Bilmek istediğin her şeye ulaş

Fatoss Durmus, 

Project Manager

Project Manager Fatoss Durmus inploid.com'da 0 soru sordu, 2 soru yanıtladı ve 6 takipçisi var.

Şubat 2014

Fatoss DurmusGökhan Örün kişisini takip etmeye başladı

Gökhan Örün, Girişimci, @GokhanOrun

Girişimci - Mobil Uygulamalar Uzmanı - swapmoment.com - vipme.com.tr - whonear.me

Şubat 2014

Fatoss Durmus bu yanıtı beğendi:

Girişimcilikte risk almanın manası nedir?

Girişimci, hayalini kurduğu yapıyı hayata geçirmek için kararlar alır. Alınan irili ufaklı tüm kararlar girişimin geleceğini etkileyecek olaylar zincirinin bağlarını oluşturur ve başarıya bir adım daha yaklaştırır ya da uzaklaştırır. Bu yolda ilerlerken alınan her karar geleceğe ait olduğu için genelde risk barındırır. Bunu bulutların arasından yere inen bir yıldırıma benzetebiliriz. Yani yıldırım bir şekilde yere iner ama etkisi seçtiği yola ve kuvvetli bir elektrik bağının oluşmuş olup olmadığına bağlıdır.

Ortada fikir dışında hiçbir şey yokken risk en yüksek seviyededir. Alınan kararlar ile ortaya çıkarılan bir prototip ile bu risk bir nebze daha aşağılara çekilmiştir. Ancak hala işin tutup tutmayacağı, iş modelinin uygulanıp uygulanamayacağı, doğru şekilde yapılıp yapılmadığı, vs. gibi konularda sayısız risk vardır. Proje hayata geçirilir, denemeler yapılır, test edilir, kararlar alınır, kararlar alınır, kararlar alınır, ... ve kararlar alınır :). Risk her kararda ve sonrasında vardır.

Bazen işler bir şekilde ilerlerken de iş ile ilgili daha keskin kararlar alınır. Bu daha büyük bir karar ve daha büyük bir risk demektir. Pivot yapılır. Girişimin döngüsündeki yoluna bir müdahale yapılır. Bu müdahale başarılı olursa girişimin aldığı riskin anlamı çok daha büyük olur (bkz: Pivot nedir? Ne zaman gerçekleştirilmelidir?).

Bu döngü girişimin ve girişimcinin yaşadığı süreç boyunca sürekli tekrarlanır. Bunlar stresli zamanlar demektir. Tam da bu zamanlarda kendi sağlığı için risk alır mesela girişimci. Ve yine tüm bunları yaparken parasal olarak sıkıntıya girer. Ailesi ile veya yakınları ile ters düşebilir. Kendi yaşamı adına risk almıştır mesela girişimci. Bunlar hep o döngünün parçasıdır aslında.

Sonra parası da yoksa... Yatırım arar. Bu kez yatırımcı ile riski bölüşürler. Melek yatırım da olsa devlet hibesi de olsa bunlar da risktir. Artık sorumluluğu da başarıya ulaşma gerekliliği de daha büyüktür ve aldığı kararları alırken, daha doğru karar almanın riskini alır bu kez :).

Uzun lafın kısası, bu işin doğası risk almak ve gerektiğinde cesur kararlar almak üzerine kuruludur.

Bir de; melek yatırımların da devletin hibelerinin de risk kapsamında olduğunu belirtmem gerek. Hem yatırım hem hibe kullanmış birisi olarak söylüyorum. Yatırım kararının çıkmasından sonra başlar tüm süreç. Sonraki sürecin de iyi yürütülmesi gerekir. Hibe destekleri söz konusu olduğunda özellikle çok dikkatli olunması gerekli Türkiye gibi kanun ve yönetmeliklerin jet hızı ile değiştiği bir ülkede. Bu bile bu ülkede iş yapabilmek için alınan bir risk.

NOT: 10500 defa risk kelimesini kullanarak yanıtın okunmama riskini de aldım sanırım :p.
Şubat 2014

Fatoss Durmus bu yanıtı beğendi:

Girişimcilikte risk almanın manası nedir?

