Bilmek istediğin her şeye ulaş

Belgi Saygı,

Oyuncu

Birşey diyeceğim. .. Ee şey.. Neyse ben, sanırım sss... Ya boş ver ya.. Nasılsın? Herşey yolunda mı?

Aralık 2015

Belgi Saygı

Güneş Gördükçe Hayat Bulan Yosun Bazlı Mürekkep

Tabii ki silmeden çizebilenlere özel bir kalem.. İlginizi çeker diye düşündüm. .
bigumigu.com/haber/gunes-gordukce-hayat-...
Kasım 2014

Belgi Saygı

Siz Ne dersiniz?

Ben Onun Annesiyim! isimli bir blog yazısı linki paylaşıyorum. Çok haklı bir yazı olduğu kanaatindeyim. Çoğumuz bunu bile bulamamış olabilir, çoğumuz da aydın ve idealist anne babalarca dersler için eksik bırakılmadık mı? Bu tepki benim çok hoşuma gitti. Ben bir ebevyn değilim ama okumak isteyecek ebevynler vardır diye düşünüyorum ya da gelecektekilere bir model olur diye...

izotomi.com/index.php/component/k2/item/. . .
Ekim 2014

Belgi Saygı

Bu teknoloji iyi midir? Kötü mü?

Habere göre biyometrik içeriklerimizin de bulunacağı kimliklerimiz çıkıyor. Bu yasal takipleri oldukça kolaylaştıracak ama... Aması kişinin özelini bile takip edebilecekler. Yıllar öncesinden yapılabilecek bir teknoloji, bireyin özlük haklarının korunabilmesi uygulanmıyordu diye biliyorum. Asıl merak ettiğim bu uygulamanın başka bir örneği olup olmadığı? haberzamani.com/album-p1-aid, 5036.html#. . .
Ekim 2014

Belgi Saygı

148 filmden derlenen bir video.. Pek çoğu çok değerli, kısacık da olsa görmek güzel, şarkı da güzel. Eh iyi izlemeler :)



Size öpücük yollayan ya da masum bir tavırla bakan yahut korku dolu gözlerle sizden yardım isteyen film karakterlerini izlemeye ne dersiniz? Brutzelpretzel isimli vimeo kullanıcısı yaklaşık 148 filmden kurguladığı beş dakikalık bu muazzam video ile bizleri karakterlerin masum, hırçın, sevimli, sempatik, komik ve kimi zaman da korku dolu yüz ifadelerine ve yansıttıkları ruh hallerine götürüyor.
Bir sinemaseverin film karakterleriyle en yoğun duygu yaşadığı anlardan biri olan ve bu karakterlerin bizleri doğrudan doğruya esir alan bakışları, izleyenlerde de tamamen farklı duyguları harekete geçirebiliyor. Kimi zaman hüzünlü, kimi zaman neşeli, kimi zamansa sahtekar tarza bürünen bu bakışlar aslında bir oyuncunun da oyunculuk yeteneğinin ne kadar üst seviyede olabileceğinin en önemli kanıtı.
The Big Lebowski’nin Jesus Quintanası’nın bir öpücüğü ya da Steve Buscemi’nin şaşkın bakışları, Le Samourai’nin kiralık katili Jef Costello’nun şüpheli tavrı, Amelie’nin sempatik bakışları ve daha onlarca karakterden oluşan bu videonun 1967’de hit olan Frankie Valli’nin şarkısı Can’t Take My Eyes ile uyumunun, bizleri mest ettiği kadar sizleri de mest edeceğini düşünüyoruz.
Bu arada Brutzelpretzel videonun altına yapmış olduğu açıklamada, videodaki karakterlerin direkt olarak seyirciyle kontak kurmak için değil, rolleri gereği kameraya bakmak durumunda olduklarını söylemiş ve özellikle kurguladığı videosunda bu sahnelere ağırlık verdiğini belirtmiş.
Hazırlayan: Aytaç KAL

