Bilmek istediğin her şeye ulaş

Araştırmacı Yazar Gökçe`n inploid.com'da 1 soru sordu, 9 soru yanıtladı ve 0 takipçisi var.

Aralık 2014

Gökçe`n  bu yazıyı beğendi:

Dilencilerin kucağındaki bebekler neden sürekli uyur?

Metro istasyonu yakınında yaşı tam olarak belli olmayan bir kadın oturuyor. Kadının saçı karışık ve kirli, başını kederli bir şekilde öne eğmiş. Yanında bir çanta duruyor. İnsanlar çantaya para atıyor.

Kadının kucağında uyuyan iki yaşında bir bebek var. Bebek, kirli bir şapka ve kirli giysiler içinde habersizce uyuyor.

Yoldan geçen sayısız insan ona para veriyor. Kötü bir niyeti olduğunu düşünmeden, her zaman cebindeki son kuruşu ve üzerindeki son kıyafeti hayırlı bir iş yaptığını düşünerek vermeye hazır olan insanlar.

Bir ay boyunca bir dilencinin yanından geçtim. Bunun çete kontrolünde bir aldatmaca olduğunu bildiğim için dilenciye para vermedim. Bir ay sonra dilencinin önünden geçerken aniden bir şey fark ettim…

Her zamanki gibi pis bir eşofman giydirilmiş bebeğe baktım. Sabahtan akşama kadar kirli bir metro istasyonunda bir çocuğun bu kadar sakin durmasını garipsedim. Bebek uyuyordu. Ağlamıyordu, hıçkırmıyordu veya bağırmıyordu, sadece başını annesinin dizlerine gömmüş uyuyordu.

Sevgili okuyucular, aranızda çocukları olan var mı? 1-2-3 yaşlarındaki bebeklerin ne sıklıkta uyuduğunu hatırlarsınız. İki veya en fazla üç saatlik( ardışık olmayan) öğleden sonra şekerlemesi yaparlar ve bu aralıklarla tekrar eder. Fakat ben bir ay boyunca dilencinin kucağındaki bebeği bir kere bile uyanık görmedim! Dilencinin dizlerine gömülü olan bebeğin yüzüne baktım ve içimde beliren kuşku daha da arttı. Gözlerimi bebeğe dikerek dilenciye sordum: “Neden sürekli uyuyor? ”

Dilenci beni duymamış gibi yaptı. Gözlerini indirdi ve yüzünü perperişan ceketinin yakasına sakladı. Soruyu tekrarladım. Kadın tekrar yukarı baktı. Ardından arkamdaki bir yere iğrenmiş bir şekilde baktığını fark ettim. Bas git, diye mırıldandı. Ben adeta çığlık atar gibi “neden sürekli uyuyor? ” diye sordum bir daha.

Arkamdaki kişi omzuma elini koydu. Arkamı döndüm. Yaşlıca bir adam, tasvip etmeyen bir tavırla bana bakıyordu:

“Ondan ne istiyorsun? Ne kadar zor bir hayat yaşadığını görmüyor musun? ”

Eh… Cebinden biraz para aldı ve dilencinin çantasına attı.

Dilenci tevazu ve büyük bir keder ifadesi belirmiş yüz ifadesi takınarak istavroz çıkardı. Adam omzumdan elini çekti ve metro istasyonundan dışarı çıktı. Bu yaşlıca adamın eve gittiğinde, ev halkına metro istasyonunda gördüğü ruhsuz bir adama karşı fakir, perişan bir kadını nasıl savunduğunu anlatacağından eminim.

Ertesi gün bir arkadaşımı aradım. Bu arkadaşım zeytin gibi gözleri ile Romen uyruklu komik bir adamdı. Eğitiminin sadece üç buçuk yılını tamamlamayı başarmıştı. Eğitimini tamamlayamaması, onun pahalı ve yabancı arabalarla şehrin sokaklarında gezinmesini engellemiyordu. Arkadaşımdan bu işin bariz bir şekilde organize edilmiş olduğunu öğrenmeyi başardım. Kullanılan çocukların ailelerden “kira”landığını veya en basit deyişiyle kaçırıldığını öğrendim.

