Bilmek istediğin her şeye ulaş

Erkan Karaca,

Makina Mühendisi

Hacettepe Üniversitesi Makina Mühendisliği 2007, Arkeolog ve Tarih Araştırmacısı, Bilgihanem Yazarı.

Ocak 2017

Erkan Karaca

Minimalist Dekorasyon Nedir? Nasıl Yapılır?

Son dönemlerin en trend dekorasyon türlerinden biri minimalist dekorasyondur. Gerek şehir yaşamının kargaşası, gerek insanların stresli ruh halleri, yaşamın her alanında daha sakin seçimleri zorunlu kılmıştır. Minimalist kavramı giyim, müzik ve dekorasyon gibi birçok alanı kapsamaktadır. Biz yazımızda minimalist dekorasyonun inceliklerini, evinizde kullanacağınız örnek dekorasyon fikirlerini paylaştık.

Yaşam alanında hiçbir kalabalığa yer bırakmama amacını hedefleyen minimalist dekorasyon, az eşya ile huzur temeline oturtulmuştur. Klasik ve ağır perdeler, avizeler, biblolar ve halılar minimalist dekorasyonda yerini büyük bir boşluğa bırakmıştır. Daha az eşya ile yalnızca ihtiyaç duyulanı kullanmak esastır. Bu noktada modern yaşam ile minimalist dekorasyonu bağdaştırabilirsiniz. Çünkü biri, diğerinin nedenidir. Modern hayatın doğal sonucu olan kalabalıklar, insanın hem fizyolojik hem de psikolojik rahatsızlıklar yaşamasına neden olur.
Bu nedenle daha huzurlu olabilmek adına minimalist dekorasyona başvurulmaktadır. Dekorasyon tamamen sadeliği ve bütünlüğü benimsediği için kullanılan eşyaların her biri bir noktada derli toplu bulunuyor. Bunun yanında bir de özel bir renk düzeni benimseniyor.
Kullanılan renkler, çoğunlukla nötr oluyor. Modern yaşamın ve kalabalık şehirlerin getirisi olan sıkışık şehirleşme, evlerin daha dar olmasına neden olur. İşte bu darlık, minimalist dekorasyonu zorunlu kılar.

Minimalist Dekorasyon Nedir?
Minimalizmin kelime anlamı; en az, en düşük demektir. Hayatın hemen her alanında sadeleşmeye gitmeyi esas alan bir akım olduğu söylenebilir. Müzikten resme kadar her sanat dalı bu akımdan etkilenmiştir. Dekorasyonun da nasibini aldığını söylemek doğru olacaktır. Şehirleşmenin vermiş olduğu kalabalık sorununa çözüm bulabilmek amacıyla kişilerin evlerinde genişlik ve ferahlık oluşturduğu tarza minimalist dekorasyon adı verilir. Bu dekorasyon, ferah yaşam alanı oluşturma istediğinden doğmaktadır.

Minimalist dekorasyon, denge kavramı üzerine kuruludur. Ev içinde ne kadar denge ve düzen sağlarsanız o kadar rahat hareket edersiniz. Buna bağlı olarak ne kadar az eşya kullanırsanız o kadar huzurlu olursunuz. Bu tarz dekorasyonda, belli bir nokta odak olarak kabul edilir. Bu odak noktasından yola çıkarak evin o kısmı eşya ile düzenlenir. Diğer pek çok yer boş ve ferah kalır. Bu şekilde dekorasyon tamamlanmış kabul edilir.

Minimalist Dekorasyon Nasıl Yapılır?

Minimalist dekorasyon için her şeyden önce elinizdeki eşyaları yarı yarıya azaltın. Yalnızca gerçekten ihtiyaç duyduklarınızın kalmasına izin verin. Oda içerisinde biblo, tablo ya da gereksiz renk kalabalığı yapan halı ve perdeleri bulundurmayın. Eşyayı azalttıktan sonra renk düzenini kontrol altına alın. Tek bir rengi odak olarak kabul edin. Uç tonlardan uzak kalarak daha çok açık tonları kullanın. Hemen her yerde aynı rengin olmasına özen gösterin. Bir odanız minimalist şekilde hazırlanmışken bir odada kırmızı ya da uçuk mor bulunuyorsa oturtmuş sayılmazsınız.
Eşyalarınızın eşit şekilde dağılmasına izin verin. Oda içerisinde 4 koltuk varsa aralarında eşit boşluk bırakarak yerleştirin. Bununla beraber koltukların ortasına sadece yeterince büyük olan bir sehpa yerleştirin. Hiçbir şeyin fazlasını kullanmayın. Koltuk, halı, perde ve sehpa dışında kullanabileceğiniz en fazla üç dekorasyon malzemesi olsun.

