Bilmek istediğin her şeye ulaş

Öğrenci (Anadolu Üniversitesi) Cumali Yalçın inploid.com'da 7 soru sordu, 14 soru yanıtladı ve 2 takipçisi var.

Nisan 2017

Cumali Yalçın bir yanıt verdi.

Hayalperestlik insana ne katar?

Hayal kurmayı severim. Örneğin beni çok kaygılandıran bir şeyin tam tersi olarak hayal ederim. Hayal gücümü biraz zorlarım. Bana o kaygılandığım bir şey hakkında daha rahat olmamı sağlıyor.
Nisan 2017

Cumali Yalçın bir yanıt verdi.

İnsan niye hep daha fazlasını istiyor?

Bilgi öğrenmede hep daha fazlasını istemişimdir. Bilgi öğrenmenin de bir sınırı yok olduğuna inanıyorum. Onun için beni mutlu ediyor. Düşünsenize o bilginin tüm olanaklarına sahipsiniz, ne kadar da kötü. O zaman ne kalır ki geriye ...
Örneğin anneannemin sohbeti bana çok keyif verir. Çünkü bilirim ki bu yaşa kadar yaşamış olduğu bazı şeylerin, kadar değerli olduğuna inanıyorum.Ben de bu vesile ile bilgilenmiş oluyorum.
Ya da bir tarihi kitap okuduğumda kendimden geçiyorum. O öğrenmiş olduğum bilgilerin tadını aldıkça daha fazlasına ulaşmak istiyorum.
Nisan 2017

Cumali Yalçın bir yanıt verdi.

Bir insan ne zaman olgun bir ruh haline ve düşünce yapısına sahip olur ve bunların olabilmesi için illa hayatın acımasız yüzünü görmesi mi gerekmektedir?

Dinleyerek, bilgilenerek ve zaman içerisinde yanlış olan algılarımızın yerine doğru olan algıları yerleştirerek olabilir. Bence gerekmez.
Mart 2017

Cumali Yalçın bu yanıtı beğendi:

Öğrenilmiş çaresizlik nasıl yıkılabilir?

Öğrenilmiş çaresizlikte öğrenilen çaresiz hal aslında kendimizi korumak için bir seçim.. Hayatta öyle zor deneyimler düşünün ki, onlarla baş etmek için en iyi çözümler susmak, hareketsiz kalmak, hatta belki ne olup bittiğini fark etmemek demek.. Bunu değiştirmek için kişinin öncelikle çaresiz kalarak kendini nelerden korumaya çalışmasını anlamasıdır.. Ancak anladıktan sonra onlarla baş etmek için donanım kazanmak ve bu tür deneyimlerle yüzleşerek farklı davranmak mümkün olur.. 
Mart 2017

Cumali Yalçın yeni bir  soru  sordu.

Mart 2017

Cumali Yalçın bu yanıtı beğendi:

Öğrenilmiş çaresizlik nasıl yıkılabilir?

Küçük filin ayağına zinciri bağlamışlar. Fil zinciri sökmeye çalışmış ama o zincirden asla kurtulamamış. Kocaman fil olmuş istese o zinciri tek harekette kırabilir. Oysa denemiyor bile. Çünkü çok fazla denemiş ve şartlar değişmesine rağmen hala o zinciri kıramayacağını düşünüyordur. Bizde ne zaman önümüze çıkan engelleri aşamayız deyip bırakmazsak, sürekli dener ve inancımızı kaybetmezsek işte o zaman öğrenilmiş çaresizlik durumundan kurtulmak mümkündür.
Mart 2017

Cumali Yalçın bir yanıt verdi.

Şimdiye kadar okuduğunuz kişisel gelişim kitapları?

Aklımdan çıkmayan, beni etkilen bir kişisel gelişim kitabı olan "Mazeret Yok" kitabıdır. Lise yıllarımda fizik dersindeydik. Derse de stajer öğretmen geldi. Arka sırada oturuyordum, yanım da boş idi. Yanıma oturdu, önümde de arkadaşlar stajer öğretmene bakarak dinliyordu. Genel anlamda sohbetler ettik. Bir kitap önerdi ve beni çok etkilemişti. Size de öneririm.
Mart 2017

Cumali Yalçın bir yanıta alt yorum yaptı

Aslında şeker hiç kullanılmadığı zaman, çaydaki o özü anlamada daha iyi oluyor.Ama alışmak hayli zor olabilir.Yani çaya şeker atarak tatlandırmak yerine doğal haliyle içmek daha iyi olacak.
Çayı şekerli içtiğim zamanlardaki tat ile çaya şeker katmadığım zamandaki tat çok farklı. Bence çayı şekersiz içmenin, hem çayı anlamada hem o tat çok iyi geliyor insana.
Şubat 2017

Cumali Yalçın yeni bir  soru  sordu.

