Bilmek istediğin her şeye ulaş

Hakan Köse,

İnternet Girişimcisi

Web Application Development, ASP.NET, C#, SQL Server, Web Design and some passion..

Eylül 2014

Hakan Köse

Elektro Gitar hakkında bilmek isteyeceğiniz 22 harika bilgi

Bugün inploid'de bir soruya verilmiş yanıtları okurken ilgili sorular kısmında bulunan bir çok başlıktan derleme yapıyorum, toplu halde incelemek isteyenler için kaynak olsun:

  1. En iyi elektro-gitar markası hangisi?
  2. Elektro gitar seçiminde nelere dikkat etmek gerekir?
  3. Elektro gitarlardaki Floyde Rose nedir? Ne işe yarar?
  4. Floyde Rose'lu elektro gitarların dezavantajları nelerdir?
  5. Elektrogitarda gitarın gövdesinde akustik bir boşluk olmadığına göre, dolu olan gövdenin sese etkisi var mıdır?
  6. Yeni başlamak isteyen daha önce hiç çalmamış biri için elektro gitar markası önerileriniz nelerdir?
  7. Elektro gitarda elektrik çarpma riski var mıdır?
  8. Bend ne demek ve gitarda nasıl kullanılır?
  9. Elektro gitarda Palm Mute nedir?
  10. Tapping nedir? Gitarda nasıl kullanılır?
  11. Single manyetik ile Humbucker manyetik arasındaki fark nedir?
  12. Pena seçiminde dikkat edilmesi gereken noktalar nelerdir?
  13. Gitar tabları nasıl okunur?
  14. Gitarlara bağlanan prosesör nedir? Ne işe yarar?
  15. Yeni bir elektro gitar amfisi almayı düşünüyorum, sizce hangi özelliklerine bakmalıyım?
  16. Türk gitaristlerden hangisini en başarılı buluyorsunuz?
  17. Rock müziğin en tanınmış gitaristleri kimlerdir?
  18. En beğendiğiniz solo gitar hangisidir?
  19. Gitarda akorlar konusunda kendimi eksik hissediyorum. Geliştirmek için önerebileceğiniz bir çalışma programı var mı?
  20. Gitar akorlarında C7 gibi 7'li ve 5'li akorların tam olarak anlamı nedir?
  21. Havaların ısınmasıyla birlikte gitarlara nasıl bakım yapılmalıdır? Malum sıcaklar yüzünden ellerde aşırı bir terleme mevcut olduğu için hem teller daha hızlı kararıyor, hem de klavye kirleniyor. Önüne geçmek için ne yapılmalı?
  22. Elektro gitar için önerebileceğiniz bir tel markası var mı? Avantajları nelerdir?


Genel olarak daha çok bilgi için konu başlıkları:
Bilgilerin faydalı olması dileğimle.
Mayıs 2013

Hakan Köse

Facebook reklamlarında, Facebook sayfamı hedeflersem yüksek tıklama oranı (%0.5), başka bir internet adresini hedeflersem çok düşük tıklama oranı (%0.003) elde edebiliyorum. Aynı görsel, aynı metin kullanılmasına rağmen alınan bu çok farklı sonuçların bilinen bir nedeni var mıdır?

Bir ziyaretçinin facebook sayfası üzerinden o sayfanın websitesine ulaşması başka websitesi üzerinden o sitenin facebook sayfasına ulaşması başka bir şeydir.

Burada başarılı sonuç sitenin ziyaretçinin gözünde olumlu bir izlenim bırakmasıdır. Ziyaretçi facebook sayfası üzerinden ulaştığı siteye daha çok güvenir.

Facebook bunu hesaplar ve kendi menfaati için kullanır.
Ağustos 2014

Hakan Köse

Elektro Gitarımı Satıyorum [Yamaha ERG121U]

Geçtiğimiz yıl aldığım ve çok az kullanmış olduğum elektro gitarımı satıyorum, bilgiler aşağıdadır:

  • Gitar çok az kullanılmış durumda
  • Üzerinde hiç bir çizik veya hasar bulunmuyor
  • Gitar ile beraber gelen orjinal kılıfını da veriyorum
  • Gitar ile beraber benim aldığım (çok kaliteli olmayan) bir askıyı da veriyorum
  • Tellerini yeni değiştirdim (Ernie Ball Super Slinky)

Gitar ile ilgili bazı bilgiler şu şekilde:
  • Gövde: Agathis
  • Sap: Akçaağaç Vidalı bağlantı
  • Klavye: Sonokeling
  • Perde Sayısı: 22
  • Tel Uzunluğu: 648mm
  • Manyetikler: 1 single, 2 humbucker
  • Kontroller: 5 pozisyonlu manyetik switch, master volume, master tone
  • Köprü: Eski Görünümlü vibrato
  • Cila: Siyah parlak

Şu an sıfırının fiyatı 700 TL: do-re.com.tr/U12699,537, yamaha-erg121u-...

Tercihim, gitarı gerçekten kullanacak birinin alması yani müzikle ilgilenen birinin. Fiyat konusunu dert etmeyin, çok iyi bir fiyata vereceğim. İlgilenen arkadaşlar beni inploid'de takip edip mesaj atabilirler veya bu yazının altına yorum yazarsanız kontak kurabiliriz.

Bu gitar başlangıç seviyesi için gerçekten tatmin edici bir gitardır. Klavyesi rahattır ve tatmin edici bir ton elde etmeniz mümkündür. Ben şahsen gitarı kullandığım sürece hiç bir sorun yaşamadım. Review puanı yaklaşık 7.2 olan bir gitardır: ultimate-guitar.com/reviews/electric_gu...

Fotolar:

13624

13624

13624

13624

13624

13624
Haziran 2014

Hakan Köse

İsrail hakkında ne biliyorsunuz?

