Bilmek istediğin her şeye ulaş

Özge Can Balaban,

Mimar

Bir gün benim ülkemde de insanlar insana değer verecek

Haziran 2013

Özge Can Balaban

Feyzi İşbaşaran _ Çözüm Süreci' ne Yorum

Şüphesiz,her görüş ve kesimdeki insanımız 35 yıldır yaşanan silahlı çatışmanın son bulması ve artık anaların ağlamamasında hemfikir. Bu 35 yıllık çatışma sürecinde çok can kaybı yaşandı.Güneydoğu'da gerçekten insanlık dramları yaşandı.Yöre insanı gerçekten perişan oldu. G.Doğu'da binlerce genç çocuklarımız şehit oldu. Karşı tarafta ölen çocuklar da TC. Vatandaşı.Dünyada son yılların yaşanan en uzun savaş. Türkiye'de yaşanan "Düşük yoğunluklu savaş" sürecine zaman zaman son verilmesi yönünde girişimler yaşandı.O süreçleri bilen biriyim. Bu "Düşük yoğunluklu savaş"ın son bulması yönünde ilk adımı Özal atmıştı.O zaman Askeriyenin bir kesimi onaylıyor, bir kesimi karşıydı. Özal döneminde yaşanan süreç çok ayrı bir konu ve zaten dramatik bir şekilde son buldu.Bunu engelleyenler daha sonra çok pişman oldu. Başbakan Erdoğan'ın 2005'te Diyarbakır'da "Kürt sorunu benim de sorunumdur" demesiyle yeni bir süreç başladı.Bu sürecin adı çok değişti. Başbakan Erdoğan "Kürt sorunu benim sorunumdur.Çözeceğim" demesinin ardında bazı ülke ve kişiler devreye girdi. Ama söylediğinin içi boştu. Belli ki ,Başbakan Diyarbakır'da söylediğinin o an bölgede söylenecek iyi bir slogan diye düşündü.( M.Yılmaz,Demirel söylemleri gibi). Başbakan'ın 2005'te Diyarbakırda söyledikleri yakasını bırakmadı.Apo ve Kandil mesajı iyi okudu ve pozisyon aldı.Önce çatışma yükseldi. Başbakan Apo ile başlattığı görüşmeler Oslo'da sürdü.Oslo görüşmeleri Başbakan'ın başını çok ağrıttı.Ara verildi.Bu defa görüşmeler açık. Başbakan-Apo arasındaki görüşmeler yazılı metin haline getirildi.Mit bu yazılı metinleri gerekli yerlere ulaştırıyor, cevaplarını alıyor. Başbakan 63 kişilik bir Akil insanlar heyeti oluşturdu (Ak Parti ve Bdp tarafından tespit edildi) Akil İnsanların çalışma süresi doldu. Başbakan bugün Akil İnsanlarla toplantı yaptı.Hazırlanan rapor üzerinde görüşmeler yapıldı.Toplantıdan çıkanlar konuşmaya başladı. Akil İnsanların raporunu okudum.Pkk'nın yayın organı Fırat haber ajansı ve Özgür Gündem'de M.Karayılan'ı da okudum.Ortada bir durum var. Başbakan toplantıda "Başka programım var.hepinize söz veremem.Sadece grup başkanlarına söz vereceğim (Yani 7 kişiye) Öyle de olmuş. Sonunda Başbakan"Apo ile konuşulan seçim barajı,Kürtçe eğitim,korucu meselesi,karakol yapımı,HES'ler vs.konularını yapamayacğını"söylemiş. Başbakan,Seçim barajının düşürülmesi konusunda :"Çalışsınlar barajı aşsınlar " Gibi söylemleri sürecin duracağını gösteriyor. Akil İnsanları raporu bildiğim şeyler olmakla beraber çok kapsamlı bir rapor.Belli ki, Başbakan bu raporu önceden okumuş. Toplantıdan hemen sonra Pkk'nın yayın organları tavrını belirledi.Bu süreçten bir şey çıkmayacağını anladı ve yorumlar başladı. Başbakan baştan beri zamana oynuyordu.Apo'da "Bana orta sahada top çevirttirmeyin.Bür seçim daha demeyin" Ama seçim geliyor. Meclis tatile giriyor.Ekimde açılacak, bütçe başlayacak.Bütçeden sonra Mahalli idareler aday tespiti ve seçim propagandası başlayacak. Mahalli idare seçimlerinden sonra Cumhurbaşkanlığı seçimi var.Cumhurbaşkanı aday başvuruları Mayıs 20014'te.Haziranda da propaganda var. Başbakan "Pkk sadece %15 çekildi" demekle bu süreç içinde Pkk'nın sözünde durmadığını söylemek istiyor.(Oranı neye göre söylüyor?" Başbakan toplantıdaki sonuç konuşmasında raporda yazılı hiç birini yapamayacağını ve Pkk'ya sitem de bulunuyor.Çekilme olmadı diyor. Başbakan Apo ile yapılan görüşmeler sürecinde Hükümetin yaptıklarını sayıyor ve daha fazla bir şey yapamayacağını özetliyor. Başbakan'ın önünde iki önemli seçim var.Apo'da"Beni artık seçimlerle oyalamayın" dediğini biliyoruz.Başbakan sık kamuoyu yoklaması yapar. Gezi Parkı gösterileri ile Başbakan'ın konumu Dünyada tartışmalı hale geldi.Başbakan'ın"Çözüm süreci"n destek veren liberal kesim çekildi. Başbakan böyle bir ortamda "Çözüm süreci"nin yürümeyeceğini.Bunun altından kalkamayacağını gördü.Bence, "Çözüm süreci" bugün durmuştur. Başbakan önündeki seçimleri hedefleyecek. Bu Başbakan için hayati değerde.Apo-Kandil-Bdp de yeni bir yol haritası çizecek. Başbakan'ın durumu netleşti. Apo,Kandil,Bdp silahlı mücadeleyi mi tercih edecek? Yok sa, Tayyip Bey sonrasını mı bekleyecek? Soru bu. Benim tahminim Güvenlik güçleri ve Pkk arasında "Düşük yoğunluklu çatışmalar"ın olabileceği yönünde.İnşallah biz yanılırız. "Çözüm süreci" ,Akil İnsanların raporunu Başbakan'a sunması ve yapılan açıklamarla ilgili görüşüm bu.Herkes farklı düşünebilir tabi...
Haziran 2013

Özge Can Balaban

Feyzi İşbaşaran _ ABD-AB-TÜRKİYE....KİM NEYİ NİÇİN YAPIYOR ?

