Bilmek istediğin her şeye ulaş

Ege üniversitesi / Gazetecilik

Aralık 2012

Tamer Ersan bu yanıtı beğendi:

Depresyondan kurtulmak için neler yapılması gerekir ?

Depresyon tedavisinde ilaçlar ve çeşitli terapi teknikleri kullanılır. En etkili terapi tekniklerinden birisi bilişsel davranışçı terapidir. Eğer depresyondan kurtulmak için bir uzman desteği almak istiyorsanız psikiyatriste ve bilişsel davranışçı terapi uygulayan bir terapiste başvurmanızı öneririm.


Ancak bu adıma geçmeden önce soru hakkında düşününce böyle bir soruyu soran kişinin depresyonda olduğunu varsaydığını ve bunun için çözümler aradığını ve uzman yardımına başvurmayı tercih etmediğini tahmin ediyorum. Öncelikle sorununuz hakkında daha detaylı bilgi sahibi olabilmek için depresyon ile ilgili çeşitli psikoeğitim materyalleri okumanızı öneririm. Bu tanının size ne kadar uyduğu görmenizi ve uzman desteğine başvuru seçeneğini tekrar değerlendirmenizi sağlayabilir. Aynı zaman bu tip materyallerde sorunun dinamiği ile ilgili bilgi bulabilirsiniz.

Sorun ve çözüm odaklı bir yaklaşım olduğu için okuyacağınız psikoeğitim materyalinin de bilişsel davranışçı terapi bakış açısıyla yazılmış olmasını tercih etmenizi öneririm. "İyi Hissetmek" ve "Evinizdeki terapist" isimli kitaplar bu konuda yazılmış güzel kaynaklardır.

İnternet üzerinde araştırma yapacaksanız İngilizce kaynakları "self-help resources" anahtar kelimesi ile arayabilirsiniz. Türkçe'de de benzer terimler kullanılıyor "Kendime yardım kitapçıkları" gibi. Ancak Türkçe materyal bulmak biraz zor olabilir.


Not: Sorunun ciddiyeti ne olursa olsun, öncelikle bir uzman görüşü almakta fayda var.

Aralık 2012

Tamer Ersan bu yanıtı beğendi:

Depresyondan kurtulmak için neler yapılması gerekir ?

Orta ve ileri dereceli depresyondan kurtulmak için öncelikle uzman yardımı almak gerekir. Kendi kendine yenmeye çalışan insanlar ya da tedavi sürecinde olan insanlar depresyonla başa çıkabilmek için aşağıdaki yolları yapabilirler. Uyku düzenini sağlamak, hobiler geliştirmek, spor yapmak, yenilikler karşısında kendisini geliştirmek ve sağlıklı beslenmek .

Kasım 2012

Tamer Ersan  yeni bir  gönderide  bulundu.

Günümüzde çok görülen bir durum

Kalabalık İçinde Yanlızlık Sendromu: Agorafobi - Psikoloji - Psikiyatri - Psikolog - Depresyon - Kaygı

Günümüzde agorafobinin çok daha geniş bir anlam içerdiğini belirten uzmanlar, yalnız başına kalmaktan, yalnız sokağa çıkmaktan, otobüs, vapur, uçak gibi kalabalık yerlerde bulunmaktan duyulan.
Kasım 2012

Tamer Ersan bir yanıt verdi.

Türkiye'nin uluslararası areneda hiç olmadığı kadar yalnız olduğunu düşünüyor musunuz?

Bana da Türkiye dış siyasetinde yaptığı saldırgan tutumlar karşısında daha çok yalnız kalacak gibi geliyor.

Kasım 2012

Tamer ErsanHakan kişisini takip etmeye başladı

Hakan, Bütçe Uzmanı, @hakkan

Son 700 yıldır yok edilmeye çalışılan bir beyaz Türk. Genetically Anarchist.