1. Tel Aviv’de100’den fazla suşi restoranı bulunuyor.
2. … bu sayı ile Tel Aviv, kişi başına düşen en fazla suşi restoranına sahip şehirler arasında Tokyo ve New York’un ardından üçüncü sırada yer alıyor.
3. İsrail; ticaret, sanayi gibi alanlarda sermaye koyarak bir işi yapmaya girişenlerin oranın en yüksek olduğu yani girişimcilikte dünya genelindeki üçüncü ülkedir.
4. Aralarında kadınların da olduğu 55 kişi ile dünyadaki en çok girişimciye sahiptir.
5. Aşırı zayıf mankenlerin yasaklandığı ilk ülkedir.
6. İsrail’deki banknotlar üzerinde görme engelliler için Braille alfabesi bulunuyor.
7. İsrail, Eurovision’u üç kez kazanmıştır.
8. Eurovision’daki en son zaferini , transeksüel pop star Dana International ile kazandı.
125
9. Dünyada sebze ve tatlıların en çok tüketildiği üçüncü ülkedir.
10. 1969 yılında Başbakan olan Golda Meir, modern dünyada seçimle göreve gelen üçüncü kadın lider olmuştur.
11. Antik dünyanın bilinen en büyük kopek mezarlığı Aşkelon kıyı kentinde keşfedilmiştir.
12. Tel Aviv’de her salı akşamı rollerblade(paten) partisi yapılmakta.
13. “Out Magazine” dergisi, İsrail’i Ortadoğu’daki eşcinsellerin başkenti olarak seçmiştir.
14. Dünyada en çok Bauhaus mağazasına sahip ülkedir.
15. İsrail, kıyı şeridi sadece 273 km olmasına rağmen 137 resmi plaja sahiptir.
125
16. Nüfusa oranla, İsrail’de üniversiteye gidenlerin oranı oldukça yüksek.
17. Aynı yüksek oran müzeler için de geçerli.
18. … ve yeni kurulan şirketler için.
19. Motorola ilk cep telefonunu İsrail’de geliştirdi.
20. Telesekreter de İsrail’de geliştirilmiştir.
21. Bilgisayarlar için ilk antivirüs yazılımı 1979 yılında İsrail’de yaratıldı.
22. İsrail’n iki resmi dili vardır: İbranice ve Arapça.
23. İsrail’de başka dillerden tercüme edilip, yayımlanan kitap sayısı, dünyadaki diğer milletlerden daha fazladır.
125
24. Beerşeba şehri, satrançtaki büyükusta sayısı ile nüfusa göre dünyadaki en yüksek orana sahip şehirdir.
25. 21. Yüzyılda en fazla ağaç bulunan iki ülkeden biridir.
26. Al Pacino’nun oynadığı The Insider-Köstebek filminin açılış sahnesi İsrail’de çekildi.
27. Hayfa, 1.8 km uzunluğu ve dört istasyonu ile dünyanın en küçük metrolarından biridir.
28. İsrail sistemli bir anayasası olmayan üç demokratik ülkeden biridir. Diğerleri ise Yeni Zellenda ve Britanya’dır.
29. Galil Denizi – 0,212 km deniz seviyesinin altında bulunan – dünyanın en tatlı su gölüdür.
30. Ölü deniz dünyadaki en düşük seviyedeki yerdir.
31. Yüksek tuz oranı yüzünden insanlar rahatlıkla Ölü Deniz’de yüzebilirler. Ölü Deniz’de batmak nerede ise imkansızdır.
125
32. İsrail, kullanılmayan bir dili canlandırmış ve ulusal dil olarak ilan etmiş olan tek ülkedir.
33. Kudüs’deki Zeytin Dağı, aralıksız kullanılan dünyadaki en eski mezarlıktır.
34. İsrail’in ulusal havayolu El-Al, bir ticari uçuşta en çok yolcu ile dünya rekoru kırdı.
35. Dünyanın en büyük biberinin Ein Yaha’da yetiştirildiği 2013 yılında Guinness Rekorlar Kitabı tarafından kaydedildi.
36. İsrail’de doğumdan sonra yaşam beklentisi ortalama 82 yıl. Bu rakam Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) ’nin ortalamasından iki yıl daha fazladır.
37. Eilat ve Hula Vadisi, dünyanın en iyi kuş gözlem yerlerindendir.
38. İsrail’in ulusal kuşu ibibiktir.
125
39. İsrail kök hücre teknolojisi sayesinde, Amerika’da kalp doku rejenerasyonu mümkün olmaktadır.
40. İsrail’de geliştirilen bir yemeklik yağ, kolesterol ve diğer kan yağlarını parçalama yeteneğine sahiptir.
41. Bir İsrail firması, dünyanın ilk denizanası kovucu losyonunu geliştirdi.
42. İsrail uzayda kendi uydusu bulunan dokuz ülkeden biridir.
43. America OnLine (AOL) tarafından sağlanan ücretsiz bir anlık mesajlaşma servisi olan AOL Instant Messaging, İsrailli bir yazılım şirketi tarafından tasarlanmıştır.
44. Etiyopya kökenli Yityish Aynaw, 2013 yılında İsrail’in güzellik kraliçesi olmuştur.
125
45. İsrailli bilim adamları, kronik kötü nefesin nedenini ve bunu düzeltmek için kolay bir yolu keşfettiler!
46. İsrail’de kayıtlı buluna avukatların %44’den fazlası kadın.
47. İsrail’de yargıtayın ilk kadın başkanı olan Dorit Beinisch, 2006-2012 yılları arasında görev yaptı.
48. Dünyanın kişi başına en çok yeni kitap basılan ikinci ülkesi.
49. Bir grup İsrailli sanatçı, İsrail genelinde seyahat edenlerin faydalanabilmesi için ücretsiz olarak otobüs duraklarında kütüphaneler oluşturdular.
50. İsrail’in milli çiçeği Cyclamen Persicum -Yer Somunu’dur.
51. Geçtiğimiz sevgililer gününde 60 milyon çiçek Avrupa’ya ihraç edilmiştir.
125