Serkan Köse/inploid çok güzel ve detaylı cevap vermiş yine ;)

Ben de biraz internette "Risk nedir? " diye araştırdım. Wikipedia'da "Bir tehlikenin gerçekleşme olasılığı ile, gerçekleşmesi halinde yol açacağı sonucun şiddetinin birlikte ele alınmasıdır. " demiş ve özellikle gerçekleşmesi istenmeyen durumlar için kullanıldığı belirtilmiş. Ekşi sözlük'te de "değişkenliğin fazla olduğu ortamlarda yüksek olan kavram" demiş...

Bence risk almayız, kararlar alırız. Girişimci ise ortalamadan daha fazla ve daha sıra dışı kararlar alır. Aldığı kararların riski az mıdır çok mudur tartışılır, bir çok faktöre göre de değişir...

Karar alırken alacağınız kararın riskini hesaplamaya çok uğraşmayın, hele hele risk algısı kişiden kişiye değişir her insanı da dinlemeyin, aklınıza yatan ve mutlu olacağınızı düşündüğünüz kararlar alın derim...

saygılar & sevgiler
Şubat 2014

Fatoss Durmus bir yanıta alt yorum yaptı

Yok itham etmedim sizi, uygulamamı övüp rakibimi hor görüyorum sadece :)
Şubat 2014

Fatoss Durmus bir yanıta alt yorum yaptı

İçselleştirerek okudum yazınızı Hakan Bey.. Tam 1 yıldır çektiğimiz ceremeleri sanki dillendirememişiz de, siz duygularımızı bizim adımıza yazıvermişsiniz gibi hissettim ve tam bu çıkmazda, bu yazı suratıma bi bardak soğuk su gibi çarptı adeta. Çünkü şuan "Bu işe para bulmamız lazım" dediğiniz noktada çaresiz bekleyişe geçtik. Sanki elimiz dilimiz bağlı. Çok yol var fakat hangisine ya da nereye doğru adım atmalı.. Çaresizlik, ya da parasızlık Türkiye'deki güzel girişimleri bitiren.
Girişimcilik maceramızda başımdan geçenleri özet olarak buraya aktarmak istedim. Eminim bu yolda ilerleyen birilerine bir nebze de olsa ışık tutacaktır. Elimden geldiğince özet bilgi vermek ve tecrübe aktarmak amacım, ancak gereğinden uzun olacağını hissetsem de zaman ayırıp okumanızı isterim. Özellikle Türkiye'de kendi girişimlerini hayata geçirmek isteyen gençler içindir bu uyarım...

Girişimcilik; yapısı, içinde barındırdığı heyecanları ve dinamikleri itibarı ile evrensel bir şey olmasına rağmen ülkeden ülkeye değişen şartlar ile her yerde farklı bir yapılanma gerektiriyor. Şunu söylemeliyim ki bu yazıyı bundan 8 sene önce yazıyor olsa idim çok daha farklı olabilirdi, ama şimdi yazabiliyorum ve okuyan insanlara 8 yıl değil belki ama birkaç yıl kazandırmak isterim.


Bazılarınızın bildiği gibi kardeşim Hakan ve ben bu siteye gönül veren kişilerden sadece ikisiyiz. inploid öncesinde yaptığımız birçok proje var. Bu projelerin birçoğu kendi geçimimizi sağlayabilmek adına hayata geçirdiğimiz projeler bazısı ise gerçekten bizi bu yolda inanılmaz motive eden ve hep içimizde olan 'insanların hayatında bir şeyleri değiştirebiliriz' düşüncesi temelinde gerçekleşen şeyler. TRINK - Bozuk Para Makinesi (trink.com.tr) projesi ile başladı herşey. Sonrasında da hiç durmadan bir projeden diğerine uçup durduk. Şimdiye kadar yarıda bıraktığımız veya tamamlamadığımız hiçbir proje olmadı, ama paraya dönüştüremediğimiz çok proje oldu :).

Yaptığımız, yaşadığımız her şey karşısında aldığımız yegane ödül tecrübe oldu ve sanırım satın alınması imkansız olan bir şey bu. İnanmayacaksınız ama parayı hiçbir zaman hedefe koymadık. Koymuş olsa idik, hayatımızın 8 yıl gibi önemli bir dönemini sürünerek geçirmezdik. (Mesleklerimiz ve iş tecrübemiz itibarı ile piyasada çok rahat bir yaşama kavuşabilecek insanlar olmamıza rağmen). Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de bir girişimciye; iyi bir iş fikri, iyi bir planlama yanında şans da gerekiyor.

