Bilmek istediğin her şeye ulaş

Redeye,

Avukat

Nevbet-i köhne-fürûşân dergüzeşt. Nev fûrûşânîm ü in bâzâr-i mâst
Docendo discitur = Öğrenerek öğretilir.

Ekim 2013

Redeye

İnterneti işleten sistemin kurumsal yüzleri

İnternetin kontrolünü kaybetmek ABD açısından ne anlam ifade ediyor?

theatlantic.com/technology/archive/2013...
Ekim 2013

Redeye

Bu vesileyle nehir restorasyonu kavramı ile tanışmış olduk

Şavşat Derelerin Kardeşliği Platformu

Yüzyılın başında doğayı terbiye etmek kibriyle devasa barajlar ve HES’ler inşa eden Amerikalılar, bugün son kullanma tarihi gelmiş on binlerce barajı büyük maliyetler karşılığında sökmenin derdine düşmüş durumda. Amerikalıların nehirlerin restorasyonu yönünde attığı adımları inceleyerek bu konudaki görüşleri de yansıtan bir makale yazan Washington Post yazarı Juliet Eilperin, ABD’deki barajların kaldırılması çalışmalarının 2006-2010 yılları arasında 241 barajın yıkılması ile birlikte artış gösterdiğini ve bu konuda yüzde 40 oranında artış olduğunu kaydetti. Yıkılan barajların çoğunluğunun ülkenin doğu ve iç batı kesiminde yer aldığını ve dokuma fabrikalarıyla kağıt ürünleri üreten işletmeler dâhil 20. yüzyıl sonlarında tüm sanayinin enerji ihtiyacını karşılayan kaynaklar olduğunu belirten Eilperin, makalesinde zaman içerisinde yıpranan altyapı ve azalan balık rezervleri tehdidiyle yüz yüze kalan insan topluluklarının, akarsuların kontrol altına alınmayıp serbestçe aktığında daha fazla ekonomik fayda sağlayabileceğini anlayarak, ülkenin her köşesinde kilit noktalardaki su yolları üzerinde kurulan barajları bir bir yıkmaya başladıklarını aktarıyor.

GEÇMİŞTE RADİKAL GÖRÜŞTÜ, ŞİMDİ GENİŞ KABUL GÖRÜYOR

Makalesinde, barajların yıkılmasıyla ilgili görüşlere de yer veren Eilperin, bu yıkımları çevresel nedenlerden dolayı destekleyen Amerika Nehirleri Grubunun başkanı Bob Irvin’in “geçmişte radikal olarak görülen düşüncenin günümüzde hâkim görüş olarak benimseniyor. Bütün yaşananlar doğanın kendisini nasıl yenileyebildiğine dair deneyler olarak nitelendirilebilir ve Elwha bunun en büyük örneğidir” yönündeki görüşünü aktarıyor.

NEHİRLER RESTORE EDİLİYOR

Yerel topluluklar ve çevreci grupların hukuki itilaflar oluşturarak yükselen seslerinin, ABD yetkililerini normal şartlarda bugün varlığını sürdürebilecek bazı barajların kaldırılması yönünde harekete geçirdiğini belirten Eilperin, “bu kararlar, barajın varlığının önem taşıdığı Kuzeybatı Pasifik gibi bölgelerde siyasi tartışmalara yol açsa da, aynı zamanda bugünkü tarihsel uzlaşmalara da şekil vermiştir. İçişleri Bakanı Ken Salazar bir beyanında, ‘Elwha Nehri restorasyon çalışması, toplumun geniş bir kesiminin desteğiyle, nehirlerimizin ve geçimini bu nehirlerden sağlayan toplumların yaşatılmasını sağlayacak çalışmalara bir temel sağlayarak, nehir restorasyonu alanında yeni bir dönemi başlatmaktadır’ şeklinde ifadeler kullandı” diyor.