Bebeğin bütün gün uyuması için bu kişiler tarafından ona votka ya da uyuşturucu verildiğini de şaşkınlıkla dinledim. Tabii ki, çocukların vücutlarının böyle bir şok ile baş etmesi mümkün değildir, bu yüzden çocuklar genellikle ölür. En korkunç şey ise – bazen bu çocuklar “iş günü” içerisinde ölür. Ve sözde annenin akşama kadar kucağında ölü bir çocuğu tutması gerekir. Bu bir kuraldır. Yoldan geçenler torbaya biraz para atar ve bunun ahlaki ve doğru bir şey olduğuna inanır, bunun “yalnız” bir anneye yardım etmek olduğunu düşünür. Ama değildir.

Ertesi gün aynı metro istasyonunda yürürken gazeteci kimliğimle konuşmaya hazırdım. Kadın aynı yerde oturuyordu ve kucağında dünkünden farklı bir bebek tutuyordu. Ona bu çocuğun belgelerini ve dünkü çocuğun nerede olduğunu sordum. Cevap vermedi. Fakat yanımdan geçen insanlar neden çocuklu ve yoksul bir dilenciye bağırdığımı sorup aklımı kaçırdığım imasında bulundular. Bunun üzerine metro istasyonundan bir koruma eşliğinde zorla çıkarıldım. Yapmam gereken tek şeyin polisi aramam gerektiğini biliyordum ve aradım. Fakat polis geldiğinde ortada ne dilenci ne de bebek vardı.

Eğer siz de sokaklarda çocuklarıyla dilenen kadınlar görüyorsanız, para vermeden önce bir kez daha düşünün. Para vermediğiniz takdirde sektörleşmiş bu tür kötü niyetli işler bir süre sonra bitecektir. Böylece çocukların votka ve herhangi bir ilaç verilerek kullanılmasına ve sömürülmesine de engel olacaksınız.

Dilencilerin kucağında uyuyan bebeğe sakın şefkat ile bakmayın. Bu korkunç gerçeği görün!

İşte artık bu yazıyı okuduğunuz için dilencilerin kucağındaki çocukların neden sürekli uyuduğunu biliyorsunuz.

Yazıyı Berfun Çağinli Türkçeleştirmiştir.
Aralık 2014

Gökçe`nDünya Mutfakları konu başlığını takip etmeye başladı.

Dünya Mutfakları

YÖNLENDİRME Dünya mutfakları

Aralık 2014

Gökçe`n bu yanıtı beğendi:

Türkiye'de yılbaşında neden ağaç süslenir, neden noel babalar dolaşır?

Çok doğru bize ne no-el den yeni bir yıla giriyoruz tek diyeceğim barış huzur ve sağlık diliyorum Allah herkese sağlık versin.. .
Aralık 2014

Gökçe`n bir yanıt verdi.

Aralık 2014

Gökçe`n bir yanıt verdi.

Aralık 2014

Gökçe`n bir yanıt verdi.

Aralık 2014

Gökçe`n bir yanıt verdi.

Aralık 2014

Gökçe`n bir yanıt verdi.

Ülkemizde insanlar tiyatroya neden az gidiyor?

Herkes tiyatrocu olmus da ondan. Millet kendi yazıp oynamaktan baska oyunlara firsat bulamıyor arkadaş.
Aralık 2014

Gökçe`n bir yanıt verdi.

Aralık 2014

Gökçe`n bir yanıt verdi.

En çok neye tahammül edemezsiniz?

Benim adıma plan yapanlara,
Davetsiz gelen misafire, ısrarcı insanlara,
Aralık 2014

Gökçe`n bir yanıt verdi.

Ütopyanda nasıl bir ülke var?