kaynak: israilblogu.com/2014/06/02/israil-hakkin... .
Mayıs 2014

Hakan Köse

Viral Nova - Pawel Kuczynski

Viral Nova | Polonya asıllı Pawel Kuczynski'nin bu resim serisi Dünya'yı görmek için birden çok perspektif olduğunu hatırlamamıza yarım ediyor. 2004'den bu yana yaptığı çalışmalar bize dünyanın arkasında başka dünyalar olduğunu gösteriyor. Fikirleri değerli olduğunu düşündüğümüz şeyleri sorgulamamızı sağlıyor.

816

816

816

816

816

816

816

816

816

816

816

816

816

816

higherperspective.com/2014/05/paintings...
Nisan 2014

Hakan Köse

Uruguay vatandaşı olabilmek için yapılması gerekenler nelerdir?

İnternette başka ülkelerin vatandaşı olabilmek için parasını ver istediğin ülkenin vatandaşı ol haberleri mevcut... Uruguay vatandaşı olmak için; yatırım gerekli değil ancak kişi başı aylık bin 200 dolar gelir şart. Önce geçici ikamet, 3 yıl sonra vatandaşlık veriliyor. Bazı yerlerde de aylık 1200 gelirin olması gerekliliği söylenmiş.

Uruguay da yaşamak için bir çok sebep olduğu, son zamanlarda çok popüler olmuş durumda.
  1. Cumhurbaşkanı Jose Mujica maaşının yüzde 90′ını yoksulları bağışlıyor. 87 model vosvos kullanan, başkanlık sarayı yerine karısıyla bir çiftlikte yaşayan bir cumhurbaşkanına sahip...
  2. Güney Amerika'nın İsviçre'si denebilecek kadar refah bir ekonomi, sarsılmaz bir bankacılık sistemi bulunuyor.
  3. Askerlik zorunlu değil
  4. Eşcinsel evliliği serbest
  5. Kürtaj yasak değil
  6. Latin Amerika'nın en iyi korunmuş sahillerine sahip ve tamamen ücretsiz olarak halka açık.
  7. Komşuları Arjantin ve Brezilya. İkisiyle de çok iyi ilişkileri var, hiçbir sorun yaşamıyorlar.
  8. Halk arasında gelir farkı uçurumu yok. Bizim ülkemiz gibi zenginler ve fakirler ayrı dünyaların insanı değil...
  9. Dünyanın en büyük et üreticilerinden, kişi başına 3,5 inek düşüyor.
  10. İnternet erişimi konusunda devrim yaşanıyor, 2010 yılında başlatılan program ile ülke genelinde ücretsiz wi-fi hedefleniyor.
  11. Bir deprem ülkesi değil, en büyük deprem 5.5 şiddetinde yüz yıl önce olmuş.
  12. Nehir trafiğini etkili şekilde kullandıklarından ülkede trafik yok.
  13. Kahve yerine, içince bayılacağınız mate adlı bir içecekleri var. Ayrıca mate zayıflamak için bizim ülkemizde kullanılan bir içecektir...
  14. Toplam 19 ili varmış ve yaklaşık 3,5 milyon kişilermiş.
  15. Ermeni göçü aldığı için buraların sevdiğiniz lezzetlerini de bulmak mümkün. Yani lahmacun ve pide yiyebilirsiniz.
  16. Sağlık sistemleri çok iyi, türlü türlü alternatifler ile herkese parasız, yaygın bir sağlık hizmeti sunuluyor.
  17. Yabancıların mülk edinmesi, kiralaması konusunda sıkıntı yok. Uruguay vatandaşlar ile aynı haklara sahipler.
  18. Marihuana yetiştirmek ve kullanmak serbest.

Türk Vatandaşlığı

Türk Vatandaşlığı

Türk Vatandaşlığı

Türk Vatandaşlığı

Türk Vatandaşlığı
Aralık 2013

Hakan Köse

Kişilik Bozuklukları Üzerine Bir Derleme -2-

Bir önceki yazımda giriş yaptığım derlemeye geçtiğimiz hafta okuduğum ve oldukça ilginç bilgilerin olduğu toplumların kişilik bozukluğundaki rolü ve bu rahatsızlıklara göre konumunu da kısaca özetleyebilecek Japon kültürünü inceleyen yazıdan bazı alıntıları buraya aktarmak istedim. Konunun ilgimi çekmesinin bir diğer nedeni de Japonların bizim kültürümüze olan yakınlığıdır. Bu noktadan itibaren kitapta önemli gördüğüm noktaları aşağıya alıntılıyorum.

(... )
"Ruth Benedict (1946), Japon çocuk yetiştirme geleneğini, annenin çocuğun çocuksu narsisizmini ve benmerkezciliğini 5-6 yaşına dek ödüllendirdiği ve hoş gördüğü, ileri derecede çocuk merkezli bir yöntem olarak tanımlamıştı. Bu yaşlara gelindiğinde de, anne çocuğu sosyalleştirmek adına davranışını ters çeviriyor ve utanç hissini de çocuğu, çocuksu büyüklenmeci narsisiminin dışavurumunu kontrol etmesi için kullanıyor. "

(... )
"Bu yüzden Japon kültürünün kilit duygulanımı ve kişinin büyüklenmeciliği ve narsisizmini diğer insanlara dolaylı ve gizli hareketlerle ifade etmesi de Japon davranışının kilit davranışı haline gelmiş. Diğer bir deyişle, büyüklenmecilik ve benmerkezcilik doğrudan ve açıkça değil, ancak başka insanlar ve gruplar aracılığı ile ifade edilebiliyor. Gizli ya da Kapalı Narsisistik Kişilik Bozukluğu diyoruz biz buna"

Yazar şimdi, bu paragraftan itibaren, düşünceleri ile Japonların kendi kültürüne ait olan Amae'ye eğiliyor ve kendi çıkarımları ile bunu örtüştürmeye çalışıyor.

