Bilmek istediğin her şeye ulaş

Havacılık Ve Uzay Mühendisliği Bölümü Öğrencisi Barış Işın inploid.com'da 20 soru sordu, 20 soru yanıtladı ve 7 takipçisi var.

Mart 2012

Barış Işın bir yanıt verdi.

Osmanlı'nın uyguladığı iltizam sisteminin amaçları nelerdir?

Osmanlı İmparatorluğu’nda XVI. yüzyılda bazı eyaletlerin vergi gelirlerinin açık artırma yoluyla belirli bir bedel karşılığında şahıslara satılmasına iltizam sistemi denilmiştir. Bu kişilere de mültezim adı verilmiştir.

İltizam sisteminin uygulanması sonucunda;
Devlet eyaletlerin vergi gelirlerini peşin alarak nakit ihtiyacını karşılamış, alınan paralarla yönetici ve askerlerin maaşlarını karşılamıştır.

Mültezime bırakılan Topraklarda Asker yetişmemiş, tımarlı sipahilerin önemi azalmıştır.

Osmanlı Devleti’nin zayıflaması ve gerekli denetimlerin yapılmamasından dolayı halktan fazla vergi alınarak zor duruma düşürülmüştür.

Kaynak: diyadinnet.com
Mart 2012

Barış Işın bir yanıt verdi.

Dalgıçlar neden vurgun yer?

Dalgıçlık

Vurgun ya da Dekompresyon hastalığı (DH), yetersiz dekompresyon sonucu vücut dokularında çözünmüş bulunan gazların, serbest gaz kabarcıkları haline geçerek oluşturduğu hastalıklar haline verilen genel isimdir. Deniz seviyesinde hava basıncı l atmosferdir. İnsan vücudunun solunum ve dolaşım sistemi bu basınca ayarlıdır. Ancak suyun içinde, derine gittikçe, her 10 metrede basınç l atmosfer daha artar. 30 metre derinlikte su basıncı 4 atmosferdir, yani bu derinlikte vücudumuzun her santimetrekaresine suyun yaptığı basınç, yüzeye oranla dört mislidir.

Hiçbir gereç kullanmadan, 30 metre derinliğe inildiğinde, akciğer kapasitesi dörtte birine düşer, kan basıncı artar, vücut ısısı düştüğünden kalbin atış hızı artar, bilinç bulanıklığı başlar. Bu nedenle yardımcı gereç kullanmadan 30 metrenin altına inmek tehlikelidir. Ancak tüple dalışın da kendine özgü sorunları vardır. Derinde dış basıncın yüksek olmasından dolayı tüpten solunan havanın içindeki oksijen, azot gibi gazlar, dokulara daha küçülmüş bir hacimle dağılırlar. Eğer su yüzeyine süratle çıkılırsa, basıncın azalmasıyla bu gazlar da süratle genleşir. Oksijen dokularda kullanıldığından sorun yaratmaz, ama özellikle azot gazı damarlarda süratle genleşerek, damar tıkanıklığı, akciğer yırtılması ve hatta felç gibi önemli vücut hasarlarına yol açar.

Bu şekilde vurgun yiyenler, süratle basınç odalarına alınırlar. Burada tekrar vurgun yediği derinlikteki basınç verilir ve dengeli olarak azaltılır. Bir başka önlem de vurgun yiyeni, aynı derinliğe tekrar indirmektir. Vurgun yememek için yüzeye yavaş çıkmalı, hatta belirli derinliklerde beklenmelidir. İdeal çıkış hızı dakikada 10 metre olup, pratikte eğitmenler bunu dalgıç adaylarına yüzeye gelen en küçük bir hava kabarcığından daha hızlı çıkma şeklinde öğretirler.
Mart 2012

Barış Işın bir yanıt verdi.

S.O.S ne anlama gelir?

