Bilmek istediğin her şeye ulaş

Aytaç Dicleli, 

Kimya Öğretmeni

Kimya Öğretmeni Aytaç Dicleli inploid.com'da 1 soru sordu, 110 soru yanıtladı ve 33 takipçisi var.

Eylül 2015

Aytaç Dicleli bu yanıtı beğendi:

40 yaşındayım ve 18 yaşında sevgilim var. Çevre tarafından eleştiriliyorum, aslında bana çok normal geliyor. Sizce anormal bir durum mu?

Yani bu soruya Can Dündar' ın 40 yaş yazısı niye yapıştırılmamış, hayret, aman eksik kalmasın :)

40 Yaş Erkeği

Kendimi ayırt etmeden söyleyeceğim; Bazen erkek soyu midemi bulandırıyor. “Kadın kokusu”, taze ete susamış bir sırtlana dönüştürüyor bizi… Gözümüzü kör ediyor; başımızı döndürüyor. Amerikan başkanından hocasına, kör cahilinden okumuşuna, kılıbığından “Taşfırın”ına kadar böyle bu…

Hele 40’ımızı geçmişsek… Hele cüzdanımızı şişirmişsek… Ve hele 40 yılı “boşa” geçirmişsek…
* * *
Sokağın çağrısını 40’larında işiten erkeğin “kaybolan yıllar” ağıtına, “televole” özentisi bir aşermenin ağız şapırtısı eşlik ediyor. Evet, “alem gezip eğleniyor”. Sokakta onun karizmasına teslim olmaya hazır “çıtırlar” fink atıyor. O ise pijaması içinde “evi bekliyor”. Oysa -40’lıkların yaman teşhisiyle- “Hayat hızla geçiyor” ve “Böyle mi öleceğiz? ” sorusu beyni deşiyor. Bu panik, yaşanmamış yılların hıncıyla sokağa döküyor 40 yaş erkeğini…

Altta kırmızı arabalar, belde zar zor giyilmiş kotlar, dilde demode iltifatlar, cepte karaborsa Viagra’larla… Hâlâ beğeniliyor olmanın vehmi, hala yapabiliyor olmanın hazzına karışıyor. Tatmin edilen ego şiştikçe şişiyor. Nefis uyanınca göz, ne iş ne ev görüyor. Bitap evliliklerin tozunu, sevgisiz ilişkiler alıyor. Her dişlenen “taze et”, yenileri davet ediyor. Ev zulaları, günahların çetelesini tutuyor. İhanet kol geziyor.
* * *

Kim bilir kaç erkek, gömlekteki bir ruj izi, cepte unutulmuş bir mektup ya da ansızın gelen bir telefon mesajı yüzünden kan ter içinde hesap verdi, çocukça boyun eğdi, beceriksizce yalan söyledi, öfkeyle terk etti, terk edildi bugünlerde…
Kaçı, pişman gözler, yalvaran sözlerle geri döndü eşine, döndürdü eşini…
Kaçı, ertesi gün unuttu, “ebediyen” verdiği sözleri…
Kaçı, haber verenleri suçladı, yakalandığında…
Kaçı, yakalanana “enayi” dedi, haberi duyduğunda…
Ve kaç “kutsal kadın”, aile denilen kumdan kalenin sınırboylarını bekledi, kızarak, ağlayarak, utanarak, yine de diş bilediği kale reisini savunarak; …ve göz yumarak… bazen sevgiden, çoğu kez çaresizlikten…
…aynı saatlerde erkek, bir kahvede, becerdiklerini anlatırken…
* * *