Minimalist Dekorayon Örnekleri Nelerdir?
Minimalist dekorasyon için net bir ev tarzı belirlemek doğru olmaz. Ancak daha çok küçük evler için tercih edilmektedir. Bunun temel nedeni, yerden tasarrufu kolaylaştırmasıdır. Özellikle şehir merkezlerinde yer alan stüdyo daireler ya da 1+1 evler minimalist dekorasyonlar için oldukça uygundur. Küçük evde en az eşya ile yaşamı idame ettirmek bu dekorasyon sayesinde mümkündür.
Minimalist dekorasyonu eviniz için kullanacaksanız en temel malzemeniz aydınlatma olmalıdır. Bu konuda ne kadar profesyonel davranırsanız evin içini o kadar kolay düzenlersiniz. Her şeyden önce cam, metal ve seramik üçlemesini kullanmaya özen gösterin. Cam ve metal, ışığı kolay yansıtması açısından çokça tercih edilmektedir. Ne kadar yansıma olursa o kadar geniş ve ferah bir eviniz olur.

Minimalist Tarzı Yatak Odası

Yatak odasında da evin diğer bölümlerinde olduğu gibi, sadelik ön planda olmalıdır. Gereksiz eşyalar ortalıkta kalabalık yapmayacak şekilde, dolaplarda bulundurulur. Oymalı mobilyalar tercih edilmez. Yine başuçlarındaki abajurlar sade ve genelde geometrik şekillerden tercih edilir. Duvarları süslemesi için bir tablo genelde bulunmaz. Eğer kullanılacaksa da, birkaç tane küçük tablo yerine, bir tane büyük tablo tercih edilir.

Minimalist Tarzı Mutfak

Minimalist mutfaklarda, diğer mutfaklardaki gibi tezgah üstlerini dolu göremezsiniz. Mutfak robotu, narenciye sıkacağı, kahve makinesi gibi gereçler asla ortalıkta değildir. Hepsi kapalı dolapların içerisinde durur ve ihtiyaç olduğunda çıkarılıp kullanılır. Dolapların kapakları genelde parlak malzemeden tercih edilir. Burada amaç daha aydınlık ve ferah bir ortam sağlamaktır. Yine hareketli desenler, rengarenk çiçekli perdeler minimalist dekorasyonda olmaz. Evin her köşesi olabildiğinde yalın ve sakin şekilde dizayn edilmelidir.
bilgihanem.com/minimalist-dekorasyon-ned... adresinden alıntıdır.

Aralık 2015

Erkan Karaca

Mobbing Nedir? Mobbing Uygulayanların Ortak Özellikleri ve Davranışları Nelerdir?

Mobbing bir kişi veya grubun, başka bir kimseye yaptığı baskı, psikolojik taciz, şiddet gibi davranışları içeren, genel anlamda sosyal kabadayılık diye nitelendirilen bir kavramdır. Mobbinge maruz kalan birçok kişinin işinden ayrıldığı ve psikolojik açıdan sorunlar yaşadığı bilinmektedir. Mobbing nedir sorusunun cevabını ve daha kapsamlı bilgiyi yazımızda bulabilirsiniz.

1847

Mobbing uygulayan kişilerin çoğunlukla ortak özellikler göstermesi elbette tesadüften ibaret değildir. Kabadayılık olarak adlandırılabilecek olan mobbing, uygulayan ve uygulanan kişiler üzerinde çeşitli etkilere de neden olmaktadır.

