Bilmek istediğin her şeye ulaş

Hypatia Hypatia, 

Mühendis

Mühendis Hypatia Hypatia inploid.com'da 11 soru sordu, 57 soru yanıtladı ve 27 takipçisi var.

Aralık 2016

Hypatia Hypatia bu yanıtı beğendi:

Kadınlar arada küfür etse ya da argo konuşsa rahatsız olur musunuz? Bir kadının küfürlü konuşması kötü bir şey midir?

Eyvallah abi! Birileri (üzgünüm soruya istinaden ve kadınlığım tuttuğundan) amk erkeklere haddinden fazla paye vermiş, annadın mı? Onların ağzına her şey yakışıyor da kadınlara hiçbir şey yakışmıyor.
Arkadaşım incelik ve kibarlık herkese yakışır kadını erkeği yok bunun. İnsan oldun mu sıkıntı olmaz. Haaa herkes gibi kadın da bazen daralır, yetemez etrafında duyduklarından patlatıverir. Öfkesine göre de değişir. Ya toptan silin ya da eğer rahatlatıyorsa kızlı erkekli devam. Benim oyum silmekten yana ama . . .
Aralık 2016

Hypatia Hypatia bu yanıtı beğendi:

İnsanı var olduğuna inandıran şey nedir?

Bilinci. Bilincin tabii neticesi olan kendisinin farkında olma durumu.

Vaktiyle rahmetli şöyle demişti; Her şeyden şüphe edebilirim, var olduğum bilgisinden de, tanrıdan da, her şeyden fakat şüphe eden varlığın var olmasından şüphe edemem(sonuçta ortada şüphe eden bir varlık var). Şüphe etmek düşünmektir(birinci sav). Düşünmek var olmaktır(ikinci sav - ilk söylediği cümleden doğal olarak çıkan sonuç). Düşünüyorum o halde varım(iki savdan çıkan sonuç).
Aralık 2016

Hypatia Hypatia bu yanıtı beğendi:

Dünyadaki herkese bir şey söyleme şansınız olsaydı bu ne olurdu?

Yaşa ve yaşanmasına izin ver.
Kasım 2016

Hypatia Hypatia bu yanıtı beğendi:

Bu kadar iyi niyetle yapılmış başarılı bir soru sorma sitesinde neden saçma sapan sorular soruluyor? Yetkililerin böyle davranışlarda bulunan kullanıcıları spamlamasının siteye zararı dokunur mu?

"Kusur Görenindir" diye güzel bir sözümüz var. Kişilerin saçma sapan sorularına cevap vermek zorunda değilsiniz. Birisi telefon zil seslerine dair insanların alışkanlıklarını anlamaya çalışıyor olabilir. Müzik sesleri fabrika ayarlarıyla gelen mi yoksa kişinin kendi ruhsal durumunu mu anlatıyor. Bu soruya siz o gözle bakamıyor olabilirsiniz. Soru içerisinde bir yazım hatası ya da mantık hatası görürseniz alternatif sorularda ekleyebilir ya da düzenleyebilirsiniz. Burası özgür bir platform :)
Kasım 2016

Hypatia Hypatia bu yanıtı beğendi:

Kendinizi geliştirmek için neler yapıyorsunuz?

Şartları zorluyorum
Kasım 2016

Hypatia Hypatia bu yanıtı beğendi:

inploid üyelerinin diğer sosyal ağlara göre daha nezih olduğu fikrine katılıyor musunuz?

Kişilerin değil platformun nezih olduğunu düşünüyorum. Zaman zaman ayarsız mesajlar olsa da (-ki benimde ayarsız mesajlarım var) platformun genel yapısı içinde önemsiz bir miktar. Burası da toplumun içinde bulunan ve diğer sosyal platformlarda iyi kötü hesapları bulunan kişilerden oluşuyor. Moderasyonun emeği sayesinde platform nezihleşiyor. Kullanıcılarda uyum sağlıyor sadece bireysel biz nezihlikten çok bence platformun yönetimin sağladığı bi nezih olma durumunu yaşıyoruz.

Ayarsız mesajlara, verdiğim ayarsız cevapları düşününce inploidin nezih bir ortam olmasına katkı sağladığımı düşünmüyorum. Sezarın hakkı sezara :)
Kasım 2016

Hypatia Hypatia bu yanıtı beğendi:

Herkesin en az bir kere okunması gereken kitaplar hangileridir?

Simyacı, küçük prens, ferrarisini satan bilge
Ekim 2016

Hypatia Hypatia bu yanıtı beğendi:

Işık bir madde midir? Madde ise yapısında neler bulunur?