00:00 Titanic
00:02 The Age of Innocence
00:04 The Rocky Horror Picture Show *
00:05 Singles *
00:06 Harry Potter and the Prisioner of Azkaban
00:07 Goodfellas*
00:09 Coraline
00:11 Rebecca
00:13 Superman *
00:15 The Curious Case of Benjamin Button
00:19 The Big Lebowski
00:21 The Muppets Christmas Carol *
00:24 The Sixth Sense
00:27 Les Quatre Cents Coups
00:31 Witness
00:32 Once Upon a Time in the West
00:35 Boogie Nights
00:38 Ying Xiong (Hero)
00:40 Le samouraï
00:42 Trading Places *
00:44 Scott Pilgrim vs The World
00:45 Shallow Grave
00:47 A Scanner Darkly
00:49 Apocalypse Now
00:52 Con Air
00:54 Tinker Taylor Soldier Spy
00:56 The Ides of March
00:59 Napoleon
01:01 2001: A Space Odyssey
01:04 Groundhg Day
01:06 Ratatouille
01:07 Crank
01:08 Die Hard
01:09 Raising Arizona
01:11 Wayne’s World
01:12 The Fantastic Mr. Fox
01:13 Pulp Fiction
01:14 The Graduate
01:15 Fear and Loathing in Las Vegas *
01:16 Christmas Vacation
01:17 Brazil
01:20 Amélie *
01:22 Ferris Bueller’s Day Off *
01:24 Braveheart
01:26 The Devil’s Advocate *
01:27 Breaking the Waves *
01:29 American Beauty
01:31 Back to the Future II
01:34 The Fountain
01:36 Un Prophète
01:38 Zatoichi
01:40 The Fifth Element
01:42 Alfie *
01:44 Three Amigos!
01:45 The Artist
01:48 Married to the Mob
01:51 Rushmore
01:54 The Girl with the Dragon Tattoo
01:56 Romeo + Juliet
01:59 The Girl with a Pearl Earring
02:02 The Fellowship of the Ring
02:06 Secretary *
02:10 Kill Bill Vol. 1
02:13 Le Escaphandre et le Papillon
02:16 Strangers on a Train
02:21 Funny Games *
02:23 In the Line of Fire
02:25 Fight Club
02:27 Misery
02:31 Clockwork Orange
02:34 The Silence of the Lambs
02:37 Metropolis
02:39 Sunset Boulevard
02:42 Psycho
02:47 The Shining
02:48 Mars Attacks!
02:49 Bronson *
02:50 Evil Dead II
02:52 Austin Powers: The Spy who Shagged Me *
02:53 Rashômon
02:55 Black Swan
02:57 The Exorcist
02:58 The Night of the Living Dead
02:59 Les Yeux Sans Visage
03:01 Nosferatu
03:03 Vertigo
03:05 Invasion of the Body Snatchers
03:07 Home Alone *
03:09 True Lies
03:10 A Christmas Story
03:12 Robocop
03:14 Full Metal Jacket
03:15 Do the Right Thing *
03:17 The Silence of the Lambs
03:19 Dead Man
03:20 Bad Lieutenant
03:22 Bad Boys
03:23 Dip Huet Seung Hung (The Killer)
03:24 Idi i Smotri
03:25 Goodfellas
03:27 Hanna
03:28 The Great Train Robbery
03:30 La Haine
03:32 Saturday Night Fever
03:35 Stranger Than Fiction
03:38 Super
03:40 Steamboat Bill, Jr.
03:43 Tangled
03:44 Trainspotting
03:47 Rango
03:49 Enter The Void
03:52 The Royal Tenenbaums
03:54 Black Narcissus
03:55 American Beauty
03:57 Lady in the Lake
04:00 The Virgin Suicides
04:02 Rear Window
04:03 À Bout de Souffle
04:04 Little Children
04:05 Nine 1/2 Weeks
04:06 Spellbound
04:07 Splice
04:09 25th Hour
04:10 Cat People
04:11 Strange Days
04:12 Duck Soup *
04:14 Annie Hall *
04:17 The Kid
04:20 Neverending Story
04:21 Zoolander
04:23 High Fidelity *
04:25 JCVD *
04:26 Oldeuboi (Oldboy)
04:28 Raging Bull
04:30 Gran Torino
04:30 Ying Xiong (Hero)
04:33 Shoot’em Up
04:35 Jaws
04:36 Addams Family Values
04:37 Escape from LA *
04:37 Donnie Darko
04:39 The Darjeeling Limited
04:40 Hugo
04:41 Persona
04:42 The Red Shoes
Kaynak: filmloverss.com/148-filmden-derlenen-mua...
Ekim 2014

