Bilmek istediğin her şeye ulaş

Ahmet Haldun, 

Doktor

Doktor Ahmet Haldun inploid.com'da 3 soru sordu, 4 soru yanıtladı ve 8 takipçisi var.

Ağustos 2014

Ahmet Haldun  bu yazıyı beğendi:

Temmuz 2014

Ahmet HaldunFırat Onur Altay kişisini takip etmeye başladı

Fırat Onur Altay, Yazar, @firatonuraltay

Temmuz 2014

Ahmet HaldunGökhan Mutlu kişisini takip etmeye başladı

Gökhan Mutlu, Muhasebeci, @gkhnmtl

Aralık 2013

Ahmet Haldun bu yanıtı beğendi:

Radyoterapi alan birinin etrafındaki insanlara bir zararı olabilir mi?

Radyoterapide böyle bir durum söz konusu değildir.
Aralık 2013

Ahmet Haldun bu yanıtı beğendi:

Radyoterapi alan birinin etrafındaki insanlara bir zararı olabilir mi?

Bazi radyoterapi yöntemlerinde hasta radyasyon etrafa saçmaz. Çünkü bizim kullanilan radyoaktif maddeler ya da radyasyon ışın şeklindedir ve üzeri de kapalıdır. Bu nedenle hasta etrafa bulaştırmaz. Herhangi bir şekilde kana karışmadığı için böyle bir tehlike söz konusu değildir ama nükleer tıpta radyoaktif maddelerle yapılan tanı ya da tedavi girişimlerinde hasta tedaviden günler sonra bile figurines rafyoaktif madde tasır ve bunu etrafına bulaştırması muhtemeldir.
Aralık 2013

Ahmet Haldun bu yanıtı beğendi:

Neden farklı dinlere bu kadar yoğunlaşıp ve dinleri sorgulayıp asıl amaç olan 'Tanrı' kavramını daha da irdelemiyoruz?

Soruyu çok sevdim. Benim de hep merak ettiğim konudur bu. Bütün dinlerde birbirine benzerlikler vardır . Hepsi iyiliğe yönlendirir. 4 büyük din farklı anlatılsa da birbirine çok benzer. Ve hepsi aynı tanrıya inanır . Asıl olan aşktır. Allah aşkıdır fakat dinde kimse bundan bahsetmez çünkü dini, mışlarla mişlerle öğreniriz ve yaşamaya devam ederiz , hissetmeyiz. Din de hissetmek gerekir. Bizim din dediğimiz gelenek göreneklerimizdir aslında. Dinde hep günahlardan ve sevaplardan bahsedilier. Kimse de demezki Allaha ulaşmayı deneyin! . Allaha ulaşamadıktan sonra , o çok arzuladıkları cennete nasıl gidilecektir? Hadi diyelim ki gitti, Allaha ulaşamadıktan kavuşamadıktan sonra bir anlamı olacak mıdır? Sevdiğin yanında olmadıktan sonra en eşsiz keyifler yiyecekler görüntüler vb. Verilsin bir anlamı olacak mıdır ? Dinde hep bir dayatmaya gidilir, çocukluktan başlanarak ; şişştt yapma Allah yakar, kabir azabı çekersin zebaniler şöyle yapar vb. Allah öcü müdür ? Yoksa sevgilerin en güzeline layık en büyük mutluluk mudur ? Bence ikincisi anlatılmalı ki, ikincisine ulaşabilmek için kişi kendisini 1. Den koruyabilsin. Cennet için söylenenlerde; yiyecekler, köşkler, huriler... Sanki ... ... ... Dünyası orası. Sen cennete gitmişin Allaha yakınsın ama orda hurilerle ohhh ... Çok can sıkıcı şeyler bunlar bence. Kuranın 7 dili vardır ama bizim ilk okuduğumuzda andığımız dil 1. Dilidir ve genelde sadece bu anlamıyla kuranı anlar ve yaşamaya çalışırız. İşte 1. Dile bakınca huriler , aşne fişne , yemeler içmeler , keyif yeri olarak anlatılır ki bu anlamıda çoğu zaman kendimiz anlamayız mışlarla mişlerle kendine göre yorumlayan büyüklerden öğrenirz. Kulaktan kulağa oyunu gibi eklendikçe azaldıkça , inaç yargılarımız o yönde değişir. Örneğin budisler için ; Budanın söylediği bir çok şey tasavvuf kiitaplarında anlatılanlarla aynıdır, bir çok filozofun davranış ve söylediklerine bakılıca da aynı değerleri görebilirsiniz. Buda belki ermiş biriydi, o bölgenin insanı onu ilahlaştırdılar. Sokrates belki Arabistanda dünyaya gelseydi ermiş kabul edilecekti. Bİlmediğimiz elbette çok şey var. Ama şu da bir gerçekki herkes dolaylı yoldan da olsa aynı Tanrıya inanır. Budaya inananda, Budayı Allah yarattığı için bir yerde yine Allaha tapmış olur. Nasılki aşk bu dünyada farklılık ve mutluluksa dinde de asıl olan aşktır ve Allaha kavuşmayı ulaşmayı dilemektir. Asıl mutlukuk sevdiğinle olandır .
Aralık 2013

