Bilmek istediğin her şeye ulaş

Barişcan Sapanci, 

Sunucu

Barışcan Diyarbakır'da yaşayan 90'lı yılların bir pop müzik sanatçısı.Şu anda eğitmenlik yapıyor.,Ayrıca Çocuklarla ilgili şarkılar besteliyor,animasyonlar ve tv programları yapıyor.1997 yılından beridir Uzay Tv de BİZİM ÇOCUKLAR adlı bir çocuk programı yapmakta.Kendisiyle ilgili ayrıntıları bariscan.net adresinden öğrenebilirisniz.

Şubat 2015

Barişcan Sapanci bir yanıt verdi.

Televizyonun çocuk gelişimine zararları nelerdir? Nasıl önlem almalıyız?

Çizgi film yerine eğitici programlar izletmeliyiz. Ben bu konuda bir calışma yapıyorum zaten.Uzay Tv de cumartesi sabah 10:30 da canlı olarak hazırladığım bir çocuk programım var.Bu program hem yararlı hem de eğlendirirken eğiten bir program.Ama çizgi film gibi tembelliğe alıştıran tv programlarından çocukları uzak tutulmalıyız
Nisan 2014

Barişcan Sapanci  yeni bir  gönderide  bulundu.

DİYARBAKIR BUGÜNÜ YAĞMUR ALTINDA KUTLADI / BARIŞCAN'LA İŞTE HAYAT

BARIŞCAN'LA İŞTE HAYAT
Diyarbakır Müftülüğü "Peygamberimiz, Din ve Samimiyet" temasıyla kutlu doğum programı düzenledi. 12545
Diyarbakır'da Kutlu Doğum Haftası etkinlikleri Diyarbakır Stadyumunda düzenlenen görkemli bir programla başladı. Minik öğrencilerin söyledikleri ilahileriyle başlayan program daha sonra ezgilerle devam etti. Bu programın en önemlı özelliği Yağmura rağmen programı sonuna kadar izleyenler oldu., Halk programın sonundaki duaya da işkirak etti.
Programda konuşan Diyarbakır Müftüsü Nimetullah Erdoğmuş, vatandaşların yağmura rağmen iki saattir programı izlediğini belirterek, "O'nun izinden yürüyen halk yağmura rağmen sabaha kadar da olsa bekleyebileceğini ispatladı. Kitabımızın ilk kapağını açtığımızda görüyoruzki Allah'ın adıyla başlıyor. Bu vahyin kaynağı Allah demek. Son kapağında ise Nas süresi yer alıyor. Yani vahyin kaynağı Allah muhatabı ise insandır. O zaman vahyin hedefi tevhit ve adalettir. Tevhit olmazsa şirk olur, müşrik düzen ve müşrik sistem olur" diye konuştu. Müftü Erdoğmuş'un konuşmasının ardından yapılan dualarla program sona erdi.
HABER : BARIŞCAN
Nisan 2014

Barişcan Sapanci  yeni bir  gönderide  bulundu.

DİYARBAKIR'DA BİR KALP OKULU/BARIŞCAN'LA İŞTE HAYAT

BARIŞCAN'LA İŞTE HAYAT
Diyarbakır'da bir Özel Hastane vatandaşları kalp hastalıklarıyla ilgili olarak bilgilendirmek için 'Kalp sağlığı okulu' programı başlattı.

1314

Dünya Kalp Haftası etkinlikleri kapsamında düzenlenen 'Kalp sağlığı okulu' projesinde kardiyoloji bölümlerinden Doç. Dr. Aziz Karabulut, Uz. Dr. Cegerğun Polat, Uz. Dr. Çayan çakır, Memorial Dicle Hastanesi Kalp ve Doç. Dr. Muzaffer Bahçivan, kalp ve damar hastalıkları, kalp krizi, girişimsel kardiyolojide ileri tedaviler, bypass ameliyatları, kalp kapak hastalıkları ve tedavisi, kalp kapak ameliyatları ve küçük kesiyle kalp ameliyatları hakkında katılımcıları bilgilendirdi.
Doç. Dr. Aziz Karabulut konu hakkında şu şekilde konuştu.
Halka yönelik bilgilendirme çalışmalarının çok önemlidir. İnsanların her şeyden önce konuya olan ilgisini arttırmaya çalışıyoruz. Kalp Haftası etkinliklerinin amacının da budur. İnsanların bu konuya ilgisinin artması ile beraber, en azından daha erken yaşta ortaya çıkan kalp hastalıklarının azalabileceğini tahmin ediyoruz. İnsanların ilaçlarını almama konusunda çok önemli ısrarları var. Doç. "Devamlı ilaç kullanmayı sevmemek, insanlara özellikle eğer gerekliyse bu ilaçların onlar için ne kadar önemli olduğunu, onların hayatını koruyucu olduğu gibi mesajları vermeye çalışacağız. Ve Kalp Haftası nedeni ile insanların kalp hastalıklarına olan duyarlılıklarını arttırmaya çalışacağız. Ben bu tip halk toplantılarının oldukça yararlı olacağını düşünüyorum. Kalp hastalıklarının insidansında özellikle az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde hem bir artış var hem de daha genç yaşlara doğru bir inme eğilimi var. Kalp hastalıklarının nedenlerini biz genel olarak iki başlık altında inceliyoruz. Bir değiştirilebilen risk faktörleri iki değiştirilemeyen risk faktörleri. Bizim üzerinde durmaya çalıştığımız, halkı bilgilendirme toplantılarında en çok vurgulamaya çalıştığımız noktada bu, değiştirebildiğimiz risk faktörlerini azaltmaya çalışıyoruz. Bunların başında hastanın yaşam şeklini değiştirmeye çalışıyoruz beslenme şeklini değiştirmeye çalışıyoruz. En önemli sorunlarımız hareketsizlikten bahsediyoruz. Uygun beslenmiyoruz. Gerektiğinden fazla kalori alıyoruz. Gerektiğinden fazla kolesterol alıyoruz ve bunları tüketmiyoruz. Ve tüketmememiz gereken şeyleri tüketiyoruz bunların başında da sigara var. Kalp hastalığının nedenleri bunlar. Stres hem kalp hastalığını başlatıcı hem de tetikleyici bir faktördür. Yani stres hem atarüsklazun hem daha erken yaşlarda ortaya çıkmasına sebep olabilir hem de bir krizi tetikleyebilir.
HABER : BARIŞCAN
Nisan 2014

Barişcan Sapanci  yeni bir  gönderide  bulundu.

DİYARBAKIR'DA MAHKUMLAR FİDAN DİKTİ/BARIŞCAN'LA İŞTE HAYAT

Diyarbakır'da denetimli serbestlik uygulaması kapsamında 70 hükümlü, aldıkları ceza gereği 200 fidanı topraga dikti
1314
Orman İşletme Müdürlüğü ile yapılan işbirliğiyle kanun gereği kamu hizmeti cezasıyla topluma kazandırılması hedeflenen 70 hükümlünün fidan dikmesi Diyarbakır'da sevinç yarattı... Etkinliğin yapıldığı Kent Orman'da düzenlenen etkinlik halkın büyük ilgisini çekti. Etkinliğe katılan Vali Mustafa Cahıt Kıraç ve Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcısı Ramazan Solmaz ise konu ile açıklamalar yaptılar.
Vali Mustafa Cahıt Kıraç : - Denetimli Serbestlik Kanunu çerçevesinde hükümlerini infaz edenlerle fidan dikme etkinliğinde bir araya geldik. Şehrin güzelleşmesi, insanların daha huzurlu bir ortamda yaşamasını sağlamak için bazı şeylerin olmazsa olmazlarındandır. Hava, su, toprak kuş ve doğadan vazgeçemeyiz. Ormanlar dünyanın sigortasıdır. Dolayısıyla bu bölge fidansız, ağaçsız, ormansız olmaz. Ülkemiz yılda 500 milyon ton toprak erozyon nedeniyle kaybediliyor. Bu toprak kayıplarını önlemenin tek yolu ağaç dikmektir. Bir santimetre toprağın oluşması 400 yıl almaktadır. Bir hadiste, 'Kıyametin kopacağını bilseniz elinizdeki son fidanı dikin' ifadesi yer alır. Kentlerde görüntü kirliliğinin önlenmesinin en büyük yolu ormanlarla iç içe olmaktan geçer. Bu nedenle 980 hektar alana sahip Kent Orman'da 120 bini aşkın ağacın olması önemli. Bu sayı giderek artacaktır. Kanun çerçevesinde kendi isimleriyle fidanlarını dikecek olan arkadaşlar işleri bitince aileleriylye yaşamlarını sürdürecekler. Diyarbakır'da vatandaşların ağaç dikimine karşı duyarlı olmasını isteriz. Bulunduğumuz alanlara ve bahçelere fidan dikmek dünyanın güzelleşmesine katkı sunar. Diyarbakır'da mevcut arazinin yüzde 21'ini ormanlar oluşturuyor. Bu oranın artırılması yeni fidanların dikilmesiyle mümkündür.
Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcısı Ramazan Solmaz: Denetimli Serbestlik Kanunundan yararlanan 70 hükümlünün fidan dikerek cezalarını ödüyor. Bu etkinliğin bundan sonraki çalışmaların başlangıcıdır. Kamu yararına bir işte çalışma cezası alan hükümlüleri burada çalıştırmakla hem cezalarını çekmelerini hem de ağaçlandırmaya vesile oluyorlar Bu etkinlikle yaklaşık 200 fidanı dikmeyi hedefliyoruz. Diyarbakır'da güzel etkinliklerin var olduğunu göstermek açısından bu çalışmada emeği geçenleri kutlarım
haber / Barışcan
BARIŞCAN'LA İŞTE HAYAT
bariscan.net
Nisan 2014

