Bilmek istediğin her şeye ulaş

En musica verdades.

Sal - 21:20

Şaman bir yanıta alt yorum yaptı

1- Ben yazıya bir şey katmadım.
2-Yazı zaten başta aşağı siyasi, kadınları aşağılayan, ikinci sınıf vatandaş haline getiren ülke iktidarına karşı. Demek ki yazı sizin için güzel değilmiş.
Saçlarını sevdik, hele bir de sarışınsa daha çok sevdik
Ağızlarını sevdik, hele bir de şehvetli ve dolgun ise daha çok sevdik.
Göğüslerini sevdik...
Bacaklarını sevdik, hele bir de sütun gibiyse bayıldık.
Kalçalarını sevdik...
Gerçekten güzel vücutlu ve "çıtırsa" daha çok sevdik...

Yolda, arabada, televizyonda, internette onlara hep "baktık"
Her yerlerine iyice ve dikkatle baktık.
Pek iyi görememiş olacağız ki bir daha baktık.
Bir daha ve bir daha...
Kadınların her yerlerine baktık ama gözlerine ya hiç bakmadık ya da baktığımızda çok geç olmuştu...

Biz kadınlara çok dokunduk! Onlar istese de istemese de dokunduk.
Son yıllarda dini motiflerden güç bulanlarımız oldu.
Eh! Yozlaşan toplum ve geç gelen hatta hiç gelmeyen adalet olunca da 13-14 yaşındaki çocuklara bile dokunmaya başladık! Sapık damgası yemeyi göze alanlar bile şaşırdı çünkü sapık diye haykıran ne kadar azdı!

Kadınlara dokunmada dünya sıralamasında üst yerlere geldik... 2009 itibariyle rakamlar oldukça "umut verici!!! "

% 40 ını sürekli dövdük
%45 ine duygusal şiddet uyguladık (küfür, hakaret, küçük düşürme)
%16 sına zorla sahip olduk (ve olmaya devam ediyoruz)

Tüm bunlara maruz kalan her 3 kadından biri intihara kalkıştı ama biz hiç oralı olmadık (hem bize ne değil mi? Fener ya da Cimbom maç kaybedince çok üzüldük ama kadınlar söz konusu olunca pek oralı olmadık)

% 9 una daha masum birer çocukken bile dokunduk.

Ama onlar hep sustular. Çünkü konuşsalar kimse inanmazdı. "kim bilir neler yaptın ki sana tacizde ya da tecavüzde bulundu amcan ya da komşun" bu da sana ders olsun, türünden tepkiler görecekti.

Ama bu ders o kadar acıdır ki biz erkekler bilemeyiz. Bizlere sorduklarında %25 imiz "bazı durumlarda kadın dövülür" demeyi doğal bir şey gibi dile getirdik. İslami öğreti yalanları ile kadınları, kız çocuklarını bizlerin kölesi yapmaya başladık ve bu çabalar sonuçlarını vermeye başladı. Artık kadınlar o bildiğiniz kadınlar değil! .

% 51'i erkekler ile tartışmayı bile "saygısızlık" sanıyor artık. %36'sı kendisi para kazansa bile parasını nasıl harcayacağına karar veremeyeceğine inanmış ya da inanmak zorunda kalmış. % 52'si "erkek kadından sorumludur" diyecek kadar kadınlığını unutmuş ya da unutturulmuş. % 49'u "erkek ne zaman isterse bana sahip olabilir benim itiraz hakkım olamaz" diyecek konuma gelmiş ya da getirilmiş!

Hal böyleyken kabul edelim biz kadınları kullanmayı çok sevdik. Evde, işte, siyasette, okulda kısacası her yerde...

Parti kongrelerinde sözde liderler konuşurken arka fonda 3-4 kadın vardı hep. Onlardan vitrin yaptık, imaj yaptık. Başörtülü, normal türbanlı, modern türbanlı ve türbansız...

Parti çalışmalarında kapı kapı dolaşanlar hep kadınlardı. Koşturan ve çabalayan hep kadınlardı. Miting olduğu zaman onları ön sıralara toplayıp karanfiller attık üzerlerine ve iki lafın birinde anam, bacım edebiyatı yaptık ama "ananıda al git" demek bize daha çok yakıştı!

"Cennet anaların ayakları altında" diye diye büyütüldük ama anaları hep ayaklarımız altında çiğnedik, ezdik, tepikledik...

14 şubat sevgililer günü ya da anneler gününde bir kaç saat ara verdik ama sonra yine ezmeye devam ettik.

İş verirken bile onları hep düşündük! İş yerinde gözümüz gönlümüz açılsın ya da malum niyetler ile bayan eleman aranıyor ilanı vermeyi çok sevdik.

