Bilmek istediğin her şeye ulaş
Temmuz 2016

Mozambik_prensi bu yanıtı beğendi:

Dünyadaki bütün insanların müslüman olması için neler yapmamız gerekiyor?

Önce Müslüman olmak gerekiyor.
Temmuz 2016

Mozambik_prensi  yeni bir  gönderide  bulundu.

Damga Vergisinin Konusu

I. GİRİŞ
Temelinde bir hukuki işlemin olduğu bir kısım kağıtları vergi konusu olarak belirleyen damga vergisi, vergi sistemimiz içerisinde uzun yıllardan beri yer almaktadır. Damga vergisinin temeli 1800’lü yıllara dayanmaktadır. Bugün uygulanmakta olan Damga Vergisi Kanunu 11.07.1964 tarih ve 11751 sayıle Resmi Gazete’de yayınlanan 488 sayılı Kanun olup 01 Kasım 1964 tarihinden beri yürürlüktedir.
Kişilerin hukuksal işlemlerini konu alan damga vergisinin geniş bir uygulama alanı vardır. Diğer tüm vergi türlerinin yükümlülerini ilgilendirdiği gibi, söz konusu vergiler nedeniyle yükümlülüğü olmayanların da karşı karşıya kalabildiği bir vergi niteliği taşımaktadır.
2. Verginin Konusu
Verginin konusu, verginin üzerinden alındığı ve verginin kaynağını oluşturan ekonomik öğedir. Verginin ne üzerinden alınacağı kanun koyucu tarafından ilgili vergi kanunlarından belirtilmektedir. Damga Vergisinin konusu, kanuna ekli 1 nolu tabloda yazılı kağıtlardır.
Bu tabloda sözleşmeler, taahütnameler ve temliknameler, kefalet, teminat ve rehin senetleri, faturalar, makbuzlar beyannameler gibi vergi hukukuna ilişkin kağıtlar bulunmaktadır. Kanun vergiye tabi kağıdın genel bir tanımlanmasını yapmamıştır. Karışıklığa meydan vermemek, vergiye tabi kağıtların içeriğini rahatça tayin edebilmek için kanun vergiye tabi kağıtları ismen saymıştır. Bir kağıdın vergiye tabi olup olmadığını anlamak içinb 1 nolu tabloya bakmak gerekmektedir. 488 sayılı kanuna göre sadece 1 sayılı tabloda yazılı kağıtlardan vergi alınacak, bunlar dışında kalan kağıtlardan herhangi bir vergi alınmayacaktır.
Kanuna ekli (1) sayılı tabloda kağıtlar dört küme altında toplanmıştır.
-Sözleşmelerle ilgili kağıtlar.
-Kararlar ve mazbatalar.
-Ticari işlemlerde kullanılan kağıtlar.
-Makbuzlar ve diğer kağıtlar.
Her kanun gibi Damga Vergisi Kanununun hükümleri de, devletin egemenlik hakkının geçerli olduğu saha ile sınırlıdır.Dolayısı ile, kural olarak, vergiye tabi kağıtlar, Türkiye’deki işlemlerle ilgili kağıtlardır. Yabancı ülkelerde düzenlenen kağıtlar, ancak Türkiye’de resmi dairelere ibraz edildiği, üzerine devir ve ciro yapıldığı, veya herhangi bir suretle hükmünden yararlanıldığı takdirde vergilenir.Belirtilen durumlardan birinin meydana gelmesi, kağıdın Türk hukuk sisteminde değerleme durumuna girdiğini ifade eder.
2.1. Verginin Mükellefi
Damga Vergisinin mükellefi düzenlenen kağıtları imza edenlerdir. Mükellefin belirlenmesinde imza edeni aramak yeterli olup o kişinin düzenleyip imza ettiği kağıdın kurallarından yararlanıp yararlanmadığını aramaya gerek yoktur.İmza edenler gerçek ya da tüzel kişi olabilir.
İmzadan amaç, bir kişinin gerek kendi el yazısı ile ve gerekse mührü ya da parmak izi ile kimliğini belli edecek bir işarettir. Tüzel kişileri temsil edenlerin imzaları yerine bu kişiliği belli edecek herhangi bir işaret imza yerine geçer.
Kişilerin aralarında düzenleyip birbirlerine verecekleri kağıtların damga vergisi yükümlüsü o kağıdı imza eden kişidir.Genel olarak kağıt tek kişi tarafından imza edilir. Fakat bazı durumlarda vergiye tabi kağıt birden çok kişi tarafından imzalanabilir. Bunun tipik örneği sözleşmelerdir.İmza edenlerin birden çok olması durumunda damga vergisi yükümlülüğü imza edenlerin tümüne birden doğar.
Resmi dairelerle kişiler arasındaki işlemlere ilişkin kağıtların damga vergisini kişiler öder.Kişinin resmi dairelere vereceği kağıtların damga vergisini zaten o kağıdı düzenleyenler ödeyeceğinden burada genel kurala aykırılık yoktur.
Ancak, resmi dairenin imzalayıp kişiye verdiği kağıtların vergisinin yükümlüsü kişilerdir. Ayrıca, resmi daire ve kişinin birlikte imzaladıkları kağıt için de verginin tamamını yine kişi ödemek zorundadır.
Resmi dairelerle kişiler arasındaki işlemlere ilişkin kağıtların damga vergisini kişiler ödediğinden, sözleşmenin karşı yanı 2 kat damga vergisi ödemek zorundadır. Örneğin; bir kamu kurumuna ait bir oteli işletmek isteyen bir uluslar arası otel zinciri ile iki örnek bir sözleşme imzalanması durumunda, sözleşmede geçen parasal tutarlardan dolayı uluslar arası otel zincirinin dört kat damga vergisi ödemesi gerekecektir. Bu durumun, yabancı yatırımların çekilmesi açısından caydırıcı etki yaptığı açıktır.
Yabancı ülkelerle Türkiye’deki yabancı elçilik ve konsolosluklarda düzenlenen kağıtların vergisini, Türkiye’de bu kağıtları resmi dairelere ibraz eden, üzerinde aktarma (devir) ve ciro işlemleri yapanlar ya da herhangi bir suretle kağıdın kurallarından yararlananlar öder. Örneğin; yabancı ülkelerden gelen kontrgarantilerin damga vergisini Türkiye’de bu kağıdın kurallarından yararlanan, diğer bir deyimle, karşılığında bankadan teminat mektubu ya da kredi isteyen gerçek ya da tüzel kişi tarafından ödenmesi gerekir.
Devletler hukuku kurallarına göre Türkiye’de bulunan elçilik ve konsoloslukları yabancı ülke topraklarında gibi kabul etmek ve aynı işleme tabi tutmak gerekir. Çünkü, bu elçilik ve konsolosluklar yabancı ülke kurallarına tabidir.
3.İstisnalar