AB'den sorumlu Bakan AB'deki görüşmelere gidemedi. Onun yerine Dış İşleri Bakanı Davutoğlu gitti.Önce bu tespiti yapalım. AB'nin 22.Başlığı açtığı falan yok. Bu konuyu görüşmek üzere 4 ay ertelemiş oluyor. Yani müzakerenin yapılıp yapılmayacağına 4 ay sonra. 4 Ay sonra ne olacak? AB üyesi ülkelerin Hükümet Başkanları ve Dış İşleri Bakanları toplanacak. 22.Madde müzakere edilsin mi edilmesin mi? AB dünkü toplantıda ne dedi? "4 ay sonra yapılacak toplantıda AB-Türkiye ilerleme Raporu izlenecek" Bunu neden saklıyorsunuz? AB-Türkiye ilerleme Raporunda ne var? -Temel insan hak ve özgürlükleri -Kıbrıs konusu -AB uyum yasalarının yerine getirilip getirimediği. AB ile görüşmelerin Gezi Parkı olaylarından dolayı durduğu kesin. Ortada Avrupa Parlamentosu'nun bir kararı var.Bu görmemezlikten gelinemez. AB üyesi B.Elçileri toplantıya devet edip saçma sapan videolar izletiyorsunuz. Ne zaman? Olaylardan neredeyse 1 ay sonra. AB üyesi ülkeleri B.Elçileri'ni kandırabileceğinini mi sandınız? Adamlar toplantıdan çıktı"Gösterilen videoda camide içki içildiği yoktu" Peki siz ne açıklama yaptınız? "AB üyesi B.Elçilere "Camide içki içildiği videosunu izlettik"Ya bu ayıp değil mi? Hangi ülke bunu yapar? Camide içki içilip içilmediği tamamen bizi iç meselemiz. Kutsal mekanlarda bunu yapanlar tespit edilir ve savcılığa suç duyurusu yapılır. Kutsal mekanlarda böyle bir şey olmuşsa,elinizdeki belge,delil,şahit,video vs. ne varsa mahkemeye verirsiniz. Mahkeme buna karar verir. Bu dediklerimin hiç birini yapmadan, halkınızı AB B.Elçilerine şikayet etmenizi AB B.Elçileri tuhaf karşılamışlardır.Olacak şey değil! Bakın siz bir şeyin farkında değilsiniz.AB B.Elçileri ve ABD Elçiliği olayları yakından izliyor ve ülkelerine rapor ediyorlar. AB B.Elçileri ve ABD Elçiliği bir konuyu daha izlemeye aldı. Görsel ve yazılı Basın baskı altında mı değil mi? Bu çok daha önemli. Her B.Elçi'nin görev yaptığı ülkede medyada dostları, arkadaşları var. Bizim B.Elçilerin de bulundukları ülkelerde var. Açık istihbarat yani... Sizin B.Elçilere videolar göstermeniz hiç bir şey ifade etmez. O B.Elçilerin ülkelerinin Hükümetleri gerçeğin ne olduğunu öğrenmek ister. Gezi Parkı olaylarında 4 kişi hayatını kaybetmiş. Gözünü kaybedenler,polisin şiddeti videoları medyada dolaşıyor. B.Elçiler bilmiyor mu? AB B.Lçileri,ABD B.Elçisi gazete ve Tv'lerin nasıl el değiştirdiğini, gazetecilerin gazetecilik yapamadığını görmüyor mu? Görüyor tabi... Her zaman ki gibi, cevaplar, blocklar, spamlar sonra:)) Ethem Sarısülük'ün polis tarafından öldürülme anı videosu çok net ortada ve polis tutuksuz yargılanacak.Yargıdan da bir şey çıkmaz. Şimdi konumuza geri dönelim.AB dünkü toplantıda size ne dedi? "22. Başlığın müzakeresini 4 ay erteliyoruz ve sizi izlemeye alıyoruz" AB'ye "Siz kim oluyorsunuz da bizi izlemeye alıyorsunuz?" Diyebilirsiniz.O sizin bileceğiniz bir şey.Söylersiniz ve bırakırsınız. Başbakan Erdoğan Avrupa Parlamentosu'na "Sizin kararınızı tanımıyorum" dedi ama Davutoğlu AB görüşmelerinin devamı için gitti... AB son aldığı kararla Türkiye'yi Gezi Parkı olayları ,AB'nin olmazsa olmaz şartı, İnsan hakları,temel hak ve özgürlükleri izlemeya aldı. Kendinizi kandırmayın.AB ile müzakere zor bir süreçtir.Ya AB normlarını, müktesebatını herşeyi ile kabul edersiniz veya etmezsiniz. AB-İngiltere müzakereleri bile 10 yıl sürdü.Bu iş sabır,şeffaflık,insan haklarına saygı,Temel hak ve özgürlüklere saygı gerektirir. Benim gördüğüm AB üyesi ülkeler ve ABD'nin Başbakan Erdoğan'a bakışı tamamen değişti.Ortada bir güven bunalımı yaşanıyor. Açıkçası AB üyesi ülke liderleri Başbakan Erdoğan'ın kendilerini oyaladığını dair kanılar var ve bunu ifade ediyorlar. AB Başbakan Erdoğan'ın durumunun netleşmesini bekleyecek.Türkiye'nin önünde üç seçim var.Erdoğan Cumhurbaşkanı adayı olacak mı? Başbakan Erdoğan Cumhurbaşkanı adayı olup ve seçilirse,yerine Ak Parti Genel Başkanı Başbakan kim olacak?AB tüm bunları hesaplıyor. AB Başbakan Erdoğan ve Ak Parti'nin geleceğini görmeden müzakereleri oyalıyacaktır.Karşısında istekli,kararlı lider bekleyecek. Bizim AB yolculuğumuz gerçekten "Uzun ince bir yoldur" Bunun nedeni bizim AB'nin temel değerlere uymaktaki isteksizliğimizdendir. Türkiye Cumhuriyet'in ilanından sonra talip olduğu en büyük proje AB projesidir.AB İnsan hakları ve Demokrasidir, Normlar, standarlardır. Tayyip Bey Askeri vesayetten kurtulmak AB ile müzakerelere başladı. Şimdi kendisi vesayet getirdi. AB bunu görüyor. Şimdi beklemeye girdi. Türkiye AB'ye girecektir. Ama doğru zaman,doğru politikalar ve kararlı bir liderle bu mümkün. Neticede daha çok yolumuz var.
Temmuz 2012