Sizlere bu yazıda neler yapmanız gerektiğinden bahsetmek istemiyorum. Zira, hepiniz aşağı yukarı ne yapmanız gerektiğini (yapmıyor/yapamıyor olsanız da) biliyorsunuz. Ama neler yapmamanız gerektiğini bilemiyorsunuz. En azından biz öyle idik. 'Biz' diyorum, çünkü bu macerada en başından beri kardeşim @hakank ile birlikte yürüdüm ve bunu da memnuniyetle dile getirmek isterim.

Yazının odağını dağıtmamak adına çok ayrıntıya girmeden; geçen bu 8 yılda neleri tecrübe hanemize yazdığımızı kısa başlıklar halinde yazmaya başlıyorum:
  • En az onlar kadar iyi yapıyorsanız: Yaptığınız işleri asla küçümsemeyin, bunu yaptığınızı farkederseniz, kafanızı kaldırıp dışarda neler oluyor ve insanlar neler yapıyor bir bakmalısınız. O zaman kendinize ve yaptığınız işe gereken değeri verebilirsiniz belki. En az onlar kadar iyi yapıyorsanız, en az onlar kadar da değer vermelisiniz. Bu noktada kendinize 2 kişiden oluşan ve diğer birçok girişimci gibi sürünmesi gereken varlıklar olarak bakmamanızı öneririm.
  • Taş baş yarar: Devlet desteğini projenizin bir yerlerinde kullanmanız gerekiyorsa ve bundan kaçamıyorsanız, desteği veren kurumun size sunduğu dökümanları iyice okumalısınız. Hatta bununla da kalmayıp bu desteği daha önce alan (mümkünse en son destek dönemine yakın bir zamanda alan) firmalara mutlaka ulaşmalısınız. Türkiye'de yönetmelikler, tüzükler,...vs. değişme hızını görseniz şaşarsınız. Hele de süreç içerisinde yaşanan değişiklikler sizi hiç ummadığınız anda yaralayabilir (Tübitak, Kosgeb ve TTGV tecrübesi yaşamış biri olarak söylüyorum). Umsanız da taş, baş yarar.
  • Hayal kurmakla, hayalde yaşamak çok farklıdır: Bir işiniz varsa ve kendi girişiminizi hayata geçirmek için fırsat kolluyorsanız, işinizi bırakmadan önce çok ama çok iyi bir planlama ve hesaplama yapmalısınız.
  • 'Paranız bitene kadar girişimcisiniz' : Kardeşim Hakan'ın lafıdır ve çok severim. Parasız kaldı iseniz, karar verme mekanizmanız bozulur. O yüzden hayatınızın daha önce hiçbir döneminde GERÇEKTEN parasız kalmadı iseniz bunun nasıl bir şey olduğunu tahmin etmeniz GERÇEKTEN zor olabilir ve tüm bakış açınız sarsılabilir. Biz genelde paramızın olmadığı durumlarda bulunmuş olmamıza rağmen bizi bile etkiledi :). Elbette ki bunu yaşayacaksınız diye bir durum yok ama işin başında herşeyin yolunda gitmeyeceği durumları da aklınızda bulundurmalısınız.
  • Plan ve: Ben yıllarca 'fizibilite ve iyi bir iş planı yapmalısınız' lafını duydum ama gereken önemi o zamanlarda vermemişim. Şimdi şunu kesinlikle söyleyebilirim ki en önemli basamaklardan birisi bu ve kesinlikle atlamamalısınız. Hangi alanda, hangi işi yapıyorsanız ilk işiniz onunla ilgili araştırmalar yapmak olmalı. İş fikrini hayata geçiren firmalar varsa başarılı olmuşlar mı? Olmamışlarsa neden? Nerelerde faaliyetteler? Nasıl bir yöntem izlemişler? gibi. Sizin elinizde olmayan imkanlar başkalarının elinde varsa ve bu imkanlarla çok iyi bir iş çıkarmışlarsa ve buna rağmen başarılı olamamışlarsa, durup bir düşünün derim.
  • Ekip herşeydir: Birileri ile en baştan yola çıktıysanız; 'ekip olmak'; yalnız yola çıktı iseniz 'ekip kurmak' oldukça zor. Belki de sizi en çok zorlayacak olan bu durum (malesef ki) bir çok girişimci tarafından basamak haline gelemiyor ve bir duvar olarak kalıyor. İyi bir ekip değilseniz işiniz normalden birkaç kat daha zor.