Işık Einstein'ın madde-enerji denkliği nedeniyle maddedir ve kütlesi, momentumu vardır. Daha geniş çaplı söylersek madde olarak varsaydığımız bilardo topunun sahip olduğu tüm fiziksel özelliklere sahiptir ve aynı fiziksel kurallara uyar. Lisede bilardo toplarının çarpışma sonrası hızlarını bulmak için kullandığınız momentumun korunumunu aynen elektron - foton (ışık taneciği) çarpışmasına uygulayabilir ve her iki parçacığın çarpışma sonrası durumlarını (Heisenberg denkleminin sınırları içinde) hesaplayabilirsiniz (Işık yalnızca c hızına sahip olabileceği için çarpışma sonrası ya soğurulur ya da etkilenmez) .

Bununla beraber, ışık ancak kuantum mekaniği ile açıklanabilen ikili bir durumdadır. Madde/Enerji olarak kütle ve momentumu vardır ama aynı zamanda dalgadır (Deniz dalgaları gibi).

Birbirinin içinden geçememe ise maddenin temel özelliklerinden biri değildir. Bazı maddeler bu kurala uyar bazıları uymaz. Foton ve diğer bozonlar uzayda birbirinin içinden geçebilir. Ayrıca saydam cisimlerde ışık parçacıkları (fotonlar) içinden geçtiği maddeye (daha doğrusu elektronuna) çarpar. Soğurulur ve bir kısmı tekrar aynı frekansta oluşturulur. Işığın yavaşlıyor görünmesi bundandır (Aslında ışığın her ortamda hızı ~3e8 m/s dir).
Ekim 2016

Hypatia Hypatia bu yanıtı beğendi:

Ayı dünyaya çarptırmak için ne kadar enerji gerekirdi?

Bunun için çok büyük bir miktar enerji gerekmekle beraber hayal ettiğiniz kadar da büyük bir enerji gerekmeyebilir. Çünkü ay, -muhtemelen sonsuza kadar- yörüngede dönüp durmasını garantileyecek bir dengede. Eğer çok az daha hızla dönseydi yüzyıllar içinde yada hemen dünyanın yerçekiminden sıyrılıp uzaya fırlayıp giderdi... Eğer biraz daha yavaş olsaydı, dünyanın yerçekimi sonucunda yavaş yavaş (yada hızla) dünyaya yaklaşmaya başlardı ve en sonunda dünyayı ve kendisini yok edecek şekilde dünyaya çarpardı. Bir de şu var tabi ki. Dünya, ay ve diğer gezegenler her ne kadar taş gibi gözükselerde aslında kendilerini hareket ettiren devasa kuvvetler karşısında oldukça yumuşak cisimlerdir. Yani ayı durduracak kuvveti aya uygulamak, uçan yumurtaya tekme atmak gibi olabilir. Aya bu kadar büyük kuvveti bir anda uygulamak (mesela on binlerce atom bombası) ayın parçalanmasına sebep olabilir. Kaynak:quora.com/how-much-energy-would-it-take-...
Ekim 2016

Hypatia Hypatia bu yanıtı beğendi:

Ömür boyunca bir hayatı birlikte paylaşma isteğinin altında yatan gerçek nedenler nelerdir?

Çünkü para kazanmak, istediğini giymek, istediğini yemek, istediğin yerde istediğin şekilde eğlenmek, istediğin yerde gezmek,... eğlenceli gözükse de bunlar bir noktadan sonra tatmin etmiyor insanı, insan sıkılıyor. Arkadaşların ne kadar eğlenceli olursa olsun gece bitince herkes kendi evine gidip uyuyor ve evinde yapayalnız kalıyorsun. Ve sen en çok eve gittiğinde uyuyacağın birini istiyorsun yanında. Yatağın boş kalan yanını dolduracak birini... Sabah pişirdiğin omleti masaya koyarken "Çayını açık mı koyayım hayatım?" diye sana soran biriyle oturmak istiyorsun hep kahvaltı sofrasına... Üzerindeki elbiseyi nerden aldığını değil, çayına kaç şeker attığını bilen biri olmalı yanında!
Ekim 2016

Hypatia Hypatia  bu yazıyı beğendi:

BALKANLAR'DA YOLCULUK

Gezimanya.com'daki linki :gezimanya.com/Yazilar/balkanlarda-yolcu...

Öncelikle bu yazıda daha çok spot bilgiler şeklinde deneyimlerimi paylaşmaya çalışacağımı belirteyim. Şuraya gidin, burada yemek yiyin, orada eğlenin tarzı tavsiyelerde pek fazla bulunmayacağım. Tarihsel detaylarla ilgili çok güzel blog yazıları çeşitli sitelerde bulunmakta google'dan
isteyen bulabilir.