Bu ülkede kadın olmanın ne kadar zor olduğunu biz erkekler bilemeyiz. Çünkü artık konuşmuyorlar, konuşamıyorlar, konuşturulmuyorlar.

Dini sömüren ve kullanan karanlık zihniyet kendi kadınlarını yetiştiriyor. Susan, itaat eden ve kaybolmuş kadınlar... Kızlar... Hatta çocuklar... Arada vizyon ya da imaj için ortaya "sürülen" kadınlara bakmayın siz onlar da biliyor "kullanıldıklarını" ama artık düzen kurulmuş.

Bu ülkenin kurucusu Atatürk 1930'lu yıllarda Türk kadınına dünyadaki birçok çağdaş ülkeden önceden hak ettiği hakları verdiğinde umutlanmıştık. Çünkü o Atatürk'tü ve Kurtuluş Savaşında bebeğinin kundağında mermi taşıyan anayı ya da cephede erkeği ile göğüs göğüse savaşan bacısını unutmamıştı. İhanet edemezdi ve etmemişti de. Ama biz ihanet ettik! Türkiye nereye gidiyor? Diye soruyor herkes birbirine.

Oysa cevap ne kadar da açık değil mi? Türkiye hızla ve şevkle karanlığa gidiyor. Hatta koşuyor...

Çünkü kadın yok oluyor, yok ediliyor...
Benim annem, kız kardeşim, sevgili kızım yok oluyor...

Kadını yok olan ülkenin gideceği yol bellidir. Karanlık ve onursuz bir gelecek...

Bu işi planlı yürütenler islami motifler ya da örnekler ile kadının ikinci sınıf konuma gelmesini doğal karşılamamızı bekliyorlar. Bu işe Kuran-ı Kerim'i ortak koşmaları ne acı... Mesela miras hukuku; erkek çocuğa 2 pay, kız çocuğa 1 pay ya da kadının erkeğe itaat etmesini empoze eden garip ayet ya da sureler... Belli ki burada büyük bir istismar var. Çünkü tüm Tanrı'nın kendi yarattığını aşağılaması söz konusu bile olamaz değil mi? Kuran'ı kendi amaçları için yorumlayanlar kadını ikinci plana atmayı çok seviyor olabilir ama biz hiç sevmedik.

Lütfen artık kadınlara beyinleriniz ve gözlerinizle bakmaya başlayın.

- *Yazarı için lütfen yorumları okuyunuz..

Kadınlar
Pzt - 19:52

Şaman bu yanıtı beğendi:

İnsanı biyolojik olarak yöneten organ aslında hangisidir?

Soruda yönetim sorulunca biraz garip oluyor. Bu bir çemberin başlangıç yerini düşünmek gibi bir şey.

Yalnız organ yerine organel sorulsaydı kısa bir süre için yönetiyor kelimesinin cevabı olabilirdi.
Örneklersek,
Temelde yumurta ve spermden gelen kalıtım materyalinin karışımı zigotu yöneterek ikiye bölünmesini sağlar. Morula(32 hücreli) evresinden sonra yönetim kendisini denetlemeye bırakır.

Yani,

İlk düşünüldüğünde akıllara ''kesin bunlarıda yöneten birisi olmalı '' düşüncesi gelebilir. Nedeni, zihnin gördüğü şemaları tekilleştirme eğiliminden kaynaklıdır. ( Örneğin, EGO; ''ortada bir topluluk varsa yöneten biri olmalı ve o ben olmalıyım'' der. )

İşin aslı vücudumuzda yönetimin mekanizmalarının değil denetleme mekanizmalarının olduğudur. Tüm doku ve organlar birbirini denetleyerek hayatta kalır ve varlıklarını sürdürürler. Böylelikle ben, sen ve o olabilir. Tabi kansere yakalanmadığımız sürece. . .
Mart 19 - 11:13

Şaman bir yanıta alt yorum yaptı

Martı da sayılıyor muydu üstat? Onu sevmiştim. C:
Martı Jonathan Livingston, Richard Bach
Savaşçı, Doğan Cüceloğlu

The Art of Thinking Clearly, Rolf Dobelli
Mart 19 - 11:12

Şaman bu yanıtı beğendi:

Şimdiye kadar okuduğunuz kişisel gelişim kitapları?