Damga Vergisi Kanunu’nun sistematiği itibariyle, verginin konusuna giren kâğıtlar önce (1) sayılı Tabloda sayılarak belirlenmiş, daha sonra bu sayılmış kâğıtlardan (2) sayılı Tabloda sayılan resmî daireler, kişiler ve kurumlar tarafından düzenlenmiş olan ve özellikleri belirtilerek sayılmış olan kâğıtlar ise vergiden istisna edilmiştir. (2) sayılı Tablonun bölümlerinin alt sıralamasına baktığımızda; kişilerden resmî dairelere verilen/alınan, işçiler, çiftçiler ve göçmenlerle ilgili olan, ticarî ve medenî işlerle ilgili kâğıtların sıralandığı bölüme, çeşitli tarihlerde çıkarılan kanunlarla yeni istisna edilen kâğıtların eklendiği ve böylece istisna edilen kâğıtlar kapsamının da sürekli genişletildiği görülmektedir.
4. Vergilendirmede Kağıtların Durumu
Bir kağıdın vergiye tabi olup olmadığını belirlemek için (1) sayılı tabloya, vergiden istisna olup olmadığını belirlemek içinse (2) sayılı tabloya bakmak gerekmektedir. Eldeki kağıtların bu tablolarda sayılan ve istisna konularına girip girmediğini kestirmek içinse o kağıdın niteliğine bakmak gerekmektedir.
Bir nüshadan fazla olmak üzere düzenlenen kağıtların her nüshası ayrı ayrı aynı miktar veya nispette damga vergisine tabidir.Ancak, poliçe ve emre yazılı ticari senetlerin yalnız tedavüle çıkarılan nüshaları vergiye tabi tutulur.
Bir hukuki işlem nedeniyle birden fazla kağıt düzenlenmesi durumunda, her kağıt damga vergisine tabidir. Örneğin, sözleşme 3 nüsha düzenlendi ise her bir nüsha ayrı ayrı vergiye tabidir. Ancak kağıtların fotokopileri vergilendirilmez.
Bir kağıtta birbirinden tamamen ayrı birden fazla akit ve işlem bulunduğu ve bu akit ve işlemler hiçbir surette bağlı ve aynı addan doğmadıkları takdirde her akit ve işlem için, ayrı ayrı damga vergisi hesaplanır. Bir kağıtta toplanan işlemler birbirine bağlı bir asıldan doğma oldukları takdirde damga vergisi en yüksek vergi alınmasını gerektiren akit veya işlem üzerinden alınır. Örneğin; bir kağıtta kira ve satış sözleşmesinin bulunması durumunda her bir işlem ayrı ayrı vergiye tabi tutulur. Ya da sözleşmelerde yazılan kefalet şerhi bulunması durumunda, söz konusu sözleşmelere yazılan kefalet şerhleri ayrıca damga vergisine tabi tutulur.
Bir kağıtta toplanan anlaşma veya işlemler bir asıldan doğduğu takdirde vergi, en yüksek vergi alınması gerektiren akit ve işlem üzerinden alınır. Bir kağıtta yer alan sözleşme ve işlemlerden birisinin maktu diğerinin oransal vergiye tabi tutulması durumunda, vergilendirme biçimi dikkate alınmaksızın ödenmesi gereken en yüksek tutar dikkate alınacaktır. Örnek; adi kefalet şerhleri.
Kağıtlara konan imzaların birden fazla olması durumunda damga vergisi her imza için ayrıca ödenmeyecektir. Çünkü, kağıdın tamamlanması ancak birden fazla imza ile gerçekleşmektedir. Örneğin; taahhütnameler birden fazla borçlu tarafından imzalansa bile kir kez damga vergisi ödenir.
Bu düzenleme, kağıdı imzalayanları verginin ödenmesinden sorumlu tutan Damga Vergisi Kanununun 24’üncü maddesi kuralıyla uygunluk göstermektedir.Anılan 24’üncü maddenin ikinci fıkrasında, kağıtları imza edenler birden fazla ise birden fazla kişi tarafından imza edilen kağıtlara vergi ve cezanın tamamından, imza edenlerin zincirleme sorumlu oldukları kuralı yer almaktadır.
5. Vergileme Ölçüleri ve Oran
Damga Vergisinde iki tür vergileme ölçüsü kullanılır. Bunlar nispi ve maktu ölçülerdir.Nispi vergide kağıtların türü ve mahiyetine göre, üzerinde yazılı belli para, matrahı oluşturur.Maktu vergide ise kağıtların mahiyetine göre matrah belirlenir.
Düzenlenen kağıtların içerdikleri belli tutarların dikkate alınması suretiyle yapılacak oransal vergilendirmenin kapsamında yer alan kağıtların ikili bir ayrım ile ele alınması olanaklı bulunmaktadır. Bu çerçevede yapılacak ayrımlamanın ilk ayağında, belli tutarı içermediklerinde maktu, belli tutarı içerdiklerinde oransal vergilendirilecek kağıtlar, ikinci ayağında ise, her durumda oransal vergiye tabi kağıtlar bulunmaktadır. Damga Vergisinde oran binde ile belli edilir.
Maktu vergi miktarları dikkate alınmak suretiyle vergilendirilen kağıtların ise, üçlü bir ayrım içerisinde ele alınması olanaklı bulunmaktadır. Bu ayrımı bir bedeli içerip içermediğine bakılmaksızın maktu vergiye tabi olanlar, içerdikleri bedelin kademelerine göre maktu vergiye tabi olanlar, belli parayı içermediklerinde maktu, belli parayı içerdiklerinde oransal vergiye tabi olan kağıtlar olarak yapılması olanaklıdır.
Damga Vergisi Kanunu belli para deyimini, kağıtların içerdiği ya da bunlarda yazılı rakamların oluşturacağı parayı anlatacağını belirtmektedir.Belli para saptaması bazen hesaplamayı gerektirebilir. Hesaplama sonucu bulunan tutar damga vergisi matrahını oluşturur. Örneğin; Yıllık olarak 3000 ABD Doları karşılığında 3 yıllığına kiraya verilen bir işyeri kira sözleşmesinin damga vergisi kiraya verme tarihindeki kur üzerinden hesaplanarak bulunur.
Damga vergisine tabi bir kağıdın, oransal olarak vergilendirilebilmesi için ya kağıda bağlı işlem bedelinin kağıtta açıkça belirtilmiş olması ya da bedelin matematiksel olarak hesaplanmasına olanak sağlayan rakamların kağıtta yer almış bulunması gerekmektedir.
Bir işlemden maktu damga vergisi alınması öngörülmüşse karşısında miktarı, oransal damga vergisi alınması öngörülmüş ise, yine karşısında oranın yazılarak kağıt vergiye tabi tutulur. Oransal vergiye tabi kağıtlarda, örneğin kira sözleşmesinde aylık kira bedeli ve kira sözleşmesinin süresi belirlenmiş ise, bunların çarpımı sonucu ortaya çıkacak olan toplam kira tutarı, Kanuna ekli (1) sayılı tablonun I/1-c pozisyonu uyarınca damga vergisine tabi olacaktır.