  • Bunu gerçekten istiyor muyum: Hayat çok kısa ve zaten hızlı geçiyor. Girişimcinin yaşamının hızını ise anlatamam (anlatılmaz yaşanır). Gerçekten bu kadar kısa bir hayatta, yapacak onca şey varken, bunu gerçekten istiyor musunuz? Bu soruyu aslında en başta sormalısınız kendinize ve olabildiğince dürüst olmalısınız. Sadece işe istediğiniz saatte gitmek için ya da genç yaşta parayı vurup Mercedes'e binebilmek için ya da sizi gören herkesin 'a işte o çocuk bak' demesini istediğiniz için ya da ailenize birşeyler ıspatlamak için girişimci olunmaz, giriş olur sadece. Giriş'im ben diyebilirsiniz sadece, ve çıkışa bakarsınız (bizim motivasyonumuz ilginç bir şekilde hiç bitmek tükenmeyen bir şekilde üretmek'ti örneğin, ve hayatımızın hiçbir döneminde olmadığımız kadar parasız, bir o kadar da çalışkandık bu 8 yılda).
  • Girişimci olsaydı o ne yapardı: Hayatınızın merkezine hangi projeyi koymuş olursanız olun, kararlarınızı alırken asla karar mekanizmanızı dışsallaştırmayın. 'Böyle bir durumda iyi biri girişimci olsa idi ne yapardı?' demek yerine o girişimci siz olmalısınız. Başınıza ne gelirse gelsin, kim ne derse desin, ödevinizi iyi yaparsanız o kararı en iyi veren siz olursunuz.
  • Tecrübeli insanlar: Yaptığınız işi sizden daha iyi yapan ya da daha önce yapmış tecrübeli kişiler ile konuşun. Sadece konuşmakla kalmayıp onların söylediklerini gerçekten ne düşündüklerini anlamaya çalışarak uygulamalısınız. Hem de söyledikleri herşeyi onların bakış açısı ile anlamaya çalışarak. Gördüğüm birçok girişimci için bu tarz konuşmalar sadece onları anlık olarak gaza getiren diyaloglar olarak kalıyor, oysa ki bu tarz tecrübe aktarımlarındaki asıl güç onların sizin projenize olan uygulama yansımaları olmalıdır.
  • Öğrenilmiş çaresizlik: Bu konu o kadar önemli ki, kendini farkettirmeden normal hayatlarındaki birçok insana bile musallat olan -hele ki Türkiye'de- bu psikolojik durum bence Türkiye'de girişimcilerin başındaki en önemli belalardan birisi. 'Öğrenilmiş Çaresizlik nedir?' diyenler için bir ön bilgiyi burada bulabilirsiniz (ö. ç. deneyi, orta alt kısımda). Çıktığınız yolda, başınıza kötü ne gelirse gelsin, o şey hiç gerçekleşmemiş gibi düşünebilme yetisini kazanabildiğiniz gün, hızlı karar verme ve hızlı çözüm üretme yetisini de kazanmaya başlamışsınız demektir. Geriye sadece, özgürce, kendi tecrübelerinizi edinmek kalıyor.
  • Abi bunu herkes kullanacak, bak göreceksin: Birçok girişimci kendi girişimini hayata geçirme sürecinde yaşayacaklarını değil, bu gerçekleştikten sonra olacakları düşünerek işe başlıyor. Yolculuk sırasında başına gelecekleri hesaplamadan/hesaplayamadan. Yani bir ürün üretecekse, ürünün raflardaki halini, internet işi ise, herkesin bunu kullandığını, vb. Bu davranış tarzı, günlük hayatımızda, buluşmak üzere olduğumuz bir arkadaşımıza 'yarım saat sonra ordayım' dememizle aynı şey aslında; biz o anda sadece buluştuğumuz ve onunla karşılaşacağımız o anı hayal ederek konuşuyoruz onunla. Oysa onun yanına giderken belki dehşet bir trafikte kalıyor olacağız, ya da bindiğimiz dolmuş, otobüs, arabamız aniden arıza yapacak. Bunların bazılarını öngöremezsiniz ama öngörebildiklerinize uygun refleksler geliştirmelisiniz. Bunu yapmak için ise önce yolculuğu hayal edebiliyor olmalısınız. Yapacağınız işin güzel hayallerini kurmak sizin kararlarınızı işin başından sonuçlandırmamalı, size alınacak yeni kararlar yaratmalıdır.
  • Bu işe para bulmamız lazım: Projenizde gerçekten paraya ihtiyacınız olduğu an hayallerinizin en yoğun olduğu, ya da ona en yakın olduğunuz an değil, projenizi kesinlikle ve başka hiçbir şekilde ilerletemediğiniz andır (ama bu durum dahi projeden projeye değişiklik gösterir).
Ben ve kardeşim @hakank bugüne kadar birçok şeyi deneyimledik. Burada yazabildiklerim bunların sadece bir kısmı ve benim önemli gördüklerim, daha birçoğunu ve farklılarını da sizler yaşayacaksınız ve umuyorum ki başkalarının da faydalanabilmesi için ve size kulak vermelerini umarak; paylaşacaksınız. Türkiye'de çok ciddi bir davranışsal kültür eksikliği var ve bizlerin yapacak çok işi var.
Şubat 2014