Genel Kültür (Muhabbet)


Çok kişi S.O.S.’in gemimizi kurtar (Save Our Ship), ruhumuzu kurtar (Save Our Soul) veya diğer sinyalleri durdur (Stop Other Signals) kelimelerinin baş harflerinden oluştuğunu sanır. Bu bilgiler tamamıyla yanlış olup S.O.S. harfleri hiç bir kelimenin baş harfinden oluşturulmamıştır.
Tamamen telgraf zamanından kalmadır ve gemilerde de yakın zamana kadar telsiz telgraf kullanılıyordu. Bilindiği gibi telgrafta mors alfabesi denilen sistemde her harf, nokta ve çizgilerin değişik kombinasyonundan oluşuyor. Bu sinyali gönderen maniple denilen alete tek dokunuşta karşıya nokta yani ‘bip’, biraz daha uzunca basınca ‘dııııt’ sinyali gidiyordu. Gönderenler de, alanlar da mors alfabesini ezbere bildiklerinden bu ‘bip’ ve ‘dııııt’larda hangi harfler olduğunu çözüyor ve normal yazıya dönüştürüyorlardı.
İmdat çağrısının çok kolay akılda tutulabilmesi için 1908′de üç çizgi, üç nokta, üç çizgi olan S.O.S. seçildi. Yani telsizde ‘dııııt, dııııt, dııııt, bip, bip, bip, dııııt, dııııt, dııııt’ sinyali aldığınızda hemen acil yardıma ihtiyacı olan biri olduğunu anlıyordunuz

Kaynak: msxlabs.org/forum/bunlari-biliyor-musunuz/198206-s-o-s-nedir.html#ixzz1pejgmtbq
Mart 2012

Barış Işın bir yanıt verdi.

Endüksiyon bobini nedir?

Araba Aksesuarları

Kısaca, kümülatör voltajını buji tırnak aralığından atlayacak kadar (15,000-25,000 volt) yükselten bir parçadır.

Detaylı olarak, Endüksiyon bobini yada ateşleme bobininin ateşleme için yeteri kadar kıvılcım perendesini kaydetmek ve ateşleme gerilimi üretmektir. Aslı Akımın akmasıyla asli Şargı´ nin çevresinde manyetik bir alan oluşur. Manyetik alan içinde kaydedilmiş olan manyetik enerji ateşleme bobininin ateşleme enerjisini tasvir eder. Bu enerji ateşleme kıvılcımı şeklinde ateşleme anında serbest bırakılır. Bobinin içinde silindir şeklinde bir makara vardır. Onun için buna silindir-ateşleme makarasıda denir. Madeni levhalardan oluşan demir çekirdek üstünde ikincil sargı bulunur. Onun üstünde de birinci aslı sargı bulunur. Ateşleme Bobininin icrasına göre aslı sargı 100 kere ile 150 kere arasında sarılmıştır. ikincil sargı ise 15.000 kere ile 30.000 kere arasında sarılmıştır. Aslı sargı ile ikincil sargı arasında ortak bir temas noktası vardır. Her ikiside aynı nokta üzerinden harekete geçer. Ateşleme Bobininin tatbikine göre aslı sargı için 0,4 ohm ile 0,8 ohm arasında değişen bir direnç tatbik edilir. Aslı Akım gücünün 8 den 12 ampere e kadar olan akım gücü değeri vardır vemotorun çalışması için manşa basıldığında bu akım 20 ohm a kadar çıkar.
Mart 2012

Barış Işın bir yanıt verdi.

Down sendromu'nun oluşmasının sebebi nedir?

Down Sendromu

Down Sendromu ya da Mongolizm zeka ve gelişme geriliğine neden olan bir kromozom anomalisidir. 

Trizomi 21 veya mongol  da denilmektedir. Mongol denmesinin nedeni yüz yapısının asyadaki Mongol ırkını andırmasından dır. 

Down sendromu, normalde her insanda 23 çift olan kromozomlardan 21. kromozomun 3 adet olmasıdır. Yaklaşık olarak 1000 canlı  1-2 oranında görülür. Down Sendromu


 normalden küçüktür. Yüz profilden düzleşmiştir, dil büyüktür ve dışardadır. Ortalama zeka geridir (IQ 25-50). Erişkin yaşa ulaştıklarında zeka yaşı olarak 8-10 yaşındaki bir çocuğun kapasitesine ancak erişebilir. Down Sendromu


Genel olarak erişkin dönemde başkalarına bağımlı olarak yaşayabilirler. Özel  duyarlar. 