Şubat 2017

Cumali Yalçın bir yanıt verdi.

Mutluluk kişinin elinde midir?

Mutluluk kelimesini görünce ...
“Sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin ?
İşin kolayına kaçmadan ama
Gül yanaklı bebesini emziren melek yüzlü anneciğin resmini değil
Ne de ak örtüde elmaların
Ne de akvaryumda su kabarcıklarının arasında dolanan kırmızı balığınkini
Sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin”
Karşılığında ise Abidin Dino şu mısralarla cevap verir.
Kokusu buram buram tüten
Limanda simit satan çocuklar
Martıların telaşı bambaşka
İşçiler gözler yolunu.
İnebilseydin o vapurdan
Ayağında Varna’nın tozu
Yüreğinde ince bir sızı.
Mavi gözlerinde yanıp tutuşan
hasretle kucaklayabilseydim
seninle, bir daha.
Davullar çalsa, zurnalar söyleseydi
Bağrımıza bassaydık seni Nazım,
Yapardım mutluluğun resmini
Başında delikanlı şapkan,
kolların sıvalı, kavgaya hazır
Bahriyeli adımlarla düşüp yola
Gidebilseydik Meserret Kahvesine,
İlk karşılaştığımız yere
Ve bir acı kahvemi içseydin.
Anlatsaydık
o günlerden, geçmişten, gelecekten,
Ne günler biterdi,
Ne geceler...
Dinerdi tüm acılar seninle
Bir düş olurdu ayrılığımız, anılarda kalan.
Ve dolaşsaydık Türkiye’yi
bir baştan bir başa.
Yattığımız yerler müze olmuş,
Sürgün şehirler cennet.

İşte o zaman Nazım,
Yapardım mutluluğun resmini
Buna da ne tuval yeterdi;
ne boya. . .
Şubat 2017

Cumali Yalçın bir yanıt verdi.

Neden ağlarız?

Bir noktada boşalmak için ağlarız. Ağladıktan sonra insanın stresi bir nebzede olsa aşağıya çekilmesini sağlar.Bazen izlediğimiz bir acıklı bir film ( Canım kardeşim ) o gözyaşımızı tutmamızı engelleyemez hal alır.
Şubat 2017

Cumali Yalçın bir yanıt verdi.

Günün stresini ve yorgunluğunu üzerinizden ne şekilde atarsınız?

Genelde bin parçalı yap bozum ile uğraşırdım ama şu an bitirdim. Ne güzel oluyordu. Sadece yap bozum ve ben hiçbir düşünceye dalmak yok. Ne günün stresinde ne de yorgunlukta eser kalmıyordu. Bir de yap bozumu yaparken kulaklığımda dinlediğim klasik müzikle beraber mükemmel oluyordu. Şimdi bitti. Herhalde tekrardan bir yap boza başlarım. Herkese tavsiye ederim. Süper oluyor.
Şubat 2017

Cumali Yalçın bu yanıtı beğendi:

Günün stresini ve yorgunluğunu üzerinizden ne şekilde atarsınız?

Tabi ki kızımla vakit geçirerek.

Boya yapmaca, çizgi çizmece, çocukça ingilizcesi konuşmaca, kas geliştirmece dövüşü yapmaca, halı bozmaca, ıslanmaca, yemek yememece, puding yapmaca, film seyretmece ve koltukta uyuya kalmaca.
Şubat 2017

Cumali Yalçın  yeni bir  gönderide  bulundu.

Korkuya dair

Korkuyu her seferinde çok yoğun duygularla yaşanırsa zaman içerisinde , kendini geliştirme konusunda ya da diğer konularda bir ilerleme yaşanamaz.
Ben bunu hayatta yapmam dediklerin bir takım sözler içine boğulursan yenilikleri görmemene vesile olur.Normal yaşantını bile yaşamak zor gelir insana ...
Önümüzdeki zamanlarda ilerlemek için şöyle bir geriye bakmak gerekir.Kendinde bulduğun eksiklikleri tamamlamak ya da geçmişte yaşadığın hataları tekrar yaşamamak için.Ama farkına varıp da tekrardan aynı hatayı bile bile yapmak, işte o kısımda sorun vardır.
Korkudan kaçınmak sadece o anda bir rahatlık verir. Ya sonrası için. İşte orası muamma! Korkudan kaçındıkça, o korku güçlenecek ve bizi de güçsüzleştirecek.Belki de korkuyu normal duruma getirmeliyiz. Güçsüz bir durumda olmak istemiyorsak, kaçınıp kendine güvenli limanlar aramayacaksın.Belki o güvendiğimiz limanda sağlam çıkmayabilir.
Şubat 2017

Cumali Yalçın bu yanıtı beğendi:

Dogmatik düşünmek / düşünce nedir?