Fatoss Durmus bu yanıtı beğendi:

İyi bir girişimci ilk parasını nereden bulur?

İlk parasını nereden bulur diye sorduğunuza göre sermayesi olmayan bir girişimciden bahsediyoruz :) Hemen yanıtlayayım:

Sermayesi olmayan bir girişimci aslında yoktur, daha doğrusu sermayeyi para olarak değerlendirip değerlendirmediğinize göre değişir. Eğer sermayeyi sadece para olarak görmezsek, iyi bir girişimcinin sermayesi hep vardır. Öncelikle fikri vardır ve bu onun her zaman (parası olsa bile) en büyük sermayesidir. Ortaya çıkarmaya çalıştığı iş fikri veya iş modeli vardır ve bu onun en büyük sermayesidir. Belki de sonraları en çok para edecek şey de o olacaktır.

Ancak burada bir açmaz vardır tabii ki, fikrinizi para da eder hale getirmek için paraya ihtiyacınız vardır. İşte bu, girişimciyi araştırmaya ve bir şeyler ortaya koymaya iten nedenlerin başında gelir.

Bu durumda girişimci ihtiyacı olan minimum parayı, ki bu para ortaya en azından bir prototip çıkarmak için gereken para olmalıdır, etrafındaki insanlardan, çalışarak, borç alarak bulur. Bu parayı bulamayan kişi gerçekten de çok zor duruma düşer ve muhtemelen ya fikrini hayata geçirmeyi düşünemez hale gelir veya o fikri bir başkası yapana kadar beklemek durumunda kalır, yani zaman kaybeder..

Ancak gerçek bir girişimci bu kaynağı yaratmak durumundadır ve bir girişimci fikrini hayata geçirmek için engelleri birer birer aşmak durumundadır. Burada devreye giren bir unsur var ki o da Türkiye gerçeği. Şimdi eskisi gibi değil belki ama Türkiye hala gerçekten zor bir ülke ve zor olduğu kadar da fırsatlar ülkesi diyebiliriz. Yani kolay tarafları var ve çok zor tarafları var, ve bence hala zor tarafları bu kolaylıkların önünde olduğu için yeteri kadar bu konuda gelişememiş durumdayız.

Girişimci ilk parasını bu şartlarda tabiri uygunsa bulmaz, yaratır. Kendine ona ve fikre inanacak insanlar bulur ve onlardan borç alarak başlar, veya fikri için çalışarak para biriktirmeye çalışır.

Sonraki aşamada elde prototip vardır ve hem girişimcinin kendisi hem de fikre para yatırmasını umut ettiği insanlar için elinde bu işin ne olduğuna ve nerelere gidebileceğine dair gösterge olabilecek bir protototip oluşur. Bu noktadan sonra melek yatırımcının işe sizin bakamadığınız noktalardan bakması ve değerlendirilebilir bulması ölçütünde yatırım bulursunuz. Melek yatırımcı gerçekten de melek gibi olmalıdır (şahsi görüşüm). Size sadece para vermez, vizyonunu, ön görülerini ve buna ek olarak network'ünü açar.

Üçüncü aşamada ise kapıyı aralamışsınızdır ve fikriniz hayata geçmeye başlamıştır, elinizde artık ürün olmalıdır. Ve bu ürün sizi artık kitlelere ulaştırmaya başlamıştır, bu kitlenin size katabileceklerini gördüğünüzde gerçekten inanamayabilirsiniz, çünkü her yeni kullanıcı size sıfırdan ürününüzle ilgili objektif fikir sunabilme potansiyelini taşır. Eğer bu noktada işinizi iyi şekillendirebilirseniz başarıya hedeflerinize ulaşmanız mümkün olacaktır.