Ahmet Haldun bir yanıt verdi.

Bekar anneler neden çoğalıyor?

Evlenmeden anne olmak diye bakmak yerine boşanmalardaki artış olarakta değerlendirilebilir.
Aralık 2013

Ahmet Haldun bu yanıtı beğendi:

Bekar anneler neden çoğalıyor?

Bekar anne yasal olarak evli olmadan çocuk doğuran kadınlar için kullanılabilir. Yasal açıdan ben çoğaldığını düşünmüyorum hatta azalıyor bile toplumda imam nikahından resmi nikaha geçiş varken eskisi gibi amiyane tabirle metres tutmak ikinci eş almak azalırken , kürtaj sayısı artar iken yasal açıdan bekar anne azalıyor ama siz bekar anne olarak sadece İstanbul'da dar bir kesimde yaşayan zümreyi görüyorrsanız soru bekar anneler çoğalıyor sorusu olmamalı .

Şartlar müsait olduğu halde bilerek ve isteyerek evlenmeden çocuk sahibi olan bayanların istatistiki olarak anlam ifade ettiğini bile düşünmüyorum
Aralık 2013

Ahmet Haldun bu yanıtı beğendi:

Bekar anneler neden çoğalıyor?

Sorunun soruş şekli bile çok yanlış, hatta diyebilirim ki tamamiyle toplumun 'kadın'a bakış açısını özetleyecek şekilde. Zira toplumdaki bekar annelerin çoğalması demek, toplumda aynı zamanda ve aynı miktarda "bekar babaların" sayısının da artması demek, ama nedense kimse bunu dert etmiyor. Her zamanki gibi yine "kadın" üzerine gidiliyor. Dolayısıyla soruda gizli bir olumsuz yanıt alma var - tıpkı anket sorularındaki gibi-. Eğitim düzeyi artan, ekonomik özgürlüğunü kazanan kadın artık kocasının boyunduruğu altında kalmak istemiyor, bu kadar basit. Ancak kadının çocuklu yani anne de olması, toplumdaki anne kavramını zedeliyor ve çocuklu kadının boşanması hoş karşılanmıyor. Ancak kadınlar artık toplumu da çok sallamıyorlar, topluma isyan içindeler. Bu da kadını ikinci sınıf sayan, çalışmamasını, evden dışarı çıkmamasını ve kocasına biat etmesini isteyen müslümanlığa tabi bir toplumda rahatsızlık yaratıyor... Aynı şeyler evlilik dışı anne olan kadınlar için de geçerlidir. İkisinde de erkek sorgulanmaz...
Ekim 2013