(... )
"Doi (1977) tarafından geliştirilen Amae teorisinin özü, Japon bireyinin, kendisini ve duygularını yönetebilecek seviyede bağımsızlık geliştirmesinin beklenmediğidir. Bunun yerine içruhsal dengesini korumak için hayatındaki diğer insanlarla (aile, gruplar, devlet, vs.) olan ilişkilerine dayanmayı sürdürür. Yani, nesne ilişkileri açısından kendi içsel sıkıntısını rahatlatmak için başkalarıyla kuracağı bir kaynaşma peşindedir. "

(... )
"Büyüklenmeci kendiliğin tatmin sağladığı asıl yol, ifade etmek istediklerini görünürde grup değerleri için feda ettiği bu nesne temsilinden geçer. Grup da o zaman, bu fedakarlığı idealleştirerek gerekli olan narsisistik tatmini sağlar. Bu model, birey ve aile, toplum, devlet, vs. arasında olduğu kadar, iki kişi arasındaki etkileşim için de geçerlidir. İlk modele verilebilecek en iyi örneklerden biri de, kendisini devlet (içsel nesne) için feda ederek zafer (idealleştirme) kazanan kamikaze pilotu örneğidir. "

(... )
"Büyüklenmeciliğin ifadesinin kontrolünün asıl metodu utanç olduğundan, Japonlar normal Batılı, sağlıklı, kendinden emin olma durumunu narsisistik, büyüklenemci, kaba, boş, vs. olarak yorumlar. Batılı, narsisistik değil bağımsız bir şekilde kendini ifade ediyordur, ama Japonların narsisistik olarak yorumladığı bağımsız kendilik ifadeleri için bir modelleri yoktur; çünkü bu utançtan duyulan korkmayı tetikler ki Japonlar için bu kabul edilemez bir şeydir. "

(... )
"Bir Batılı ile Japon barda birlikte içki içiyorlarsa ve Batılı olan kişi yorgun hissediyorsa, açıkça ve doğrudan, 'Bu gece bana yetti, eve gitmeye ne dersin?' diye sorardı. Japon için bu kabullenilemez bir ifadedir. Eğer yorgun hisseden ve eve gitmek isteyen kişi Japon olsaydı, şöyle derdi: 'Yorgun musun? Eve gitmek ister misin?'. Bu, karşısındakine (nesneye) asıl yorgun olanın ve eve gitmek isteyenin kendisi olduğunu ifade etme şeklidir. Bunu doğrudan yapamaz. Karşısındaki Batılı'nın da bunu algılaması ve 'Evet yorgunum. Eve gidelim.' diye karşılık vermesi beklenir."

(... )
"Bu seviyede sabitlenmiş gelişimden beklenebileceği gibi, Japon insanları mantıktan ziyade sezgilerine dayanarak hareket ederler ve nesnel olarak neyin doğru ya da yanlış olduğuyla değil, bir ilişki ya da amaca ne iyi gelecekse onunla motive olurlar." :)

(...)
"Çocuksu büyüklenmecilik ve narsisimi, zamanı dışında ödüllendiren ve sonra da ona saldırarak çocuğunun bir zamanlar cesaretlendirdiği her davranışından utanç duymasına sebep olan anne, aslında çocuğun gelişimsel ihtiyaçlarını kötüye kullanıyor demektir. Erkek Japon çocuğun bu onur kırıcı ve acı durumun bir daha tekrar etmesine asla izin vermeyeceği bir konuma geldiğinden şüpheleniyorum. Kendisinin bir kadına duygusal olarak ilgili ve bağlı olmasına bir daha asla izin vermeyecek. Bu bakış açısı sonradan toplumun geneline yaygınlaşır. Erkekler, anneleriyle yaşadıkları kötüye kullanılma ve utanç duygularını yeniden yaşamaktan korktukları için kadınlarla duygusal ilişkilere girmezler ve bu yüzden de, aile ve geleneksel değerleri yaşatan, ama ebeveynler arasında duygusal ilişki olmayan bir toplum düzenlerler."

(...)
"Sırası gelmişken Japon balad şarkılarındaki ana temanın yalnızlık olduğunu da belirtelim. Kadınlar da ihtiyacını duydukları tatmini, kendilerini çocuklarına ve evlerine adamakta bulurlar."


(... )
"Japon toplumu çocukların ebeveynlerini kötüye kullanmalarından çok endişeleniyor. Ebeveynler, Amae psikolojisine göre, kendilerini feda ediyorlar ve çocuklarının suçluluk duyarak ebeveynlerinin isteklerini yerine getirip onların narsisistik kendiliklerini tatmin etmelerini bekliyorlar. Batılılaşma etkisi altındaki çocuklar da ebeveynlerinin davranışının anlamını kabul etmek istemiyor. "

Bunlar yazar James F. Masterson'ın Japon kültüründeki bu toplumsal problem tanımlaması ile ilgili kendi tespitleri ve buraya yazdığımdan çok daha fazlası kitabında mevcut. Ben daha çok bizim toplumumuzda da gözlemlediğim bazı kısımları buraya ekleyerek üzerinde düşünülebilecek bir olguya dikkat çekmek istedim. Bir sonraki yazımda kaldığım yerden devam ederek, Kişilk Bozuklukları ve Toplumsal Düzen üzerine yazmaya devam edeceğim.
Mart 2014

Hakan Köse

Kişilik Bozuklukları Üzerine Bir Derleme -3- (Narsisizm)

Bu yazıda kişilik bozukluklarının bazıları ile ortak belirtilere sahip ancak ayırt edilebilirliği daha fazla olan Narsistik Kişilik Bozukluğu'ndan bahsedeceğim. Freud'un temel tanımlamalarının üzerine bir çok kuram ortaya atılmış olmasına rağmen artık neredeyse herkesin hemfikir olduğu şekilde, tüm kişilik bozuklukları gibi bu da, çocukluk yıllarındaki yanlış ebeveyn ve çevre tutumlarından kaynaklanmaktadır (genetik faktörler ile ilgili çalışmalar da mevcuttur). Önce literatürdeki bazı çalışmalara bir göz atalım.