Yanlış anlaşılmasın. Garipsediğim, 40 yaş erkeğinin kadını sevmesi değil; sevmemesi… Ve şaşırtıcı olan, ihanet etmesi değil; ihanet ettiği hayatı aynen sürdürmesi… Yaşadığının bedelini ödemeye cesaret edememesi… Harcına yalan kattığı kaleyi terk edememesi… “Ben de karımın kaçamağını, ondan beklediğim tevekkülle karşılayabilirim” diyememesi…
Hep kendine yontarak diktiği ikiyüzlü bir ahlak totemine her daim secde etmesi… Ne ihanet ettiği, ne ihaneti paylaştığı kadına karşı dürüst olabilmesi… 40’ında hala para karşılığı çiftleşmeyi, geceden kalma pudra izini banyoda gizlice çitilemeyi, cep telefonunu her an patlayabilecek bir el bombası gibi gizlemeyi kendine
yedirebilmesi…
* * *

Kabul edelim: Evlilik bitti!
Çağ yorgunu aile, ancak başka kadınların (ya da erkeklerin) kolunda yürüyebiliyor. Yalan, bir mecburiyetler rejimi sayılan evliliğin temellerini oyuyor. Ve herkes her şeyi bilerek, gönülsüzce boyun eğerek bu oyunu oynuyor. Çare, eşlerin birbirinin hayatını yaşamaktan vazgeçip her hayatı, sahibinin nefsine, iradesine, vicdanına, insafına terk etmesidir. Sevgi varsa, aile ilelebet sürecektir. Yoksa, böyle sürdürmek rezilliktir.
Yalansız yaşamayı özlemediniz mi?

Can Dündar (Şiir Gibi Yazılar)
Eylül 2015

Aytaç Dicleli bu yanıtı beğendi:

40 yaşındayım ve 18 yaşında sevgilim var. Çevre tarafından eleştiriliyorum, aslında bana çok normal geliyor. Sizce anormal bir durum mu?

Bence eleştiriler değil iki kişi arasındaki yoğunluk ve memnuniyet esas ancak; bazı açılardan da düşünmeniz gerekir kanısındayım. Kız arkadaşınıza yakın yaşlarda bir kız kardeşim var ve daha yaşı 20 üniversitede hayatta ne yapacağını hangi yöne gideceğini bilemediği ve en çok değişiklikleri yaşadığı dönemde, hayata karşı sünger gibi verilen her bilgiye her öğretiye heyecanla baktığı bir dönemde bazen haddinden fazla emin, olgun bazen ürkek ve küçük bir çocuk. Günü gününe değişken genç ergen. Yaşıtları olan yahut yakın yaşlardaki insanlar ile kurduğu diyalog sayesinde duyduğu kaygıların aynı olduğunu ve zorlukları normal bileceği bir algı sahibi olabilir ancak; yaş olarak hayranlık ve aşkı karıştırabilir bir yaş dönemi olduğunu düşünüyorum. Sizin gibi 40 yaşında bir insanın etkisi heyecanları bakış açısı nedeni ile olması gereken yaştan farklı büyük davranma isteği ileride bugün yaşını yaşamamasının verdiği dezavantajları getirmemesi için dikkatli olmak gerekir. Normal değil demiyorum ama sizden deneyimlerinizden alacağı pek çok heyecan belirli yaşa geldiğinde farklı görünebilir. Aynı olgunluğa yaş ile oda vardığında sizin için yahut kendisi için çok başka bakış açıları getirebilir. Bu neden ile olduğu yaş gibi olması konusun da rahat olmasını sağlayın benim önerim. Ve sosyal ortamı kendi yaşıtlarıyla da devam etmeli. Kişilerin kendini tanıyamadan yapılan Erken evlilikler, birliktelikler verilen yanlış kararlar oluyor sonunda ve şimdiki ayrılık yada boşanmaları getirir. Dikkat edilmeli paralel büyümeli yahut gelişilmeli ama hesaba katılamayan çok faktör olduğu unutulmamalı. Sizinde ortak yahut yakın geçmişten insanlarla olabilecek ortak alanlar sizin sohbet ve keyif ortamlarınızı yaratır, anlamak ve anlaşılmak daha kolaydır. Bu iki farklı kuşak arasında benzer geçmiş arayışınız olmaması gerekir . 18 yaş ile kuşak farkı çok yoğun özellikle dönemsel bakıldığında; hızlı değişti dönemler malum internet ile doğan çocuklar ile bir olamayız kanısındayım. Bence çok yönlü tatmin olamaz bu tür ilişkilerde. Ama iki tarafı tatmin eden başka egolar var ise olabilir... Biraz sıkı bağ patalojik etkenler olmalı. (yaşlanmaktan korkmak adam, kızın baba arayışı vsvsv.) umarım birlikte istediğiniz gibi gider ilişkiniz.