Özge Can Balaban

AKA Koleji Halkalı Kampüsü

en kısa sürede 3d maketleri ile burada ...
Temmuz 2012

Özge Can Balaban

Mekan - Dans Hibritleşmesi -2

Çağdaş Dans Üzerinden Beden-Mekan Birlikteliği-Bölüm 2
Özge Can Balaban

“Mimarlar için yer biçimin doğuşu ve ikametin oluşturulması için bir araçtır. Hem dans hem de mimarlık içinde, deneyimlenen ilk yer bedenin yeridir.” (Brown; 2003)

Dans boş mekânların sağladığı olanaklarla işaret edilen hareket modellerinin farkındalığı üzerine çalışırken mimarlık uzamsal strüktürlerin yaratımı ve sınırların çizilmesi boyunca potansiyel hareketleri tanımlar. Bu yaklaşım ile yapılı çevre-mekân ile dans arasında sezgisel karşılaştırma, sınırlarla üretken güçlerin etkileşiminin nasıl olabileceğinin ve günlük uzamsal deneyimle birlikte düzenli tanımlanmış modellerin hareket modelleri ile nasıl ortaya çıkabileceğinin araştırmasının mekânsal anlayışımız içinde olmasını önermesi noktasında önemlidir (Gavrilou; 2003).

Mimar-koreograf ortak çalışmaları 2003’ te "Watch This Space" isimli sempozyumun konusu olarak ele alınmıştır. Dance Umbrella ve the Royal Institute of British Architecture’ ın ortaklaşa düzenlediği sempozyum Suzanne Walker tarafından organize edilmiş, birçok mimar ve koreograf konuşmacı olarak bulunmuştur. Bu noktada beden-mekân ilişkisinin dans ile nasıl bir açılım bulduğunun araştırılması ve mimarlığa nasıl bir katkısının olabileceğinin irdelenmesi için beden-mekân birlikteliğinin dans sanatı içerisinden incelenerek kuramsal çerçeveler içinde tartışıldığı sempozyuma katılan koreografların çalışmaları incelenebilir.

Carol Brown; "Nerve Chamber" isimli performansında Steward Dodd ile birlikte çalışmıştır. Çalışmanın merkezinde dinamik bir şehir merkezi bulunmaktadır. Bu konstrüksiyonun uzantıları sahnenin merkezine doğru bir kapanma hareketi ile merkezde, iki yabancının bir seri gelişen hareketlerle bir araya geldiği bir sıkıştırma odası oluşturmaktadır. Bu durum mimarın yaratığı mekânla birlikte dansçıların hareketlerinin gözlenmesini, diğer bir bakış açısı ile kent içinde sıkışma ile olası hareket alanlarının yeniden anlamlandırılabilmesini sağlamaktadır. Brown’ un görsel sanatçı Rolinson ile birlikte beden ile mekân arasında oluşan etkileşimi konu alan daha başka çalışmaları da bulunmaktadır. Akışkan mimari durum olarak tanımladıkları "Machine for Living" (bkz: şekil5) isimli çalışmalarında ideal ev konu edilmiş ve ses, ışık, animasyon ve hareket ile mekân parçalanmıştır. Katı yüzeler ve titreşen imajlar insan bedeni içinde silikleşmiş ve yok olmuştur. Bu çalışmada ideal ev olarak tanımlanan mekân sorgulanmış, sonunda bedenin bir parçası durumuna gelerek ve bedenin şehre dönüşmesine izin vererek yok olmuştur. Çalışma somut hareket üzerinden mekânı sorgulamaktan çok düşünsel olarak şehri ve hayatı sorgulaması, insanı bu durum içerisinde geçişken durumda tutarak beden üzerinden şehri yansıtması noktasında hem insanbilimine hem de yeni mekânların tanımlanması noktasında mimarlara ufuk açıcı nitelikte görülebilir.


Şekil5 "Machine for Living"



