Bilmek istediğin her şeye ulaş
Ocak 2017

Cihan Cihan bir yanıt verdi.

Psikologluk mesleğinin iyi ve kötü yanları nelerdir?

Gerçek anlamda psikolog olamak uzun bir süreci gerektirdiği için ; iyi , sistematik ve kararlı olmayı gerektirir. Gelelim iyi ve kötü yanlarına ; bence psikologluğun tek kötü yanı maddi sıkıntılardır , zaten devlet tarafından hemen hemen yok sayılan bir meslek , özel sektörlerde ise ucuz işçi bulma çabasına gidilmekte vs... İyi yanları ise saymakla bitmez ben sadece bir örnek verecem gerisini siz çıkarırsınız ; İnsanın kendisini bulmasına , kendisini tanımasına yardım eden bilgeler olarak eklemek istiyorum .
Ekim 2016

Cihan Cihan bir yanıt verdi.

Nisan 2016

Cihan Cihan bir yanıt verdi.

Bir insan kendini psikolojik anlamda güçlendirebilir mi?

Zaten insanların fiziki güçü haricinde ( hatta fiziki gücünde belirli bir oranı) diğer tüm zihinsel ve ruhsal güç tamamen kişinin psikolojisine bağlı bunu nasıl ve hangi yöntemle yaptığında ayrı bi önem arz etmektedir.
Nisan 2016

Cihan Cihan bir yanıt verdi.

Ocak 2016

Cihan Cihan bir yanıt verdi.

6. hisle onun da beni aynı şarkının aynı yerinde düşündüğünü hissetmem mümkün mü?

Elbette mümkün çünkü insan oğlu dünyanınn en iyi çalışan radyo istasyonu durumundaki beyne hasip sadece insanlar bunun farkında değil , genelikle bunu yaparken kişisel düşünce ve hayallerinde arınamadıkları için üç-dört yayını aynı anda yaşar ve bunun bir sacmalıktan ibaret olduğu hissine kapılır oysaki insan oğlu , duygusal bağ kurduğu , herkesle telepati kurabilir . Tabi bunun vasite ve yöntemleriyle . Bu duygu eğer aşk ise daha iyi ve anlaşılır şekilde olur . Tabi bu bizim günlük hayatta işitme organımızla aldığımız seslerden farklı bir şekilde gelir.Sakın yanlış anlama beynin içinde bir telefon aparatı falan yok eğer böyle yaparsan kasılmaktan başka bir durumla karşılaşmazsın. Beyninizdeki alıcının ses ayarı değişik bir duyarlılıktadır. Onun ne düşündüğünü kulağınızla duymayacaksınız, içinizde hissedeceksiniz. Bir anda olur bu, genellikle. Başlangıçta çoğu kez kısa ve tek bir duygudur. Çünkü insan, ister istemez o duyguyu aldığı an düşünce üretmeye ve hayal kurmaya başlar. Buda pek bi sonuç vermez ama duymak hissetmek istediğin kişinin beyin hangi dalga boyutunda düşüncelerini yaydığını anlamanız yeterli , tabi bu aynı mühit içerisinde olmanız şartınıda doğuruyor. Kadınlarda , anatomik yapı bakımından, erkeklerinkinden daha küçük bir beyne sahipken işsevi bakımında erkeklerin bi tık önünde . Çünkü onlara bu tür kulanma becerileri doğuştan bahşedilmiş diyelim . Bunun en iyi örneğini annelerde görebilirsiniz .
Şubat 2015

Cihan Cihan bir yanıt verdi.

Şubat 2015

Cihan Cihan bir yanıt verdi.

Hayal gücü eksikliğinin evliliklerin yürümeyişinde önemli bir etken olduğunu biliyor musunuz? Bunun hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?