Martı Jonathan Livingston, Richard Bach
Savaşçı, Doğan Cüceloğlu

The Art of Thinking Clearly, Rolf Dobelli
Mart 15 - 20:56

Şaman bir yanıta alt yorum yaptı

Orhan Tutum bu yanıtı neden soruya yanıt olarak yazacağınıza bana yazdınız?
Madde 75 - Milletvekili sayısından başlayabiliriz. 50 tane daha milleti düşünmeyen adam ya da kadının ömür boyu paşalar gibi bakılmasına karşıyım.

Madde 101 - Seçilecek cumhurbaşkanının partili olmasına da karşıyım. Bu durumda çıkartılan yasalarda meclis ve cumhurbaşkanı karşılıklı birbirlerini denetlemeyecek, halihazırda anayasa delinerek işletilen suç sistemi işlemeye legal olarak devam edecek.

Madde 105 - Cumhurbaşkanı suç işlediği durumda ki diploma olmadan makamda olmak bile anayasal bir suç, onu sadece meclisteki salt çoğunluk denetleyebilecek ki aynı zamanda iktidar partisinin de başkanı olacak kişiyi kimse denetleyemeyecek.

Madde 106 - Cumhurbaşkanı yardımcılığı makamı getiriliyor ki örneğini Azerbaycan'ın Tayyip Erdoğan'ında gördük.

Madde 119 - Cumhurbaşkanına verilen OHAL ilan etme yetkisi de tek bir elde olduğunda fevri, adaletsiz vb kullanılabilecek ki tersini nedense düşünemiyorum.

Madde 142 - Askeri mahkemelerin kurulması da yasayla engellenecek yani askerleri de Cumhurbaşkanının atayacağı hakimler yargılayacak. Cumhuriyeti yok ederken askeriyeden gelebilecek tepkilere karşı bir tedbir alınmış görünüyor bu maddeyle.

Madde 159 - HSYK'nın başkanı yine Cumhurbaşkanının direkt kafasına göre seçtiği adalet bakanı olacak, bir üye de yine aynı şahsın seçtiği adalet bakanlığı müsteşarı olacak. Kurulun bir kısmı iktidar partisi diğer kısmı ise Cumhurbaşkanı tarafından atanacak yani tümü Cumhurbaşkanı tarafından atanacak. Böyle bir kurumdan adalet beklemek imkansız olacak. Madde 146'da bahsi geçen Anayasa mahkemesi de aynı şekilde Cumhurbaşkanının hegemonyasına alınacak.

Madde 8 - Yürütme yetkisini %100 olarak tek kişiye yani Cumhurbaşkanına veriyor. Zaten yasama da partisiyle onun elinde keza yargı da. Yani demokrasinin olmazsa olmazı güçler ayrılığında bahsettiğimiz üç erkin tamamı Cumhurbaşkanına geçiyor.

Madde 15 - Temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması sadece Cumhurbaşkanının OHAL ilan etmesine bağlanıyor.

Madde 73 - Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve indirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapmak yetkisi Cumhurbaşkanına verilebilir.


Madde 117 - Silahlı kuvvetlerden de Cumhurbaşkanı mesul olacakmış. Aynı zamanda o kişi devletin baş komutanı oluyor. Yasama, yürütme, yargıdan sonra askeriyenin de başı aynı kişi olacak.

Madde 118 - Milli güvenlik kurulu da tamamen Cumhurbaşkanı ve onun atadığı genel kurmay başkanı tarafından atanacak.

Madde 124 - Cumhurbaşkanı kanunlarla çelişmediği sürece KHK çıkartma yetkisine sahip olacak. Yani eğer meclisteki partisiyle istediği yasaları çıkartamazsa KHK çıkartarak yoluna devam edecek.

Madde 131 - YÖK'ün de artık sadece Cumhurbaşkanı tarafından seçilmesini öngörüyor.

Madde 154 - Yargıtay da Cumhurbaşkanının HSYK'sı tarafından yani yine aynı kişi tarafından seçilecek.

Madde 155 - Danıştay da aynı Yargıtay gibi seçilecek.

Görünüşe göre tüm devleti tek bir kişiye devretmeye hazırlanıyoruz. İşlevsiz meclisi, CB'deki meclisi fesih yetkisi ve KHK çıkarma haklarıyla sistemin 3. Meşrutiyetten bir farkı yok. Yasama, yürütme, yargı ve askeriyeyi bir kişiye devrederseniz o kişi sadece bir otokrata dönüşebilir. Meşrutiyet, halifelik, şeriat gibi geri dönemlerin sistemlerine dönüp kulun kulu olarak yaşamak isteseydim kararım evet olurdu ama ben bunlara karşıyım. Yani kararım hayır olacaktır. Akape ve kurmayları tarafından yapılan kirli siyaset sandıktan evet çıkarsa kepazeliğin nerelere varacağı hakkında bir fikir veriyor. Bir muhalefet partisinin eş başkanlarını kendi ürettikleri senaryolarla içeride tutuyorlar, bu bile hayır demeye yeterli olmalı, nitekim adalet bir gün herkese lazım olacaktır, hatta akapelilere bile. Görüyorsunuz Almanlardan bir şamar yediler adalet, demokrasi diye ağlıyorlar. Dışarıda demokrasi aramadan önce içeride hayırcılara yaptıkları zulmü bir gözden geçirseler iyi olacak.
Mart 14 - 22:17

Şaman bir yanıt verdi.