Down sendromu gebelikte tanınabilir. Ultrasonografi ile veya üçlü (veya ikili ) test ile Down sendromundan şüphelenilen gebeliklerde kesin tanıyı koymak için amniyosentez veya diğer prenatal genetik tanı yöntemleri uygulanarak bebeğin kromozom tetkiki yapılır. 

Down sendromu saptanmışsa aileye ayrıntılı genetik danışmanlık verilerek gebeliğin sonlandırılması önerilir. 24. Haftata kadar yasalarımız buna izin vermektedir. Ancak kararı elbette  verecektir. 

Genel anlamda  yaşı arttıkça Down sendromlu  doğurma riski artar. 

30 yaşında 1/855 
35 yaşında 1/365 
40 yaşında 1/109 
45 yaşında 1/32 
49 yaşında 1/12 oranında görülür. 

Doğuştan kalp anomalileri bu  sıklıkla görülür. Erken yaşta ölüm çoğunlukla kalp anomalileri nedeni iledir. Mide-barsak sistemine ait anomalilerden özofagus atrezisi, (borusu tıkanıklığı) duodenal atrezi (oniki parmak barsağı tıkanıklığı), Down sendromunda sıkça görülür. 

Bu anomaliler nedeni ile yaşamın ilk günlerinde cerrahi girişime ihtiyaç duyabilirler. Bütün bu anomalilere ilave olarak ilerleyen yaşlarda lösemi (kan kanseri) sıklığı normale göre artmıştır. 

Kaynak: Dr. Selman Laçin
Mart 2012

Barış Işın bir yanıt verdi.

Mortgage kredisi nedir?

Mortgage, İpotekli Konut Kredisi ya da Tutulu Satış Kredisi olarak da bilinir. Mortgage taşınmaz malın ipotek alınması şartıyla verilen bir tüketici kredisidir. Ödeme tamamlandığında, ipotek durumu ortadan kalkar. Mortgage kredisinin vadesi 1 ile 20 yıl arasında değişmektedir. Mortgage kredisinin başlıca türleri şunlardır.

  • Ev(konut) Kredisi Ev (mesken) almak için için kullanılır.
  • Ofis / İşyeri Kredisi. Ofis, işyeri, imalathane satın almak için kullanılır.
  • İnşaat Kredisi. Kaba inşaatı bitmiş yapıların finansmanını desteklemek üzere kullandırılan bir bireysel kredi türüdür.
  • Konut Geliştirme Kredisi. Konutların yenileme, dekorasyon, tadilat ihtiyaçları için kullanılır.
  • Arsa Kredisi Arsa ve bahçe finansmanını için kullanılır. 
  • Refinansman Kredisi. Konut Kredisi Borç Transferi ve Yeniden Yapılandırma Kredisi olarak da bilinir. Mevcut konut kredisi borcunun daha uygun faiz ve vade koşulları ile değiştirilmesini sağlamak üzere alternatif olarak sunulan kredi türüdür.

İpotek kredi geri ödenene dek, bankaların taşınmaz mala el koyabilme yetkisini ellerinde tutması demektir. Bu nedenle geri ödeme zorluğu olduğunda karşılaşılabilecek riskleri iyi tartmak gerekir.

Mart 2012

Barış Işın yeni bir  soru  sordu.

Mart 2012

Barış Işın bir yanıt verdi.

İnsanların göz renkleri neden farklıdır?

İnsanların gözlerinde sadece iris denilen bölge renklidir. Bu bölgede renk veren madde melanin denilen bir pigmenttir. Bu pigmentin fazla olması gözün rengini kahverengine yaklaştırır. Pigmentin az olması ise gözü mavi renkli yapar. Melanin pigmenti koyu tenli bireylerde çok fazla üretildiği için bu bireylerin gözleri genelde kahverengidir. Beyaz tenlilerde ise mavi. Yeşil gözleri ise koyu bir zemin üzerindeki yağlı pigmentlerin sarımtırak noktalan oluştururlar. Bu daha anormal bir durumdur. Ancak bütün bu göz rengi olayında en etkili olan şey genetik faktörlerdir. Yani bir insan koyu tenli olmasına rağmen çok açık renkli gözlere sahip olabilir.