Vergiye tabi kağıdın yabancı para türünden düzenlenmesi durumunda ise, kağıt üzerinde yer alan dövizin, kağıdın düzenlendiği tarihteki TC Merkez Bankasınca saptanan ve duyurulan cari döviz satış kuruna göre hesaplanacaktır. Damga vergisi miktarının “en yüksek tutarı” aşıp aşmaması konusu buna göre dikkate alınacaktır.
Yapılan düzenlemeyle (1) sayılı tablodaki her bir kağıt için hesaplanacak damga vergisi tutarına bir üst sınır getirilmektedir.Ancak, tabloda bazı kağıtlar için özel olarak belirlenmiş üst sınır bulunduğundan bu sınırların yeni düzenleme ile getirilen yeni sınır içindeki yerlerini koruması da sağlanmış olmaktadır.
Belli bir parayı içeren sözleşmelerin devri halinde ve akreditif mektup ile telgraflarda süre uzatıldığı aslından alının verginin dörtte biri alınır.
6. Verginin Ödenmesi
Damga Vergisi Kanununda verginin nasıl ödeneceği belirtilmiştir. Bu ödeme şekilleri şunlardır.
· Basılı damga konulması suretiyle ödeme
· Makbuz verilmesi suretiyle ödeme
· İstihkaktan kesinti yapılması suretiyle ödeme
6.1. Basılı Damga Konulması Şekliyle Ödeme
Damga vergisi basılı damga konulması şekli ile de ödenebilir.Basılı damga konularak ödemede, kağıdın tabi olduğu damga vergisinin bedeli yüzde beş noksanı ile nakden idareye ödenerek, kağıt üzerine damga vurulması suretiyle vergi ödemesi yapılır. Vergisi basılı damga konulması şekliyle ödenecek kağıtlar kanunda belirtilmiştir. Bunlar;
· Makbuz ve ibra senetleri, (I sayılı tabloda kaldırılmıştır.)
· Faturalar,(I sayılı tabloda kaldırılmıştır.)
.Ulaştırma ile ilgili kağıtlar,
· Elektrik, havagazı, telefon ve su abonman mukavelenameleri,
· Maliye Bakanlığının müsaadesi alınmak şartıyla vergiye tabi diğer kağıtlar.
6.2. Makbuz Verilmesi Şekliyle Ödeme
Damga Vergisi, esas itibariyle kanunda sayılan haller dışında makbuz karşılığında ödenir.Makbuz mükabili ödeme damga vergisinin genel ödeme şeklidir. Kağıt için herhangi bir ödeme usulü belirtilmemişse, makbuz mükabili ödenecektir. Ayrıca Maliye Bakanlığı gerek göreceği kağıtların vergisini makbuz verilmesi biçiminde ödetmeye yetkilidir.
Damga vergisini makbuz karşılığı ödeyecekler 16 nolu DV Tebliğinde sayılmıştır.
  • İl Özel İdareleri-Belediyeler
  • Döner Sermayeli Kuruluşlar
  • Bankalar
  • KİT ve İDT’ler
  • Özerk Kuruluşlar
  • Diğer Kamu Kurumları
  • Anonim Şirketler
Yukarıda sayılan kurum ve kuruluşların;
Sürekli DV mükellefiyeti vardır.
Damga vergisi defteri tutmaları ve bu defterleri notere veya ticaret sicil memurluğuna tasdik ettirmeleri gerekmektedir. Bu tebliğ kapsamındaki mükellefler, kurum ve kuruluşlar tarafından bir ay içinde düzenlenen kağıtların vergisi ertesi ayın 23. Günü akşamına kadar vergi dairesine damga vergisi beyannamesi ile bildirilir ve 26. Günü akşamına kadar ödenir.
İhtiyarilik hakkını kullanarak mükellefiyet tesis ettirmeyen mükellefler, düzenledikleri veya taraf oldukları kağıtlara ilişkin damga vergilerini Damga Vergisi Kanununun 22/b bendine göre kağıdın düzenlendiği tarihi izleyen 15 gün içinde ilgili vergi dairesine damga vergisi beyannamesi ile bildirecek ve aynı süre içinde ödeyeceklerdir.
6.3. İstihkaktan Kesinti Yoluyla Ödeme
· Genel bütçeli idareler,
· İl özel idareleri, belediyeler,
· Bankalar,
· İKT ile bunların teşekkülleri, müesseseleri, ödemelerinde kullanılan nisbi vergiye tabi makbuzlar ve bu mahiyetteki kağıtlara ait vergiyi, ödemenin yapılması yada avansın itası sırasında, istihkaktan kesinti suretiyle ödeyebilir.
İstihkaktan kesinti suretiyle ödenecek kağıtlar;
- Hizmet erbabına maaş, ücret, gündelik, huzur hakkı, tazminat, ikramiye ve harcırah gibi adlarla yapılan istihkaklar ve avans ödemeleri.
- Resmi daireler tarafından yapılan mal ve hizmet alımlarına ilişkin ödemeler.
Genel Bütçeli daireler dışında kalan ve istihkaktan kesinti yapmak durumunda olan daire ve müesseseler tarafından bir ay içinde kesilen vergi, ertesi ayın 23. günü akşamına kadar ödemenin yapıldığı yer vergi dairesine muhtasar beyanname ile bildirilir ve 26. Günü akşamına kadar ödenir.
7. Vergi ve Cezada Sorumluluk
Birden fazla kişi tarafından imza edilen kağıtlarda vergi ve cezanın tamamının ödenmesinden, imza edenler müteselsilen sorumludurlar.
Vergiye tabi kağıtların damga vergisinin ödenmemesinden veya eksik ödenmesinden dolayı alınması gereken vergi ve cezadan, kağıtları ibraz edenler sorumludur.(mükellefe rücu hakkı olmak üzere)
Sürekli damga vergisi mükelleflerinin taraf oldukları işlemlerde, damga vergisini beyan ve ödeme sorumluluğu bu kişilerdedir. Verginin ödenmemesi veya eksik ödenmesi halinde, vergi için diğer tarafa rücu hakkı olmak üzere, vergi, ceza ve ferileri sürekli mükellef olanlardan alınır.
Resmi daireler ve noterlerce düzenlenerek kişilere verilen veya dairede bırakılan ve damga vergisi hiç alınmayan veya noksan alınan kağıtların vergisi mükelleflere, cezası düzenleyenlere aittir.
Vergi ve ceza, kağıtları düzenleyenlerden alınır.(Vergi için mükellefe rücu hakkı saklıdır.)Noterler damga vergisi ödenmemiş veya eksik ödenmiş kağıtları vergi ve cezası ödenmeden tasdik eder veya suret çıkarırlarsa, noterlere, mükellefe kesilen ceza kadar bir ceza, VUK 355 inci madde hükmüne istinaden de özel usulsüzlük cezası kesilecektir.
8.Sonuç
Damga Vergisi günümüzdeki vergiler içerisinde uygulaması en eski dayanan vergiler içerisinde yer alır. 488 sayılı Damga Vergisi Kanununa ekli (1) sayılı tablo günümüz karmaşık ticari ilişkilerini kavramaya uzaktır.Gelişen teknoloji ile birlikte bir çok yeni işlemler ortaya çıkmıştır. Damga Vergisi Kanununun günümüz ilişkilerini kavrayabilecek şekilde tekrardan düzenlenmelidir.