Benim bu tatile çıkmadan önce en çok merak ettiğim ama bloglarda pek göremediğim yol
durumları, sınır geçişleri, trafik detayları, polis çevirmeleri, benzin fiyatları, radar ve konaklamalar
ile ilgili işinize yarayacağını düşündüğüm detaylara değineceğim.

25eylül - 2ekim arası araba kiralayarak 8 günlük kısa denebilecek 4 ülkeden oluşan (kosova-makedonya-arnavutluk-karadağ) balkanlar gezime başlarken telefonuma birkaç işime yarayacak program yüklemiştim;
  • Sygic : bu 4 ülkenin haritalarını önceden indirdim ve çevrimdışı kullanma sayesinde yol sıkıntısı hiç çekmedim (olmazsa olmaz uygulamamız).
  • Sygic travel: eski adı tripomatic olan sonrasında sygic tarafından satın alınan bu uygulama gidilen ülkede size gezilecek yer, restoran vs gibi oldukça işe yarar önerilerde bulunuyor
  • Tripadvisor: hem otel hem aktivite(plaj, bar, restoran, cafe) önerisi açısından çok faydalı
  • Foursquare: günlük aktivitelerimi planlarken bu uygulamadan öneri ve yorumları da dikkate aldım (özellikle yemek işimi buradan hallettim)
  • Lexar: ios kullanıcısı olarak 16gb telefon hafızamın bana yetmeyeceği aşikardı ve bu sorunu Lexar 16gb iphone usb cihazı alarak çözdüm. Bunun uygulamasını da yükledikten sonra hafızam dolduğu anda saniyeler içerisinde cihaza aktarım sağlayıp dökümantasyonuma devam ettim.
  • Booking:konaklamamı şehirlere gittiğim gün ya da akşamı yaptım, önceden rezerve etmedim (olmazsa olmaz uygulamamız).

Dipnot: Ben zaman kısıtlı olduğu için alamadım ama bulabilirseniz Lonely Planet'ın Western Balkans kitabını seyahat öncesi edinmeye çalışın çok fayda sağlarsınız.

Kosova Rentalcargroup.com'dan (şiddetle tavsiye edilir) öncesinde rezerve etmiş olduğum ekonomi sınıfı
Fiat Punto aracımı Kosova - Priştine havaalanından aldıktan sonra sygic navigasyonu kullanarak yola başladım. { Bu arada priştine havaalanında free wifi mevcut bilginize, adı VALA FREE ;)} Araç ülke geçişlerine uygun özellikte olsun buna kesinlikle dikkat edin ve ona göre ayırtın. Arabanın ruhsatını kontrol edip muayenesinin tam olduğunu görmeyi unutmayın.

6323

İlgilenen çocuğun(Imre) sadece Karadağa geçişte 15 euro vereceksin uyarısını da yaptığını belirttikten sonra Priştineyi birkaç saatte gezdim. Yol boyunca çeşitli benzincilerde göz ucuyla fiyat değerlendirmesi yaptıktan sonra Petrol Company'de karar kıldım. Eğer Kosovadan geçiyorsanız bu benzincide depoyu fulleyin ;) {Balkanlarda benzin bize göre yaklaşık %30 daha ucuz} Makendoya sınır kapısı Vendkalimi kufitar Hani i Elezit'a doğru gelmek üzereydim (yer yer daha hızlı olmak üzere ama özellikle sınıra yakın bölgelerde 50-70 km/h arası seyir halinde virajlar ile dolu asfalt bir yol), sınır kapısına yakın bir mevkide ilk tecrübemi yaşadım. Yol biranda tek şerite düştü, sağda bir kulübe ve görevli memur bana acayip el kol hareketleri yapıyordu, tabi ingilizce anlaşmak imkansızdı. Sonunda bana "bekle" demek istediğini anladım ve aracı sağa çektim ki 45 sn sonra karşıdan birçok araç gelmeye başladı. Meğerse yol o an karşı tarafa aitmiş ben ne bileyim kardeşim : ), telsiz konuşmaları sonrası bana “gidebilirsin” işaretini vermesiyle ara geçişi kat ettim ve gördüm ki bu sefer ters yöndekiler az önce bizim beklediğimiz gibi beklemekteler. Böyle bir şeyle karşılaşır mısınız siz bilmem ama ben gene de uyarıyım. Yol çalışması değildi onu söyleyeyim.