Mart 2012

Barış Işın bir yanıt verdi.

Hangi ayların 31 hangi ayların 30 gün olduğu neye göre belirlenmiştir?

Tam olarak şu neden yüzünden diyemediğimiz bir durum bu. Ancak olay detaylı olarak şu şekilde gelişiyor;

Romalılar milattan 758 yıl önce 10 aylık takvim uygulamasına başladılar. Bu ilk orijinal Roma takviminde aylar, gündüz ve gecenin eşit olduğu, binlerce yıldır hayatın başlangıç zamanı olarak kabul edilen Mart ayından başlamak üzere, Martius (Mart), Aprilis (Nisan), Maius (Mayıs), Junius (Haziran), Quintilis (Temmuz), Sextilis (Ağustos), September (Eylül), October (Ekim), November (Kasım) ve December (Aralık) idi. 

Bu ay adlarından Quintilis'den (Temmuz), December'a (Aralık) kadar olanlar, 5, 6, 7, 8, 9 ve 10 rakamlarının Roma'lılarca telaffuz ediliş şekliydi yani, Mart başlangıçlı takvime göre bu aylar yılın 5'inci, 6'ncı, 7'nci, 8'inci, 9'uncu, ve 10'uncu aylarıydılar. Bu 10 aylık takvim geride hesaba katılmamış daha 60 gün bırakıyordu. 

Yedek olarak bırakılan bu 60 gün sorun yaratınca, Janarius (Ocak) ve Februarius (Şubat) adları ile iki ay daha eklenerek takvim tamamlandı. Yani yılın ilk ayı Martius (Mart), son ayı ise Februarius (Şubat) oldu. 

Asırlar sonra milattan 46 yıl önce Roma İmparatoru Julius Caesar (Sezar), muhtemelen politik sebeplerden takvimde bazı değişiklikler yaptı. On bir ayı 30 ve 31 gün olarak iki şekilde düzenledi, yılın son ayı olan Şubat'a 29 gün verdi, her dört senede bir Şubat'a bir gün ilavesini kabul etti. Ancak sonra nedendir bilinmez Janairus'u (Ocak) yılın ilk ayı olarak ilan etti. Böyle olunca da, her 4 yılda bir eklenecek bir günün, yeni durumda yılın ikinci ayı konumuna gelmesine rağmen Februarius'a (Şubat) eklenilmesine devam edildi. 

Julius Caesar'ın beklenmeyen ölümünden (Sen de mi Brütüs olayı!) sonra, Romalılar bu çok sevdikleri imparatorlarının anısına Quintilİs (Temmuz) ayının ismini July olarak değiştirdiler. 

Ondan sora tahta çıkanlardan, Augustus kendi şerefine, Sextilis (Ağustos) ayının adını kendi ismi ile değiştirerek, bu aya August adını verdi. Ama ortaya başka bir sorun çıkmıştı. Sezar'ın ayı 31 gün, Augustus'un ayı ise 30 gün çekiyordu. Sorunu yine imparatorun kendisi çözdü ve zaten 29 gün olan Şubat'tan bir gün daha alarak Ağutos'a ekleyiverdi. Böylece iki ay da eşitlenmiş oldu. 

Özellikle ortaçağda takvimler üzerinde o kadar oynanmıştır ki, yapılan bilimsel hesaplamalara göre, İsa'nın bugün kabul edilen Milattan, yani İsa'nın doğumundan yaklaşık 6 yıl önce doğduğu, 36 yıl yaşayıp Milattan sonra 30 yılında öldüğü ileri sürülmektedir. 
Mart 2012

Barış Işın bir yanıt verdi.

Mart 2012

Barış IşınBuse Sonugelen kişisini takip etmeye başladı

Buse Sonugelen, İşletme Mühendisi, @BuseSngln

Mart 2012

Barış Işın bir yanıt verdi.

Kelt ne demektir? Kelt ulusları hangileridir?