Kasım 2012

Tamer Ersan bir yanıta alt yorum yaptı

Tşk.ler
Son günlerde çok ağlayan biri olarak cevaplayayım. Ağlamak için bir şey yapmaya gerek kalmıyor birikmişlikler zamansız, yersiz göz yaşlarımızdan akıveriyor. Fakat engellememek gerek sonuna kadar akıtmalı. Benim yarım kaldı ve hala doluyum.
Kasım 2012

Tamer Ersan  bu yazıyı beğendi:

Bir Balığın Hikayesi

Okumak isteriz elbet diyerek sızlandık bir yerlerde, merakta bunun cabası sönecek bir kor değil tabi. Bilinmeyenlerin gizemi değil miydi? MERAK...

Küçük bir gölde uyanan bir balıktan bahsediyorum elbet, gözlerini hayata yeni açmış bir balık bu, çok sevimsiz görünmesine karşın ilerleyen yaşlarında alımlı ve iştah açıcı bir güzelliğe sahip olacak... Koyu gri rengi, parlak pulları olacak, sırtının üzeri lacivertle bambaşka görünecek bir balık bu. Tabi henüz büyümedi, onlar gibi değil, ufacık tefecik ve çok sevimsiz soluk bir beyaz renge mahkum.

Kim dost kim düşman bilmeyenlerimiz olduğu gibi bu balıkta bilmiyor, biraz merak var ama korkuda yüreğine hakim durumda... Yaşadığı yer hiç bir zaman sabit değil, bu yüzden bu korkularla yüzleşmek zorunda, tek başına!

Etrafında neler oluyor merak ediyordu sürekli, korkak bakışlarla yavaş yavaş, gezmeye başladı. Kendi gibi balıkları görünce yabancılamadan aralarına karıştı, bilmediklerini öğrenebilirdi belkide. Aklındaki sorulardan birisi de henüz kendinin ne olduğunu bile bilmiyordu zavallıcık. Karşısına gelen ilk balıkla konuşmak istedi...

- Selam, burada ne yapıyoruz biz, neden üst tarafta yüzenler bize benzemiyor? Neden onlar çok güzel ve iri de biz böyleyiz? (Aklına gelen soruları nefes almadan sormaya başladı)

- Hmm, gördüğün gibi biz senden biraz büyüğüz, yukarda yüzenler ise bizden büyük, buranın tek bir amacı var, hayatta kalmak için beslenmeliyiz, yalnız büyük balıklar her zaman küçük balıkları yutar. Bu yüzden biz sığdırgınların aralarında yosunlara yakın yüzeriz, mercanların küçük delikleri bizi onlardan saklar. Bizde bu şekilde onlar gibi büyüyebiliriz. Yalnız sana bir isim vermemiz gerekiyor, sen ve sana benzeyen kardeşlerini bu şekilde ayırabiliriz. (Bir isim düşünmeye başlamışlardır.)

Balıklar ona isim düşünürken bizim ufaklık duyduklarının şokunu henüz üzerinden atamamıştır.

- Bak sana bundan sonra Letaz diyeceğiz, kendini diğer balıklara bu şekilde tanıtabilirsin...

Letaz isminin bile anlamına sormadan hüzünlü bir şekilde kendini diğer balıkların arasına bıraktı. O kadar çok düşünmeye başladı ki, acıktığının bile farkında değildi.

- Hey sen, buraya gel!... diye, bir ses işitti...

Kendini toparlamasını sağlayan sese doğru ilerledi.

- Bak kardeş çok dalgınsın, dikkat etmessen başka bir balığın kahvaltısı olabilirsin. Başını öne eğme, mücadeleni kesinlikle bırakma. Bizimle gel, acıkmışındır, beraber karnımızı doyuralım.

Daha bu balıkları bile tanımıyordu ama sesslerindeki ifadeler Letaz"ı etkilemiş olmalı ki, onalarla beraber aç karnını doyurmaya gitmekten korkmadı.

Cesareti bazen bizler içimizde uyurken buluruz, onu uyandıracak sesler ise bizi kendimize getiren bir güç olarak görürüz. Letaz kendinden daha emin olarak bu balıklarla bir süre arkadaşlık etti ve öğrenmesi gereken herşeyi öğrendi. Ama, aslında bilmediği daha çok şey vardı! Karşısına bu güne kadar çıkmamış bir balık... O nu görür görmez içini bir sıcaklık kaplamıştı. İsmi, Delvi olan bu balık, koyu mavi parlak pulları, yüzgeçlerinin uçları yeşilimsi sarıya çalan uçuk bir renk hakimdi. Gözleri iri ve yuvarlak, kuyruğu ise aynı yeşilimsi sarıyla özenle işlenmiş bir balıktı sanki.