Nihayet sınır kapısındayım ciddi bir kuyruk var, 2 gişe çalışıyordu. Fakat elemanlar çok uyanık sağdan soldan gelip önden araya girmeye çalışıyorlar siz siz olun aman vermeyin. Bunu gördükten sonra öndeki
araçla aramdaki mesafeyi 5 cm tutarak beklemeye devam ediyorum! (Türkiye'de böyle çakallıklar yapamazsın adamı oyarlar, bunlar 2 korna çalıyor sonra pısıyor)

Makedonya
Tampon bölgeyi takiben Makedonya giriş tarafında da biraz bekledikten sonra toplamda 2 saatte geçişi bitiriyorum, şükür! Kanımca bu kadar beklememin sebebi günlerden pazar oluşu malum ertesi gün işbaşı ve bu geçişlere de yansımış (diğer hiçbir sınırda böyle beklemedim). Bu arada Makedon gişelerinde esmer ülkücü bıyıklı bir görevli görürseniz direkt konuşun kendisi ya Türk ya da deli Türkçe konuşuyor ;)

Rota: Üsküp – Tetovo – Gostivar – Mavrovo – Ohrid
Üsküpte İskender meydanı, Vardar nehrini gezdikten sonra Tetova’ya geçtik. Burası kuruyemişi ile meşhur sanırım ki sık rastladık dükkanlara (Kosova’da da görmüştük Tetovo kuruyemişçilerini). Gostivar ise uğramadan geçilecek köy gibi bir yer vakit kaybetmedik. Beni bu gezide en çok gıcık eden şey Makedonya otoyolu idi. Rotanın ilk 50 km sinde 4 kere gişe parası vermek ciddi rahatsız etti beni. Otomobil ücreti 40 dinar ya da 1 euro. 1 euro = 60 dinar, yani Euro verirseniz benim gibi 20 dinar zarardasınız her gişede. Mevzu para değil ama bu durum irrite edici. Neyse 4 kez gişe ücreti ödedikten sonra yola devam ediyorum tabi yol biraz daha özensiz bir hal alıyor sonrasında (hiç para almamalarından durumu çakabiliyorum). Ama yol kötü değil merak etmeyin. Biz Mavrovo’ya her ne kadar uğramasakta siz kesinlikle girin çok güzel bir yer (gitmeden önce çok araştırmıştım). İlk konaklamam Ohrid. En az 2 gün geçirilmeli. Doğal güzellikleriyle, incisiyle meşhur bir yer. Google'da faydalı blog yazılarından muhakkak okuyup birkaç gününüzü bu güzel şehre ayırın. Türk çarşısında istanbul çaycısı var sahibi Cengiz abi çok kibar ve iyi birisi ona uğrayın ve sıcak muhabbetin tadına güzel türk kahvesiyle varın derim. Karşısında ohrid köftecisi var ki yemeden geçmeyin, meydanda havuzun orda "meydan" isimli restoranda türk şarkıları eşliğinde damak tadınıza uygun yemeklerin tadını çıkarın. Ben girdiğimde Barış Manço çalıyordu ilginç duygular yaşadım. Türkçe biliyor herkes merak etmeyin rahat anlaşırsınız. Börek (burek diyorlar) severlere güzel haber Türk çarşısında Adana Kebap diye küçük bir dönerci var sabahları müthiş börek çıkartıyor, biz en çok peynirliyi sevdik tekrar tekrar istedik. Çaylarımızın ise başka yerlerdeki çay ocaklarından bisiklet üstünde getirilmesi ise ilginç idi : ). Fiyatlar ise gerçekten uygun buna inanın. Haftanın her günü pazar kuruluyormuş ama en büyük olanı pazartesi günü imiş. Pazardan ohrid gölünün sularıyla yetişen ve çok lezzetli olan kurufasulyeyi de alarak (10TL/kg) gezimize meşhur inci dükkanlarına göz atıp devam ediyoruz. Kaliteli ve TR’ye göre fiyatları uygun incilerimizi de aldıktan sonra sahilde yürüyüş ve manzaraya kendimizibırakıyoruz.

Altımızda araç olduğu için gölün etrafını neredeyse tamamen gezdik, tavsiyem buna vakit ayırmaya çalışın çok güzel yerler ile karşılaşacaksınız. Özellikle Arnavutluk güney sınır kapısındaki Sveti Naum’a giderken yol üstünde Gulf of Bones müzesi var, buradaki manzaraya karşı birçok resim çekileceğinizi garanti ediyorum müzeye girmeseniz de. Ve tabiki Sveti Naum! Hakikaten görülesi bir yer. Siz araştırın ben detaya girmeden birkaç foto ile size özet gösterip Arnavutluğa geçiyorum.