Kelt kelimesi ilk kez Yunanlı tarihçi Hecataeus tarafından M.Ö. 517 yılında yunan mitolojilerinde geçmektedir. Kelt kelimesi; cesur, savaşçı, erdemli anlamına gelmektedir. İlk çağ döneminde Avrupa da yaşamış kavimlerden biridir. M.Ö 2000 yıllarında Keltler, anavatanları olan Orta Avrupadan göç etmişlerdir. Çoğu İspanya,Galya ve Britanya adalarına yerleşmiştir. Bünyelerinde birçok özelliği barındırmaktadırlar. Savaşçı kişiliklerinin yanında döneme göre gelişmiş av taktikleri vardı. Aynı zamanda tarım alanında da çok gelişmişlerdir. Bazı icatlarda bulunmuşlardır. Fıçıyı ve tekerlekli pulluğu Keltler bulmuştur.
Genellikle göçebe yaşamaktaydılar. Bu göçler esnasında Yunanlılardan, İtalyotlardan ve Etrüsklerde bazı teknikleri öğrenmişlerdir. Öğrendikleri tekniklerle kazan ve çömlek alanında gelişmişlerdir. Dini inanış olarak ürünlerinin koruyucusu saydıkları kır tanrılarına tapmaktadırlar. Geleneklerinin koruyucusu olan kahin ve yargıç nitelikli drüitler e yani din adamlarına inanırlardı. Drüitler himayesinde yaşamlarını sürdürürlerdi.

Kediler, Kelt uygarlığında yüce güçlerin koruyucusu olarak kabul edilmiştir.Bu yüzden insanlar kedilerden korkuyordu. Bu yüzden insanlar kedilerle pek ilgilenmezdi. Kelt uygarlığından kalan motifler incelendiğinde en az yer alan figürlerden birinin kediler olduğu görülmektedir. Bunun nedeni kedilere duyulan korku ile birlikte kedilere duyduğu aşırı saygıdır.Bu korkularına rağmen dinlerinin gereği olarak kediler dinsel törenlerde kurban edilmekteydi.Keltler Avrupa da bulunan bir çok uygarlığa göre daha vahşidir.
Keltler dini inanışlara çok önem verirlerdi. Din onlar için bir amaçtı. Keltlerin inanışına göre at eti yenilmezdi. Keltlerde yazılı bir kültür bulunmamaktadır. Durid denen rahipler halkı yönetir ve şiirler yazardı. Keltlerin dini çok tanrılı dinlerdendir. Onların en önemli tanrısı güneş tanrısıdır. Adı Lugus’dur. Günümüzde Lugus, Apollon ile özdeşleştirilmiştir.

Günümüzde Kelt Uygarlıkları;
  • İrlanda
  • İskoçya
  • Galler
  • Man Adası
  • Breton ve Cornwall olarak bilinmektedir.

Milattan sonra 100 yıllarında Romalılar tarafından yıkılmışlardır. Genel anlamda Ortaçağa kadar yaşamıştır. Ama yapılan araştırmalarda günümüzde bile Breton ve İrlanda bölgelerinde bu uygarlığın kısmen varlığından söz edilmektedir.
Mart 2012

Barış Işın bir yanıt verdi.

Önden çekişli arabayla arkadan itişli araba arasındaki avantajlar ve dezavantajlar nelerdir?

Önden çekiş aracın motor, şanzuman, difransiyel dağılımı:

Arabalar

arkadan itiş aracın motor, şanzuman, difransiyel dağılımı:

Arabalar

dört çeker aracın motor, şanzuman, difransiyel dağılımı:

Arabalar


Yakin zamana kadar satilan araçlarin çogu arkadan çekisli araçlardi. Günümüzde ise önden çekisli araç üretiminde büyük artis var. Bu artis, önden çekisli araçlarin performansinin daha iyi olmasi anlamini tasimiyor. Isin aslina bakilirsa, otomobil üreticileri, kilometre basina düsen yakit tüketim miktari standartlarina uymak için araçlarin agirlik ve hacimlerini düsürmek zorundalar.

Büyük araç meraklilari için üreticilerin en yaratici çözümü önden çekisli araçlar. Aracin çekis ile ilgili kismini tamamen ön tarafa tasiyinca, arkadan çekisli araçlara nazaran, daha fazla iç kabin ve bagaj alani yaratilmis oluyor.