Uzun sözün kısası, girişimci ilk parasını bulmaz, gerekirse yaratır, ancak girişimcinin sermayesi iş fikridir ve onu paraya dönüştürür.
Şubat 2014

Fatoss Durmus bu yanıtı beğendi:

Girişimciler güvendikleri projeye neden yatırım arıyorlar da kredi çekmiyorlar? Zaten para getirecek bir proje ise kredi neden olmasın?

Bahsettiğiniz şey çoğunlukla söz konusu olmuyor, ancak bu durum yaptığınız işe göre değişir. Yani eğer 20.000-30.000 TL gibi bir sermaye size yetiyor ise ve banka size kredi veriyor ise ve de işiniz ile kredi ödemelerinizi yapabilecek durumda iseniz çekebilirsiniz. Ancak gerçekte durum çoğunlukla böyle değildir.

Bir internet projesi kurmak için ihtiyaç duyacağınız para da çok değişkendir. Eğer bir e-ticaret işi kuruyor iseniz çok ciddi paraya ihtiyacınız olacaktır. Diyelim ki e-ticaret işinizi kuracak, duyuracak, satışlara başlayacak ve başa baş noktasına gelebilecek süreye kadar 200.000 TL'ye ihtiyacınız var. Böyle bir parayı size hangi banka kredi verir? Eğer bankalardan bu kadar kredi alabiliyor iseniz bir nakit akışınız vardır, hatta belki de o kadar krediye bile ihtiyaç duymaya bilirsiniz.

Girişimciler çok yüksek oranda, parası projesine yetmeyen kişilerden oluşur. En azından Türkiye'de durum genellikle böyle. Yatırım ve para bu sebeple gereklidir esasen. Para işinizi daha hızlı büyütmeniz, daha hızlı sonuca gidebilmeniz için bir araçtır. Yani, 1 yılda kendi başınıza alacağınız yolu, bir yatırım ile 6 ayda alabilirsiniz ve bu çok büyük avantajdır. Kısaca durumun özeti böyle.
Şubat 2014

Fatoss Durmus bir yanıta alt yorum yaptı

Amaç olarak benzer yapıdalar, fakat içerik, kullanım, tasarım bakımından daha kullanılabilir.
Şubat 2014

Fatoss DurmusİPhone Uygulamaları konu başlığını takip etmeye başladı.

İPhone Uygulamaları

Formatting of continuation data will be changing soon. To continue using the current formatting, use the 'rawcontinue' parameter. To begin u...

Şubat 2014

Fatoss Durmus  bu yazıyı beğendi:

LinkedIn Nedir? LinkedIn’e Nasıl Reklam Verilir?

Bu yazımızın konusu LinkedIn'e reklam nasıl verilir olacaktır. Yazıyı okuduğunuz anda sizde artık LinkedIn'e kolayca reklam verebileceksiniz.

LinkedIn Nedir?
LinkedIn, cv paylaşımı, kendini anlatabilme, profesyonel çevre edinebilme, okul hayatımızı, iş hayatımızı, dünümüzden bügünümeze kadar yaptıklarımızı, yani kariyerimizin özetleyen bir mecra diyebiliriz. Daha fazla bilgiye ulaşmak için tıklayınız.

LinkedIn her ne kadar çok kullanılmıyor gibi görünse de iş hayatında önemli bir yeri bulunuyor. En basit olarak iş başvurunuzu yaptıktan sonra LinkedIn profilinizden bakarak hakkında bilgi sahibi olabiliyorlar.
LinkedIn sadece iş sektörüne yönelik olduğu için önemli bir sektörel çalışma yapıyorsanız LinkedIn reklamları sizin için bulunmaz bir pazarlama(reklam) mecrası olacaktır.

LinkedIn Reklam Nasıl Verilir?
LinkedIn reklamlarını sırasıyla nasıl verildiğini anlatacağım.
  1. linkedin.com/ads adresine girerek reklamımızı başlatacağımız sayfaya geliyoruz.
2 - Karşınıza aşağıda gördüğünüz gibi bir ekran çıkacaktır. Buradan başlayın butonuna tıklayın. Normal giriş yapmış olsanız bile Başlayın butonuna tıkladığınız zaman sizden tekrar giriş yapmanızı isteyecektir.

Blog

3 - Karşınıza aşağıda gördüğünüz gibi iki seçenek çıkacaktır. Bunlardan 1. Normal reklam oluşturma 2. Sponsora reklam oluşturma.