Barişcan Sapanci  yeni bir  gönderide  bulundu.

ve Atatürk Diyarbakır'da

atatürk

BU GÜN 5 NİSAN...
Diyarbakır'da Atatürk’ün fahri hemşehriliği kabul edişinin 88. Yıl dönümü...
Mustafa Kemal Atatürk’ün Diyarbakır’ın fahri hemşehriliğe kabul edişinin 88. Yıl dönümü bugün Diyarbakır'da kutlandı.

atatürk

Diyarbakır’ın Yenişehir ilçesinde bulunan Anıt Park’taki Atatürk Anıtı önünde düzenlenen törene; Diyarbakır Valisi Mustafa Cahit Kıraç, Diyarbakır Emniyet Müdürü Dr. Halis Böğürcü, 7. Kolordu ve Garnizon Komutanı Abdullah Recep, vali yardımcıları, askeri erkan ve öğrenciler katıldı. Çelenklerin Atatürk Anıtına konulması ile başlayan tören, daha sonra saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunmasıyla devam etti. Tören, belediye meclisi ve Mustafa Kemal Atatürk’ün karşılıklı olarak gönderdikleri mektupların okunmasıyla sona erdi.
İşte Atatürk'ün Diyarbakır'da olduğu günlerde çekilmiş resimleri

atatürk

atatürk
atatürk

atatürk

atatürk
Nisan 2014

Barişcan Sapanci bir yanıta alt yorum yaptı

teşekkür ederiz...haberimizi farklı sosyal ortamlarda paylaşırsanız örnek olunması açısından iyi olur..sevgiler
DİYARBAKIR GENÇLERİ ''ÇOCUK CEZAEVLERİ KAPATILSIN GİRİŞİMİ'' İÇİN AÇILAN İMZA KAMPANYASINDA ...
470

Çocuklara zarar veren ve çocuk cezaevlerinin kapatılması; alternatif olabilecek modellerin geliştirilmesi ve alt yapısı ile kurum ve kuruluşların acilen oluşturulması için başlatılan “Çocuk Cezaevleri Kapatılsın Girişimi” İmza kampanyası'na Diyarbakır'da gençler yoğun ilgi gösteriyor.
Diyarbakır Sanat Sokağında açılan imza standında gençler bu konuyu destekleyen imzalarını veriyorlar.
Bizde sizin için bu kampanya ilgili bir bilgi haberi hazırladık. İşte gerekli adres ve bilgiler...
470
“Çocuk Cezaevleri Kapatılsın Girişimi” için BASINA VE KAMUOYUNA YAPILAN BASIN AÇIKLAMASI ;
Barış ve Demokrasi Partisinin “Çocuk Tutukluluğu Sistemine İlişkin Teklifi” çocuk adalet sistemi açısından sevindirici bir gelişme ama…
Çocuk Cezaevleri Kapatılsın Girişimi taleplerine TBMM den ilk olumlu destek, BDP Hukuk Komisyonundan geldi! ... Basında geçen haberlere göre Çocuk Cezaevleri Kapatılsın Girişiminin tam da 5 ilde eş zamanlı olarak yaptığı açıklama yaptığı gün, BDP Bingöl Milletvekili İdris BALUKEN imzasıyla TBMM başkanlığına Çocuk Tutukluğunu Düzenleyen 5395 Sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nda 21 Maddedeki 15 Yaşının 18’e Çıkarılması Yasa Değişikliği Teklifi Verildiği anlaşıldı.
Yasa değişikliği teklifinde 15 yaş altı çocukların tutuklamalarına büyük oranda engel olan; tutuklama engeli sınırını 15 YAŞ’dan, 18 YAŞ’a çıkarılması teklif edilmiş olduğu görülmüştür. Teklif, girişimiz tarafından çocuk hakları açısından anlamlı ve ileri bir adım olarak değerlendirilmiş ise de; yine aynı yasa maddesi içeriğinde
“Üst Sınırı Beş Yılı Aşmayan Suçlar” ibaresi bulunduğu için, girişimimiz ilkesel olarak 18 yaş altında hangi suçu işlerse işlesin, çocukların hiçbir koşulda tutuklanmaması gerektiğini kamuoyuna deklare etmiştir. Bu sebeple bu teklif girişim adına taleplerimizin derhal yankı bulması açısından çok sevindirici olmakla birlikte, aşağıda kısaca anlatacağımız üzere maalesef ki çocuk adalet sisteminde ve çocuk ceza infaz sisteminde yaşananların çözümü açısından kuşkusuz ki yetersizdir.
Şunu da belirtmek gerekir ki, yasa değişikliği teklifinin gerekçesinde uluslararası sözleşme ve mevzuatta 18 YAŞINA KADAR HERKESİN ÇOCUK OLARAK KABUL EDİLMESİNDEN HAREKETLE bir kanun teklifi hazırladıkları belirtilerek, çocukların özgürlüklerinin kısıtlanması “en son” çare olduğu vurgusuna yer verilmiş olması çocuk hakları savunucuları olarak bizleri mutlu etmiştir.
Çocuk Cezaevleri Kapatılsın Girişimi olarak, çocuğun gerek tutuklama gerek mahkumiyet gerekse başka kapalı kurum ve kuruluşlara alınması noktasında özgürlüğünden yoksun bırakılmanın son çare olarak uygulanmasını sağlamak hedefine ulaşmak için; hukukçular, sosyal hizmet uzmanları, psikologlar, psikolojik danışmanlar ve çocuk gelişimi uzmanları yani sorunun bütün tarafları ile yapacağımız çalıştay, seminer ve konferans gibi bilimsel çalışmalar sonucunda çocuk adalet sistemine ilişkin alternatif modelimizi de kamuoyu ile paylaşacağız. Ancak bu süreçte 18 yaş altındaki çocuk tutukluluğuna bütünüyle son vermeye yönelik tüm girişimlere destek olacağımızı da kamuoyunun bilgilerine saygı ile sunarız.

470
Çocuk Cezaevleri Kapatılsın Girişimi üyelerince kaleme alınan Bilgi Notu ise şöyle;
Yakın tarihte başta Pozantı, Şakran, Kürkçüler, Antalya ve en son olarakSincan Çocuk Ceza İnfaz Kurumları’nda kalan çocukların işkence, kötü muamele ve diğer onur kırıcı muamelelere maruz kalmalarını insanlık adına utançla ve büyük bir kaygıyla takip ediyor, yaşanan sorunların ve çocukların maruz kaldığı tüm hak ihlallerinin ancak çocuk cezaevleri kapatılarak sona ereceğine inanıyoruz. Asıl olarak ise, çocuk yargılamasında tutukluluğun “Erken İnfaz” olarak uygulanıyor olması sebebiyle, 18 yaş altı çocuk tutukluluğuna artık son verilmesini talep ediyoruz.
Türkiye’nin de taraf olduğu başta Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme, uluslararası sözleşmeler ve 5395 Sayılı Çocuk Koruma Kanunu uyarınca;
  • 18 yaşına kadar her bireyin “çocuk” kabul edilmesinin yasal bir zorunluluk olduğunun;
  • Hiçbir ayrım gözetmeden her çocuğun yaşaması, gelişmesi, yaşama katılımının sağlanması ve tüm düzenlemelerde çocuğun yüksek yararının gözetilmesi gerektiğinin;
  • Çocuk adalet sistemi içinde yer alan her çocuğa yaşına özgü muamelelerde bulunulmasının ve çocuk adalet sistemi içinde yer alan çocuklarla ilgili verilecek kararlarda çocuğun özgürlüğünün kısıtlanmasına son çare olarak başvurulması gerektiğinin;
  • Adalet sistemine -her ne sebeple olursa olsun- giren çocuğun toplumdan izole edilerek cezalandırılmasının değil, eğitici ve onarıcı bir yaklaşım sergilenerek toplum içinde toplumla bütünleşmesinin sağlanmasının yasal bir zorunluluk olduğunun;
  • Başta cezaevleri olmak üzere tüm kapalı kurumların şiddet oluşmasına ortam yarattığının ve kapalı kurum yapısının çocuk adalet sisteminin felsefe ve yaklaşımına aykırılık taşıdığının;
  • Çocukların yaşadıkları hak ihlallerinin gerek çocukların yaşamında gerekse toplumda kalıcı ve telafisi çok zor izler bıraktığının göz önünde bulundurulması büyük önem taşımaktadır.
  • Bütün bu ilkeler birlikte değerlendirildiğinde uluslararası sözleşmeler ışığında çocukların özgürlüklerinin kısıtlanması “en son” çaredir. Alternatif tedbir ve yöntemlerle suça yönelen çocukların toplumla bütünleşmesi hem çocuklar hem toplum için yaşamsal bir öneme sahiptir. Bu nedenle; TÜRKİYE’DEKİ ÇOCUK CEZAEVLERİNİN KAPATILMASINI TALEP EDİYORUZ!
    Bu talepte bulunan sivil toplum kuruluşları olarak, talebimizin bir an önce hayata geçmesi için aşağıda imzası bulunan 14 sivil toplum örgütü olarak çizeceğimiz yol haritasında, bizimle birlikte çalışacak tüm kurum, kuruluş ve şahıslara açık çağrıda bulunuyoruz. Tekrar vurgulamak isteriz ki; bu kapsamda yapılacak her türlü çalışmada, -bize düşen her ne ise- yapmaya hazırız. Ancak yaşanan ihlallerin bir an önce sona erdirilmesi için, acil olarak;
  • Cezaevindeki çocukların nasıl ve hangi koşullarda tutulduğunun tespiti için, tüm infaz kurumlarının, Avrupa İşkencenin ve İnsanlık Dışı veya Onur Kırıcı Ceza veya Muamelenin Önlenmesi Komitesi (CPT) standartlarına uygun bir şekilde sivil ve bağımsız inceleme ve denetime açılmasını;
  • Çocukların cezaevlerinde karşılaşmış oldukları hak ihlallerinin önlenmesini, tespitini, tekrarlanmamasını;
  • Bugüne kadar yaşanmış olan hak ihlalleri sorumlularının cezasız kalmaması için etkin yargı mekanizmalarının harekete geçirilmesini; • Tüm bu nedenlerle çocuk yargılamasında tutuklamaya son verilmesini, Adalet Bakanlığının 2013 yılında 5 adet olan çocuk cezaevlerinin sayısını 15’e çıkaracağını ve yapılacak cezaevlerinin f tipi ve tek kişilik hücrelerden oluşacağı da bildirildiğinden öncelikle bu yeni cezaevlerinin yapımlarından vazgeçilmesini ve sonuçta tüm çocuk cezaevlerinin kapatılmasını
  • T A L E P E D İ Y O R U Z!
    Ç o c u k C e z a e v l e r i K a p a t ı l s ı n G i r i ş i m i (İmza Kampanyası İçin Tıklayınız)
    İletişim: [email protected]gmail.com
    * 0505 918 00 39 & 0532 326 44 52*
    Yüksel Cad. No: 34/10 Kızılay/ Ankara
    facebook.com/cocukcezaevlerikapatilsin
    *twitter.com/cocukcezaevison
    Bilgi Notu: 1[1] 15 Ocak 2014
    “İnsanlık çocuklara en iyisini sunmayı borçludur”
    Cenevre Beyannamesi, 1924