Belgi Saygı

Gece Yarısı Uyku Saçmaları. .

Ben neredeyse doğduğumdan beri aynı mahhalede otururum. Ara sıra şehir değişiklikleri olduysa da, geri döndüğüm kürkçü dükkanı burasıdır. Mahalle dediysem, mahalleydi demek istedim, gerçi resmen hala mahalle ama, neyse... Dante gibi ömür yarısı burada geçti ama şairin başına geldiği gibi olmayacağımız ne malum!
Öyle şeyler değişti ki çehresinde. Apartmanımız deniz kıyısındadır, yani yakındır. Eskiden yani çook eskiden evimizle deniz arasında bir demir yolu, bir küçük fabrika (o zaman atölyeden halliceydi) bir de denizi bile göremediğimiz ağaçlar vardı. O ağaçları şimdiki çocuklar görse orman derler. Evimizin önünde de 2 metre aralarla dikilmiş kavak ağaçları vardı. Önce fabrika büyüsün diye yanındaki ağaçlar kesildi. Gerçi artık denizi birinci kat balkonumuzdan görebilir olmuştuk. Sonra bir gün apartmanın önündeki kavak ağaçlarını kesti arkasındaki kaçak ama asla ceza almayan keresteci. O gün apartmadakilerin isyanını hiç unutamam ama yine kaçakçılar baskın gelmiş, sesimiz içimize kaçmıştı.
Ağaçlar gidince arazinin sahipsizliği de ortaya çıkınca, uzuuunca bir süre bir şey yapılamadı da çocuklara, büyüklere epey bir zaman top sahası oldu, benim çocukluğumda ancak saklambaç veya piknikli evcilik oynayabildiğimiz arazi.
Gece yarılarına kadar oyananan oyunlar benim çocukluğumda da bir kuşak sonrasında cıvıl cıvıl geçti, bir şekilde. Şenlikli, cümbüşlü. Anne babalarımız bizi eve alamadıkları için, onlarda oyunlara katılırlardı. Sonra o topraklar deprem sonrası tüm eşrafı üstünde epey bir konuk etti. Sonrasında da üzerine bir bina geldi. Sonra yanına bir tane daha, benim çocukluğumda üç tane bakkalımız varken, sonuncusunu da kapattıran bir market geldi.
Gece yarılarına kadar kahkaha sesleri artık yoktu. Binalar dikildikten sonra lanet gelsin inşaat sesleri bile sus pus olmuştu. Herkes evlerinin içine hapsetti seslerini.
Geriye bir tek yanımızdan geçen trenin sesi kalmıştı. Ha söylemeyi unuttuğum bir de E5 karayolu var ama o da otoban yapılınca eskisi kadar gürültü yapmıyordu zaten. Bir süredir beşik gibi bizi sallayan, yeni gelenin uykusunu kaçırtan ama bize ninni gibi gelen tren sesi de yoktu.
Hızlı tren geliyormuş ya... Geçenlerde söylediler Pendikten buraya 45 dk. da geliyormuş. Hele de bakın eskiden çok farkı varmış gibi. Ha bir de Pendik, Haydarpaşa da değil, kaldı mı ki olsun.
Neyse efendim uzatmayıp, sadede doğru yol alayım. Çıktım pencereye sigara içiyorum. Baktım, gerçekten hızlı tren geçiyor. Bir de sessiz. Sanırım sessiz olsun diye yavaş ilerliyor diye düşünüyordum, eski bakkal İlker amca geçiyormuş, trene baktı, kafasını bana çevirdi, selam verir gibi gülümseyip "bak şuna hey yavrum, ne kadar da hızlı" dedi. Söylene söylene geceye karıştı... Sonra geceyi dinledim... Ara sıra geçen birkaç araç sesini, uzaktan... Sonra düşündüm... Bu sessizliğin içindekiler nereye kadar saklanacak? Sonu hayra alamet olacak mı? Sessizlik sonrası fırtına ne zaman kopacak ?