KAYNAKÇA


-488 sayılı Damga Vergisi Kanunu
- Mehmet TOSUNER, Zeynep ARIKAN, Türk Vergi Sistemi
-Yılmaz Özbalcı, Damga Vergisi Kanunu Yorum ve Açıklamaları
-Mehmet BAYDEMİR Damga Vergisi
-Mehmet ÖZGEN, Yönetim ve Kira Sözleşmelerinde Uygulanan Damga Vergisinin Yabancı Sermayenin Türkiye’ye Gelmesini Engelleyici Etkisi
- Sebahattin ERİŞİR, Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi Cilt: 12, Özel S., 2010
-M. Ezhan DOĞRUSÖZ, ”Yabancı Ülkelerde Düzenlenen Kağıtlarda Damga Vergisi”, Yaklaşım Dergisi
- Süleyman YÜKÇÜ, 4369 Sayılı Kanunla Damga Vergisine Getirilen Üst Sınır, Yaklaşım Dergisi


Temmuz 2016

Mozambik_prensi  yeni bir  gönderide  bulundu.

Mükellef Hakları

1.GİRİŞ


Devlet yapısı 90’lı yıllardan günümüze kadar sürekli değişim ve dönüşüm halindedir. Bu süreçte çoğu ülkenin amacı devleti hantal ve işlemez yapısından kurtarıp işletmeci mantığını içselleştirmiş bir aygıta dönüştürmek olmuştur. Yine bu süreçte devlet-vatandaş ilişkisi hükümet-seçmen ilişkisine evrilmiştir.Vatandaşa rağmen devlet değil vatandaş için devlet anlayışı önem kazanmış olup özel sektör için elzem olan müşteri memnuniyeti gibi vatandaş memnuniyeti de ciddiye alınır hale gelmiştir.


Devlet kendi sınırları içerisinde kullandığı vergileme yetkisini egemenlik gücünden alır. Bir vatandaş devletin ceberrut yüzünü devletin karşısında mükellef kimliğinde çıktığı zaman görür.Devlet kanunlara dayanarak vergisel anlamda vatandaşlara bir çok ödev yükleyebilir. Bu ödevlerin yerine getirilmesi için de zor kullanma yetkisine sahiptir. Zor kullanma gücüne sahip olan ve bir çok yetkilerle donatılmış devletin karşısında biricik olarak bulunan vatandaşın kendi hak ve özgürlükleri koruyabilmesi ancak kanunlarla sağlanabilmektedir. Mükellef haklarının önemi işte tam bu noktada başlar.Devlet-mükellef ilişkilerinin yasal zemine oturtulması yıllar boyunca süregelen çatışmaların bir kazanımıdır.


Günümüzde vergi idarelerinin mükellefe bakış açısındaki değişim, uluslararası alanda genel kabul görmüş ilkeler, teknolojik gelişmeler ve mükelleflerin seçmen rolünün artmasıyla birlikte mükellef haklarına verilen önem artmıştır.


2. MÜKELLEF HAKLARI KAVRAMI
Mükellef, vergi kanunlarına göre kendisine vergi borcu düşen gerçek veya tüzel kişidir (VUK mad. 8). Mükellef hakları ise, üzerine vergi borcu düşen bu gerçek veya tüzel kişinin vergileme sırasında sahip olduğu bir dizi haktır. Mükellef Hakları, hukukun vergi mükellefine tanıdığı ve devletten vergilendirme sırasında bir şey yapmasını veya yapmamasını talep edebileceği yetkilerdir.

Mükellef hakları, vergi kanunlarının gerektirdiği veya mükellefe tanımışolduğu kazanımlardır. Yükümlülük ise, mükellefin vergi idaresine karşı yerine getirmesi gereken ve vergi yasalarıile belirlenen görevlerdir. Vergi yükümlülüğü vergiyidoğuran olay ile birlikte gerçekleşir.
Mükellef Hakları, Vergi mükelleflerine olumlu ya da olumsuz bir talepte bulunma yetkisi veren ve ihlal edildiğinde hukuki koruma sağlayan haklardır.
Mükellef Hakları, temel insan haklarından kaynaklanan ve anayasa, uluslararası anlaşma, kanun veya idari düzenlemelerle korunan, mükelleflerin vergileme işlemi sırasında ileri sürebilecekleri haklardır.

2.1 MÜKELLEF HAKLARININ TARİHSEL SÜRECİ
Mükellef haklarının tarihçesine bakacak olursak anayasacılık hareketleri, demokrasi tarihi ve vergilendirme yetkisinin sınırlandırılması gibi üç önemli tarihsel olgularla aynı paralelde gittiğini görmekteyiz. Çünkü herhangi bir iktidara tabi olan insanların kamusal ihtiyaçların karşılanması amacıyla bir takım kamusal yükümlülükler yüklenmeye başlaması, siyasal iktidarların kamusal gelirleri toplarken bir takım kurallara uymaya itmiştir.
Dünyada vergilendirme yetkisinin sınırlarının belirlenmesi konusunda ilk kazanım İngiltere’de gerçekleşmiştir. Magna Carta-Büyük Şart”ın 12. Maddesi “Krallığımızda genel oylama olmadan hiçbir vergi alınmayacak ve yardım toplanmayacaktır, meğerki bunlar kurtuluş akçesi, en büyük oğlumuzun şövalyeliği, en büyük kızımızın düğünü için olsun. Bu durumlarda da ancak bir kez ve uygun miktarlarda para toplanabilir. Londra şehrinde istenecek para yardımlarında da aynı esas geçerlidir. ” hükmüne yer vererek verginin halkın rızası alınmadan alınmayacağını teminat altına alarak mükellefe bir hak ihsan etmiştir. “Magna Carta-Büyük Şart”ın 14. Maddesi de “ Yukarıda belirtilen üç istisna dışında bir vergi veya yardım toplanırken gerekli onayı sağlayabilmek için krallığın başpiskoposlarını, rahiplerini, kontlarını ve yüksek dereceli baronlarını kişisel olarak mektupla çağıracağız. Bundan başka bizden unvan almış olanları şeriflerimiz ve kahyalarımız aracılığı ile ve en az kırk gün öncesinden toplantı yer ve gününü belirterek çağıracağız. Çağrı mektuplarında çağrılış nedenini de belirteceğiz. Böylece çağrı yapıldıktan sonra, kararlaştırılan günde çağrılanlar gelmese de, gelenlerin iradelerine uygun olarak sorunun çözümüne geçilecektir. ” hükmüne yer vererek mükelleflere toplantıların yeri, zamanı ve toplantılara kimlerin katılacağı nasıl çağrılacağı konusunda bilgi vererek usul yönünde açıklama yapmıştır.
Amerika Birleşik Devletleri’nde ise 1776 yılında ilan edilen “Virginia İnsan Hakları Bildirgesi” ile “temsilsiz vergi olmaz” ilkesine dayanan girişimler ABD’nin bağımsızlığına giden süreci başlatmıştır.
1789 Fransız Devriminden sonra ilan edilen “İnsan ve Vatandaşlık Hakları Demeci” ile mükellef haklarının anayasal zeminde korunmasının ilk adımları atılmıştır.
Çağdaş anlamda mükellef hakları ile ilgili gelişmeler mükellef bildirgeleri veya imtiyazlarının açıklanması ve bu hakların korunmasına yönelik birimlerin oluşturulması ile gündeme gelmiştir.
Dünyada vergi idarelerinin“mükellef odaklı” yaklaşımla yeniden yapılandırılması ve mükellef haklarının ön plana çıkmasına paralel olarak, birçok ülkede bunların açıklanmasına ve duyurulmasına yönelik düzenlemeler yapılmaya başlanmıştır.