Ahmet Haldun bir yanıta alt yorum yaptı

Kesinlikle. Benim rahatsızlığımda bundan ötürü.
Acikcasi bir hekimin de farkli calisma alanlarina sahip iki meslege iliskin dogru bilgiye sahip olmamasi beni sasirtti.
Belirmeliyim ki Psikologlar üniversitelerin Psikoloji Bölümlerinden, PDR çalışanları da üniversitelerin Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik bölümlerinden mezun oluyorlar. Öncelikle PDR dernegince yapılan alan tanıtımına bir göz atalım:
Türk PDR Derneği’ne göre Psikolojik Danışma ve Rehberlik alanının Okul
Psikolojik Danışmanlığı, RehabilitasyonPsikolojik Danışmanlığı, Kariyer Psikolojik Danışmanlığı, Ruh Sağlığı Psikolojik Danışmanlığı, Evlilik ve Aile Psikolojik Danışmanlığı gibi beş alanda ülkemizde gelişimi gözlenmektedir (Kaynak: Türk PDR Derneği) .
Psikolojik Danışmanın Çalışma Alanları
1. Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okullarda (Okulöncesi, İlkokul, Ortaokul, Lise) “Psikolojik Danışman/Rehber Öğretmen” unvanıyla çalışabilirler.
2. Özel Eğitim Kurumları’nda (Okulöncesi, İlkokul, Ortaokul, Lise) “Psikolojik Danışman/Rehber Öğretmen” unvanıyla çalışabilirler.
3. MEB Rehberlik ve Araştırma Merkezlerinde “Psikolojik Danışman/Rehber Öğretmen” unvanıyla çalışabilirler.
4. Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezlerinde “Psikolojik Danışman” unvanıyla çalışabilirler.
5. Üniversitelerin Akademik Personel Kadrolarında Ve Üniversitelerin Psikolojik Danışma Birimlerinde Psikolojik Danışman” unvanıyla çalışabilirler.
6. Özel Psikolojik Danışma Merkezleri ve Psikokoterapi Merkezlerinde “Psikolojik Danışman” ve uzmanlıklarına göre Psikoterapist unvanıyla çalışabilirler.
7. Yüksek Lisans yaparak tercih ettikleri alanlarda uzmanlaşabilirler. Uzmanlaştıkları alanlarda uzmanlık derece ve unvanlarına göre çalışabilirler. Aynı zamanda Odyoloji Yüksek Lisansı yaparak da kamu ve özel sağlık kuruluşlarında “Odyolog” olarak görev alabilirler.
8. Askeri Liseler, Astsubay Meslek Yüksek Okulları, Harp Okulları ve Türk Silahlı Kuvvetleri Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Birimlerinde görev alabilirler.
9. Dershane ve Etüt Merkezlerine “Psikolojik Danışman/Rehber Öğretmen” unvanıyla çalışabilirler.
10. Aile ve Çocuk Mahkemelerinde kadrolu olarak Pedagog, Sosyal Hizmet uzmanı ve Bilirkişi olarakçalışabilirler.
11. Denetimli Serbestlik Şubeleri ve CezaevlerindePedagog” unvanı ile çalışabilirler.
12. Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesindeki Polis Akademisinde, Polis Meslek Yüksekokullarının Psikolojik Danışma Merkezlerinde, Rehberlik ve Danışma Büro Amirliklerinde, Çocuk Şube ve Büro Amirliklerinde “Psikolojik Danışman” unvanıyla çalışabilirler.
13. Sosyal Hizmetler Kurumu’na bağlı kreş, anaokulu, yurtlar, toplum merkezlerinde “Psikolojik Danışman” ve “Sosyal Hizmet Uzmanı” olarak görev alabilirler.
14. Aile Danışma Merkezleri’nde “Aile Danışmanı” olarak görev alabilirler.
15. Özel Şirketler, Sağlık Kuruluşları ve İşletmelerin İnsan Kaynakları ve Eğitim Birimlerinde “Psikolojik Danışman”, “İnsan Kaynakları Uzmanı”, “Kariyer ve Yönetim Danışmanı”, “Eğitim Danışmanı”
16. Uzmanlaşarak Eğitim ve Koçluk Merkezlerinde Eğitim Danışmanı, Koç (Yönetim Koçu, Eğitim Koçu, Öğrenci Koçluğu vb.) olarak çalışabilirler.
17. Diyanet İşleri Bakanlığı, Spor ve Gençlik Bakanlığı gibi bazı bakanlıklarda “Psikolojik Danışman” kimliği ile alım yapmaktadırlar.
18. Anaokulu ve Kreşlerde “Psikolojik Danışman” ve “Kurum Müdürü” unvanlarıyla iş imkânları olmaktadır.