Şimdiye kadar okuduğunuz kişisel gelişim kitapları?

Erich Fromm'dan Sevme Sanatı'nı okumuştum 85 yılıydı sanırım ama o zamanlar kişisel gelişim kavramı yaygın değildi. Sonrasında o tür kitaplara sadece göz attım. Sanırım yazarları bana kişilik açısından çok gelişmiş gelmediklerinden ama hayattaki her izlenim gibi yanılsama da olabilir.
Mart 08 - 19:49

Şaman bir yanıt verdi.

İnşaat Mühendisliği okuyorum ve bir firmaya girmek istiyorum çünkü oto-kontrol denen bir şey bende yok ve ancak kendimi bir şeyler yapmaya mecbur bırakırsam kendimi geliştirebileceğimi düşünüyorum. Sizce bir firmaya gitsem ve durumu anlatsam beni kabul ederler mi yoksa ayakbağı olarak mı görürler?

Dersleri geçmeye zorunlu olmanız sizi motive edemiyor ama para kazanmak için bir işi yapmak zorunda olmanız sizi motive mi edecek? Bence aileniz sizi yeteri kadar destekliyorsa derslere odaklanın, para kazanmak istiyorsanız da ders verin ya da İnternet işleri gibi marjinal işler yapın (ödev hazırlamak, tercüme, vb). Zaten bir şirkete şu anda çalışan olarak girerseniz sizinle çok fazla uğraşmaları gerekir. 3. Sınıftan sonra çalışmaya başlayabilirsiniz, o zaman aslında mühendislik eğitiminiz tamamlanmış olur ki o zamandan önce iş yerinde de kendinizi geliştirmeniz zor.
Mart 08 - 19:33

Şaman bir yanıta alt yorum yaptı

O kadar da zorunlu değilsiniz. C: Yaratıcı, üretken insanların çoğu asosyaldir. Bizim sektörde asosyallik bir yere kadar tolere edilir. Oldukça yüksek stres altında çalışıyoruz ve birileriyle uzun süre çalışırsanız arada onların asosyal davranışlarını çekersiniz arada da onlar sizi çeker. Teknik iletişim de oldukça kolaydır yani problem olmayacaktır ama yönetici olursanız ki her mühendis belli bir yaştan sonra buna mecbur kalacaktır işte o zaman iletişim becerileri çok önemli olur. Bence okulunuzda beceremeseniz bile en geç iş yaşamında kader ortaklarınızla iletişim kurarsınız, sonuçta omuz omuza katlanılması gereken bir makus kaderiniz olacak. Bence şimdilik asosyallik inancınızı bir kenara bırakıp kendinizi geliştirmeye bakın. İletişim yetileri ne kadar önemli olsa da bir mühendis için teknik yetiler on kat daha önemlidir. İstediğiniz hızda yükselemeseniz bile yine de makul bir hızda yükselirsiniz.
Ahahahaaa... Zormuş meslektaş. Asosyal derken iletişim zorluklarından bahsediyorsanız problemi çözemeseniz bile kontrol altına almak zorundasınız. Tabi bu inşaat mühendisi için. Mesela kodlama yapan mühendisin asosyali makbuldür.
Mart 06 - 19:09

Şaman bir yanıt verdi.

Asosyal bir mühendis nasıl kariyer yapar?

Ahahahaaa... Zormuş meslektaş. Asosyal derken iletişim zorluklarından bahsediyorsanız problemi çözemeseniz bile kontrol altına almak zorundasınız. Tabi bu inşaat mühendisi için. Mesela kodlama yapan mühendisin asosyali makbuldür.
Mart 06 - 19:02

ŞamanMurat Dalmiş kişisini takip etmeye başladı

Murat Dalmiş, Mimarlık Öğrencisi, @muratdalmis

Mart 05 - 20:55

Şaman bir yanıt verdi.

Referandumda oy hırsızlığı olacağına inanıyor musunuz?