Arnavutluk
Makedon çıkışı gişeleri sonrası Arnavutluk giriş gişelerinden de oldukça sempatik bir şekilde onayımızı alarak turumuza devam ediyoruz (Arnavutluk gişeleri en güler yüzlü, türkçe “güle güle, teşekkür, hoşgeldiniz” şeklinde sizle iletişim kurmaya çalışan memurlardan oluşuyordu) Ve geldik bizi en zorlayan yola!Pogradec – Elbasan – Tiran yolunun ilk yarısındaki virajlar ve dağ yolları sebebiyle 30-40 km/h hızla tek şerit halde oldukça uzun ve sıkıcı bir sürüş yaşadık. Ne yoldu ama! Bu arada Arnavutluk en güzel otobanlara sahip ülke bence bu 4 ülke arasında o ayrı, ben sadece bu hattan bahsediyorum yanlış anlaşılma olmasın sakın. Elbasandan sonrası Berat olsun Tiran olsun yollar çok iyi basın gidin. Basın derken laf icabı, ilk cezamı Arnavutlukta yedim ben, adım başı çeviri var. En fazla çevirme ve polis kontrol noktalarının olduğu ülkedir turumuzdaki çok samimiyim. Tabelada 80 mi yazıyor öyle git 110 basma yani, ne yazıyorsa o affetmiyorlar.

Dipnot: Size alışmakta zorluk çekeceğinize garanti vereceğim iki şey;

1) Yayalar yaya geçidine sanki yol tapulu malıymış gibi atlıyorlar ve tüm balkanlarda buna saygı had safhada olduğu için muhakkak araçlar duruyor. Bizde nasıl hatırlayın J Sırf bundan ötürü kaç kişiye heyecanlı anlar
yaşattık biz bu turda : D

2) Tabelada yazan hız değeri ile gitmenin verdiği memnuniyetsizlik ve sabırsızlık duygusu (Türk her yerde türk : D)

Tiran’a geldik nihayet. Fakirlik diz boyu, komünizm şehri mahvetmiş hala etkileri apaçık ortada. Neyse işin sosyokültürel tarafını geçiyorum ve heyecanlı yerine geliyorum. Müthiş bir park sorunu var. Biz bulamadık park edecek bir yer ve sizce ne yaptık : D Evet, tabii ki geniş bir kaldırımın köşesine park ettik. Bir yandan cafede bir şeyler yudumlarken bir yandan arabaya bakıyorum ve bingo aynasızlar iş başındalar! Yandaki araba ve bizim araca ceza kesiyorlar. Anlaşmak mı? İnglizce mi : D Adam yazdı yazdı baktım anlaşamıyoruz Google translate sağolsun yarın ödemem gerektiğini öğreniyorum herhangi bir bankaya! CEZA: 1000 lek (33 TL falan). Elbette ertesi gün ödemedim, ödemediğiniz her gün katlanıyormuş bunu 5 gün sonra öğrendik : D (Arabayı kiraladığım firmaya ödedim 15 euro şeklinde katkı payı dahil, onlar kendileri ödeyecekler. En basit yol bu maalesef zaman kaybetmemek adına) Neyse özetle Berat’ı gezmeden, Tiranda Dajti dağına teleferikle çıkmadan, adriyatik kıyılarında deniz ürünlerini yemeden Arnavutluktan dönmeyin. Karides, kalamar , balık bolca tüketin proteine doyun fiyatlar çok uygun çekinmeyin.

Dipnot: Berat kalesi görülmesi gerekli bir yer ve Kalaja Hotel konaklama için tavsiye ediyorum taş evlerde oldukça temiz odalarda çok rahat uyku çekeceksiniz. Kahvaltı dahil hizmet veriyorlar ve gerçekten yeterli (Süt ve meyve bile getiriyorlar daha ne olsun). Türk kahvesini de güzel yapıyorlar.

Bence balkanlarda Türk kahvesi bizden daha güzel yapılıyor. Bir de siz deneyin bakalım fikriniz ne olacak. Yalnız Türk kahvesi var mı emin olun, yoksa onların içtikleri kahveden içersiniz ki cidden ağır bir kahve resimde görüldüğü gibi fincanın yarısına kadar koyuyorlar.

6323

Tiran – Durres – İşkodra hattı çok temiz yollar akıp gidiyorsun valla (polislere dikkat). Dedim ya ulaşımda en çok Arnavutluk memnun etti bizi. İşkodra üzerinden Karadağ’a geçelim derken bir bakalım diyerek girdiğimiz yerden oldukça sevimli bir kente vardığımızı farkettik:İşkodra! Skadar gölü kıyısında bir yerleşim ve çok şirin bir mevki. Meydanda Ebu Bekir Cami var ve ona çıkan İdromeno caddesinde dünya mutfaklarından restoranlar oldukça kaliteli. Yolunuz düşerse San Francisco restoran ya da Villa Bekteshi restoran önerilir ;) Ve Muriqan - Sukobin sınır kapısı geldi çattı. Bir farklılık yaşıyoruz ve tek gişeden hem Arnavutluk çıkışı hem Karadağ girişimizi alıp yola devam ediyoruz.