Psikoloji alanından da bahsetmek gerekirse bu bölümden mezun olan herkesin Psikolog ünvanına sahip olduğunu söylemek mümkün. Sonrasında mezunlar psikolojinin farklı alt alanlalarında uzmanlaşabilirler. Burada bahsedilen öyle zannediyorum ki Klinik Psikoloji alt alanı. Klinik Psikologlar en az yüksek lisans derecelerini tamamladıktan sonra aşağıdaki linkte belirtilen çalışmaları yapabilmektedirler:

psikoloji.humanity.ankara.edu.tr/klinik_psikoloji.html

Psikiyatristler ise hekimlerin daha da iyi anlayacağı üzere tıp eğitiminin üzerine Psikiyatri ihtisası yapmaktadırlar.

Klinik Psikologların ve Psikiyatristlerin farklı yönlerinin yanı sıra ortak çalışma alanları psikoterapi olup, bu ortaklik kimilerinin algılarında karışıklığa sebep olabilmektedir. Kendi akademik ve klinik tecrübem bu üç alanın çalışanları arasında bir sorun olmadığıni, iş tanımlarını net yapabilen uzmanlar arasında iş birliğinin oldukça başarılı bir şekilde sağlanabildiğini göstermektedir.
İşinin uzmanı olan ve sınırlarının farkında olan herkes alanının gerekliliklerini yerine getirebilmekte ve birbirleriyle alış verişte bulunabilmektedir.
Ekim 2013

Ahmet Haldun bu yanıtı beğendi:

Eşcinsellik tedavi aracılığı ile caydırılabilen bir durum mudur?

İnsanın doğasına ve yaradılışına aykırı her şey bilimsel olarak bir sapmadır. Eşcinsellik, bazı kişiler için bir tercih, bazıları içinse yönelim sebebiyle var olan bir sapma halidir. Burada amacım, cinsel kimliği nedeniyle kimseyi yargılamak, sövmek veya küçümsemek değildir.

Ancak; medeniyetlerin gelişmesi ve yaşam standartlarının belirlenmesi için normlar büyük önem taşır ve cinsellik konusundaki halihazırda (gerek kutsal kitaplar, gerek bilimsel literatür doğrultusunda) norma uygun olan durum: heteroseksüel bir cinsel kimliğe sahip olmaktır. Bunun dışına çıkan herkes, sapmış sayılır.

Eşcinsellik - evet - bir rahatsızlık değildir; sapmadır. İnsan aleminin refahı ve sağlıklı bir gelecek kurabilmesi için bu tür eğilimleri olan kişiler kesinlikle dışlanmadan, hor görülmeden ve itham edilmeden eğitilmeli ve yönelimlerinin bu şekilde olması halinde kendilerinin ve toplumun karşılaşabileceği olumsuz sonuçlar konusunda bilinçlendirilmelidirler.

Harcanan tüm çabalara rağmen, kişi, bu eğilimlerinden vazgeçemiyorsa yapabilecek pek fazla bir şey yoktur ve o kişi kabullenilmeli ve toplumla iç içe yaşayabileceği yaşam standartlar kendisine sağlanmalıdır (ör: trans ve eşcinsel bireylerin eğitim, çalışma, temel yaşam hakları vb.) . Keza, harcanan çabalar olumlu sonuç veriyorsa, ortada zaten bir sorun yok demektir.
Ekim 2013

Ahmet Haldun bu yanıtı beğendi:

Bugüne kadar öğrendiğiniz en önemli hayat dersi nedir?