Ben şöyle olacağına inanıyorum, son yıllardaki tüm seçimlerde olduğu gibi oy çalınacak, elektrikler kesilecek, SEÇSİS kurcalanacak, bir yandan Suriyeliler vatandaş yapılacak ya da yapılıyordur bile, engelli ve hasta insanların yanı sıra bunamış ve zihinsel engelliler de sandıklara taşınacak ve oy verdirilecek, bazı kurumlar damgalanmış oyların fotoğrafını görmek isteyecek, makarna, nohut, buğday, kömür vb dağıtılıyordur zaten yeteri kadar. . .
Mart 04 - 13:59

Şaman bir yanıt verdi.

Sizce referandumda neden evet veya hayır demeliyiz?

Madde 75 - Milletvekili sayısından başlayabiliriz. 50 tane daha milleti düşünmeyen adam ya da kadının ömür boyu paşalar gibi bakılmasına karşıyım.

Madde 101 - Seçilecek cumhurbaşkanının partili olmasına da karşıyım. Bu durumda çıkartılan yasalarda meclis ve cumhurbaşkanı karşılıklı birbirlerini denetlemeyecek, halihazırda anayasa delinerek işletilen suç sistemi işlemeye legal olarak devam edecek.

Madde 105 - Cumhurbaşkanı suç işlediği durumda ki diploma olmadan makamda olmak bile anayasal bir suç, onu sadece meclisteki salt çoğunluk denetleyebilecek ki aynı zamanda iktidar partisinin de başkanı olacak kişiyi kimse denetleyemeyecek.

Madde 106 - Cumhurbaşkanı yardımcılığı makamı getiriliyor ki örneğini Azerbaycan'ın Tayyip Erdoğan'ında gördük.

Madde 119 - Cumhurbaşkanına verilen OHAL ilan etme yetkisi de tek bir elde olduğunda fevri, adaletsiz vb kullanılabilecek ki tersini nedense düşünemiyorum.

Madde 142 - Askeri mahkemelerin kurulması da yasayla engellenecek yani askerleri de Cumhurbaşkanının atayacağı hakimler yargılayacak. Cumhuriyeti yok ederken askeriyeden gelebilecek tepkilere karşı bir tedbir alınmış görünüyor bu maddeyle.

Madde 159 - HSYK'nın başkanı yine Cumhurbaşkanının direkt kafasına göre seçtiği adalet bakanı olacak, bir üye de yine aynı şahsın seçtiği adalet bakanlığı müsteşarı olacak. Kurulun bir kısmı iktidar partisi diğer kısmı ise Cumhurbaşkanı tarafından atanacak yani tümü Cumhurbaşkanı tarafından atanacak. Böyle bir kurumdan adalet beklemek imkansız olacak. Madde 146'da bahsi geçen Anayasa mahkemesi de aynı şekilde Cumhurbaşkanının hegemonyasına alınacak.

Madde 8 - Yürütme yetkisini %100 olarak tek kişiye yani Cumhurbaşkanına veriyor. Zaten yasama da partisiyle onun elinde keza yargı da. Yani demokrasinin olmazsa olmazı güçler ayrılığında bahsettiğimiz üç erkin tamamı Cumhurbaşkanına geçiyor.

Madde 15 - Temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması sadece Cumhurbaşkanının OHAL ilan etmesine bağlanıyor.

Madde 73 - Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve indirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapmak yetkisi Cumhurbaşkanına verilebilir.


Madde 117 - Silahlı kuvvetlerden de Cumhurbaşkanı mesul olacakmış. Aynı zamanda o kişi devletin baş komutanı oluyor. Yasama, yürütme, yargıdan sonra askeriyenin de başı aynı kişi olacak.

Madde 118 - Milli güvenlik kurulu da tamamen Cumhurbaşkanı ve onun atadığı genel kurmay başkanı tarafından atanacak.

Madde 124 - Cumhurbaşkanı kanunlarla çelişmediği sürece KHK çıkartma yetkisine sahip olacak. Yani eğer meclisteki partisiyle istediği yasaları çıkartamazsa KHK çıkartarak yoluna devam edecek.

Madde 131 - YÖK'ün de artık sadece Cumhurbaşkanı tarafından seçilmesini öngörüyor.

Madde 154 - Yargıtay da Cumhurbaşkanının HSYK'sı tarafından yani yine aynı kişi tarafından seçilecek.

Madde 155 - Danıştay da aynı Yargıtay gibi seçilecek.

