Bilmek istediğin her şeye ulaş

Fatma Büşra Erbil, 

Psikoloji Öğrencisi

Psikoloji Öğrencisi Fatma Büşra Erbil inploid.com'da 0 soru sordu, 15 soru yanıtladı ve 16 takipçisi var.

Nisan 2014

Fatma Büşra Erbil bir yanıt verdi.

Parapsikoloji nedir?

-para eki genellikle 'ötesi' anlamı katar. Parapsikoloji de psikoloji ötesi anlamına gelir ve paranormal olaylarla ilgilenir. Ölüm sonrası hayat, ruhlar, belki telekinezi... .
Mart 2014

Fatma Büşra Erbil bir yanıt verdi.

1 kez intihara teşebbüs etmiş ve kurtarılmış insanların en çok 3. denemelerinde gerçekleştirme oranlarının %90 olduğunu okudum, buna göre hayatında intihar teşebbüsü olan insanlar tedavi edilemez sonucu mu çıkıyor? 1 kez deneyen tekrar dener mi? Yaş önemli mi?

İnsan davranışlarını yüzdelere indirgemeye gerek yok bence. Evet istatistik diye bir şey var, bize sayılar ve oranlar veriyor böylece bir şeyleri önceden kestirebiliyoruz. Ama o kadar. Genelde bir kere intihar teşebbüsünde bulunan insan tekrar dener. Çünkü intihar için ciddi sebepleri vardır. Yüzleşmedikçe ve çözemedikçe ya da kabullenemedikçe aynı döngüye girecektir. Bu yüzden uzman yardımı alması gerekir zaten.
Şubat 2014

Fatma Büşra Erbil bir yanıt verdi.

Zaman kavramını insanlar mı yarattı yoksa zaman zaten vardı da insanlar mı keşfetti?

Bence zaman var fakat zamanı birikimli bir olgu olarak ele alan bizleriz. Zamanın, anların üstü üste binmesiyle ilerliyor olması tamamen bizim kuruntumuz gibi geliyor.
Ocak 2014

Fatma Büşra Erbil bir yanıt verdi.

'Arayış' nedir?

Necip Mahfuz'un Nobel Edebiyat Ödüllü kitabı. Güzeldir ama adı kadar iddialı değil.
Gerçek anlamda soruya dönecek olursak her ne kadar neye ulaşılacağı belliymiş gibi bir anlam verse de bence öyle olmama ihtimali de var. Bazı arayışlar bilinç dışı da olabilir. Bilinçli de olsa 'bilinçsiz' de olsa insanı zaman zaman boşlukta hissettiren bir süreçtir.
Ocak 2014

Fatma Büşra Erbil bir yanıt verdi.

İçimizdeki Da Vinci'yi çıkartmak için nereden başlamalıyız?

Kendine inanman, yeteneğinin farkında olman, güdüye sahip olman, emek vermeye hazır olman vs. Bunların hepsi söylenebilir. Benim söylemek istediğim tek şey, bir kursa yazılarak başlama. Önce kısıtlama olmadan, aklına geldiği gibi, içinden geldiği gibi bir şey ortaya çıkarmaya çalış. Eğer sende bir şeyler uyandırıyorsa, eğitim alarak onu başkalarının da anlayabileceği ya da en azından başkalarına da zevk verebilecek bir hale getirebilirsin. Ama kuralsız başlamanı öneririm. Eğer işin bu kadar başındaysan tabii.
Ocak 2014

Fatma Büşra ErbilPsikiyatri konu başlığını takip etmeye başladı.

Psikiyatri

Psikiyatri, insanın davranış dinamiklerini biyopsikososyal olarak açıklamak üzerine çalışan ve normal ile normal dışı (hastalık) davranış ör...

Ocak 2014

Fatma Büşra ErbilŞizofreni konu başlığını takip etmeye başladı.

Şizofreni

Şizofreni; düşünüş, duyuş ve davranışlarda önemli bozuklukların görüldüğü, hastanın kişiler arası ilişkilerden ve gerçeklerden uzaklaşarak k...

Ocak 2014

Fatma Büşra Erbil bir yanıt verdi.

Bakırköy Ruh ve Sinir Hastanesi halk arasında neden bir psikolojik tedavi hastanesi olarak değil de korkutucu ve kötü bir yermiş gibi telaffuz ediliyor?