Hayal gücü eksikliği diye bişey yok bence hayal gücü zayıfliği olabilir . Hayal gücünün evlilikte etkisi büyüktür şüpesiz ama hayal gücünün akılla , düşünceyle , iradeyle vs.idrak prosesleriyle bir yerde yürütülmesi zamanı evliklikte veya diğer hayatı hadiselerinde etkin rol oynar, yoksa akıldan kem insanların bile hayal gücü bazen normal bir insanın hayal gücünden daha kuvvetli olabiliyor onun için bence evlilikte de bu tür bir hayal gücü etkin rol oynaya bilir. Evlilik hayal edilerek yapılan kutsal bir hadisedir esasında hayaller durur ve bu hadiseyi bu dünyayı (evliliği) ayakta tutan en önemli etkenlerden biriside şüphesiz hayal gücüdür . Hayal gücü, imajinasyon veya imgelem zihinsel görüntüler oluşturabilme veya birinin zihninin içinde kendiliğinden görüntüler üretebilme yetisidir. Gerek deneyimlere anlam vermeye gerekse bilgiyi anlamaya katkıda bulunur; insanların dünyaya anlam verebilmelerine olanak sağlayan önemli bir yetenektir buda evliliği bırak bireyin tüm hayatında önemli yere aittir . Evlilikte yapılacak tüm fealiyetler , alınacak tüm kararlar , konuşulacak tüm konular ve aynı zamnda tartışılacak tüm konular ve hatta cinsel ilişkideki uyumda bile ki , bu cok önemli, vs.. Durumlarda bireylerin hayal gücünün seviyleri etkin rol oynamaktadır eğer birinin hayal gücü diyerininkine nazaran daha ağır basıyorsa ipleri eline alır ve bundan sonra bu gibi konularda karar almaya başlar ve zamnla artık hayal gücü ağır basan şahs diyerinin kendisine göre olmadığını ve halk arasında kulanılan , kafadengim değil , deyimini kulanarak günden güne gözünde küçülmeye ve gerek zihinsel olarak gereksede fiziksek olarak karşıdakini ezer ve buda evliliğin bitmesine veya yürütülmesinde oldukça olumsuz etkiler yapabilir kendi fikrimce . . .
Şubat 2015

Cihan Cihan bir yanıt verdi.

Ahmet Ümit'in kitaplarını nasıl buluyorsunuz?

Daha çok kafayı rahatlatan hafasıyla tam bir hayal dünyasına dalmana ve kendini romanın içinde bulmana yardımcı olan bir yazar ve bence her kitabın okunması gerektiği gibi Ahmet ümitinde kitapları okunmaya değer . En başta sıkabilir ama romanlarında gecen hadiselerin devamını okudukça empatik bir durum yaratabiliyor . Sultanı öldürmek , beyoğlu rapsodisi, kukla, kar kokusu bab-ı esrar ... Kitaplarını tafsiye ederim şahsen beğendiğim bir polisiye yazarı
Şubat 2015

Cihan Cihan bir yanıt verdi.

Birileri gidince ya da duygusal olarak benden uzaklaşınca çok acı çekiyorum. Sevince çok seviyorum. Çok çabuk dağılıyorum. En yakın arkadaşlarımdan biri başka bir şehre gitti üç hafta boyunca toparlanamadım. Duygusal bir çöküş yaşıyorum sandım, sonra geçti. Okulda da en sevdiğim öğretmenim gitti ve...

Bağlanma , psikolojide bireyin , başka bir kişiden yakınlık bekleme eğilimi ve bu kişi yanında olduğunda bireyin kendisini güvende hissetmesidir. Bağlanma kuramı insanların sosyal varlıklar olduklarını, diğer insanları yalnızca temel ihtiyaçlarını karşılayacak araçlar olarak algılamadıklarını kabul eder.İnsanlar genelikle ihtiyaçları doğrultusunda bağlanma ve alışma güdülerini hızlandırırlar kendi içinde , iç dünyasında, yalnız , güvensiz, tehlikede, her an herşey olabilir korkusu vs.. Bireyin yakın çevredeki insanlara yönelmesine ve hatta onlara aşırı bağlanma telebatını doğurur . Bence senin durumunda bununla açıklanır veya başka bir duygu durumundan da kaynaklanabilir duygusal içi acık insanlar genelikle çabuk bağlanıp ve o bağı çok zor koparırlar buna neden olan şey ise ruhtan gelen bir açıklıktır empatik bir durumdur çünkü insanlar birbirlerine empati duyarak yakınlaşıp belli bir bağ kurarlar bu bağ bağlanma , sevgi , aşk vs olabileceği gibi nefret , kin vs .de olabilir . Dediğimiz gibi duygusallıktan da kaynaklanıyor olabilir . Bir başka sebebini deme gereğini duyuyorum ki bu da insanların karakterini belirleyen en temel dönemlerden birisi olan bebeklik ve çocukluk dönemleridir. Bu da şüphesiz bağlanma ile açıklanır bir kişinin erişkinlikte başka insanlarla kuracağı ilişkinin niteliği ve insanlardan beklentileri, bu kişinin küçüklüğünde annesiyle kuracağı bağlanma ilişkisi ile belirlenir. Anne ve çocuk arasındaki sıcak duygular, özellikle korku ve stres anlarında birbirlerine sağladıkları rahatlık ve destek bağlanmayı oluşturur. Bağlanma iki taraflı bir ilişkidir ve her iki tarafın da birbirinin ihtiyaçlarını karşılaması ile gelişir. Yeni doğan bir bebek beslenmek, temizlenmek, ısınmak, korunmak, kısaca yaşayabilmek için anneye ya da başka bir bakıcıya muhtaçtır. Ancak anneler, babalar ya da çocuğa bakmakla yükümlü diğer yetişkinler çocuğun bakımını sadece bir görev olarak algılamazlar, bundan mutluluk ve tatmin de sağlarlar. Çocukla yaşadıkları etkileşimin sonucunda onunla aralarında hissettikleri bağ giderek güçlenir. Bu bağlanmanın oluşmasında bebeklerin birtakım davranış özellikleri etkili olur. Bebeğin, ana-babasıyla iletişiminde kullandığı ve hayatının ilk dokuz ayında geliştirdiği davranışlarına bağlanma davranışı denir . Bence insanların bu dönemlerde yaşadıkları sıkı bir ilişki , bağlılık ve süreklilik insanların gelecek dönemlerde bu sefer başka insanlara karşı da aynı durumu yaşamasıdır ki , yine diyorum benim fikrime göre, senin durumda bunlardan biriyle veya başka arkadaşların daha aydın görüşleriyle açıklanabilir basit bir psikolojik ruh halidir. Onun için dert etme hiç bir yere de başvurmana gerek yok sadece biraz daha kendi duygularına hakim olmaya başla ve bunu hayatında uygula o zaman hayattan daha çok tat alabilirsin . . .
Ekim 2014