İHTİYACIN YÜZDE 10’UNU KARŞILIYOR

1940 yılında Birleşik Devletlerin elektrik ihtiyacının yüzde 40’ını karşılayan barajlar bir zamanlar ulusun enerji kaynağı olarak büyük rol oynadı. Bugün, Birleşik Devletlerdeki barajların üretim kapasiteleriyle övünç duyulan sadece yüzde 3 kadarının üretimi ile ihtiyacın yüzde 7 ila 10′u karşılanmaktadır. Ortalama bir kömür santralinin 500 megavatlık kapasitesiyle karşılaştırıldığında Elwha nehri üzerindeki 19 megavatlık iki baraj çok mütevazı bir miktarda elektrik üretiyor. Ulusal Hidrolik Enerji Birliği Başkanı Linda Kilisesi Ciocci, hidroelektriğin düşük karbon emisyonu nedeniyle ideal bir enerji kaynağı olduğunu söylüyor. Ciciocci, endüstriyel barajları geliştirmenin yanında dalga ve gelgit enerjisi gibi teknolojik yeniliklerle birlikte 15-20 yıl içinde üretim kapasitesini yüzde 66 oranında arttırmayı umuyor.

80 BİN BARAJ 50 YAŞINA GELDİ

ABD’deki 80 bin barajın 50 yıl önce inşa edilmesi, ülke çapında devlet yetkililerini endişelendiriyor. Bugünlerde yetkililer, üretim kapasiteleri dolan bu barajlardan nasıl kurtulacağını düşünüyor. Duke Üniversitesi’nden Nehirbilim ve politika profesörü Martin Doyle, ABD’deki barajların yüzde 85′inin 2020 yılına kadar ömürlerini tamamlayacağını tahmin ediyor.

MİLYONLARCA DOLARLIK SÖKÜM MALİYETİ FONLARDAN

Pennsylvania Eyaletinde sökülen toplam 186 barajın neden olduğu zararları gidermek için ödenen tazminatların küçük bir ülkenin bütçesine eşit olduğu belirtiliyor. Devlet fonları milyonlarca doları bulan barajların kaldırılması maliyetini karşılamak için ülke genelinde büyük çabalar sarfediliyor. 1900′lü yılların başında sadece bir kaç yıllık enerji üretimi için inşa edilen dev barajlar bugün Amerikan devletinin en büyük sorunlarından biri haline gelmiş durumda.

ABD TÖRENLE BARAJLARINI YIKIYOR

Türkiye’nin birçok konuda model aldığı ABD’de, barajlar konusunda geçtiğimiz yıl ülke tarihinin en önemli dönüm noktalarından birini yaşandı. Washington yakınlarında bulunan 33 metre yükseklikteki Elwha barajının geçtiğimiz yıl adeta törenle yıkılması, Amerikalıların akarsuların yönetimi yönünde bir kaç yıldır gerçekleştirdikleri geniş çaplı değişimin son adımı olarak yorumlandı. ABD yönetiminin kâbusu haline gelen barajların yıkılmasıyla ilgili ayrıntılara geçmeden önce kısa bir anımsatma yapmakta yarar var. 1800′lerin sonunda başlayan büyük barajlar yapma konusunda ABD’li yöneticilerin hemen hepsinin görüşü de aynıdır. Dönemin yöneticilerine göre doğa vahşi bir güçtür ve insanoğlunun onu eğitmesi gerekmektedir. ABD Jeolojik Tetkik Dairesinin, 1881-1889 yılları arasındaki başkanı Wesley Powell’in ‘nehirler denize israf ediliyor’ sözü, 1902′de Başkan Roosevelt’e de ilham verir ve büyük baraj ve sulama projelerinin temeli atılır. Hintli aktivist Vandana Shiva’nın ‘bgts’ yayınları arasında çıkan ‘Su Savaşları’ kitabından aktardığımız bu ayrıntıların yanına, yine Shiva’nın dikkat çektiği Ordu Mühendis Kıtaları’nı da ekleyelim. 1775′te ABD ordusu bünyesinde kurulan mühendis kıtalarının 32 bin sivil, 300 de asker personeli olduğunu kaydeden Shiva, ABD’nin baraj projelerini yürüten bu devasa örgütün ülke sınırlarını aşarak ‘Yeşil Devrim’ hareketiyle üçüncü dünya ülkelerinde barajlar inşa ettiğini aktarıyor.

10 Mayıs 2013
"Yusuf Yavuz"

Ekim 2013

Redeye

How long is now?