Özellikle kutuplaşmanın yoğun olarak görüldüğü toplumlarda ve gruplarda, güçlü olanların, güçsüz olanlara sıklıkla uyguladığı bir durumdur.
Son zamanlarda sosyoloji ve hukuk alanlarında başta olmak üzere disiplinler arası çalışılan bir konu haline gelmiştir. Kabadayılık olarak bilinen mobbing, fiziksel aktivite içermemektedir. Mobbing duygusal saldırının ta kendisidir.

Irk, yaş ve cinsiyet ayrımı yapmaksızın rahatsızlık verme, kötü davranış gibi yollarla bir kişiye yapılan saldırganlıklara mobbing denir. Tamamen sosyal olarak ve psikolojik olarak etki etmeye bağlıdır. Mobbingin kendi içerisinde çeşitleri bulunmaktadır. Bunlar; düşey psikolojik taciz (üst konumdan astlara), yatay psikolojik taciz (benzer görevlerdeki kişiler arasında), dikey psikolojik taciz (çalışanın yöneticiye) dir.

Mobbing Nedir?
Bir kişinin ya da bir grubun herhangi birine ya da gruba sosyal anlamda kabadayılık yapması olayına mobbing adı verilir. Kelimenin kökeni Latinceye dayanmaktadır. Kökenine bağlı olarak; psikolojik şiddet, taciz, baskı olarak tanımlanabilir. En genel ve bilinen anlamıyla özellikle iş yerlerinde görülen psikolojik terördür.

Mobbingin Tarihçesi
Mobbing kelimesi ilk etapta çocuk yaştaki bireylerin birbirleriyle olan zorbalıklı ilişkilerini tanımlamak için kullanılmıştır. İş yerlerinde 50 ve 60 yaşlarındaki insanlar üzerindeki araştırmalarda, mobbingin yalnızca çocuklar arasında olmadığı tespit edilmiştir. Kişileri iş yaşamında dışlamak amacıyla yapılan bu davranışlar, bireylerin işten ayrılmasına neden olabilmektedir. İşverenlerde sıklıkla mobbing uygulayarak kişinin işten ayrılmasını sağlamaya çalışmaktadır.
Yapılan araştırmalara göre, kar amacı olmayan kuruluşlarda, okul, sağlık merkezleri gibi alanlarda daha sık görülmektedir. Bunların yanında birçok alanda görüldüğü olmuştur. Organizasyon bozukluklarının fazla olduğu alanlarda daha sık görülmektedir.
Psikolog Harrison, yakın tarihte ABD’de 9.000 çalışan ile araştırma yapmış ve kadın çalışanların %42’si kadarının, erkek çalışanlarınsa %15’i kadarının zorbalığa maruz kaldığını tespit etmiştir. Bu zorbalık neticesinde zaman ve verim kaybı yaşandığı da araştırma dahilinde belirlenmiştir. Leymaan isimli bilim insanı, İsveç’te intiharların %15 kadarının mobbingden kaynaklandığını açıklamıştır.
Mobbing Uygulayan Kişilerin Ortak Özellikleri Nelerdir?
Bu kişiler genellikle korkak, nevrotik kişilerdir. Her zaman güçlü olma isteğini içlerinde barındırırken iktidar açlığı yaşamaktadırlar. O kadar ciddi boyutlara gelirler ki iftiralara, hilelere bile başvurabilirler. Kişilerin genellikle kişilik özellikleri antipatiktir.

Mobbing Davranışları Nelerdir?
Yazılı ya da sözlü olarak tehditler, sürekli iletişimi bozma gibi davranışlar görülür. Mobbing uygulanan alanlarda kimse sizinle konuşmaz ve diğerlerinden ayrılmış olmanız hissi verilir. Arkanızdan sürekli konuşulması bilinen en genel davranışlardandır. Hakkınızda söylentiler çıkması bile olasıdır. Amaç burada özgüveni zedelemektir. Fiziksel olarak ağır işleri yapmanızı isterler. Hatta cinsel taciz bile görülebilir. Mobbing olayı iş akışında bir anlaşmazlık neticesinde başlamaktadır. Saldırgan bunu fark eder etmez devamını getirir ve süreç başlamış olur.