(Hani uykuyla uyanıklık arasında gelir ya geldi aniden bir yazma hissi. . Sürçü lisan ettiysek, kusura kalmayın. .)
Ekim 2014

Belgi Saygı

Ölme hakkını kullanmak!

Ötenazi hakkını artık tartışmıyoruz bile. Bence biraz daha düşünmek gerekir. Özgür irade diye bir şey var, çünkü...
radikal.com.tr/radikalist/29_yasindayim_... .
Ekim 2014

Belgi Saygı

Sidewalk

Bir kadının yaşlanana kadar vücudunun aldığı şekilleri anlatan kısa bir animasyon. En sonunda mutlu olmayı beceriyoruz ama :)

n99.org/sidewalk/#_
Ekim 2014

Belgi Saygı

Neye inanmak istersek o'dur gerçek. .

Çok ünlü aktörler tarafından oynanmadığı için belki pek çoğumuzun haberinin olmadığı bir film önermek istiyorum. Konu itibariyle ilgi çekici bir metni var. Alanlarında profesör olmuş kişilerin bile bakış açılarını sorgulatan bir düzlemde ele alınmış. Dramatik açıdan daha başarılı olabilirmiş metin, daha iyi aktörler tarafından oynansa ve de daha iyi bir yönetmen olmalıymış. Sadece metni aktarsa da izlenmesi gerektiğini düşünüyorum. Hele bir de yanınızda tartışmaktan zevk aldığınız biri ya da birileriyle izlerseniz, daha da keyifli olabilir.

Filmin orjinal ismi Man from earth. Türkçeye de Dünyalı olarak çevrilmiş.
dublajlı olarak bu linkte izleyebilirsiniz;
hizliizlefilm.com/hizli-seyret-3217-duny...
İyi seyirler. .
Ekim 2014

Belgi Saygı

İyi bayramlar!!

Sanat ne işe yarar veya sapıklık nasıl çıkar, kendi cinsine ve cinselleğine tahammülü olmayanlara da iyi bayramlar! dirensanat.com/fatos-dilber-sanat-da-ka...
Eylül 2014

Belgi Saygı

Başlangıç

Doğanın bana verdiği bu ödülden
Çıldırıp yitmemek için
İki insan gibi kaldım
Birbiriyle konuşan iki insan.


Edip Cansever
Eylül 2014

Belgi Saygı

Bir pazar okuması ;)

Bir süredir inploid'de konu olan sanat ve politika, bu ülkede sanatçı olmak üzere bir köşe yazısı. Levent Üzümcü röportajını okurken de kulaklarımız da keyiflensin istedim. Bir şarkı paylaştım. İyi pazarlar . .






Her yerden yalan fışkırıyor


Levent Üzümcü, muhalef yapmasını “Sana mı kaldı bu işler? ” diye eleştirenlere “arkadaş benim olayım bu! Sanat dediğin işte tam da budur” diye yanıt veriyor. Korkunun bir ülke yönetim sistemi olmaması gerektiğini dillendirmekten korkmuyor. “Beni görmezden gelmeleri, olmadığım anlamına da gelmez” diyor.

Levent Üzümcü'yü bu sezon tiyatroda İstibdat Kumpanyası'nda izleyeceğiz... Ayrıca Panos Karkanevatos yönettiği “Riverbanks”da Levo isim bir karaktere hayat veriyor olacak. Bu film Toronta ve Berlin'de yarışacak. Filmin konusu ise insan ticareti. Üzümcü, bu filmde Yunanca-Türkçe oynuyor. Elinden geldiğince de tiyatro sahnesinde aktörlük yapmaya devam edeceğini söylüyor.