KARADAĞ
Turun sevmediğim 2. Yolu da burada;Sukobin – Ulcinj – Bar – Budva – Kotor Hattı Sukobin – Ulcinj yolu çok virajlı sarp dağlar arasında dar yollardan oluşuyor. Hele bizim gibi gece geçiyorsanız bariz tırsacaksınız zifiri karanlıkta. Hani birisi yolu kapatsa en ufak şansınız yok kaçmak için öyle diyim. Gündüz vakti geçmeye çalışmanız önerilir. Ulcinj sonrası rahat, gene virajlar var ama yerleşimde var daha emniyette hissediyorsunuz kendinizi. Hele ki Bar’a vardıysanız gerisi tamamdır yollar gayet iyi Kotor’a kadar. Zaten Arnavutluktan Karadağ’a geçince her şey değişiyor, başta para Euro! Evler, arabalar, giyim kuşam, imkanlar vs. Neyse geyiği bırakıp aksiyona geliyorum gene : D Bar’a doğru gidiyoruz önümüzde kıl bir eleman çok yavaş sürüyor arabayı bizde Arnavutluktan çıktık nasıl olsa diye sabırsızlıkla geçmeye çalışıyoruz (The Turk : D) yol bir anda bize çift şerit oldu ve tam solladık rahatlığını yaşarken çat! Aynasızlar az ilerdeymiş ve bizi sağ çekti. Pasaport ruhsat vs derken sollama cezası yiyoruz (aslında yol çift şerit ve sollanmaz çizgisi de yoktu) bize gösteriyor 80 ila 320 euro arası cezası varmış. Bizde çok anladıydık gösterdiği kağıttan zaten! . Ama ben size minimumdan yani 80’den ceza yazıcam ödemediğiniz her gün bu katlanır diyor 320’ye kadar (insaflı çıktı bari). E nereye ödeyeceğiz derken adam bizim ehliyete el koyuyor ve diyor ki cezayı yarın ödeyin bankaya, sonrasında dekont ile polis departmanına gelin ehliyeti alın. Bu süre içinde bizim arabayı kullanabilmemiz için de bir evrak doldurdu ve çevirme olursa bu kağıdı gösterirsiniz dedi. Moraller dip! Nasıl uğraşacağız bunca saçma şeyle diye düşünürken “nereye gideceksiniz buradan almanya? İtalya? Vs” diye sordu, Türkiye dedik adam bir durdu (demek ki pasaporta yalandan bakmış namussuz) Türkiye mi dedi, ee evet! Bir daha durakladı ve elimizden kağıdı aldı yırttı (o kadar uğraşmıştı doldurmakla halbuki) ehliyeti geri verdi hadi gidin ceza yok dedi. İçimizden sevinç çığlıkları atıyoruz ama dışardan vakur bir duruş ile teşekkür edip polisin elini sıkıyoruz ve topukluyoruz, Ciao!! : D

Dipnot: Arabayı kiraladığım firmadaki aracı çocuk Imre’ye bu olayı anlattığımda güzel ama biraz da riskli bir bilgi paylaştı size söyleyeyim benden çıksın. Bu tarz şeyler polislerin para koparmak için başvurduğu yollar olduğunu özellikle bu durumda utanmamamı(resmen don’t be shame dedi adam) ve anlaşma yoluna gitmemi uygun bir dille ifade ederek genelde 5 euro rüşvet ile tüm cezalardan kurtulabileceğimizi söyledi. Fakat bunu “kesinlikle Kosovo’da deneme” diye de uyardı. Arnavutluk, Makedonya ve Karadağ’da sistem geçerliymiş. Bir sonraki gidişimde başıma gelirse sanırım deneyeceğim.

Bar, Sveti Stefan, Budva ve Kotor tabiki gezilmesi gereken yerler Karadağda. Stari grad(eski şehir) denilen surların içindeki eski yerleşim yerleri oldukça sevimli/lüks restoran ve kafeler ile doldurulmuş. Google’dan gene bu yerlerle ilgili işe yarar gezi yazılarına ulaşabilirsiniz. Kotorda kaleye çıkıp resim çekilmeyi unutmayın ;)

Dönüş yoluna gelecek olursam farklı olarak Arnavutluk Kosova arasında bu sefer Laç – Kukes otoyolunu kullandım. Yol kaymak gibi bizim tabirimizle, geniş ve akıp gidiyorsun hiç korkmayın.