Eşek olursan semer vuran çok olur
Ekim 2013

Ahmet Haldun  bu yazıyı beğendi:

Ülserli Hastalar İçin: Mide Tahrişinden Kaçınmak

Bugün dünyanın en sık rastlanılan hastalıklarından birisi ülser. Nitekim tüketim çılgınlığının daha da fazla yaygınlaştırdığı, nereden geldiğini bilmediğimiz ve içinde çeşitli maddeler barındıran gıdaları almamız sonucu ortaya çıkan bir hastalık. Üstelik ilerlemişse çok acı verir. Bu nedenle ülser hastalarımızın dikkatle okuyup uygulaması gereken bir yazı. Küçük ama çok etkili ipuçları.
  • Aldığınız antienflamatuvar ilaçların güvenli olduğuna emin olun. Bu ilaçlar yangıyı azaltmaya yardımcı oldukları gibi son araştırmalara göre tedaviyi geciktirdikleri tespit edilmiştir. Ülser
  • Alkollü ve kafeinli içeceklerin tüketimini azaltın. Çalışmalar alkol ve kafeinli içeceklerin kanama ve inflamasyona yol açtığını, mide ve bağırsakta tahrişe neden olduğunu göstermiştir. Ayrıca mide asitlenmesinde artışa neden olarak midenin ekşimesi ve ağırmasına yol açarlar. Ülser
  • Elbette sigarayı bırakın! Bırakmak bir yana pasif içici dahi olmayın. Dumandaki kimyasal maddeler mevcut ülser rahatsızlığını azdırabilir hatta yeni ülser oluşumuna neden olabilir; mide zarını zayıflatabilir. Ek olarak mide asidini de artırır. Ülser
  • Gıda seçimlerinizi iyi yapmalısınız. Ülser hastaları kırmızı et, kızartma, yağlı, unlu ya da şeker gibi rafine edilmiş gıdalardan uzak durmalıdır. Bu gıdalar sadece ülserinizi artırır ve daha fazla acı çekmenize neden olur. Bunların yerine tam tahıllı ve lifli gıdalarla beslenmelisiniz. Bunlar mide asidini kontrol etmeye yararlar. Ülser
  • Beslenmeniz düzenli olmalıdır. Bir ülser hastasının her öğünü düzenli ve dengeli olmalıdır. Mesela günde üç öğün olmalıdır. Her gün beslenmeniz aynı saatlerde ve midenizi koruyacak besinlerle olmalıdır. Düzensiz beslenme mide asidinin artmasına neden olabilir. Ülser
  • Bazen midedeki helicobacter pylori bakterisi peptik ülsere neden olabilmektedir. Doktorunuz test sonucu bunu saptamışsa size zaten gerekli tedaviyi uygulayacaktır. Bu tedaviyi asla atlamayın. Tüm ilaçlarınızı alın ve düzenli kullanın. Ülserin %70-80'i bu bakterilerin varlığıyla ilgilidir. Ülser
  • Ülser ile stres arasında düşük bir korelasyon olsa bile stresin ülser ağrısını artırdığı saptanmıştır. Bu nedenle stresten uzak kalın. Ülser
Ekim 2013