Dogma, her türlü inceleme ve eleştirmenin üstünde tutulan, doğruluğu denemesiz ve tartışmasız kabul edilen ve değişmez sayılan düşüncedir. Tanrı'nın evreni yarattığı bir dogmadır mesela. 

Dogmatik düşünce, din ya da yetkelerce ileri sürülen düşünceleri ve ilkeleri kanıt aramaksızın, incelemeksizin ve eleştirmeksizin 'bilgi' saymayı gerektirir. Özellikle metafizik öğretilerin tümü inakçı (dogmatik) öğretilerdir.

Dogmatizm, suçlu olmayanın ateşe atılsa bile yanmayacağı inancına kadar varmıştır. Bundan da ateşe atılınca yanan kişinin suçlu olduğu sonucu çıkarılmıştır. 

Yani dogmatik düşünmek; herhangi bir sistemde değişmez formüller düşlemek, bir düşüncenin tartışmasız kabulünü istemek, bilginin bağımlılığını göz önüne almaksızın her zaman ve her yerde geçerli saltık bilgiler olduğunu ileri sürmektir.
Şubat 2017

Cumali Yalçın bu yanıtı beğendi:

İnsanın kendi kendini psikolojik olarak tedavi etmesi mümkün müdür, ne düşünüyorsunuz?

Bu olaya nereden ve hatta hangi kuramdan baktığınıza göre değişir. Bazı kuramlar insanın kendini "tedavi" edecek bütün güce zaten sahip olduğunu ancak bunu göremediği zamanda ise terapistin görevinin ona bu gücü fark ettirmek olduğunu iddia eder. Örneğin Çözüm Odaklı Terapi bu iddiada olan bir kuramdır. Bazı kuramlar ise kişiye belli becerileri kazandırmazsanız sorunu ile başaçıkamayacağını söyler. Örneğin Bilişsel Davranışçı Kuram bu tarz bir kuramdır. Ancak her ne kadar başta bazı beceriler kazanılması konusunda ısrar etse de bu becerileri bir kere kazandıktan sonra kişinin kendi kaynakları ile kendi kendinin terapisti olabileceğini savunur. 

Bilişsel Davranışçı kendi kendine yardım kitapları ABD de oldukça yaygındır ve Türkiye de de birkaç örneği vardır. Benzer şekilde Çözüm Odaklı yaklaşım ile yazılmış kendi kendi kendine yardım kitapları da vardır. Eğer çeşitli sebeplerden dolayı psikolojik yardım almak mümkün değil ise hiçbirşey yapmamaktan veya hacıya, üfürükçüye gitmektense bu kitaplar daha iyi bir tercihtir. 

Tekrar soruya gelecek olursak. Kişisel fikrim şu: İnsan kendi sorunlarını çözecek iç kaynaklara sahiptir. eğer bu kaynakları harekete geçirmeyi başarırsa kendi kendini "tedavi" edebilir. Bu kaynaklara destek olabilecek bazı beceri ve teknikleri öğrenmesi işini kolaylaştıracaktır. Ancak  bazı patolojilerde, örneğin depresyonda, hastalığın kendisinin en büyük etkisi kaynakları harekete geçirememektir. Bazen ufak bir yardım bazılarına yeter ve küçük bir mesaj, bir ilham ile kaynaklar harekete geçirilir. Kişinin sosyal çevresi vb etkenler de burada önemli rol oynar. Ancak bazen bu mümkün olmaz. 
Yani, bunu yapacak güç zaten kişinin kendi içinden gelir, ama bu gücü ortaya çıkartmak için yardım gerekebilir. Özellikle de ağır patolojilerde ve riskli durumlarda yardım alınması daha doğru olur. 
Şubat 2017

Cumali Yalçın bu yanıtı beğendi:

Hipnoz yapabilen var mı? Nasıl yapabilirim? Problem çözümünde gerçekten faydalı mıdır?

Hipnoz, psikoloji ve terapide en çok yanlış anlaşılan ve sömürüye en açık alanlardan biridir. Hipnozun belli sorunların çözümü için bu konuda uzman kişiler tarafından kullanılmasına hipnoterapi denir. Hipnoterapi, özünde psikoterapidir. Bu durumda hipnozu da diğer psikoterapiler gibi değerlendirmek mümkündür. Yani, doğru yapılırsa etkili olabilir.

Ancak hipnoz, mucizevi bir yöntem, her derde deva bir yaklaşım değildir. Yurt dışında ve yurtiçinde hipnoz kullanan hemen hemen tüm psikoterapistler başka terapi yaklaşımlarını da beraber kullanırlar. Özellikle Erickson'cu hipnoz kullanan terapistler bu yöntemi terapi yaklaşımlarının içinde kullanırlar. Bazen de hipnoz süregelen bir terapide 1-2 seans destek amaçlı kullanılır.