    470
    Çocuk Cezaevlerinde Yaşanan İşkence, Kötü Muamele ve Onur Kırıcı Durumlar Hakkında Genel Bilgiler
    2011 yılında Adana Pozantı Çocuk Cezaevinde kalan çocuklara yönelik cinsel şiddet, işkence ve kötü muamele iddiaları ile birlikte “Çocuk Adalet Sistemi” ciddi anlamdan tekrar tartışılmaya başlandı. İddiaların kamuoyunda gündem oluşturmasıyla çocuklar apar topar Ankara Sincan F tipi cezaevi içinde bulunan “Çocuk ve Gençlik Cezaevine” nakledildi. 2012 yılı yaz aylarında, yine Sincan’da ve aynı çocuklara yönelik baskı ve işkencenin devam ettiği tespit edildi. Ankara Barosu, Sincan’daki “yumuşak oda ve benzeri işkence ve kötü muameleler” sebebiyle suç duyurusunda bulundu.
    Pozantı cezaevinde yaşanan olaylar hakkında etkili adli ve idari soruşturma yapılmamış, Adalet Bakanlığı sadece ilgili cezaevini kapatmış, sorumlular hakkında kamuoyunu tatmin edecek tedbirler almamıştır. Çocukların yaşadıkları hak ihlalleri, Türkiye’nin imzaladığı Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına dair Sözleşme ve ek protokolleri ile Birleşmiş Milletler İşkenceyle Mücadele Sözleşmesi’nin de açıkça ihlal edildiğini göstermiştir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin gereği etkili soruşturma yükümlülüğü de yerine getirilmemiştir.
    2013 yılında İzmir Şakran ve Antalya Çocuk Cezaevi’nde çocuklara yönelik istismar, kötü muamele ve ağır işkence iddiaları basına ve kamuoyuna yansıdı. İlgili kurumlarda çocuklara işkence, kötü muamele ve onur kırıcı muamele yapıldığı ve özellikle Antalya Çocuk Cezaevi’nde cinsel şiddet yaşandığı iddiaları gündeme geldi. Konuyla ilgili başta Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD), İnsan Hakları Derneği (İHD), Çakıl Derneği, Gündem Çocuk Derneği ve bazı milletvekillerinin yaptıkları görüşmeler ve araştırmalar sonucu bu şikâyetlerin doğrulu tespit edildi.
    Çocuk cezaevlerinde işkence ve kötü muamele ilk değil!
    Çocuk cezaevlerinde yaşanan ihlaller konusunda 2006 yılında Terörle Mücadele Kanunu’nda yapılan ve çocukların TMK kapsamında yargılanmasının yolunu açan değişikliğin, çocuğa özgü adaletin inşasında bir kırılma noktası olduğu açıkça görülmektedir. 2006 -2010 yılları arasında TMK kapsamında özel yetkili ağır ceza mahkemelerinde yargılanan yaklaşık 6.000 civarındaki çocuk, TMK kapsamındaki suçlardan gözaltına alınıp tutuklanmış, şiddet, kötü muamele, her türlü psikolojik ve cinsel istismar gibi çok ciddi hak ihlallerinin mağduru olmuşlardır. 2010 yılında kanun değişikliği ile çocuk yargılamaları özel yetkili mahkemeler yerine Çocuk Ağır Ceza Mahkemelerinde yapılmaya başlamış olsa da bu çocukları tutuklu yargılama alışkanlığını değişmemiştir. Kaldı ki, mükerrer fiiller bakımından TMK uygulanmaya devam etmektedir.
    Sorunun Temel Kaynakları
    Çocukların cezaevlerinde yaşadığı hak ihlallerini tek tek saymak yerine, öncelikle belirtmek gerekir ki; tüm bu yaşananların en temel sebebi Türkiye’de çocuk yargılamasının ve çocuk ceza infaz sisteminin evrensel kriterlere uygun olmamasıdır. Yine yaşananların ilk en önemli nedenlerinde biri de tutuklamaya sıkça başvurularak, çocuk yargılamasında tutuklamanın bir tür “erken infaz” olarak uygulanıyor olmasıdır. Adalet Bakanlığı verilerine göre Türkiye’deki infaz kurumlarında 12-17 yaş arasında 1.879 çocuk bulunmaktadır. Bunların 1.456’sı tutuklu, 423’ü hükümlüdür. Cezaevlerinde 1.763 çocuk mahpus olup, bunların
    Verilere göre tutuklu yargılama oranının yüksek olduğu ortadadır. Çocuklar için düzenlenen cezaevlerinin mevcut sayısının (5 cezaevi), 2016 yılı sonuna kadar 15′e çıkarılacağı Adalet Bakanlığı’nın 2013 yılında yapmış olduğu açıklamalar arasındadır. 2012-2017 mali yatırım programında 10 yeni çocuk cezaevi yapımına dair açıklama yapan Adalet Bakanı; İstanbul Ümraniye Çocuk Eğitimevi 2013 Aralık, yeni İzmir Çocuk Eğitimevi 2014 Temmuz, Elazığ Çocuk Eğitimevi 2017 yılında, Erzurum Çocuk Eğitimevi 2014 Kasım, Diyarbakır Kapalı Çocuk Cezaevi 2014 Aralık, Hatay Çocuk Kapalı Cezaevi 2014 Aralık, Tarsus Çocuk Kapalı Cezaevi 2014 Aralık, Kayseri Çocuk Kapalı Cezaevi 2015 Ocak, Konya Çocuk Kapalı Cezaevi 2015 Kasım, Çorlu Çocuk Kapalı Cezaevi ise 2016 yılında faaliyete geçeceğini belirtmiştir. [3]
    Cezaevlerinin sayısını üç kat arttırmaya yönelik bu çalışmaların, adalet sistemine giren çocukların özgürlüklerinin kısıtlanması yönteminin daha yoğun kullanılacağını düşündürtmektedir. Ayrıca söz konusu yeni cezaevlerinin çocukları tamamen tecrit eden F tipi hücreler şeklinde yapılandırılması, çocuğa özgü adaletin temel felsefesi açısından endişe vericidir.
    Çocuk yargılamasında ve çocuk adalet sisteminde ulusal ve uluslararası tüm çocuk hakları metinlerinde yer bulan en temel ilke; yargılamada çocukların tutuklanmasının istisnai bir uygulama olması gereğidir! ... Çocuğun kişisel güvenliği gerektirmedikçe tutuklanmasına karar verilmemeli, psikososyal gelişimine engel olmayacak tedbirlere başvurulmalıdır.
    Çocuk cezaevlerinde yaşanan kötü muamele, işkence ve onur kırıcı durumların en önemli sebebi özgürlüğün kısıtlanmasıdır. Yargılama aşamasında “masumiyet karinesi altında olan” yani henüz yapmış olduğu eylemle ilgili haklarında herhangi bir karara hükmedilmemiş olan çocuklar “ağır koşullarda” kapalı tutulmaktadır. Anlaşılmaz olan bir başka konu ise; tutuklu çocukların, hakkında cezaya hüküm verilen çocuklardan bile daha izole ve zor koşullar altında kalmak durumunda olmalarıdır. Ayrıca hakkında cezaya hükmedilen çocukların toplumla bütünleşmelerine yönelik oluşturulan “eğitimevleri”nin yıllarca şehir içinde; çocuğun okuluna, çalışma mekanına ve daha birçok sosyalleşme ortamına yakınlığı gözetilmişken, son yıllarda tüm eğitimevlerinin tutukevi ve cezaevlerinin bulunduğu kampüslere taşınmıştır. İzolasyona yönelik bu tür yaklaşımlar çocuğa özgü adalet sisteminde kabul edilemez durumlardan biridir. Dolayısıyla çocuk cezaevlerinin yanı sıra cezaevleri içinde yer alan “eğitim evleri” derhal kapatılmalı, çocuğun anlamlı ve etkin sosyalleşme ortamı bulacağı merkezlere taşınarak yeniden yapılandırılmalıdır.