Görünüşe göre tüm devleti tek bir kişiye devretmeye hazırlanıyoruz. İşlevsiz meclisi, CB'deki meclisi fesih yetkisi ve KHK çıkarma haklarıyla sistemin 3. Meşrutiyetten bir farkı yok. Yasama, yürütme, yargı ve askeriyeyi bir kişiye devrederseniz o kişi sadece bir otokrata dönüşebilir. Meşrutiyet, halifelik, şeriat gibi geri dönemlerin sistemlerine dönüp kulun kulu olarak yaşamak isteseydim kararım evet olurdu ama ben bunlara karşıyım. Yani kararım hayır olacaktır. Akape ve kurmayları tarafından yapılan kirli siyaset sandıktan evet çıkarsa kepazeliğin nerelere varacağı hakkında bir fikir veriyor. Bir muhalefet partisinin eş başkanlarını kendi ürettikleri senaryolarla içeride tutuyorlar, bu bile hayır demeye yeterli olmalı, nitekim adalet bir gün herkese lazım olacaktır, hatta akapelilere bile. Görüyorsunuz Almanlardan bir şamar yediler adalet, demokrasi diye ağlıyorlar. Dışarıda demokrasi aramadan önce içeride hayırcılara yaptıkları zulmü bir gözden geçirseler iyi olacak.
Mart 01 - 21:37

Şaman bir yanıta alt yorum yaptı

Bu zor bir soru olmuş C: Her inşaat mühendisi bir evin statik hesabını yapmayı bilmelidir. Yani statik programı öğrenmekten sakınmayın. Jeolojiye, zemine ilgi duyuyorsanız zemin hesaplarını yapmayı öğrenmeniz de lazım ki onlar da statik hesapları, yani zemin hesaplarına uygun yazılımların da zararı olmaz. Her durumda iş programına da hakim olmanız gerekecek bir de iş programı yazılımı. Mühendis insan olanla yetinmez kendisi de bir şeyler yazmak ister yani bir iki de yazılım dili hoş olur. Bir de su grubu var ki evlere şenlik, suya ilgi duyuyorsanız orası ayrı bir dünya ki ben onu bilmiyorum. Asfaltın bile mühendisliği var, statik, zemin ve iş yönetimini çözdükten sonra başka neye ilgi duyuyorsanız o yöne gidebilirsiniz.
O yazılımlar çok fazla, kaliteli, dolayısıyla pahalı emeğe mal oluyor. Ben birkaç Excel (üstüne VB) ve bolca script yazdım ve biliyorum ki sadece tek bir kesit tipi için bir artgermeli köprü excel'i yazmak bile en az iki ay (günlük ortalama 12 saat, haftada 7 gün) sürüyor. Bir de yüzlerce farklı tip artgerme, öngerme ya da betonarme köprü hesaplayabilen ve ciddi ergonomik bir grafik arayüzü olan CSI Bridge'in arkasındaki emek yoğunluğunu düşünün ki bir de yazılımın sürekli geliştirildiğini de unutmayın. Bence kar eden şirketlerin tümü giderlerine yazılımları da katmalıdır.
Şubat 28 - 18:24

Şaman bir yanıta alt yorum yaptı

Olur mu hiç öyle şey. Bu yazılımların mutlaka öğrenci versiyonları da var, hocalarınıza sorun, biraz paylaşımcı olsunlar. Kaldı ki kar elde etmediğiniz sürece kırık yazılım da kullanabilirsiniz ki yurdumuzda çoğu firma da Autocad hariç tüm yazılımları kırık kullanır (Autocad artık en dandik CAD yazılımı kalmasına rağmen ülkemizde bolca kullanılıyor ve lisansları baskınlarla kontrol ediliyor.). "Bence kar eden şirketlerin tümü giderlerine yazılımları da katmalıdır." yazmamın nedeni zaten o yazılımların hemen her yerde kırık kullanılmasıdır. Yazılım üreticileri de aslında bakarsanız ülkelerdeki alım gücüne göre yazılım fiyatlarını ayarlamalılar, tamam ABD'de o yazılım için harcanan emek o kadar pahalı olabilir ama bizde o emek en fazla ABD'dekinin %20 fiyatına yani yazılım da %20 fiyatına olmalı. O yazdığınız fiyatlar ABD fiyatları ve tüm dünyada geçerli. Ya 3. dünya ülkesi fiyatları yapmalılar ya da yazılımları kırık kullanılır.
O yazılımlar çok fazla, kaliteli, dolayısıyla pahalı emeğe mal oluyor. Ben birkaç Excel (üstüne VB) ve bolca script yazdım ve biliyorum ki sadece tek bir kesit tipi için bir artgermeli köprü excel'i yazmak bile en az iki ay (günlük ortalama 12 saat, haftada 7 gün) sürüyor. Bir de yüzlerce farklı tip artgerme, öngerme ya da betonarme köprü hesaplayabilen ve ciddi ergonomik bir grafik arayüzü olan CSI Bridge'in arkasındaki emek yoğunluğunu düşünün ki bir de yazılımın sürekli geliştirildiğini de unutmayın. Bence kar eden şirketlerin tümü giderlerine yazılımları da katmalıdır.
Şubat 27 - 21:06

Şaman bir yanıt verdi.