2401

Karen Horney'e göre narsistik kişiler; diğer insanlarla olan duygusal bağlantıları çok zayıf ve sevme kapasitesini yitirmiş olmanın boşluğunu yaşayan kişilerdir. Nemiah (1961) narsistik kişilik bozukluğu olan kişilerin beğenilmek için doymak bilmez bir arzu duyduklarını belirtmiş, ayrıca gerçekçi olmayan büyük hedefleri olduğuna, başarısızlığa ve kendilerinde bulunan herhangi bir kusura tahammül edemediklerine dikkat çekmiştir. Moore ise narsisizme "psikolojik ilginin benlik üzerine yoğunlaşması" olarak yaklaşmıştır. Önemli kimselerden olan Kernberg ve Kohut ise narsisizm için; burada oluşan kusurlar; düşük öz saygı, depresyon, ihmal edilmiş derin değersizlik ve reddedilme hissi yaratan, savunmacı ve telafi edici yapılar tarafından klinik olarak ortaya çıkarılmış bir yanıt ve güven verme açlığı olarak nitelemiştir.

Kohut, kişinin sağlıklı bir benlik geliştirebilmesi için kronik sorunlar olmadan geçirmesi gereken 2 aşamadan bahseder. İlk aşamayı "aynamala" olarak adlandırır. Bu süreç çocuğun 2-2,5 yaşlarına kadar ilerleyen sürede yaşanır. Bu dönemde çocuk anne ya da anne yerini alan kişi ile kendisini birbirinden ayırt edememektedir. Hayatta kalabilmek için ihtiyaç duyduğugüçlü ve koruyucu ebeveyn, çocuk için asıl kendilik nesnesidir. İhtiyaçları karşılandıkça çocuk kendi kendini tatmin ettiğini düşünmektedir. "İdealleştirme" denen diğer aşama; çocuğun bağımlılığının farkına varması ve acizlik, savunmasızlık hislerine neden olan "ayrılığı" deneyimlemesi ile başlamaktadır. Bu noktada, acizlik ve savunmasızlık hislerini hafifletmek için, idealize ve gıpta edeceği güçlü bir kendilik nesnesine (genelde bu baba olur) ihtiyaç duyar. Kohut'a göre bu 2 aşamada da sorunlar olması normaldir. Herhangi bir aşamanın gelişimnde ebeveyn kusurları oluşursa da, diğer aşamada bu kusurları telafi edecek durumların gerçekleşmesi kaydıyla normal gelişimin sürebileceği görüşündedir. Ancak her iki aşamada da kronik ebeveyn kusurları var ise çocukta narsistik patoloji gelişebilmektedir.

Kernberg, narsisizmi, çocuğun 3 yaşına gelene kadar yaşadığı, ebeveynlerini kaybetme ya da onlar tarafından terk edilme endişesini gidermek için, çocukluk döneminde geliştirdiği bir savunma mekanizması olarak görmüş ve bu bozuk ilişkinin, şişirilmiş benlik aracılığıyla yetişkinliğe taşındığını ileri sürmüştür. Şişirilmiş benlik imajı, iç benliği terkedilmişlik hisini tekrar yaşamaktan korumaktadır, ancak aynı zamanda tüm yakın ilişkileri de engellemektedir.

Ebeveynleriyle olan psikolojik ayrılmanın uygun şeklini yaşayamayan çocuk, çaresizlik ve öfke hislerine teslim olup ebeveynlerini "kötü" olarak kabullenmektense, "iyi" olduklarını algılama ihtiyacı içindedir (bu mekanizma "bölünme" olarak tanımlanır).

Kimi çalışmalar narsisizmin ruh sağlığına fayda sağladığını ve birey için olumlu sonuçlar yaratabileceğini gösteren bulgulara ulaşmıştır (Campbell& Foster 2007, s. 115).

2401

Normal narsisizm, kişinin günlük uğraşlarından keyif almasını, başarılarıyla gurur duymasını, çevresinin beklentileriyle etkin olarak başa çıkabileceğini hissetmesini ve eksikliklerinden dolayı utanç ve öfke duygularını deneyimlemesini sağlamaktaır (Rozenbaltt, 2002, s. 53). Bunlar ışığında narissizmi, normal ve patolojik olmak üzere ana olarak 2 şekilde ele alabiliriz. Anlaşıldığı üzere normal narsisizm birey için pozitif güdüleyiciler yaratabilen ve benliğe etkisinin pozitif olduğu bir yapı iken, patolojik durum bunun tam tersidir. Patolojik narsisizmde temelde derin bir değersizlik duygusu var olmasına rağmen farklı narsisizm çeşitlerindeki birey davranışlarında bazen belirgin farklılıklar vardır. Patolojik narsisim kişinin psikolojik varlığını tehdit eden güçlerden korunmak için düzenlenmiş bir kişilik organizasyonu gibi işler (Rozenbatt, 2002, s. 53). Bir çok araştırmadan narsistik kişilik özellikleri geliştirmeye neden olarak farklı görüşler öne sürülse de birleştikleri ortak nokta, erken çocukluk deneyimleridir. Bu dönemde yaşanan kötü deneyimler ise; kişilerin benlik bütünlüklerini korumak için ihtiyaç duydukları normal narsisizm yerine, patolojik narsisizm geliştirmesine neden olmaktadır. Genel görüş, çocukluk çağında yaşanan korku, başarısızlık, bağımlılık gereksinmelerinin, ebeveyn yokluğu veya hataları sonucu ihmal, eleştiri ya da alayla karşılık görmesinin, patolojik narsisizmin gelişmesine yol açabileceğini ileri sürmektedir (Güleç& Köroğlu, 1998, s. 742).