    2012 yılında Türkiye’yi ziyaret eden Avrupa İşkenceyi Önleme Komitesi’nin özelikle çocuklar açısında cezaevlerinde yaptıkları incelemeler ve İHD-TİHV ile yaptıkları görüşmeler sonucu oluşturdukları rapora rağmen, benzer iddiaların tekrardan yaşanmaya başlaması nedeniyle; Adalet Bakanlığının cezaevlerindeki idareci kadroları tümüyle değiştirmesi gerektiğini ve tutuklama konusundaki sorunları gidermek için CMK’da radikal tedbirler alarak, uygulamada kötü örnek oluşturan Hakimlere gerekli yaptırımları uygulaması gerektiğini belirtmek isteriz.

    Özgürlüğün kısıtlanmasının son çare olması için;
    Çocuğa özgü adalet sistemi içerisinde çocuğa yönelik uygulanan yaptırımların eğitici, onarıcı, telafi edici ve toplumsal barışı ve dayanışmayı sağlayıcı özelliklerinin olması göz önünde tutulmalıdır. Çocuklar için diversiyon (adalet sistemine sokmadan yönlendirme), uzlaşma- arabuluculuk, uyarı, ikaz, tazmin ve telafi yolları (sosyal alıştırma kursları, sosyal çalışma yükümlülüğü vb. ), etkin ve işlevsel gözetim ve rehberlik, vaka yönetimi, etkin psiko sosyal destek ve tedbirler vb. Gibi farklı ülkelerde uygulanan yöntemlerin biran önce yasal ve örgütsel alt yapısı oluşturulmalıdır. Bu yöntemlerin özgürlüğün kısıtlanması seçeneğinin hemen ve ilk değil “gerçekten son çare” olarak kullanılmasını sağlayan, farklı ülkelerde uygulanan, denenmiş ve başarıya ulaşan yöntemler olduğu göz önünde tutulmalıdır.
    Türkiye’nin de taraf olduğu Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına dair Sözleşme ve ilgili diğer insan hakları belgeleri doğrultusunda;
    1. 18 yaşına kadar herkes çocuktur! Bir çocuğun –nerede ve hangi nedenle olursa olsun- “çocuk olduğu” unutulmamalıdır.
    2. Çocuğun yaşama, gelişme, korunma ve katılım hakları güvence altına alınmalıdır.
    3. Her an çocuğun öncelikli ve yüksek yararı, esenliği gözetilmelidir.
    4. Çocuk adalet sistemi içerisine giren bir çocuk için insan haklarına dayalı, adil, etkili ve süratli bir yargılama süreci yapılandırılmalıdır.
    5. Soruşturma ve kovuşturma sürecinde çocuğun durumuna uygun özel ihtimam gösterilmelidir.
    6. Çocuk için çocuğun, ailesinin, sivil toplum örgütlerinin, üniversitelerin, medyanın, yerel yönetimlerin ve kamu kurumlarının işbirliği içinde çalışmaları sağlanmalıdır.
    7. Çocuklar hakkında özgürlüğü kısıtlayıcı tedbirler ile hapis cezasına en son çare olarak başvurulmalıdır.

    470
    Cezaevlerinde İşkence, Kötü Muamele ve Onur Kırıcı Yaşantıları Olan Çocukların Mağduriyetinin Giderilmesi için:
    1. Hak ihlali ve işkenceye kötü muameleye tabi tutulan tüm mağdur çocukların çocuğa özgü adaletin gereklilikleri doğrultusunda derhal tahliye edilmeli yargılamaları tutuksuz yapılmalıdır.
    2. Çocuğa yönelik her türlü kötü muamele, ihmal ve istismar suçtur. Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına dair Sözleşme’ye göre Devlet, çocukları üçüncü kişilerin ihmal ve istismarından koruma yükümlülüğünü yerine getirmelidir
    3. Pozantı, Şakran, Antalya ve Sincan Cezaevlerinde yaşanan olaylarda sorumluluğu olanlarla ilgili derhal adli ve idari soruşturma başlatılmalı, sorumlular hızla tespit edilmeli ve cezalandırılmalıdır.
    4. Bir an önce çocuğa özgü adalet sisteminin standartlarına uygun, çocuğa özgü bir adalet sistemi oluşturulmalıdır.
    5. Mağduriyet yaşayan ya da tanık olan bütün çocuklara psikolojik destek sağlanmalıdır.
    6. Birleşmiş Milletler İşkenceye Karşı Sözleşmenin Ek İhtiyari Protokolü (OPCAT) uyarınca oluşturulması zorunlu olan Ulusal Önleme Mekanizması bir an önce oluşturulmalı ve yapılacak ziyaretlerde çocuk kapalı ve açık ceza infaz kurumları bağımsız kuruşların incelemesine açılmalıdır.
    7. Cezaevlerinde çocuklara yönelik cinsel şiddet, “süngerli odada dayak”, “hücre cezası” gibi her tür işkence ve kötü muamele derhal son bulmalı, sorumlular derhal yargı önüne çıkarılmalı ve çocuk tutukluluğuna son verilip çocuk cezaevleri kapatılmalıdır.
    Çocuk Cezaevleri Kapatılsın girişimi; çocuk tutukluluğuna son verilmesini ve çocuk cezaevlerinin kapatılmasını talep eden insan hakları ve çocuk hakları örgütlerinden oluşan bir birlikteliktir.

    Talebimiz ortak: #çocukcezaevlerikapatılsın
    19-02-2014 itibariyle imzacı kurumlar:
    Çocuk Cezaevleri Kapatılsın Girişimi Bileşenleri
    • İnsan Hakları Derneği: ihd.org.tr
    • Türkiye İnsan Hakları Vakfı: tihv.org.tr
    • Çağdaş Hukukçular Derneği: chd.org.tr
    • Gündem Çocuk Derneği: gundemcocuk.org
    • Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Hukuk Dayanışma Dernekleri Federasyonu (TUHAD-FED) :
    • Özgürlüğünden Yoksun Gençlerle Dayanışma Derneği (Öz-Ge Der) : ozgeder.org.tr
    • İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği (MAZLUMDER) : mazlumder.org
    • Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği (CİSST) : cezaevindestk.org
    • Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği (SHUD) : shudernegi.org
    • Türkiye Çocuklara Yeniden Özgürlük Vakfı: tcyov.org
    • İştar Kadın Merkezi: istarkadindanisma.com
    • Uluslararası Çocuk Merkezi: icc.org.tr
    • Çocuklar İçin Adalet Takipçileri
    • Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) : egitimsen.org.tr
    • Çakıl Derneği: cakildernegi.org
    • Toplumsal Dayanışma için Psikologlar Derneği (TODAP) : todap.org
    • Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) : ses.org.tr
    • Çocuk İstismarını ve İhmalini Önleme Derneği: cocukistismari.org
    • Özgürlükçü Hukukçular Derneği
    • Diyarbakır Barosu
    • Mersin Barosu

    Haber Derleme ve Kapak Resmi; BARIŞCAN / 12.03.2014
    Nisan 2014

    Barişcan Sapanci  yeni bir  gönderide  bulundu.

    DİYARBAKIR OKUYOR-Barışcan'la İşte Hayat

    DİYARBAKIR OKUYOR
    Kütüphane Haftası kapsamında tarihi On Gözlü Köprü’de Diyarbakır Valisi Mustafa Cahit Kıraç’ın katılımıyla kitap okuma etkinliği düzenlendi.



    Kütüphane Haftası’nın 50. Yıl dönümü Diyarbakır’da çeşitli etkinliklere kutlanmaya devam ediyor. Dün Dicle Üniversitesi’nde gerçekleşen etkinliğin ardından bugün, Diyarbakır Valiliği tarafından tarihi On Gözlü Köprü’de okuma etkinliği düzenlendi.



    Çok sayıda öğrenci, öğretmen, yazar ve şairin katıldığı etkinlikte katılımcılar tarihi köprü üzerinde kitap okudu. Diyarbakır Valisi Mustafa Cahit Kıraç’ın da eşlik ettiği kitap okuma etkinliğinde, Sezai Karakoç’un Mona Roza adlı şiir kitabını okudu. 5162


    Kitap okumanın ardından yapılan etkinlik hakkında gazetecilere bilgi veren Diyarbakır Valisi Mustafa Cahit Kıraç, okumanın önemine vurgu yaptı. Vali Kıraç, Kuran-i Kerim’in ilk ayetinin ilk sözünün ‘Oku’ olduğunu hatırlatarak, “Okumadan olmuyor. Kütüphane Haftası isim olarak var ama kitap, insanın ölümüne kadar vazgeçemeyeceği bir alandır. İnsanlar doğduğundan ölünceye kadar ki yollarını iyi bulabilmeleri, hayattan zevk alabilmeleri için, kulak verilmesi gereken önemli mesajları kitaplardan alıyor. Bizim inancımız ‘Oku’ ile başlıyor. İnsanlara o mesajın verilmesinin nedeni akıl insanlarda var, akıl ile insanlar kendi yollarını tayin edebilmek için, gönderilmiş doğruları ve bilimsel çalışmaları takip etmeleri gerekiyor. Bunu, okuyarak ve araştırarak elde edebiliriz. Okuma alışkanlıklarının artmasının ülkelerin gelişmişlik seviyelerine çok bağlantılı bir durum olduğunu düşünüyorum. Eğer bu ülkeyi müreffeh ülkeler seviyesine çıkartacak isek, bunu ancak eğitim ve bilimsel çalışmalarımızı artırarak, ürettiğimiz bilgiyi ticarileştirerek, hayata aktararak, üretilen bilgiyi hayatın her alanında kullanarak yaşamımızı kolaylaştırmamız gerekiyor. Okumadan olmuyor. Bugün bu etkinlikte bulunuş gayem, okumanın vazgeçilmez bir tutku olduğunu görmek ve hayatımızın bir parçası haline vurgu yapmaktır"dedi.
    Haber: Barışcan
    5162
    Mart 2014

    Barişcan Sapanci  yeni bir  gönderide  bulundu.