Eskiden hastaların gerçekten çok kötü koşullarda kaldığı ve insanların ''kapatıldığı'' bir yer olmasından kaynaklandığını düşünüyorum. Bu, koşulsuzluklar ve gelişmemişlikle ilgili muhakkak. Ayrıca bu hastaneler için filmlerde ve kurgusal kitaplarda oluşturulan imajın da etkisi büyük. ''Psikolojik filmler'' gibi garip bir başlık altında toplanan filmlerin çoğu korku filmi. Elektro Konvülsif Tedavi dediğimiz EKT'nin insanlara yüksek şiddette acı çektiren bir tedavi yöntemi olarak gösterildiği filmler çok fazla. Eh, bunun gibi onlarca sebep varken neden olmasın... .
Aralık 2013

Fatma Büşra ErbilOğuzhan Balcı kişisini takip etmeye başladı

Oğuzhan Balcı, Psikoloji Öğrencisi, @moguzhanbalci

Türk lehçeleri ve tarih vazgeçilmezim
Belgeseller ve Kitaplar Dostum...
Supernatural fanı...
eğitim bilimleri uzmanı adayı..
Kırgızistan - Bişkek

Aralık 2013

Fatma Büşra ErbilAhmet G. kişisini takip etmeye başladı

Ahmet G., Hukuk Öğrencisi, @ahmetguclu

Ben rahatça ölsek diyorum

Aralık 2013

Fatma Büşra Erbil bir yanıt verdi.

Aralık 2013

Fatma Büşra Erbil bir yanıt verdi.

Eylül 2013

Fatma Büşra Erbil bir yanıt verdi.

Sizce karakter alışkanlık mıdır?

Bence, alışkanlıklar karakterdendir.
Eylül 2013

Fatma Büşra Erbilİnsan Davranışları konu başlığını takip etmeye başladı.

İnsan Davranışları

Formatting of continuation data will be changing soon. To continue using the current formatting, use the 'rawcontinue' parameter. To begin u...

Temmuz 2013

Fatma Büşra ErbilNazende  kişisini takip etmeye başladı

Nazende , İşçi, @nazende

Filler tepişirken olan çimenlere olur.

Temmuz 2013

Fatma Büşra Erbil  yeni bir  gönderide  bulundu.

oda

Konuşacak kimse yoktu. Sanki içinde bulunduğum odaya ''hiçliği arayan bir adam'' gibi
konmuştum. Sanki, ''Al sana, merak içinde aradığın hiçlik bu. Yaşa onu.''
denmişti. Acı çekiyordum. İnsan bilmek istiyordu her şeyi, oysa bunların çok
azını yaşayabilirdi. Ben ki kuyunun dibine bakmaya çekinirdim, bomboş bir odanın verdiği rahatsızlıkla nasıl başa çıkacaktım. Neden burada olduğumu ve ne vakit çıkabileceğimi bir kenara bıraktım. Odada kenardan başka şey yoktu zaten. Bir yatak vardı gerçi, bir de lavabo. Eh olsundu onlar da, yaşayacaktık herhalde.

Yalnız kağıt ve kalemden yoksunluk beni bitiriyordu. Tütünsüz kalmaya sefillik içinde yaşadığım zamanlardan alışkındım. Az daha asabileşirdim, alnımdaki damar beliriverirdi yemyeşil. İnsan bu, alışırdı sonra. Ama zihnimi alıştıramıyordum. Vakit geçirebilmem için en azından kağıdım ve kalemim olmalıydı. Çünkü konuşamıyordum. Kendi kendime konuşmaktan sıkılmış, yalnızlığın beni daha büyük bir boşluğa ittiğinde karar
kılmıştım. Her şeyden soyutlandığınız bir odada verdiğiniz hiçbir kararın hükmü
yoktur. Bilginiz olsun. Çaresiz yine kendimle baş başa verip konuşur halde buluyordum kendimi.

