Bilmek istediğin her şeye ulaş
Mayıs 2014

Gizem

Ülkemizde sporu daha fazla yaygınlaştırmak, çocukları küçük yaşlardan itibaren spora yönlendirmek, sporu sevdirmek ve daha geniş kitlelere ulaştırmak için elinize yeter derecede yetki verilmiş olsaydı nasıl bir plan hazırlayıp uygulama yapardınız?

Eski Doğu Bloğu ülkelerinde olduğu gibi ilkokul seviyesinden itibaren spor ve sanat okulları açar, çocukları okuldan hemen sonra sokağa salmak yerine tercihlerine ve yeteneklerine göre her gün bir kaç saat o okullarda eğitirdim. Doğu Bloğundan bolca başarılı sporcu ve sanatçı çıkması tesadüf değil yeteneklerin küçük çocukluktan itibaren keşfedilip yetiştirilmeleridir.
  • 2 Yanıt
Mayıs 2014

Gizem

Konusu aksiyon olan filmler içerisinde ''ilk beş'' diyebileceğiniz filmler hangileridir?

İlk beşe girmese bile dram, aksiyon ve bilim kurgunun iç içe olduğu bir film. Açlık Oyunları.

Kısa açıklamasını kendi blogumda yapmıştım. Okuyabilirsin...
goo.gl/yuzxny
  • 2 Yanıt
Mayıs 2014

Gizem

Ay burcu tam olarak neyi ifade eder?

Doğduğumuz anda gökyüzünde Güneş’in bulunduğu burç doğum burcunuzu oluştururken, Ay’ın bulunduğu burç da Ay burcunuzu temsil etmektedir.

Burçlar arasında en az bilinen Ay burcu, kişisel seçimlerimizde, karakterimizin “burçdaşlarımızdan” farkılılaşmasına sebebiyet veren ana etkendir.

Ay burcu, Güneş burcu kadar etkili iken, doğduğunuz anda Ay’ın gökyüzündeki evresi, Dünya’ya yakınlığı veya uzaklığı ile doğduğunuz andaki gelgit etkisi, Ay burcunun niteliklerinde değişkenliğe sebebiyet verir. Bundan dolayı, Ay burcu genel tanımlamaları her zaman kitabi bilgi olarak kişiliği doğru ifade edemeyebilir. Çünkü siz bir tablodan Ay burcunuzun Balık olduğunu öğrenebilir, Balık Ay burcu ile ilgili çeşitli bilgiler alabilir ama bunların kendinize hiç uymadığını düşünebilirsininiz. Balık Ay burcu genellemesine uyuyordur fakat Ay’ın evresi, Dünya’ya yakınlığı ve almış olduğu gezegensel transit etkiler bu niteliklerin dışında Balık temalı farklı bir kavramı da ifade ediyordur.

Güneş burcunu ifade ederken 2 paragraftan 20 sayfaya kadar şeyler yazabilirken, Ay burcu ile ilgili bin sayfanın üzerinde bilgiyi kaleme alabilirsiniz. Tabii ki bu göreceli bir değerdir.
Mesela, Ay Balıkta iken, Yeni Ay’da duygusallık, içtenlik, alkolden uzak durmak, ilişkilerde fazlası ile verici olma, uyumsuzluk ama sevgi dolu, içten, yumuşak kişilik gibi konular öne çıkar. Ay burcu, anne ile ilişkileri de gösterdiği için, çocukluktan 14 yaşına kadar ortaya çıkan otonom davranışlar ve anne ile çocuk arasında kurulan duygusal bağları da temsil eder. Ay Balık’ta Yeni Ayı’nda kurban ve acı çeken anne arketipi vardır. İlk Dördün’de bu etkiler aşırı duygusallığa, kişinin kendini sorgulamasına ve içsel çatışmalarının artmasına; Dolunay’da toplumdan kaçışa, fantezilere, büyük sanatsal yeteneklere, bale, dans, müzik gibi sanatsal ifadelere, kişi doğru eğitimi almadığında ve sosyal toplumda arzu edilen yere gelmediğinde de alkolizme, uyuşturucu kullanımına ve dağınık bir kişiliğe; Son Dördün’de duygusal ve toplumsal sıkıntılara, depresif kişiliğe ve karşısına çıkan fırsatları değerlendiremeyen, sosyal açıdan sorunlu bir kişilik tipine işaret edebilir.
Gördüğünüz gibi Ay burcunun anlaşılabilmesi için niteliklerin ve kavramların Astrolojik yöntemler ile çok iyi incelenmesi gerekmektedir. İnsanın doğasını tek bir veri üzerine kurmak mümkün değildir. Ay Balık’ta veya Başak’ta olsun, insanı biraz olsun tarif edebilmenin Astrolojik yolu, çok sayıda veriyi birlikte değerlendirmekten geçer. Bir başlık altında bir bireyi tarif eden değerler asla tek başına kullanılamazlar. Diğer değerler ile birlikte ortak bir kıymetleri bulunmaktadır.