Frederic Flamand’ a göre mimarlık iki kişinin teni arasında olan ya da oldurulan her şeydir ve dansta bu noktada mimarlık ile ilişki kurar. Flamand uzun süredir mimarlar ile birlikte çalışmalar yürütmektedir ve genellikle ortaya koyduğu çalışmalarda insan ve kent konularını işler. Mimarlığı da bu noktada sadece yapı yapmakla ilgilenen bir disiplin olarak değil aynı zamanda insanla ve sosyal olaylarla da ilgili olarak görür. 2004 senesinde İstanbul Tiyatro festivali programında da yer alan Metapolis çalışması Zaha Hadid ile birlikte yürüttüğü ve ütopik bir kenti konu aldıkları bir çalışmadır (bkz: şekil6). Metapolis geleceğin kenti ya da kentin ötesinde anlamına gelir ve çalışmada bunu destekler niteliktedir. Çalışmada amaç mekân ile beden arasında şiirsel bir geçiş yaratmaktır ve beden şehir olurken şehirde diğer yandan beden üzerinde cisimleşmektedir. Dansçılar performansta şehrin sınırlarını zorlarlar, kuralları yıkarlar, alternatif çevreler bakarlar ve gittikleri her yerde kendi özel alanlarını oluştururlar. Flamand’ ın mimar-koreograf ortak çalışması olarak son zamanlarda ortaya koyduğu diğer bir çalışmada Jean Nouvel ile birlikte yürüttüğü "Work.Leisure" isimli performanstır. Bu çalışmada da teknoloji performansa etki etmiştir. Flamand bu çalışmasını, dijital devrimin mutasyonunu beklerken beden üstünden endüstri devri ile zaman ve mekâna etki eden düzen, hız ve tahminlerin ifade edilmesi olarak tanımlamıştır. İki çalışmada da gelecek ele alınmış ve koreografi gelecekte olası hareket alanları üzerinden kurgulanmıştır.


Şekil6 "Metapolis"

Siobhan Davies; beden-mekân ve dans-mimarlık konusu ile ilgili olarak Sarah Wigglesworth ile ortak çalışmalar yürütmüştür. Wigglesworth mimarlığı sadece görsel bir biçim değil, onunla birlikte var olan sosyal aktivitelerle de ilgili olarak tanımlar. Hem beden hem mimarlık mekân içerisindeki hareket ile ilgilidir. Mimarlığa ve bedene yaklaşımları yürüttükleri performanslarında kendini bulur. Dansı mekânı tanıtmak için kullanırlar ve çalışmaları çeşitli iş binalarında gerçekleşir. Amaç mekânın olası farklı açılımlarını yakalamak, var olanı zorlamak ve ya yeniden adlandırmaktır. Bu noktada Uysal’ ın çalışmasında anlattığı Huilmand’ in Muuwerk isimli çalışması benzer görülebilir.

“… yere özel koreografisi- bize daha fazlasını sunar: bedenimiz ile yürümek ve araba kullanmaktan daha fazlasını yapma potansiyeli ve kent mekânlarını çalışmak ve alışveriş yapmaktan daha farklı biçimde deneyimleme… Bilinenin yanında yatan bilinmeyenle birlikte performansçının farkındalık serüveni boyunca dansçı kendi şehir deneyimini -ki eş zamanlı mekân tarafından da sunulan- oluşturur” (Uysal; 2001)

Sempozyumun diğer bir konuşmacısı koreograf Rosemary Butcher ile ortak çalışmalar yürütmüş mimar John Lyall ilgi alanının geniş insan akışı içerisinde mekânın kurgulanması olduğunu belirtmiş ve koreografinin de bunun bir çeşidi olduğunu söylemiştir. Butcher ve Lyall’ ın birlikte yürüttükleri "Body as Site" (bkz: şekil7) isimli çalışmada dansçılar ipler ve kontra plak levhalar aracılığı ile farklı mimari alanlar yaratmayı amaçlamışlardır. Lyall, Butcher’ in dansın formal organizasyonu ile ilgilenmesi sonucunda yarattığı hareket katmanlarının lineer mekânsal örgütlere dönüştüğünden bahseder (bkz: şekil8).


Şekil7 “Body as Site”, Şekil8 "Katmanlara dönüşen beden hareketi üzerine şema"

Yukarıda verilen örnekler iki farklı disiplinin bir arada çalışması sonucu kurgulanarak oluşan performanslardır. Görülen o ki hem mimarın mimarlığa bakışı hem de koreografın mekânı nasıl algıladığı ve mekândan ne beklediğine bağlı olarak farklı çalışmalar ortaya konmuştur. Hepsinde ortak olan nokta ise beden ile mekânın olası birliktelik durumlarının incelenmiş olması ve sorgulamalar ile kırılma noktalarının, farklı mekânsal ifadelerin ve yeni mekân tanımlarının ortaya konulma çabasıdır. Beden ve mekân arasındaki birlik, olası yeni düşüncelerin incelenmesi üzerine tek başına çalışan koreograflarda vardır. Mesela birkaç sene önce yine İstanbul Tiyatro Festivalinde izleyici ile buluşan "Single Space" (bkz: şekil9) isimli Mehmet Sander çalışması bedenin kendi imkânları ile mekânı zorlaması üzerine gelişmiştir. Dansçı kare bir çerçeve içerisinde geometrinin sınırlarında kalarak kurgulanan hareket dizgilerinde yerçekimi ile birlikte ortak çalışarak geometriyi elinden geldiğince zorlar. Seyirciyi her an diken üstünde tutarak bedenin kurgulanmış mekânda aldığı riski gösterir. Çalışmada en önemli nokta statik bir alan oluşturan çerçeve ile dinamik beden arasındaki zıtlığın vurgusudur.


Şekil9 "Single Space"


Mekânın yeniden tanımlanmasına olanak veren diğer bir çalışmada Tuğçe Ulugün Tuna’ nın 2002’ de İstanbul Güncel Sanat Merkezi Proje 4L’de gerçekleştirdiği "Vertigo" (bkz: şekil10) isimli çalışmasıdır. Performans mekânın tanıdığı olanaklara göre hareketin farklı zeminlerdeki uyumunu / uyumsuzluğunu ve değişimini yansıtmaya çalışmıştır. Son bölümde duvarı tavan, tavanı duvara çeviren, birbirine ipler ve emniyet kemerleriyle bağlı dört kişinin, yüklerini dengeleyerek birbirlerinin mekânlarına girişleri izlenir. Aynı anda iki farklı yüzeyde dans eden bedenler, izleyicinin algısı ve mekânın boyutlarıyla oynarlar. Tek bir dansçı ise sadece boşluğu kullanır, boşluğun bir ucundan diğer ucuna giderken boşluğu deler ve her hareketi ile yeniden biçimlendirir.