sorunuzu inploid de sorulacak kadar açık olduğunuz için, açık görüşlü olduğunuza inanarak fazla hadsiz bir yorum olmadı kanısındayım. Bayan yaşı 25-30 siz 40- 45-50 olsanız daha güvenli bir birliktelik olurdu en azından birey olarak bayan tarafı da seçim algısının bilinci daha net olurdu kanısındayım.

hatta bu tür aşklar ile ilgili pek çok film vardı...
imdb.com/media/rm400596480/tt0064598? Re... , imdb.com/title/tt0974554/? ref_=nm_flmg_... .
Temmuz 2015

Aytaç Dicleli bir yanıt verdi.

19 yaşındayım. Herkesin yaşı ilerledikçe bazı tecrübeler ediniyor. İş hayatı veya eğitimle ilgili geçmişimde keşke şunu yapsaydım dediğiniz şeyler var mı? Bir nevi 19 yaşına geri dönebilseydiniz şu anki yaşınıza kadar ulaşıncaya kadar hangi deneyimleri elde ederek ilerlerdiniz?

Üniversite yıllarını daha verimli geçirmek isterdim. Her öğrenci gibi ben de sadece geçer not almayı düşündüm. Ama şu andaki aklım olsaydı kendi alanında ilgili daha çok araştırma yapardım ve kendimi daha çok geliştirildi.
Temmuz 2015

Aytaç Dicleli bir yanıt verdi.

Lise alan seçimim için düşüncelerinizi paylaşır mısınız?

. . Kimya önü açık bir bölüm evet ama okuması da bir okadar zor. Ancak seversin okuyabilirsiniz. Onun için önce bu alanı sevip sevmediğini kendine sor sonra karar ver.
Nisan 2015

Aytaç Dicleli bu yanıtı beğendi:

Anti elektron nedir?

Pozitrondur. Yani anti parçacıktır. Tüm özellikleri (spin gibi) elektron ile aynıdır ama bir tek elektrik yükü (-) değil (+) dır.
Nisan 2015

Aytaç Dicleli bu yanıtı beğendi:

İsimlerimiz kişiliğimizi ne kadar etkiler?

Kişi, ismini otalama 4 yaşındayken merak eder ve neden sürekli bu şekilde hitap ettiklerini öğrenir. Daha sonrasında da anlamınlarını öğrenir ve bu kavramlar üzerinde düşünmeye başlar. Yaşı itibarı ile de hoşuna giden bütün anlamlarını benimser ve bununla sürekli övünür hatta yanlarına farklı anlamlar da ekler. Çocukluk yıllarımızdaki bu bilgiler her ne kadar silinse de davranışlarımızı ve karakterimizi şekillendirme etkisi kaybolmaz. Ne kadar inkar edersek edelim, isimlerimiz karakterlerimizde bir katman oluşturur. Ancak o katmanın kalınlığı da yine bu kavramlara verilen önem doğrultusunda belirlenir.

İsimlerin insan karakteri üstünde etkisinin varlığına inanır mısınız? Sorusunu da aşağıdaki linkten inceleyebilirsiniz.
inploid.com/t/isimlerin-insan-karakteri. . .
Nisan 2015

Aytaç Dicleli bir yanıt verdi.