Kaynak: ntvmsnbc.com/id/24935917/

Buradan da hesaplatabiliyorsunuz: yorumcu.com/astroloji/ayburcu.asp
  • 1 Yanıt
Mayıs 2014

Gizem

Hayat devam ederken dünyaya kalıcı bir imza atmanız istenseydi hangi konuda olurdu ve neden?

Birkaç bestem, birkaç öyküm İnternet'de duruyor, İnternet yaşadığı sürece istesem de silemem... Ölene kadar daha iyisini yapamazsam bile isteyip de yapamayanlardan daha hoş şeyler bırakıyorum dünyaya :) Bir roman, daha güzel bir bestemin kaydı tabii daha hoş olabilir... .
  • 3 Yanıt
Nisan 2014

Gizem

Ülkemizin eğitim sisteminde yapılan değişikliklerin köklü ve uzun ömürlü olamamasını göz önüne aldığımızda öğrencilerden başarılı olmalarını beklemek gerçeği yansıtır mı?

Tabi ki yansıtmaz. Ama öğrenciler şunu bilmeli; sen mühendislik okuyorsan, onbinler de okuyor. Sen öğretmenlik okuyorsan onbinler de okuyor. Bir bölümü bitirmen sana garanti iş demek değildir. Kendini geliştir. Rekabetin, torpilin, ayrımcılığın olduğu bu ülkede bir diploma sana yetmez. Okulda verilenle yetinme, söylenen gelecek planlarına inanma. Gerçekleri gör, sert rekabet olan bir arenaya çıkacaksın.

Ama bilginin, kültürün, uzmanlığın her zaman saygı getireceğini unutma. Hiçbir zaman öğrenmeden, gelişmeden durma. Kendini memur yapıp yatmaya programlama. Kendi işini kur, aranan adam ol. Bunlar için ne gerekiyorsa yap. Senden beklenen başarı okulu bitirmen ve gömleğini giyip masada düşük bir ücretle çalışman. Bunu kır, senin başarı ölçütün bu olmasın. Teknoloji öğreniyorsan burayı bırak, nerede iyi öğretiliyorsa oradan öğren. Geleceği öngör. Şimdiki 20.000 mühendis açığı gibi rakamlara bakma. Sen mezun olana kadar o eksik, fazlalığa dönüşebilir.

Anahtar kelimeler: bilgi, kültür, sürekli öğrenme, başarı çıtasını yükseltme.
  • 13 Yanıt
Nisan 2014

Gizem

İyi bir terapide terapistin davranışları ve uygulanan teknik tek başına yeterli midir?

Kısmen evet. Müşteriye pek bir şey düşmüyor sadece rahat olması kendisini sıkacak şeyler düşünmemesi yeterli olacaktır diye düşünüyorum.
(psikolojik olarak ileri düzeyde değilse tabi)
Geriye kalan şeyler ise istediğini anlatması, oturuş, davranış vs. kısacası kendisini kısıtlamaması terapinin kalitesini yükseltir.
  • 1 Yanıt
Nisan 2014

Gizem

Master için yurtdışı önerileriniz hangi ülkelerden oluşur?

Tabiki, istediğiniz bolume ve program diline gore değişiklik göstermektedir. Özellikle ingiltere'deki universiteler gerek kalitesi, gerekse master eğitiminin 1 yıl sürmesi bakımından tercih edilmektedir.
  • 3 Yanıt
Nisan 2014

Gizem

Yüce Divan nedir?