Şekil10 "Vertigo"


Son olarak kendisi hem mimar hem de Butoh (bkz: şekil11) dansçısı olan Tetsuro Fukuhara’ nın dans, mimari ve tasarımı birleşimi olarak tanımladığı "Space Dance" adını verdiği yeni bir Butoh dansından bahsedilebilir. Fukuhara amacının barışçıl bir beden ve bedenin içinde bulunduğu uyumlu bir çevre yatma olduğunu dile getiriyor ki aslında bu açıklama belki de dans sanatı ve mimarlık disiplinlerinin ortak çalışmalarının temel amacı olarakta söylenebilir. Teması, geleceğin bedenini kurgulamak olan Uzam Dansı, teknoloji ve beden arasında iyi bir denge yaratmak istiyor. Burada en önemli nokta, uzam, beden ve obje arasındaki ilişkidir. Fukuhara’ ya göre “Çağdaş, bilgi merkezli toplumumuzda pek çok bilgi arzumuz dışında dolaşıyor. Sonuçta bedensel sezgiler ve gerçek duygular kaybolmaya yüz tutuyor. Fakat bilgi bireyde başlar ve bireyde biter. Bu yüzden yaşadığımız bilgi toplumunu bereketli olarak gerçekleştirebilmek için bedensel sezgilerimizi ve gerçek duygularımızı arttırmaya ihtiyaç duyuyoruz. Duruşlar her zaman uzamdaki ilişkilerin durumuyla birlikte doğacaktır. Yeni formlar yaratmayı desteklemek için çeşitli uyumlu mimariler, mobilyalar, kostümler ve bilgi uzamları yaratıyoruz. Bunları pratik olarak performansımızda kullanarak kendi duruşumuz ve objeler arasında ilişkilerin bilgisini yaratıyoruz.”


Şekil11 - Butoh dansı

Yukarıda bahsedilen gerek mimar-koreograf ortak çalışmaları olsun gerek koreografların öznel mekân-beden üzerine çalışmaları olsun göstermektedir ki son yıllarda konu sıklıkla ve farklı biçimlerde veya arayışlar içerisinde ele alınmıştır. Çalışmalar salt bir doğrunun bulunması veya bir kabule ulaşılması amacını taşımamakla birlikte var olan bir durumun farklı yorumlanmalarını, zaman zaman olası kurgularla zaman zaman doğaçlamalarla yeni bakışların ve algıların yakalanmasını sağlamaktadır. “Watch the Space” sempozyumunun sonucunda bu çalışmaların mimariye nasıl bir katkı sağlayabileceği soru olarak gelmiş ve kendisi bir mimar ve eğitimci olan John Lyall bunun net bir cevabı verilemeyecek bir soru olduğunu belirtmiş ve öğrencilerine yönelik “bir mekân üzerine düşünürken o mekâna dansçı arkadaşlarınızı götürün ve dansları ile yorumlamalarını izleyin, size birçok şey kattığını göreceksiniz” diyerek konuşmasını bitirmiştir. Sonuç olarak tüm çalışmalar için şöyle bir genellemeye gitmek yanlış olmayacaktır; farklı yöntemlerle konuya yaklaşmalarının yanında tüm çalışmalar mekânı insanın merkezine almaya çalışarak yeni parçalanmaları ortaya çıkartmaktadır, bu ister var olan somut bir mekânın yeniden tanımlanması ister boşlukta bir mekânın var edilmesi olsun mekânın kabul edilen anlamının muğlâklaştırılması noktasıdır. Bu durum ise geleceğin mekânlarının, insanın eline verilen kendi özgür iradesi ile oluşturduğu doğasının sınırları tarafından belirlenebilmesi noktasında önemlidir.

Kaynaklar;
Brown C., 2003; Dance-Architecture Wokshop; Isadora and Raymond Duncan Centre for Dance; carolbrowndances.com/writings_pubs.html (erişim: 21.04.2008)
Gavrilou E., 2003; Inscribing Structures of Dance Into Architecture; Space Syntax Symposium; London; spacesyntax.net/symposia/sss4/fullpapers... (erişim: 27.04.2008)
Günsür Z., Modern – Postmodern Dans / Uzam: Postmodern dönemde beden ve mekan kullanımı; laboratuar.org/tr/main/yazi/14.htm (erişim: 24.04.2008)
Le Corbusier, 2003; Bir Mimarlığa Doğru; Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık; İstanbul
Roth L.M., 2006; Mimarlığın Öyküsü; Kabalcı Yayınevi; İstanbul
Teksöz Ç., 2001; Beden ve Mekan Bauhaus Tiyatro Çalışmalarının Mimarlık Eğitimi Açısından Değerlendirilmesi; İstanbul Teknik Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü
Uysal Ş., 2001; Bodies and spaces in contact: A study on the dancing body as means of understanding body-space relationship in an architectural context; Bilken Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü
Yurttaş M.K., 2003; Mimarlıkta Postorganik Paradigma Bağlamında Beden-Mekan Hibritleşmesi; İTÜ Fen Bilimleri Enstitüsü
londondance.com/content.asp?categoryıd=9... "Watch The Space" Sempozyumu carolbrowndances.com Carol Brown özel sitesi
blog.nj.com/ledgerentertainment/2007/07/... Metapdis- Frederic Flamand & Zaha Hadid ortak çalışması
arttechnologies.com/nbsd.html Tetsuro Fukuhara - Space Dance
tunatugce.blogspot.com
Ek Kaynaklar;
Merleau-Ponty M., 2005; Algılanan Dünya- Sohbetler; Metis Yayınları; İstanbul
De Landa M., 2006; Çizgisel Olmayan Tarih- Bin Yılın Öyküsü; Metis Yayınları; İstanbul
Ertem G:, 2007; Çağdaş Dansta Koreografik Yaklaşımlar; dansistan.blogspot.com/2007/06/ada-danst... (erişim: 26.04.2008)

mekanar.com/tr/bo%c5%9f-oda-ar%c5%9fiv-2010/bo%c5%9f-oda-05/%c3%a7a%c4%9fda%c5%9f-dans-%c3%bczerinden-beden-mekan-birlikteli%c4%9fi-b%c3%b6l%c3%bcm-2-%c3%b6zge-can-balaban.html
Mayıs 2012