Ahmet Haldun bir yanıta alt yorum yaptı

Şu var ki ; Sn. Özge Hanım,

Sözüm ne klinik Psikologlara , ne Psikiyatristlere ne psikoloji mezunlarına. Bunu konudan bilgisizlğimden değil dikkati bir noktaya çekmek istediğimden bu şekilde açıkladım. Belki sebebi; yakın çevremde öğretmenliğini tamamen unutup , doktor kimliğine bürünene PDR mezunlarına sıkça rastlamamdandır. Öyle pdr cilerimiz var ki, hipnoz bile yapmaya kalkıyorlar, okul dersi mesai saatleri içerisinde dışardan ek gelir elde edebilmek adına ; terapi merkezlerinde çalışıyorlar , bunları yaparkende yasal olmadığndan isimlerini resmi evraklarda işletmiyorlar.( hepsi üstüne alınmasın lütfen ) Çoğu zaman da fayda yerine zarar verebiliyorlar. Oraya gelen kişiler zaten çağresiz yardım bekleyen insanlar oluyor , bazen psikolojik gibi görünen rahatsızlıkların tabanında tıbbi sorunlarda yatabiliyor. Bir hasta gelmişti ensafalit hastası , ailesi delirmeye başladığını sanıp , tedavi amaçla yine kendini doktor sanan pdr mezunu çalışanlarının olduğu bir merkeze götürmüşler , daha sonra bize geldi. ancak tedavi için bu gibi yerlerde hem umut hem zaman kaybı olabiliyor . Sizin yukarda ayrıntılı bir şekilde belirttiğiniz alanlarda çalışıldığı sürece belirttiğiniz gibi ;işin uzmanı olan ve sınırlarının farkında olan herkes alanının gereklerini yerine getirdiği sürece sıkıntı olmayacaktır.:)
Acikcasi bir hekimin de farkli calisma alanlarina sahip iki meslege iliskin dogru bilgiye sahip olmamasi beni sasirtti.
Belirmeliyim ki Psikologlar üniversitelerin Psikoloji Bölümlerinden, PDR çalışanları da üniversitelerin Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik bölümlerinden mezun oluyorlar. Öncelikle PDR dernegince yapılan alan tanıtımına bir göz atalım:
Türk PDR Derneği’ne göre Psikolojik Danışma ve Rehberlik alanının Okul
Psikolojik Danışmanlığı, RehabilitasyonPsikolojik Danışmanlığı, Kariyer Psikolojik Danışmanlığı, Ruh Sağlığı Psikolojik Danışmanlığı, Evlilik ve Aile Psikolojik Danışmanlığı gibi beş alanda ülkemizde gelişimi gözlenmektedir (Kaynak: Türk PDR Derneği) .
Psikolojik Danışmanın Çalışma Alanları
1. Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okullarda (Okulöncesi, İlkokul, Ortaokul, Lise) “Psikolojik Danışman/Rehber Öğretmen” unvanıyla çalışabilirler.
2. Özel Eğitim Kurumları’nda (Okulöncesi, İlkokul, Ortaokul, Lise) “Psikolojik Danışman/Rehber Öğretmen” unvanıyla çalışabilirler.
3. MEB Rehberlik ve Araştırma Merkezlerinde “Psikolojik Danışman/Rehber Öğretmen” unvanıyla çalışabilirler.
4. Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezlerinde “Psikolojik Danışman” unvanıyla çalışabilirler.
5. Üniversitelerin Akademik Personel Kadrolarında Ve Üniversitelerin Psikolojik Danışma Birimlerinde Psikolojik Danışman” unvanıyla çalışabilirler.
6. Özel Psikolojik Danışma Merkezleri ve Psikokoterapi Merkezlerinde “Psikolojik Danışman” ve uzmanlıklarına göre Psikoterapist unvanıyla çalışabilirler.
7. Yüksek Lisans yaparak tercih ettikleri alanlarda uzmanlaşabilirler. Uzmanlaştıkları alanlarda uzmanlık derece ve unvanlarına göre çalışabilirler. Aynı zamanda Odyoloji Yüksek Lisansı yaparak da kamu ve özel sağlık kuruluşlarında “Odyolog” olarak görev alabilirler.
8. Askeri Liseler, Astsubay Meslek Yüksek Okulları, Harp Okulları ve Türk Silahlı Kuvvetleri Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Birimlerinde görev alabilirler.
9. Dershane ve Etüt Merkezlerine “Psikolojik Danışman/Rehber Öğretmen” unvanıyla çalışabilirler.
10. Aile ve Çocuk Mahkemelerinde kadrolu olarak Pedagog, Sosyal Hizmet uzmanı ve Bilirkişi olarakçalışabilirler.
11. Denetimli Serbestlik Şubeleri ve CezaevlerindePedagog” unvanı ile çalışabilirler.
12. Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesindeki Polis Akademisinde, Polis Meslek Yüksekokullarının Psikolojik Danışma Merkezlerinde, Rehberlik ve Danışma Büro Amirliklerinde, Çocuk Şube ve Büro Amirliklerinde “Psikolojik Danışman” unvanıyla çalışabilirler.
13. Sosyal Hizmetler Kurumu’na bağlı kreş, anaokulu, yurtlar, toplum merkezlerinde “Psikolojik Danışman” ve “Sosyal Hizmet Uzmanı” olarak görev alabilirler.
14. Aile Danışma Merkezleri’nde “Aile Danışmanı” olarak görev alabilirler.
15. Özel Şirketler, Sağlık Kuruluşları ve İşletmelerin İnsan Kaynakları ve Eğitim Birimlerinde “Psikolojik Danışman”, “İnsan Kaynakları Uzmanı”, “Kariyer ve Yönetim Danışmanı”, “Eğitim Danışmanı”
16. Uzmanlaşarak Eğitim ve Koçluk Merkezlerinde Eğitim Danışmanı, Koç (Yönetim Koçu, Eğitim Koçu, Öğrenci Koçluğu vb.) olarak çalışabilirler.
17. Diyanet İşleri Bakanlığı, Spor ve Gençlik Bakanlığı gibi bazı bakanlıklarda “Psikolojik Danışman” kimliği ile alım yapmaktadırlar.
18. Anaokulu ve Kreşlerde “Psikolojik Danışman” ve “Kurum Müdürü” unvanlarıyla iş imkânları olmaktadır.

