5 bin TL, üçüncü takım 3 bin TL değerindeki para ödülünün sahibi olacak. DASK Depreme Dayanıklı Bina Tasarımı Yarışması’nda dereceye giren takımlar daskbinatasarimi.com adresinden duyurulacak.

Haber için: ishansigorta.com.tr/binalar-depreme-dire... .
Haziran 2014

İshan Sigorta  yeni bir  gönderide  bulundu.

Lloyd's takımların değerini tespit etti

2656

Lloyd’s, Dünya Kupasına katılan takımların “toplam sigortalanabilir değerini” 10.5 milyar dolar olarak tespit etti.

İngiliz sigorta devi Lloyd’s, Ekonomi ve İş Araştırma Merkezi (Cebr) ile ortak yaptığı FİFA Dünya Kupası ile ilgili sigorta araştırmasını açıkladı. Araştırmaya göre, dünya kupasına katılan takımların oyuncularının tümünün sigortalanır değerini 6.2 milyar sterlin (Euro 7.7 milyar 10 milyar 500 milyon dolar) olarak tespit etti. Lloyd’s bu araştırmanın sonucu olarak en değerli takımının Almanya milli takımının olduğunu açıkladı ve bundan dolayı da kupayı evine götürecek favorisi olarak gösterdi.

Haber için: ishansigorta.com.tr/lloyds-takimlarin-de... .
Haziran 2014

İshan Sigorta  yeni bir  gönderide  bulundu.

MUNICH RE, BREZİLYA'YA GÜVENİYOR

2656
Brezilya da yapılan Dünya Kupası maçlarında her hangi bir gecikme veya iptal karşılığında dünya reasürans devi Munich Re tarafından 400 milyon dolar sigorta bedelini güvence altına aldı. Dünyanın en büyük reasürans şirketi, Brezilya Cumhurbaşkanı Dilma Rousseff'e maçların gecikmeksizin yapılacağı konusunda son derece güveniyor.

Reasürans şirketi, sokak protestoları ve ülkenin sorunlu altyapısı Dünya Kupası maçlarında sorun yaratmayacağından emin görünüyor. Londra'da bulunan ve sigorta şartlarını tespit eden bölüm müdürü Andrew Duxbury'e göre, Munich Re bu tür büyük sportif organizasyonlarında son derece tecrübeli. Firma daha önce Güney Afrika'da yapılan Dünya Kupası ve 2012 Olimpiyat Oyunlarında görev yaptı.

Haber için: ishansigorta.com.tr/munich-re-brezilyaya-guveniyor.aspx? PageID=505& nID=6572& NewsCatID=366
Haziran 2014

İshan Sigorta  yeni bir  gönderide  bulundu.

10 KONUTTAN 6'SI DASK'SIZ

2656

Sigorta bilincinin artırılması amacıyla bu yıl 26 Mayıs-1 Haziran tarihleri arasında kutlanan sigorta Haftası, bir dizi etkinlikle kutlanıyor. III. Ulusal Sigorta Sempozyumu’nda konuşan Hazine Müsteşar Yardımcısı Burhanetten Aktaş, DASK ile yaşanan gelişmelere de değinerek şu bilgileri verdi:

6.5 MİLYON SİGORTALI

“2012 yılı sonunda yaklaşık 4.8 milyon olan sigortalı konut sayısı 6.5 milyona yaklaşmıştır. Sigortalılık oranı ise illere ve bölgelere göre farklılık göstermekle birlikte ortalama yüzde 36 düzeyinde bulunuyor. ABD- Kaliforniya ile Japonya gibi yüksek oranda deprem riskinin bulunduğu yerlerde de sigortalılık oranı, Kaliforniya’da yaklaşık olarak yüzde 15, Japonya’da ise yüzde 40’tır.
Ancak şunu da ifade etmek isterim ki, Japonya’da 2011 yılındaki deprem öncesinde sigortalılık oranı yüzde 23’tür. Dolayısıyla, ülkemizdeki sigortalılık oranının önemli bir mertebeye eriştiğini söylemek mümkün. ”

HEDEF 10 MİLYONA ULAŞMAK

Sigortalı konut sayısının yükselmesi gerektiğine dikkat çeken Burhanettin Aktaş “Hedefimiz, 2017 yılına kadar 10 milyon sigortalı konut sayısına ulaşmak” diye konuştu.

Haber için: ishansigorta.com.tr/10-konuttan-6si-dask... .
Haziran 2014

İshan Sigorta  yeni bir  gönderide  bulundu.

'OTOMATİK KATILIM' RÜZGARI BEKLENİYOR

2656

11’inci yaşını kutlayacak Bireysel Emeklilik Sistemi (BES), rekor büyümesini 2013 yılında yaşamıştı. Bugüne kadar 4 milyon 510 bin kişiye ulaşan BES katılımcılarının fon tutarı 28 milyar 195 milyon lira olarak açıklandı. BES’in, devlet katkısı ve “Otomatik Katılım” teşvikiyle önümüzdeki dönemde de büyümeye devam edeceği öngörülüyor.

Mevcut kamu sosyal güvenlik sisteminin tamamlayıcısı olan ve devlet katkısı ile desteklenen Bireysel Emeklilik Sistemi’nde (BES), son 10 yılda katılımcı sayısı 4.5 milyonu geçti. Bu katılımcıların 1.3 milyonu 2013 sonrası, yani yüzde 25’lik devlet katkısının devreye girmesiyle sisteme katıldı. BES katılımcılarına yatırılan devlet katkısı tutarı 2014 Mayıs itibarıyla 1.7 milyar lira olarak açıklandı. BES ilk emeklilerini vermeye ise çoktan başladı. Bugüne kadar BES’ten emekli olanların sayısı 10 bin kişiyi geçti.
BES’in 2014 yılında da büyümeye devam edeceği öngörülüyor. 2014 yılının başından bu yana BES’teki toplam katkı payı üretim hacmi 1.6 milyar lirayı aşmış durumda. Sistemin toplam katkı payı tutarı ise 2 Mayıs 2014 itibarıyla 23.6 milyar lira olarak gerçekleşti. Sistemdeki toplam katılımcı sayısı 4.5 milyon kişiyi aşmakla beraber, ayrıca toplam devlet katkısı fon tutarı da 1.7 milyar liraya ulaşmış görünüyor.

OTOMATİK KATILIM
BES’te şimdi de birçok ülkede var olan “Otomatik Katılım” uygulaması bekleniyor. Hazine ve emeklilik şirketleri bu uygulama için çalışmalarına çoktan başladı. Hazırlanacak taslağa göre, işe yeni başlayan herkes BES’e zorunlu olarak katılacak. Fakat bireysel emeklilik hesaplarını devam ettirip ettirmemek katılımcının kararına bırakılıyor. Yani, herhangi bir şirket, yeni başlayan çalışanının tıpkı SGK’sını yapar gibi bu kez de BES’ini yaptıracak. Çalışan bu sistemde kalıp kalmayacağına kendi karar verecek. Zorunlu BES uygulamasının daha çok gençlere yönelik bir çalışma olduğunu söylemek mümkün. Bu alanda faaliyet yürüten ve sorularımızı yanıtlayan şirket yöneticileri de devlet katkısının büyük bir ivme kazandırdığı BES’te bu kez de Otomatik Katılım uygulaması ile benzer bir ivmenin yakalanacağını söylediler.

Vakıf Emeklİlİk Genel Müdürü Mehmet Bostan: Otomatik katılım, kazan-kazan durumu yaratacak

2013’te BES’teki yüksek katılımcı sayısı trendinin 2014 yılında da sürdüğünü belirten Vakıf Emeklilik Genel Müdürü Mehmet Bostan, Otomatik Katılım’ın tüm taraflar için kazan-kazan durumu yaratacağını belirtti.

Bireysel EmeklilikSistemi’nin 10’uncu yılında önemli bir başarıya imza attığını söyleyen Vakıf Emeklilik Genel Müdürü Mehmet Bostan, BES’in bu yıla da büyük bir hızla başladığının altını çizdi. Bostan, yılbaşından itibaren toplam katkı payının üretim hacminin 1.1 milyar lirayı aştığını ve toplam katkı payı tutarının 22.9 milyar lira olarak kayda geçtiğini belirtti. Bostan sözlerine şöyle devam etti: “Yılbaşından itibaren sistemdeki toplam fon büyüklüğü artışı geçen seneye kıyasla aynı seviyede gerçekleşerek 1.7 milyar lira olurken, toplam fon büyüklüğü 26.6 milyar liraya ulaşmış durumda. Sektör, 2013 yılında yakaladığı yüksek katılımcı sayısı trendini 2014 yılında da sürdürmeyi başardı. Toplam katılımcı sayısında 2014 yılının ilk 3 ayında 282 bin kişilik bir artış yaşandı. Böylece sistemdeki toplam katılımcı sayısı 4.4 milyon kişiyi aştı. Ayrıca toplam devlet katkısı fon tutarı da 1.6 milyar liraya ulaştı. ”

'BES'İN NASIL ALGILANDIĞI ÖNEMLİ'
BES’in nasıl algılandığını iyi tespit etmek gerektiğini söyleyen Bostan, bu tespitin katılımcıların kısa sürede sistemden çıkmalarını engelleyeceğini ifade etti.
“Sistemi bir emeklilik sistemi olarak algılayan katılımcıların sistemde kalma süreleri uzuyor” diyen Bostan, sistemi sadece bir tasarruf aracı olarak gören katılımcıların sistemden erken ayrıldıklarının da altını çizdi.
Bostan, “Şirketlerin BES faaliyetlerini sürdürmesi için yapmış olduğu satış ve operasyon maliyetleri her yıl olduğu gibi 2013 yılında da kendini göstermiştir. Bunun başlıca sebepleri arasında yaşanan yoğun rekabet ortamında şirketlerin özellikle satış maliyetlerinin artması ve gerek tutundurma çalışmalarına ağırlık verilmesi, gerekse hizmet kalitesinin artırılması amacıyla yapılan operasyonel giderler yer alıyor. Özellikle 2013 yılında devlet katkısının rüzgarı ile şirketler pazar payından yüksek oranda pay almak adına bu harcamaları artırmışlardır” dedi.
Bireysel Emeklilik Sistemi’nden şimdiye dek 9.280 kişinin emekli olduğunu ifade eden Bostan, Vakıf Emeklilik’ten 373 kişinin emekli olduğunu söyledi.

‘KURUMSAL KATILIM ARTMALI’
Devlet katkısının BES’e büyük desteği olduğunu belirten Bostan, geçtiğimiz yıl sistemde parlak sonuç elde edildiğini vurguladı. Katılımcı sayısındaki 1 milyon kişilik artış beklentilerinin karşılandığını söyleyen Bostan, buna rağmen sistemdeki kurumsal katılım seviyesinin düşük olduğunu dile getirdi. Bostan, kurumsal katılımın artması için Otomatik Katılım uygulamasının üzerinde çalıştıklarını belirtti. Bostan sözlerine şöyle devam etti: “Otomatik Katılım sürecinin tüm taraflar için kazan-kazan durumu yaratacak şekilde hem birey hem de sektör için pozitif sonuçlar doğuracağını düşünüyoruz. Otomatik katılımın hayata geçirilmesiyle sektörde ilk aşamada sisteme dahil olacak yüksek sayıda katılımcı ve yüksek hacimli fon birikimiyle büyük bir ivme yakalanması beklenebilir. ”
“Katılımcı sisteme ne kadar erken dahil olursa o oranda yüksek hisse senedi oranı ile başlangıç portföyü oluşturmalı” diyen Bostan, emeklilik yaklaştıkça kademe kademe hisse fonlarının azaltılması, bono oranlarının artırılması gerektiğini söyledi. Bostan, “BES yatırımları uzun vadeli olduğu için yatırımcılara hem getirilerini artırmak hem de risklerini dağıtmak açısından alabilecekleri risk seviyesine oranla hisse senetlerini öneriyoruz. 2014 beklentileri ne kadar pozitif olursa olsun, emekliliğine az kalmış bir katılımcının hisse oranını yükseltmesi doğru olmaz. Yine yaşı genç bir katılımcının riskten kaçınmak adına fon dağılımında hisse senedine hiç yer vermemesi doğru değil. Uzun vadede enflasyonun üzerinde getiri bundan böyle ancak emeklilik planlarına hisse senedi ve esnek fonların dahil edilmesiyle mümkün olacak” dedi.