6323

Yalnız ilk 30 km’de yaklaşık 5 hız kontrol vardı aklınızda olsun. Sonrasında kukese kadar hiç görmedim. Benzini ise Emmanuel Petrol’den aldım. Oldukça uygun fiyatı var. Genelde Arnavutlukta benzin fiyatları litre başına 150-175 lek arasındadır. Yanından bile geçmeyin diyeceğim Kastrati Petrol var, kazığın böylesi görülmemiştir (Genel bir tavsiye olarak benzini direkt gidip almadan önce birkaç firmanın fiyatlarına bakın öyle bir değerlendirme yaparak alın derim) . Artık Kosova dibimizdeydi,Morine – Vermice sınır kapısından 8 dk gibi bir sürede sorunsuz geçtik ( Karadağa ne girerken ne çıkarken para ödedik buradan Imre’ye sevgilerimi yolluyorum J ).
Yolumuzun üstünde beni bu turun en çok şaşırtan şehrine geldik. Buraya arnavutluktayken her yerde gördüğümüz köfte reklamları sayesinde meşhur olduğunu tahmin ederek uğramak istemiştik ve “iyi ki de gitmişiz” dedirten lokasyonlardan olmuştu bizim için.

Prizren Prizren Prizren !

Yani Priştinadaki fakirlik, geri kalmışlık, döküklük yerini Kosova’dan beklenmeyecek kadar Avrupayi bir yere bırakmış. Eskişehirdeki porsuk çayının benzeri olan Bistriça nehri etrafında birçok restoran ve kafelerden oluşan tüm kosovanın oraya aktığı bir kent. Çoğu kişi Türkçe biliyor hiç yabancılık çekmiyorsunuz. Şadırvan meydanındaki cafeleri, sinan paşa camisi ve bu caminin yukarısındaki genç çılgınlığı yaşanan bar ve cafeleri ile resmen piyasa yeri amiyane tabirle. Kızların çoğu sarışın renkli gözlü, aşırı süslü makyajlı ve modern görünümlü. Böyle bir durumu inanın beklemiyorduk, bir yandan meşhur Kosova köftelerini yerken bir yandan da bunlar “turist mi ? ” acaba diyerek kafayı yemek üzereydik ki garson açıklamayı yaptı :Kosovalılar : D Hafta sonu böyle bir durum oluyormuş ama gidecekseniz bu detaya dikkat edin derim, belli ki kosovanın gençlerinin toplanma ve avlanma merkezi Prizren.

Son olarak Prizren üstünden Priştina havaalanı yolunda kullanılan otoyolun da çok başarılı olduğunu söylüyor ve gidecek olanların işine yarar bir yazı olmasını umut ederek hayırlı yolculuklar diliyorum…

Not: Bu turda sadece Makedonya otoyollarında para ödedik, diğer tüm otoyollar ücretsiz idi.

Kalın sağlıcakla…
Ekim 2016

Hypatia Hypatia bu yanıtı beğendi:

İç mimarlık öğrencisiyim, ölüm temasıyla ilgili soyut bir kolaj çalışması yapmam gerekiyor. Ne gibi bir tasarım yapabilirim?

Katıldığım bir cenaze sırasında arkadaşımla sohbet ederken öğrendim ki, kızılderililer bir doğum olduğunda yas tutarlarmış. O andan itibaren hayatta kaldığı süre boyunca yorulacak, üzülecek, çabalamak direnmek zorunda kalacak, bitmez tükenmez bir koşturmacanın içerisinde olacak diye. Öldüğünde ise bundan sonra hiçbir sıkıntı, ağrı, sızı, kaygı çekmeyecek artık rahat edecek diye mutlu olur şenlik düzenlerlermiş.

Doğru yada yanlış bu konuşma üzerine şunu fark ettik ki aslında ölen ardından bizim yaptığımız çoğu eylem, ölenden çok kalana dair eylemler.

Sonuç olarak ölüm sonrasının ne olduğunu aramızda tekrar dirilen olmadığına göre bilmiyoruz. Bu noktada ölüm teması sadece tek taraflı yani geride kalanlar için anlamdırılan bir tema.

Geride kalanlar için tanımlanması ise genel yani toplumun ortasında yer alanlar, bizim ülkemize göre örneklendirmek gerekirse, dini inancı gereği ölüm sonrası hayatın devam ettiğine inananlar için, yaşarken yaptıklarının muhasebesi sonucu ya cezaya ya da ödüle layık görülen ve sonsuza kadar bu derecelendirmeye göre yaşamaya devam edecek hayatın bir başlangıcı iken, mesala bir doktor, hemşire, morg görevlisi için diğer sıradan görevlerinden farksız olabilir. Dolayısıyla ölüm teması teoloji, tıp, felsefe, sosyoloji, sinema, heykel, hukuk, vb aralıklarınca farklı algılanır.

Her kim hangi açıdan bakarsa baksın her biri geride kalanların hayatlarını düzenlemektedir ve fakat gerçek şudur ki artık ölen için ki bu sadece canlı da olmak zorunda değildir, artık var olmayacaktır ve bir izden ibarettir. Dokunduğu, gördüğü, duyduğu, öğrendiği, öğrettiği, tattığı, baktığı, şaşırttığı, sevindirdiği, üzdüğü her ne varsa her birinde, onun belleğinde yarattığı yansımadan ibarettir.