Long live freedom of expression and freedom for one to chose one's own values.
Eylül 2013

Redeye

Kuzey Ormanları Savunması 28 Eylül 2013 basın açıklaması

soundcloud.com/kuzey-ormanlar-savunmas/2...

Basın açıklamasının tam metni :
Çığrından çıkmış bir çağ bu!
Vahşi dişli makineler konuşup, insanlar sustukça biliyoruz ki,
pek anlaşılmayacak tabiata olan aşkımız.
Oysa biz öyle biliriz ki yaşamak;
berrak bir gökte çocuklar aşkına, ormanlar aşkına savaşmaktır.
Ve biliriz ki dünyadaki her şey doğal bir dengeyle birbirine bağlıdır.
Ve insan tabiattan uzaklaştıkça ruhu hastalanır , kalbi katılaşır.
İnsan!!!
bir kentin kalbine dikebilir hırs bürümüş gözlerini!
Şimdi o hırçın gözler;
Son verimli toprak, son temiz su, son nefes alanları,
İstanbul’un kalbi olan son ormanların üzerinde!
İstanbul’un Kuzey ormanları yapılaşmaya açılıyor!
Emlak rantı için medeniyet adı altında doğa tahrip ediliyor!
Kuzey ormanları direniyor!
Yaşam yerine betondan bir yok ediş zihniyeti yerleştirilmeye çalışılıyor.
Yaşam direniyor! Doğa direniyor
İnsanlık, bindiği dalı kesenlere dur diyor. Yanlışlara ses çıkarıyor. Kendi yaşamını, yaşam kaynağını, doğasını savunuyor.
Vicdan direniyor!
İstanbul’un ormanları yapılaşmaya açılmak isteniyor, köprüye ihtiyaç var deniyor. YALAN!
Trafiği çözecek deniyor, YALAN !
Havalimanı için kapasite yetmiyor deniyor, YALAN !
Tek dert var: RANT ve TALAN !
Fakat
Son ağaç kesildiğinde,
Son nehir kuruduğunda,
Son balık avlandığında,
İşte o zaman paranın yenmediğini anlayacak insan….
Şu gerçeği iyi biliyoruz;
Kalan son ormanlarımızı koruyabilirsek temiz hava alabileceğiz
Su havzalarımızı koruyabilirsek temiz su içebileceğiz
Kuzeydeki köyleri koruyabilirsek oradaki köylüler yaşamaya devam edebilecek
Tarım alanlarımızı koruyabilirsek sebze, meyve üretimi devam edebilecek
Yaşam alanlarını koruyabilirsek oradaki hayvanlar yaşamaya devam edebilecek
Göç yollarını koruyabilirsek kuşlar uçmaya-üremeye devam edebilecek
Kuzey ormanlarını-savunabilirsek çocuklara yaşanacak bir kent bırakabiliriz ancak !
Henüz beton ve asfaltla yok edilmemişken, Kuzey ormanlarını hala kurtarma şansımız var. Doğanın koruyucu iradesi olabiliriz.
Dışarı çık,
Alışveriş merkezi, beton, asfalt kuşatmalarından kurtul..
Ver elini yeşile, bırak kendini doğaya..
Engelsiz akan suyun akışına tanık ol…
Bir ağaca türdeş bir ruhla dokun..
Ormanların canlı korosunu dinle…
İşte o zaman yeniden farkına varacaksın, ne kıymetli şey yaşamak !
Yaşama, doğaya, kentimize sahip çıkmak için 6 Ekim Pazar günü Kuzey Ormanlarını savunmaya gidiyoruz.
Bu katliamı hep birlikte durdurmak için sesimize ses ver, çoğalalım.
Eylül 2013

Redeye

Yenilikçi bir ortamın tesisi için gerekenler

Herkese eşit fırsat tanımayan ülkeler birçok fırsatı ellerinden
kaçırmaktadır (ve kaçıracaklardır). Bu gezegenin üstündeki her kişinin
kulakları arasında bir süper bilgisayar olduğunu
hatırlamalıyız. Onları
eğitirseniz, bilgi ekonomisinin bir anahtar parçası olurlar.