Sonra her şeyi sorguladığım anlardan birinde konuşmak için kimseyi bulamıyorsam bir 'şeyi' bulabileceğim geldi aklıma. Belki bir çiçek olsa daha 'normal' olurdu, elimdeki tek şeyin şu yatak ve lavabo olması fena olmuştu ama onlarla konuşmam delilik olmayacaktı. Çünkü delilik, içinde bulunduğunuz durum ve normlara göre şekil alıyor. Bulunduğunuz yerdeki delilik anlayışıyla dünyanın öteki ucundaki delilik anlayışı bir değildir. Şu halde etrafımla konuşmaya başlamazsam işte o zaman delirecektim. Çünkü kendimi tüketmiş, kendime kızabileceğim en şiddetli şekilde kızmış, defalarca küsmüştüm kendime ve yalnızlığın acımasız itişleriyle yeniden kendime dönmüştüm. Defalarca, defalarca... Yapacak pek bir şeyiniz olmayınca eylemlerinizde tekrara düşüyorsunuz.

Yine de eşyalara isim takma ve onlarla konuşma işi aklıma yatmıyordu bir türlü. Uyumadan önce ayıcığına iyi geceler dileyen bir kız çocuğuna benzemek istemiyordum. Bunun için on yıl kadar büyük kalıyordum. Sonra düşünmeye başladım, bir oyun ayıya iyi geceler dilemek neden absürt ve yalnız çocuklar yaptığında kabul edilebilecek bir davranıştır?

Herkesin aklına gelecek ilk sebep oyuncak aynın cansız bir varlık olması ve cevap veremeyecek olmasıdır. Oysa aldığımız tüm cevapların bir yanılsama olma ihtimali bu konuşmayı kabul edilebilir kılacaktır. Duyularımızın yanıldığıyla ilgili bir teorim yok, ancak algılarımızın hayatımızı yönlendiren en büyük etkenlerden biri olduğu da su götürmez bir gerçek. İnsan bir cümle kuruyor, içindeki kelimeler belli, kullanılan dil belli, sentaksı belli; ancak karşısındaki yine de söylediği cümleden kastedilen anlam dışında bir anlam çıkarabiliyor. İnsanoğlunu birbirine kırdıran algı değil de ne öyleyse? Bakış açısı diyecek olan varsa bilsin ki algı onu kapsar. Algı, tüm varlığımızı ve yaşamak suretiyle varlığımıza kattığımız her değeri, her deneyimi kapsar. Düşüncemin burasında, kafamdaki fikir çoktan meşrulaşmış bulunuyordu. Eğer karşımdaki ne derse desin istediğim gibi algılayabiliyorsam, hiçbir şey söylemediğinde neden istediğim gibi algılayamayayım? İşte bu, yalnızlığıma süreceğim bir merhem olacaktı. Başta yakacaktı, alışmam gerekecekti ama iyileşecektim. Madem ne söylerse söylesin, benim yüklediğim anlamla konuşmanın gidişatını belirleyeceğimiz bir insana ihtiyacım vardı ve bu insan bu odada bulunmuyordu, bu işi pekala cansız bir varlık da görebilirdi. Bu kez, bunun da kendi kendime konuşmak manasına gelip gelmeyeceği sorusu dayanıyordu kapıya.

Sonuçta ben konuşacaktım ve karşımdaki yerine yine ben konuşacaktım. Sonra bu
düşünce, insanlarla konuşurken de aslında kendi kendimize konuştuğumuzu anlamamı sağladı. Belki tamamen değil, ancak taraflardan her biri konuşmaya yüzde yüz hakim oluyor diye düşündüm. Bunun sonucunda bazen konuşmalar kesişiyor ve tarafların uzlaşabildiği en azından birbirlerini anlayabildikleri bir diyalog çıkabiliyordu ortaya. Ama çoğunlukla kesişmiyor, herkes kendi muhabbetini idare ediyor, yalnızca görünürde taraflar birbirleriyle muhatapmış gibi duruyordu. Oysa insan hep kendiyle muhataptı.

Ne tuhaf dedim... Bir şeyi keşfedince geriye döner bakarsınız da aslında ipuçlarının daima gözünüzün önünde olduğunu görürsünüz ya hayretle, işte öyle oldu.

Sanki en sonunda, insanlarla neden bir türlü anlaşamadığımı bulmuştum. Benden
kaynaklanmıyordu ve onlardan da... Bu bir gereklilikti, bu doğal ve normal olandı. Birbirimizle konuştuğumuzu zannederken kendimizle konuşuyor olmamız, birbirimizin cümlelerini modifiye ederek algılamamız işleri değiştiriyordu.