‘HEDEF 15 MİLYON KATILIMCI’
Yeni kurulan emeklilik şirketlerinin kâra geçişi, sistemin başlangıcında 6 - 7 yıl olarak hesaplandığını dile getiren Bostan, sistemin başladığı tarihte kurulan şirketlerle birlikte birçok şirketin henüz teknik kâr yazamadığını söyledi. Bostan, yüzde 25’lik devlet katkısının etkisiyle sisteme girişlerin beklenildiği oranda artması durumunda, bu durumun telafi edilebileceğini vurguladı. Bostan sözlerine şu şekilde devam etti: “Sistemi içinde bulunduğumuz 2014 yılı ve sonrası için güzel günlerin beklediğini düşünüyoruz. Biliyorsunuz 2014 yılı bütçesinde devlet katkısı için 1.95 milyar lira ödenek ayrılmış durumda. Bu miktarı da göz önünde bulundurarak bir hesap yaptığımızda, 2014 sonu beklentimiz 33 milyar fon büyüklüğü ile 5 milyon kişiyi aşan katılımcı sayısı şeklinde. Uzun vadedeki beklentilerden bahsetmek gerekirse; 2018’de, Onuncu Kalkınma Planı’nda geçtiği şekilde 10 milyon kişiyi aşan katılımcı sayısı, sistemin 20’nci yılı olan 2023’te 400 milyar lira fon büyüklüğü ve 15 milyon kişiye ulaşan bir katılımcı sayısı bekliyoruz. ”

BES’TE BİLİNMESİ GEREKENLER

• Portföyler oluşturulurken getiri beklentisine göre risk alınmalı. Getiri beklentisi yüksekse, sabit getirili fonlar yerine hisse fonlar ve esnek fonları tercih edilmeli.

• Düşük risk alarak yüksek getiri beklentisi olmamalı. Özellikle genç yaştaki katılımcılar, hisse fonlarına daha çok oranda pay ayırabilmeli. Çünkü 26 milyar lira BES fonu büyüklüğü içinde hisse oranı sadece yüzde 13 seviyesinde. Yine BES fonları içinde genç nüfus yüzde 70’in üzerinde. Genç nüfusa oranla hisse payı arasında bir çelişki görünüyor.

• Yılda altı defa BES fonlarındaki dağılım değiştirilebilir. Bugün itibarıyla BES fonlarında değişiklik yapan katılımcı sayısının çok düşük bir seviyede olduğu görülüyor.

• Piyasadaki her hareketi yakalama stresiyle sık sık plan değişikliği yapmaktansa, piyasaların rekorlar kırdığı dönemlerde ölçülü olarak risk azaltmak ve kriz dönemlerinde ölçülü olarak risk artırmak uzun vadede daha makul bir stratejidir.

Aegon Türkİye Genel Müdür Yardımcısı Zeka Bİrman: Devlet katkısının duyurulması katılımcı artışı sağladı

Devlet katkısının çeşitli iletişim kanallarıyla duyurulmasının katılımcı artışı sağladığını belirten Aegon Türkiye Genel Müdür Yardımcısı Zeka Birman, önümüzdeki dönemde de BES’e katılımın yoğun olarak devam edeceğini tahmin ettiklerini söyledi.

Devlet katkısı uygulamasının 2013’te katılımcı artışında etkili olduğunu belirten Aegon Türkiye Genel Müdür Yardımcısı Zeka Birman, bu artışta katkı payının çeşitli iletişim kanallarıyla duyurulmasının etkili olduğunun altını çizdi. Birman, bu yoğun artışın sebebini katkı payıyla ilişkilendirdiklerini söyledi. Devlet katkısının olumlu etkilerinin sürmeye devam ettiğini ifade eden Birman, 2014 yılında da BES’e olan katılımın iyi olacağını belirtti. Bugüne kadar katılım artışının bireysel seviyede gerçekleştiğini söyleyen Birman, şirketlerin katılım planlarıyla teşvik edilmesi gerektiğini vurguladı. Birman sözlerine şöyle devam etti: “Devlet katkısı dahil olmak üzere BES ile ilgili mevcut vergi sistemi katılımcıların emeklilik yaşına kadar sistemde kalmalarını teşvik ediyor. Bu ve buna benzer teşvikler kısa sürede ayrılmaların önüne geçilmesi için faydalı oluyor. Bunun yanında kişilerin uzun süre sistemde kalmalarının sağlayacağı avantajlarla ilgili eğitimler verilebilir. Katılımcıların emekli olduklarında tasarruflarına neden ihtiyaç duyacaklarının, Bireysel Emeklilik Sistemi’nde neden uzun süre kalınması gerektiğinin, ancak sistemde belirlenen süre zarfında kalmanın amaçlanan faydayı sağlayabileceğinin anlatılması gerekiyor. ”
Sistemin uzun vadeli bir yatırım aracı olduğunu belirten Birman, katılımcıların seçtikleri fonları yatırım sepeti bazında değerlendirmesi gerektiğini ifade etti. Zeka Birman, katılımcıların tüm yatırımlarını aynı fona yatırmamalarını tavsiye ettiklerini de sözlerine ekledi.
“Kısa dönemlerde getirisi değişken olup riskli gibi gözüken bazı yatırım fonları uzun vadede daha yüksek getiri verebilmektedir” diyen Birman, katılımcılara yatırım kararlarını verirken bunu göz önünde bulundurmalarını tavsiye etti. Birman sözlerine şöyle devam etti: “Önümüzdeki dönemde kârlılık konusunda olumlu bir değişiklik yaşanacağını öngörmüyoruz. Önümüzdeki yıllarda herhangi bir mevzuat değişikliği olmazsa, BES’ten elde edilen kârın nispeten düşük kalacağını ve şirketlerin kârlarını önemli oranda kredi hayat sigortaları başta olmak üzere hayat sigortalarından elde edeceklerini düşünüyoruz. ”

‘HAYAT SİGORTALARI İVME KAZANACAK’
BES’in 2013 yılında devlet katkısıyla büyüdüğünü söyleyen Birman, bu büyümenin 2014 yılında da devam edeceğini belirtti. Birman, “Bunun yanı sıra kişilerin orta vadede birikim ve koruma ihtiyaçlarını karşılayan hayat sigortacılığının da tamamlayıcı ürünler olarak ivme kazanmasını bekliyoruz” dedi. Fon açısından 2014’ün ilk üç ayında hem yurtdışı hem de yurtiçi için önemli gelişmelerin olduğunu söyleyen Birman, yılın geri kalanında riskli yatırım araçlarına olan ilginin bu gelişmelere bağlı olarak önemli dalgalanmalar gösterebileceğini ifade etti. Birman, BES’teki faaliyet giderleri hakkında da değerlendirmede bulundu: “Faaliyet giderleri içerisindeki en önemli kalemlerden birisi aracılara ödenen komisyon giderleri kalemidir. 2013 yılında devlet katkısı uygulamasının başlaması ile katılımcı sayısında yaşanan yüzde 32’lik artış, ödenen komisyonlarda 130 milyon liralık bir artışa sebep olmuştur. Teknik zararın asıl sebebi, yapılan yasal düzenlemelerle şirketler tarafından yapılan kesintilerin azalması sebebiyle gelirlerde aynı oranda artış yaşanmamasıdır. Bu düzenlemeler ile önemli gelir kalemlerinden birisi olan yönetim gider kesintisi 144 milyon liradan 86 milyon liraya düşmüştür. ”

Axa Hayat Ve Emeklİlİk Başkan Ve İcra Kurulu Üyesİ Olgun Küntay: Fon tutarı 33 milyar liraya ulaşacak

2014 yılı sonunda BES’teki katılımcı sayısının 5 milyon kişiye yükseleceğini belirten Axa Hayat ve Emeklilik Başkan ve İcra Kurulu Üyesi Olgun Küntay, devlet katkısı dahil fon tutarlarının ise 33 milyar liraya ulaşabileceğini söyledi.

2013 yılında başlayan devlet katkısının BES’e önemli bir teşvik getirdiğini belirten Axa Hayat ve Emeklilik Başkan ve İcra Kurulu Üyesi Olgun Küntay, BES’in uzun soluklu bir tasarruf aracı olduğunun altını çizdi. Olgun Küntay, ayrıca sistemden erken ayrılmaları önlemek amacıyla giriş aidatı uygulamasının da önemli bir değişiklik olduğunu vurguladı. Katılımcıların sistemden çıkışlarını zorlaştıracak yeni düzenlemelerin gündeme taşınması gerektiğini ifade eden Küntay, bunların başında erken ayrılmaların vergi mevzuatında getirilecek değişiklikler ile zorlaştırmak olduğunu belirtti.
Küntay, “Bireysel Emeklilik Sistemi’ni uzun vadeli bir tasarruf sistemi olarak görmeyen, herhangi bir tüketim ihtiyacı söz konusu olduğunda sistemden çıkma eğiliminde olan katılımcılar için borç verme uygulaması da önerilebilir” dedi.
Yüzde 25’lik devlet katkısının BES’e katılımın itici gücü olduğunu belirten Küntay, bunun dışında BES’e giriş yapmayan kişilerin bu sisteme yönlendirmek için çeşitli düzenlemeler yapılabileceğini söyledi.

MESLEKİ EMEKLİLİK VE OTOMATİK KATILIM
“10 yılı aşkın geçmişi olan Bireysel Emeklilik Sistemi’nde, özellikle 2013 yılında devlet katkısının da etkisiyle, önemli gelişmeler yaşanmasına ve yasal düzenlemelerle getirilen önemli teşviklere karşılık işveren katkılı sözleşmelerde henüz istenilen düzeye ulaşılamamıştır” diyen Küntay, işveren katkılı sözleşmelerin toplam sözleşmeler içindeki payının yüzde 6.5 civarıda kaldığının altını çizdi. Okur, “Bu alanda belirgin bir ilerlemenin, sosyal güvenlik sisteminin ikinci basamağını oluşturan mesleki emekliliğin Türkiye’de hayata geçirilmesi ve bu uygulamanın Bireysel Emeklilik Sistemi üzerinden yürütülmesiyle mümkün olacağı düşünülmektedir” dedi.
Otomatik Katılım uygulamasının Türkiye’de de 2014 yılının sonunda başlaması öngörüldüğünü söyleyen Küntay, sistemin gelişimi yönünde önemli bir adım olacağını belirtti. Küntay sözlerine şöyle devam etti: “Bu uygulama, bir işyerinde çalışmaya başlayan kişilerin Bireysel Emeklilik Sistemi’ne otomatik olarak katılımlarına dayanmakta ve bu çalışanlara belirli şartlara göre sistemden ayrılma hakkının verilmesine ilişkin hususları kapsamaktadır. Kamuoyunda sık olarak gündeme gelen kıdem tazminatı fonlarının Bireysel Emeklilik Sistemi’nde değerlendirilmesi ile de sistemdeki fon tutarının önemli bir büyüklüğe ulaşacağı hesaplanmaktadır. ”
“2015 yılı başında yürürlüğe girmesi planlanan emeklilik yatırım fonlarında performans kesintisi uygulaması ile paralel olarak emeklilik şirketlerinin gelir kalemlerinde ilk sırada yer alan fon işletim gelirlerinde yüzde 15 oranında düşüş görülmesi bekleniyor” diyen Küntay, diğer ana gelir ve gider kalemlerinde kısa vadede belirgin bir değişikliğin olmayacağı söyledi. Küntay, kısa ve orta vadede bireysel emeklilik branşında görünen teknik zararın devam etmesini beklediklerini vurguladı. Küntay, “Kârlılığın uzun vadede otomatik katılım ve kıdem tazminatı fonları gibi yeni uygulamalarla birlikte fon tutarında görülen artışlar ve bu fon tutarından elde edilen gelirlerin giderleri karşılayacak boyuta ulaşmasıyla mümkün olacağını öngörmekteyiz” dedi.