Nispeten (1) düşük hiyerarşi, (2) oldukça yüksek bireysellik düzeyi, (3)
nispeten yüksek belirsizlikten kaçınma ve (4) uzun vadeli yönelim
yerine kısa vadeli yönelim faktörleri dünyanın en yenilikçi kabul edilen
7 ülkesinin (İsviçre, İsveç, Finlandiya, Japonya, ABD, İsrail ve
Almanya) benzeştiği kültürel boyutlardır.

Eğer belirsizlikten kaçınma göreceli olarak yüksekse, güç mesafesi düşükse yani toplum çok fazla hiyerarşik değilse, sürekli olarak uzun vadeli düşünmeyen kültürler için büyük bir avantaj söz konusudur. Düşük hiyerarşi yüksek bireysellikle bir araya geldiği zaman, sadece paranın önemli olduğu plütokratik bir kültür yerine, bunun karşıtı olan, beceri ve bilginin takdir edildiği meritokratik (liyakate önem veren) bir kültürün yaratılmasına yardımcı olur.

Başakşehir Belediyesi tarafından hazırlanmış, "2023 Türkiyesinde İnovasyon ve Living-Lab'lerin Önemi" konulu bültende yer alan Arı
Huczkowski'nin "Yukarıdan aşağıya ARGE karşısında tabandan gelen
yenilikçiliğin gücü (Power of grassroots innovation versus Top-down
R& D)" isimli yazısından alıntıdır.
Eylül 2013

Redeye

ICT Summit NOW 2013 izlekleri

Daha hiç bir şey görmediniz iddiası ile düzenlenen ICT (1) etkinliklerinde konuşulanlardan yakaladıklarımın özetini çıkartmak gerekse, aşağıdaki bağlantıda yapılmışı var desek yeridir:

bigleapcreative.com/age-of-context/? utm_...

Aslında bu yazı bir kitap tanıtımı. Kitabın adını "Gelmekte olan bağlam çağı" diye çevirebiliriz sanırım. Zira M2M (2)
devrinin mobil kanalından gürül gürül akmaya başlamak üzere olduğu tahmin ediliyor (3). Esasen fabrika otomasyon sistemleri arasındaki tümleşik işletim kurgusuna dayalı planlama akıllı cihazların gündeliğimizi hızla iğdiş etmesi sonucunda akıllı evlerimize de aniden sızabilecek gibi görünüyor. Gerçi eve varmadan kombiyi çalıştırıp biraz ortamı ısıtmak güzel olabilecektir ama en zayıf güvenlik derecesinde kabul edilen mobil üzerinden talimat verme fikrine ben nedense hala pek sıcak bakamıyorum.

Daha başka ne var bu bağlamda diye bakacak olursak: sosyal medya, biraz da onun yarattığı büyük veri (zira üzerine para verseler çalışmayacağımız kadar tık mesaisine kaptırmış gidiyoruz), haliyle bunun semantik süzgeçlerden geçirilerek anlamlandırılması, algılayıcı sistemler (sanırım İETT otobüs saatlerini gösteren tabelalar da böyle bir sistemi işletiyor), lokasyon tabanlı işler de mobil ile bağlantılı, devamı olarak görebileceğimiz yahut içiçe geçmiş bulabileceğimiz tartışmalar, düşünceler, değerlendirmeler...

Bir yandan bu sayılı olanları, herkes herşeyleşerek heryerde tartışmaya başladığından (4) ötürü (bkz. İTO toplantıları vb. pek çok etkinlik) çok özellikli vurgular varsa da temasa geçememişim ya da ıskalamışım.

İlginçtir bu süreçte şirketlerin şeffaflaşması, bireysel düzlemde müşteri memnuniyetine odaklanması gerekleri gibi kulağa ve göze hitap edebilen boyutlarından da gün geçtikçe artan sıklıkta bahsediliyor artık (5).

Gerçi oyun sektörüne artan ilgiyi değerlendirmek için toplantı salonları arasında gezinmişsem de verimliliği arttırmaya dönük yapay zekaların akıllı şehirlerine dair ortamları da koklamadan geçemediğim bu etkinlikten arttırdıklarım bunlardan ibaret.
Her şey bir yana Haliç kongre merkezini gün geçtikçe daha bir sever oldum...