Psikoloji alanından da bahsetmek gerekirse bu bölümden mezun olan herkesin Psikolog ünvanına sahip olduğunu söylemek mümkün. Sonrasında mezunlar psikolojinin farklı alt alanlalarında uzmanlaşabilirler. Burada bahsedilen öyle zannediyorum ki Klinik Psikoloji alt alanı. Klinik Psikologlar en az yüksek lisans derecelerini tamamladıktan sonra aşağıdaki linkte belirtilen çalışmaları yapabilmektedirler:

psikoloji.humanity.ankara.edu.tr/klinik_psikoloji.html

Psikiyatristler ise hekimlerin daha da iyi anlayacağı üzere tıp eğitiminin üzerine Psikiyatri ihtisası yapmaktadırlar.

Klinik Psikologların ve Psikiyatristlerin farklı yönlerinin yanı sıra ortak çalışma alanları psikoterapi olup, bu ortaklik kimilerinin algılarında karışıklığa sebep olabilmektedir. Kendi akademik ve klinik tecrübem bu üç alanın çalışanları arasında bir sorun olmadığıni, iş tanımlarını net yapabilen uzmanlar arasında iş birliğinin oldukça başarılı bir şekilde sağlanabildiğini göstermektedir.
İşinin uzmanı olan ve sınırlarının farkında olan herkes alanının gerekliliklerini yerine getirebilmekte ve birbirleriyle alış verişte bulunabilmektedir.
Ekim 2013

Ahmet Haldun bu yanıtı beğendi:

İnsanlar neden uzayın soğuk olduğunu düşünürler?

Çünkü uzay soğuktur :-) Ortalama sıcaklığı -270C dir. Ayrıca siyah renk de sıcaktan ziyade soğuğu çağrıştırır.
Ekim 2013

Ahmet Haldun bir yanıt verdi.

Psikoloji ve psikiyatri alanları birbiri ile geçinemeyen huysuz bilimlerdir tespitine katılıyor musunuz? Neden?