Blog
4 -Aşağıda bulanan resimde reklam kampanyasını oluşturulmuş bir şekilde kurulu. Bunları size anlatayım.
4-1 İlk olarak bir kampanya adı seçmeniz gerekiyor. Bu her ne kadar önemsenmeyecek bir durum olsa da bir çok farklı reklam oluşturacaksanız karışıklık olacaktır. Hatırlayacağınız bir şekilde reklam kampanyasını oluşturun.
4-2 Reklamınızın hedefi ne ise ona uygun bir şekilde reklam dili seçmelisiniz. Medya Türü ise Temel ve Video olarak iki şekilde ayrılıyor.
4-3 Reklam Çeşitleri önemli bir konu aslında. Adwords kullanıyorsanız bir kaç reklam metni hazırlarsınız ve hangisi daha iyi etkileşim alıyorsa onla devam edersiniz. LinkedIn için de bu taktiği uygulamanız kampanyanız için önemli olacaktır.
4-4 Reklam vereceğiniz adresin url'sini yazın.
4-5 Eğer bu reklamı sizin
4-6 Sosyal Medya Kulübü yazan yere reklamınız ile ilgili başlığınızı yazınız.
4-7 Alt kısmına reklamlarda görünmesini istediğiniz yazıyı yazıyorsunuz. 75 karakter yazma hakkı veriyor.
4-8 Sol tarafta reklamınız için görsel yüklüyorsunuz.
4-9 Kimden kısmı önemli reklamın kim tarafından verildiği gösteriliyor.
4-10 Sağ tarafta oluşturduğunuz reklamla ilgili önizleme'yi görebilirsiniz.
4-11 İpucu kısımları sizler için önemli olacaktır. Bunları okumanızda fayda var.

Blog
5- Kampanyamızı ve reklam çeşitlerimizi oluşturduğumuza göre sıra geldi hedefleme kısmına.
Hedefleme kısmı ayrıntılı bir şekilde hedefliyebiliyorsunuz.
5-1 Şehir / Ülke
5-2 Şirketler kısmı: Burada en önemli kısım Kategoriye göre kısmı. Bu kısımda şirketin çalışan sayısına göre veya sektör'e göre seçiyorsunuz.
5-3 İş alanı ve Kıdem: İsterseniz Tümü seçeneğine seçebilir isterseniz Kategoriye göre seçebilirsiniz. Kategoriye ğöre seçmek istediğiniz zaman size; Reklamınızın görünmesini istediğiniz kişilerin kıdem'ini ve İş alanını seçebiliyorsunuz.
Blog

6 - Kampanya seçenekleri kısmı sizin için ayrı bir önem arz ediyor. Çünkü reklamınız için gösterim başına mı yoksa tıklama başına mı para vereceksiniz onu burada karar vereceksiniz.
Marka bilinirliğinizi arttırmak istiyorsanız bizim size tavsiyemiz "Reklamınız her gösterildiğinde ödeme yapın - 1000 tıklama başına tutar" kısmı
Sitenize kayıt olma, yada e-mail aboneliği gibi bir kampanya oluşturuyorsanız tıklama başına maliyet seçeneği sizin için en uygun olacaktır.
6-1 Günlük bütçenizi en aşağıya 10 EURO olarak belirleyebiliyorsunuz.
6-2 Kampanya süreniz için iki seçeneğiniz var. Biri süresiz diğeri reklamını gösterilmesi istediğiniz en son tarihi belirliyorsunuz.
Blog
7 - En sıkıntılı kısma geldik. : ) Kredi kartı bilgilerimizi vermeye. Bu kısımda ödeme yapıyorsunuz. Burası artık size kalmış.
Blog
8 - Kampanyanızla ilgili analizi, tıklamaları, raporlamayı almayı almak için yine linkedin.com/ads/adresine gidip Yönetin butonuna tıkladığınızda kampanyalarınıza ulaşabiliyorsunuz.
Blog

Artık sizde şirketiniz için LinkedIn'e reklam verebilme seviyesine geldiniz. Çokta zor olmadığını yazıyı bitirdiğinizde sizde farketmiş oldunuz.

Kaynak : eceviz.blogspot.com/2014/01/linkedin-nedir-linkedin-nasil-reklam-verilir.html
Şubat 2014

Fatoss DurmusMobil Yazılım Ve Teknoloji konu başlığını takip etmeye başladı.