-Bazen sorulan sorular insanı güdülüyor, yönlendiriyor. Bir resim çiziyorsunuz ve o resim üzerinden konuşmaya başlıyoruz bu çok doğru. Ben de öyle başlayacağım, “terörize edilen sosyal medyada en çok linç edilenlerin başında geliyorsunuz değil mi? ”

Evet bu genelde böyle. Mesela “tiyatroya kimse gitmiyor neden? ” diye bir soruyla başlandığında tiyatroya hiç gidilmediği varsayımını doğru kabul etmiş ve güdülenmiş oluyoruz. Halbuki tiyatroya gidenler düşünülenden çok daha fazla. Şimdi sen de böyle bir resim çizdiğin zaman aslında ortamı domine etmeye çalışan provakatif kişilerin ağzıyla konuşulan evrenden bahsediyoruz. Bu tehlikeli ve sakıncalı bir şey. Bu manipülasyon için maaş alan bin kişinin eseri. Ve inanın yüz trol ile bir kişiyi intihara sürükleyebilirsin. Bunlar kötü insanlar, vicdanları yok. Şöyle bir şey duydum henüz bu sabah “insanın tanrısı vicdanıdır, vicdan insanın tanrısıdır” diye. Bizdeki durum ortada! O yüzden onların yarattığı dünya üzerinden konuşmayalım. Elbette onları görmek, onların ruh halini bilmek önemli. Ku Klux Klan gibi bir yapı oluşturuyorlar neredeyse.

-Türkiye'de yalanın kutsandığı bir dönemden geçiyoruz. Herkes de birbirini kandırıyor.

Türkiye artık kapitalist de değil neoliberal politikalarla şekilleniyor. Tüm bu işçi ölümlerinin sorumlusu da neoliberal politikalar. Elbette bu politikalar başka ülkelerde de var, orada da insanlar mutlu değiller ama sosyal hakları güvence altında. Eğitimde, sağlıkta, barınmada asgari müştereklere sahipler. Adalet konusunda en sıkıntılı İtalya ve Yunanistan'da bile adalet geç de olsa gelir. Türkiye'de gelmez, geldiğini sanırsın. Mesela Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne bakarsan, ne kadar dava gitmişse oraya hepsi kazanılmış. Türkiye inanılmaz tazminatlar ödüyor. Demek ki Türkiye evrensel hukuk ilkelerine aykırı şeyler yapıyor. Bugün hukukun ne kadar laçka, ne kadar çocuk oyuncağı olduğundan bahsediyoruz. Referandum yapıldı “yetmez ama evet” için, adaletin özgür olacağını savundular. Bunu savunanlar şimdi “HSYK'nın üzerimizde Demokles'in kılıcı gibi durmasına izin vermeyeceğiz”dediler. Bu kadar işte bu ülke! Yalan o kadar fazla ki, her yerden fışkırıyor. Taşmış bir lağım gibi Türkiye'nin yalanları. Ülkenin hepsi böyle değil tabii, siyasi bir zümre var. Ekonomi ile kendini güçlendirdi, ekonomik korkuları olanları da sindirdi. Tahakküm kurdu, “biz gidersek aç kalırsınız” diyor şimdi de Ortam bu. Siyasi erk medyayı kullanıp insanlara saldırıyor. Tabii büyük bir yalanın içinde yaşayınca da herkes birbirini kandırıyor. Bilim insanlarının uyardığı bir inşaatta ölüm oluyor sen “şehit” diyorsun. Kontrolsüzlük ve tedbirsizlikten 301 madenci ölüyor fıtrat oluyor. Kafasına ağaç düşerek olan var! Pisi pisine ve kolay ölümler ülkesi.

KONUŞAN İNSAN POLİTİKTİR

-Ama yakın tarihe baktığımızda!