Aşk ne demektir, onuda çok duymuştu ama hiç hissetmemişti, yaşaması gereken bir hediyeyi bu küçük gölde teslim aldı. Delvi de, aynı şeyleri Letaz için hissetmişti. Gözlerini birbirlerinden alamayan bu iki farklı balık, yaşam mücadelerini beraber vermeye karar kıldılar...

(Devamını daha sonra yazacağım, bu hikaye sessiz kalmak istediğim bir konu için yazılıyor önemle duyrulur)
Kasım 2012

Tamer Ersan  bu yazıyı beğendi:

Kasım 2012

Tamer Ersan bir yanıta alt yorum yaptı

Haklısın galiba. zamanında çok engellediğim için ağlayamıyorum sanırım.
Son günlerde çok ağlayan biri olarak cevaplayayım. Ağlamak için bir şey yapmaya gerek kalmıyor birikmişlikler zamansız, yersiz göz yaşlarımızdan akıveriyor. Fakat engellememek gerek sonuna kadar akıtmalı. Benim yarım kaldı ve hala doluyum.
Kasım 2012

Tamer Ersan bu yanıtı beğendi:

Uzun süredir ağlayamayan biri ağlamak için ne yapmalıdır?

Son günlerde çok ağlayan biri olarak cevaplayayım. Ağlamak için bir şey yapmaya gerek kalmıyor birikmişlikler zamansız, yersiz göz yaşlarımızdan akıveriyor. Fakat engellememek gerek sonuna kadar akıtmalı. Benim yarım kaldı ve hala doluyum.
Kasım 2012

Tamer Ersan yeni bir  soru  sordu.

Kasım 2012

Tamer Ersan bir yanıt verdi.

Homofobik insanlar hakkında ne düşünüyorsunuz?

Bende homofobik bir kişiliğe sahibim. Eleştirmek de benim en doğal hakkım diye düşünüyorum. Sonuçta ortada doğaya aykırı bir durum var.

Kasım 2012

Tamer Ersan bu yanıtı beğendi:

Homofobik insanlar hakkında ne düşünüyorsunuz?

kapı komşunuzun homoseksüel olması durumunda hissedeceğiniz iğrenme, çekinme ve dahi çantasında çıkaracağı falçataya karşı; "tırsma durmunun bilimsel ismi homofobia. son derece doğal karşılıyorum bu durumu nasıl ki homoseksüel insanları normal karşılıyorsam. homofobik insanlarında bu tür duygulara  kapılmaya hakları olduğunu düşünüyorum.
hatta homoseksüel eğilimlerini tacir sıfatıyla icra eden bir kapı komşumuz olduğunu düşündüğümüz de ve hele hele gecenin yarısı kapımızı çalan müşterilerin okşan a gelmiştik pardon demesi homofobiyi,  homofomania ya çevireceğinden hiç şüphem yok.
Kasım 2012

Tamer Ersan bu yanıtı beğendi:

Homofobik insanlar hakkında ne düşünüyorsunuz?

Bir gün aciz olmaktan korkan kişinin bu korkusunu sakatlara karşı ayrımcılık geliştirerek dışa vurması gibi, içinde homoseksüel potansiyel barındırıyor olmaktan korkan kişinin bu korkusunu homoseksüellere karşı ayrımcılık geliştirerek dışa vurmasıdır.. Bu illa homoseksüel olduğumuz anlamına gelmez..  

Bazen homofobi ya anal uyarımlardan zevk alırsam korkusu ile de kendini göstermektedir.. Bu noktada bilinmelidir ki tüm insanlar erojen bölgelerden uyarılırlar, makat da erojen bir bölgedir ve dışkılamaktan, dışkıyı tutmaktan, anal uyarımlardan zevk almak homoseksüellik göstergesi değildir.. 
Kasım 2012

Tamer Ersan bir yanıta alt yorum yaptı

Yorumun güzel olmuş.
"Aslında toplumlar evliliğe giden yolda tüm engellemeleri koyup boşanmada tümünü kaldırmalı. Toplum insanların bu denli kolay evlenebilmesine izin vermemeli. Mahkemeler engellemeler koymalı -mesela evlilikten önce en az iki yıl birlikte yaşamayı şart koşmalı.