Anayasa mahkemesinin cumhurbaşkanını, bakanlar kurulu üyelerini, anayasa mahkemesi, yargıtay, danıştay, askeri yargıtay, askeri yüksek idare mahkemesi başkan ve üyelerini, başsavcılarını, cumhuriyet başsavcıvekilini, hakimler ve savcılar yüksek kurulu ve sayıştay başkan ve üyelerini görevleriyle ilgili suçlardan dolayı yerine getirdiği fonksiyon ve tanımdır.
yüce divanda, savcılık görevini cumhuriyet başsavcısı veya cumhuriyet başsavcıvekili yapar. Kararları kesindir.
  • 2 Yanıt
Nisan 2014

Gizem

Konuşmak bir ihtiyaçsa susmanın da bir ihtiyaç olduğunu söyleyebilir miyiz?

Bazen bir ihtiyaç bazen de gerekliliktir.
  • 3 Yanıt
Nisan 2014

Gizem

Pratik yemek tarifleri olan bir site veya blog sorsam önerileriniz neler olur?

Aslinda ben ilk once yabanci siteleri oneririm. Bbc-foodrecipes gibi. Birimleri biraz farkli sadece. Oz ve tbs tbsp gibi olculeri var. Bunlari cevirebilirseniz garanti receteler. Yok buna gerek yok derseniz, en garanti en kolay herkesin evde yapabilecegi sekilde tarifler Oktay usta da var. Rahatlikla yapabilirsiniz. Yabancida adayim jamie oliver.videolarini izleyerek bile ogrenebilirsiniz.
  • 1 Yanıt
Nisan 2014

Gizem

Bel fıtığı ve siyatik hastalığını birbirinden ayırt eden en önemli belirti nedir?

Siyatik de kasıklardan dize kadar yayılan bir ağrı olabilir. Fakat bunun ayırımını en iyi doktor yapacaktır.
  • 1 Yanıt
Nisan 2014

Gizem

Hipokondriazis (hastalık hastası) bir takıntı mıdır yoksa bir davranış bozukluğu mudur?

Hipokondriazis DSM-4 e göre ağrı bozuklukları (somatoform bozukluklar) kategorisindedir.
DSM-IV-TR’a göre Hipokondriazis:
Kişinin vücut semptomlarını yanlış yorumlamamasına bağlı olarak, ciddi bir hastalığı olacağı korkusunu ya da ciddi bir hastalığı olduğu düşüncesini taşıyıp durması
Yeterli tıbbi değerlendirme yapılmasına ve güvence verilmesine karşın bu düşünceler sürüp gitmektedir.
A Tanı Ölçütündeki inanç hezeyan yoğunluğuna değildir ve görünümü hakkında çerçevesi belirli bir kaygı ile sınırlı (Vücut Dismorfik Bozukluğu’nda olduğu gibi) değildir.
Bu düşünceler klinik açıdan belirgin bir sıkıntıya ya da toplumsal, mesleki alanlarda ya da önemli diğer işlevsellik alanlarında bozulmaya neden olur.
Bu bozukluk en az 6 ay sürer.
Bu düşünceler, Yaygın Anksiyete Bozukluğu, Obsesif-Kompulsif Bozukluk, Panik Bozukluğu, bir Majör Depreseif Epizod, Ayrılma Anksiyetesi ya da diğer bir Somatoform Bozukluk olarak açıklanamaz.
İçgörüsü Az Olan Kişilerde: Çoğu zaman kişi, o sıradaki epizoda, ciddi bir hastalığının olmasıyla ilişkili kaygısının aşırı ya da anlamsız olduğunu kabul etmemektedir.
  • 2 Yanıt
Nisan 2014

Gizem

Öğrenilmiş çaresizliğinin farkında olan ve buna dair bir şey yapmamanın daha iyi olduğunu düşünen birine yardım etmek mümkün müdür?

Psikolog değilim ancak okuduğum bazı kitaplardan yola çıkarak kendi yorumumu yapmak isterim. Öğrenilmiş çaresizlik denilen durum aslında kişinin direk olarak kendi kontrolü altından çıkmış biçimde gelişen ve otomatize edilmiş bir durumdur, aynen alışkanlıklarımız gibi. Bu durumu değiştirmek çok kolay değildir çünkü öğrenilmiş çaresizliğin ortaya çıktığı anlar beynin otomatik tepki ve kararları ile yönetildiği için kişi çoğu zaman bunu fark etmez. Zaten fark edebilirse ve bundan rahatsız olmaya başlarsa bununla ilgili bir strateji geliştirmeye başlayabilir.