Bu noktadan itibaren Narsisizm (patolojik) türlerine göre kişilik özelliklerini aşağıya ekleyerek devam etmek istiyorum.

Kibirli Narsistlerin Özellikler
  • Şişirilmiş kırılgan bir özsaygı
  • Görkemlilik
  • Yenilgi ve eleştiri karşısında şiddetli tepkiler
  • Şiddetli haset, utanç ve öfke hisleri
  • Algılanan aşağılanmalar karşsısında aşırı tepkiler
  • Mizaç değişiklikleri (depresyon, alınganlık, coşku)
  • Özsaygıyı artırmaya ve korumaya yarayan kişilerarası ilişkiler
  • Kibirli ve kendini beğenmiş tutumlar
  • Hak iddia eden, kontrolcü ve saldırgan davranışlar
  • Empati yapamama ve başkalarına bağlılıkta eksiklik

Çekingen (Tedirgin) Narsistlerin Özellikleri (Türk toplumunda daha çok görülen türdür kanımca)
  • Yeteneklerin gelişmini engelleyen çekingenlik
  • Arzu ve görkemlilik ile ilgili utanç
  • Özel ve mükemmellikle ilgili ödünleyici fanteziler
  • Eleştiriye karşı toleranssız ve aşağılanmaya karşı aşırı duyarlı olma
  • Aşırı tedbirlilik
  • Kolay kırılan duygular
  • Kendisiyle çok aşırı ilgili olma
  • Güçlü utanç duyguları ve başarısızlıktan duyulan korku
  • Düşük etki
  • Hak iddia etme algısına sahip olmama, alçakgönüllü, gösterişsiz ve iddiasızlık
  • Kişilerarası ve mesleki ilişkilerde çekingenlik
  • Bozulmuş empati yeteneği
  • Güçlü kıskançlık duyguları
Psikopatolojik Narsistlerin Özellikleri
  • Şişirilmiş benlik imajını korumak ve artırmak için ahlaksız ve şiddet içeren davranışlar sergilemeye gönüllü olma
  • Rakipleri karşısında başarmak ve sonuçta galip çıkmak için saldırganlık, sadizm ve intikam içeren şekilde sınırsız zaman ve enerji ayırmaya gönüllü olma
  • Ayrıcalıklı olmaya yönelik hak iddia etme algısı
  • Kişilerarası ilişkileri sömürme
  • Engellendiğinde ortaya çıkan dyarlılık ve öfkeli tepkiler
  • Hissedilen şiddetli haset duyguları nedeni ile başkalrını düşman haline getirme
Tüm bunların ötesinde narsisizm farklı çalışmalarda farklı kriterler ile de sınıflandırılmıştır.

Sonuç olarak narsisizm yapıcı veya yıkıcı olabilmektedir. Normal narsisizm birey için faydalı olduğu gibi, insan ruhu için de normlarını koruduğu derecde bir işlevsellik yaratarak sahip olunması gereken bir özellik iken; patolojik narsisizm kişinin empati yeteneğine ket vuran; kişinin, sevme olgusunu beceremeyen, etrafındakileri farkında olmadan birer eşya olarak görmesine yol açan hastalıklı bir durumda olmasına yol açmaktadır. Narsisizmin nasıl ortaya çıktığı ve tedavi süreçleri ile ilgili bir çok konuyu da bir sonraki yazımda sizlerle paylaşıyor olacağım. Merak edenler için; yukarıdaki makale ve tanımlamalarda yararlandığım kaynaklar da aşağıdadır.
  • Salim Atay - Çalışan Narsist
  • James F. Masterson - Kişlik Bozuklukları
  • James F. Masterson - Kendilik Bozukluklarının Tedavisi
  • James F. Masterson - Narsistik ve Borderline Kişilik Bozuklukları
  • Psikanaliz üzerine bazı çalışmalar/makaleler
Aralık 2013