‘DEVLET KATKISI YENİ BİR KAPI AÇTI’
BES’e katılımın bazı ülkelerde zorunlu, bazılarında gönüllülük esasına dayalı, birkaçında ise yarı zorunlu olduğunu söyleyen Küntay, Türkiye’de BES’e katılımın zorunlu olması, sistemin sosyal güvenlik yapısıyla beraber değerlendirilmesiyle mümkün olabileceğini belirtti. Küntay, “Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in yüzde 25 devlet katkısı hakkında halihazırda çok büyük olan oran, bu şekilde zaten sürdürülemez. Kısa ve orta vadede azaltma planı yok ama sonsuza kadar da böyle devam edemez’ şeklindeki konuşmasını devlet katkısının uzun vadede kademeli olarak azaltılacağı, bu düşüşün Bireysel Emeklilik Sistemi’nde toplanan fon tutarının önemli bir büyüklüğe eriştiği ve ülkemizdeki tasarruf oranının kayda değer bir boyuta geldiği bir zamanda gerçekleşeceği doğrultusunda değerlendirmekteyiz” dedi.
“Emeklilik şirketlerinin sundukları emeklilik yatırım fonları farklı risk kategorilerine sahiptir” diyen Küntay, katılımcıların bu fonlardan kendi risk algılarına göre belirledikleri fon dağılımlarını seçtiklerini söyledi. Küntay sözlerine şöyle devam etti: “Bu bağlamda emeklilik şirketlerinin sermaye piyasası mevzuatına aykırı bir biçimde emeklilik yatırım fonları hakkında tavsiyeler bulunma olanağı bulunmamaktadır. Ancak risk almaktan kaçınan katılımcıların portföylerinde daha likit fonlara, riskli yatırım araçlarını tercih eden katılımcıların portföyünde ise önemli oranda hisse senedi içeren fonlara ağırlıklı vermeleri beklenmelidir. ”

BES'E KATILIM TANITIMLA ARTTI

“Bireysel Emeklilik Sistemi’ndeki katılımcı değişimine devlet katkısının başladığı 2013 yılı ile 2014 yılının ilk çeyreği için baktığımızda aşağıdaki tablodaki verilerle karşılaşmaktayız. 2013 ilk çeyrekteki sonuçlara diğer çeyreklerde ulaşılamamasının nedeni olarak, emeklilik şirketlerinin ve kamunun tanıtım kampanyalarının bu dönemde yoğunlaşmasını gösterebiliriz. 2014 yılının ilk çeyreğindeki katılımcı sayısındaki değişimde 2013 yılındaki aynı dönem verisi ile karşılaştırıldığında yüzde 7.5 oranında bir düşüş görülmektedir. Buna rağmen, 2014 yılının ilk çeyreğindeki katılımcı sayısındaki değişim bir önceki çeyreğe göre yüzde 16 oranında artmıştır. Bu sonuçların ışığı altında, devlet katkı payı uygulamasının getirdiği rüzgarın bir nebze azalsa da devam ettiğini söyleyebiliriz. ”

ING Emeklİlİk Genel Müdür Yardımcısı İhsan Çevİk: Katılımcılının zarar etmesi mümkün değil

BES’te 2013’ün son dönemi ile 2014’ün ilk döneminde duraklama olduğunu belirten ING Emeklilik Genel Müdür Yardımcısı İhsan Çevik, bu dönemde sadece BES değil tüm satın almaların durakladığını söyledi. Buna rağmen sistemin son altı aylık döneminin başarılı geçtiğini vurgulayan Çevik, BES’in büyümeye devam etmesini beklediğini dile getirdi. Çevik konuyla ilgili şöyle dedi: “Yerel seçim gündemi ve tüketimi frenlemeye dönük alınan kararlar sonucunda kredi kartlarına uygulanan taksit sınırlaması, banka tüketici kredilerinden başlayarak birçok konuda daralmaya neden oldu. ” Emeklilik sisteminde artan faiz ve düşen borsaya bağlı olarak BES fonlarında göreceli olarak görülen negatif performansın eski müşterilerin çıkışını hızlandırdığını söyleyen Çevik, bu durumun yeni girişleri de etkilediğini ifade etti.

‘BES, HALKA DOĞRU ANLATILMALI'
Çevik, sistemden kısa sürede çıkanların sektör için önemli bir sorun olduğunu dile getirdi. Yüzde 25’lik devlet katkısının sistem için çok önemli olduğunu söyleyen Çevik, bu teşvikin yanında devletten daha fazlasını istemenin bir anlamı olmadığını ifade etti. BES’in ülke için tasarruf sisteminin önemli araçlarından biri olarak görülmesi gerektiğini belirten Çevik, BES’in “gönüllülük esasına dayalı üçüncü basamak emeklilik sistemi” olduğunun göz önüne alınması gerektiğini dile getirdi. Çevik, ikinci basamak emeklilik sistemini mutlaka devreye sokacaklarını vurguladı. Çevik, “Gelişmiş ülkelerde var olduğu söylenen emeklilik fonlarının büyük bir çoğunluğun ikinci basamak emeklilik fonları olduğunu, bizdeki üçüncü basamak emeklilik fonlarının dünyadaki karşılığının ‘BES+birikimli hayat sigortaları olduğunu’ göz ardı etmeyeceğiz” dedi.

‘YÖNETİM GİDERİ DÜŞÜK’
Çevik, emeklilik şirketlerinin ana gelirlerinin fonlardan elde edilecek gelir olduğunu belirtti. BES fonlarından kesilen yönetim giderlerinin normal yatırım fonlarının altında olduğunu söyleyen Çevik, kamu otoritesinin BES fonlarından alınan kesintileri daha da düşürmeyi planladığını ifade etti. Çevik bu durumun sorunu daha da büyüteceğini dile getirdi.
“İnsanlar emeklilik şirketlerinin kendilerine sorduğu ‘yatırım tercihlerine’ cevap verirse ve en ufak bir piyasa hareketinde paniğe kapılmazsa emeklilik sisteminde zarar etmesi mümkün değil” diyen Çevik, emekliliğin uzun vadeli bir yatırım olduğuna dikkat çekti. Çevik sözlerine şöyle devam etti: “Nitekim 2013 mayıs ayında başlayan ve nisan ayı başına kadar devam eden siyasi süreç sonucunda hisse piyasası düştü, faizler arttı ve emeklilik fonları da bundan etkilendi. Bu süreçte sakin kalan ve fonlarını emeklilik şirketinin fon yöneticilerine bırakan birçok katılımcının minimum zararla kapattı. Emeklilik portföy yönetim şirketleri bu dalgalanma ortamında fonlarını koruma amaçlı aksiyonlar almaktadır. Bunun farkına varamayan ve panik ile hareket edenler kendi başlarına farklı tedbirler aldılar ise zarar görebilirler. ”

‘SİSTEMİN BÜYÜMESİ KATILIMLA ARTMALI’
ING Emeklilik sisteminden birikimlerini toplu olarak alan kişi sayısının 182 olarak açıklayan Çevik, herkesin sisteme dahil olması gerektiğini belirtti. Kamu otoritesinin sistemin henüz başlangıç aşamasında olduğunu düşünerek ek teşvikler yaptığını söyleyen Çevik, yüzde 25 doğrudan destek ödemesi ile sistemi teşvik etmenin fayda getirdiğini ifade etti. “Faizlerin yüzde 6-7’lere düştüğü bir ortamda insanların yüzde 25 kazancı cazip bulacağı ve emeklilik sistemine girmek isteyeceği bekleniyordu. Ancak sektör yüzde 22-25 büyüme gösterdi” diyen Çevik, bu teşvik sonucunda büyümenin çok daha fazla olması gerektiğinin altını çizdi. Çevik sözlerine şöyle devam etti: “Kamu otoritesi, nasılsa katılımcı sayısı artacak ve şirketler katılımdan dolayı para kazanacak diye emeklilik şirketlerinin belirlenmiş gelirlerini yüzde 50-70 düşürdü. Ama şirketler çok kişi katılacak diye satış örgütlerini büyütmüş, ciddi yatırımlar yapmıştı. Gelirlerde yüzde 50’lerin üstünde azalma, giderlerde ise en kötü yüzde 10 oranında enflasyon artışı bile, kârlılığı daha da kötü hale getirdi ve 10 sene önce 6-7 yılda kâr etmesi beklenen sistem 12-14 yıllarda kâr edecek seviyelere geldi. ”

Halk Hayat ve Emeklİlİk Genel Müdürü Nurullah Okur: Sistem önümüzdeki dönemde büyümesini çok hızlı sürdürecek

Türkiye’de Bireysel Emeklilik Sistemi’ne girebilecek kişi potansiyelinin yüksek olduğunu belirten Halk Hayat ve Emeklilik Genel Müdürü Nurullah Okur, sistemin önümüzdeki dönemde büyümesini çok hızlı sürdüreceğini söyledi.

2013 yılında yeni yasal düzenlemelerle birlikte Bireysel Emeklilik Sistemi’nin (BES), devlet tarafından doğrudan teşvik edilen bir yatırım olduğunu belirten Halk Hayat ve Emeklilik Genel Müdürü Nurullah Okur, tüm katılımcıların bu teşvikten yararlanabileceği bir yapı haline getirilmesi sektörün hızlı bir ivme almasını sağladığını söyledi. Okur, Türkiye’de yaklaşık 50 milyon kişinin Bireysel Emeklilik Sistemi’ne girebilecek potansiyelinin olduğunu ifade etti. Katılımcı sayısına bakıldığında gidilecek daha çok yolun olduğunun altını çizen Okur, “Önemli olan, bu potansiyeli etkin şekilde kullanarak sektörün yükseliş ivmesini devam ettirmek” dedi.