Hipnozun özellikle dürtüsel problemlerde daha hızlı çözüme ulaştırdığı düşünülmektedir (sigara içme, tırnak yeme vs). Ancak, hipnozun diğer terapi yaklaşımlarından daha başarılı olduğunu söylemek doğru olmaz.

Hipnoz ile sorun çözümünde kişi çaba göstermeyeceğini düşündüğünden ve sihirli değnek değmiş gibi tüm sorunlarından bir anda kurtulacağını düşündüğünden, hipnoz cazip gelir. Ancak, hipnoz da kullansanız, kişi sorun çözümü için çaba göstermezse o sorunu çözmesi oldukça zordur.

Otohipnoz, yani kendi kendine hipnoz mümkündür. Kendi kendinize, gevşemiş ve rahatlamış bir şekilde vereceğiniz telkinler de bir nevi otohipnoz sayılabilir. Ancak otohipnozun bir uzman tarafından öğretilmesi ve amaçlarınız doğrultusunda nasıl kullanılacağını tanımlaması gerekir. Başka bir değişle otohipnoz süregelen bir terapide yardımıcı olarak kullanılabilir.

Sorun çözümünde hipnozun yararlı olup olmayacağı sorunun ne olduğuna bağlıdır. Ancak, bence, hipnoz denenmeden önce çözüm odaklı yaklaşım, bilişsel yaklaşım gibi sorun çözme yaklaşımları denenmelidir.

Hipnozda pek çok yaklaşım ve ekol vardır. En bilinenlerini Klasik Hipnoz ve Erickson'cu hipnozdur. Klasik hipnoz filmlerde gördüğünüz saat vb objelere bakarak transa sokan kişilerin yaptığıdır. Klasik hipnoz sırasında olan biteni genellikle hatırlamadığınız söylenir. Erickson'cu hipnoz son yıllarda ülkemizde özellikle de NLP ile birlikte oldukça yaygınlaşmıştır. Erickson'cu hipnoz da olan biteni tamamen hatırlamanız mümkündür. Bu kişiye göre değişir. Erickson'cu hipnozda trans değişik bir bilinç seviyesine geçmek olarak tanımlanır ve bunu gün içinde çok kere yaptığımız düşünülür. Örneğin derin hayallere dalmak, dış dünyadan koparcasına bir işe konsantre olma Erickson'cu hipnoza göre transa yakın deneyimlerdir.
Hangi formu olursa olsun, terapötik amaç ile yapılan hipnozun mutlaka psikolog, psikiyatrist, psikolojik danışman gibi ruh sağlığı alanında uzman biri tarafından yapılması gerekir. Terapötik amaç dışında kullanılan (örneğin dil öğrenme vb) hipnozu ise doğru bulmuyorum.

Toparlamam gerekirse:
  • Evet hipnoz yararlı olabilir ancak sorunun ne olduğu önemlidir.
  • Hiçbir yaklaşım için garanti vermek doğru olmaz. "Senin sorununu ..... seansta mutlaka çözerim" diyen bir kişiye kuşku ile yaklaşmak doğru olacaktır.
  • Sorun çözümü için öncelikle başka yöntemlerin denenmesi, kanımca, daha doğru olacaktır.
  • Hipnoz diğer yöntemler gibi, sadece bir yöntemdir. Mucizevi ve her derde deva bir yaklaşım değildir. Hipnoz doğru uygulanan diğer terapötik yöntemler kadar (hatta bazı durumlarda daha az) etkilidir.
  • Hipnozun kim tarafından ve nasıl uygulandığı çok önemlidir. Psikoloji ve psikoterapi alanında eğitimi ve deneyimi olmayan NLP ve Hipnoz gibi 1-2 kişisel gelişim kursu ile Hipnoterapist olması imkansızdır.
Daha Fazla

İlgilendiği KonularTümü

Kişisel Gelişim

2017 Kişi   155 Soru

İnsan Davranışları

3756 Kişi   962 Soru

Kitaplar

3060 Kişi   268 Soru

Psikoloji

2834 Kişi   963 Soru

Filmler

3336 Kişi   192 Soru

Sinema

3201 Kişi   300 Soru

Üniversiteler (Türkiye)

2347 Kişi   175 Soru

Müzik

2927 Kişi   473 Soru

Yaşam

1206 Kişi   397 Soru

Felsefe

1916 Kişi   500 Soru

Hayal Gücü

925 Kişi   42 Soru

Yabancı Filmler

928 Kişi   114 Soru

Muhabbet

2136 Kişi   2356 Soru

Özlü Sözler

428 Kişi   26 Soru

Hayal Kurmak

412 Kişi   35 Soru

İş

119 Kişi   117 Soru

Yemek

340 Kişi   257 Soru

Spor

90 Kişi   141 Soru

Türkü

26 Kişi   16 Soru

Sağlık

1101 Kişi   1190 Soru