Önden çekis sisteminin modern tasarimi ilk defa 3 metrelik araca 4 kisiyi rahatça yerlestirebilen Ingiliz Mini de ragbetlik kazandi. Bu büyük yenilik, nihayetinde, minivanin kabiliyetinde hamle yapti. Önden çekis sistemi yükseklik, daha fazla kisi kapasitesi, bagaj alani ve düz döseme alanlarinda yeni fikirlerin gerçeklesmesi konusunda üreticilere firsat da yaratti. SUV'lerin populeritesine ragmen minivanlar hala en iyi aile araçlari içinde yer aliyor.

Normal hava ve sürüs kosullari altinda çogu sürücü araçlarini kullanirken, önden çekis ile arkadan çekis arasindaki farki hissetmezler. Kötü kosullarda bile çekis kontrol ve durum kontrol sistemleri sayesinde normal sürücü bu farki anlayamaz bile. Sürüse yardimci olan bu yeni sistemlerin ötesinde aradaki fark, çok kötü hava kosullarinda ve yarislarda fark edilebiliyor.

Lastiklerin kavrama ve çekisi, kötü hava kosullarinda anahtar rolünde ve bunlar direksiyon kabiliyeti, durma ve hizlanma özelligini sagliyor. Ters kosullarda sürüsü optimizm eden bir dizi sistem mevcut arabalarin içinde zaten mevcut. Bunlardan biri, lastiklerin üzerine yeterli agirligi temin etmek. Motoru ön tarafta olan araçlarin genelinde, önden ve arkadan çekislilerin hepsinde, yükün çogu ön tekerlerin üzerinde. Daha fazla yükün ön tekerlere ilavesiyle önden çekisli bir araç, karli ve buzlu havalarda sürüs avantajina sahip olabilir. Bazi kisiler kisin karli zamanlarinda, arkadan çekisli aracin arka teker üzerindeki agirligini artirmak için aracin bagajina fazla yük koyarlar. Kamyonet sahipleri de bu amaçla arka kisma ekstra yük koyarlar. Fakat önden çekisli araçlarda ön tekerin üstüne ekstra bir agirlik koymaya gerek yok, zaten bir fayda da saglamaz.

Karli ve buzlu havalarda çekisi artirmanin en ideal yolu kar lastikleri. Kötü kosullarda her türlü araçlarda kar lastikleri normal lastiklere nazaran daha üstün. Aslina bakilirsa, güzel bir dört kar lastiklerinin bulundugu arkadan çekisli araç, kötü hava kosullarinda, üzerinde normal lastigin bulundugu önden çekisli araca nazaran daha üstün bir çekise sahiptir. Nasil bir donanim olursa olsun en iyi lastikleri ön tarafa koyun. Çünkü ön tekerler direksiyon hakimiyeti ve durmalarda çok daha önemli hale gelirler.

Yaris araçlarinda durum ve öncelikler farkli. Sinirlamanin olmadigi kosullarda yaris araçlarinin çogu arkadan çekisli. Arkadan çekisli yaris araçlarinda direksiyonun bagli oldugu tekerler ile çekisi saglayan tekerler arasinda is bölümü mevcut ki, bu aslinda hizlanmalarda ve yüksek performans gereken virajlarda büyük avantaj sagliyor. Keskin dönüslere firsat taniyor.

Spor araçlarin, spor sedanlarin ve hatta lüks sedanlarin çogu arkadan çekisli oldugunu unutmayin. Spor araç ve lüks sedan kullanicilari daha fazla merakli kisi olduklari için arkadan çekisli araçlar onlara biraz daha fazla performans payi sagliyor.

Lüks araçlardaki yüksek performans aliskanligi Mercedes-Benz, BMW ve Jaguar'in piyasaya yerlestirdigi imajla büyük oranda alakali. Yillarca ürettiklerin önden çekisli lüks araçlarindan sonra Cadillac ve Chrysler gelecekteki yüksek performansli modellerini arkadan çekisli yapmayi planliyor. Bu uygulama fonksiyonel faydadan ziyade biraz daha fazla gösterise benziyor.

Araçtan beklentilerinizi bir gözden geçirin. Hatta eger mümkünse seçiminizi beklediginiz kosullarda test edin. Belki de dört-teker çekisli bir araci tercih edeceksiniz.