Şimdi ise olan bunun tam tersi. Evlenmek istediğinde kimse sana hazır olup olmadığını ya da bunun geçici bir heves olup olmadığını sormaz -bir kadınla sadece burnunu beğendiğin için evlensen bile. Ne büyük aptallık ! Kimse sadece güzel bir burunla yaşayamaz ki! İki gün sonra burun tamamen unutulur. Kim kendi karısının burnuna bakar ki? Kadın asla güzel görünmez, koca asla güzel görünmez. Birbirinizi tanıdıkça güzellik yok olur.

İki insanın evlilik öncesinde birbirlerini yeterince tanımalarına mutlaka fırsat verilmelidir. Daha önce evlenmeleri engellenmelidir. Ancak o zaman boşanmalar dünya yüzünden tamamen yok olur. Boşanmalar yanlış ve zoraki evlilikler yüzünden vardır. Evliliklerin romantik bir ruh haliyle yapıldığı için vardır."


-OSHO

Kasım 2012

Tamer Ersan bu yanıtı beğendi:

Türkiye'de boşanma oranları neden hızla yükseliyor?

Kadınların ekonomik özgürlük kazanmasıyla alakalı eskiden kadınlar çaresiz oldukları için katlanıyorlarmış, artık katlanmıyorlar.
Kasım 2012

Tamer Ersan bir yanıt verdi.

Türkiye'de boşanma oranları neden hızla yükseliyor?

İnsanlar bilinçleniyor. Eskiden olsa kadın boşanmaktan korkardı. Kocasının her şeyine katlanırdı. Çünkü boşanma durumunda baba evine gidecekti ve kendi ayakları üzerinde kalma şansı yoktu. Kısacası insanlar bilinçsizdi. Son yıllarda insan bilinçlendi. Kadınlar kendi ayakları üzerinde durmaya başladı. Kocaya bağlılık maddi olarak azaldı. Diğer yönden bakacak olursak avrupaileşmeyle açıklayabiliriz.
Kasım 2012

Tamer Ersan bu yanıtı beğendi:

Kredi derecelendirme kuruluşlarının Türkiye'nin kredi notunu ısrarla arttırmamalarının sebepleri ve bunun ekonomik kaybı nedir?

Görece kriz ortamında ki güçlü duruş ana sebebi. Ekonomik bi kayıp yaratacağı varsayımına nerden vardın.
Daha Fazla

İlgilendiği KonularTümü

Newsweek

20 Kişi   1 Soru

Saddam Hüseyin

6 Kişi   1 Soru

Devlet Yurdu

13 Kişi   4 Soru

Basın

63 Kişi   20 Soru

Devlet

132 Kişi   78 Soru

Devlet Politikaları

198 Kişi   66 Soru

Gazeteler

69 Kişi   33 Soru

Devlet Kurumları

79 Kişi   20 Soru

Devlet Kuramı

26 Kişi   4 Soru

Devlet Destekleri

43 Kişi   20 Soru

Kendini İfade

16 Kişi   3 Soru

Banu Avar

7 Kişi   1 Soru

Gazetecilik

90 Kişi   28 Soru

Basın Yayın

24 Kişi   10 Soru

Devlet Düzeni

45 Kişi   17 Soru

Ders

279 Kişi   45 Soru

Türkiye Sorunları

1155 Kişi   239 Soru

Devlet İşi

26 Kişi   4 Soru

İfade Özgürlüğü

8 Kişi   3 Soru

Köşe Yazarları

39 Kişi   8 Soru

Ders Programı

85 Kişi   4 Soru

Tutuklu Gazeteciler

9 Kişi   3 Soru

Muhabbet

2151 Kişi   2356 Soru

Sinema

3245 Kişi   301 Soru

Fotoğrafçılık

1944 Kişi   167 Soru

Varoluş Hakkında

2896 Kişi   1061 Soru

Müzik

2969 Kişi   473 Soru

Eğitim

4349 Kişi   644 Soru

İnternet

2616 Kişi   541 Soru