'BES'İN MANTIĞI, TÜRKİYE'DE YENİ ANLAŞILMAYA BAŞLADI'
Nurullah Okur, dönemsel gelişmelerin tüm sektörleri etkilediği gibi BES’i de yakından etkilediğini ifade etti. Okur sözlerine şöyle devam etti: “Önümüzdeki beş yıl için finans sektöründe en çok konuşulacak konunun BES olacağını ve büyümesini çok hızlı sürdüreceğini düşünüyorum. BES uzun soluklu bir tasarruf aracı. Ülkemizde yeni yeni mantığı anlaşılmaya başlayan BES, 2013 yılının başından itibaren devlet katkısının etkisiyle finansal ürünlerin arasında en popüler ürün oldu. 2013 yılındaki katılımcı sayısındaki büyük artış bu durumu kanıtlar niteliktedir. Ülke ekonomisindeki büyüme ve gelir seviyesindeki artışlar sisteme girişleri tetikleyen faktörlerden bazıları. ” Geçtiğimiz yıl yaklaşık 1 milyar lira devlet katkısı ödemesi yapıldığını belirten Okur, 2014 yılı bütçesinde bu rakamın 2 milyar lira olarak belirlendiğini ifade etti. Okur, “Devlet katkısı uygulaması devam ettiği ve BES hakkında halkımız bilinçlendiği sürece sistem önümüzdeki yıllarda da katılımda rekor kırmaya devam edecek ve sistemden çıkışlar giderek azalacaktır” dedi.
“Devlet katkısının sisteme ivme kazandıracağı öngörüsü ile şirketler pastadan daha büyük pay alabilmek için satış ve pazarlama giderlerini bu dönemde olabildiğince yüksek tuttular” diyen Okur, bu sebepten dolayı bu dönemin diğer dönemlere göre faaliyet giderlerinin artış gösterdiğini söyledi. Okur, uzun dönemde katılımcı memnuniyeti ile birlikte kârlılığın özellikle belirli bir fon büyüklüğü seviyesine çıkmış şirketler için pozitif olacağının altını çizdi.
Nurullah Okur sözlerine şöyle devam etti: “İngiltere’de başarıyla uygulanan belli montajdaki şirketlerin çalışanları için zorunlu işveren katkılı bireysel emeklilik planı ve bunun yanı sıra kıdem tazminatında fonlu sisteme geçilmesinin sisteme ekstra ivme kazandıracağını düşünmekteyim. Hatta kıdem tazminatının bireysel emeklilik şirketlerinin yönetimine aktarılmasını teşvik amacıyla devletin, devlet katkısı tarzı bir teşvik vereceğini de Başbakan Yardımcısı Ali Babacan açıklamıştı. Bu ve benzeri uygulamaların yürürlüğe girmesi ile devlet katkısının kazandırmış olduğu ivmeye benzer bir etki yaratacağını düşünüyorum. ”

‘SİYASİ GELİŞMELER BES’İ ETKİLİYOR’
“Son siyasi gelişmelerin etkisine bağlı olarak faizlerin bir miktar yükselişi ve İMKB’deki düşüş ile genel olarak sektördeki fonlar geçen yıla göre eksi yönde hareket gösterdiler” diyen Okur, emeklilik gibi uzun dönemli yatırım stratejisi güdülmesi gereken sistemlerde bu tür dalgalanmaların baştan kabul edilmesi gerektiğini ve bu kabule göre yatırım yapmaları gerektiğini söyledi. Okur, bu nedenden dolayı 45’li yaşlara kadar olan katılımcılar için agresif hisse ağırlıklı fonların uzun vade için yararlı olacağını düşündüklerini ifade etti. Okur, “45’li yaşlardan sonra emekliliğe yakın bir periyot içerisinde olunacağından, agresif fonların bir kısmının stabil likit veya kamu borçlanma içeriği yoğun fonlara geçmelerini öneririz. Emekliliğe üç sene kala ise büyük çoğunluğunun standart sapması düşük fonların düşünülmesi makul olacaktır. Yapılan çeşitli stokastik kârlılık projeksiyonları da bu tavsiyeleri öngörmektedir” dedi.
Okur, BES’ten emekli olan kişi sayısının 9 binin üzerinde olduğunu belirtti. Bireysel emeklilikte henüz ikinci yıllarını tamamladıklarını söyleyen Okur, sektördeki en yeni oyunculardan biri olduklarını ifade etti. “Bugüne kadar sekiz katılımcımız sistemden emeklilik hakkını kazandı. Şirket olarak şu aşamada emeklilik gelir planı yahut diğer çoğu şirketlerde olduğu gibi süreli/ömür boyu irat opsiyon katılımcılarımıza sunmuyoruz. ” diyen Okur, emekli olacak yeni katılımcılar için emeklilik gelir planı ürünlerinin 2014 yılı sonu itibarıyla projelendirilmiş olduğunu söyledi.
Okur sözlerine şöyle devam etti: “28.03.2014 tarihli Emeklilik Gözetim Merkezi verilerine göre katılımcı sayısı adedi 4 milyon 409 bin 754 kişi ve katılımcıların fon tutarı 28 milyar lira olarak belirtilmiştir. Sene sonunda katılımcı adedi bazında 5.250 bin civarı olacağını ve daha optimistik bir piyasa öngörüsü ile devlet katkısı dahil 34 - 35 milyar lira civarında katılımcı fon tutarına ulaşılacağını düşünmekteyiz. Şirket olarak ise 28.03.2014 tarihindeki 159 bin katılımcı adedimizin sene sonunda 255 bin kişiye ulaşacağını düşünmekteyiz. Devlet katkısı dahil katılımcı fon tutarımızın sene sonuna kadar 1 milyar liraya ulaşmasını hedefliyoruz. ”

Haber için: ishansigorta.com.tr/otomatik-katilim-ruzgari-bekleniyor.aspx? pageID=505& nID=6570& NewsCatID=366
Haziran 2014

İshan Sigorta  yeni bir  gönderide  bulundu.

"Hayata Devam Türkiye"'nin 5. Etabı Sakıp Sabancı Müzesi'nde Başladı.

2656

“Hayata Devam Türkiye”nin 5. Etabı Sakıp Sabancı Müzesi’nde Başladı

Aksigorta’nın AKUT’la birlikte toplumumuzu başta deprem olmak üzere sel ve yangın gibi doğal afetler konusunda bilgilendirmek üzere 2010 yılında başlattığı ve 5 yıllık kurumsal sosyal sorumluluk projesi olarak tasarladığı “Hayata Devam Türkiye” Projesi’nin 5. Ve son etabı Sakıp Sabancı Müzesi’nde başladı.

“Hayata Devam Türkiye” Projesi’nin dün başlayan 5. Etabı boyunca Aksigorta’nın deprem tırı Sakıp Sabancı Müzesi’nin bahçesinde olacak. Müze’nin ziyaretçilerine ve İlköğretim öğrencilerine 30 Mayıs’a kadar G Force deprem simülatöründe 1999 yılında yaşanan 7,4 büyüklüğündeki Marmara Depremi yaşatılarak, konunun önemine bir kez daha vurgu yapılacak. “Güvenli Oda” ve “Güvenli Olmayan Oda” olarak iki farklı bölümün bulunduğu deprem tırında eşyaları sabitlemek gibi alınabilecek basit önlemlerin önemine dikkat çekilecek.

Binlerce vatandaşımızı yitirdiğimiz 1999 Marmara ve ardından yaşanan depremlerde, afetler konusunda bilgi yetersizliğinin, kayıpları daha da artırdığı gerçeğinden yola çıkılarak tasarlanan ve uygulanan “Hayata Devam Türkiye” Projesi’nin ilk 4 yılında 52 il, 174 ilçede toplamda 4 milyon kişi “Hayata Devam” dedi. 700 bine yakın öğrenciye ulaşılan kurumsal sosyal sorumluluk projesi kapsamında 60 bin kilometre yol katedildi, eş zamanlı olarak sosyal medyada gerçekleştirilen çalışmalarla da 1.4 milyon kişi bilgilendirildi.

ÜÇ KEZ ÖDÜLLE TAÇLANDIRILDI

“Hayata Devam Türkiye” projesi, geçtiğimiz 4 yıl içinde 3 kez ödülle taçlandırıldı. 2013 yılında 2.400 başvurunun yapıldığı SABRE ödüllerinde Türkiye’den Altın SABRE 2013 ödülünü alan “Hayata Devam Türkiye” Projesi, aynı yıl Stevie 2013 Uluslararası İş Ödülleri’nde bronz ödüle layık görüldü. “Hayata Devam Türkiye” Projesi, 2012 yılında da Türkiye Halkla İlişkiler Derneği tarafından verilen ve Türkiye’nin en prestijli ödülleri arasında yer alan Altın Pusula Ödülleri’nde Kurumsal Sorumluluk-Eğitim kategorisinde en iyi proje ödülünü almıştı.

UĞUR GÜLEN: “HALA KATETMEMİZ GEREKEN ÇOK YOL VAR”

Türkiye’nin yüzde 96’sının afet riski altında olduğunu belirten Aksigorta Genel Müdürü Uğur Gülen, Aksigorta’nın geçtiğimiz yıl araştırma şirketi Nielsen’e yaptırdığı Türkiye’nin afet bilinci konusunda gerçekleştirilmiş en geniş kapsamlı araştırmasında, Türkiye’de her 100 kişiden sadece 5’inin kendini afet riski altında gördüğünü, afet durumunda can ve mal kaybına uğrayacağını düşündüğünü ve bunun için hazırlıklı olduğunun tespit edildiğini hatırlattı. Geçtiğimiz Cumartesi günü Gökçeada açıklarında 6.5 şiddetinde yaşanan depremde can kaybı yaşanmamasından büyük mutluluk duyduğunu belirten Aksigorta Genel Müdürü Uğur Gülen, depremin etkisi ile değil, yaşanan panik nedeniyle 1’i ağır 266 vatandaşımızın yaralanmasının ise depreme ne kadar hazırlıksız olduğumuzun en önemli göstergesi olduğunu söyledi. Gülen, afet bilinci konusunda katedilmesi gereken daha çok yol olduğunu belirterek, şunları söyledi: “Halkımızın büyük bölümü doğal afetlere karşı hangi önlemleri alacağını ve felaketler sırasında ne yapacağını hala bilmiyor. ‘Hayata Devam Türkiye’ Projemiz ile AKUT’la beraber 4 yılda yaklaşık 4 milyon kişiye, eş zamanlı olarak gerçekleştirdiğimiz sosyal medya çalışmalarımızla da 1.4 milyon kişiye doğal afetler ve sigorta bilinci aşılamaya, vatandaşlarımızı afetlere karşı daha donanımlı hale getirmeye çalıştık. Afetleri engelleyemeyiz ama yaraları sarabileceğimize inanıyoruz. ”

AKUT Başkanı Nasuh Mahruki de AKUT'un varlık sebebinin, acil durumlarda ve afetlerde can kurtarmak olduğu kadar bu konularla ilgili toplumu bilinçlendirmek de olduğunu belirterek, şunları söyledi: “Afetler ve acil durumlarla ilgili konularda yanlış bilinenleri düzeltmek, doğru bilinenleri pekiştirmek ve unutulanları yeniden hatırlatmak amacıyla, eğitim ve toplum bilinçlendirme çalışmalarımızda da arama kurtarmada gösterdiğimiz disiplin, titizlik ve gayretle çalışıyoruz. Aksigorta ile birlikte 5. Yılını sürdürdüğümüz bu proje, AKUT'un iki kez, Afet Eğitimi Tırlarımızla 81 ilimizin tamamını ziyaret ettiğimiz projelerin ardından, bu kez ilçeler bazında ve çok daha kapsamlı ve çok daha fazla yurttaşımıza birebir ulaştığımız ve bilgi birikimimizi paylaştığımız en güçlü projemiz oldu. Doğal afetler konusunda halkımızı bilinçlendirmek adına 2010 yılında AKUT ve Aksigorta olarak bilgimizi ve gücümüzü birleştirerek ‘Hayata Devam Türkiye’ dedik. Bu bilinçlendirme turumuz sırasında vatandaşlarımızın böyle özel bir çalışmaya ne kadar ihtiyaçlarının olduğunu gördük. Aksigorta’ya afet eğitimi konusunda yaptığı öncülük için teşekkür ediyorum. ” dedi.

Daha Fazla Bilgi İçin:
Şebnem Ateş, Caretta İletişim
0216 470 93 43 - Dahili 116
[email protected]carettailetisim.com

Haber için: ishansigorta.com.tr/hayata-devam-turkiye... .
Haziran 2014

İshan Sigorta  yeni bir  gönderide  bulundu.

2015 YILINDA KÜRESEL ÜRETİM YÜZDE 3.9 ORANINDA ARTACAK

IMF’nin dünya ekonomisini inceleyen son raporuna göre, dünya ekonomisi daha güçlü bir şekilde iyileşmeye devam edecek. Küresel üretimin bu yıl yüzde 3.6 oranında artması, önümüzdeki yıl ise bu oranın 3.9’a çıkması bekleniyor. Gelişmekte olan ülkelerin ise bu yıl ortalama yüzde 4.9 civarında büyüyeceği öngörülüyor.