(1) ictsummitnow.com/? lang=tr

(2)
Nesnelerin interneti [Iot: Internet of things] şeklinde de ifadesini bulan süreçte [machine to machine: makineden makineye] tabirinin kısaltması oluyor.

(3) Sanırım tam da bu nedenle artık aynı sim kartları birden fazla cihaza monte edilecek şekilde çoğaltılmasına müsade edilmiş olmakla ek kartların vergisel yükümlülüklerinden beri kılınmakta diyeceğim ama mobilde vergiler açısından dünya lideri olduğumuzun (çok şaşırtıcı bir gerçek: bu alanda en az vergi alan ülkeler İran ve Çin olarak gösterilmektedir) da altı çiziliyor.

(4) IBM bile sosyal medyanın peşinde CEO'ların dönüşmesi gereğini vurgular halde:
fuelingnewbusiness.com/2013/09/27/ibm-st...

(5) Devlet desteklerinin bile hızla vites büyüterek bu mecraya bir dalış gerçekleştirdiğini de gözlemleyebilirsiniz.
Eylül 2013

Redeye

Küme Ağı

Özeti: birlikten güç doğar denildiği üzere örgütlü toplum yapıları gereklerine dair düşünülmesi amacı ile Otomasyon'da trendler başlıklı bir ürün kataloğundan alıntıdır:

"Bir arada yalnızca daha güçlü değil aynı zamanda daha akıllıyız da. Küme zekası bu prensibin gerçekte nasıl çalıştığına dair mükemmel bir örnek. İlham gücünü veren balık, kuş sürüleri ve karınca [aktaranın notu: sanırım arı vb. örnekler çeşitlendirilebilir] kolonilerinin gösterdiği gibi doğanın kendisi. Tek bir karınca yalnızca sınırlı bir zekaya sahipken bir topluluk olarak birlikte çalışan karıncalar yüksek zeka derecesinde karmaşık zorlukların üstesinden gelebilir. "


Devamı ve reklamlar için bkz: festo.com/aquajelly
Eylül 2013

Redeye

İnternette en "araştırmacı" Türkler çıktı?

Bir gazeteden kupür olarak kesmişim; sanırım HT idi ama kesin bilgi değil:

ABD merkezli ComScore, "2013 Avrupa'nın Dijital Geleceğine Bakış" raporunu yayınladı. 408 milyonluk online (çevrimiçi yazamamışlar) nüfusu olan Avrupa'da, Türkiye 23.9 milyonluk internet kullanıcısı ile 6. sırada. Ayda 37.3 saat ile en çok online olanlar İngilizler, 31 saat ile Türkler 2. sırada iken, Avrupa'da en çok internette arama yapanlar kullanıcı başına aylık 242 arama ile Türkler. Bu alanda Avrupa ortalaması 138'i geçmiyor.
Ocak 2013

Redeye

Global Game Jam İstanbul 2013

Oyunder (1) ekibimiz sayesinde katılmış olduğum bu etkinlikte, itiraf etmeliyim ki hayatımda ilk defa VIP babında kabul görmüşlükten mütevellit, yahut yerküremiz üzre insanların bir anda aynı konuya odaklanarak çalışma şevkinden etkinlenmişlikten veya belki de sadece seçilen çalışma konusunun (2) dikkat çekiciliğinden ötürü dayanamayarak klavyeye sarılma ve yazma isteği içinde buldum kendimi.

Gerçekten de azimli bir ekibin, güler yüzlü çabalarının meyvesi olan (Microsoft merkezinde gerçekleştirilen startup weekend etkinliklerini aratmayan) bir maraton bugün itibariyle başlamış bulunuyor. Dünyanın pek çok ülkesinde ve başka başka şehirlerinde yakın zamanlı başlamış bulunan bu etkinliğin (3) İstanbul ayağında, yarışmacılar için bu gerekli ve neşeli ortamı oluşturarak, Türkiye Oyun Sektörünü tahkim edenler arasında yer alan Bahçeşehir Üniversitesi BUG (*) karargahına ne kadar teşekkür etsek yine de az kalabilir... Keza o yun denen müessesenin ne radde önem arz ettiğini bilmeyenler varsa başta Huizinga olmak üzere Mehmet Ali Kılıçbay (4), Metin And (5) ve Bernard Suits (6) gibi yazarların eserlerini bir gözden geçirmelerini tavsiye edebiliriz.