1 kg toz NaOH'ın çözünmesi için ne kadar su gerekir?

30 C de 1 kg NaOH 2,74 kg suda çözünür
Ocak 2015

Aytaç Dicleli bu yanıtı beğendi:

Her sınav aşamasında matematik bilgisi sınanırken, bu kadar üniversite, mühendislik fakültesi açılmışken; neden hala maden göçüğü, asansör kazası, yanlış sinyalizasyon, yol kaynaklı trafik kazası, iş kazalarından; kısaca mühendislik hatalarından, olmamışlıklardan çeken bir ülkeyiz?

Nasıl yani, sahadaki mühendislik sizce mühendislik olmuyor mu? Madenin göçmemesi de, asansörün verimli ömrü de, sinyalizasyonun doğru çalışması da, yolların dayanıklı ve güvenli olması da mühendisin işleri arasındadır. Bu yazdıklarınızın tamamı mühendislik işleri, zaten bilmiyorum siz okudunuz mu ama mühendislikte sadece matematik sınanmaz, mühendisçe muhakeme yeteneği verilmeye çalışılır mühendis adaylarına. Yazdığınız kazaların hepsi mühendis hatası gibi görünse de ben mühendisin dediğini hiçe sayan ümmetçi, her şeyi Allah'a bırakan, yanı sıra bolca fazladan kazanç elde etmeye çalışan akapeli iş adamının suçu olduğunu görüyorum bir mühendis olarak... Mühendis sonuçta o kazaların hiçbirinde işin gidişatını düzenleyen adam değil. Hepsinde ama ilginçtir hepsinde akapeli bir patron var. akapelilerde de ahlak sıfır, bilgiye, zekaya saygı da sıfır, kapıcı diye işe almayacağınız akapeli o çocukları ülkenin en büyük şantiyelerine patron oluyor akapenin TOKİ'si de onları koruyor, ne bekliyordunuz... Başımızdaki bela mühendislerimizin cehaleti değil akope ve yandaşlarının ahlaksızlığı. . .
Ocak 2015

Aytaç Dicleli bu yanıtı beğendi:

Her sınav aşamasında matematik bilgisi sınanırken, bu kadar üniversite, mühendislik fakültesi açılmışken; neden hala maden göçüğü, asansör kazası, yanlış sinyalizasyon, yol kaynaklı trafik kazası, iş kazalarından; kısaca mühendislik hatalarından, olmamışlıklardan çeken bir ülkeyiz?

Okumak cehaleti alır, eşşeklik baki kalır, da ondan.

Ahlaksız bir doğu toplumuyuz. Ahlakı cinsellik ve namus düzeyine hapsetmiş, -o da sözde ha, bol rüşvet alavere dalavere, tanıdık hısım akraba kayırmalarının yaşandığı, rant yağmacılığının siyasi rantla bütünleştiği legalize olduğu, aşşağılık bir model olduk. Pisliği söküp kesip atamadık, daha güzelini yaptık, DNA mıza kattık.

Bakan söyledi yahu var mı ötesi, 100 kişi telefonla arıyor dedi, duymadınız mı? Mühendislik hatasıyla ne alakası var? Kim takar mühendisi, müfettişi, iş güvenliğini, adam yargıyı takmıyor, yayın yasağı koyuyor bi de....

Allah korkusu(Manitu/Matriks/Evrensel Değerler...) olmayınca, 8 saat din ahlak bilgisi dersi versen ne yazar.'
Aralık 2014

Aytaç Dicleli bir yanıt verdi.

Herkes matematik dersini yapabilir mi? Başarılı olmak için nasıl bir yol izlenilmelidir?

Bence herkes temel anlamda matematik yapabilir. Ön yargılardan kurtulup korkmamak lazım. İyi bir öğretmen ve basit bir kitapla başlanırsa olabilir. Ama tabi ki matematik konusunda herkes uzman olur demiyorum.
Aralık 2014

Aytaç Dicleli bu yanıtı beğendi:

Okullarda zorunlu Osmanlıca dersinin getirilecek olmasının maksadı neler olabilir?