IMF, dünya ekonomisini incelediği son raporunu yayınladı. Rapora göre, daha zengin ulusların üretimi hızlandıkça, dünya ekonomisinin de daha güçlü bir şekilde iyileşmeye devam edeceği öngörülüyor. Buna karşın, gelişmekte olan ülkeleri tehdit eden risklerde de artış bekleniyor. IMF, dünyadaki üretim kapasitesinin artırılması için daha iyi yöntemler uygulanması ve ağır ilerleyen bir büyümeden kaçınılması gerektiğine dikkat çekiyor.
Küresel üretimin bu yıl yüzde 3.6 oranında artması, önümüzdeki yıl ise bu oranın 3.9’a çıkması bekleniyor. Ancak bu oranlar, ülkeler bazında bakıldığında beklenen artış oranları arasındaki derin uçurumu maskeliyor. Kemer sıkma politikalarının giderek azalması sonucunda ABD ve Avrupa’da büyümenin önünün açılacağı ifade edilen raporda, gelişmekte olan ülkelerin ise daha kötü ekonomik koşullar sebebiyle birkaç ay daha beklenenin altında büyüyeceği belirtiliyor.

FED 2015’İN ÜÇÜNCÜ ÇEYREĞİNE KADAR FAİZ YÜKSELTMEYECEK
Gelişmiş ülkelerin, 2008 yılında başlayarak tüm dünyayı etkileyen ekonomik durgunluğun etkilerinden daha hızlı bir şekilde kurtulmaya başlaması olumlu bir gelişme de olsa, büyüme dünyanın tüm noktalarında eşit bir hızda gerçekleşmiyor. IMF’ye göre, ekonomiye duyulan güvenin tekrar sağlanması, hızlı bir büyümenin garantilenmesi ve oluşabilecek risklerin minimuma indirilebilmesi için tüm dünyada daha fazla çaba harcanması gerekiyor.
ABD’nin bütçe kısıntılarının hafiflemesi, emlak piyasasının iyileşmesi ve daha basit bir mali politikanın izlenmesi sonucunda, bu yıl 2.8 oranında büyüyerek hep izlediği trendin üzerine çıkacağı düşünülüyor. Ayrıca, Amerikan Merkez Bankası’nın (FED), önümüzdeki yılın üçüncü çeyreğine kadar faiz oranlarını artırması beklenmiyor.

EURO BÖLGESİNDE DEFLASYON RİSKİ VAR
Raporda, Euro Bölgesi’ndeki ülkeler her ne kadar finansal olarak bölünmekten mustarip de olsa, bu ülkelerin kemer sıkma politikalarını giderek azaltması sonucunda bu ülkelerdeki ekonomik faaliyetlerin de hızlanacağına değiniliyor. Euro Bölgesi’nde görülebilecek hafif bir enflasyona da dikkat çeken rapor, bölgede büyümeyi baltalayacak bir deflasyon olmasına yüzde 20 civarında olasılık veriyor. Devam eden düşük enflasyonun, ekonomik büyümenin iyileşmesi açısından yardımcı olmayacağını vurgulayan IMF, Avrupa Merkez Bankası’nı para politikalarını yumuşatmaya çağırıyor.
Japonya içinse deflasyon, eskiden olduğu kadar ciddi bir tehdit oluşturmuyor. Bundaki başlıca sebepse tüketici vergisindeki önceden planlanan artışın zaten fiyatları yükseltmesi, böylece fiyatların vergiyle desteklenmesi olarak görülüyor. Ancak raporda, bu vergi artışının Japonya’nın büyümesini engelleyeceği ve dünyanın bu en büyük üçüncü ekonomisinin bu yıl durgunluğa girme ihtimalinin yüzde 20 olduğu ifade ediliyor.
IMF’nin yayınladığı raporda Rusya, Türkiye, Brezilya ve Güney Afrika gibi en büyük orta gelirli ülkelerin ekonomilerine dair tahminler de bulunuyor. Gelişmekte olan tüm ülkelerin bu yıl ortalama yüzde 4.9 civarında büyümesi bekleniyor. Bu ülkelerin hassas noktaları çoğunlukla kendilerine özgü olsa da, gelişmekte olan ülkelerin ekonomilerinde görülebilecek bir yavaşlama, hepsi için ortak bir risk olmaya devam ediyor.

UKRAYNA’DAKİ GELİŞMELER EKONOMİYİ TEHDİT EDİYOR
Ayrıca, Rusya ve diğer Batı ülkelerinin Ukrayna sebebiyle yaşadığı anlaşmazlığın, eski Sovyet ülkelerindeki büyümenin yavaşlamasına sebep olabileceği düşünülüyor. Önemli bir hammadde üreticisi olan ve Avrupa’ya doğalgaz ihraç eden en önemli ülkelerden biri olan Rusya’nın, Ukrayna’nın Kırım bölgesini topraklarına katması sonucunda AB ve ABD’nin yaptırımlarına maruz kalması bu anlaşmazlığın temelini oluşturuyor. IMF, tüm bunların neticesinde doğalgaz ve ham petrol ticaretinde yaşanabilecek aksaklıklar konusunda uyarılarda bulunuyor.

IMF’DEN EKONOMİK DURGUNLUK UYARISI
IMF’nin raporu, doğru politikalar izlenmediği sürece dünyada, özellikle de Euro Bölgesi ve Japonya’da yaşanabilecek bir durgunluk periyodunun tablosunu çiziyor. Gelişmiş ekonomilerde büyüme oranı düşüklüğünü koruyor. Çin gibi ülkelerin ekonomilerinin yatırımdan tüketime doğru yeniden şekillenmesi sonucunda gelişmekte olan ülkelerde de büyümenin azalması bekleniyor. Raporda büyüme potansiyelinin artırılması için daha hırslı yöntemler kullanılması gerektiği vurgulanıyor.

TÜRKİYE 2014 YILINDA YÜZDE 3.7 BÜYÜYECEK
Türkiye’ye de değinilen raporda, 2013’te ülkenin büyümesinin yüzde 3.2 oranında arttığı ifade ediliyor. 2014’teyse, ihracatın artması ve sermaye akışının iyileşmesine bağlı olarak bu oranın 3.7 oranında olacağına dair tahminde bulunuluyor. Yıllık enflasyon oranı gelişmekte olan Avrupa ekonomilerinin çoğunda makul seviyelerde kalması beklenirken, Türkiye’de bu oranın biraz artacağı düşünülüyor. Yapılan harcamaların, devletin 2012-2014 orta vadeli programıyla uyumlu olacağı öngörülüyor; ancak IMF, 2011’de başlatılan projeler göz önüne alındığında sermaye harcamalarının artacağını belirtiyor.

Haber için: ishansigorta.com.tr/2015-yilinda-kuresel... .
Haziran 2014

İshan Sigorta  yeni bir  gönderide  bulundu.

AVRUPA'DA TRAFİK SİGORTASI 4 KAT PAHALI

2656

Dünyanın önde gelen sigorta şirketlerinden Generali, Avrupa'da ve Türkiye'de Zorunlu Trafik sigortasına ödenen rakamları araştırdı. Araştırmanın sonuçları, Avrupa'da zorunlu trafik sigortası için sürücülerin cebinden Türkiye'ye oranla dört kat daha fazla para çıktığını ortaya koyuyor. Söz konusu farklılığın temelinde birçok farklı parametrenin olabileceğini ileten Generali, tüm ülkelerde iyi
sürücüye iyi fiyat vermenin de önemine de vurgu yapıyor.
Dünyanın önde gelen sigorta şirketlerinden Generali, Avrupa'da ve Türkiye'deki zorunlu trafik sigortasına ödenen rakamları araştırdı. Generali böylece değişik parametrelere dayalı olarak fiyatlandırmanın ülkeler bazında ne kadar fark edebileceğini ortaya koydu. Araştırmanın sonuçları, Avrupa'daki araç sahiplerinin zorunlu trafik sigortası için Türkiye'deki araç sahiplerine göre çok daha farklı rakamlar ödediğini gösteriyor. Avrupa'nın çeşitli ülkelerini kapsayan araştırmada
Türkiye, yıllık ortalama 89 Euro ile zorunlu trafik sigortasına ödenen miktarda son sırada yer alıyor. Listenin ilk sırasında ise yıllık ortalama 438 Euro ile İsviçre ve 431 Euro ile İtalya yer alıyor. İsviçre aynı zamanda GSYİH oranlarında bakıldığında geçtiğimiz yıllarda dördüncü sırada yer almıştı. İtalya ve İsviçre'yi sırasıyla
258 Euro'yla Avusturya ve 214 Euro'yla Almanya takip ediyor.
Doğu Avrupa ülkelerinde ise, zorunlu trafik sigortasının Batı Avrupa'ya kıyasla daha düşük olduğu göze çarpıyor. Bu ülkeler arasında Slovenya 212 Euro'yla ilk sırada yer alırken, onu sırasıyla 196 Euro'yla Hırvatistan, 136 Euro'yla Slovakya, 126 Euro'la Çek Cumhuriyeti ve ortalama 103 Euro'yla Polonya takip ediyor.
Sigorta devi Generali, araştırmasıyla ulaştığı bilgiler dahilinde güvenli sürüşün önemine de dikkat çekiyor. Avrupa ülkelerinde kaza oranı düşük olan sürücüler yıl içinde poliçelerini yenilerken, kaza yapmış sürücülere oranla çok daha az prim ödüyor. Konuyla ilgili olarak Generali Stratejik Planlama ve İş Geliştirmeden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Petar Dobric şu açıklamada bulundu:
"Generali Sigorta olarak tüm sürücüleri güvenli sürüş konusunda çok daha hassas olmaya davet ediyoruz. Bu konu, kaza oranlarının en aza indirilmesi, can ve mal kaybının yaşanmaması adına çok büyük önem teşkil ediyor. Ayrıca, yıl boyunca herhangi bir kazaya karışmamış sürücüler kaza yapanlara oranla çok daha düşük primler ödeyerek zorunlu trafik sigortası poliçelerini yenileme imkanına sahip oluyor. Söz konusu değerlendirmeyi yaparken kuşkusuz aynı zamanda GSYİH oranlarını da unutmamak gerekiyor.''
Generali'nin Türkiye'de de uygulamaya koyduğu sistem ile olabilecek en iyi fiyatları verilerek, iyi ve güvenli sürücüler ödüllendiriliyor. Yeni fiyatlandırma birçok farklı parametrenin yanısıra müşterinin hasar geçmişine göre de biçimleniyor. Generali, fiyat tespitinde müşterilerin risk hesaplamasını tüm detaylarıyla dikkate alıyor. Neticede iyi sürücüler her zaman uygun fiyatlar ödüyor.

Haber için: ishansigorta.com.tr/avrupada-trafik-sigo...
Haziran 2014

İshan Sigorta  yeni bir  gönderide  bulundu.

DEPREME DAYANIKLI ADAY BİNALAR BELLİ OLDU

2656

Doğal Afet Sigortaları Kurumu (DASK) tarafından, Türkiye'de ilk kez düzenlenen Depreme Dayanıklı Bina Tasarım Yarışması'na 28 üniversiteden 49 takım başvurdu. DASK'ın depreme dayanıklı bina tasarımı becerisini geliştirmek amacıyla inşaat mühendisliği öğrencilerine yönelik düzenlediği yarışmada 27 farklı üniversiteden 42 bina projesi finale kalmaya hak kazandı.

Öğrencilerin ve akademisyenlerin yarışmaya gösterdiği ilgiden son derece memnun olduklarını belirten DASK Koordinatörü İsmet Güngör şöyle konuştu: "Zorunlu deprem sigortası konutları depreme karşı, güvenli binalar ise bireylerin can güvenliğini korur. Bu sebeple binalarımızın depreme karşı daha dayanıklı olmaları için geleceğin inşaat mühendislerinde deprem bilinci oluşturmayı amaçlıyoruz. Kurumumuz deprem sigortası bilincini artırıp sigortalılığı yaygınlaştırırken diğer yandan da geleceğin inşaat mühendislerinde depreme karşı güvenli bina duyarlılığını yaratmaya çalışıyor. "

Haber için: ishansigorta.com.tr/depreme-dayanikli-ad... .
Haziran 2014

İshan Sigorta  yeni bir  gönderide  bulundu.