Hakan Köse

Kişilik Bozuklukları Üzerine Bir Derleme -1-

İnsan ruhu ve psikolojisi yıllar boyu sayısız kişi tarafından incelenmiş ve büyük saygı duyduğum Freud amca tarafından da oldukça güzel tanımlamalarla -hele ki teknolojinin yetersiz kaldığı bu alanda ve o tarihlerde bile- bir harita haline getirilmesi başarılmıştır. Freud sonrası dönemde bir çok kuram ortaya atılmış olmasına rağmen, insanlık tarihi ilerledikçe eldeki vaka ve dataların çoğalması sayesinde daha temeli sağlam kuramlar varoldu. Bu yeni kuramlardan bazılarını okuma fırsatı buldum. Kişisel (amatör) meraklarımdan birisi de; insan psikolojisi ve psikanaliz. Bu yüzden bu alanda okuyabildiğim kadar kitap okumaya ve araştırma yapmaya çalışıyorum. Kişilik Bozuklukları ile ilgili olarak okuduğum son kitaplarda 1926 doğumlu James F. Masterson'ın bu konudaki çalışmalarını açıklayabilmek için yaptığı bazı tanımlamalar ilgimi çekti. Bu tanımlamalar çocukluk dönemini ve insanların hayatlarının sonraki dönemlerinde de bu küçüklük yıllarındaki edinimler ile kurdukları ilişkileri ve bu ilikişlerdeki problemleri gözler önüne sermeye çalışıyor. Yine Freud döneminde olduğu gibi eldeki yegane veriler, hayatlarında problem yaşayan insanlar ve anlattıkları. Masterson da kendi yaşamı boyunca edindiği tecrübeleri kitaplarında bazı haritalar çıkararak ve bu haritalar eşliğinde tedavi ettiği danışanlarının ona verdikleri bilgiler ile yazıya geçirmiş. Bu yazımda; ilgimi çeken ve insanlar tarafından bilinmesinin faydalı olacağını düşündüğüm bu modeli, özellikle önemli kişilik bozukluklarından sayılan Borderline (Sınırda Kişilik) ve Narsisizm üzerine nasıl açıkladığını anlatmak istiyorum. Uzmanlık alanım psikoloji ve psikiyatri değil ve bu konuda yazdıklarımın sadece okuduklarımdan çıkarımlarımın bir özeti olduğunu ve bu hassas konularda uzmanların daha bilgilendirici olacağını burada yeniden belirtmem gerek. Neden bu konuda bir yazı yazdığımı merak edenlere de, kişisel merakım ve araştırma özelliğim yanıtını vermiş olayım. Bu girizgahtan sonra yazıma fiilen başlıyorum.

İnsan bilinci anne karnında başlayan macerasına algısı tam açık olarak yıllarca devam eder ve beynin en önemli görevi, geri döndürülemeyen zaman kavramını desteklercesine bedenin/kişinin büyürken yola devam etmesini sağlamaktır. Yaşanan olaylar ne olursa olsun beyin temelden başlayarak binayı yıldan yıla yeni katlar çıkarak inşaa eder. Betonun sağlamlığını düşünmez ama bir şekilde bu inşaatın devam etmesi gereklidir. O yüzden yanlış giden bir şey varsa kişinin bunu tam anlamlandırmasına olanak vermeden derme çatma desteklerle (savunma mekanizmaları) de olsa işi yürütür. Amacı sadece bilinci ilerletmek ve yaşama devam etmektir. Bu yüzdendir ki, kişiliğin oluştuğu ve inşaatın temelinin atılığı çocukluk yılları çok önemlidir. Özellikle ilk 5-6 yıllık dönem bizlerin tüm hayatında kuracağı ilişkilerde sececeği yöntem ve yönelimleri belirleyen yıllardır. Bu yıllarda, süreler net olarak sabit olmamakla birlikte çocuk farklı dönemler geçirir ve bu dönemleri sağlıklı bir şekilde atlatırsa kişiliği ve kendiliği oluşacak olan çocuk; hayatının ilerleyen yıllarında da bu kendilik ve kişilik bilinci ile sağlıklı bir yaşam sürebilir (elbette ki mental sağlıktan bahsediyorum). Bu dönemleri ise şu şekilde özetleyebiliriz:
  1. Ortak Yaşam Evresi (Sembiyotik)
  2. Ayrılma-Bireyleşme Evresi (18-36. Ay arası)
  3. Ego Gelişimi
  4. Nesne Sürekliliği
Bu evrelerden ikincisi ise kendi içinde daha önemli 4 ayrı alt evreye ayrılmaktadır. Bu evre ve alt evreleri o kadar önemlidir ki, kişinin geleceğinde kuracağı tüm ilişkileri etkileyecektir. Bu alt evreler:
  1. Farklılaşma (Ayrılma-Bireyleşme evresinin 3. ve 8. ayları)
  2. Uygulama (Ayrılma-Bireyleşme evresinin 8. ve 15. ayları)
  3. Yeniden Yakınlaşma (Ayrılma-Bireyleşme evresinin 15. ve 22. ayları)
  4. Nesne Sürekliliğine Giriş
Peki bu önemli dönemi sağlıklı olarak atlatamayan bireye ne olur? Bir çok şey olabilir ve yaşamında sayısız problem, mutsuzluk yaşayacağı tepkiler/savunmalar geliştirir ama en önemli sorunlardan ikisi Borderline ve Narsisizm kişilik bozukluklarıdır. Mükemmel anne ve mükemmel çocuk olmadığından birçoğumuz aslında bu dönemden kaynaklı problemler yaşarız ancak bu problemlerin dereceleri vardır. En uç noktada ise Narsisizm ve Borderline bozuklukları gelişmektedir. Bunlar elbettte ki uzmanlık gerektiren konular ancak ben okuduklarımdan aklımda kalan çarpıcı bazı bilgileri aktarmak ve belki de bazılarınızda farkındalık yaratabilmek adına buraya not düşmek istedim.

Çocuk bu evrelerden Ayrılma-Bireyleşme alt evresinde emekleme ve yürümeye başlamanın da destekleyici etkisi ile yeni deneyimler yaşamaya istekli bir halde ara ara anneden uzaklaşarak ama annenin hep orada olduğunu da bilmek isteyerek bazı denemelerde bulunur. Emekleyen çocuğun biraz ilerleyip anneye bakması ya da düştüğünde veya canı yandığında benzer şekilde anneye dönmesi de bundandır (buradaki çok basit örnekler sadece olayı somutlaştırmak için verilmiştir, olay bunların çok daha ötesindedir). Bu küçük denemeler anne tarafından gerekli desteği görmez/göremez ise ve hele bir de üzerine annenin; çocuğun bireyleşme ve ayrılma çabalarına karşılık kendini geri çekerek, tehdit ederek, sözlü veya bedensel taciz ve şiddet ile yanıt verirse çocuk bu en önemli evreyi tamamlamaktan vazgeçecek ve hayatının bundan sonraki evresinde asla kendilik ve bireyleşmesini tamamlayamayacaktır. Kendiliğe veya bireyleşmeye dair attığı her adımda ise terk depresyonunu tadacak, bu depresyondan kaçmak için de savunmalarını dışavuracaktır. James amcamızın Kendilik Üçlüsü dediği şey tam da burada ortaya çıkar. Yani bu problemlerle boğuşan bireyler, kendiliklerini her aktive etmek istediklerinde, altta yatan Terk Depresyonu ortaya çıkacak ve bununla başedemeyen kişi savunma mekanizmaları ile kendiliğinden hızla uzaklaşarak bu döngüyü başa saracaktır.