Etkinliğe olan ilginin yanı sıra (günümüzde disiplinler arası çalışmaların ürünü ve multimedya eseri kabul edilen) oyunların yapım süreçlerinde gereken sanatsal çabanın farkına varmışlığın bir sonucu olarak sadece biz yazan çizen tayfa misali satırlar, kodlar arasında gezenler değil ama başta sanat olmak üzere diğer alanlarda faaliyet gösteren kişilerin de bir araya gelmiş olması üzerinde durup düşünülmesi gereken noktalar arasında yer alıyor.

Yarışmacı arkadaşlarımız etkinlik kapsamında matrak sunumlar eşliğinde verilen bir tema etrafında kümeleşerek (halen listenin sonunda da yer alsa artık yaratıcı endüstriler arasında görülerek hak ettiği önemi kazanmaya başlayan) oyun geliştirme süreçlerini deneyimleyecek; umuyorum ki birlikte çalışmanının öneminin farkına ve zevkine varacaklar.

Hepsine bu maceralarında başarılar; hızlı atlanan level'lar diliyorum. Bölüm sonu canavarlarının bileklerini bükün emi. May the games be with you all (7).

(1) Oyun Tasarımcıları, Geliştiricileri, Yapım ve Yayıncıları Derneği
oyunder.org/

(2) yarışmanın farklı ülkelerde eş zamanlı başlamamış olmasından ötürü temanın ne olduğuna dair internet aracılığı ile yorum yapılması istenilmiyor olduğu için şimdilik açıklayamıyorum; müsade edildiğini öğrendiğim anda güncellemesini yapmaya çalışacağım.

GÜNCELLEME: Çalışma konusunun açıklanmasını beklerken, az sonra açıklıyoruz, söylemek üzereyiz gibi ifadelerle insanları heyecanlandırıp birden "kalp atışı ritmi" olarak verilen temayı gerilimi arttırmak için kullanılan bir efekt sandım bir an. Ama sonra ilk aklıma gelen yapılan bir takım deneylerde insan gruplarının belirli bir konu üzerine odaklanması sağlandığında ortaya çıkan olumlu sonuçları üzerine okuduklarımı hatırlayarak sevindim doğrusu. Keza biz oyunların ölmezleri için sahneler kurgulayacak arkadaşlara, yaşam ritmi üzerine düşünmenin salık verilmesi şahsi kanaatimce tartışılıp değerlendirmeye alınması gereken bir durumdur...

(3) Bilmeyenler için bir not: bu bir oyun geliştirme yarışmasıdır.
(*) bug.bahcesehir.edu.tr/
(4) bkz. Felsefesiz Sanat Oyunsuz Tarih
(5) bkz. Oyun ve Bügü
(6) bkz. Çekirge, Oyun, Yaşam, Ütopya
(7) Oyunlar sizinle olsun.
Ocak 2013

Redeye

Dijital verilerin delil niteliğine ilişkin.

Aşağıdaki bağlantıda aktarıldığı kadarı ile Yargıtay tarafından dijital verilerin delil vasfını haiz olabilecekleri kabul edilmiş olmakla birlikte; aktarıldığı kadarı ile kararda değinilmiş, haberde bahsedilmiş olmadığından ötürü umuyorum ki delil toplamaya dair usuller çerçevesinde elektronik veri depolama cihazlarına el konulması öncesinde hash kodu numaralandırılması ile bir kopyasının alınarak el konulma anı ile mahkeme heyeti tarafından delillerin incelenmesi arasında geçen sürede veriler üzerinde bir değişiklik yapılmış olmadığına dair tespitin ortaya konulması gereği de gözden kaçırılmış değildir.


gencbaro.org/genc-baro-ozel-haber/yargitay-dijital-veri-delildir-diyerek-disketlerdeki-bilgilere-gore-verilen-karari-onadi.html

Daha fazla göster