EMEKLİLİK YAŞI 70'E ÇIKTI

2656

Avustralya Federal Hükümeti, 2014 bütçesinde kemer sıkma uygulamaları çerçevesinde, işsizlik ödeneği, aile desteği, çocuk yardımı, dış yardımlar gibi birçok alanda kesintiye giderek, 65 olan emeklilik yaşını kademeli olarak 70’e çıkardı.

Avustralya’da iktidardaki Liberal Parti-Ulusal Parti Koalisyonu'nun 2014 bütçesine, başta ana muhalefetteki İşçi Partisi olmak üzere birçok kesimden tepki geldi.

Federal Hükümet tarafından dün açıklanan 2014 bütçesine göre, 1966 yılından sonra doğanlar 70 yaşında emekli olacak, 1 Temmuz 1952’den sonra doğan Avustralyalıların emeklilik yaşı ise kademeli olarak değişiklik gösterecek.

Avustralya’nın Melbourne kentinde Türklerin yoğun olarak yaşadığı bölge olarak bilinen Broadmeadows semtinde faaliyet gösteren Braodmeadows Türk Yaşlılar Derneği de yeni değişiklikleri üyelerine duyurmak için bir toplantı düzenledi. Broadmedows Türk Yaşlılar Derneği Başkanı Kubilay Genç, konuya ilişkin olarak AA muhabirine yaptığı açıklamada, bugün gençlerin dahi iş bulmakta zorluk çektiğine işaret ederek, hükümetin kararını eleştirdi.

Haber için:ishansigorta.com.tr/emeklilik-yasi-70e-c...
Haziran 2014

İshan Sigorta  yeni bir  gönderide  bulundu.

GENERALİ OTOMOBİLİNİZİ DÜŞÜNÜYOR

2656

Generali Araştırma Merkezi‘nin (GAM) yaptığı araştırmaya göre insanlar genel olarak kazaların, sürüş koşullarının zor olduğu kış mevsiminde artış gösterdiğini düşünürken kaza istatistikleri tam tersini ortaya koyuyor.

GAM’ın yaptığı araştırmaya göre sürücülerin yüzde 83’ü araç kullanmanın en tehlikeli olduğunu düşündükleri zaman kış mevsimi... Sürücülerün yüzde 81’i ise trafik kazalarının en çok kışın yaşandığını düşünüyor. Oysa TUİK verileri, kazaların yıl içinde en yoğun yaz mevsiminde gerçekleştiğini gösteriyor. Haziran ayında tatil döneminin başlamasıyla birlikte, trafik yoğunluğuna paralel kaza oranları da artış gösteriyor.

299.99 TL ÖDEYENE 50.000 TL’YE VARAN GÜVENCE

Generali, yaklaşan yaz mevsimi öncesinde sürücüleri trafikte güvende olmaya çağırıyor. Mini Kasko Ekstra, 299.99TL’lik fiyatıyla sürücüleri diğer bir araçla çarpışma durumunda meydana gelen hasarlar dahilinde yılda iki kere olmak üzere, toplamda 50.000 TL’ye kadar güvence altına alıyor. Mini Kasko Ekstra, “Mini Onarım Hizmeti”ni de kasko kapsamında ücretsiz sunuyor. Mini Kasko Ekstra, ‘Kişisel Eşyalar’ ve ‘Evde Bakım’ teminatlarının satın alınmasıyla poliçenin kapsamı daha da genişletilebiliyor. Belirlenen limitle (yıllık 750TL) sunulan ‘Kişisel Eşyalar’ teminatı, araçta bulunan sigortalı ve/veya sigortalı aile bireylerine ait kişisel eşyaları, Kasko Sigortası Genel Şartları kapsamındaki riskler neticesinde oluşan zararlara karşı güvenceye alınmasını sağlıyor.

Generali Sigorta Stratejik Planlama ve İş Geliştirmeden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Petar Dobric ürünle ilgili şu yorumda bulundu: “Mini Kasko Ekstra ürününü tasarlarken yüksek maliyeti nedeniyle Kasko Sigortası alamayan ancak kapsamlı güvence isteyen özellikle 3 yaş ve üstü araç sahibi kişileri hedefledik. Önümüzdeki yaz aylarında okulların da kapanmasıyla birçok kişi daha önce hiç gitmediği güzergahları kullanarak farklı yazlık illere yolculuk edecek. Burada da olası riskler daha da artıyor. Özellikle iki aracın çarpışması gibi riskler en çok karşılaşılan durumlar arasında. Bu yüzden Generali olarak fiyatıyla ulaşılabilir ve en çok gerçekleşen riski kapsayan bir ürün geliştirdik. 299.99 TL’lik sabit fiyatıyla tüketiciler aldıkları ürünün içeriğini şeffaf bir şekilde görüp kararlarını kolayca verebiliyorlar. Bu da Generali olarak “Sigorta’nın Kolay Hali” söylemimizin ne kadar arkasında olduğumuzun bir göstergesi. ” dedi.

Haber için:ishansigorta.com.tr/generali-otomobilini...
Haziran 2014

İshan Sigorta  yeni bir  gönderide  bulundu.

GENERALI'DEN SATIŞ SONRASI HİZMETE VURGU

2828

Geli Sigorta’nın Zorunlu Trafik Sigortası satın alan müşterilerine ‘Asistans Hizmeti’ kapsamında sunduğu ücretsiz lastik değişimi ve yakıt bitmesi durumunda yol yardımı hizmeti, Leo Burnett İstanbul yaratıcı ekibi tarafından kampanyanın ikinci reklam filminde anlatıldı. Film, tüm televizyon kanalları ve radyolarda eş zamanlı olarak yayınlandı.
Aylin ve Alper çifti otomobilleriyle yol alırken aracın lastiğinin aniden patlamasıyla şaşkınlık yaşar. Alper arabadan sinirli bir şekilde inerek ceketini çıkarır ve lastik değiştirmek üzere bagajda krikoyu aramaya başlar. Aylin, Alper’e lastik değiştirmek zorunda olmadığını söylediğinde Alper şaşırır ve merak içinde kendisi dışında bu işi kimin yapabileceğini sorar. Aylin, yolda kalınması halinde Generali’den Zorunlu Trafik Sigortası alan herkese ‘Generali Asistans Hizmeti’ dahilinde ücretsiz lastik değişimi hizmeti verildiğini ve tek yapmaları gerekenin Generali’den Ali’yi aramak olduğunu iletir. Generali Asistans Hizmeti tarafından yönlendirilen servis elemanının kısa sürede lastiği değiştirmesiyle film sona eriyor.

Reklam filmi lastik arızası gibi arabayla seyahat eden herkesin sıkça karşılaşabileceği bir sorunun çok kolay bir şekilde çözülebileceğini ve bunun için Generali’den ‘Zorunlu Trafik Sigortası’ alınmasının yeterli olacağını ekrana taşıyor. Film, kampanyanın ilkinde olduğu gibi izleyenlerin yine büyük beğenisini kazandı.

Reklam kampanyasıyla ilgili olarak, Generali Sigorta adına Generali Türkiye Strateji ve İş Geliştirmeden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Petar Dobric’in yorumları şöyle oldu: “Generali Sigorta olarak Zorunlu Trafik Sigortası satın alan tüm müşterilerimize ücretsiz verdiğimiz ‘Asistans Hizmeti’yle hayatı kolaylaştıran çözümler sunmaya devam ediyoruz. Sigortanın Kolay Halini sunan Generali, zorunlu trafik sigortası kapsamında lastik değişimine ek olarak yakıt bitmesi durumunda yakıt desteği, sağlayarak yolda giderken karşılaşılabilecek olası risklere karşı güven sağlıyor. Böylece yolda başınıza gelebilecek her türlü durumda da sürücülere destek olarak hayatlarını kolaylaştırmayı amaçlıyoruz. Sigortalılarımıza Generali’den alacakları Prestij Trafik Sigortasıyla birlikte ayrıca, araç çilingir hizmeti, akü bitmesi durumunda şarj veya çekme hizmeti de sunuyoruz. Bu da sigortalılarımıza sadece satış anında kolaylık sağlamak değil aynı zamanda satış sonrası da zor durumlarda hayatlarını kolaylaştırmayı amaçladığımızı gösteriyoruz. ”

Çekimleri İstanbul’da 1 günde gerçekleştirilen reklam filminin prodüksiyonunu Spark Film üstlendi. Büyük beğeni toplayan reklam filminin yönetmenliğini Emre Şahin yaptı.

Haber için: ishansigorta.com.tr/generaliden-satis-sonrasi-hizmete-vurgu.aspx? PageID=505& nID=6563& NewsCatID=366
Haziran 2014

İshan Sigorta  yeni bir  gönderide  bulundu.

TARSİM SİGORTA HAFTASI'NIN "PAZAR YERİNDE" KUTLADI

2656

TARSİM (Tarım Sigortaları Havuzu) ülkemizde sigorta bilincinin yaygınlaştırılması amacıyla bu yıl 26 Mayıs – 01 Haziran tarihleri arasında 4'üncüsü gerçekleştirilen Sigorta Haftası’nı “Pazar Yeri” organizasyonu ile kutladı.

Kutlama çerçevesinde, 27 Mayıs’ta İstanbul’un Beykoz İlçesi’ne bağlı Mahmut Şevket Paşa Köyü’nde “TARSİM Pazar Yeri” organizasyonu gerçekleştirildi. Etkinliğe, Tarım Sigortaları Havuzu (TARSİM) Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Ramazan Kadak, Başkanlık Hazine Müsteşarlığı Sigortacılık Genel Müdürü ve Tarım Sigortaları Havuzu (TARSİM) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Dr. Ahmet Genç, Gıda - Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Tarım Reformu Genel Müdürlüğü Tarım Sigortaları ve Doğal Afetler Daire Başkanı Bekir Engürülü, Türkiye Sigorta Birliği Genel Sekreter Yardımcısı ve Tarım Sigortaları Havuzu (TARSİM) Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Kalkavan, Tarım Sigortaları Havuzu (TARSİM) Yönetim Kurulu Üyesi ve Tarım Sigortaları Havuz İşletmesi Genel Müdürü A. Bülent Bora ve Genel Müdür Yardımcısı Zeki Karakurt, Genel Müdürlük ile Tekirdağ Bölge Müdürlüğü çalışanları, İstanbul İl Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürü Kasım Piral, Beykoz Kaymakamlığı, Beykoz İlçe Tarım Müdürlüğü, Beykoz Belediyesi, Beykoz Ziraat Odası, Sakarya Tarım Kredi Kooperatifleri Bölge Birliği, Beykoz Tarım Kredi Kooperatifi, İstanbul Arı Yetiştiricileri Birliği, sigorta şirketleri ve bankalardan yetkililer, üreticiler/yetiştiriciler, köy muhtarları ve yöre halkı katıldı.

Etkinlik çerçevesinde gerçekleştirilen tanıtım toplantısında, sigortanın hayatımızdaki giderek artan önemine değinildi, tarım sigortaları hakkında genel bilgilendirilmeler yapıldı. Üreticilerin bin bir emeğe ile zorlu ve uzun bir yolculuktan sonra tarladan ve bahçelerden sofralarımıza ulaşan ürünlerin tüketiciyle buluştuğu “Tarsim Pazarı” etkinliğin merkezinde yer aldı. Folklor gösterisi ile devam eden program çerçevesinde, sembolik olarak kurulan pazaryeri gezildi, sergilenen ürünler ve ürünlere ait bilgiler incelendi.

Haber için:ishansigorta.com.tr/tarsim-sigorta-hafta...
Mayıs 2014

İshan Sigorta  yeni bir  gönderide  bulundu.