Mühendislik yazılım programları neden bu kadar pahalılar? Bu programları bu kadar pahalı yapan nedir?

O yazılımlar çok fazla, kaliteli, dolayısıyla pahalı emeğe mal oluyor. Ben birkaç Excel (üstüne VB) ve bolca script yazdım ve biliyorum ki sadece tek bir kesit tipi için bir artgermeli köprü excel'i yazmak bile en az iki ay (günlük ortalama 12 saat, haftada 7 gün) sürüyor. Bir de yüzlerce farklı tip artgerme, öngerme ya da betonarme köprü hesaplayabilen ve ciddi ergonomik bir grafik arayüzü olan CSI Bridge'in arkasındaki emek yoğunluğunu düşünün ki bir de yazılımın sürekli geliştirildiğini de unutmayın. Bence kar eden şirketlerin tümü giderlerine yazılımları da katmalıdır.
Şubat 27 - 20:47

Şaman bir yanıt verdi.

Mühendislik mi daha önemlidir sanat mı?

Şimdi Maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisine bakmamız gerekir öncelikle.



Mühendislik

İnsanın en önemli ihtiyaçları görüldüğü gibi yemek, içmek, seks, giyim, uyumak, solumak ve barınmaktır. Bu maddelerin çoğu özellikle de "barınmak" sadece mühendislik sayesinde mümkündür. Sonuçta artık mağara ya da çadırlarda yaşamıyoruz. Hiyerarşik olarak şemaya bakarsanız görürsünüz ki sanatı da kapsayan estetik değerler 3. Ana seviyenin ikinci basamağındadır. Yani önemi ihtiyaca atfedersek ki temel ihtiyaçlar karşılanmadan diğer ihtiyaçlara sıra gelmez, mühendislik sanattan daha önemlidir. Evi, giyeceği, seksi, havası, suyu, yiyeceği, uyuyacak yeri ve zamanı olan insan öncelikle sosyal ihtiyaçlarını tatmin etme yoluna girer. Bu tabi ki manevi ihtiyaçlardan da ayrılamaz; kimi sosyalizasyonunu sanat galerisinde sağlarken kimi de camide sağlar ki ikisi de manevi ihtiyaçlar grubundadır. Bir insanı 15 gün sanatsız bırakırsanız ardından aynı insanı 15 gün susuz bırakırsanız hangisinin önemli olduğunu kendiniz de gözlemleyebilirsiniz. Suyu da kapımıza, bakkalımıza vb mühendislik getirir, sanatçının bir payı yoktur.

Sanatçının da payının olduğu mühendislik ürünleri tabi ki vardır. En önemlisi mimaridir. Yine de her insan öncelikle kafasına yağmur yağmayan bir çatıya ihtiyaç duyar ardından o ortamın güzelliğini inceler.

Mühendislik
Bu da piramit olarak. Mühendislik tabanda sanat ise 6. kademede.
Şubat 2017

Şaman bir yanıt verdi.

Atalet momenti nedir? Bir inşaat mühendisi için önemi ne derecededir? Atalet momenti en iyi nasıl anlaşılır? Öğrenmek neden bu kadar zor?

Bir cismin ivmelenmeye karşı direncidir.
İnşaat mühendisinin kullandığı temel, ilk, en önemli formüldür.
Dikdörtgen kesitler için 1/12 bh³ olur, 1/6 bh² de mukavemet momentidir yani diğerinin türevi gibi bir şey :) Türev ve integral de bu tür ilişkileri anlayabilmek hatta bazen bir temel altındaki basıncı bulmak için de gereklidir. Neyse atalet momentine gelirsek cismin tarafsız ekseni etrafında döndürülmeye çalışılınca her noktasının harekete karşı direncinin toplamıdır bu etki cismin partikülleri dönme merkezinden uzaklaştıkça artar yani mesafe büyüdükçe etki de mesafenin karesi oranında artar bu nedenle de momentsel bir etkidir. 30 santimlik bir cetveli önce parmaklarınız yardımıyla uzun ekseni etrafında çevirin sonra da kısa ekseni etrafında aynı şekilde parmaklarınızın arasında çevirin. İkinci işlemde aynı kütleye ve geometriye sahip cetvelin uzun ekseni etrafında kısa ekseni etrafında olduğundan daha kolay çevrildiğini fark edeceksiniz. Formüle baktığınızda göreceksiniz ki bu zorlanma, yüksekliğin yani cetvelin boy en oranının küpüyle doğru orantılı olmak zorunda. Bizim mesleğe bunun etkisi şöyle oluyor eğer kirişimiz yeterli atalet momentine sahip değilse yüksekliği azıcık arttırıyoruz ve kocaman atalet momenti ihtiyacını karşılıyoruz. Ya da yükseklikle ilgili bir problemimiz varsa yan yana bir sürü kiriş koyarak işi çözüyoruz, yanyana kirişleri dizmek genellikle gayri iktisadi görünse de iskele ve kalıp ihtiyacını ortadan kaldırdığından yine de hesaplı olabiliyor.