İzmir ülke olsun, baskenti de konak, vizesiz de kimse giremesin.. Kraliyetle yonetilsin. Bende kraliçesi olayım, özgürlük var, adalet var, sevgi var, bi de 4mevsim ilkbahar olsun. . .
Aralık 2014

Gökçe`n bu yanıtı beğendi:

Dünyayı kurtarmak için ne yapıyorsunuz?

Dünyanın sana ihtiyacı olduğu fikrine de nereden kapıldın?
Aralık 2014

Gökçe`n bu yanıtı beğendi:

Dünyayı kurtarmak için ne yapıyorsunuz?

Dua ediyorum...
Aralık 2014

Gökçe`n bu yanıtı beğendi:

Teknoloji ile sosyalleşir miyiz yoksa yalnızlaşır mıyız?

Bu soruya "Look Up" isimli şu harika video çok güzel cevap veriyor:
Aralık 2014

Gökçe`n bu yanıtı beğendi:

Mikrodalga fırınlar yaydığı radyasyonla bazı rahatsızlıklara neden olurken zamandan ve enerjiden çok ciddi oranda tasarruf etmemizi sağladıkları da düşünüldüğünde sizce kullanmalı mıyız?

Sağlığını o kadar düşünen hemen bilgisayarın başından kalksın, elindeki cep telefonunu atsın ve köye doğru yol alsın, çünkü kullanılan süreler göz önüne alındığında cep telefonu ve bilgisayar daha çok zararlı (bitirme tezimi elektromanyetik dalgalar üzerine yaptım). Bilimsel açıdan net olarak saptanmış direkt bir etkisi yok, zaten günde 10 saat başında da durmuyorsunuz, ben kullanıyorum ve memnunum. Benim "zaman"ım değerli...
Aralık 2014

Gökçe`n bir yanıt verdi.

Ernesto Che Guevara kimdir?

Google. A sor daha cabuk cevap alırsın
Aralık 2014

Gökçe`n bu yanıtı beğendi:

Yakın zamanda Türkiye'nin Gazze'ye yollamayı planladığı yüzen elektrik santrali hakkında ne düşünüyorsunuz?

Hayırlı bir uluslararası işe kaynak ayırdığımızı buradan okuyup hayretler ediyorum.
Aralık 2014

Gökçe`n bir yanıta alt yorum yaptı

Olmaz.. Her zaman kendimizi düşünmeyelim, kardeslerimizin buna ihtiyacı var.
Önce Türkiye kendi elektrikle ilgili sorunlarına çözüm bulmalıdır. Eğer büyük ve modern olarak lanse edilen bir adalet sarayında 3 saat elektrikler kesiliyorsa; tüketicilerden kayıp bedel adı altında haksız ücretler talep ediliyorsa ve en önemlisi elektriğe %9'luk bir zam yapılıyorsa sorun çözümlenmemiş demektir. Gazzeye gönderilmek istenilen santral Türkiye elektirik ağına üretimle katkıda bulunması daha doğru olmazmı sizce?
Aralık 2014

Gökçe`n bir yanıta alt yorum yaptı

O zaman fessiz devesiz gercek Türkiye yi gösteren bir belgesel çekte, bos konusmaktan öteye git. Hadi bakalım. Dünyaya göster gerçek Türkü.
Avrupalıların Türkiye ile ilgili çektikleri filmlerde ve belgelesellerde mutlaka bir fesli adam olur. Ya şıracıyı ya da niyetçiyi normal vatandaş gibi çekerler. Çoğunlukla ülkemizi Arap ülkesi gibi gösteren o sarı filtreyi de dayarlar. Hatta bir kere yine Türkiye ile ilgili bir belgeselde yarım saat develeri gösterdiklerine bile şahit oldum. Yaratmaya çalıştıkları algının ve bizim ile ilgili hedeflerinin en müspet delilleridir bunlar. Osmanlıca'da bu hedefin bir aşaması. Milli bir ülke olsak hayır demezdim. Fakat memlekette 40 tane Amerikan üssü olunca, insan herşeyden şüpheleniyor haliyle.
Daha Fazla