SİGORTA HAFTASI SİGORTA SEMPOZYUMUYLA BAŞLADI

2656
Sigorta bilincinin artırılması amacıyla bu yıl 26 Mayıs - 1 Haziran tarihleri arasında kutlanan Sigorta Haftası, Sigortacılık Eğitim Merkezi tarafından düzenlenen “Sigorta ve Bireysel Emeklilik Sektöründe Dağıtım Kanalları” konulu III. Ulusal Sigorta Sempozyumu ile başladı.

Sempozyumun açılışında konuşan T. C. Başbakanlık Hazine Müsteşar Yardımcısı Burhanettin Aktaş sektörün yanı sıra dünyadaki ve Türkiye’deki dağıtım kanalları ile ilgili değerlendirmelerde bulundu. T. C. Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ve Türkiye Sigorta Birliği’nin katkısıyla Sigortacılık Eğitim Merkezi (SEGEM) tarafından 26 Mayıs Pazartesi günü InterContinental İstanbul Hotel’de düzenlenen III. Ulusal Sigorta Sempozyumu’nda sigorta ve bireysel emeklilik dağıtım kanallarında yeni düzenlemeler ile ilgili sorunlar ve çözüm önerileri, düzenleyici, sigorta şirketi, acente, broker ve banka perspektifinden ele alındı. Sempozyumun açılış konuşmalarını T. C. Başbakanlık Hazine Müsteşar Yardımcısı Burhanettin Aktaş, Türkiye Sigorta Birliği Başkan Yardımcısı Ragıp Yergin ile SEGEM Yönetim Komitesi Üyesi ve TOBB Başkan Yardımcısı Ender Yorgancılar gerçekleştirdi. Türkiye’deki prim üretiminin yüzde 70’ini gerçekleştiren acentelerin kurumsallaşmasını desteklemek amacıyla Nisan ayı sonunda yürürlüğe giren yönetmeliğe dikkat çeken T. C. Başbakanlık Hazine Müsteşar Yardımcısı Burhanettin Aktaş, “Yeni yönetmelik ile sigorta acenteliği faaliyetlerinin sigortacılık sektörüne olan güveni artırıcı bir biçimde sürdürmesi ve sözleşme taraflarının hak ve menfaatlerinin korunması hedeflenmektedir” dedi. Aktaş, toplumdaki sigorta algısının mimarının dağıtım kanalları olduğunun altını çizerek “Mayıs ayında yürürlüğe giren yeni bir yönetmelikle de teknolojik gelişmelere paralel olarak satışların, internet kanalı, çağrı merkezi ve benzeri uzaktan satış yöntemleri ile yapılabilmesinin önü açılmıştır” diye konuştu.

Aktaş, bireysel emeklilik sistemi (BES) ve DASK ile ilgili gelişmelere de değinerek, BES’teki devlet katkısı ile memnuniyet verici bir artış sağlandığını, DASK’ın ise tapu işlemleri, elektrik ve su aboneliği için zorunlu hale getirilmesi ile 2017’de 10 milyon konutun sigortalanmasının hedeflendiğini söyledi.

“PRİM ÜRETİMİ DE ACENTE SAYISI DA ARTACAK’’

Türkiye Sigorta Birliği Başkan Yardımcısı Ragıp Yergin de konuşmasında dağıtım kanallarının önemine değinerek, TSB olarak bu alanda yapılacak düzenlemelerde mümkün olduğunca bir çerçeve çizilmesinin ve çerçevenin sigortacılık sektörü ve piyasa teamüllerine uygun olarak sektörün paydaşları tarafından doldurulmasının, piyasayı daha etkin ve efektif kılacağına inandıklarını vurguladı.
Yergin Türkiye’deki acente sayısına dikkat çekerek “Mevcut koşullarda şimdiki sayı yeterli düşünülse bile, yakın gelecekte sektörde yaşanacak gelişmelere paralel bir biçimde prim üretiminin yükseleceğini, buna bağlı olarak da acente sayısının artacağını öngörüyoruz. Belçika’da her 10 bin kişiye 8, Hollanda’da 6, Fransa’da ise 3 sigorta acentesi düşerken, ülkemizde bu sayı 2’dir. Aynı şekilde her 10 bin kişiye düşen banka acentesi sayısında da benzer bir tablo ortaya çıkmaktadır. Prim üretimindeki artışa paralel gerek acente, gerekse banka acentesi sayısında bir artış yaşanacağını düşünüyoruz” dedi. Yergin, orta vadede uzaktan satışların artmasının ve aslan payının internette satışlarında olmasının beklendiğini söyleyerek, sigorta şirketlerinin bu alana şimdiden odaklanmasını önerdi.
SEGEM Yönetim Komitesi Üyesi ve TOBB Başkan Yardımcısı Ender Yorgancılar, Birlik tarafından yetkilendirilen 115 odanın 14.500 acenteyi mevzuata uygunluk açısından denetlendiğini belirterek “Denetim mekanizmaları sürekli işliyor ve geliştiriliyor. Ancak acente dışı diğer dağıtım kanalları için bunu söylemek mümkün değildir. Bankalar, doğrudan satış kanalları ve kısmen brokerlar için hem düzenleme, hem de uygulama eksikliği bulunmaktadır. Dağıtım kanalları arasında oluşabilecek haksız rekabetin önlenebilmesi için gerekli düzenlemelerin ivedilikle yapılması şarttır” dedi. Dağıtım kanalının sektörün tüketici ile buluşma noktası olduğunun altını çizen Yorgancılar, dağıtım kanalı sağlıklı olmazsa müşteri memnuniyetinden bahsedilemeyeceğinin altını çizdi.
III. Ulusal Sigorta Sempozyumu açılış konuşmalarının ardından iki ayrı oturumla devam etti. Sabah gerçekleştirilen “Dünya’da ve Türkiye’de dağıtım kanalları” oturumunda, dağıtım kanalları ile ilgili düzenleyici çerçevenin ve yeni trendlerin yanı sıra sektördeki alternatif dağıtım kanalları ve dağıtım kanallarındaki prim üretimi ve karlılığın artırılması konuları görüşüldü.
Oturumda konuşan Hazine Müsteşarlığı Sigortacılık Genel Müdürü ve SEGEM Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Genç de Türkiye’de sigorta sektörünün potansiyeline dikkat çekerek, bu potansiyelin gerçekleştirilmesi için dağıtım kanallarının önemini vurguladı. Genç, internet satışı ile ilgili olarak Hazine Müsteşarlığı’nın bilgilendirmeyi adım adım yapacağını, altyapı ile ilgi bir çerçeve sunup sunulmayacağının ise henüz netlik kazanmadığını vurguladı.
Gelen bir soru üzerine portföy mülkiyeti ile ilgili düzenlemek yapabilmenin neredeyse imkansız olduğunu da vurgulayan Genç “Daha önce yaptığımız düzenleme hem acenteler, hem de sigorta şirketleri tarafından beğenilmedi. Piyasaya müdahale etmek istemiyoruz, bunun yeri acente sözleşmesidir” dedi.
“Sigorta ve bireysel emeklilik dağıtım kanallarında yeni dönem” konulu ikinci oturumda ise dağıtım kanallarındaki denetim konusu sigorta şirketlerinin yanı sıra acente, broker ve eksperlerin bakış açıları ve görüşleri doğrultusunda değerlendirildi ve çözüm önerileri tartışıldı.

SİGORTA HAFTASI BU SENE DE ETKİNLİKLERLE KUTLANACAK

Sigorta Haftası, sigorta bilincinin tabana yayılması ve geleceğin bugünden yapılandırılması için sigorta alanında faaliyette bulunan kurum ve kuruluşlar tarafından eş zamanlı etkinliklerle 26 Mayıs – 1 Haziran 2014 tarihleri arasında kutlanacak.
T. C. Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ile Türkiye Sigorta Birliği’nin (TSB) oluşturduğu Sigorta Bilinçlendirme ve Tanıtım Stratejisi Komisyonu tarafından yürütülen çalışmalar ve desteklenen etkinlikler şöyle:
- Hafta boyunca web sitelerinde kullanılması amacıyla sigorta sektörü hakkında genel bilgi veren bir infografik hazırlandı.
- SEGEM tarafından düzenlenen III. Ulusal Sigorta Sempozyumu, 26 Mayıs Pazartesi günü saat 09:30-16:30 arasında günü InterContinental İstanbul Hotel’de gerçekleşecek.
- SAB Sigorta Acenteleri Derneği tarafından düzenlenecek Türk Müziği Korosu konseri 26 Mayıs Pazartesi akşamı 19:30-21:00 saatleri arasında Milli Reasürans Konser Salonu’nda izlenebilecek.
- TARSİM tarafından Beykoz ilçesine bağlı Mahmut Şevket Paşa Köyü’nde, 27 Mayıs Salı günü 11:00-15:30 saatleri arasında TARSİM Pazar Yeri organizasyonu gerçekleştirilecek.
- TÜSİAR, BASİAD ve SADER derneklerinin ortak organize ettiği ağaç dikme etkinliği 29 Mayıs Perşembe günü Ankara’da gerçekleşecek.
- SEGEM Resim Yarışması Ödül Töreni ve Sergi Açılışı 30 Mayıs Cuma günü saat 15:00’te SEGEM TOBB Plaza’da gerçekleşecek.

- TSB tarafından düzenlenen III. Basketbol Turnuvası, 1 Haziran Pazar günü oynanacak final maçlarının ardından Şişli Terakki Spor Salonu’nda gerçekleştirilecek 20:45’teki ödül töreni ile sona erecek.

Bahsedilenler dışında, sektörde yer alan kurum ve kuruluşlar tarafından sigorta bilincinin tabana yayılması hedefiyle ülke çapında veya bölgesel farklı etkinlikler de düzenlenmektedir. Hazine Müsteşarlığı Stratejik Planı kapsamında her yıl Mayıs ayının son haftası kutlanması kararlaştırılan Sigorta Haftası ile tüketicilerin doğru bilgilendirilmesi, sigorta hakkında bilinçlendirilmesi, tüketicilerin sektöre ve sektörün geleceğine güven duyması hedefleniyor.

Kaynak için: ishansigorta.com.tr/sigorta-haftasi-sigo... .
Mayıs 2014

İshan Sigorta  yeni bir  gönderide  bulundu.

ÜRÜN SORUMLULUK SİGORTASI VAZGEÇİLMEZ ÇÖZÜM OLDU

2656

Ürün sorumluluk sigortaları Türkiye’de son yıllarda talep edilen bir branş haline geldi. Asıl hedef, sigorta ettirenin (üretici) mal varlığında meydana gelecek azalmayı önlemek. Bu sigorta türü hem tüketici hem de finansal gücünü ve itibarını kaybetmek istemeyen üreten için vazgeçilmez bir sigorta çözümü olarak da nitelendiriliyor.

ÜRETİM hataları günümüzde seri üretim biçiminin istenmeyen ama önüne geçilemeyen bir sonucu. Ayrıca, büyük çapta zararla sonuçlanan olaylara da sebep oluyor. Üreticinin sorumluluk konusu, ilk olarak Amerika, İngiltere gibi, sanayi ve ticaret alanında gelişti ve tüketici bilincinin fazla olduğu ülkelerde ortaya çıktı. Bununla beraber, ülkeler arası gelişen ticaretin de etkisiyle, kısa zamanda her devletin dikkat etmesini gerektiren bir konu halini aldı. Bir üreticinin, ürününü hatalı olarak piyasaya sürmüş olması, kusuru olmasa dahi o üründen zarar görmüş kişilere karşı sorumlu tutulmasına yetiyor. Ayrıca, hem tüketici hem de finansal gücünü ve itibarını kaybetmek istemeyen üreten için vazgeçilmez bir sigorta çözümü olarak da adlandırılıyor. Ürün sorumluluğu sigortası bir çeşit hukuki sorumluluk sigortası. Bu sigorta türü, sigortalının ürettiği malların kullanılması esnasında üçüncü şahısların ürünün kusuru nedeniyle uğrayacağı zararlar neticesinde yasal olarak ödemekle sorumlu olduğu bedeni veya maddi zararları tazmin eden bir ürün olarak belirtiliyor. Ürün sorumluluk sigortası kapsamında verilen teminatlar, bu branşın prim fiyatları hakkında düşüncelerini aktaran sektör yöneticileri, hem gerçekleşen ürün sorumluluk risklerine örnek verdiler, hem de müşteri gözüyle bu konuyu değerlendirdiler.