Bir atalet momentinden neler çıktı C:
Aslına bakarsanız integral ve türevi gerçekten özümserseniz bütün mühendisliği çözersiniz. Biliyorum kulağa zor geliyor ama zor zaten...
Şubat 2017

Şaman bir yanıta alt yorum yaptı

Eğitim şart üstat, yıllarca Milli eğitim bakanı olan adam bugün turizm bakanı, hayvanat bahçesi müdürü TÜBİTAK müdürü... Örnekler çoğaltılabilir, eğitim şart ama onun olabilmesi için önce liyakat şart. Geçenlerde sınav yapıldı ve dersi veren hocalar derslerinden kaldılar. Yarım milyondan fazla işsiz öğretmen varken nasıl olur da eğitim fakülteleri sonuna kadar dolu olur?
Cep telefonlarının başparmakla yönetilen kısıtlı dünyasında uzman olan yeni neslin doğru dürüst bir Excel tablosu bile yapamaması sizce de garip değil mi? Çoğu, içine doğmuş olmasına rağmen teknolojinin en sığ kullanıcısı sıfatını "kelimenin tam anlamıyla" hak ediyor. İki dakikadan daha uzun süren her türlü yazı, yeni nesil için okunamaz uzunlukta. Dolayısıyla herhangi kapsamlı bir şeyi öğrenmekte zorlanıyorlar. Gerçekten ben de teknolojiyi sonradan öğrenenlerle teknolojinin içine doğmuş yeni nesil arasında büyük bir bilgi uçurumu olduğunu düşünüyorum ama ters yönde. Uygulamaları tırnaklarıyla kazıya kazıya üretmeye çalışan ve genellikle de başarılı olan benim neslimle uygulamanın kullanım alanını bile okuyup öğrenmekten aciz yeni nesil arasında tabii ki bilgi uçurumu vardır ve bu, problem çözmeye de yansır, sonuca gitmeye de...
Şubat 2017

Şaman bu yanıtı beğendi:

En çok gidip görmek istediginiz ülke hangisidir?

Seyşeller.. .
Şubat 2017

ŞamanPompei kişisini takip etmeye başladı

Pompei, İnşaat Mühendisliği Öğrencisi, @pompei

Daha Fazla

İlgilendiği KonularTümü

İnşaat Mühendisliği

225 Kişi   104 Soru

Mühendislik Meslek Odaları

863 Kişi   48 Soru

Ses Sanatçısı

19 Kişi   10 Soru

Müzik

2877 Kişi   472 Soru

Müzik Grupları

373 Kişi   65 Soru

Müziksever

366 Kişi   32 Soru

Bilgi

123 Kişi   42 Soru

Mimari Tasarım

499 Kişi   91 Soru

Latin Amerikan

7 Kişi   1 Soru

Siyaset (Türkiye)

1435 Kişi   472 Soru

Bilgisayar Destekli Tasarım

480 Kişi   13 Soru

Wii

6 Kişi   0 Soru

Felsefe

1873 Kişi   498 Soru

Türkiye Sorunları

1123 Kişi   239 Soru

Alkol

139 Kişi   73 Soru

Cinsellik

385 Kişi   115 Soru

Fizik

284 Kişi   262 Soru

Dil Bilimi

177 Kişi   59 Soru

Yazarlık

344 Kişi   69 Soru

AB (Avrupa Birliği)

59 Kişi   32 Soru

Dil

147 Kişi   68 Soru

Genel Kültür (Muhabbet)

3510 Kişi   280 Soru

Edebiyat

942 Kişi   203 Soru

Enerji Kaynakları

25 Kişi   27 Soru

Bilim

807 Kişi   284 Soru

Müzisyen

37 Kişi   33 Soru

Sanat

587 Kişi   108 Soru

İkinci El (Araba)

26 Kişi   14 Soru

Güncel

562 Kişi   137 Soru