'En iyi çekiş yöntemi hangisidir' sorusu otomobilin icadı kadar eskidir. Önden çekişle arkadan itişin avantajlarıyla dezavantajları hakkında o günden beri tartışılır; oysa rakamlar birincisinin açık farkla önde olduğunu gösterir: Günümüzde binek otomobillerinin yüzde 80'i önden çekişlidir. Üçüncü bir yol, sürekli dört çekerdir, ki bu yöntemin sürüş özellikleri gerek önden gerek arkadan çekişli araçlara göre üstündür. Dört tekerleği de kesintisiz olarak devreye sokan ve bu yüzden diğer dört çeker sistemlerinden farklı olan Audi'nin quattro çekişi gibi örneğin... quattro sistemi motorun gücünü bir Torsen-diferansiyali üzerinden sürekli ancak değişken ve koşullara uygun olarak ön ve arka aks arasında paylaştırır. Tekerleklerden her birine, her türlü sürüş durumunda her zaman en doğru çekiş gücü dağılır; ister yürüyüş ister azami hızda, düz yolda ya da virajlarda, yol ister kuru, ıslak ya da çamurlu olsun, fark etmez. Kaynakwh webhatti.com: Audi - Quattro nedir ? Avantajları nelerdir ?

Sürüş esnasındaki fiziki koşullar şöyle kısaca gözden geçirildiğinde, neden böyle olduğu ortada: Her bir tekerlek üzerine iki önemli kuvvet etki eder. İvmelenme ya da frenleme sırasında oluşan boylamasına kuvvet ile virajlarda ya da yanal rüzgârlarda ortaya çıkan yanal kuvvet. Sonuç itibariyle bu iki kuvvetin toplamı her bir tekerlek üzerinde etkilidir. O anki güvenliğin durumunu belirleyen de bu güçtür. Toplam güç, tekerlekler aracılığıyla zemine aktarılan azami gücü aştığında, sürücü için sorunlar başlar. Böyle bir durumda lastikler zeminle ilişkisini kaybeder; araç, 'sınır bölgesi' denilen alanda gezinmeye başlar. Aracın yol tutuşuyla birlikte sürücü de kontrolünü yitirir. Ancak buradaki çok basit denkleme göre; tekerleklerden en az biri çekiş sağladığı sürece, sürekli dört çeker quattro her durumda ve her zeminde işlevini korur. Çünkü bir tekerlek tek başına ne kadar az güç aktarmak zorunda kalırsa, patinaj çekme olasılığı o derece azalır.

İdeal durumda, yani gücün ön ve arka aksa yüzde 50:50 gibi bir dağılımında, her tekerlek alışılagelen tek akslı çekiştekinden yalnızca yarısı kadar gücü yola aktarmak zorundadır. Bununla birlikte daha büyük yanal gücü kaldırabilen potansiyel oluşur ve aracın kritik eşiği genişler. Bu da daha iyi düz yol tutuşu, daha yüksek viraj dengesi, yanal rüzgarlara karşı daha düşük hassasiyet olarak sürüş özelliklerine yansır. Örneğin yeni Audi RS4 gibi çok büyük bir güç üreten yüksek performanslı otomobillere, Audi'nin optimize ettiği ve torkun asimetrik-dinamik dağılımını yaparak daha çevik ve hakim bir kullanım sağlayan quattro çekişi gerekir. 

Ama bilinen bir gerçektirki dört çeker araçlar dört tekerleğede güç gönderdiğinden diğer araçlara göre çok yakmaktadır ayrıca minimum iki adet difransiyele sahip olması nedeniyle iki kat bakım gerektiricektir ve buda hem araç satın alma hemde aldıktan sonra bakım maliyetini yükseltmektedir.

Mart 2012

Barış Işın bir yanıt verdi.

Müzikte diyez terimi ne anlama gelir?

Notaların soluna yazılan  # harfiyle gösterilir ve notayı yarım ses tizleştirir. Örn:  '#re' "re diyez" diye okunur ve re notasının yarım ses tizidir. Tersi bemoldür.
Daha Fazla