GERÇEKLEŞEBİLECEK ÜRÜN SORUMLULUK RİSKİ
Generali Sigorta Genel Müdürü Mine Ayhan, ürün sorumluluk sigortalarına şu şekilde bir örnek verdi: “Mesela, otomotiv sanayiine tedarikçi olarak hizmet vermektesiniz, ürettiğiniz malı ana sanayi firmasına satıyorsunuz ve ilgili firma sizin ürünlerinizi kullanarak hususi /ticari araç üretiyor. Bu aracın ürününüzün kusurundan dolayı kaza yaptığını ve üçüncü şahıslara zarar verdiğini varsayarsak, işte bu noktada sizin firmanıza gelebilecek tazminat taleplerini karşılayan ürün sorumluluk sigortasıdır. Yurtdışından ithal ederek Türkiye’de distribütör olarak sattığınız ürünlerin kusurundan dolayı üçüncü şahıs zararları/tazminat talepleri bu poliçeyle teminat kapsamındadır. ”
Öte yandan, ürün sorumluluk sigortaları Türkiye’de son yıllarda talep edilen bir branş haline gelirken, yönetici sorumluluk sigortaları da (Directors and Officers Liability) yeni Türk Ticaret Kanunu ile şirketler ve yöneticiler için birçok yeniliği, değişikliği ve sorumluluğu beraberinde getirdi. Eski TTK’ya göre bir şirkette bir sorun varsa bundan herkes sorumlu olurdu ve tüm şirkete ceza verilirdi. Yeni TTK’da ise yatay sorumluluk yerine dikey sorumluluk oluştu. Bir problem ile karşı karşıya gelince buna sebep olan kişi veya birime ceza geliyor. Yönetici sorumluluk sigortalarıyla ilgili bu gelişimi değerlendiren Anadolu Sigorta Genel Müdür Yardımcısı Levent Sönmez, 1 Temmuz 2012’de yürürlüğe giren yeni Türk Ticaret Kanunu ile giderek artan önemi göz önüne alınarak sorumluluk sigortalarının ilk kez ayrıntılı olarak düzenlendiğini belirtti. Sönmez, “Meslekleri gereği bir hata yapıp, tazminat talebiyle karşılaşacağını düşünen kişilerin düzenleyeceği sözleşmelerle ilgili olarak, ‘Sorumluluk Sigortaları’ kavramı Türk hukukuna girmiştir. Buna göre, sigortacı, sigortalının sözleşmede öngörülen ve zarar daha sonra doğsa bile, sigorta süresi içinde gerçekleşen bir olaydan kaynaklanan sorumluluğu nedeniyle zarar görene tazminat ödeyecektir. Yeni TTK’da zarar görenin uğradığı zararı doğrudan sigortacıdan isteyebilmesi öngörülmektedir” dedi.
Ürün sorumluluk sigortaları konusunda hatasız üretilmiş bir ürünün piyasaya sürüldüğü anda kimse tarafından bilinmeyen bazı tehlikelerin ve zararlı sonuçlar doğurduğunun, sonradan bilim ve tekniğin gelişimi sonucu ortaya çıkabileceğini söyleyen Güneş Sigorta Genel Müdür Yardımcısı Hasan Altaner ise, “Gelişim bozukluğu olarak adlandırdığımız bu sebep de tazminata neden olabilir. Örneğin alerjik hassasiyetleri olan kişilerin çikolatadan etkileneceğine dair ürün üzerinde bir işaret veya uyarı yapılmaması nedeniyle çikolata yiyen bir çocuğun alerjik reaksiyon göstermesi sonucu uğranılacak zarar ürün sorumluluk sigortası tarafından karşılanır” dedi.

‘EK GÜVENCE SAĞLIYOR’
Ayrıca, ürün sorumluluk sigortasının fiyatlamasını tetikleyen ana konular arasında ciro büyüklüğünün, ürünlerin satıldığı coğrafi alanın ve sigortalının faaliyet alanının yer aldığını vurgulayan Eureko Sigorta Teknik Genel Müdür Yardımcısı Süha Çele, dünya piyasalarıyla karşılaştırıldığında ülkede bu branşın primlerinin düşük kaldığını söyledi ve ürün sorumluluk sigortasının bir ürün garanti sigortası olmadığını, bununla birlikte firmaların ürettiği ürünle ilgili sorumluluğuna ilişkin güvence sağlaması nedeniyle, ürünün satıldığı firmalara karşı hem prestij hem de ek güvence sağladığını da sözlerine ekledi.
Son olarak, konuyla ilgili düşüncelerini aktaran AIG Sigorta Sorumluluk Sigortaları Müdürü İpek Kutluğ Özcan, “Yerel kanun ve ürün standartları söz konusu olabileceği gibi, ülke vatandaşlarının yüksek tüketim bilinciyle, ayıplı ürünler için dava açma alışkanlıkların olması da mümkündür. Bu durumda üretici kısıtlı bilgiye sahip olduğu bir yerel mevzuatla karşı karşıya kalabilir. Tüm dünyada geçerli ve tüm dünya mahkeme kararlarının kabul edilmiş olduğu ürün sorumluluk poliçesinin mevcudiyeti, üreticinin can simidi olacaktır” dedi.

D& O, SİGORTAYA OLAN TALEBİ ARTIRACAK
Directors & Officers Liability Insurance (D& O - Yönetici ve Müdür Sorumluluğu Sigortası), yöneticilerin ihmalkâr davranışları, hataları veya idari görevlerini tam olarak yerine getirememeleri halinde finansal kaybına neden oldukları üçüncü kişiye tazminat ödeme sorumluluğuna karşı güvence sağlıyor. 1 Temmuz 2012’de yürürlüğe giren yeni TTK’nın özellikle kurumsal yönetim ve profesyonel yönetim alanında şirketler ve yöneticiler için birçok yeniliği, değişikliği ve sorumluluğu beraberinde getirdiği söyleniyor. Bu sigorta türünün risk azaltıcı olumlu bir etken olarak nitelendirilmesi sebebiyle sigortaya olan talebin artacağı da belirtiliyor.

Haber için: ishansigorta.com.tr/urun-sorumluluk-sigo... .
Mayıs 2014

İshan Sigorta  yeni bir  gönderide  bulundu.

SOSYAL GÜVENLİKTE DEVRİM

Hükümet, çalışma yaşamı ve sosyal güvenlikle ilgili devrim niteliğinde bir paket hazırlıyor. Devlet 22 milyar liralık Bağ-Kur alacağının üzerini çizecek. İki kişi istihdam eden emekli destek primi ödemekten kurtulacak, 1.3 milyon prim borçlusunun da sağlık hizmetinden yararlanmasını kapsayan yeni çalışmaya göre gündelikçi ihtiyacını istihdam büroları karşılayacak. İki kişi istihdam edenden emekli destek primi almayı düşünmediklerini belirten Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, "Böylece yüzde 15 destek primi vermeyecek. Bu kapsamda olan 160 bine yakın kişi var. Düşünün sadece bir kişi çalıştırsa 4-5 kişilik ailenin geçindirilmesi anlamına geliyor. Genç emeklilik 15-20 yıl sonra tarihe karışacak" dedi. Emekliden gündelikçiye, esnaftan taşerona kadar geniş bir kesimi ilgilendiren düzenlemeler Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın da onayı alınarak hayata geçirilecek.

22 MİLYARLIK ALACAK VAR:

22 milyar lira Bağ-Kur alacağı var. Yıllarca biriken kronik bir alacaktan söz ediyoruz. Vatandaş, esnaflığı, ticareti bırakalı yıllar olmuş ama borcu var. Sağlık hizmetlerinden de yararlanamıyor. Yeni düzenlemeyle primini, hizmet sürelerini donduruyor. Böylece 1 milyon 300 bin kişi sağlıktan yararlanabilecek.

İLK ATAMAYA 3 YIL ZORUNLULUĞU:

Kamu çalışanlarında bir dizi yeni adım atılacak. İlk atanacak memurlar gittiği yerde 3 yıl kalacak. Kariyer mesleğe atananlar konusunda da düzenleme yapılacak. Örneğin bir uzman yardımcısı sınırsız bir şekilde başka kurumlara geçiş yapabiliyordu. Şimdi Hazine'den Maliye'ye geçerse başka yere gitmeyecek. Kadrosu sabit kalacak.

KIDEM GÜNDEME ALINMALI:

Kıdem tazminatı, 657 sayılı yasa gibi konularda siyasi süreç çok önemli. O yüzden 2015'te kim göreve gelirse bu konuları hemen gündeme almaları gerekiyor. Kıdem konusunda yüzde 100 çalışan lehine bir düzenleme öngördük.

YAŞI DOLUP PRİMDEN BEKLEYENLER:

Yaşını doldurup prim günü eksik olanlar konusu da gündemde. Birçok konu gibi bu da inceleniyor. Ancak önüme gelen bir çalışma yok.

HEMŞİRE TAŞERON OLAMAYACAK:

Böylece bir hemşire taşeron işçi olarak çalıştırılamayacak. Bakıyorsunuz kamuya temizlik elemanı alınıyor ancak başka işlerde çalıştırılıyor. Taşeron işçinin de izin hakkı, 3 yıl güvencesi ve kıdemi olacak. Bugün bakıyorsunuz Karayollarında, 3 bin lira maaşlı işçi var bir de aynı hizmeti veren 900 TL alan taşeron işçisi var. Bu son bulacak.

TAŞERONDA KEYFİLİK BİTİYOR:

Kamuda 200 bin işçi var, 700 bin taşeron var. Kamuda taşeron çalıştırmada bir keyfilik var, bir disiplinsizlik söz konusu. Asıl işçi ile alt işveren işçisi arasında karmaşık bir durum var. Netleşmesi gerekiyor. Özel sektörde de sigortasız çalıştırılıyorsa denetimle çözülecek. Hangi işlerin asıl hangilerinin hizmet alımı şeklinde olacağının tasnifini yapacağız. Kamuda şu işleri yapanlar asıl işçi olacak diyeceğiz. Hizmet alımı devam edecek.

GÜNDELİKÇİYE FORMÜL:

Türkiye'de evde çalışanların sayısı çok yüksek (1 milyon) . Kadınlar ve mevsimlik işçilerin istihdam bürosu üzerinden temin edilmesi gündemde. Bürolar etkin hale getirilecek. Böylece 5 gün farklı evde çalışanların sigortası da yatmış olacak. Bu kişilerin kaydı istihdam bürosunda olacak, İŞKUR kanalı ile eğitim verilecek.

ASIL İŞVERENE SORUMLULUK:

Özel sektörde de taşeron hizmeti alan asıl işverene sorumluluk yükleniyor. Örneğin bir işyeri taşeron şoför çalıştırıyor. Firması şoförün maaşını ödemediğinde asıl işveren önce işçinin maaşını verecek.

1. İstihdam yaratan destek primi ödemeyecek

2. 22 milyarlık Bağ-Kur alacağı çizilecek

3. 1.3 milyon prim borçlusu sağlık hizmetinden yararlanacak

4. Gündelikçiyi istihdam bürosu ayarlayacak

Sabah

Haber için: ishansigorta.com.tr/sosyal-guvenlikte-de... .
Daha Fazla