Artık emindim, bir lavaboyla konuşmak bir insanla konuşmak kadar giderebilirdi yalnızlığımı. Aynı şekilde, görünürde giderecekti... Bir insan da olsaydı burada yine aynı derecede yalnız olacaktım muhtemelen. Bu odanın dışına çıkmak isteyişimin son bulduğu an işte o andı.

Benim olduğum her yerin bir olduğunu anladığım an.
Haziran 2013

Fatma Büşra Erbil bir yanıt verdi.

Yeni tanıştığım birine çok fazla değer veriyorum, benimle 1 gün konuşmasa hemen üzülüp depresyona giriyorum. Sizce bu alışkanlık mı? Yoksa bir hastalık mı?

Yeni tanışmak derken? Birkaç günden mi bahsediyoruz? Eğer öyleyse, ya da biraz daha fazla bir zaman da olabilir, bu süre zarfında bir kişiye önem atfetmez insan. Değer vermek için zamana ihtiyaç vardır. Belki hayranlık duymuş, toplum içindeki tutum ve davranışlarını beğenmiş olabilirsin. Biraz onun tarafından bakmaya çalışman sana fayda sağlayabilir. Neden ben ona bağlandım da o bana bağlanmadı sorusunu cevaplamaya çalış. Belki o zaman ''benimle 1 gün konuşmasa'' yerine ''1 gün konuşmasak'' tabirini kullanmaya başlarsın. Konuşup konuşmama kararını, onun kadar senin de vermeye hakkın var.
Haziran 2013

Fatma Büşra Erbil bir yanıt verdi.

Psikoloji bölümünü seçmenizdeki temel düşünce ve amaç neydi?

İnsan çok karmaşık bir yapı, varlık. Nörolojiyle, biyolojiyle, fizyolojiyle bağlantı kurmasa, cevabı asla bilinemeyecek bir bilmece gibi olur. Fakat bu tür bağlantılarla muhtelif patolojilerin keşfedilmesi mümkün oluyor. Benim kişisel amacım kendimi anlamama yardım edecek bir meslek seçmekti. İnsan olarak, ne yapıyorsak yapalım, aslında kendimizi tamamlamaya çalışıyoruz. Kendimizi keşfetmemize yarayacak şeylere meylediyoruz. Psikoloji insanın tüm garipliğini ve bu garipliğine rağmen ne kadar doğal olduğunu gözler önüne serer. Bence eğlenceli.
Nisan 2013

Fatma Büşra ErbilAldatılmak konu başlığını takip etmeye başladı.

Aldatılmak

Formatting of continuation data will be changing soon. To continue using the current formatting, use the 'rawcontinue' parameter. To begin u...

Daha Fazla

İlgilendiği KonularTümü

Kişisellik

271 Kişi   27 Soru

Önyargı

220 Kişi   20 Soru

Aldatmak

75 Kişi   19 Soru

Karabasan

25 Kişi   2 Soru

Fedakarlık

122 Kişi   1 Soru

Depresyon

171 Kişi   36 Soru

Çocuk Ve Genç Psikolojisi

534 Kişi   81 Soru

Adam

19 Kişi   1 Soru

Acı

30 Kişi   19 Soru

Hafıza

322 Kişi   40 Soru

İtiraf

13 Kişi   3 Soru

Adaptasyon

64 Kişi   3 Soru

Akıl

211 Kişi   26 Soru

Bencillik

29 Kişi   11 Soru

Ağlamak

81 Kişi   19 Soru

Parapsikoloji

150 Kişi   18 Soru

Öğrencilik

2340 Kişi   123 Soru

Çaresizlik

15 Kişi   2 Soru

Kaygı

120 Kişi   20 Soru

Lezbiyen

9 Kişi   3 Soru

Heteroseksüellik

11 Kişi   0 Soru

Homoseksüellik

15 Kişi   6 Soru

Algılamak

24 Kişi   11 Soru

İntihar

27 Kişi   27 Soru

Medya

269 Kişi   47 Soru

Sansür

17 Kişi   22 Soru

Psikanaliz

159 Kişi   41 Soru

Psikolog

309 Kişi   101 Soru

Psikoloji

2897 Kişi   966 Soru

Bakış Açısı

13 Kişi   8 Soru