Mobbing Gören Kişi Üzerindeki Etkileri Nelerdir?
Kişinin meslek hayatını, benlik duygusunu zedelemekle beraber kendine yönelik kuşkular içinde olmasına neden olur. Kurbanlar kendilerine olan güvenlerini kaybeder ve paranoya başlar. Kişi mobbing gördüğü yerde huzursuz, korku içinde ve utangaçtır. Kişiler bu yerlere gitmek istemezler. İlerleyen aşamalarda uyku sorunlarına, ağlama krizlerine, panik atağa ve kalp krizine kadar ilerleyen ciddi rahatsızlıklar görülebilir.
Yapılan bir araştırmaya göre; zorbalık gören kurbanların %41 kadarı bunalıma girmiş ve kadınların %31’i, erkeklerin de %21’ine stres bozukluğu teşhisi konmuştur. Aynı oranda kişiler bir daha iş yerlerine dönmemiş ve çalışmamıştır.

Mobbingden Korunma Yolları Nelerdir?
Mobbinge maruz kalanların, psikolojik destek alarak kendini uzaklaştırmaması, özgüveninin gelişmesi, iş yerinde yapılan, konuşulan hiçbir şeye kulak asmaması gerekmektedir. Kısacası tamamen iradeli ve vurdumduymaz bir karakter sergilemeleri istenmektedir. Bunun yanında yasal işlemlere başlaması ve sendikalara başvurması da bir diğer önerilerdendir. Psikolojik bir saldırı olduğu için psikolojik savunma yöntemleri geliştirilmelidir. Böylece kişiler iş hayatından uzaklaşmak zorunda kalmazlar.

bilgihanem.com/mobbing-nedir/ adresinden alıntıdır.
Eylül 2015

Erkan Karaca

Feminizm ve Feministlik Nedir? Türkiye’de Feminizm

Feminizm genel olarak kadın – erkek eşitliğini ve kadın haklarını savunan bir düşünce akımıdır. Yazımızda feminizm ve feministlik kavramlarına; feminizmin kökenine ve dikkat çektiği konulara yer verilmiştir.

2140

Feminizm denince akla ilk olarak kadınlar gelebilir ama feminizmi savunan erkekler de bulunmaktadır. Feminizm akımı toplum içerisinde yaşanan kadın erkek eşitsizliğinden doğmuştur. Amaç kadınların da toplumda yeri ve söz sahibi olduğunu göstererek, gerçek bir eşitliğin varlığını ispatlamaktır.
Feminizm politik, sosyolojik ve etik anlamda her alanda kadın özgürlüğünün kısıtlanmasına karşı savunulan davranış ve tutumlardan oluşmaktadır.

Kadın hakları Birleşmiş Milletler sürecine ilk olarak 1993 yılının haziran ayında, Viyana Dünya İnsan Hakları Konferansı’nda girmiştir.

Dünyanın birçok yerinden harekete geçen kadınlar, kadın kuruluşlarının ve bağımsız kadınların katıldığı büyük bir kadın insan hakları kampanyası düzenleyip, “kadınların ve kız çocuklarının insan haklarının, evrensel insan haklarıyla ayrılmaz, bölünmez ve vazgeçilmez” olduğu tezini ilan etmişlerdir. Bu başarılı girişimden sonra resmi konferanslarda gündem oluşturucu bir konuma ulaşabilmişlerdir.

Feminizm Nedir?

Feminizm Latince femina kelimesinden türemiş bir kelimedir. Temeli Fransızcada feminizmeye dayanır. Eşitlik, her anlamda aynı seviyede olmak olarak anlaşılan ve toplumsal gruplar arasındaki koşul farklılıklarının yok edilmesidir. Dünyada kadınlar ve erkekler arasındaki eşitsizliğin bulunması, feminizm düşüncesinin amacının kadının toplum içindeki yerini iyileştirmek ve gerçek anlamda bir eşitlik durumunun oluşmasını sağlamıştır.

Feminizmin Temeli

Feminizmin temeli çoğunlukla kadınların özgür olmasına dayanır. Cinsiyetle ilişkisi olduğuna inanılan unsurların analizini yapmayı kendine odak almıştır. Yine çoklukla cinsiyet eşitsizliği ve kadınların haklarını, kadınların genel sorunlarını araştırmaya ve çözümlemeye odaklıdır.

Feministlik Nedir?