Osmanlıca bir dil değil , Türkçe'nin Latin alfabesiyle değil de Arap alfabesiyle yazılmış olanıdır. Bugün İtalya'da liselerde Latince öğretiliyor. Çünkü Latince neredeyse tüm avrupa için edebiyat , tıp ve hukuk terminolojisinde kullanılıyor. Biz de Türkiye olarak gerek hukuk sistemimizde gerek edebiyat metinlerimizde (ki NUTUK un orijinali Osmanlıca yazılmıştır) eski dilimizden ve kültürümüzden kalıntılar buluruz . Yani Osmanlıca öğrenmek kimseye birşey kaybettirmeyeceği gibi tam tersi kelime dağarcığı olarak genel kültür seviyemizi yukarı çeker . İnsanların buna karşı çıkma sebebini ben ya RTE yi sevmemelerine yada üslubunun hoşuna gitmemelerine bağlıyorum . Yoksa başka türlü izahı yok
Aralık 2014

Aytaç Dicleli bu yanıtı beğendi:

Kendi kendime konuşmadan duramıyorum. Bu durumun psikolojik bir açıklaması olabilir mi? Olumlu mudur olumsuz mu?

Bu bana daha çok kızgın olduğumda biriyle tartıştıktan sonra o sinirle aklıma gelmeyen şeyleri yeniden o anı yasasam şunları derdim ah keşke bunu da söyleseydim diye düşünürken hep oluyor hatta yolda yürürken baya kavga ediyorim genelde kulaklık olduğu için ordan yirtiyorum sanırım. . :)
Aralık 2014

Aytaç Dicleli bu yanıtı beğendi:

Eve doktor, kuaför, vs. çağıramazken, dar gelirli aileler bile neden özel ders öğretmeni çağırma peşindeler?

Kendi yaşadıklarını çocuklarına yaşatmamak daha iyi bir gelecek kurmalarını sağlamak için elbette
Aralık 2014

Aytaç Dicleli bir yanıt verdi.

Eve doktor, kuaför, vs. çağıramazken, dar gelirli aileler bile neden özel ders öğretmeni çağırma peşindeler?

Okulda verilen eğitim malesef ki yetersiz. Her aile çocuklarının iyi bir eğitim almasını istiyor. Sınav var. Çocuklar bir yarış içinde bir şekilde yardım almak zorundalar. Aileler harcamalarında önceliği eğitime veriyorlar. Bence gayet doğru bir seçim.
Ekim 2014

Aytaç Dicleli bir yanıta alt yorum yaptı

Evet aynen öyle
SayınSelim Ayaydın (@selimayaydin) arkadaşımızın açıklamasına göre demir paslanmıyormuş. Oluşan ilginç görünümlü oluşuma (Hem grubu) baktığımızda demirin çevresi zaten bir yığın atomla çevrili görünüyor. Acaba çevresi sarıldığı için mi paslanmıyor?

Kimya

Ekim 2014

Aytaç Dicleli bir yanıta alt yorum yaptı

Çünkü Fe 3+ olunca küresel simetri özelliğini kazanıyor yani kararlı oluyor ve Oksijenle bileşik yapma gereğini duymuyor. Kararsız elementlerin tek derdi vardır kararlı olup düşük enerjiye sahip olmak. Demirde bunu sağlamış
SayınSelim Ayaydın (@selimayaydin) arkadaşımızın açıklamasına göre demir paslanmıyormuş. Oluşan ilginç görünümlü oluşuma (Hem grubu) baktığımızda demirin çevresi zaten bir yığın atomla çevrili görünüyor. Acaba çevresi sarıldığı için mi paslanmıyor?