2.2. MÜKELLEF HAKLARININ KAYNAKLARI
Mükellef haklarına dayanak teşkil eden bir çok kaynak bulunmaktadır. Bu kaynaklar iki şekilde gruplandırılabilir.
2. 2.1 TEMEL KAYNAKLAR
2. 2.1.1.ANAYASA
Anayasa, siyasi otorite ve toplum arasındaki ilişkiyi, hakları , ödevleri ve yükümlülükleri gösteren, devletin örgütlenme şeklini ve işleyişini belirleyen kurallar bütünüdür.Anayasalarca korunan kişisel hakları hiç şekilde çiğnenemez. Böylece mükelleflerin hakları da çerçeve olarak korunmuş olmaktadır.
Türk anayasalarında da mükellef haklarını ilgilendiren düzenlemeler bulunmaktadır. Örneğin, 1982 Anayasası’ndaki vergi ile ilgili düzenleme; “Vergi Ödevi” başlığı altında md. 73 ile yapılmıştır. Bunun yanında mükellef hakları ile ilişkili olabilecek; özel hayatın gizliliği (md. 20), mülkiyet hakkı (md. 35), hak arama hürriyeti (md. 36), dilekçe hakkı (md. 74) ’na yönelik hükümler düzenlemiştir. Görüldüğü gibi mükellef haklarının temelleri anayasalarımızda da şekillenmiştir.Esas itibariyle mükellef hakları konusunda anayasada ayrı bir madde yer almamasına rağmen; anayasal ilkeler itibariyle bir koruma sağlanmaktadır.
2. 2.1. 2. KANUN
Kanun veya yasa, bir anayasal hukuk sisteminde, yetkili organlarca meydana getirilen hukuk kurallarıdır. Kanunlar, tüzükler, yönetmelikler birer hukuk kuralıdır. Yürürlükte olan hukuk kurallarının tümüne mevzuat denir. Dar anlamında kanun, yasama organınca yapılan kanun adıyla gerçekleştirilen işlerdir. Hukukla paralel anlamlılık taşır ancak hukukun öğelerinden sadece biri ve hukuk kaynaklarından sadece biridir. Vergi mükelleflerine haklar sağlayan kanunlar yalnızca vergi kanunları değildir. Vergi usulünün özel usul yasaları ile düzenlenmediği yerde genel idari usul yasaları da vergi mükelleflerine koruma sağlamaktadır. Örneğin, Amerika Birleşik Devletleri’nde “Bilgi Alma Kanunu” vergi mükellefleri için vergi idaresinden bilgi alabilmek için kullanılabilir bir kanun durumundadır. Yine aynı şekilde Avustralya’da, vergi idaresi çalışanlarının vergi mükelleflerine tarafsız davranmasını gerekli kılan “Kamu Hizmetleri Kanunu”, vergi idaresi hakkındaki şikayetleri araştırma yetkisine sahip “kamu denetçisi” kurumunu düzenleyen “Ombudsman Kanunu”, federal mahkemeler tarafından vergi idaresinin kararlarını alırken yetkisini makul sınırlar içerisinde kullanıp kullanmadığının gözden geçirilmesi ile ilgili “İdari Kararların Yargısal Gözden Geçirilmesi Kanunu”, vergi idaresinin vergi mükellefleri ile ilgi bilgi toplarken ve bu bilgileri kullanırken bireyin özel hayatının gizliliğinin korunmasını sağlayan “Özel Hayatın Gizliliği Kanunu” ve vergi idaresi ve çalışanlarının ırk, renk, din, cinsiyet temelinde ayrımcılık yapmalarını engelleyen “Irk Ayrımcılığı Kanunu” gibi kanunlar da vergi mükelleflerine haklar sağlamaktadır. Türk vergi sisteminde de VUK’un çeşitli maddelerinde dağınık olarak düzenlenen hakların yanı sıra Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun, Bilgi Edinme Hakkı Kanunu, İdari Yargılama Usulü Kanunu’nda mükellef hakları ile ilgili düzenlemeler mevcuttur.
2. 2.1. 3. ULUSLARARASI ANTLAŞMALAR
Uluslararası antlaşmalar mükellef haklarının belirlenmesine ve düzenlenmesine yönelik kaynaklardır.Bazı uluslararası antlaşmalarda, birçok ülkeninanayasasında veya vergi kanunlarında mükellef hakları ile ilgili dolaylı ve doğrudan düzenlemeler vardır. Uluslararası alandaki insan hakları sözleşmeleri, ekonomik bütünleşme anlaşmaları ve çifte vergilendirmenin önlenmesi anlaşmalarında ki temel insan haklarının güvence altına alınmasına yönelikdüzenlemelerle mükellef haklarının korunması sağlanmıştır.
2.2. 2. YARDIMCI KAYNAKLAR
2.2. 2.1 Mükellef Hakları Bildirgesi
Mükellef hakları bildirgesi vergi mükelleflerine, anayasa – uluslararası sözleşme – yasa – idari düzenleyici işlemlerde yazılı asli ve tali haklarına ilişkin uygulamalarda, idareden bir şey yapmasını veya yapmamasını talep yetkisi veren bir bildiridir.
Mükellef hakları bildirgeleri mükelleflerin vergileme ile olan ilişkilerindeki haklarını anlaşılır bir dille açıklamaya ve özetlemeye çalışır, bu yolla mükellefler için çok daha ulaşılabilir ve anlaşılır olmaktadır.
Mükellef Hakları Bildirgeleri daha çok kanun şeklinde düzenlenmiş ve hükümleri daha fazla mükellef hakkı sağlanmasına odaklanmıştır. Bunlar kanun şeklinde çıkarıldığından, mükellef haklarına yasal koruma sağlamaktadır. Birçok ülkede yaygın olarak kullanılan Mükellef Hakları İmtiyazları şeklindeki idari düzenlemeler ise sadece vergi idaresinin mükellef haklarını açıklamasından ibarettir. Bu idari düzenlemeler, vergi mükelleflerine vergi idaresi ile olan ilişkilerinde kolaylık ve etkin koruma sağlar. Ayrıca, vergileme sürecinde belirliliği artırdığından, mükelleflerin vergi kanunlarına gönüllü uyumunun artmasına yardımcı olur.
2.2. 2.1. 2 Dünya Mükellef Hakları Bildirgeleri
Ø Kanada (Declaration of Taxpayer’s Rights - 1985)
Ø İngilter(Taxpayer Charter - 1986)
Ø Yeni Zelanda (Statement of Principles - 1986)
Ø Fransa (Charte du Contribuable - 1987)
Ø Amerika Birleşik Devletleri (Taxpayer Bill of Rights – 1988)
Ø Avustralya (The Australian Taxpayers’ Charter - 1997)
2.2. 2.1. 3 Ülkemizdeki Mükellef Hakları Bildirgesi
Ülkemizde de yeniden yapılanan Türk Gelir İdaresi, vergileme işlemlerine ve mükelleflerine gösterdiği mükellef odaklı yaklaşımın doğal bir sonucu olarak, mükelleflerin halihazırda var olan haklarını gündeme getirip, bu konuya dikkat çekilmesi amacıyla, Şubat 2006’da “Mükellef Hakları Bildirgesi”ni yayınlamıştır.
2006 yılında yayınlanan bildirge kanuni statüde düzenlenmemiş olup, sadece idarenin mükelleflerin hakları konusunda sistemli ve kısa bir beyanını içermektedir.
2.3. MÜKELLEF HAKLARININ SINIFLANDIRILMASI
Mükellef hakları iki temel gruba ayrılabilir. “Genel haklar” (temel haklar) olarak da isimlendirilen birinci gruptaki haklar, vergi kanunların uygunluğu, temel işleyişi ve geçerliliği ile ilgili mükelleflerin görmek istedikleri doğruluk ve etkinliği içerirler. Bu haklar vergi idaresi ile mükellef arasındaki ilişkilerde ortaya çıkarlar.
Özel haklar” (ikincil haklar) olarak da isimlendirilen haklar ise vergi kanunlarındaki özel durumlar, işlemler ve uygulamalar ile ilgilidir. Bu haklar vergi kanunlarının uygulanmasında esas alınacak usul sürecine yoğunlaşırlar.
2.3.1.GENEL HAKLAR
· Adil, Eşit ve Saygılı Hizmet Alma Hakkı:Vergi idaresinin mükelleflere saygılı ve nezaket kuralları içerisinde davranması, yetkisini tarafsız ve adil kullanması gerekliliğini ifade etmektedir.
· Bilgi Alma Hakkı: Mükelleflerin, gerek vergi sisteminin işleyişi konusunda genel, gerekse kendilerine yönelik sübjektif-bireysel idari işlemler konusunda özel bilgili talep edebilme hakkıdır.Anayasanın 74. Ve 20. Maddesinde düzenlenmiştir. Ayrıca Bilgi Edinme Kanununda da hüküm vardır.
· Başvuru Hakkı: Mükelleflerin vergi uyuşmazlıklarının idari aşamada çözümlenmesi için idari aşamada itiraz veya şikâyet yollarına başvurmaları ve/veya yargı yoluna başvurabilmektedirler.
· İdari Yollara Başvurma Hakkı:Uzlaşma, Hataların düzeltilmesi, Şikayet - Maliye Bakanlığına başvuru,
· Kamu Denetçisine (Ombudsman) Başvuru Hakkı
· Yargı Yoluna Başvurma Hakkı: Anayasanın 36. Maddesine göre “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde dava açma hakkına sahiptir. ”
· AYM’ye Bireysel Başvuru Hakkı.
· Mükelleflere İlişkin Bilgilerin Gizliliği Hakkı: Mükellef bilgilerinin gizli tutulması ve mahkemeler dışında hiçbir kuruma verilmemesini ifade eder. Anayasa’nın 20. Maddesi ile VUK’un 5. Maddesinde düzenlenmiş.
· Temsilci Kullanma Hakkı: Mükellefler Mali Müşavir veya Avukatları temsilci olarak kullanabilmektedir. Vergileme açısından temsilci kullanılabilmesi için bunun için özel yetki verildiğinin açıkça belirtilmesi gerekir.
· Vergilemede Belirlilik Hakkı:Mükelleflerin yürüttükleri faaliyetlerin vergiye ilişkin sonuçlarını önceden bilmelerini ifade etmektedir. Hukuki güvenlik ilkesi çerçevesinde vergi kanunlarının belirli, anlaşılır ve istikrarlı olması ve geriye yürümemesi şeklinde ortaya çıkmaktadır.
· Özel Hayatın Gizliliği Hakkı: Vergi idaresi tarafından mükellefin evine ve işyerine girilerek özel hayatına müdahale edilmesini sıkı kurallara bağlamaktadır. Vergi mükellefleri vergi idaresinin gereksiz biçimde özel hayatlarına müdahale etmemesini bekleme hakkına sahiptirler.