Özge Can Balaban

21.YYda Ütopya

En kısa zamanda bu alanda ...
Mayıs 2012

Özge Can Balaban

Mekan - Dans Hibritleşmesi

Çağdaş Dans Üzerinden Beden-Mekan Birlikteliği-Bölüm 1

Özge Can Balaban

Giriş
Günümüzde beden ve mekân arasında ki ilişki, bedenin mekânı ve mekânın bedeni karşılıklı etkiler durumları sıklıkla tartışılıyor ve inceleniyor. Bu ikili ilişki ile ilgili olarak geleceğin insanı ve geleceğin insanının mekânları da tartışma kapsamına alınıyor. Makale bu noktadan hareket ile son yıllar içerisinde konu ile ilgili olarak bedenini birçok kişiye göre daha iyi kavradığı söylenebilen ve bedeninin sınırlarını zorlamak üzerine çalışan dans sanatçıları ve mekân ile kuramsal olarak ilgileri bağlamında çalışmalarını incelemeyi amaçlıyor. Konu ile ilgili olarak 2001’ de Şafak Uysal, Bilkent Üniversitesi İç Mimarlık Bölümünde dans eden bedenler üzerinden birbirini üreten bedenler ve mekânlar üzerine bir doktora tezi yapmıştır. Başka bir çalışmada İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Bölümünde 2001 senesinde Didem Teksöz tarafından Bauhaus tiyatrosunun değerlendirilmesi üzerine yüksek lisans tezi olarak yapılmıştır. Teksöz’ün çalışmasında da beden ve mekân arasındaki ilişki kısmen ele alınmıştır. Uysal çalışmasında beden-mekân ilişkisini dansçılar ve performansları üzerinden ele almış daha çok bedenin ve mekânın sınırlarını, mekânın bedende yarattığı etkiyi dile getirmiştir. Teksöz ise daha çok beden kullanımı olarak tiyatroyu temel almış, mekânı bununla ilişkilendirmiştir. Makalede ise mekân-beden ilişkisi ve dolayısı ile mimarlık ile ilişkisi post-modern dans ve çağdaş dans sanatları -Learmas Performativite olarak adlandırır- üzerinden incelenecek ve mimar-koreograf ortak çalışmaları ile birlikte mekânın yorumlanmasına değinilecektir.

Makale’nin temelini oluşturan beden-mekân birlikteliği ile oluşan durumun neyi tanımladığının ifadelendirilebilmesi için makale içerisinde ilk olarak beden-mekân birlikteliği üzerine geçmişten günümüze ilişkinin nasıl ele alındığına yer verilecek, günümüzde konunun nasıl bir boyutta tartışıldığı irdelenecek ve dans sanatı ile ilişkisi sorgulanacaktır. Bu noktadan hareketle daha sonra günümüzde mekân ve beden üzerine yapılan dans çalışmaları ve mimar-koreograf ortak projeleri incelenecektir. Sonuç olarak iki farklı disiplinin karşılıklı bir biri içine girerek yaptıkları çalışmaların sonuçları tartışılacaktır.

Anahtar kelimeler:
Mekânın koreografisi
Koreografinin mekânı
Beden-mekân ilişkisi
Bedensel algı

“Ne yalnızca senin olan sabit bir yer, ne bir form, ne de yalnızca sana özgü olan bir işlev verdik. Biz sana, kendi özlemlerine göre ve kendi yargılarına göre istediğin yere, istediğin forma ve istediğin işlevlere sahip olabilesin diye… Böylece hiçbir sınırla kısıtlanmadan, eline verdiğimiz kendi özgür iradene göre kendi doğanın sınırlarını kendin belirleyeceksin. Seni dünyanın merkezine yerleştirdik, dünyada olan biteni buradan çok daha kolayca görebilesin diye.” ( Pico– The Renaissance Philosophy of Man - 1948; Roth;2006 s.431)


Şekil1 “Leonardo da Vinci ideal Vitruvius insanı”, Şekil2 “Le Corbusier-Le Modular”


Bedenin kendi var oluşu ile ilk insandan beri mekânı yönlendirdiği, mekânın oluş biçimini etkilediği, mekân ile ilişki içerisinde olduğu söylenebilir. Beden ile mekânın ilişkisinin sorgulanmaya başlaması ise özellikle Rönesans dönemi ile ilişkilendirilir. Rönesans dönemi mekânı sayı ile tanımlar ve mimarlığı mekânsal birimlerle uğraşan bir matematik bilimi olarak kabul eder (Roth; 2006). Bu noktadan hareketle güzel mimari için insan bedeninin kendi içindeki oranlarına başvurur (bkz: şekil1). Bu durumda beden salt kendi ile ilişkili oran olarak ele alınmıştır ve mekânı matematiksel bir kurgu olarak ilgilendirmektedir. Mekân iki boyutlu insan hareketlerinin oranı ile bedenin ve hareketin sınırlarını belirleyendir.

17.yy’ da kartezyen düşüncenin kendine yer edinmesi ile mekân-beden ilişkisi salt bedenin nesnel oranları olarak ele alınmayı bırakmış beden görsel algı ile birlikte ele alınmıştır. Gözün “aynı anda ve aynı bakış açısıyla her üç boyutu da tamamıyla” görmesinin olanaksızlığı sonucu mekânı farklı algıladığını savunan yeni görüş, mekân-beden arası etkileşime yeni bir perspektif kazandırmıştır (Yurttaş; 2003).