Şu var ki psikologlar pdr mezunları oluyor ve aslında onlar öğretmenlik eğitimi alıyorlar, ancak çok fazla doktor tavırlarına giriyorlar asıl huysuzluk sebebi burada beliriyor bence. Daha çok öğrencilerle ilgili ve öğrencilerin ÖSYM ile ilgili sorunlarını en iyi çözebilecek kişilerken özel terapi merkezleri vb. açıyorlar, bir çoğu kaç puanla hangi bölümler var, sınav sistemindeki farklılıklar nedir gibi asıl vermeleri gereken bilgilerden yoksun bile olabiliyorlar (lisedeki rehberlik hocam umarım okur). Lafın özeti öğretmenlikle doktorluk birbirine karıştırılmamalı ve herkes kendi işini yapmalı.
Ekim 2013

Ahmet HaldunSait Ramazan Gülbay kişisini takip etmeye başladı

Sait Ramazan Gülbay, Doktor, @SRGulbay

Ekim 2013

Ahmet Haldun bir yanıta alt yorum yaptı

Ben kendi psikolojimle bağdaştıramadım bu sebeple sorma ihtiyacı hissettim. Sonuçta bir psikolg olarak beni de açabilecek bir cevap vermenizi beklerdim:D Mesela ben sadece aşk olarak bakıyorum konunun bu boyutu sevgi eksikliğini gösteriyor benim için de.:)
Bunlar normal... Birine aşık olduğumuzda onunla iç içe geçmek yani hep yanında olmak, aynı şeyi düşünmek, fiziksel olarak yakınlaşmak, bakmak, aynı duyguları hissetmek isteriz... İç içe geçmek ilişkileri başlatmak ve sürdürmek için gereklidir ve sağlıklıdır... Bunu bir ritim dahilinde yaparız... Bir iç içe geçer bir ayrışırız... Bunu dans etmeye benzetebiliriz... İç içe geçince sevilmek, ilgilenilmek, eğlenmek, paylaşmak gibi ihtiyaçlarımız karşılanır... İhtiyaç karşılandığında ayrışır, hayatımızın diğer alanlarına yönelir ve oradaki ihtiyaçlarımızı takip ederiz... Sonra zamanı gelince gene iç içe geçeriz ve tekrar ayrışırız... Burada sorulduğu gibi hep iç içe kalmak istiyorsam anlamam gereken şeyler var demektir... Ya sağlıklı bir iç içe geçme yaşanamıyor yani ihtiyacım bu kişiyle türlü sebeplerden karşılanamıyordur; ya da benim ayrışınca gideceğim iş, aile, hobiler gibi yaşam alanlarım yeterli değildir...
İhtiyacımı karşılayan şekillerde iç içe geçebilmeyi öğrendiğimde ve kendi yaşamımda beni besleyecek farklı alanlar yaratabildiğimde bu denge kurulur ve kendime sürekli onun bakışını, gülüşünü, öpüşünü hatırlatmak ihtiyacı hissetmem...
Daha Fazla

İlgilendiği KonularTümü

Hastalıklar

421 Kişi   275 Soru

Kan Grubu

118 Kişi   15 Soru

0 Rh +

47 Kişi   0 Soru

0 Rh -

23 Kişi   4 Soru

AB Rh +

42 Kişi   0 Soru

AB Rh -

33 Kişi   1 Soru

Hepatit B Virüsü

62 Kişi   5 Soru

Hepatit C

54 Kişi   2 Soru

Ağrı (Tıp)

82 Kişi   24 Soru

Müziksever

372 Kişi   32 Soru

Tıp

355 Kişi   261 Soru

Sağlık (Alternatif Tıp)

262 Kişi   80 Soru

Sağlık

1120 Kişi   1191 Soru

Beyin

315 Kişi   104 Soru

Bipolar Duygulanım Bozukluğu

25 Kişi   10 Soru

Sağlıklı Yaşam

311 Kişi   178 Soru

Akıl

211 Kişi   26 Soru

Doktorluk

111 Kişi   40 Soru

Diş

131 Kişi   78 Soru

Diş Bakımı

30 Kişi   28 Soru

Ağız Ve Diş Sağlığı

15 Kişi   15 Soru

İş Hayatı

2434 Kişi   325 Soru

Yaşam

1215 Kişi   398 Soru

Türkiye

940 Kişi   375 Soru

Türkiye Sorunları

1152 Kişi   239 Soru

Psikoloji

2880 Kişi   966 Soru

Sürü Psikolojisi

56 Kişi   5 Soru