İnsan gerçekten hayret ediyor! İzmir'de bir asteğmen cenazesinde annesi “benim oğlum şehit değil, hakkımı helal etmiyorum” demişti. Kimse hakkını helal etmiyor artık.

- “Neden bunları konuşuyorsun” diyorlar size. Nedir derdiniz?

Arkadaş benim olayım bu! Sanat dediğin, tiyatro dediğin bunları tartışır. Evet, tüm bunlar bana kaldı. Politika hayatın kendisidir, konuşan insan politiktir. Soru sorduğunda politiksindir, yaşamak politik bir eylemdir, bunu inkar etmek riyakarlık. Beni görmezden gelmeleri olmadığım anlamına da gelmez.

KORKAKLARDAN KORKULUR MU?

-Korkutuğunuz olmuyor mu? Malum tuhaf bir ülke burası.

Ya kimden korkacaksın! Bana laf edenler yolda selam veremezler, yüzüne bakmaya çekinirler. Korkaklardan korkulur mu? Dünyanın en korkak insanları faşistlerdir. Bunu sosyologlar, antropologlar, psikologlar bilir, onlara gerek yok herkes bilir hatta. Bunlar sırtlan sürüsü gibi biraraya gelecekler öyle linç edecekler. Başka türlü yaşayamazlar çünkü. Benim kimseden korkum yok! Tabii bunu tahrik etmek için de söylemiyorum. Varsa bir durum oturur konuşursun.

-Yakın çevrenizden bu anlamda canınızı sıkanlar oldu mu?

“Bir tek sen kaldın” diyorlar bana da. Ben kalmadım muhalif konuşan, herkes konuşuyor. Herkes kendi ifade yeteneğince derdini anlatıyor, belki ben biraz sivriliyorum o kadar. Sanat dünyasında ülkenin gidişatından herkes muzdarip. Tabii bu arada “sanatçı kimdir? ” sorusunun yanıtı önemli. Memlekette kavramlar birbirine girdi. Herkes medyanın diliyle konuşuyor, düşünüyor. Büyük şirketler paralarını korumak, daha fazla kazanmak için siyasi gücün destekçisi, yardakçısı olmak zorunda. Bugünkü sistemi dayatan rejimi desteklemedikleri taktirde işleri bitiyor. Bu şirketlerin gazetesi var, televizyonu var, taşıma şirketi var, inşaatı var... Gel de diklen, mümkün mü? Tehditlerle yaşamaya alıştık. Zaten konuşan herkese de müfettiş yolluyorlar. Bakın dokuz seçim kazanıldı, her seçim sonrası medyada insan kıyımı yapıldı. Her seçim belli muhaliflerin ipini çekti. İnsanları daha radikal olmaya, soğuk kanlılığını kaybetmeye itiyor sistem. Korku bir ülke yönetim sistemi değildir.


GÜLMEK, BİR HALK GÜLÜYORSA GÜLMEKTİR”


-Ya Yeni Türkiye?

Zeytinyağını şişesi satar, kolonyayı da öyle. Yani ambalaj satar içindeki değil. Bu bir çeşit makyaj, içerikte bir değişiklik yok. İnsanlar mutsuz, insanlar öfkeli. Edip Cansever'in de dediği gibi “Gülmek, bir halk gülüyorsa gülmektir. ” Burada ciddi bir sıkıntı, sahte bir refah ve samimiyetsizlik söz konusu. 1982 yılında Kenan Evren'in İstanbul ve Eskişehir konuşmalarını dinleyin, bunlar internette de var. Değişen hiç bir şey yok! Şehir Tiyatroları'nda Zengin Mutfağı oynanıyor. Oyun 1970'li yıllarda yazılmış, evin zengin sahibi zenginliğini korumak için faşistlerden yararlanıyor. Çıkarı için her şeyi yapan, her şeyi mubah gören tipik ülkem insanı yanı. Toplumsal çatışmayı anlatıyor oyun. Bu çatışmayı evin aşçısının gözünden aktarıyor. Onun gözünden görüyorsun Türkiye'yi. Oyunda “beyefendi çapulcular basmış etrafı” diye bir replik var. Sırf bu yüzden oyunu köşeye sıkıştırdılar. “Çapulcu diyorsunuz, hayırdır? ” dediler. Eğer doğaçlama olarak söyleniyorsa dava çıkacak yani ama metin 40 yıl önce yazılmış. Güler misin ağlar mısın? Aynı Türkiye, aynı argüman. Sonra “vay siyaset yapıyorsun! ” diyorlar “lan hayatın özü siyaset be! ” Bizi yönetenler istediklerini yapacaklar, biz hiçbir şey yapmayacağız. Yok öyle...