    Diyarbakır NEVRUZ'a Hazır ! Barışcan'la İşte Hayat

    DİYARBAKIR'DA NEVRUZ BAYRAMI, İŞTE BU ALANDA; NEVRUZ PARKI'NDA KUTLANACAK

    12545

    Diyarbakır'a Nevruz etkinliğine katılmak üzere yurt içi ve yurt dışından çok sayıda kişi geldi. Ve Diyarbakır'da otellerde yer kalmadı.
    Bağlar ilçesindeki Newroz Parkı'nda 21 Mart Cuma günü düzenlenecek nevruz kutlaması için hazırlıklar sürüyor. Park içerisindeki platformda, Bağlar Belediyesi ekiplerince temizleme, boyama ve ses sistemi yerleştirme çalışmaları tamamlandı.
    Bu gün günboyu Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi önündeki alan üzerinde Türkçe ve Kürtçe "Newroz kutlu olsun" yazılı flama ve balonlarla donatılırken, mahalle mahalle dolaşan araçlardan kutlamalara katılım için anonslar yapıldı
    Avrupa ve Ortadoğu'dan çok sayıda kişinin de kutlamalar için Diyarbakır'a gelmesi dolayısıyla otellerde yer kalmazken, otelde yer bulamayanlar ise tanıdıklarının evlerinde konaklamak zorunda kaldılar.
    Nevruz etkinliği için kadınlar da Diyarbakır'da yöresel kıyafet satışı yapılan dükkanlardan, yöresel kıyafet satın aldılar.
    Ayrıca fısıltılara göre, ABD, Avrupa ve Ortadoğu ülkelerinden çok sayıda gazetecinin bu etkinliğİ izleyecek, 50'si yabancı 350 gazetecinin ise akredite yapacak...
    Bağlar Belediyesinden yapılan açıklamaya göre , kutlamanın yapılacağı alana gün boyunca yüz binlerce kişinin geleceğini ifade ederek, sıkıntı yaşanmaması için çoğunluğunu gönüllü 10 bin kişinin görevlendirilmiş.
    Yoğun kalabalık nedeniyle platformu göremeyecekler için arka kısımda 2 dev ekran kuruldu. "Kutlamada yakılacak ateş için 15 ton odun ile 400 litre mazot kullanılacak. Yakılacak ateşin çevresine insanların yaklaştırılmaması için de ateş çevresinde 40 kişi görev yapacak"
    Hazırlıkların büyük kısmı sona erdi... Diyarbakır Nevruz Kutlaması İçin Hazır.
    Yarın burada , bu alanda NEVRUZ KUTLANACAK...

    BARIŞCAN
    DİYARBAKIRbariscan.net
    Mart 2014

    Barişcan Sapanci  yeni bir  gönderide  bulundu.

    DİYARBAKIR'DA HALEPÇE KATLİAMI GÖSTERİLERİ-BARIŞCAN'LA İŞTE HAYAT

    HALEPÇE KATLİAMI, DİYARBAKIR'DA DÜZENLENEN ÇEŞİTLİ GÖSTERİLERLE ANILDI. Halepçe Katliamı, Diyarbakır'da düzenlenen çeşitli gösterilerle anıldı.
    Kuzay Irak'ın Halepçe kentinde, 5 bin kişinin öldüğü, 7 binin yaralandığı Halepçe Katliamı, düzenlenen yürüyüş ardından, Diyarbakır'daki sivil toplum örgütlerinin ortaklaşa yaptığı açıklamalarla devam etti. 1314

    Saddam Hüseyin döneminde, 16 Mart 1988 tarihinde Halepçe'de düzenlediği kimyasal saldırıda 5 bin kişinin ölmesi, 7 bin kişinin yaralandığı Halepçe Katliamı'nın 26'ncı anma yıldönümü nedeniyle Diyarbakır'da siyasi parti ve sivil toplum örgütleri tarafından çeşitli, basın açıklamaları ve protesto gösterileri düzenlendi.
    Saat 11.00'da ilk olarak Koşuyolu Parkı'ndaki İnsan Hakları Anıtı önünde toplanan İHD ve Diyarbakır Barosu üyeleri, burada basın açıklaması yaptı. Baro Başkanı katliamın tarihçesi hakkında kısa bilgiler verdi.
    İHD Diyarbakır Şube Başkanlığı Halepçe katliamını özellikle hava saldırısının 3 gün sürdüğünü hatırlattı.
    Demokratik Toplum Kongresi binasında toplanan siyasi parti ve sivil toplum örgütleri temsilcileri adına 'Öze Dönüş Plaftformu' temsilcisi "Umudun ve özgürlüğün habercisi" olarak nitelendirdiği nevruza günler kala Halepçe semalarında ölüm bulutları çöktüğünü belirterek, "Güneşli bir bahar sabahı kimsayasal silahlarla çoğu çocuk, kadın ve yaşlılardan oluşan tümüyle sivil, 5 binden fazal insan katledildi, 7 binden fazla insan kalıcı şekilde sakat kaldı. Enfal Hakekatı süresince, 1986-89 yılları arasında, 150 binden fazla Kürt'ün katledildiği bilinmektedir" diye konuştu.
    Mart 2014

    Barişcan SapanciBelgi Saygı kişisini takip etmeye başladı

    Belgi Saygı, Oyuncu, @belgisaygi

    Birşey diyeceğim. .. Ee şey.. Neyse ben, sanırım sss... Ya boş ver ya.. Nasılsın? Herşey yolunda mı?

    Mart 2014

    Barişcan Sapanci  yeni bir  gönderide  bulundu.

    Berkin İçin Bir Şarkı Yaptım..Sadece Dinlemek ve Hatırlatmak İçin.Ticari Bir Amacı Yok !

    Bu şarkıyı BERKİN ve diğer nedenlerle hayatını kaybeden TÜM ÇOCUKLAR için yazdım... Bu şarkının hiç bir ticari amacı yoktur. Tamamen amatör bir ses kaydıyla yapılmıştır. Bir zamanlar pop müziğin dev gruplarından ABBA grubunun CHİQUİTİTA adlı şarkısının müziği üstüne amatör bir ruhla , türkçe sözler yazılarak cover yapılmıştır.
    13308

    işte o şarkı
    BARIŞCAN SÖYLÜYOR BERKİN VE DİĞERLERİ... BİZ ÇOCUKLAR
    söz: Barışcan-Müzik: Abba (CHİQUİTİTA)



    BİZ ÇOCUKLAR

    Biz çocuklar çok günahsız
    Biraz masum ve kararsız
    Kim haklı, haksız?
    Bi fikir yok Çok yalnızız

    Bunu nasıl göremedik
    Denizlerde mavilik ölmüş
    Tut yine bir ümit , oltanızla
    Balıkçı Amca

    Biz çocuklar bir gün uçtuk
    Hani nerde o beyaz bulut
    Uç! Bana bir temiz hava al , getir
    Pilot Amca

    Sana bir gül verecektim .
    Örtülerde kuraklık var anne
    Bir ağaç; bir insan. Unutmuş mu ?
    Ormancı Amca

    Biz çocuklar gelin elele verelim
    Bu rüyayı yeniden gör yada düşle
    Bir sihirbaz olmalı dünyayı yeniden
    Özenip baştan kurmalı

    Bir dilek tutalım! Olsun
    Dunyayı baştan kurmalı

    Biz çocuklar tarih olsak
    Bu mirası bir bir yazsak
    Her kültüre saygı, hani nerde?
    Asker Amca

    Biz Çocuklar yolu tutsak
    İnsanoğlu belki alışmaz
    Ne içki , alkol ne sigara
    Barmen Amca

    Biz çocuklar gelin elele verelim
    Bu rüyayı yeniden gör yada düşle
    Bir sihirbaz olmalı dünyayı yeniden
    Özenip baştan kurmalı

    Bir dilek tutalım! Olsun
    Dunyayı baştan kurmalı
    Mart 2014

    Barişcan Sapanci  yeni bir  gönderide  bulundu.

    Berkin Diyarbakır Surlarında-Barışcan'la İşte Hayat

    Berkin Elvan için Diyarbakır'da da eylemler düzenleniyor.
    Ofis semtinde AZC plaza önünde toplanan gençler, akşam da Koşuyolu parkından Sanat Sokağı'na yürüreceklerini söylüyor. Berkin Elvan için Diyarbakır’da bir araya gelen yüzlerce genç 11 gündür direnişin devam ettiği Hevsel Bahçeleri’ne, yürüdü. Sanat Sokağı’nda da Berkin için oturma eylemi yapılırken, Koşuyolu’ndan Ofis’e yapılan yürüyüşte, “Önce Şerzan, Zınar, Ceylan, şimdi de Berkin Elvan” denildi.
    13308
    Berkin Elvan için Diyarbakır surlarına pankart asıldı. Medeni Yıldırım'ın hatırlatıldığı pankartta "Berkin'den Medeni'ye Gençlik direnişte" denildi.
    Amed Gençliği imzasıyla Diyarbakır'ın Dağkapı mevkiinde bulunan tarihi surlara asıldı.
    İŞTE BERKİN ELVAN İÇİN DİYARBAKIR'DA YAPILAN EYLEMLERDEN BAZILARI ;
    13308

    13308

    13308
    Mart 2014

    Barişcan Sapanci  yeni bir  gönderide  bulundu.

    DİYARBAKIR GENÇLERİ ''ÇOCUK CEZAEVLERİ KAPATILSIN GİRİŞİMİ'' İÇİN AÇILAN İMZA KAMPANYASINDA ..