Benim kişisel görüşüme göre (bildiğim kadarı ile bilimsel olarak da bu böyle) insan beyni her zaman daha az enerji harcayacağı, en optimum ve kısaca daha kolay olan tercihleri yapar. Buradaki kritik nokta şudur; "hangi seçimin daha optimum olduğuna nasıl karar verilir?". İşte bu sorunun cevabı çok daha derindir ve çocukluğumuz, ailemiz, arkadaşlarımız, içinde bulunduğumuz toplumun yapısı ve buna benzer bir çok parametre devreye girer. Tüm bunların sonucunda ortaya çıkan kişiliğimiz bizim kararlarımızda etkili olur.

İnsan beyni her zaman daha az enerji harcayacağı yolu seçmeye programlı ise bizim bu kararları şekillendirmemiz çok kolay değildir. Bu programlı durumu yönlendirmek için yeni kararın daha verimli olduğuna ikna olmak gerekir. Örneğin; işini sevmeyen biri "öğrenilmiş bir şekilde" başka bir işi olamayacağına inanıyorsa, bunun anlamı şudur. Başka bir iş bulmanın veya başka bir işi başarmanın çok daha zor olacağı ve bu sebeple mevcut durumu ne olursa olsun korumanın daha optimum olduğu düşüncesidir. Dolayısıyla, kişinin öncelikle bu işten ayrılma kararını aldıktan sonra yaşama olasılığı olan şeylerin onun için düşündüğünden daha kolay olabileceğine ikna olması gerekir.

Tıpkı bu sebeplerle ilintili biçimde bazı insanlar yıllarca kiloludurlar ve bir gün bir anda karar verip inanılmaz biçimde zayıflayıp sağlıklı bir hayata başlayabilirler. Çünkü, onlar için kiloları ile yaşamak daha optimum ve daha az yorucu iken gün gelir sağlıksız bir yaşamın daha zor olacağı kanısı oluşur ve bu kanı ağır basar. Yani kişi bir anda durumunun farkına varır, farkındalık oluşur. Ardından o güne kadarki durumun tam tersi bir mücadele başlar çünkü bu mücadelenin sonuçlarında elde edilecek yaşam tarzı artık daha optimum hale gelmiştir. Beyin artık harcayacağı enerjiyi hesaplamıştır ve sonuç değişmiştir.

Tüm bunları alt alta koyunca, süreci hızlandırmanın en önemli noktası bence farkındalığın oluşmasıdır. Farkındalık oluşunca durumdan rahatsız olma ve değiştirme arayışı başlar. Değişim arayışı ise kişiyi yönlendirilmelere ve alternatif çözümlere daha açık hale getirir. Bu aşamada doğru adımlar atılabilirse kişi değişmeye başlar ve sonunda problem tamamen ortadan kalkmasa bile minimum sorun teşkil edecek hale gelebilir. Kısaca kişi değişir.

Bu konuda uzman kişiler daha doğru yanıtlar vereceklerdir eminim ama umarım bu bilgilerin de faydası olur.
  • 4 Yanıt
Nisan 2014

Gizem

Dişlerde oluşan lekelere karşı (düzenli diş fırçalama haricinde) neler yapılabilinir?

Üniversitede bir hocamız bir derste bir resim göstermişti. Ne olduğunu anlayamadan bir süre bakakaldık. Bir ağız içi fotoğraf ve dişlerin ön yüzeyleri zımparalanmış gibi. Sonra hastanın dişlerini VİMle fırçaladığını öğrendik. Vim'in ne olduğunu herhalde herkes biliyordur.

Evet, dişleri limon ve kabuğuyla, sirkeyle ve asit içeren herhangi bir şey kullanarak fırçalarsanız dişleriniz beyazlayabilir. Ama bu zamanla size ciddi bir aşınma ve onun yol açtığı sorunlar olarak geri dönecektir. Ben şahsen yine de çok önermiyorum ama karbonatlı ve beyazlatıcı özellikteki diş macunları faydalı olabilir. Çok önermiyorum çünkü vim veya asit kadar olmasa da bunlar da dişlerde aşınmaya yol açabiliyor.

Bir de, basit lekeler için beyazlatma yaptırmaya da gerek yok, diş hekiminin uygulayacağı bir polisaj işlemiyle bu lekelerden kurtulabilirsiniz. Ve evet diş beyazlatma da başka bir alternatif... .
  • 5 Yanıt
Daha fazla göster