Cihan Cihan bir yanıt verdi.

Gerçekten mutlu musunuz?

Eğer mutluluk gercekten var olsaydı ... Mutlu olurdum
Ekim 2014

Cihan Cihan bir yanıt verdi.

Hiçbir şey bilmiyorsam mesela. Ne öğrenmemi tavsiye edersiniz?

Bu soruların hepsini sorma yeteneğine sahip olan, içinde kaybolmuş adamı bul o sana ne yapacağını anlatır zaten. Eğer insan kaybolduğu hissine varırsa ki, bence kendini bulma savaşını başlatmıştır, onun için ilk önce kendindeki bu stresi ve endişeyi yenmeye calış ve rahatla ne yaparsan yap sorunlar seni bırakmaz veya sen sorunları bırakmazsın insan böyle vardır . İnsan kendi ideolojisinin rehberi olmalıdır kimse sana rehberlik edemez bu konuda ben sana herhangi bir yöntem söyleyip o yöntemle kendindeki eksiklikleri tamamlayacağını söylemem benim acizliğimi gösterir bence çünkü hiç bir insan tam anlamıyla başka bir insanı anlamaz ... İnsanların bazıları , başka hayatların parazitleri halinde yaşarken bazıları kendi hayat mücadelesini vermeye ceht gösterir onun için içindeki enerji neyse serbest bırakmaya calış ve o sürekli bastırdığın duyguları bastırmaktan vazgec , değişecekse bazı şeyler değişsin senin değişmen senin adına iyi sonuçlar doğuracağı kanısında değilim başarılar ...

Mayıs 2014

Cihan Cihan bir yanıt verdi.

Mayıs 2014

Cihan Cihan bir yanıt verdi.

Panik atak hastalığı ömür boyu devam eder mi?

Hayır kesinle ... Çünkü psikolojik kökenli hiç bir rahatsızlık ömrünün sonuna kadar devam edemez ama panik atak gibi toplumda en çok rastlanan rahatsızlıklar belirli profesyonel psikiyatr ve psikolog eşliğinde tedavi edilmezse ve onu önleyecek aktivitelerde bulunmazsa zamanla diğer psikolojik kökenli rahatsızlıklara dönüşebilir panik atak akabinde anksiyete bozukluğu getirir bu da insanın giderek asosyalleştirir. İnsanlardan uzak durup, toplumsal yapıdan uzak bir hayatın, insana ne gibi zararlar verdiğini günümüzde daha rahat görebiliriz... Sosyal bir yapıya sahip olan insan, susuz yaşayamayacağı gibi toplumun gerçeklerinden uzaklaşmakla da yaşayamaz...
Mayıs 2014

Cihan Cihan bir yanıt verdi.