Şubat 2014

Fatoss DurmusMobil Uygulama Geliştirme konu başlığını takip etmeye başladı.

Mobil Uygulama Geliştirme

Formatting of continuation data will be changing soon. To continue using the current formatting, use the 'rawcontinue' parameter. To begin u...

Şubat 2014

Fatoss DurmusSosyal Medya Pazarlama Araçları konu başlığını takip etmeye başladı.

Sosyal Medya Pazarlama Araçları

Formatting of continuation data will be changing soon. To continue using the current formatting, use the 'rawcontinue' parameter. To begin u...

Şubat 2014

Fatoss Durmus bir yanıt verdi.

Henüz hayata geçmemiş bir web girişim projesine yatırım almak için yapacağınız görüşmede nelere dikkat etmeniz ve neler göstermeniz gerekir?

Deneyimlerim doğrultusunda şunu söyleyebilirim.
İlk 5-10 dakika boyunca NET bir şekilde fikrinizi ya da projenizi, hangi ihtiyaca yönelikse en önce net bir şekilde, projenizle neyin eksikliğini gidermek istediğiniz noktalara değinerek anlatmaya başlamak (etkili bir giriş yapmak şart).

Görünüşünüzle, duruşunuzla projenizle birlikte kendinizi de pazarlamak tabi ki en öncelikli görevlerden biri. Oto kontrol son noktada olmalı, yeterince kendinize güvenmelisiniz.

Kısa vadede ve uzun vadedeki hedeflerinize değinmeli, daha öncesinden yapmış olmanız gereken detaylı iş planı hali hazırda bulunmalı, konuşmanın devamında da yatırımcılara bunu somut bir şekilde sunmalısınız.

Yatırımcıdan gelebilecek her türlü soruya etkileyici bir yanıt vermek için ekip olarak ya da bireysel olarak projenize tamamiyle hakim olmanız da gerekli. Malum milyarlarca para verecek olan siz olsanız ne gibi testlerle girişimciyi zorlardınız? ...

Son olarak da verebileceğim en önemli taktik; kendiniz olun ve SAMİMİ olun.
Şubat 2014

Fatoss DurmusHakan Köse kişisini takip etmeye başladı

Hakan Köse, İnternet Girişimcisi, @hakank

Web Application Development, ASP.NET, C#, SQL Server, Web Design and some passion..

Şubat 2014

Fatoss DurmusSerkan Köse kişisini takip etmeye başladı

Serkan Köse, Girişimci, @serkan

inploid.com kurucu ortağı, fotoğraf meraklısı (https://www.flickr.com/photos/koseserkan/ ve https://instagram.com/koseserkan/), motosiklet sevdalısı, elektronik yüksek mühendisi, insan ve bir adam. Dünyanın değişebileceğine inanan bir adam...

Şubat 2014

Fatoss Durmus bu yanıtı beğendi:

Girişimcilikte risk almanın manası nedir?

Ben eğitimi ne olursa olsun, maddi durumu da fark etmiyor, çok arkadaşımdan şunu duydum. "Şu dükkana bir Playstation Cafe iyi gider" veya "Alacaksın bu kahveyi çalıştıracaksın" gibi. Ama hiçbiri hayata geçmez. Ama biri onlara "alın 50.000 TL, iş kurun" dese hepsi deyim yerindeyse "girişirler".

Girişimciler bir ekonominin temelidir. Ekonomik kalkınma, işsizlik, verimlilik, ihracat vs... Kalemler girişimcilerle çözülmüştür çoğu büyük ekonomilerde. "Risk" unsuru bu tip kişilerin girişimci olmasını engelliyor. Kosgeb'e kızardım, ne olacak önce para verseniz diye. Ama tekrar düşününce hak verdim. Girişimciliğin ruhuna aykırı bir hareket olurdu bu.

Birinin fikri olabilir, herkesin genelde vardır bir fikri. Ama bunu hayata geçirmek demek hem maddi riske, hem de kişinin kendi hayatından ödün vermesine neden olur. Tatil yapamayabilir, çocuklarıyla az görüşebilir, komşu ofisle anlaşamayabilir. Ama bu ödünlere katlanmanın en büyük nedeni "maddi risk"tir. Şuan bir arkadaşım yazılım firması açtı ve evini ipotek yaptırdı. Krediyi o şekilde aldı. Bu risk şuan onun en ateşleyici güçlerinden biri.
Daha Fazla