Sınırdaki Kişilik Bozukluğu (Borderline)

Önemli not: Resimde en alttaki ok da sola bakıyor olmalıydı, yanlış çizmişim, özür dilerim.

Yine bu önemli oluşum evrelerinde çocuk, parça birimden tüm birime doğru bir nesne geçişi gösterir (kendisini parçadan tümlüğe doğru tanımlama). Ancak bu evredeki aksaklık, çocuğun nesne birimi olarak kendini parçalara ayırmasına ve tamamlanmamasına neden olur. Aynı dönemde, paralel olarak, egonun da iyi ve kötü olarak birleşip gelişmek yerine bölünmüş olarak kalması yüzünden de çocuğun egosu ve kendi parça birimleri arasında sağlıksız bir denge ve destek oluşur. Artık çocuk kendisini ikiye bölmüştür. Bir tarafı kendiliğini oluşturmak ve bireyleşmek isterken, bunu engelleyen anneye uymak için diğer tarafı; kendini engelleyen, söz dinleyen, pasif, boyun eğici, gerilemeyi destekleyen bir hal alır. Bu özet tanımı biraz daha açmam gerekirse, ego; Haz İlkesi ve Gerçeklik İlkesi ile ikiye bölünmüş halde kalırken, çocuğun bilinci de 2 adet Bölünmüş Nesne İlişkileri Birimi'nin etkisinde kalır. Bu 2 nesne birimi de farklı duygulardan beslenirler ve yönetilirler ancak birbirinin neredeyse aynı yapıdadırlar. Bunlardan GNİP (WORU) - Geri Çekilen Nesne İlişkileri Parça Birimi ve ÖNİP (RORU) - Ödüllendirici Nesne İlişkileri Parça Birimi olarak; parça kendilik temsili, parça nesne temsili ve bu ikisi arasındaki duygulanım aktarmaları ile ayakta kalırlar ve aşağıdaki özellikleri gösterirler.

Sınırdaki Kişilik Bozukluğu (Borderline)
Özellikle ÖNİP ile Patolojik Haz Egosu arasında bir ilişki vardır ve Patolojik Haz Egosu sürekli ÖNİP'i destekleyerek kişiyi bağımlı, pasif, boyun eğici kendilik içerisinde kalmaya zorlar. Sonuç olarak kişi ne zaman kendiliğini ortaya çıkarmak istese;
  • Kötü
  • Terk Edilmiş
hisseder. Bu duygunun karşısında da tahtıravellinin diğer tarafındaki
  • Gerçekliği İnkar Et
  • Kendine Zarar Ver (Savunma)
  • Bedel Öde ve İyi Hisset
duyguları ile gider-gelir. Çocuğun içindeki 2 fantezi imge bu durumu gerçeklemektedir. Kendilik iddiası olmayan, bundan dolayı sevilip ödüllendirilen çaresiz çocuk ve annenin geri çekilmesine yol açan, yetersiz, şeytani, kötü imge. Çocuk hem üzülen, hem cezalandıran olmuştur. Hayatı boyunca da tüm yakın ilişkilerinde bu iki uç arasında gidip gelecektir.

Yazı serimin ilkini burada tamamlıyorum. Ancak yazının daha anlaşılır hale gelmesi için yukarıdaki bazı terimleri daha anlaşılır halde aşağıya not düşüyorum.
  • Nesne, Nesne Sürekliliği, tam tanımını becemesem de, çocuğun kişilik, bireyleşme ve dünyayı ve kendini nesne olarak görebilme kapasitesi anlamında kullanılıyor diyebilirim.
  • Nesne İlişkileri Birimi derken, aslında çocuğun nesneleştirmek istediği konulardan bahsediyorum. Yani İç bilinçteki elemanlar, intrapsişik (içruhsal) aktivitelerdeki temsiller gibi nesneleştirilmek istenen şeyler için kullanılmakta.
  • Simbiyotik Evre, çocuğun annesi ile ortak bir bütün olarak yaşadığını sandığı, kendisini annenin bir parçası sandığı evreyi temsilen kullanılmakta.
  • ÖNİP (Ödüllendirici Nesne İlişkileri Parça Birimi): İçsel ödüllendirici tutumları temsil eden nesnelere ithafen kullanılıyor ancak burada Parça Birim denmesinin nedeni tüm nesne birimlerinin bir parçası olmasından (birbirine benzer ama farklı tepkiler veren 2 parça birim var ve kendi içinde de nesne ilişkilerini yönetiyorlar). ÖNİP'te ödüllendiren nesne ilişkileri söz konusu ama burada da durum elbette ki patolojik (hastalıklı).
  • GNİP (Geri Çekilen Nesne İlişkileri Parça Birimi): İçsel olarak çocuğu geri çeken tutumları temsil eden nesnelere ithafen kullanılıyor ancak burada Parça Birim denmesinin nedeni tüm nesne birimlerinin bir parçası olmasından (birbirine benzer ama farklı tepkiler veren 2 parça birim var ve kendi içinde de nesne ilişkilerini yönetiyorlar). GNİP'te çocuğun geri çekilmesini sağlayan nesne ilişkileri söz konusu ama burada da durum elbette ki patolojik (hastalıklı).
Daha fazla göster

Benzer Kişiler