    DİYARBAKIR GENÇLERİ ''ÇOCUK CEZAEVLERİ KAPATILSIN GİRİŞİMİ'' İÇİN AÇILAN İMZA KAMPANYASINDA ...
    470

    Çocuklara zarar veren ve çocuk cezaevlerinin kapatılması; alternatif olabilecek modellerin geliştirilmesi ve alt yapısı ile kurum ve kuruluşların acilen oluşturulması için başlatılan “Çocuk Cezaevleri Kapatılsın Girişimi” İmza kampanyası'na Diyarbakır'da gençler yoğun ilgi gösteriyor.
    Diyarbakır Sanat Sokağında açılan imza standında gençler bu konuyu destekleyen imzalarını veriyorlar.
    Bizde sizin için bu kampanya ilgili bir bilgi haberi hazırladık. İşte gerekli adres ve bilgiler...
    470
    “Çocuk Cezaevleri Kapatılsın Girişimi” için BASINA VE KAMUOYUNA YAPILAN BASIN AÇIKLAMASI ;
    Barış ve Demokrasi Partisinin “Çocuk Tutukluluğu Sistemine İlişkin Teklifi” çocuk adalet sistemi açısından sevindirici bir gelişme ama…
    Çocuk Cezaevleri Kapatılsın Girişimi taleplerine TBMM den ilk olumlu destek, BDP Hukuk Komisyonundan geldi! ... Basında geçen haberlere göre Çocuk Cezaevleri Kapatılsın Girişiminin tam da 5 ilde eş zamanlı olarak yaptığı açıklama yaptığı gün, BDP Bingöl Milletvekili İdris BALUKEN imzasıyla TBMM başkanlığına Çocuk Tutukluğunu Düzenleyen 5395 Sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nda 21 Maddedeki 15 Yaşının 18’e Çıkarılması Yasa Değişikliği Teklifi Verildiği anlaşıldı.
    Yasa değişikliği teklifinde 15 yaş altı çocukların tutuklamalarına büyük oranda engel olan; tutuklama engeli sınırını 15 YAŞ’dan, 18 YAŞ’a çıkarılması teklif edilmiş olduğu görülmüştür. Teklif, girişimiz tarafından çocuk hakları açısından anlamlı ve ileri bir adım olarak değerlendirilmiş ise de; yine aynı yasa maddesi içeriğinde
    “Üst Sınırı Beş Yılı Aşmayan Suçlar” ibaresi bulunduğu için, girişimimiz ilkesel olarak 18 yaş altında hangi suçu işlerse işlesin, çocukların hiçbir koşulda tutuklanmaması gerektiğini kamuoyuna deklare etmiştir. Bu sebeple bu teklif girişim adına taleplerimizin derhal yankı bulması açısından çok sevindirici olmakla birlikte, aşağıda kısaca anlatacağımız üzere maalesef ki çocuk adalet sisteminde ve çocuk ceza infaz sisteminde yaşananların çözümü açısından kuşkusuz ki yetersizdir.
    Şunu da belirtmek gerekir ki, yasa değişikliği teklifinin gerekçesinde uluslararası sözleşme ve mevzuatta 18 YAŞINA KADAR HERKESİN ÇOCUK OLARAK KABUL EDİLMESİNDEN HAREKETLE bir kanun teklifi hazırladıkları belirtilerek, çocukların özgürlüklerinin kısıtlanması “en son” çare olduğu vurgusuna yer verilmiş olması çocuk hakları savunucuları olarak bizleri mutlu etmiştir.
    Çocuk Cezaevleri Kapatılsın Girişimi olarak, çocuğun gerek tutuklama gerek mahkumiyet gerekse başka kapalı kurum ve kuruluşlara alınması noktasında özgürlüğünden yoksun bırakılmanın son çare olarak uygulanmasını sağlamak hedefine ulaşmak için; hukukçular, sosyal hizmet uzmanları, psikologlar, psikolojik danışmanlar ve çocuk gelişimi uzmanları yani sorunun bütün tarafları ile yapacağımız çalıştay, seminer ve konferans gibi bilimsel çalışmalar sonucunda çocuk adalet sistemine ilişkin alternatif modelimizi de kamuoyu ile paylaşacağız. Ancak bu süreçte 18 yaş altındaki çocuk tutukluluğuna bütünüyle son vermeye yönelik tüm girişimlere destek olacağımızı da kamuoyunun bilgilerine saygı ile sunarız.

    470
    Çocuk Cezaevleri Kapatılsın Girişimi üyelerince kaleme alınan Bilgi Notu ise şöyle;
    Yakın tarihte başta Pozantı, Şakran, Kürkçüler, Antalya ve en son olarakSincan Çocuk Ceza İnfaz Kurumları’nda kalan çocukların işkence, kötü muamele ve diğer onur kırıcı muamelelere maruz kalmalarını insanlık adına utançla ve büyük bir kaygıyla takip ediyor, yaşanan sorunların ve çocukların maruz kaldığı tüm hak ihlallerinin ancak çocuk cezaevleri kapatılarak sona ereceğine inanıyoruz. Asıl olarak ise, çocuk yargılamasında tutukluluğun “Erken İnfaz” olarak uygulanıyor olması sebebiyle, 18 yaş altı çocuk tutukluluğuna artık son verilmesini talep ediyoruz.
    Türkiye’nin de taraf olduğu başta Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme, uluslararası sözleşmeler ve 5395 Sayılı Çocuk Koruma Kanunu uyarınca;
  • 18 yaşına kadar her bireyin “çocuk” kabul edilmesinin yasal bir zorunluluk olduğunun;
  • Hiçbir ayrım gözetmeden her çocuğun yaşaması, gelişmesi, yaşama katılımının sağlanması ve tüm düzenlemelerde çocuğun yüksek yararının gözetilmesi gerektiğinin;
  • Çocuk adalet sistemi içinde yer alan her çocuğa yaşına özgü muamelelerde bulunulmasının ve çocuk adalet sistemi içinde yer alan çocuklarla ilgili verilecek kararlarda çocuğun özgürlüğünün kısıtlanmasına son çare olarak başvurulması gerektiğinin;
  • Adalet sistemine -her ne sebeple olursa olsun- giren çocuğun toplumdan izole edilerek cezalandırılmasının değil, eğitici ve onarıcı bir yaklaşım sergilenerek toplum içinde toplumla bütünleşmesinin sağlanmasının yasal bir zorunluluk olduğunun;
  • Başta cezaevleri olmak üzere tüm kapalı kurumların şiddet oluşmasına ortam yarattığının ve kapalı kurum yapısının çocuk adalet sisteminin felsefe ve yaklaşımına aykırılık taşıdığının;
  • Çocukların yaşadıkları hak ihlallerinin gerek çocukların yaşamında gerekse toplumda kalıcı ve telafisi çok zor izler bıraktığının göz önünde bulundurulması büyük önem taşımaktadır.
  • Bütün bu ilkeler birlikte değerlendirildiğinde uluslararası sözleşmeler ışığında çocukların özgürlüklerinin kısıtlanması “en son” çaredir. Alternatif tedbir ve yöntemlerle suça yönelen çocukların toplumla bütünleşmesi hem çocuklar hem toplum için yaşamsal bir öneme sahiptir. Bu nedenle; TÜRKİYE’DEKİ ÇOCUK CEZAEVLERİNİN KAPATILMASINI TALEP EDİYORUZ!
    Bu talepte bulunan sivil toplum kuruluşları olarak, talebimizin bir an önce hayata geçmesi için aşağıda imzası bulunan 14 sivil toplum örgütü olarak çizeceğimiz yol haritasında, bizimle birlikte çalışacak tüm kurum, kuruluş ve şahıslara açık çağrıda bulunuyoruz. Tekrar vurgulamak isteriz ki; bu kapsamda yapılacak her türlü çalışmada, -bize düşen her ne ise- yapmaya hazırız. Ancak yaşanan ihlallerin bir an önce sona erdirilmesi için, acil olarak;
  • Cezaevindeki çocukların nasıl ve hangi koşullarda tutulduğunun tespiti için, tüm infaz kurumlarının, Avrupa İşkencenin ve İnsanlık Dışı veya Onur Kırıcı Ceza veya Muamelenin Önlenmesi Komitesi (CPT) standartlarına uygun bir şekilde sivil ve bağımsız inceleme ve denetime açılmasını;
  • Çocukların cezaevlerinde karşılaşmış oldukları hak ihlallerinin önlenmesini, tespitini, tekrarlanmamasını;
  • Bugüne kadar yaşanmış olan hak ihlalleri sorumlularının cezasız kalmaması için etkin yargı mekanizmalarının harekete geçirilmesini; • Tüm bu nedenlerle çocuk yargılamasında tutuklamaya son verilmesini, Adalet Bakanlığının 2013 yılında 5 adet olan çocuk cezaevlerinin sayısını 15’e çıkaracağını ve yapılacak cezaevlerinin f tipi ve tek kişilik hücrelerden oluşacağı da bildirildiğinden öncelikle bu yeni cezaevlerinin yapımlarından vazgeçilmesini ve sonuçta tüm çocuk cezaevlerinin kapatılmasını
  • T A L E P E D İ Y O R U Z!
    Ç o c u k C e z a e v l e r i K a p a t ı l s ı n G i r i ş i m i (İmza Kampanyası İçin Tıklayınız)
    İletişim: [email protected]gmail.com
    * 0505 918 00 39 & 0532 326 44 52*
    Yüksel Cad. No: 34/10 Kızılay/ Ankara
    facebook.com/cocukcezaevlerikapatilsin
    *twitter.com/cocukcezaevison
    Bilgi Notu: 1[1] 15 Ocak 2014
    “İnsanlık çocuklara en iyisini sunmayı borçludur”
    Cenevre Beyannamesi, 1924