20.yy’ ın ilk yarısı beden-mekân ilişkisi üzerinden incelendiğinde ilk göze çarpan Le Corbusier’ in Le Modular adamı (bkz: şekil2) -ki burada Rönesans’ın ideal oranına bir geri dönüş söz konudur- ve insanın çevresini göz hizasından gördüğü düşüncesidir -bu noktada kartezyen düşüncenin etkisi göze çarpar-. Bunun yanında işlevsel mimarlık olarak anılan insana ve dolayısıyla insan hareketine bağlı sistemlerin kurulması da yine beden-mekân ilişkisi üzerine bir yaklaşım olarak ele alınabilir. Le Corbusier bu üç beden-mekân etkileşim durumunu kütle, yüzey ve plan olarak ele almıştır (Le Corbusier; 2003). Hemen hemen aynı dönemlerde diyebileceğimiz diğer bir mekân-beden ilişkisi sorgulanması ise Schlemmer’ in çalışmalarında gözlemlenebilir. Bauhaus’ da tiyatro bölümü ile ilgilenen Schlemmer beden hareketlerini mekân içerisinde çok boyutlu olarak ele almış (bkz: şekil3); beden-mekân birlikteliğini, bedenin salt biçim ve hareket haricinde çevresini saran uzamla var olan, ona boyun eğen olarak kabul edilmesi ile mekânla bir bütün oluşturan olarak tanımlamıştır (Teksöz; 2001).


Şekil3 “Oskar Schlemmer- hareketli insan diyagramları”

Rönesans’ tan 20.yy’ ın ilk yarısına kadar beden-mekân arası etkileşimin değişik biçimlerde ele alındığını ve mekân tasarımlarında bu düşünsel yapıların etkili olduğunu görüyoruz. Rönesans’tan başlayan ve 20.yy’ ın ilk yarısını da içine alan bu dönem için şöyle bir durumun varlığından bahsedilebilir: insan bedeni ile – bedeninin nesnel boyutları, hareketi ve bedenin algısı ile birlikte – mekân anlamlandırılmış, mekânın oluşumunda başlangıç özne olarak insan kabul edilmiştir. Bedenin mekâna izdüşümü belirli sistemler içinde ele alınmış ve sonucunda beden mekân ile çevrelenen ve mekânın yönlendirdiği durumuna gelmiştir. Kısacası başlangıçta özne olarak varlığını ortaya koyan beden mekânın oluşumu ile birlikte öznelliğini mekâna bırakmış, mekânın nesnel oluşumunu kendi bünyesine alarak bedenin nesnelliğini kabul etmiştir.

20.yy’ ın ortalarına doğru özellikle Ponty’ nin algı felsefesi üzerine yaptığı çalışmalar ve beden ile algı arasında kurduğu ilişki mekânın beden üzerinden yeniden sorgulanmasını getirmiştir. Merleau-Ponty bedeni ne özne ne de nesne; ama buna karşın bütün bilme etkinliklerimizi derinden etkileyen anlaması son derece güç bir varoluş ve dünyaya sahip olmak için genel bir aracı olarak tanımlamıştır. Ponty ile birlikte beden salt bir biçim olmaktan çıkmış akıl ve bedenin ikiliği ortadan kalkarak bir arada olmaları durumu ve bilme edimi bedensel kavrayış ile ilişkilendirilmiştir. Mekânın var oluşu ise bireysel özlemin bedenidir. Bu noktada Ponty mekân-üretken olarak bedenin sürekli hareket halinde olması gerekliliğini öne sürmüştür (Yurttaş; 2003).

20.yy’ ın ikinci yarısından günümüze bedenin yeniden yorumlanması, bedenin ifadeli olma ve yönelimli olma durumları mekân kurgularının yeni bir bağlamda ele alınmasını getirmiş ve farklı mimari yaklaşımlar bu noktadan hareketle kendilerine yer edinmişlerdir.

Mekânlar insan hareketi ve hareketin akışkanlığı ile birlikte yeni formlara bürünmüş, yönlendirme, algılarla oynama ve esnek olma kavramları çerçevesinde yeni anlamlar bulmaya başlamıştır.

“Mimarlık bir tür kent balesidir. Mimarlar çoğu zaman yapılarının insan yaşamının ritmini yakaladığını düşünürler. İnsan bedeninin oranları ve bedenin elemanlarının taş ve beton içinde dönüşümü mimarların temel kibirlerinden birisidir ve bu sadece büyük dünya ile insan bedeni arasındaki yarım yoldur.” Aaron Betsky (Cincinatti Sanat Müzesi Yöneticisi – mimarlık eleştirmeni ve tarihçi)

Bugüne geldiğimizde muğlâklık kavramı, Deleuze felsefesi gibi düşünsel alanın da etkisi ile mekân ve beden arasındaki ilişki farklı boyutlarda halen tartışılmaktadır. Yukarıda Betsky’ nin de değindiği gibi bedenin oranları, hareketi ve sınırları mekân için sadece yarım bir yoldur. Bedenin sınırları muğlâklaşmış, mekânda bu muğlâklıkla birlikte kendisine yeni açılımlar aramaya başlamıştır. Beden kavramı günümüzde salt bir hareket ve ritim ya da sistematik bir işlevler silsilesinden ibaret değildir. Beden kavrayan, anlayan, anlamlanan, sorgulayan, sınırlarını zorlayan olmuştur ki bu noktada sınırlarının muğlâklığı mekânın muğlâklığını beraberinde getirmektedir. Konu ile ilgili olarak Uysal’ ın Borden’ den mekân ve sınırları üzerine aktarımı günümüzde mekân-beden ilişkisinin hangi yönde ilerlediği ve neden bu kadar önem taşıdığını göstermesi açısından önemlidir.