2.3. 2. ÖZEL HAKLAR
2.3. 2.1 Vergilendirme Sırasındaki Haklar
· Mükelleflere “Pişmanlık ve Islah” müessesesinden yararlanma hakkı.(VUK, md. 371)
· Beyannamelerini ihtirazı kayıtla verme hakkı:Mükellefler beyannamelerine ihtirazı kayıt düşerek dava açma haklarını saklı tutabilmektedirler.
· Tarh ve Tebliğ Zamanaşımından yararlanma hakkı: Tarh ve tebliğ işlemleri (VUK md. 114) belli sürede yapılmazsa borç ortadan kalkar.
· Ceza Kesme Zamanaşımından yararlanma hakkı: Mükellefe ceza kesme işlemleri (VUK md. 374) belli sürede yapılmazsa borç ortadan kalkar.
· Ceza Kesilmesinin Engellenmesi hakkı: Yanılma ve görüş değişikliği (VUK md. 369) veya mücbir sebep (VUK md. 13) hallerinin varlığında mükellefe ceza kesilmesi engellenmiştir.
· Süre Verilmesi hakkı: Zor durum (VUK md. 17) ve bilgi isteme (VUK md. 148) hallerinde mükellefe belirli sürelerin tanınması.
2.3. 2.2. Tahsilat Sırasındaki Haklar
· Tahsil Zamanaşımından yararlanma hakkı: Tahsil işlemleri belli sürede yapılmazsa borç ortadan kalkar.
· Tecil ve taksitlendirmeden yararlanma hakkı : Çok zor duruma düşen borçlular Kanunda belirtilen şartları sağlamaları halinde yararlanabilirler.
· Terkinden yararlanma hakk: Terkin özellikle doğal afetler nedeniyle zarar görenlerin yararlanabileceği haktır.
· Cezalarda indirimden yararlanma hakkı: Mükellefe kesilen Vergi Ziyaı Cezası, usulsüzlük cezaları kanunda belirtilen şartlar dahilinde indirim konusu yapılmaktadır.
2.3. 2.3. İdari Çözüm Yolları Sırasındaki Haklar
· Vergi hatalarının düzeltilmesini isteme hakkı: Vergiye ilişkin hesaplarda veya vergilendirmede yapılan hataların düzeltilmesi istenebilir.
· Uzlaşma hakkı: Mükellefler adlarına tarh edilen vergi ve kesilen cezalardan kurtulmak için Tarhiyat Öncesi Uzlaşma veya Tarhiyat Sonrası Uzlaşma imkanından yararlanabilirler.
· Şikayet yoluyla üst makama başvuru hakkı:Mükellefler üst makam olarak Maliye Bakanlığı’na başvurabilirler.
2.3. 2.4 Vergi Yargılaması Sırasındaki Haklar
  • Mükellefler yargılamanın makul sürede yapılmasını talep edebilirler
  • Yargılama sırasında mükellefler Adil Yargılanma ve Susma hakkından yararlanabilirler.
  • Yargılama sürecinde mükelleflerin durumunu her türlü delille ispat etme hakkı vardır.
  • Dava sırasında Duruşma ve Yürütmeyi durdurma talebinde bulunma hakkı var.
  • Yargılama sırasında adli yardım talep etme veya avukat bulundurma hakkı vardır
2.3. 2. 5. Vergi Denetimi Sırasındaki Haklar
  • Denetim elemanlarının kimlik göstermeleri
  • Denetim kapsamı, süreci ve bu süreçte yapılacak işler hakkında bilgi vermeleri
  • Denetimin uygun yer (İşyeri) ve zamanda (Mesai saatleri içinde) yapılması.
  • Denetim sırasında mükellef faaliyetini aksattırılmamalı, malına ve özel hayatına saygı gösterilmeli.
  • İncelemenin belli süre içinde bitirilmesini isteme.
· Mükellefle işbirliğine gidilmesi, itiraz ve yargı yoluna başvurma ile ilgili haklarının açıklanması.