    470
    Çocuk Cezaevlerinde Yaşanan İşkence, Kötü Muamele ve Onur Kırıcı Durumlar Hakkında Genel Bilgiler
    2011 yılında Adana Pozantı Çocuk Cezaevinde kalan çocuklara yönelik cinsel şiddet, işkence ve kötü muamele iddiaları ile birlikte “Çocuk Adalet Sistemi” ciddi anlamdan tekrar tartışılmaya başlandı. İddiaların kamuoyunda gündem oluşturmasıyla çocuklar apar topar Ankara Sincan F tipi cezaevi içinde bulunan “Çocuk ve Gençlik Cezaevine” nakledildi. 2012 yılı yaz aylarında, yine Sincan’da ve aynı çocuklara yönelik baskı ve işkencenin devam ettiği tespit edildi. Ankara Barosu, Sincan’daki “yumuşak oda ve benzeri işkence ve kötü muameleler” sebebiyle suç duyurusunda bulundu.
    Pozantı cezaevinde yaşanan olaylar hakkında etkili adli ve idari soruşturma yapılmamış, Adalet Bakanlığı sadece ilgili cezaevini kapatmış, sorumlular hakkında kamuoyunu tatmin edecek tedbirler almamıştır. Çocukların yaşadıkları hak ihlalleri, Türkiye’nin imzaladığı Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına dair Sözleşme ve ek protokolleri ile Birleşmiş Milletler İşkenceyle Mücadele Sözleşmesi’nin de açıkça ihlal edildiğini göstermiştir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin gereği etkili soruşturma yükümlülüğü de yerine getirilmemiştir.
    2013 yılında İzmir Şakran ve Antalya Çocuk Cezaevi’nde çocuklara yönelik istismar, kötü muamele ve ağır işkence iddiaları basına ve kamuoyuna yansıdı. İlgili kurumlarda çocuklara işkence, kötü muamele ve onur kırıcı muamele yapıldığı ve özellikle Antalya Çocuk Cezaevi’nde cinsel şiddet yaşandığı iddiaları gündeme geldi. Konuyla ilgili başta Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD), İnsan Hakları Derneği (İHD), Çakıl Derneği, Gündem Çocuk Derneği ve bazı milletvekillerinin yaptıkları görüşmeler ve araştırmalar sonucu bu şikâyetlerin doğrulu tespit edildi.
    Çocuk cezaevlerinde işkence ve kötü muamele ilk değil!
    Çocuk cezaevlerinde yaşanan ihlaller konusunda 2006 yılında Terörle Mücadele Kanunu’nda yapılan ve çocukların TMK kapsamında yargılanmasının yolunu açan değişikliğin, çocuğa özgü adaletin inşasında bir kırılma noktası olduğu açıkça görülmektedir. 2006 -2010 yılları arasında TMK kapsamında özel yetkili ağır ceza mahkemelerinde yargılanan yaklaşık 6.000 civarındaki çocuk, TMK kapsamındaki suçlardan gözaltına alınıp tutuklanmış, şiddet, kötü muamele, her türlü psikolojik ve cinsel istismar gibi çok ciddi hak ihlallerinin mağduru olmuşlardır. 2010 yılında kanun değişikliği ile çocuk yargılamaları özel yetkili mahkemeler yerine Çocuk Ağır Ceza Mahkemelerinde yapılmaya başlamış olsa da bu çocukları tutuklu yargılama alışkanlığını değişmemiştir. Kaldı ki, mükerrer fiiller bakımından TMK uygulanmaya devam etmektedir.
    Sorunun Temel Kaynakları
    Çocukların cezaevlerinde yaşadığı hak ihlallerini tek tek saymak yerine, öncelikle belirtmek gerekir ki; tüm bu yaşananların en temel sebebi Türkiye’de çocuk yargılamasının ve çocuk ceza infaz sisteminin evrensel kriterlere uygun olmamasıdır. Yine yaşananların ilk en önemli nedenlerinde biri de tutuklamaya sıkça başvurularak, çocuk yargılamasında tutuklamanın bir tür “erken infaz” olarak uygulanıyor olmasıdır. Adalet Bakanlığı verilerine göre Türkiye’deki infaz kurumlarında 12-17 yaş arasında 1.879 çocuk bulunmaktadır. Bunların 1.456’sı tutuklu, 423’ü hükümlüdür. Cezaevlerinde 1.763 çocuk mahpus olup, bunların
    Verilere göre tutuklu yargılama oranının yüksek olduğu ortadadır. Çocuklar için düzenlenen cezaevlerinin mevcut sayısının (5 cezaevi), 2016 yılı sonuna kadar 15′e çıkarılacağı Adalet Bakanlığı’nın 2013 yılında yapmış olduğu açıklamalar arasındadır. 2012-2017 mali yatırım programında 10 yeni çocuk cezaevi yapımına dair açıklama yapan Adalet Bakanı; İstanbul Ümraniye Çocuk Eğitimevi 2013 Aralık, yeni İzmir Çocuk Eğitimevi 2014 Temmuz, Elazığ Çocuk Eğitimevi 2017 yılında, Erzurum Çocuk Eğitimevi 2014 Kasım, Diyarbakır Kapalı Çocuk Cezaevi 2014 Aralık, Hatay Çocuk Kapalı Cezaevi 2014 Aralık, Tarsus Çocuk Kapalı Cezaevi 2014 Aralık, Kayseri Çocuk Kapalı Cezaevi 2015 Ocak, Konya Çocuk Kapalı Cezaevi 2015 Kasım, Çorlu Çocuk Kapalı Cezaevi ise 2016 yılında faaliyete geçeceğini belirtmiştir. [3]
    Cezaevlerinin sayısını üç kat arttırmaya yönelik bu çalışmaların, adalet sistemine giren çocukların özgürlüklerinin kısıtlanması yönteminin daha yoğun kullanılacağını düşündürtmektedir. Ayrıca söz konusu yeni cezaevlerinin çocukları tamamen tecrit eden F tipi hücreler şeklinde yapılandırılması, çocuğa özgü adaletin temel felsefesi açısından endişe vericidir.
    Çocuk yargılamasında ve çocuk adalet sisteminde ulusal ve uluslararası tüm çocuk hakları metinlerinde yer bulan en temel ilke; yargılamada çocukların tutuklanmasının istisnai bir uygulama olması gereğidir! ... Çocuğun kişisel güvenliği gerektirmedikçe tutuklanmasına karar verilmemeli, psikososyal gelişimine engel olmayacak tedbirlere başvurulmalıdır.
    Çocuk cezaevlerinde yaşanan kötü muamele, işkence ve onur kırıcı durumların en önemli sebebi özgürlüğün kısıtlanmasıdır. Yargılama aşamasında “masumiyet karinesi altında olan” yani henüz yapmış olduğu eylemle ilgili haklarında herhangi bir karara hükmedilmemiş olan çocuklar “ağır koşullarda” kapalı tutulmaktadır. Anlaşılmaz olan bir başka konu ise; tutuklu çocukların, hakkında cezaya hüküm verilen çocuklardan bile daha izole ve zor koşullar altında kalmak durumunda olmalarıdır. Ayrıca hakkında cezaya hükmedilen çocukların toplumla bütünleşmelerine yönelik oluşturulan “eğitimevleri”nin yıllarca şehir içinde; çocuğun okuluna, çalışma mekanına ve daha birçok sosyalleşme ortamına yakınlığı gözetilmişken, son yıllarda tüm eğitimevlerinin tutukevi ve cezaevlerinin bulunduğu kampüslere taşınmıştır. İzolasyona yönelik bu tür yaklaşımlar çocuğa özgü adalet sisteminde kabul edilemez durumlardan biridir. Dolayısıyla çocuk cezaevlerinin yanı sıra cezaevleri içinde yer alan “eğitim evleri” derhal kapatılmalı, çocuğun anlamlı ve etkin sosyalleşme ortamı bulacağı merkezlere taşınarak yeniden yapılandırılmalıdır.

    2012 yılında Türkiye’yi ziyaret eden Avrupa İşkenceyi Önleme Komitesi’nin özelikle çocuklar açısında cezaevlerinde yaptıkları incelemeler ve İHD-TİHV ile yaptıkları görüşmeler sonucu oluşturdukları rapora rağmen, benzer iddiaların tekrardan yaşanmaya başlaması nedeniyle; Adalet Bakanlığının cezaevlerindeki idareci kadroları tümüyle değiştirmesi gerektiğini ve tutuklama konusundaki sorunları gidermek için CMK’da radikal tedbirler alarak, uygulamada kötü örnek oluşturan Hakimlere gerekli yaptırımları uygulaması gerektiğini belirtmek isteriz.

    Özgürlüğün kısıtlanmasının son çare olması için;
    Çocuğa özgü adalet sistemi içerisinde çocuğa yönelik uygulanan yaptırımların eğitici, onarıcı, telafi edici ve toplumsal barışı ve dayanışmayı sağlayıcı özelliklerinin olması göz önünde tutulmalıdır. Çocuklar için diversiyon (adalet sistemine sokmadan yönlendirme), uzlaşma- arabuluculuk, uyarı, ikaz, tazmin ve telafi yolları (sosyal alıştırma kursları, sosyal çalışma yükümlülüğü vb. ), etkin ve işlevsel gözetim ve rehberlik, vaka yönetimi, etkin psiko sosyal destek ve tedbirler vb. Gibi farklı ülkelerde uygulanan yöntemlerin biran önce yasal ve örgütsel alt yapısı oluşturulmalıdır. Bu yöntemlerin özgürlüğün kısıtlanması seçeneğinin hemen ve ilk değil “gerçekten son çare” olarak kullanılmasını sağlayan, farklı ülkelerde uygulanan, denenmiş ve başarıya ulaşan yöntemler olduğu göz önünde tutulmalıdır.
    Türkiye’nin de taraf olduğu Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına dair Sözleşme ve ilgili diğer insan hakları belgeleri doğrultusunda;
    1. 18 yaşına kadar herkes çocuktur! Bir çocuğun –nerede ve hangi nedenle olursa olsun- “çocuk olduğu” unutulmamalıdır.
    2. Çocuğun yaşama, gelişme, korunma ve katılım hakları güvence altına alınmalıdır.
    3. Her an çocuğun öncelikli ve yüksek yararı, esenliği gözetilmelidir.
    4. Çocuk adalet sistemi içerisine giren bir çocuk için insan haklarına dayalı, adil, etkili ve süratli bir yargılama süreci yapılandırılmalıdır.
    5. Soruşturma ve kovuşturma sürecinde çocuğun durumuna uygun özel ihtimam gösterilmelidir.
    6. Çocuk için çocuğun, ailesinin, sivil toplum örgütlerinin, üniversitelerin, medyanın, yerel yönetimlerin ve kamu kurumlarının işbirliği içinde çalışmaları sağlanmalıdır.
    7. Çocuklar hakkında özgürlüğü kısıtlayıcı tedbirler ile hapis cezasına en son çare olarak başvurulmalıdır.