Küçük yaşta (yaşı hatırlamıyorum) cinsel istismara uğradığımı düşünüyorum. Kafamda sadece olayı tam anlamıyla ispatlayacak bir sahne yok ama hatırladığım tek şey kalçamla erkek organın ten teması ve hiçbir acı ıslaklık vs hissetmemem. Acaba tam anlamıyla hatırlayamıyor muyum yoksa başıma taciz olayı...

Cinsel taciz, cinsel ilişki ve/veya cinsellikle ilgili çeşitli imalarda bulunmak, çeşitli şekillerde cinsel amaçlı fiziksel temas sağlamak, cinsel amaçla bedenin çeşitli bölgelerine ve/veya cinsel bölgelere dokunmak ve cinsel ilişkiye girmeye teşebbüs etmek gibi farklı biçimlerde görülür. Ergenlerde ve özellikle de çocuklarda cinsellik ile ilgili zihinsel ve fiziksel/hormonal alt yapı henüz oluşmamış olduğu için bir erişkin tarafından yapılan her türlü cinsel yaklaşım bir ruhsal ve bedensel ihlaldir ve mutlaka şiddetli bir psikolojik travma yaratır. Bu etki hemen ortaya çıkabileceği gibi ilerleyen günlerde ya da yıllarda da kendini gösterebilir. Çocuk kendisine yapılanı başlangıçta bir oyunun parçası gibi algılamış olsa dahi yaşı ilerledikçe maruz kaldığı durumun psikolojik ve fiziksel bir sınır ihlali olduğunu hisseder ve farkına varır. Bu farkına varma hali sonradan oluşan bir travma yaratır. Diğer bir deyişle, yaşanmış anormal bir olay kişiyi sonradan travmatize etmiş olur. Birde şöyle bir durumda söz konusu olabilir insanlar küçük yaşta bazen kendi becerilerinin kat ve kat üstünde olan güçlü bir hayal gücüne sahiptir onun için eğer siz cinsel istismara uğradığınızı düşünmüyorsanız o zaman küçük yaşlarda, sizin şimdi tasvir ettiğiniz sahneyi , görmüş olabilirsiniz ve kendinizi cinsel istismara uğrayan kişinin yerine koyarak empatik duygulardan yola çıkmış olabilirsiniz buda sizin bilinç altınızda yıllar sonra siz yaşamışsınız gibi hissettire bilir? Tabi ki bunların hepsi birer ihtimal ama size tavsiyem bu gibi durumların tedavisi şöyle olur : Cinsel tacize maruz kalan kişilerin yaşadıkları travmatik etki ve bunun sonucunda gelişen psikolojik sorunlar psikolojik travma modeline dayalı psikoterapi yöntemleri ile ortadan kaldırılabilmektedir. Cinsel taciz mağdurlarının, yaşadıkları psikolojik problemlerden kurtulabilmeleri için mutlaka profesyonel yardım almaları gerekir. Yaşanan cinsel taciz ile ilgili travma çalışması yapılmalıdır. Tacize maruz kalan kişilerle çalışma konusunda uzman ve deneyim sahibi olmak bu kişilerin sorunlarını anlama, müdahale etme ve çözme anlamında elzemdir. Bu vasıflara sahip bir uzman yönetiminde yapılacak psikoterapi çalışması ile travmatik etki ve sonucunda oluşan psikolojik problemler kademe kademe azaltılır ve ortadan kaldırılır. EMDR yöntemi, yapılacak psikoterapinin içinde uygun bir şekilde kullanıldığında oldukça hızlı ve etkin sonuçlara ulaşılmaktadır. Tacize uğrama yaşı, yaşanan travmatik etkinin seviyesi, cinsel tacize maruz kalma sayısı, tacizin kimin tarafından yapıldığı ve taciz sonucunda oluşan psikolojik problemlerin ne kadar süredir devam ediyor olduğu gibi kriterler psikoterapi çalışmasının ne kadar süreceğini belirler... Umarım yardımcı olabilecek kişilerle karşılaşırsınız...
Nisan 2014

Cihan Cihan bir yanıt verdi.

İnsanlar uyurken üşüdüğü zaman neden dizlerini karınlarına doğru çekip ellerini ayaklarının arasına koyar? Bunun üstünde araştırma var mı? Neden böyle bir davranış sergileriz?