Feminizm düşüncesini savunan, destekleyen ve çözümlemeye çalışan kişiler feminist olarak adlandırılır. Feminist olanlar sadece kadınlar değildir. Kadın-erkek eşitliğini savunan erkekler de bulunmaktadır. Günümüz şartlarında feminizmi savunan kişilerin tepkileri daha belirgin hale gelip fazlalaşmıştır.

Feminizmin Dikkat Çektiği Konular

Yapılan araştırmalar, çalışmalar hala sürmektedir ve çeşitli değişimler yaşanmaktadır. Ancak 1960 yılından başlayıp günümüze kadar gelen süreçte konular şu şekilde kabul edilmiştir:
Hukuki alanda kadın ve erkek eşitliği feminizmin ilgi alanında olan konulardan biridir. Çoğunlukla kadınların ve erkeklerin gelir oranlarındaki dengesizlik ve istihdamdaki eşitsizlik oranı gibi konulara yer verilir.
Felsefe alanındaki diğer sosyal akımlarla feminizm arasında ilişki feminizmin önem verdiği konulardandır.
Cinsel kimlikler oluşturulurken kadın ve erkeğin eşitsizliği feminizmin karşı durduğu ve dolayısıyla ilgilendiği konulardandır.
Seksüel anlamda kadınların ve erkeklerin özerkliğinin sağlanmasıdır. Özellikle kadınların cinsel haklarına yapılan saygısızlıklar feminizmin ilgi alanında yer alır.

Feminizmin Kökeni

Feminizmin kökeni aydınlanma çağına kadar uzanmaktadır. Aydınlanma çağındaki önemli özgür düşünürlerden Lady Marry Montagu ve Marquis de Condorcet; kadınların eğitim hakkını savunarak dikkatleri çekmiştir. Bu şekilde başlayan feminizm düşüncesi felsefe haline gelmiş ve modern anlamdaki tanımına ulaşmıştır. Kadınlar adına ilk bilimsel topluluk Hollanda’da 1785 yılında meydana gelmiştir. Feminizmin bir yayın olarak hayatımıza girmesi ilk olarak İngiliz kadın yazar Mary Wollstonecraft’ın A Vindication of the Rights of Woman adlı kitabı olmuştur. Bu kitap 1792 yılında feminizme kazandırılmıştır.
Kadınlara adaletsiz davranıldığının fark edilmesi ya da böyle düşünülmesi 19. Yüzyılda gerçekleşmiştir. Bu inanç çoğaldıkça feminizm organize hale gelmeye başlamıştır. Oluşan bu harekete feminizm ismini veren sosyalist Charles Fourier olmuştur. Kadınların ilk toplantısı New York’da 1848 yılında gerçekleşmiştir. Ardından 20. Yüzyıl ilk dönemlerinde I. Dünya Savaşı’nın patlak vermesinden sonra kadınlara oy kullanma hakkı verilmiştir.

Türkiye’de Feminizm

Türkiye’de feminist kadınların olduğu topluluk 12 Eylül tarihi ile sessizliğini bozmuştur. Bu topluluğun ismi İlerici Kadınlar Derneği’dir. İKD önceleri ideolojisi sosyalizm olan bir gruptu ancak 80’li yılların ardından kadın haklarına yönelmeyi başarmış bir topluluktur. Ayrıca İKD Türkiye’de kadın mücadelesi adına meydana gelen ilk topluluk ve deneyimdir. İKD haricinde temelinde feminizm olan ilk örgütlenme 1984 yılında kurulmuş olan bir yayınevidir. Yayınevinin ismi Kadın Çevresi’dir. Zamanla gelişip kadınların birbirlerine ulaştığı bir örgütlenme haline gelerek aktif olarak bir siyaset üretmeye başlamışlardır. Bu yayınevinin ilk çıkardığı dergi de feminist çizgilerde olmuş ve daha önce yayınlanan hiçbir dergi ile benzerlik göstermemiştir. Bunların haricinde tüm Dünya kadınlarına verilen oy kullanma hakkına ilave olarak; ilk kez ülkemizde Mustafa Kemal Atatürk tarafından; ardından da tüm dünyada kadınlara seçilme hakkı da getirilmiştir.
Kaynak:bilgihanem.com/feminizm-ve-feministlik-. . .