Hani derler ya; anlattığın karşıdakinin anladığı kadardır diye, o halde ölüm, geride kalanlarla yaşadıkların kadar mıdır?

Sorunun içerisindeki "armut piş, ağzıma düş" algısını kendi önyargıma ait olduğunu kabul ettiğim için cevaptan çok , akıl yürütmek istedim ama sanki cevap da vermiş oldum.
Ekim 2016

Hypatia Hypatia bu yanıtı beğendi:

Bir barda yalnızlar gecesi düzenleseniz, insanların birbirleriyle daha çabuk kaynaşmasını sağlayacak nasıl bir yol izlerdiniz?

Yaratıcı drama konusunda araştırma yapabilirsin. Küçük gruplar üzerindeki kaynaştırıcı etkisine inanamazsın. Önerim bu konuda deneyimli bir drama yöneticisisinin oyunu yönetmesinin iyi olacağıdır. Direkt tanışma ve kaynaşma üzerine çok yaratıcı oyunlar bulabilir. Yaklaşık 1 saat sonunda gruptaki herkes birbirini tanıyor ve sohbet edebilir hale geliyor :).
Eylül 2016

Hypatia HypatiaBirkan Aydin kişisini takip etmeye başladı

Birkan Aydin, Bilgisayar Programcısı, @birkanaydin

Sometimes you win, sometimes you learn... Natural Born Anarchist.. 14 yaşından beri kahvenin gücüne inanıyor. :)

Eylül 2016

Hypatia Hypatia bu yanıtı beğendi:

inploid'in sevdiğiniz ve sevmediğiniz yönleri nelerdir?

Inploid'in en sevdiğim yanı: sanırım üyeleri. :) Düşüncelerine saygı duyduğum ve özenle takip ettiğim bir çok üyesi mevcut. Ayrıca bana kaliteli soru sormanın ne kadar önemli bir olgu olduğunu, sormuş olduğum bir kaç saçma sorunun hemen kaldırılmasıyla öğretmiş oldu. Yönetimin felsefesini seviyor ve örnek alıyorum. Inploid'in en çok sevdiğim özelliklerinden birisi de üyelerin yüzünden önce fikirleri ile tanışıyor olmam ve bence bu paha biçilemez.
Eylül 2016

Hypatia Hypatia bu yanıtı beğendi:

Şu anda 22 yaşında olan, ilki ve sonu olacak erkeğini bekleyen kıza ne dersiniz? Hiç erkek arkadaşım da olmadı...

Okula git derim. Boş boş beklemektense eğitim seviyeni yükseltmen akıllıca olacaktır. Zaten bakire alacak olan adam için "evde kalmış" yaşına gelmişsin; o beklediğinin hiç gelmemesi ihtimalini de göz önünde bulundurarak bir meslek edinsen faydalı olabilir.
Eylül 2016

Hypatia Hypatia bu yanıtı beğendi:

İnsan ruhunu maddeye dökecek olursanız neye benzetirdiniz?

Çamur.
Daha Fazla

İlgilendiği KonularTümü

Mühendislik Meslek Odaları

898 Kişi   48 Soru

Fizik Mühendisliği

82 Kişi   36 Soru

Mühendis

325 Kişi   39 Soru

Futbol

876 Kişi   196 Soru

Dinler

1121 Kişi   329 Soru

Siyaset (Türkiye)

1477 Kişi   473 Soru

Felsefe

1943 Kişi   501 Soru

Türkiye Sorunları

1156 Kişi   239 Soru

Yemek Kültürü

853 Kişi   86 Soru

Sağlık

1128 Kişi   1192 Soru

İstanbul

569 Kişi   196 Soru

Bilim

859 Kişi   286 Soru

Seyahat

467 Kişi   88 Soru

Hayatın Anlamı

512 Kişi   48 Soru

Ölüm

544 Kişi   125 Soru

Felsefi Düşünce

502 Kişi   72 Soru

Yabancı Diziler

495 Kişi   64 Soru

Mustafa Kemal Atatürk

373 Kişi   51 Soru

Kişilik

503 Kişi   52 Soru

Burçlar

426 Kişi   40 Soru

Yemek

345 Kişi   257 Soru

Gezi

371 Kişi   72 Soru

Hayal Kurmak

416 Kişi   35 Soru

Kitap Okumak

385 Kişi   43 Soru

Galatasaray

248 Kişi   56 Soru

Mutluluk

297 Kişi   57 Soru

Siyaset (Dünya)

292 Kişi   120 Soru

Fikir Cimnastiği

327 Kişi   12 Soru

Rüyalar

324 Kişi   66 Soru

Hafıza

322 Kişi   40 Soru