İnsanların uyku şekilleri onların karakteri hakında bilgi verir...
  • Ceninpozisyonu: (Pozisyon: Yan tarafınıza bükülerek aldığınız uyku pozisyonudur.) Bu şekilde uyuyan insanlar dışa dönük bir imaj yaratsalar da içlerinde çok hassas ve utangaçtıl. İnsanlara alışmaları biraz zaman alabilir ama alıştıktan sonra sıcakkanlı karakterlerini hemen ortaya çıkarırlar.
  • Kütük pozisyonu (Ağaç gövdesi): (Pozisyon: Her iki kolun da aşağı doğru pozisyon aldığı yan uyuma şeklidir.) Bu pozisyonda uyumayı tercih eden insanların dışa dönük ve uysal olduğu saptanmıştır. Bu insanların en zayıf noktaları herkese çok kolay güvenmeleridir.
  • Hasret çekme pozisyonu: (Pozisyon: Bu uyku şekli de yana dönük bir pozisyondur ama diğerlerinden farkı iki kolun da öne doğru uzatılmış olmasıdır.) Bu şekilde uyuyan insanlar genelde yeni şeylere açık olmakla beraber bir o kadar şüpheci ve eleştirel de olabilirler. Karar almaları uzun sürer ama bir kere de karar verdiler mi hiç birşey onları fikirlerinden caydıramaz.
  • Asker pozisyonu: (Pozisyon: Sırtüstü uyku pozisyonu olup uyuyan kişinin kolları iki yanda konumlanır.)Asker pozisyonunda uyuyan insanlar sessiz ve içine kapanık bir kişiliğe sahiptirler.Gerek kendileri gerekse yakınları için yüksek hayat standartları oluşturmaya çalışırlar.
  • Serbest düşüş pozisyonu: (Pozisyon: Midenin üzerinde, eller başın üstünde ve yastığın etrafında , başınız da sağ ya da sol yana dönük yatış pozisyonu.) Serbest uyku pozisyonunu tercih eden insanlar dışadönük ve atılgan olurlar. Her ne kadar küstah gözükseler de aslında kendilerine yöneltilen eleştirileri dikkate alırlar.
  • Deniz yıldızı pozisyonu: (Pozisyon: Sırtüstü ve kollar başın üstünde uyku pozisyonu.) Deniz yıldızı şeklinde uyuyanlar iyi bir dinleyici olup dolayısıyla da güvenilir arkadaşdırlar. Ayrıca başkalarına yardım etmekten hoşanırlar ama ilgi odağı olmak hoşlarına gitmez.Ama bence sizin değiniz durum , insanların uyku halindeyken üşümesi sebebiyle oluşan şekil, bunun tek sebebi var bence insan uyurken bütün organları dinleme durumunda olur buda bazı eklem ve kaslarımızın kasılmasına neden olur ve biz bu kasılmaların verdiği rahatsızlıkları soğuğun etkisiyle algılarız söylediğiniz pozisyonu almamızın sebebide aslında omurilik dediğimiz bölgenin gevşevesiyle duyulan rahatlıktan ötürüdür... .

Nisan 2014

Cihan Cihan bir yanıt verdi.

Şizofren bir insanın zekası normalden çok daha üstün olabilir mi?

Şizofreni kelime anlamı akıl yarıklığı olan şizofreni hastalığı genç yaşta başlayan, insanın giderek kişiler arası ilişkilerden ve gerçeklerden uzaklaşarak kendine özgü bir içe-kapanım dünyasında yaşadığı; düşünüş, duyuş ve davranışlarda önemli bozuklukların görüldüğü ağır bir ruhsal bozukluktur. Kişiliğin bütünlüğünü sağlayan beyin bölgelerinin gelişimindeki aksaklıklar düşünce-duygu ve davranışlarındaki bütünlüğü bozmaktadır. Sonuçta dissosiasyon yani bütünün parçalarının çözülmesi dediğimiz durum ortaya çıkmaktadır. Hal böyle olurken de şizofren olan herhangi birisinin düşündüğü veya yaptı bize garip gelir çünkü o sadece kendisini ve meraklandığı şeye yönelir... Bütün insanlar istese olduğu durumdan daha zeki olabilirler diyeceğim o ki hayır daha üstün değiller...
Aralık 2013

Cihan Cihan bir yanıt verdi.

Aralık 2013

Cihan Cihan bir yanıt verdi.

Hipnoz yapabilen var mı? Nasıl yapabilirim? Problem çözümünde gerçekten faydalı mıdır?

Selam bende "milton ericson" hipnoz tekniklerini alıyorum ve uygulamada gerçekten ciddi sonuçlar alınabiliniyor, kesinlikle her şey insanda bitiyor. Eğer siz sorununuzu biliyor ve bunun halli için yol rehberi istiyorsanız "milton ericsun"un hipnozu tam size göre.

En Beğenilen Yanıtları

Benzer Kişiler