2.4. MÜKELLEF HAKLARINA İLİŞKİN DÜNYA ÖRNEKLERİ
2.4. 1. Vergi Ombudsmanı
Vatandaşların temel hak ve özgürlüklerinin birbirlerine karşı korunmasıyla birlikte kamu idarelerine karşı korunması ve güvence altına alınması demokratik toplumların özelliklerindendir. Ombudsman kurumu diğer denetim mekanizmalarına ilave olarak bireyin haklarının korunması ve iyi işleyen bir idarenin gerçekleşmesi amacıyla kurulur. Diğer denetim mekanizmaları yanında bu kuruma başvurunun basit, hızlı ve masrafsız olması; ayrıca kurumun bağımsızlığının varlığı ve olaylara insan hakları bağlamında bakması tercih edilen bir denetim mekanizması olmasını sağlamıştır.
Bu kurumun oluşturulmasının nedeni genel ombudsmandan önce görülen sorunların farklılığına karşı bir tepkidir. Bu yüzden uzmanlık, çeviklik, etkinlik, duyarlılık, vergi davalarının azalması ve vergilendirmenin içsel sorunları özel bir vergi ombudsmanı kurulmasını zorunlu hale getirmiştir. Ayrıca, modern bir vergi idaresinin ana özelliklerinden biri organizasyonun iç durumuna ve sahip olduğu amaçlara yönelmesinden çok mükellef hizmetlerine adanmış bir yönetime odaklanmasıdır. Tüm bunlar “uyum felsefesi” olarak adlandırılan günümüz vergi idaresi eğilimini karşılamaktadır.

2.4. 1. 2. Avustralya’da Vergilendirme Ombudsmanı (Taxation Ombudsman) Ombudsman kurumunu düzenleyen 1976 yılı Ombudsman Kanunu’nda 1995 yılında değişiklikler yapılarak “Vergilendirme Ombudsmanı” kurulmuştur. Bu değişim Parlamento Devlet Hesapları Karma Komisyonu (Joint Committee of Public Account) ’nun ATO’nun işlem şikayetlerine odaklanmasını tavsiyesinin bir sonucudur. Ombudsmanın araştırmaları kanunun belirlediği kriterler doğrultusunda yapılmaktadır. Bir şikayetin araştırılması ATO’nun işlemlerinin hukuka uygun olmadığı, mantıksız olduğu, haksız olduğu, uygunsuz olduğu, kanunun veya bilginin hatalı olduğu noktasında mümkündür. Vergilendirme Ombudsmanı aynı zamanda ATO tarafından uygulanan bir hukuki hükme yada takip edilen idari prosedüre karşı da araştırma yapabilir. Fakat bunları düzeltemez, bunlar hakkında sadece uygun düzeltici işlem tavsiye edebilir.
2.4. 1. 3 Mükellefin Avukatı İdaresi
Mükellefin Avukatı İdaresi Amerika’da uygulama alanı bulan bir kurumdur. Amerika’da 1979’da IRS (İç Gelir İdaresi) ’de mükelleflere temel savunma hizmeti veren Mükellef Ombudsmanı Ofisi kurulmuştur.
Görevler:
· Mükelleflere IRS ile olan problemlerin çözümünde yardımcı olmak,
· Mükelleflerin IRS ile ilgili problemlere sahip olduğu alanları tespit etmek,
· Tespit edilmiş problemleri azaltmaya yönelik IRS’nin idari uygulamalarında değişiklikler önermek,
· Problemleri azaltmaya uygun olabilecek yasal değişiklik belirlemek.
Yetkiler :
  • Mükellef Savunma Direktifi (Taxpayer Advocate Directive – TAD) :Kurum bu yolla, IRS’ye mükellef haklarını korumak, yanlış vergi yükümlülüklerini önlemek veya eşit muameleyi sağlamak için bir özel idari işlem hakkında soru sorabilir.
  • Mükellef Yardım Emri (Taxpayer Assistance Order – TAO) :Bu yol, vergi tahsilatının kesintisini ve mükellef haklarını ihlal edebilecek diğer idari eylemleri sekteye uğratacak durumları önlemek için IRS’ye emir vermeyi içerir. Ulusal Mükellef Avukatı, bir vergi mükellefi önemli bir sıkıntıya maruz kaldığı zaman veya iç gelir kanunu usulünün sonucu olan önemli bir zarar hakkında TAO yayınlayabilir.

Kaynakça


Çetin GÜNEŞ, Mükellef Hakları ve Vergiye Gönüllü Uyum, Manisa, 2010

Gerçek ADNAN, VERGİLEMEDE MÜKELLEF HAKLARI VE TÜRKİYE'DEKİ DURUMUN İNCELENMESİ, VERGİ SORUNLARI Dergisi, Yıl 29, Sayı 209, Şubat 2006, ss. 121-149

Türkiye'de vergilerin meşruiyetinin sağlanmasında mükellef haklarının önemi ve anayasal dayanaklarının belirlenmesi, İnan ALPER, 2008 İzmir

Gerçek ADNAN, VERGİLEMEDE MÜKELLEF HAKLARI VE TÜRKİYE'DEKİ DURUMUN İNCELENMESİ, VERGİ SORUNLARI Dergisi, Yıl 29, Sayı 209, Şubat 2006, ss. 121-149


Türköne MÜMTAZ’ER, Siyaset, Lotus Yayınevi, 8. Baskı, s. 74

Bakar FERİDE, Mükellef hakları ve
Türkiye'de Mükellef Haklarının Korunmasına Yönelik Öneriler, Bursa, 2011


tr.wikipedia.org/wiki/kanun_(hukuk)

Doğan Kestane, “Çağdaş bir Denetim Organizasyonu Olarak Ombudsmanlık (Kamu Denetçiliği) ”,

Maliye Dergisi, S. 151, Temmuz-Aralık, 2006
Şubat 2016

Mozambik_prensi bu yanıtı beğendi:

Ev sahibinin kiraya saymak istediği kira depozitosunu nasıl geri alabilirim?

Parayı bankaya yatirdıysanız ve bankaya yatan paraya itiraz etmedi ise depozitonuzu (evde bir hasar yok ise) ödemek zorunda. Kesinti yapamaz. Kira sözleşmesi ile sulh hukuk mahkemesine başvurabilirsiniz. Yüzde yüz kazanırsınız.
Ocak 2016

Mozambik_prensi bu yanıtı beğendi:

Frapan ne demektir?

Fransızcadan gelir (frappant), çarpıcı, göz alıcı demektir. Giysiler için çok kullanılır.
Ocak 2016

Mozambik_prensi yeni bir  soru  sordu.

Ocak 2016

Mozambik_prensi bir yanıt verdi.

Ülkemiz mahkemelerinde mobbing ne kadar ciddiye alınmaktadır? Mobbing ile direkt ilgili olan kanunlar var mıdır?