    470
    Cezaevlerinde İşkence, Kötü Muamele ve Onur Kırıcı Yaşantıları Olan Çocukların Mağduriyetinin Giderilmesi için:
    1. Hak ihlali ve işkenceye kötü muameleye tabi tutulan tüm mağdur çocukların çocuğa özgü adaletin gereklilikleri doğrultusunda derhal tahliye edilmeli yargılamaları tutuksuz yapılmalıdır.
    2. Çocuğa yönelik her türlü kötü muamele, ihmal ve istismar suçtur. Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına dair Sözleşme’ye göre Devlet, çocukları üçüncü kişilerin ihmal ve istismarından koruma yükümlülüğünü yerine getirmelidir
    3. Pozantı, Şakran, Antalya ve Sincan Cezaevlerinde yaşanan olaylarda sorumluluğu olanlarla ilgili derhal adli ve idari soruşturma başlatılmalı, sorumlular hızla tespit edilmeli ve cezalandırılmalıdır.
    4. Bir an önce çocuğa özgü adalet sisteminin standartlarına uygun, çocuğa özgü bir adalet sistemi oluşturulmalıdır.
    5. Mağduriyet yaşayan ya da tanık olan bütün çocuklara psikolojik destek sağlanmalıdır.
    6. Birleşmiş Milletler İşkenceye Karşı Sözleşmenin Ek İhtiyari Protokolü (OPCAT) uyarınca oluşturulması zorunlu olan Ulusal Önleme Mekanizması bir an önce oluşturulmalı ve yapılacak ziyaretlerde çocuk kapalı ve açık ceza infaz kurumları bağımsız kuruşların incelemesine açılmalıdır.
    7. Cezaevlerinde çocuklara yönelik cinsel şiddet, “süngerli odada dayak”, “hücre cezası” gibi her tür işkence ve kötü muamele derhal son bulmalı, sorumlular derhal yargı önüne çıkarılmalı ve çocuk tutukluluğuna son verilip çocuk cezaevleri kapatılmalıdır.
    Çocuk Cezaevleri Kapatılsın girişimi; çocuk tutukluluğuna son verilmesini ve çocuk cezaevlerinin kapatılmasını talep eden insan hakları ve çocuk hakları örgütlerinden oluşan bir birlikteliktir.

    Talebimiz ortak: #çocukcezaevlerikapatılsın
    19-02-2014 itibariyle imzacı kurumlar:
    Çocuk Cezaevleri Kapatılsın Girişimi Bileşenleri
    • İnsan Hakları Derneği: ihd.org.tr
    • Türkiye İnsan Hakları Vakfı: tihv.org.tr
    • Çağdaş Hukukçular Derneği: chd.org.tr
    • Gündem Çocuk Derneği: gundemcocuk.org
    • Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Hukuk Dayanışma Dernekleri Federasyonu (TUHAD-FED) :
    • Özgürlüğünden Yoksun Gençlerle Dayanışma Derneği (Öz-Ge Der) : ozgeder.org.tr
    • İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği (MAZLUMDER) : mazlumder.org
    • Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği (CİSST) : cezaevindestk.org
    • Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği (SHUD) : shudernegi.org
    • Türkiye Çocuklara Yeniden Özgürlük Vakfı: tcyov.org
    • İştar Kadın Merkezi: istarkadindanisma.com
    • Uluslararası Çocuk Merkezi: icc.org.tr
    • Çocuklar İçin Adalet Takipçileri
    • Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) : egitimsen.org.tr
    • Çakıl Derneği: cakildernegi.org
    • Toplumsal Dayanışma için Psikologlar Derneği (TODAP) : todap.org
    • Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) : ses.org.tr
    • Çocuk İstismarını ve İhmalini Önleme Derneği: cocukistismari.org
    • Özgürlükçü Hukukçular Derneği
    • Diyarbakır Barosu
    • Mersin Barosu

    Haber Derleme ve Kapak Resmi; BARIŞCAN / 12.03.2014
    Mart 2014

    Barişcan Sapanci  yeni bir  gönderide  bulundu.

    HATTAT ÖMER İŞSİZLERE ÇAĞRI YAPIYOR-BARIŞCAN'LA İŞTE HAYAT

    BARIŞCAN'LA İŞTE HAYAT PROGRAMINDA HATTAT ÖMER BU ALANDA İŞSZİLERİN İŞ BULABİLECEĞİNİ AÇIKLIYOR... BAKIN NASIL
    HATTAT
    İŞTE O RÖPORTAJ

    Mart 2014

    Barişcan Sapanci  yeni bir  gönderide  bulundu.

    Ogün Sizi Datça-Hayıt Bükü'ne Bekliyor-Barışcan'la İşte Hayat

    Ogün Sizi Datça-Hayıt Bükü'ne Bekliyor-Barışcan'la İşte Hayat12545
    İŞTE O RÖPORTAJ
    Mart 2014

    Barişcan Sapanci  yeni bir  gönderide  bulundu.

    Datça'da Bir Hanımağa-Barışcan'la İşte Hayat..

    Datça'da Bir Hanımağa ile yapılan bir röportaj Barışcan'la İşte Hayat. Programında
    12545
    İŞTE BARIŞCAN İLE HANIMAĞA İLE RÖORTAJI
    Mart 2014

    Barişcan Sapanci  yeni bir  gönderide  bulundu.

    Uluslararası Bir Aşk-Barışcan'la İşte Hayat

    Barışcan'la İşte Hayat programında bir türk ve bir Alman arasında geçen aşkın hikayesini bulacaksınız.
    12545
    İŞTE O RÖPORTAJ
    Mart 2014

    Barişcan Sapanci  yeni bir  gönderide  bulundu.

    Matematik Neden Korkutuyor? Barışcan'la İşte Hayat

    Barışcan'la İşte Hayat programında bir anket yer alıyor Matematik Neden Korkutuyor? Sorusunu gençlere sorduk... Bakın nasıl cevapladılar
    12545
    İŞTE O ANKET RÖPORTAJI
    Mart 2014

    Barişcan Sapanci  yeni bir  gönderide  bulundu.

    İnternette Tanıştığı Kızı Bulabilecek Mi? Barışcan'la İşte Hayat

    Sadece internette tanışttı. Onunla sadece yazıştı... Marmaris'te oldugunu yazmıştı sadece... Bu bilginin üstüne çıkıp Marmaris'e geldi. O'nu Bulabilecek mi? Bu muthiş aşkın kahramanı ile yaptığımız röportaj İŞTE HAYAT programında
    12545

    İŞTE O RÖPORTAJ
    Mart 2014

    Barişcan Sapanci  yeni bir  gönderide  bulundu.

    BRUNO VE SEMRA'NIN AŞKI..Barışcan'la İşte Hayat

    BRUNO VE SEMRA'NIN AŞKI... Barışcan'la İşte Hayat Programında
    12545
    işte o röportaj

    Daha Fazla

    İlgilendiği KonularTümü

    Eğitim

    4371 Kişi   643 Soru

    Web Siteleri

    3391 Kişi   267 Soru

    İnternet

    2628 Kişi   542 Soru

    İnsan Davranışları

    3838 Kişi   962 Soru

    Öğrencilik

    2358 Kişi   123 Soru

    .NET

    1510 Kişi   87 Soru

    Yarışma (Televizyon)

    893 Kişi   23 Soru

    Öğretmenlik

    463 Kişi   75 Soru

    Genel Kültür (Muhabbet)

    3680 Kişi   280 Soru

    Okul Öncesi Eğitim

    100 Kişi   13 Soru

    Müzik Eğitimi

    141 Kişi   23 Soru

    Yöresel Sanatçı

    10 Kişi   1 Soru

    Ses Sanatçısı

    19 Kişi   10 Soru

    Eğitim Kurumları

    42 Kişi   3 Soru

    Çocuk Programları

    12 Kişi   1 Soru

    Müzik

    2979 Kişi   472 Soru

    Bilgisayar

    2634 Kişi   444 Soru

    Sinema

    3253 Kişi   301 Soru

    İş Hayatı

    2458 Kişi   325 Soru

    Girişimcilik

    3697 Kişi   363 Soru

    Varoluş Hakkında

    2902 Kişi   1061 Soru

    Dizi

    97 Kişi   62 Soru

    Muhabbet

    2154 Kişi   2356 Soru

    Televizyon

    199 Kişi   117 Soru

    Televizyon Dizisi

    244 Kişi   59 Soru

    Türk Sineması

    55 Kişi   27 Soru

    Basın

    63 Kişi   20 Soru

    Barışcan

    1 Kişi   0 Soru

    Barışcan'la İşte Hayat

    2 Kişi   0 Soru