- Herkes bir şekilde artık politik. Doksan dakikası 1-1 biten bir maçta herkes son saniye golünü bekler gibi.

Bence hiç öyle değil, maç bitmiş millet gol bekliyor. Maçlar bittikten sonra gol olmaz. Umutsuzluk anlamında söylemiyorum bunu, umut bitmez ama maç bitti. Hayal kurmayı bırakalı da çok oldu. Artık işimiz gerçekler.

-Yeni projeleriniz var mı, neler yapıyorsunuz?

Elimden geldiğince aktörlük yapmaya çalışacağım tiyatro sahnesinde. Bu sezon İstibdat Kumpanyası'ndayım. Yoğun olarak İstanbul Profilo Sahnesi'nde oynayacak, sonra da Türkiye'yi gezeceğiz. Bir de Yunanistan'daki ekonomik kriz yüzünden iki yıl rotar yapan “Riverbanks” filmi var. Yönetmeni Panos Karkanevatos, Toronta ve Berlin'de yarışacak bu film. İnsan ticaretini anlatıyor, Yunanca Türkçe oynuyorum, karakterimin adı da “Levo”. Bu da güzel bir tesadüf. Türkiye'de senaryolar çok zayıf. Herkes sürekli yazıyor ama okuyan yok! Tiyatro ise bizim çocuk parkımız, mahallemizde saklambaç, japon kale maç yapar gibiyiz orada. cumhuriyet.com.tr/haber/yasam/124371/Ya... .
Eylül 2014

Belgi Saygı

Alan Derinliği yaratmak

Alan Derinliği Nedir?
Fotoğrafta net olarak görülen alana, “alan derinliği” denir. Net görülen alan fazla ise alan derinliği çoktur, net görseli az ise alan derinliği sığ diye tabir edilebilir.

312

Örnekte de görüldüğü gibi çekilmek istenen konuyu arkasında bulunan görüntüden ayırmak istediğimizde sığ alan derinliğini (arka alan flu olur), arkasındaki konuları da netlemek istediğimizde de alan derinliğini çoğaltabiliriz. Örneğin; bir portre fotoğrafında net alan derinliğinin azalması yani kişinin arkasında bulunan nesnelerin belirsiz görünmesi, kişiyi daha ön plana çıkarır. Ancak insan-mekan ilişkisinin kurulması gerekli ise kişinin
bulunduğu mekanın da anlaşılır olması için arka planın da net olması gerekebilir.


Alan Derinliğinin Bağlı Olduğu Faktörler Nelerdir?

Alan derinliğinin artması ya da azalması (net alan derinliği) üç faktöre bağlıdır; Diyafram açıklığı, Objektif odak uzaklığı ve Objektif ile konu arasındaki uzaklık.

Diyafram Açıklığı

Açık diyafram değerlerinde net alan derinliği azalır. Açık diyafram, arka planın daha netsiz (flu) olmasına yol açar. Kısık diyaframda ise tersine net alan derinliği artar. Diyafram, lensten geçen ışığın miktarını ya da şiddetini ayarlamak için lensin içine yerleştirilmiş olan
düzeneğe denir. Yani diyafram, görüntü düzlemine odaklanmak üzere gelen ışık demetinin konik açısını belirler. Tıpkı gözbebeklerimiz gibidir. Çok ışıklı ortamda kısılır. Karanlıkta ise büyür.