Ülkemizde mobbing hala tam olarak anlaşılmış değildir. Fakat uluslararası mevzuatla birlikte paralel olarak ülkemizde de yasal düzenlemeler yapılmıştır. 2011 yılında yayınlanan "İşyerlerinde Psikolojik Tacizin (Mobbing) Önlenmesi’ne İlişkin Başbakanlık Genelgesi", bu konuda genel bir yükümlülük oluşturmakta, işyerlerinde alınması gereken önlemlere ve düzenlemelere ilişkin iyi bir rehber özelliği
taşımaktadır. Yayınlanan genelde mobbingle ilgili direkt yapılan bir düzenlemedir. Bu genelgede:
  • "İşyerinde psikolojik tacizle mücadele öncelikle işverenin sorumluluğunda olup işverenler çalışanların tacize maruz kalmamaları için gerekli bütün önlemler alacaktır",
  • ""Bütün çalışanlar psikolojik taciz olarak değerlendirilebilecek her türlü eylem ve davranışlardan uzak duracaklardır",
  • "Toplu iş sözleşmelerine işyerinde psikolojik taciz vakalarının yaşanmaması için önleyici nitelikte hükümler konulmasına özen gösterilecektir",
  • "Psikolojik tacizle mücadeleyi güçlendirmek üzere Çalışma ve Sosyal Güvenlik İletişim Merkezi, ALO 170 üzerinden psikologlar vasıtasıyla çalışanlara yardım ve destek sağlanacaktır",
  • "Çalışanların uğradığı psikolojik taciz olaylarını izlemek, değerlendirmek ve önleyici politikalar üretmek üzere Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bünyesinde Devlet Personel Başkanlığı, sivil toplum kuruluşları ve ilgili tarafların katılımıyla "Psikolojik Tacizle Mücadele Kurulu" kurulacaktır",
  • "Denetim elemanları, psikolojik taciz şikâyetlerini titizlikle inceleyip en kısa sürede sonuçlandıracaktır",
  • "Psikolojik taciz iddialarıyla ilgili yürütülen iş ve işlemlerde kişilerin özel yaşamlarının korunmasına azami özen gösterilecektir",
  • "Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Devlet Personel Başkanlığı ve sosyal taraflar, işyerlerinde psikolojik tacize yönelik farkındalık yaratmak amacıyla eğitim ve bilgilendirme toplantıları ile seminerler düzenleyeceklerdir", düzenlemelerine yer verilmiştir.
Ayrıca, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu Yeni Borçlar Kanunu'nun 417. Maddesi; "İşveren, hizmet ilişkisinde işçinin kişiliğini korumak ve saygı göstermek ve işyerinde dürüstlük ilkelerine uygun bir düzeni sağlamakla, özellikle işçilerin psikolojik ve cinsel tacize uğramamaları ve bu tür tacizlere uğramış olanların daha fazla zarar görmemeleri için gerekli önlemleri almakla yükümlüdür" hükmü ve 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu Devlet Memurları Kanunu'nun 10. Maddesi; “…Amir, maiyetindeki memurlara hakkaniyet ve eşitlik içinde davranır. Amirlik yetkisini kanun, tüzük ve yönetmeliklerde belirtilen esaslar içinde kullanır. ” hükmü dolaylı olarak yapılmış düzenlemelerdir.
Ocak 2016

Mozambik_prensi bu yanıtı beğendi:

Dünyayı kurtarmak için ne yapıyorsunuz?

Dünyayı kurtarmak isteyen insanlara psikoterapi ile kendilerini kurtarmayı öğretiyorum. Herkes kendini kurtarırsa dünya kurtarılacak bir yer olmaz zannımca.
Ocak 2016

Mozambik_prensi bu yanıtı beğendi:

Rüyanın kurgusunu kim yapar?

Kurguyu beynimiz yapar, malzemeleri tüm hayatımızdan seçer (çocukluktan itibaren algıladığımız her şey), rüyanın oluşma nedeni ile genelde son 24-48 saat arasında yaşadığımız ve bilinçdışını tetikleyen nedenlerdir.
Ocak 2016

Mozambik_prensiÇiğdem Çelik kişisini takip etmeye başladı

Çiğdem Çelik, Sınıf Öğretmeni, @cigdemcelik

Hayvanseverim ama hakediyorsa insan da sevebilirim.

Ocak 2016

Mozambik_prensi bir yanıt verdi.

Hangi tip kadınlar sinirlerinizi alt üst ediyor?

*Kadın yerine "bayan" kelimesini kullanan kadınlar
*Küfürlü konuşanlar
*Sohbet etmeyi dedikodu yapmak olarak algılayanlar
*Sosyal Medyayı dedikodu malzemesi vermek veya almak için kullananlar
Ocak 2016

Mozambik_prensi bu yanıtı beğendi:

Neden insanlar eşit veya adaletli değil? Neden hala Kast sisteminin modern halini yaşıyoruz?

Tarım devriminden sonra insanlar toprakları ekmeye başladılar. Artık karınlarını doyurmak avlanıp, toplayıp elde etmeye göre daha değişikti, daha az riskliydi. Yerleşik hayata geçtiler. Komşuluk başladı, kalabalık başladı.


Birileri gözlerini açtı. Hem rahatça karnını doyuracaktı hem de bu kalabalığın potansiyelinden faydalanacaktı. Onlar, ağa oldular. Diğerleri onların kölesi. Güçlerine güç katmak için kendilerini tanrının yeryüzündeki temsilcisi ilan ettiler, diğerleri buna inandı.

Endüstri devrimi yaşandı ama ağalar, sarsılsalar da ipleri ellerinden bırakmadılar.
Ocak 2016

Mozambik_prensiAlice Wonderland kişisini takip etmeye başladı

Alice Wonderland, Öğrenci, @alicewonderland

Hayallerinin peşinden git...

Ocak 2016

Mozambik_prensi bir yanıta alt yorum yaptı

:P
Atmden çektiğim ilk banknotu çercevelettirip anneme gönderdim :) sonrasında aileme ve sevdiklerime hediyeler aldım. Ertesi gün ise ayın 15'ini tekrardan beklemeye başladım.
Ocak 2016

Mozambik_prensi bu yanıtı beğendi:

Mal veya hizmet alırken pazarlığı nasıl yaparsınız?

Pazarlık neredeyse hiç yapmam. Utanıyorum sanırım.. Ama iyi araştırırım.
Ocak 2016

Mozambik_prensi bir yanıt verdi.

İlk maaşınızla ne yaptınız?

Atmden çektiğim ilk banknotu çercevelettirip anneme gönderdim :) sonrasında aileme ve sevdiklerime hediyeler aldım. Ertesi gün ise ayın 15'ini tekrardan beklemeye başladım.
Ocak 2016

Mozambik_prensi  bu yazıyı beğendi:

Ocak 2016

Mozambik_prensiIlgın Aktas kişisini takip etmeye başladı

Ilgın Aktas, Öğrenci, @hoolieordie

Daha Fazla

İlgilendiği KonularTümü

İnsan Hakları

129 Kişi   37 Soru

Muhabbet

2150 Kişi   2356 Soru

Müzik

2969 Kişi   473 Soru

Sivil Toplum Kuruluşu

22 Kişi   12 Soru

Siyaset (Türkiye)

1476 Kişi   473 Soru

Arkeoloji

41 Kişi   23 Soru

Yemek Kültürü

853 Kişi   86 Soru

Genel Kültür (Muhabbet)

3669 Kişi   280 Soru

Sinema

3246 Kişi   301 Soru

Üniversiteler (Türkiye)

2397 Kişi   175 Soru

Varoluş Hakkında

2896 Kişi   1061 Soru

Mekan Önerileri (İstanbul)

823 Kişi   69 Soru

Türkiye Sorunları

1155 Kişi   239 Soru

Türkiye Politikaları

437 Kişi   128 Soru

Yerli Film

222 Kişi   52 Soru

Sosyoloji

586 Kişi   151 Soru

Türk Tarihi

41 Kişi   12 Soru

İçecek

119 Kişi   52 Soru

Vakıf

7 Kişi   9 Soru

Dernekler

11 Kişi   17 Soru

İnsanlık Tarihi

81 Kişi   31 Soru

İzmir

113 Kişi   30 Soru

İnternet

2615 Kişi   541 Soru

İletişim (inploid)

135 Kişi   16 Soru

Medya

270 Kişi   47 Soru

Sosyal Medya

1439 Kişi   213 Soru

Spor (Türkiye)

426 Kişi   204 Soru

Futbol

875 Kişi   196 Soru

Tartışma

22 Kişi   22 Soru

İstanbul

569 Kişi   196 Soru