“Şehirler ve binalar günlük yaşam hareketlerimizi bize sunarlar. Onlarla birlikte yaşar, çalışır ve memnun oluruz; şehirler bizim uzamsal dünyamızdır. Ama çoğunlukla bizler bu günlük mekânlar ve strüktürlerin sadece pasif kullanıcılarıyızdır. Hareketlerimizi ve aktivitelerimizi henüz tasarlanmış bu oluşumlara uydururuz. Dolaysız bilgiler –şehrin kuralları diyebileceğimiz oluşumun getirdiği hareketlerin yerlerinin belirlenmiş durumu- ve dolaylı kurallar –mekânların eyleme göre ayrışması, tanımlanması durumu- boyunca hangi mekânda hangi eylemelerin var olabileceği konusunda bilgilendirilmişizdir. Ve genellikle bize ne söylendiyse direkt onu yaparız.” (Uysal; 2001)

Oluşturulan mekânlar bedeni nesne konumuna sokmuş, kendisine itaat eden, mekâna bağlı hareket eden, mekânın sundukları ile yetinen durumunu oluşturmuştur. Bu noktada Ponty’ nin 1948 yılında ve De Landa’ nın 1990’ larda değindiği gibi yapılı çevreler, kentler, binalar, mekânlar kuruldukları kurallarla var oluşları çerçevesinde kurucularına sorunsal olmaya başlamışlardır. Artık beden özne durumunu geri kazanmak istemektedir. Sınırsızlığını deneyimlemek, çevresini biçimlendirmek… Başka bir deyişle özgürlüğünü yeniden kazanma çabasındadır. Bölümün başında Pico’ dan yapılan alıntıda yer verildiği gibi bedenin kendi doğasının sınırlarını kendisinin belirlemesine özlemi durumu günümüzün tartışma platformlarında kendisine yeniden yer edinmiştir.

Her ne kadar bedenin öznelliğini geri kazanma isteği mekânı nesnel duruma sokuyor gibi gözükse de salt bedenin öznelliği ve mekânın nesnelliği durumu şu an için mümkün görünmemektedir. Yapılan çalışmalar daha çok iki durum arasında dengenin kurulabilmesinin nasıl sağlanabileceği üzerinedir.

Beden-mekân arası ilişkinin sorgulanması mimarlık, felsefe, sosyoloji gibi dalların yanında dans sanatında da sıklıkla tartışılır bir konudur. Hatta son yıllarda beden-mekân hibritleşmesine olanak sağlayacak yaklaşımlar, düşünceler, kurgular üzerine mekânların kurgulayıcıları olarak kabul edilen mimarlar ile bedenlerin sınırları üzerine çalıştıkları kabul edilen dansçılar arasında disiplinler arası çalışmalarla sıklıkla karşılaşılmaktadır. Bu iki ayrı duran disiplin içinde birçok benzerlik barındırır. İkisi de özünde yerin pratiğinin yapılması ile ilgilidir. Ne beden mekândan ayrı ne de mekân bedenden ayrı bir varlık olamaz. Mekân bedenin beden ise mekânın varlığının göstergesi durumundadır.

Kaynaklar:
Brown C., 2003; Dance-Architecture Wokshop; Isadora and Raymond Duncan Centre for Dance; carolbrowndances.com/writings_pubs.html (erişim: 21.04.2008)
Gavrilou E., 2003; Inscribing Structures of Dance Into Architecture; Space Syntax Symposium; London; spacesyntax.net/symposia/sss4/fullpapers... (erişim: 27.04.2008)
Günsür Z., Modern – Postmodern Dans / Uzam: Postmodern dönemde beden ve mekan kullanımı; laboratuar.org/tr/main/yazi/14.htm (erişim: 24.04.2008)
Le Corbusier, 2003; Bir Mimarlığa Doğru; Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık; İstanbul
Roth L.M., 2006; Mimarlığın Öyküsü; Kabalcı Yayınevi; İstanbul
Teksöz Ç., 2001; Beden ve Mekan Bauhaus Tiyatro Çalışmalarının Mimarlık Eğitimi Açısından Değerlendirilmesi; İstanbul Teknik Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü
Uysal Ş., 2001; Bodies and spaces in contact: A study on the dancing body as means of understanding body-space relationship in an architectural context; Bilken Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü
Yurttaş M.K., 2003; Mimarlıkta Postorganik Paradigma Bağlamında Beden-Mekan Hibritleşmesi; İTÜ Fen Bilimleri Enstitüsü
londondance.com/content.asp?categoryıd=9... �˜Watch The Space’ Sempozyumu
carolbrowndances.com Carol Brown özel sitesi
blog.nj.com/ledgerentertainment/2007/07/... Metapdis- Frederic Flamand & Zaha Hadid ortak çalışması
arttechnologies.com/nbsd.html Tetsuro Fukuhara - Space Dance tunatugce.blogspot.com
Ek Kaynaklar;
Merleau-Ponty M., 2005; Algılanan Dünya- Sohbetler; Metis Yayınları; İstanbul
De Landa M., 2006; Çizgisel Olmayan Tarih- Bin Yılın Öyküsü; Metis Yayınları; İstanbul
Ertem G:, 2007; Çağdaş Dansta Koreografik Yaklaşımlar; dansistan.blogspot.com/2007/06/ada-danst... (erişim: 26.04.2008)


mekanar.com/tr/bo%c5%9f-oda-ar%c5%9fiv-2010/bo%c5%9f-oda-04/%c3%a7a%c4%9fda%c5%9f-dans-%c3%bczerinden-beden-mekan-birlikteli%c4%9fi-b%c3%b6l%c3%bcm-1-%c3%b6zge-can-balaban.html
Mayıs 2012

Özge Can Balaban

BJK Koleji Sanat Fabrikası _ Levent / İstanbul

Fabrika
GİRİŞ HOLÜ ...

Fabrika

GİRİŞ HOLÜ ... YALITIMLI MÜZİK ODALARINA BAKIŞ ...

Fabrika

RESİM BÖLÜMÜ ...

Fabrika

MÜZİK BÖLÜMÜ ... TOPLU ETKİNLİK ALANI ...

Fabrika

MÜZİK BÖLÜMÜ ... TOPLU ETKİNLİK ALANI ...

Fabrika

ŞÖMİNE ÖNÜ ...

Fabrika
MİNDERLERDE MÜZİK ...

kAMERA aRKASI :))))


( ... ilerleyen vakitlerde ... )