312

İngilizce ‘Aperture’ (Diyafram) ayarı makinenin A veya AV modunda yapılır ve değerleri de
F ile gösterilir. Diyafram değerleri şöyledir;

312

1 / 1,8 / 2 / 2,8 / 3 / 3,5 / 4 / 4,5 / 5,6 / 8 / 11 / 13 / 14 / 16 / 18 / 20 / 22

(Açık Diyafram)
ß--------------------------------------------------------à (Kısık
Diyafram)


312

Objektif Odak Uzaklığı

Objektif ile konu (nesne) arasındaki mesafe anlamına gelir. Dar açılı objektiflerde optik kuralları gereği netlediğimiz alanın arkasında ve önünde bulunan nesnelerin netliği azalır ve alan derinliği azalmış olur. Geniş açılı objektiflerde ise netlediğimiz alan dışındaki yerler
de net olur ve net alan derinliği artar. Odak uzaklığına göre objektifler üçe ayrılır;

312

a) Kısa odaklı objektifler: Geniş açılı objektiflerdir, genellikle 65 derece ve daha fazlasını görürler. Odak noktasına düşürdükleri saha alanı geniştir, hedef odağa küçük olarak düşer.

b) Orta odaklı objektifler: Orta açalı objektiflerdir. Görüş açıları 65-40 derece arası olanlardır. Bu objektiflerde odağa düşen saha büyüklüğü ve hedef büyüklüğü normal
boydadır. Portrelerde sıklıkla tercih edilirler.

c) Uzun odaklı objektifler:
Teleobjektifler olarak adlandırılır. Görüş açıları 40 dereceden daha azdır. Bu objektiflerde odak noktasına düşen saha küçük, hedef olarak nispeten büyüktür. Uzak konular için tercih edilirler.


312

Objektif, fotoğraflanacak yerin odak noktasında film emülsiyonuna veya sensöre, hayalinin düşmesini sağlayan, mercek veya mercekler topluluğudur. Odak uzaklığı arttıkça net alan derinliği azalır. Ne kadar fazla odak uzaklığına sahip lens kullanılırsa o kadar az alan derinliğine sahip olunur.

Objektif ile Konu(Nesne) Arasındaki Uzaklık

Netlenen objenin makinaya olan uzaklığına veya yakınlığına göre de net alan derinliği değişir. Objeye yaklaşmak net alan derinliğini azaltır.

312

Aynı resmin netlenen oblejeden uzaklaşıldığı zaman net alan derinliğinin arttığını görürüz.

312
Eylül 2014

Belgi Saygı

Ceviz Tatlısı

2 kg. Ham cevizi yeşil dış kabuklarından ayırın. Sonra da bir hafta suda acısı geçene kadar bekletin ve haşlayın! Başka bir tencerede 2 kg. Şeker, 7 su bardağı suyu ve yarım limon suyu ile şerbetini kaynatın. Son olarak cevizleri şerbetin içine katıp, 30 dk. Kadar daha kaynatın. Tatlınız hazır. Şeker olsun :)
Eylül 2014

Belgi Saygı

Hellim Peynirli Mantarlı Şiş Kebap

Dilediğiniz miktarda (en az 2-3 diş) ezin, içine yarım limon suyu, yarım çaybardağı zaytinyağını, pulbiber ve kekiği koyup karıştırın. Üzerine yaklaşık 250gr. Hellim peyniri, 20-25 adet mantarı da ekleyip karıştırın. Bir süre bekletin ve şişe düzün. Izgarada pişirin. Afiyet olsun :)
Eylül 2014

Belgi Saygı

Pesto Sos

1 demet fesleğen yaparağını yıkayın. 4 diş sarımsağın kabuklarını soyun. Bunları yarım su bardağı çamfıstığı ile robota koyup püre haline getirin. İçine zeytinyağı ve tuz ekleyerek, pesto sosunuza ulaşın ;)

Not: Lütfen eksik malzemeler için alt yorumları okuyunuz! :)
Daha fazla göster