Kimya

Ekim 2014

Aytaç Dicleli bu yanıtı beğendi:

İçimizdeki demir oksijenle birleştiğinde neden paslanmaz?

Oksitlenme kalpte değil akciğerler de gerçekleşir.
Hemoglobin üzerindeki demir, Fe2+ halindeki bir iyondur. Bunu metalik demir gibi düsünmeyin. Bu Hemoglobin-Fe2+ kompleksi O2 ile birlesip, Hem Fe-O2 kompleksini olusturur. Burada da demirin yükseltgenme basamagi Fe3+ olur. Fe3+ ile O2 arasindaki bag zayif bir bagdir. Kolaylikla O2 ayrilabilir ki zaten bu sayede, kanimiz oksijen tasinmasinda kullanilabilir.

Yani hemoglobin üzerindeki demir, oksijen ile tepkime vererek pas OLUSTURMUYOR. Pas, demirin oksitlerine verilen isimdir. FeO ve Fe2O3 karisimidir.

Kisaca, hemoglobin üzerindeki demir iyonu, O2 ile zayif bir koordinasyon bagi olusturup kompleks olusturur, bunun pas ile bir ilgisi yoktur.
Ekim 2014

Aytaç Dicleli bir yanıt verdi.

Kimya konusunda anlatımlı tavsiye edebileceğiniz yayınlar hangileridir?

Üniversite sınavına giriş için kitap soruyorsanız Palme yi öneririm.
Ekim 2014

Aytaç Dicleli bu yanıtı beğendi:

Daha önce hiç sertifika programlarına katıldınız mı? Verimli oldu mu sizin için?

Sertifikanın ne sertifikası olduğu en önemlisi bence. Kullanabileceğiniz, size iş ve para getirebilecek bir sertifika çok değerli bir kağıt olabilirken saçma sapan bir konuda alacağınız bir sertifika para, zaman kaybının üstüne bir de değersiz bir kağıt olacaktır. Benim belli bir yazılım üstüne birkaç eğitmenlik sertifikam var, tabii ki seviyem eğitimde verilenlerin çok üstünde, bu durumda eğitimin değil ama alınan sertifikaların oldukça verimli olduğunu söyleyebilirim.
Daha Fazla

İlgilendiği KonularTümü

Eğitim

4350 Kişi   644 Soru

Genel Kültür (Muhabbet)

3670 Kişi   280 Soru

Kitaplar

3127 Kişi   269 Soru

Türkiye Sorunları

1156 Kişi   239 Soru

Helyum

25 Kişi   1 Soru

Öğretmenlik

461 Kişi   74 Soru

Kimya

153 Kişi   109 Soru

Organik Kimya

18 Kişi   3 Soru

İnsan Davranışları

3827 Kişi   962 Soru

Mutluluk

297 Kişi   57 Soru

Psikoloji

2901 Kişi   966 Soru

Duygusallık

22 Kişi   9 Soru

Rüya Tabiri

25 Kişi   17 Soru

Rüyalar

324 Kişi   66 Soru

Parapsikoloji

150 Kişi   18 Soru

İş Hayatı

2450 Kişi   325 Soru

Kimyagerler

52 Kişi   19 Soru

İnsanlık

46 Kişi   37 Soru

Karakalem

22 Kişi   7 Soru

Sağlıklı Beslenme

54 Kişi   99 Soru

Meyve

52 Kişi   48 Soru

Sağlıklı Yaşam

314 Kişi   178 Soru

Muhabbet

2150 Kişi   2356 Soru

Fotoğrafçılık

1944 Kişi   167 Soru

Felsefe

1943 Kişi   501 Soru

Varoluş Hakkında

2897 Kişi   1061 Soru

Aşk

1221 Kişi   294 Soru

Mekan Önerileri (İstanbul)

823 Kişi   69 Soru

Teknoloji

1998 Kişi   586 Soru

Gerçek Hayat

840 Kişi   102 Soru